MAGAZİN - 02 Temmuz 2021 Cuma 11:59

Düğün heyecanı başladı, çiftler gelin ve damatlıkla dans kursuna koştu

A
A
A
Düğün heyecanı başladı, çiftler gelin ve damatlıkla dans kursuna koştu

Pandemi sebebiyle düğünlere getirilen kısıtlamaların kaldırılmasıyla düğün yapmak isteyen çiftler dans kurslarına akın etti.

Pandemi sebebiyle düğünlere getirilen kısıtlamaların kaldırılmasıyla düğün yapmak isteyen çiftler dans kurslarına akın etti.


Pandemi kısıtlamaları sebebiyle genç çiftler, uzun süre düğününü erteliyor veya sade bir nikah ile dünya evine giriyordu. Yasakların kalması ile düğün yapmak isteyen çiftler düğün telaşına girdi. Uzun süre yasak sebebiyle düğün yapamayan genç çiftler, dans kurslarına akın etti. Düğünde unutulmaz bir an yaşamak isteyen gelin ve damat, dans kurslarına giderek burada eğitim almaya başlıyor. Yasaklar nedeniyle 8 aydır düğün yapamayan, sade bir nikah ile dünya evine giren Emre Tan ve Dilan Tan çiftti yasakların kalması ile hayalindeki düğünü yapmak için dans kursuna başvurdu.



“Düğünümüze iki gün kala yasak geldi”


Çok heyecanlı olduklarını söyleyen dans kursu öğrencisi Emre Tan, "Aslında biz nikahımızı yaptık. Nikahı yaptıktan sonra düğünümüz vardı fakat düğünümüze iki gün kala yasak geldi. Düğünümüzü yapamadık. Çok heyecanlıyız ve düğünümüzün olmasını istiyoruz, bu yüzden de güzel bir başlangıç olması için dans dersine geldik. Derslerimiz çok heyecanlı normalde ben pek hevesli değildim. Geldikten sonra fark ettim, içimde dansçı kimliğim varmış bunu öğrendim. Bundan sonra da dansa devam edeceğiz ve eğitim alacağız" dedi.



“8 aydır düğün heyecanı yaşayamadık”


Çok mutlu olduğunu söyleyen Dilan Tan, "8 aydır evli olmamıza rağmen düğün heyecanı yaşayamadık. İnşallah bir aylık süreç sonunda bu dansı tamamlayıp düğün heyecanımızı yaşayacağız. Mehmet hocamıza da teşekkür ediyoruz. Sayesinde dersler çok güzel geçiyor" diye konuştu.



“Çok fazla yoğunluk yaşıyoruz”


Mehmet Yıldırım, "Pamdemi sürecinde şuan çok yoğunlaştık. Yoğunlaşma nedenimizde sürekli ertelenen düğünler. Ondan dolayı boz eğitmenler olarak da tüm saatlerimiz randevularla geçiyor. Gayet keyifliyiz, güzel bir döneme başladık. Herkese mutluluklar diliyorum" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Köprübaşı çileği bu sene de çiftçinin yüzünü güldürdü Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde tescilli Köprübaşı çileğinde yıl boyunca seralarda üretimler devam ederken, hem Demirköprü Barajının dolması hem de ilçe çiftçilerinin üretim tecrübesinin artmasıyla bu yılda yüksek verim ve kazanç bekleniyor. Manisa’nın Köprübaşı ilçesinde 2017 yılında coğrafi işaret tescilini alan Köprübaşı çileği, ilçede tarımsal üretimin en önemli kalemlerinden biri olmayı sürdürüyor. İlçe genelinde yaklaşık 4 bin 500 dekar alanda üretimi yapılan çilekte, açık alanda ve serada toplamda yıllık üretim miktarı 9 milyon kilogram seviyesine ulaşıyor. 450 kayıtlı çiftçinin üretim gerçekleştirdiği bölgede, özellikle son dönemde etkili olan yağışların Demirköprü Barajı’nı doldurması, sulama imkanlarını artırarak verimin de artmasını sağladı. Suya erişimin kolaylaşmasıyla birlikte ürün kalitesinde de gözle görülür bir artışın yaşandığı Köprübaşı çileğinde üreticilerin üretim tecrübelerini arttırmasıyla hem verimli hem de kaliteli ürünler elde ediliyor. Seracılık faaliyetlerinin yaygın olduğu ilçede yılın büyük bölümünde üretim yapılabilmesi, Köprübaşı çileğini geniş bir pazar ağında yer bulmasını sağlıyor. Bu yıl beklenen üretim artışıyla hem çiftçinin gelirine olumlu yansıması hem de bölge ekonomisine katkı sağlaması bekleniyor. Köprübaşı çileği, aroması, raf ömrü ve dayanıklılığı ile öne çıkarken, coğrafi işaret tescili sayesinde markalaşma sürecini de güçlendirerek bölgenin önemli tarımsal değerleri arasında yer almayı sürdürüyor. İlçede gerek serada gerekse de açık alan üretimi yapan çiftçilerden Selçuk Kayacan, "Bu sene üretimden memnunum. Daha önce açıkta üretim yapıyordum. Bu sene de serada üretim yapmaya başladım. Açıkta da kazanıyorduk ama açık alanda 2 buçuk tonda kalırken serada 5 tonu geçmeyi hedefliyorum. Fiyatlarımız da bu yıl güzel gitti. Köprübaşı çileğinin en büyük özelliği aroma ve tadı. Başka yerlerin aroma ve tatları bu çileğin tadını tutturamıyor. Barajın da dolmasıyla üretim arttı. Su hayat demektir" dedi.
İstanbul Balık sezonu sona erdi, Balıkçı Kenan hamsiye "madalya" taktı Türkiye Deniz Canlıları Müzesi’nin kurucusu Balıkçı Kenan Balcı, bereketli geçen balık sezonunun şampiyonunu açıkladı. Bu yıl hamsi bolluğu yaşandığını söyleyen Kenan Balcı şampiyon hamsiye madalya taktı. Balıkçı Kenan, bu yıl denizlerin cömert davrandığını belirterek hamsi miktarında son 20 yılın en yüksek seviyelerine ulaşıldığını ifade etti. Geçtiğimiz sezonlarda azlığı nedeniyle fiyatı yüksek olan hamsinin, bu yıl halkın her kesimine ulaştığını söyleyen Balcı, çarpıcı rakamlar verdi: "Geçen yıl tezgahta 200-300 lira bandında seyreden hamsi, bu sezon bolluk sayesinde 50 liraya kadar geriledi. Bu sadece bir fiyat düşüşü değil, hamsinin enflasyona karşı açtığı bir savaştır. Vatandaşın mutfağına giren en ucuz ve en kaliteli protein hamsi oldu. Biz de bu başarısından dolayı hamsiyi bu yılın şampiyonu ilan ettik ve sembolik olarak madalyasını taktık" Hamsinin sağlık açısından faydalarına değinen Balcı, "Hamsi aslında bir fikir gıdasıdır. İçeriğindeki Omega-3 ve minerallerle beyni besler. Çocuklarımızın gelişimi için paha biçilemez bir kaynaktır. İçinde hiçbir katkı maddesi bulunmayan, doğanın bize sunduğu en saf besin balıktır. Kan dolaşımını hızlandırır, kemik yapısını güçlendirir. Bu yıl halkımız balığa doydu. 1 ton sattığımız dönemleri geride bıraktık, bu yıl tonlarca satış gerçekleştirdik. Adeta bir balık bayramı ilan ettik" ifadelerini kullandı. Büyük gırgır ve teknelerin av sezonunu tamamlayarak bakıma girmesiyle birlikte denizlerde "dümenlerin değiştiğini" belirten Balcı, balık arzının kesilmeyeceği müjdesini verdi. "Endüstriyel balıkçılık yerini kıyı balıkçılığına bıraktı" diyen Balcı, küçük teknelerin, el emeğiyle atılan ağların ve oltaların sahnede olduğunu söyledi. Kıyı kaptanlarının Marmara ve Karadeniz’de taze balık avına devam edeceğini, vatandaşın sofrasından taze balığın eksik olmayacağını belirtti. "Büyük gemilerin karaya çıkması bizi daha çok mutlu ediyor diyen Balcı, "Gemiler karaya çıkıyor. Bu sayede balıklar çoğalıyor. Balık türlerinin üreme ve yumurtlama dönemleri korunuyor. Nesillerinin devamını sağlanıyor. Deniz ekosisteminin sürdürülebilirliğini korunuyor. Bu dönemde balıkların rahatça çoğalıyor. Bizlerde bu sayede her dönem bir öncekine göre daha çok balık yiyoruz" şeklinde konuştu. "Türk balığı dünya sofralarında" Türkiye’nin deniz kaynaklarının sadece ülke içine değil, tüm dünyaya yettiğini belirten Kenan Balcı, ihracat rakamlarındaki artışa da dikkat çekti. Türk balıkçılığının küresel bir güç haline geldiğini ifade eden Balcı, sözlerini şöyle tamamladı: "Sadece kendi insanımızı değil, artık dünyayı balığa doyuruyoruz. Avrupa’dan Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanına Türk karasularında tutulan balıkları ihraç ediyoruz. Bu yıl ihracat hacmimiz geçmiş yılların çok üzerine çıktı. Denizlerimiz ülkemiz için hem sağlık hem de büyük bir ekonomik katma değer üretmeye devam ediyor."