GÜNDEM - 16 Ağustos 2025 Cumartesi 09:46

26 yıldır dinmeyen acı: "Ağustos ayı olmasın, takvim atlasın istiyorum"

A
A
A

Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 depreminde kardeşi, yengesi, yeğenleri ve amcalarının da aralarında olduğu 12 yakınını kaybeden Emin Güler, 26 yıldır acısının tazeliğini koruduğunu belirterek, "Ağustos ayı olmasın ya da takvim atlasın istiyorum" dedi.

Türkiye’nin yaşadığı en büyük felaketlerden biri olan Marmara Depremi’nin üzerinden 26 yıl geçse de depremzedelerin yüreğindeki sızı tazeliğini koruyor. Bu kişilerden biri de depremi yaşadığında 32 yaşında olan ve kardeşi başta olmak üzere yeğenleri, amcaları ve yengelerinin de aralarında olduğu ailesinden 12 kişiyi kaybeden Emin Güler (58).

"Her gittiğim ev yıkıktı"

Deprem gerçeğiyle 17 Ağustos’ta tanıştığını belirten Güler, 45 saniyenin bitmek bilmediğini söyledi. Sarsıntının ardından sokağa çıktığında gördüğü manzarayı unutamadığını dile getiren Güler, "Sokağa çıktığımızda her yer yıkılmıştı, toz bulut içindeydi. Cehennemi düşünsek herhalde böyle bir şey düşünürdük. Diğer kardeşlerime bakmak için yürüyerek Çiftlik Mahallesi’ne gittim. Her gittiğim ev yıkıktı. Küçük kardeşimin evi çok kötü yıkılmıştı" dedi.

"Her gün kardeşimizin yıkılan binasına gittik"

Günlerce enkaz başında yakınlarını beklediğini ifade eden Güler, o anları şöyle anlattı:

"Mobilyacıyım. İşimden dolayı biraz takım, taklavat malzemelerim vardı. Her gün o malzemelerle küçük kardeşimizin yıkılan binasına gidiyorduk. ’Bugün mü çıkar? Sağ mı çıkar?’ diye düşünüyorduk. Hatta kendisinin küçük bir çocuğu vardı, yeğenim 5 yaşındaydı. Ben, ’En azından çocuk çıkar’ diye düşünmüştüm. O küçük. Hani bir köşede boşluk kalmıştır, oraya girmiştir diye. O da çıkmadı" diyerek gözyaşlarına hakim olamadı.

26 yıldır dinmeyen acı:

"Tabii panik halindeydik, mantıklı düşünemiyorduk"

17 Ağustos gecesi hissettiklerini de paylaşan Emin Güler, "Deprem tecrübemiz yoktu fakat sallandığımızda ben ilk saniyelerde uyandım ve ’Deprem oluyor’ dedim. Fakat çok kötü sallanıyordu. Yani ben bir depremin bu derece yana, sağa, sola, yukarı, aşağı etkileyeceğini düşünmezdim derken elektrikler gitti. Tabii korku, panik içindeydik. Yıkılacak mıyız, dışarı mı çıkalım, içerisi daha mı muhafazalı karar veremiyorsunuz. Sonra Harbiş sitesinin yıkım sesi geldi. Ben çatı göçtü zannettim, kiremit sesi geliyor böyle. Camdan baktığımda böyle toz bulutuydu, böyle 50-100 metre aramız vardı siteyle. O zaman daha çok durumun ciddiyetini anladım. Tabii panik halindeydik, mantıklı düşünemiyorduk. Yatalım mı, kalkalım mı, koşalım mı, alt kata mı inelim? Bilemiyorduk"

"Bu cenaze yıkanmaz"

Kardeşi Feridun ve ailesinin cansız bedenlerinin enkazdan 7 gün sonra çıkarılabildiğini anlatan Güler, "Artık böyle eksi bir metreye falan inmişti. Oturduğu bina Kavaklı’da yumuşak bir zemindeydi. Yeni binaydı aslında. Hatta çıkarırken kardeşimin elini tuttuğumda derisi eldiven gibi çıkmıştı. Zaten cildi siyahlaşmıştı. Çok kötü olmuştuk. Tabii büyüklerimiz de vardı başımızda, onlar biraz daha aklı başındaydı. Ceset torbalarına koyduk onu, çocuğunu, hanımını. Ellerimizle çıkardık. Gözümüzden gitmiyor işte bu günler. Sonra cenazeyi yıkayamadık tabii. ’Bu cenaze yıkanmaz’ dediler. Üstünden bir su tuttular" şeklinde konuştu.

"Kendimi işe verdim"

Deprem sonrası uzun süre çadırkentte yaşadıklarını ve bu süreçte acısını unutmak için kendini tamamen işe verdiğini belirten Güler, psikolojisini ayakta tutmak için verdiği mücadeleye de değindi. Güler, "Bunalmıştım artık çadırda. ’Başın sağ olsun’ cümlesinden bile bunalmıştım ya. Buradan çıkayım, çalışayım, kafam dağılsın istiyordum. Birisi size çorba verecek, sigara verecek, ekmek verecek, para vermeleri bile zaman zaman dokunuyordu" ifadesini kullandı.

"Ağustos ayı olmasın, ya da takvim atlasın istiyorum"

17 Ağustos’u asla unutmayacağının altını çizen Güler, "17 Ağustos, ağustos ayı olmasın, ya da takvim atlasın istiyorum. Üzülüyoruz. Şimdi bile pek konuşamıyorum. Bu meseleleri ağlamadan konuşamıyorsun. Düşündükçe de üzülüyoruz" dedi.

26 yıldır dinmeyen acı:

"Biz mi kurtulduk, ölenler mi kurtuldu acaba?"

Aynı acıların bir daha yaşanmamasını dileyen Emin Güler, "Mesleğimden dolayı bir bina göçtüğünde kişinin içinden sağ çıkıp çıkmayacağını az çok tahmin edebiliyoruz, göz alışkanlığımız var. Ben o gece kardeşimin evinin önünde, ’Biz mi kurtulduk, ölenler mi kurtuldu acaba?’ diye düşünmüştüm, tam o sırada güneş doğuyordu. Böyle biraz isyankar da olmuştuk" sözlerine ekledi.

Cihan Atik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Kırılan bardak tartışmasında "Beni müşterilerin yanında rezil ediyorsun, ben yapacağımı biliyorum" diyen kadının kocası, iş yerinin camına kaldırım taşı fırlattı Hatay’da alışveriş yapmak için geldiği züccaciye dükkanında eline aldığı bardak kutusundan düşen bardağın kırılmasıyla iş yeri yetkilisiyle tartışma yaşayan ve "Beni müşterilerin yanında rezil ediyorsun, ben yapacağımı biliyorum" diyen kadının kocası iş yerinin camını kaldırım taşı fırlatarak kırdı. Camı kırdığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. Olay, Dörtyol ilçesi kent merkezinde bulunan züccaciye mağazasında yaşandı. Mağazaya alışveriş yapmak için gelen kadın, eline aldığı bardak kutusundan bir bardağı düşürerek kırdı. Anbean güvenlik kamerasına yansıyan o anların üzerine iş yeri yetkilisi kırılan bardağın yer aldığı kutuyu kadının satın alması gerektiğini belirtmesi üzerine kadın ve iş yeri yetkilisi arasında tartışma yaşandı. Kadının ısrarla kırdığı bardağın yer aldığı kutuyu satın almamak istemesi üzerine iş yeri yetkilisi "Empati yapalım, kendini benim yerime koy. Günlük 10 takım kırılsa biz ne yapalım. Sen bunu bu şekilde almazken, başkası almaz. Neden, 1 tane kırılanı ödemek istiyorsun. Ben bunu kabul edersem, benden çıkacak" diyerek kendini ifade etti. Yaşanan tartışma sonrası kadın, "Beni müşterilerin yanında rezil ediyorsun, ben yapacağımı biliyorum" diyerek iş yerinden ayrılarak gitti ve bir süre eşiyle birlikte kapanan mağazaya geldi. Mağazanın kapalı olduğunu gören şahıs, yerden bulduğu kaldırım taşını iş yerinin camına fırlatarak camı kırdı. Camın kırıldığı anlar ve şahıslar arasında yaşanan diyaloglar güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Yaşananları anlatan iş yeri çalışanı "Müşterimiz geldi ve burada bardak aldı. Bardağı aldı, gezerken elinden düşürdü ve kırdı. Ondan sonra ben kasaya yönlendirdim, kırıldığı için Kırdığı bardağı ödemek istemedi ve yetkilimizle görüşmek istedi. Biz de ödemesini istedik, yetkimizle tartıştı. Dışarı çıkarken tehditler savurarak gitti. Biz iş yerini kapattıktan sonra kocasıyla gelip camı kırıp gitmişler" dedi.
Ankara Gölbaşı Belediyesi, kuruluşunun 61. yılını kutladı Gölbaşı Belediyesi’nin kuruluşunun 61. yıl dönümü düzenlenen programla kutlandı. Programda birlikte beraberlik mesajı veren Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Gölbaşı için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini belirtti. Gölbaşı Belediyesinin kuruluşunun 61. yıl dönümü dolayısıyla belediye meclis salonunda kutlama programı düzenlendi. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Ardından Gölbaşı’nı anlatan bir video izletildi. Kutlama programında açıklamalarda bulunan Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Gölbaşı’na hizmet etmenin onurunu ve gururunu yaşadığını belirterek, Gölbaşı’nı bugünlere getiren tüm belediye başkanlarına teşekkür etti. "Bu güzel kente hizmet etmenin onurunu ve gururunu yaşıyorum" Gölbaşı’nın gelişimine dikkat çeken Odabaşı, ilçenin bugün Ankara’nın gözde yerleşim alanlarından biri haline geldiğini belirterek, "Ben de bu toprakların bir evladıyım. Bu güzel kente hizmet etmenin onurunu ve gururunu yaşıyorum. 172 bin nüfusu aşan Gölbaşı’nı bugünlere getiren tüm belediye başkanlarımıza, meclis üyelerimize teşekkür ediyor, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Gölbaşı geçmişte küçük bir yerleşim yeriydi ancak birçok uygarlığa ev sahipliği yaptı, kesişim noktası oldu. Bugün ise önemli bir kent konumuna ulaştı. Ankara’da yaşayan vatandaşlarımız Gölbaşı’na yerleşmek istiyor. Biz de bu güzelliği korumak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Zor şartlarda göreve geldik ancak bu zorlukları aştık. Borçlarımızı büyük ölçüde kapattık. Bundan sonra daha fazla yatırım yapan bir belediye olacağız" ifadelerini kullandı. Konuşmasının ardından Odabaşı, Gölbaşı’na geçmiş dönemlerde katkı sunan eski belediye başkanları Erdal Eren ve Mümtaz Sarıtaş’a teşekkür ederek hediye takdim etti. Ayrıca, 35 yıl boyunca belediyeye hizmet eden Özcan Balcı, Gürbüz Onbaşı, Hasan Arslan, Şevket Şahin, Mustafa Erdoğan ve Erdal Karabağ’a plaket verildi. Program, hatıra fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.
Hatay Depremin izlerinin silindiği kentte, 1540 takım, robot yarışmasında derece yapmak için mücadele verecek Hatay’da resmi kurumların iş birliğinde 2-3-4 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek olan ödüllü ‘Hataybot’ robot yarışmasına 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takım başvuru yaptı. Depremzede öğrencilerin yeteneklerini ve teknolojiye olan ilgilerini ortaya çıkaracak yarışmaya olan ilginin yoğun olduğunu ifade eden Vali Mustafa Masatlı, öğrencilere çalışmalarında başarılar diledi. Depremin ardından eğitim yuvalarının yeniden inşa edildiği Hatay’da öğrencilerin gelişimleri için yeni projeler hayata geçirilmeye devam ediyor. Hatay Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde 2-3-4 Nisan tarihlerinde 2’nci ‘Hataybot’ robot yarışması düzenlenecek. Teknoloji ve inovasyonun ön planda olduğu yarışmaya katılmak isteyen 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takım, başvuru yaptı. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, Antakya ilçesinde bulunan M2 Steam Merkezi’ni ziyaret ederek yarışmaya hazırlanan öğrencilerle bir araya geldi. Yarışma hakkında bilgi aktaran Vali Masatlı, öğrencilere çalışmalarında başarılar diledi. Hatay Robot Yarışması’na 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takımın başvurduğunu belirten Vali Masatlı, "M2 bilim merkezinde teknolojiye ilgi duyan yetenekli çocuklarımızın burada hem hedeflerinin gerçekleşmesi hem de kendini yeteneklerinin geliştirilmesi bakımından önemli bir kurumumuz. Geçen yıl ilk defa asrın felaketinin ardından ihya ve inşa çalışmalarının dışında özellikle teknolojiyle ilgilenen gençlerimizin ve çocuklarımızın bu meraklarını ve becerilerini sahaya dökmelerini, geliştirmelerini ve yeni çözümlemeler ortaya koymaları bakımından Hatay Robot yarışmasını düzenlemiştik. Düzenlediğimiz robot yarışması il ölçeğinde bir ilktir, bu bakımdan ne kadar gurur duysak azdır. Geçen yıl büyük emeklerle başarılı bir şekilde robot yarışmamız tamamlanmıştı. Bu yıl yine Valiliğimiz koordinasyonunda ve Hatay Büyükşehir Belediyemizin katkısıyla Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzün yürütümünde 2’nci Hatay Robot yarışmasını düzenleyeceğiz. Geçtiğimiz yıl 1566 öğrenci ve öğretmenden oluşan 552 takım ile başladığımız bu yolculuk, bu yıl 4 bin 67 öğrenci ve öğretmenden oluşan 1540 takımın başvurusu ile çok daha büyük, çok daha güçlü bir seviyeye ulaşmıştır. Bu yıl başvuru sayılarımızda görülen tablo sıradan rakamsal bir artışı göstermemektedir. Bu artış; asırların felaketi 6 Şubat ve devamındaki depremler sonrasında Hatay’ımızın yalnızca yaralarını sarmadığını; aynı zamanda geleceğini de kararlılıkla kurduğunu göstermektedir. Ayrıca, Hatay’ımızın üreten, gelişen, kendine inanan ve geleceğe umutla yürüyen ruhunu da göstermektedir" dedi. Yarışmaya katılacakları için heyecanlı olduklarını dile getiren öğrenciler, derece yapmak için mücadele edeceklerini söylediler.