ASAYİŞ - 01 Kasım 2025 Cumartesi 12:09

300 metre yarıçapındaki tüm binalarda ve zeminde detaylı ölçümler yapılıyor

A
A
A
300 metre yarıçapındaki tüm binalarda ve zeminde detaylı ölçümler yapılıyor

Kocaeli’nin Gebze ilçesinde 29 Ekim’de yaşanan bina yıkılması, zemin hareketi ve sonrasında gelen yeni ihbarların ardından bölgede geniş çaplı teknik inceleme başlatıldı. 300 metre yarıçapındaki tüm binalarda ve zeminde detaylı ölçümler yapılırken, tedbir amacıyla 16 bina, 27 iş yeri ve 72 bağımsız daire boşaltıldı.


Mevlana Mahallesi Issıkgöl Caddesi’nde altında eczane bulunan 7 katlı bina, 29 Ekim günü saat 07.00 sıralarında henüz bilinmeyen bir sebeple çöktü. Binada kiracı olarak ikamet eden 5 kişilik Bilir ailesinde 4 kişi enkazda hayatın kaybetti. Yaşanan bina yıkılması, zemin hareketi ve sonrasında gelen yeni ihbarların ardından bölgede geniş çaplı teknik inceleme başlatıldı. Gece saatlerinde ise yıkılan binanı yaklaşık 100 metre mesafede İbrahimağa Caddesi’nde bulunan bir binada kolonda çatlama meydana gelmesi neticesinde toplam 21 daire tahliye edildi. Gece saatlerinde bölgede incelemelerde bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ise 16 binanın tahliye edildiğini duyurmuştu. Bu çerçevede yaşanan bina yıkılması, zemin hareketi ve sonrasında gelen yeni ihbarların ardından bölgede geniş çaplı teknik inceleme başlatıldı. AFAD, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, üniversiteler ve ilgili kurumların koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, hem binalarda hem de zeminde detaylı ölçümler yapılıyor.


"Zemin ağırlıklı bir konu üzerinde duruluyor"


Bölgede geniş çaplı çalışmalar başlatıldığını belirten Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, "29 Ekim günü yaşadığımız o elim kazadan sonra teknik ekiplerin hızlı bir şekilde. Olayın sebebiyle ilgili incelemeleri adli boyutu haricinde de teknik olarak neden kaynaklanmış olabileceğiyle ilgili üniversitelerimiz, büyükşehir ve AFAD koordinasyonunda çalışmalarına başladı. Dün gece başka bir binada gelen ihbar üzerine malumunuz, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanımızın da buraya gelmesiyle bir koordinasyon gerçekleştirdik. Bu koordinasyon neticesinde İçişleri Bakanlığımızın da talimatıyla Afet Risk Azaltma ve Deprem Genel Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlığımızın Afet İşleri Genel Müdürlüğü kendi irtibatta olduğu ve bu konuda yetkin olan üniversitelerle alanda çalışmayı devam ettirme ve cihaz sayısı arttırılarak devam etme kararı alındı. Sabahın ilk saatlerinden itibaren de tüm ekipler olay yerine vardılar, bölgedeler hızlı bir şekilde çalışmalarına ölçümlerine devam ettiler. Hem 29 Ekim’de olan olayın hem de dün aldığımız ihbarın sebeplerini araştırmak hem de muhtemel riskleri ortaya koymak için çalışmalarına devam edecekler. Ön tespit demek daha onun için bile erken ama hocalarımız da biraz sonra açıklayacak ama zemin ağırlıklı bir konu üzerinde duruluyor, çok hassas cihazlarla ölçümleri yapacaklar" dedi.


"Tedbir gayesiyle 16 tane bina boşaltıldı"


Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, "Aslında burada bir yandan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlığı diğer yandan AFAD, valiliğimiz, büyükşehir belediyemiz Gebze Belediyemiz hepsi bir arada çalışıyor. Devletin tüm kurumları burada ne yapmaya çalışıyoruz? Önce onu özellikle vatandaşlarımızın bilgilenmesi açısından ifade edeyim. 2 tane temel konu var. Ne olup bittiğini kavrayabilmek için bir tanesi binalardaki hareket, binaların hareket edip etmediği orada bir statik problemin olup olmadığını arkadaşlarımız şu anda tespit ediyor, diğeri de zeminde bir şey oluyor mu? Onu anlamak şu anda 6 tane üniversitemizden uzman ekipler buraya geldi. Büyükşehir belediyemizin ilgili birimlerindeki tüm mühendis arkadaşlar sahaya intikal etti. Büyük bir koordinasyon sağlandı, hızlı bir şekilde bunları tespite çalışıyoruz. Takdir edersiniz ki zemindeki durumun tespiti zaman alıcı bir faaliyet o olmadan elimize bu bilgiler gelmeden erken bir açıklama yapmak da doğru değil. Yani elimizde veri olmadan bu binalar güvenli ya da güvensiz demek mümkün değil sabır gerekiyor. Hiçbir hata yapmamaya çalışıyoruz. Önemimiz olan en birinci önceliğimiz. Vatandaşlarımızın can güvenliği onun için tedbir gayesiyle 16 tane bina boşaltıldı, 27 tane iş yeri boşaltıldı, 72 tane bağımsız daire boşaltıldı. Buralardan boşaltılan vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının bir kısmı biz büyükşehir belediyemizin tesislerinde bir kısmı Gebze belediyemizin desteğiyle karşılanıyor. Dün yine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız bir fon sağladı onun üzerinden vatandaşlarımıza da bir destek verilecek. Ayrıca büyükşehir belediyesi ve Gebze belediyesi de vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılama adına bu yardımlara katkıda bulunacak. Şu anda zannediyorum 5 gün kadar sabırlı olmak gerekiyor ama özellikle AFAD kısmında Risk Azaltma Ve Deprem Genel Müdürümüz birçok üniversiteyle de temas kurarak oradan ekiplerin buraya gelmesini sağladı ve süreyi kısaltmaya çalışıyorlar. İnşallah olabildiğince kısa bir sürede tespitler bitirilecek ve bir an önce vatandaşlarımıza daha net bir bilgi verilecek, o ana kadar sabırlı olmayı ve resmi açıklamalar dışındaki hiçbir açıklamaya itibar edilmemesini özellikle rica ediyorum. Her yönüyle konuya bakılıyor. Metro inşaatıyla ilgisi var demek, yok demek çok erken bir yaklaşım. Hepsine bakılması lazım hiçbir ihtimal göz ardı edilmeyecek. Buna vatandaşlarımız emin olsun. Bu nereden kaynaklandıysa, onun sebebi bulunacak bir ihmal varsa o ihmalin üzerine gidilecek kimsenin endişesi olmasın, devletin tüm kurumları tüm ciddiyetiyle burada. Eğer tedirginlik hisseden vatandaşlarımız varsa büyükşehir belediyemizin alanda kurduğu noktalar var. Bizle temas kursunlar biz kendilerinin barınmasıyla ilgili tüm sorumluluğu üzerimize düşeni yapacağız. Hiçbir endişeleri olmasın, sadece sabırla bekleyelim ve gereken yapılsın" diye konuştu.


"Zemin daha çok öne çıkan bir problem gibi gözüküyor"


Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Prof. Dr. Orhan Tatar, "Aslında şu anda yapmaya çalıştığımız şey bir yandan zeminin üstünü, yani yapıları binaları takip ederken diğer yandan da bu binaların üzerine oturduğu zemin anlamaya çalışıyoruz. Zeminde ne tür bir problem var? Bu problem lokal mı yoksa çok daha geniş alanda mı? Bu problemler zeminle ilgili bunlar anlamaya çalışıyoruz. Bu anlamda da çok sayıda üniversitemizden bu konuda uzmanlaşmış hocalarımızı buraya davet ettik. Hem kendi ekipmanlarıyla beraber hem de bütün teknik kabiliyetleriyle beraber burada şu anda sahada çalışmalara başladılar. Hocalarımızla birlikte bir yandan birbirinden farklı 4-5 ayrı jeofizik yöntemi kullanarak burada zemini anlamaya çalışacağız. Bölgeyi birbirinden farklı 6-7 ayrı sektöre ayırdık ve her bir sektörde bir üniversitemize görev vererek buralarda ellerindeki bütün imkanlarla bütün jeofizik, jeolojik yöntemleri kullanarak oralardaki zemin yapısını anlamaya çalışıyoruz. Tabii bunun dışında burada özellikle yine Kocaeli büyükşehir Belediyemizin coğrafi bilgi sistemleri bölümünde de çok sayıda coğrafik verimli olduğunu biliyoruz. Buralarda sondaj verileri var, birtakım farklı coğrafik veriler var, bunları da örtüştüreceğiz. Diğer yandan yapı işleri genel müdürlüğümüz aynı zamanda burada sahada çok geniş bir alanda sürekli binaları gözetim altında tutuyor, buralarda herhangi bir ihbar varsa oraları anında giderek kontrollerini yapıyorlar. Ve yine şu anda bulunduğumuz bölge ve bunun bir miktar daha dışında kalan alanlarda da çok sayıda binada aynı zamanda yapı sağlığı izleme sistemleriyle birtakım sensörler yerleştirerek bu binalarda herhangi bir hareket var mı? Yok mu anlamaya çalışıyoruz özetle birkaç gün içerisinde sahadan gelen bütün verileri bütün jeolojik, jeofizik verileri diğer elimizdeki halihazırda bulunan sondaj verilerini jeolojik veriler hepsini bir araya getirdikten sonra ortaya daha sağlıklı bir tablo çıkabilecek. Bu tabii tablonun da net olarak bilimsel olarak değerlendirilmesi sonrasında da burada ikinci adımın ne olacağı konusunda hep birlikte karar vereceğiz. Verileri topladıktan sonra daha net bir bilgi ortaya çıkacaktır, ondan sonra bunu söylemek daha doğru olur diye düşünüyorum ama tabii zemin daha çok öne çıkan bir problem gibi gözüküyor şu anda" şeklinde konuştu.


"300 metre yarıçapındaki tüm binaları inceliyoruz"


Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürü Murat Oral, "Öncelikle yerin üstündeki binalardaki durumu izlemeye aldık. Şu anda sürekli olacak binalarımıza yerleştirdiğimiz sensörlerle 24 saat izliyoruz binalarımızda herhangi bir hareket var mı yok mu bunları takip ediyoruz. Ayrıca ihbar olsun olmasın olayın yaşandığı binanın merkezinden itibaren 300 metre yarıçapındaki bir alandaki tüm binaları ihbar olup olmadığına bakılmaksızın bugün hasat tespit ekiplerimizi de inceliyoruz. Akşama kadar bunu tamamlamış olacağız. Bu çalışmamızda da bu yapılarda herhangi bir hasar olup olmadığı inceleyeceğiz, zemin altı çalışmaları ve bizim yapacağımız binalara ilişkin çalışmaları hep birlikte değerlendirip analiz edip neticesine karar verilecek. 300 metre yarıçapındaki tüm binaları inceliyoruz, eğer bu binalarda bir yapısal hasar görürsek tespit edersek bu binalar anında tahliye edeceğiz" ifadelerini kullandı.


(OK-ÖK-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Yüksek ses cinayetinde sanığa ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde araç park etme ve yüksek sesle müzik dinleme meselesi yüzünden çıkan kavgada 24 yaşındaki komşusu Dilara Yıldırım’ı bıçaklayarak öldüren ve Faruk B.’yi yaralayan tutuklu sanık Serdar S.’nin yargılanmasına devam edildi. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada iddia makamı esas hakkındaki mütalaasını açıklayarak, sanığın ’kadına karşı kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını talep etti. Duruşmada tanık olarak dinlenen mahalle muhtarı Aydın K., olay gecesi sanık Serdar S.’nin kendisini aradığını belirterek, "Serdar bana gece saatlerinde telefon etti. Dilara’nın kazaen yaralandığını, üç kez aramasına rağmen ambulansın gelmediğini söyledi. Bunun üzerine ben 112’yi aradım, ambulansın çıktığını öğrendim ve konumu verdim. Ambulans ters yönde evimin önünden geçince komşuları arayıp ambulansı karşılamalarını söyledim" dedi. Sanık ile maktul arasında daha önceden bir husumet duymadığını ifade eden Aydın K., "Serdar ve ailesi tarafından Dilara’nın evine gelenlerden dolayı herhangi bir şikayet olmamıştı. Ancak sanığın evinin bir altında oturan başka bir mahalleli, ’Benim genç kızlarım var, gelenleri bir daha buraya park etmeyin diye uyardım’ şeklinde bana dert yanmıştı" ifadelerini kullandı. Tanık beyanlarına karşı bir diyeceği olmadığını belirten tutuklu sanık Serdar S., "Yaşlı annem, babam ve bakıma muhtaç çocuklarım var. Tahliyemi istiyorum" diyerek serbest bırakılmasını talep etti. Sanık avukatı ise müvekkilinin olayın başından beri samimi ikrarlarda bulunduğunu ve eylemin kazaen gerçekleştiğini öne sürerek, "Suçun vasfının değişmesi ihtimali ve tutuklulukta geçirdiği süre göz önünde bulundurularak müvekkilimin adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz. Ayrıca iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunma hazırlamak için mahkemeden süre talep ediyoruz" dedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık avukatına esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasını hazırlaması için süre verilmesine ve sanık Serdar S.’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Antalya Göç İdaresi’nden basın mensuplarına dezenformasyon eğitimi İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı, göç haberlerinde doğru ve güvenilir bilginin yaygınlaştırılması amacıyla basın mensuplarına yönelik "Göç Haberlerinde Yanlış Bilgi ve Dezenformasyonla Mücadele" başlıklı bir medya semineri düzenledi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği tarafından Antalya’da düzenlenen seminerin ilk oturumu, Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge ile Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Ömer Çetin’in açılış konuşmalarıyla başladı. Dijital mecralarda hızla yayılan yanlış bilgi ve manipülasyonlara değinen Ulugölge, kaynağı belirsiz içeriklerin toplumsal hassasiyetleri tetikleyebildiğini belirterek, bu süreçte basın mensuplarının kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. "Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" Programda konuşan Göç İdaresi Başkan Yardımcısı Niyazi Ulugölge, göç alanında yürütülen çalışmalar kadar medyanın doğru bilgilendirme görevine dikkat çekerek, "Sahada verdiğimiz mücadele ne kadar hayatiyse, sizlerin kamuoyunu doğru bilgilendirme çabası da o kadar önemlidir. Yanlış kullanılan tek bir kelime bile kamuoyunda ciddi bilgi kirliliğine yol açabiliyor" diye konuştu. Basın mensuplarının soruları da yanıtlandı Seminer kapsamında gerçekleştirilen sunumun ardından düzenlenen soru-cevap bölümünde, Ulugölge’nin yanı sıra Yabancılar Genel Müdürü Fatih Ayna, Sınır Yönetimi Genel Müdürü Ozan Gazel ve Göç Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Karataş basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bu bölümde; göç olgusu özelinde ve göç haberlerinde veriye dayalı, güncel, doğru ve sorumluluk bilinciyle sürdürülmesi gereken bilgi akışının sağlanmasında medya ile kurulacak iletişimin önemine bir kez daha vurgu yapıldı.
Burdur Burdur’da 2000 yılı öncesi yapılar ciddi risk taşıyor Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur’daki özellikle 2000 yılı öncesi yapıların ciddi risk taşıdığını vurgulayarak, güçlendirme ve kentsel yenilenmenin hayati önemine dikkat çekti. Burdur’da deprem gerçeği bir kez daha bilimsel veriler ışığında masaya yatırıldı. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Bilim İletişimi Koordinatörlüğü tarafından düzenlenen "Bilim Kafe" buluşmaları çerçevesinde gerçekleştirilen programda, kentin yapı stoku ve deprem güvenliği tüm yönleriyle ele alındı. 12 Mayıs 1971 Burdur Depremi’nin yıl dönümü anısına düzenlenen etkinlik, AFAD Burdur İl Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı. Programa konuşmacı olarak katılan Mühendislik-Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Ulutaş, Burdur şehir merkezindeki yapıların mevcut durumuna dair önemli değerlendirmelerde bulundu. 2000 yılı öncesi binalar ciddi risk barındırıyor Ulutaş, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Bu yapılarda düşük malzeme kalitesi, yetersiz denetim süreçleri ve mühendislik hatalarının öne çıktığını belirten Ulutaş, "güçlü kiriş-zayıf kolon" gibi yapısal düzensizliklerin muhtemel bir depremde hasarı artırabileceğini vurguladı. Ayrıca bitişik nizam yapılaşmada kat seviyelerinin uyumsuz olmasının çekiçleme etkisine yol açabileceğini ifade etti. Yeni yapılar da tamamen güvenli değil Yeni yapıların da tamamen güvenli olmadığına değinen Ulutaş, özellikle ağır çıkmalar ve yaygın şekilde kullanılan asmolen döşeme sistemlerinin risk oluşturabileceğini söyledi. Yapılaşma süreçlerinde mühendislik ilkelerine daha sıkı bağlı kalınması gerektiğinin altını çizdi. Etkinliğe Burdur ve çevre ilçelerde görev yapan mimar, inşaat mühendisi ve farklı meslek gruplarından çok sayıda kişi katıldı. Program, kentteki özellikle eski yapıların yenilenmesi ya da güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığı mesajıyla sona erdi.
İstanbul Flash Haber Tv’nin sahibinin de bulunduğu yasadışı bahis davasında 3 sanık tahliye edildi Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde bulunan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork’un da aralarında bulunduğu 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. Mahkeme, 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Pozitifbank Payfix Ödeme Kuruluşu ve Göktuğ Multimedya Yayıncılık Anonim Şirketi bünyesinde yer alan Flash Haber Tv’nin sahibi Erkan Kork dahil 55 sanığın yargılandığı yasadışı bahis davasının görülmesine devam edildi. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada, aralarında Erkan Kork’un da bulunduğu bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bir kısım sanıklar ise duruşmaya, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, mahkemeden beraatlarını ve tahliyelerini talep ettiler. 3 sanık tahliye edildi Alınan savunma ve bayanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıklarından Hülya Turan, Arzu Tepe ile Hamza Kork’un tahliyesine hükmetti. Heyet, sanık Erkan Kork’un tutukluluk halinin devamına da hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Erkan Kork’un yasa dışı bahis gelirlerinin aklanmasına yönelik çok katmanlı bir şirket yapılanması oluşturduğu, doğrudan veya dolaylı şekilde çok sayıda şirketin sahibi, ortağı veya yöneticisi konumunda bulunduğu aktarıldı. İddianamede, Erkan Kork’a yönelik düzenlenen MASAK raporları ve Merkez Bankası (MB) denetimlerine göre, Kork’un bu şirketler aracılığıyla örgütsel faaliyetleri yönettiği, finansal yapıyı kurduğu ve kontrol ettiği aktarıldı. 21 yıla kadar hapis cezası talebi İddianamede, Erkan Kork hakkında, ’suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ’suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’ ile 7258 sayılı ’futbol ve diğer spor müsabakalarında bahis ve şans oyunları düzenlenmesi’ suçlarından 21 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.
Bursa Yıldırım’da Erguvan Bayramı coşkusu başlıyor Bursa’da Yıldırım Belediyesi; bahar aylarının müjdecisi, huzur ve kardeşliğin simgesi olarak kabul edilen 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini bu yıl da yaşatmaya hazırlanıyor. Yıldırım Belediyesi, 600 yıllık Erguvan Bayramı geleneğini günümüze taşıyor. Yıldırım Belediyesi, baharın müjdecisi Erguvan Bayramı’nı bu yıl da çeşitli etkinliklerle kutlayacak. Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’in damadı ve Bursa erenlerinden Emir Sultan’ın, erguvanların açtığı dönemde Bursa’da sevenleriyle buluşmasıyla başlayan bu anlamlı gelenek, Yıldırım’da yeniden hayat buluyor. Yıldırım Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen Erguvan Bayramı, bu yıl 8-9-10 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek. Baharın bereketini ve paylaşma kültürünü yansıtan Erguvan Bayramı, Emir Sultan Meydanı’nda gerçekleştirilecek programla başlayacak. Üç gün boyunca birbirinden zengin etkinlikler Bursalılarla buluşacak. Erguvan Bayramı kapsamında sempozyumlar, söyleşiler, tasavvuf musikisi konserleri, şiir ve Mevlid programları düzenlenecek. Ayrıca geleneksel olarak hazırlanan Eşrefi çorbası da vatandaşlara ücretsiz olarak ikram edilecek. Yıldırım’ın önemli parçası Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Erguvan Bayramı’nın Bursa ve Yıldırım’ın en önemli manevi zenginliklerinden olduğunu belirtti. Başkan Yılmaz, "Erguvan birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Erguvan bahardır, berekettir, paylaşmaktır, hoşgörüdür. Erguvan, bu şehrin duayla, irfanla ve çiçekle inşa edildiğinin göstergesidir. Erguvan Bayramı, Yıldırım’ın kültürü ve manevi kimliğinin önemli bir parçasıdır. Emir Sultan Hazretleri ile özdeşleşen ‘Erguvan Bayramı’nı Yıldırım’da yaşatıyoruz. Yeşiliyle, tarihi ve kültürel değerleriyle şehrimizin geçmişinden güç alarak geleceğe yürüyoruz. Bursa’nın en köklü geleneklerinden olan birliği ve beraberliği pekiştiren, aynı zamanda baharı müjdeleyen Erguvan Bayramı’na tüm Bursa halkımızı bekliyoruz" dedi.
İstanbul İşadamı baba ve oğlu arasındaki "dronla taciz" olayında yeni gelişme İşadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında devam eden arazi kavgası geçtiğimiz günlerde kamuoyunda "dronla taciz" başlığıyla gündeme gelirken oğul Mermer’in babası Yüksel Mermer’i dronla izlettiği iddia edilmişti. Konuyla ilişkin yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Soruşturma sonucunda, Zafer Murat Mermer hakkında 1 Mart 2026 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Cemiyet hayatının önde gelen isimlerinden Zafer Murat Mermer işadamı babası Yüksel Mermer’le arazi kavgası nedeniyle yaşadığı anlaşmazlıklara dron tacizi iddiası eklenmişti. İşadamı Yüksel Mermer, oğlunun dronla kendisini izlediği iddialarıyla mahkemeye başvurmuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gerçekleştirilen soruşturma sürecinde elde edilen bulgular, söz konusu iddiaların somut delillere dayanmadığını ve kamuoyunda oluşturulan algının gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. Verilen kararla birlikte, Mermer’in olayla ilişkilendirilmesinin hukuki bir dayanağı olmadığı, bu nedenle kovuşturmaya gerek olmadığı kararı çıktı. Öte yandan, işadamı Yüksel Mermer ve oğlu Zafer Murat Mermer arasında uzun süredir devam eden ticari anlaşmazlıklar ve şirket hisselerine ilişkin ihtilafların bulunduğu; aile içerisindeki farklı bireyler ve sonraki nesiller arasında da benzer uyuşmazlıkların mahkeme safhalarının devam ettiği öğrenildi. Söz konusu ihtilaflara ilişkin olarak kamu makamları nezdinde dava açılmış, devam eden ve sonuçlanmış çok sayıda dava bulunduğu; bazı dosyaların ise istinaf incelemesi aşamasında olduğu öğrenildi. Bu davaların yalnızca tek bir tarafla sınırlı olmayıp, aile içerisindeki farklı bireyler tarafından da açılmış olması, sürecin çok yönlü bir hukuki uyuşmazlık niteliği taşıdığı iddialar arasında.