GENEL - 30 Kasım 2018 Cuma 11:48

Jeotermal kaynaklı sebze meyve kurutma tesisi kapasite artışında son aşamaya gelindi

A
A
A
Jeotermal kaynaklı sebze meyve kurutma tesisi kapasite artışında son aşamaya gelindi

Kırşehir’de Esnaf Odaları Birliği tarafından işletilen jeotermal kaynaklı sebze meyve kurutma tesisi kapasite artışında son aşamaya gelindi.

Kırşehir’de Esnaf Odaları Birliği tarafından işletilen jeotermal kaynaklı sebze meyve kurutma tesisi kapasite artışında son aşamaya gelindi.


Kırşehir Karalar Köyünde bulunan 3 yılı aşkın süredir Esnaf Odaları Birliği tarafından işletilen sebze meyve kurutma tesisinde kapasite yetersizliği yetersizliği ile Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) sosyal ve çevresel yatırım programlarına ‘Kurutulmuş Gıdada Kapasite Artışı’ isimli 485 bin lira bütçeli proje de son aşamaya gelindi.



Esnaf Odaları Birliği Genel Sekreteri Fatih Tokmak, projenin tamamlanması sonrasında Kırşehir’in jeotermal kaynakla elde ettiği ürünün 3 katını elde edebileceğini söyledi.



Tokmak açıklamasında, “Sistemin sağlıklı işletilebilmesi için köye giden elektrik altyapısında güç arttırımı yapılmalı. Esnaf Odaları Birliği olarak kısıtlı bütçe ile Kırşehir’in en önemli değerlerinden bir tanesi olan jeotermal kaynağı doğru ve etkili kullanmak istiyoruz.



Tesisten elde edilecek ürünlerin doğru bir tanıtım ve pazarlama ile piyasaya arzı yapılacak. Bizler, Kırşehir’in menfaatine olan her şeyde sorumluluk alıyoruz. Kırşehir’in yöneticilerinin de bizlere destek vermesi çok önemli. Tesisten elde edilen ürünler Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’nin de verdiği destekle Cacabey Meydanında birliğimizce şehrin dokusuna uygun olarak yapılan alanda sergilenecek ve satışa sunulacak.” dedi.



Tesiste üretilen ürünlerin yüzde yüz doğal olduğunu anlatan Esnaf Odaları Birliği Genel Sekreteri Tokmak, “Buradan alınan ürünler hiçbir katkı maddesi kullanılmadan besin değeri yüksek ve enerji veren ürün guruplarından oluşmaktadır. Kırşehir’in Cemele biberi bundan sonra ki süreçte tesiste kurutma işlemi yapılarak halkın beğenisine sunulacak. Amacımız; bölgede üretilen sebze meyveleri ve talepler doğrultusunda istenilecek ürünleri kurutarak her mevsim istenilen ürünün sofralarda yer almasını sağlamaktır.”diye konuştu.


Karalar Köyündeki çalışma 2018 yılı başlarında sunulan proje ile başlamıştı. Yıl sonu ise çalışmaların tamamlanması bekleniyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.