YEREL HABERLER - 21 Ekim 2013 Pazartesi 14:40

HER DERDE DEVA BOZA TEZGAHTAKİ YERİNİ ALDI BALBAY: "BOZA, TÜRKLER TARAFINDAN İLK OLARAK ORTA ASYA'DA YAPILDI"

A
A
A
HER DERDE DEVA BOZA TEZGAHTAKİ YERİNİ ALDI
BALBAY: "BOZA, TÜRKLER TARAFINDAN İLK OLARAK ORTA ASYA'DA YAPILDI"

Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde 75 yıllık bir geçmişe sahip olan Balaban Boza, kurban bayramı sonrası meşhur bozasını satışa sundu.
İlk kez boza ustası İsmail Efendi’nin 1938’de yerleştiği Lüleburgaz’da denediği formülün çok beğenilmesi ile üretimine başlanan daha sonra İsmail Efendi’nin sırtladığı imbiği oğlu Hacı İbrahim'in devralması ile lezzeti üç kuşak değişmeden bugünlere gelen Balaban Boza, tezgahlardaki yerini aldı.
Kırklareli, Edirne, Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale, Bursa, Balıkesir, Ankara ve Eskişehir ve ilçelerine yayılan Balaban bozanın 1 litresi 5 lira, 2 litresi 9 liradan satışa sunuldu.
Bozanın tarihi ve geçmişi hakkında bilgi veren Balaban Boza işletme müdürlerinden Hüseyin Balbay, şöyle konuştu: ’’Üretildiği bölgeye göre değişiklik göstermekle beraber; mısır, darı irmiği, buğday unu gibi tahıllar ve içerisine ilave edilen su ve şekerden üretilir. Bozanın bilinen tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Mısır ve Kuzey Afrika sahillerinden Akdenizli tüccar gemiciler aracılığıyla yayılan boza, Türkler tarafından ilk olarak Orta Asya’da yapılmaya başlanmış. Orta Asya ve Kafkaslar’dan kuzeye, Volga havzasına ve Balkanlar’a doğru geniş bir coğrafyaya yayılan ve Osmanlı mutfağının da vazgeçilmezleri arasına giren boza, geleneksel tadıyla günümüzde de sofralardaki yerini almaya devam etmektedir.’’
BOZANIN SAĞLIĞA YARARLARI
Bozanın keyifli içiminin yanı sıra içerdiği aktif maya sayesinde probiyotik etkisi de bulunan bir içecek olduğunu belirten Balbay, şunları söyledi: ’’Bu sayede hem barsak faaliyetlerini düzenler hem hazmı kolaylaştırır. Probiyotikler için günümüze kadar onlarca tanımlama yapılmıştır ancak en fazla taraftar toplayan tanımlama; 'hazırlanmış veya yiyeceklerde bulunan canlı, belli biyolojik yapıları yeterli sayıda içeren, insan barsağına implante olan ve kolonizasyon göstererek mikroflorayı değiştiren ve kişinin sağlığı için yararlı etki gösteren oluşumlardır. Diğer basit bir tanımlama da yeterli miktarda verildiğinde insanda sağlıkla ilgili yararlı etki ortaya çıkaran canlı organizmalardır şeklindedir."
Bozanın probiyotik etkisinin ötesinde bilinen pek çok faydaları olduğunu ifade eden Balbay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Karbonhidrat bakımından zenginliğiyle önemli bir enerji kaynağı olan ve yapısında A, B, C ve E vitaminlerini barındıran boza özellikle B kompleksi vitaminleri ile beslenmede önemli role sahiptir. Çocukların kemik gelişimindeki etkisi ve içerdiği maya sayesinde emziren annelerde süt yapımını artırdığı, mide bezlerinin faaliyetlerini olumlu yönde etkilediği ve sinirleri dinlendirici etkisi olduğu biliniyor.’’
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Doç. Dr. Mustafa Otrar: "Çocuklarımız hayatın her alanında gördükleriyle yetişirler" Kastamonu’da, düzenlenen "Akran Nezaketi" panelinde konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mustafa Otrar, "Çocuklarımız sadece okulda değil, hayatın her alanında gördükleriyle yetişirler. Ailedeki davranışlarımız, öğretmenlerimizin tutumu, birbirimize olan yaklaşımımız onların karakterini şekillendirir" dedi. Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından akran zorbalığıyla mücadelede güzel ahlak ve nezaket kültürünü merkeze alan "Akran Nezaketi" paneli düzenlendi. Panel, Kastamonu Valiliği koordinesinde gerçekleştirilen panel, Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi. "Yaklaşımımız onların karakterini şekillendirir" Panelde konuşan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Mustafa Otrar, "İnsan eşref-i mahlukattır ve buna yakışır bir dil, bir hal ve bir duruş sergilemek zorundayız. Çocuklarımız sadece okulda değil, hayatın her alanında gördükleriyle yetişirler. Ailedeki davranışlarımız, öğretmenlerimizin tutumu, birbirimize olan yaklaşımımız onların karakterini şekillendirir. Biz birbirimizin haliyle halleniriz. Bu yüzden nezaket, bizim için sadece bir kavram değil, bir yaşam biçimi, bir iklimdir. Bu iklimi güçlendirmek için hep birlikte gayret etmeye devam edeceğiz" dedi. İyiliğin öneminden bahseden Otrar, "Biz, birbirimize iyi olalım, çocuklarımız birbirlerine iyi olsunlar. Zira insanlar sadece okulda değil, nerede ne yapıyorsak, nerede nasıl hal ile halleniyorsak, birbirimizden gördüklerimizden bunu yapıyoruz. Elbette okuduğumuz kitapların burada bir etkisi vardır ama annemizin babamıza hitabı, babamızın annemize nezaketi, okulda öğretmenimizin öğretmenine olan nezaketi, öğretmenimizin arkadaşlarımıza olan nezaketi, onlardan görgü üzerine edindiğimiz şeyler" diye konuştu. "Eğitim, sadece bilgi aktarımı değil" Panelde konuşan Kastamonu Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş ise, "Eğitim dediğimizde sadece bilgi aktarımı değil, aynı zamanda bireylerin vicdanının geliştirilmesi, karakter inşa edilmesi ve değer kazandırılması da akademik bilgi kadar önemlidir. Türkiye Yüzyılı vizyonu hedeflerinde öğrencilerimizin hem akademik yönden gelişmeleri hem de değerlerine sahip olarak bu değerleri geleceğe taşımaları ve birbirleriyle olan iletişimlerini etkin şekilde kurabilmeleri adına kıymetli hocalarımızın görüşlerinden faydalanmak üzere bu paneli düzenlemiş bulunmaktayız. Bu panelle birlikte bakış açılarımızın değişeceğine, öğrencilerimizin akranlarına karşı yaklaşımlarının farklılaşacağına ve sürekli değişen dünyada yeni paradigmaların okullarımıza nasıl yansıtılacağının da farklı bir boyut kazanacağına inanıyoruz" dedi. Açılış konuşmalarının ardından İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Belma Tuğrul, Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Doğan, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Pembecioğlu ve Davranış Bilimi Uzmanı Dr. İlhamı Fındıkçı tarafından akran zorbalığı ve nezaket konuları hakkında önemli bilgiler verildi. Panele, Kastamonu Valisi Meftun Dallı, akademisyenler, kamu kurumlarının temsilcileri, STK temsilcileri, okul müdürleri ve öğretmenler ile çok sayıda davetli katıldı.
Antalya Foseptik çukuruna düşen 10 yaşındaki çocuk operasyonla kurtarıldı Antalya’da oyun oynarken apartmanın açık unutulan fosseptik çukuruna düşen 10 yaşındaki oğlunun kurtarılmasını endişeli gözlerle izleyen anne görevlilere "Çıkarın artık ne olur" diyerek gözyaşı döktü. Bacağında ve vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen küçük çocuk, AFAD ve itfaiye ekiplerince kuyudan çıkartılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı.Olay, saat 15.00 sıralarında Kepez İlçesi Yeni Mahallesi 2440 Sokak üzerindeki bir apartmanın bahçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, okuldan dönen 10 yaşındaki Ömer Yılmaz, oturdukları apartmanın bahçesinde oynamaya başladı. Bir süre sonra çocuk bahçede üzeri açık unutulan 5 metrelik foseptik çukuruna düştü. Küçük çocuğun yardım çığlıklarını duyan annesi ve komşuları 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı.Ekipler seferber olduİhbarla adrese Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı kurtarma ekibinin yanı sıra Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Adrese gelen ekipler ilk olarak merdiven yardımıyla küçük çocuğun yanına inerek sağlık durumunu kontrol etti. Bacağında ve vücudunda kırıklar olduğu tespit edilen küçük çocuk ip yardımıyla sedyeye sabitlendi. Bu sırada çukura düşen oğlunun kurtarılmasını endişeli gözlerle izleyen anne Şahinet Yılmaz’ı yakınları ve komşuları sakinleştirdi."Ne olur çıkarın artık"Geçen her dakikada oğlunun sağlık durumundan daha da endişelenen anne görevlilere "Kaç saat oldu, çıkarın artık yeter. Göreyim oğlumu" diyerek gözyaşı döktü. AFAD ve itfaiye ekiplerinin yaklaşık 45 dakikalık çalışmasının ardından küçük çocuk düştüğü kuyudan çıkartılarak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Küçük çocuğun düştüğü kuyunun üzeri ise vatandaşlarca tahta ve suntalarla kapatıldı.