ASAYİŞ - 25 Mart 2026 Çarşamba 14:06

7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"

A
A
A
7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin yargılanan sanıklardan, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal’ın oğlu Altay Ali Oransal da, fabrikanın asıl yöneticisinin ölen babası Kurtuluş Oransal olduğunu, şirketin sadece kağıt üzerinde kendilerine ait olduğunu öne sürdü. Avukatların, fabrikadaki iş güvenliği eksikliklerini hatırlatarak, "Makine mühendisisiniz, çıplak gözle görülebilecek bu eksiklikleri görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Makine mühendisiyim ancak o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi. Yine avukatların 7 işçinin acı ölümünü hatırlatıp vicdan azabı çekip çekmediğini sorduğu sanık Altay Ali Oransal, kendisinin de acılı olduğunu söyleyerek, "Ben de babamı kaybettim, tabii ki kalbim ağrıyor" ifadelerini kullandı.


Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde yapılan duruşmanın ikinci gün oturumunda savunması alınan tutuklu sanıklardan Ravive Kozmetik’in resmi yetkilisi Altay Ali Oransal (35), hayatını kaybedenlerin yakınlarına Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek savunmasına başladı. Babası Kurtuluş Oransal’ın tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini hatırlatan Oransal, "Ben de sorumluların cezalandırılmasını istiyorum" dedi.


Makine mühendisliği bölümü mezunu olduğunu söyleyen Oransal, "Annem ve babam boşandıktan sonra kardeşimle annemle kalmaya başladık. Web sitesi üzerinden e-ticarete atıldık. Babam borçları olduğunu söyledi. Kendine ufak bir yer açmak istedi ve borç para istedi. Borcu sebebiyle adına şirket kuramıyordu. Pandemide yaşanan kolonyaya olan ihtiyaç sebebiyle kârlı olacağını düşündük ve borç para verdik. Adımıza şirketi açtı" dedi.



"Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive’den gelir elde etmedim"


Patlamanın yaşandığı Ravive isimli fabrikayı çok az ziyaret ettiğini ve söz konusu işletmeden para almadığını iddia eden eden Altay Ali Oransal, "Geçimimizi krem markamızdan sağlıyorduk. Kadınlar tarafından çok tercih edilen markamızdır. Shauran da Fransa’da üretilen markamızdır. Biz gelirimizi bu iki markadan sağlıyorduk. Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive’den gelir elde etmedim. Yöneticilik veya başka bir ilişkim yoktur. Fabrikaya son 6 ayda 1veya 2 kez gitmişimdir. Buranın denetlenmesini veya üretimini yapmış değilim" diye konuştu.



"Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim"


Sanık Oransal, savunmasına şöyle devam etti:


"Tuncay Yıldız’ı (fabrikanın vefat eden çalışanı) hayatımda birkaç kez aradım. Babamdan sonra fabrikada en etkili kişidir. Gülhan Bendi’yi (çalışan) simaen bilirim. Kendisine hiç talimat vermedim. Talimat verdiğim iddiası yalandır. Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim? Gülhan Bendi, WhatsApp gruplarında talimat veriyormuş, fabrikadaki sorumlu kişilerden biridir. İfadesi ile sorumluluğu üzerinden atmaktadır."



"Yanımda pasaportum varken kaçmadım"


Olay günü yaşananları da anlatan Oransal, "Olay günü kardeşim beni aradı ve patlama olduğunu söyledi. İkinci arayışında can güvenliğimizin olmadığını, avukatın da il dışına çıkmamız gerektiğini söylediğini aktardı. Ravive’de hiçbir yetkim yoktur. Fiili yöneticisi Kurtuluş Oransal’dır. 5 aydır tutukluyum, hiçbir kusurum ve kastım yoktur. O gün kaçabilecek şansım varken, sınıra 1,5 kilometre uzaklıktayken ve yanımda pasaportum varken kaçmadım. Çünkü olayda sorumluluğum olmadığını düşünüyorum. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Olay günü kardeşim beni aldı ve dayımın fabrikasına gittik. Oradan da eve geçtik. Güvenli bir eve gittik. Tekirdağ’a gitmeden önce Gökberk kardeşimin dizüstü bilgisayarını ofisten alıp kendisine getirmiş."



"Biz hammaddeyi veriyorduk"


Markalarına ait jel kremin Ravive’de üretildiğini söyleyen Oransal, "Markamız, Ravive dışında başka yerde de üretiliyordu. Sadece markamıza ait jel krem Ravive’de üretiliyordu. Ravive’de üretilen markamızın denetimini kim yapıyordu bilmiyorum. Biz hammaddeyi veriyorduk" şeklinde konuştu.



"Ravive’deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok"


Sanık Altay Ali Oransal, Ravive’deki tüm işleyişin babasına ait olduğunu öne sürerek, "Ravive’deki tüm gelir ve giderler babama aitti. Ravive’nin hem eski hem de yeni yeriyle ilgili bilgim yok. Taşınma olayıyla ilgili bilgim yok. Üretim kısmıyla ilgili de söz sahibi ve müdahale hakkına sahip değilim. Ravive’deki depoda kardeşimle olan markamıza ait patlama anında stoklanmış olan ürün olup olmadığını bilmiyorum. Bir yazılım şirketim vardı. Yazılım bilgimden dolayı açtık ancak beceremedik. Sonra Gökberk’e ve Aleyna’ya devrettik. Başakşehir’deki ofisimizde Gökberk göstermelik kiraladı. Gökberk’in ürünleri nereden temin ettiğini bilmiyorum ancak Ravive’de fason üretim yapıyordu. Ravive’ye müşteri bulma gibi bir durumum ve çabam olmadı. Hayatımın büyük bir kısmını markam olan Shauran’a adadım. Ravive’deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok. Ravive’de denetim, üretim veya yönetici pozisyonum yoktur. Fabrika ve üretimde olan her şey babama aitti, o ilgileniyordu. Benim veya kardeşimin ilgisi yoktur" ifadelerini kullandı.



"İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır"


Yakalandıkları sırada üzerlerinde ele geçirilen 530 avro, 4 bin 350 dolar, 20 bin lira ve 2 pasaporta ilişkin mahkeme heyetinin sorusunu yanıtlayan sanık Oransal, söz konusu meblağın kardeşiyle kendisine ait toplam para olduğunu ifade etti. İşleri gereği sık sık yurt dışına çıktıkları için yanlarında sürekli döviz taşıdıklarını ve güvenlik sebebiyle banka kartlarının kapatıldığını öne süren Oransal, "Kaçma eylemi firari olan, kaçma ihtimali olan kişidir. Beni polis de aramadı. İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır" şeklinde savunma yaptı.



"Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi"


Ayrıca, şirketin uzun yıllar neden kendi adlarına kayıtlı kaldığına yeniden açıklık getiren Oransal, babasının borç batağında olduğunu savunarak, "Babam borç batağındaydı. Ona yardımcı olmak sebebiyle şirketin kurulumunu kabul ettik. Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi. Babamın borçlarının bitmemesi sebebiyle uzun yıllar firmayı devredemedik. Ravive’den gelecek gelire ihtiyacım yok. Zaten iki markamızdan da gelirim vardı" dedi.



"Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum"


Savunmasının ardından müşteki avukatlarının çapraz sorgusuna geçilen sanık Altay Ali Oransal’a, babası Kurtuluş Oransal’ın soruşturma aşamasında verdiği "Şirket oğullarımın yönetimindeydi" şeklindeki ifadesi hatırlatıldı. Bu beyana karşı çıkan sanık, "Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum. Sadece kağıt üzerinde yönetim kurulunda göründüğüm için yargılanıyorum ancak olayda hiçbir sorumluluğum yoktur" diye konuştu.



"Kör müydünüz?" tepkisi


Müşteki avukatlarının fabrikadaki iş güvenliği ihlallerini hatırlatarak, "Bu risklerden haberdarsınız. Hem şirkette yetkilisiniz hem de kendi markanız Ravive firmasında üretiliyor. Neden denetlemediniz?" sorusunu yöneltmesi üzerine Oransal, "Benim üretim tecrübem yoktu. 25 yıldır bu sektörde olan babam orayı işletiyordu" savunmasını yaptı.


Bir avukatın, "Makine mühendisi olarak oradaki eksiklikleri çıplak gözle görebilecekken bunları görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sert tepkisine ise sanık, "Ben sadece makine mühendisliği bölümünden mezunum, o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi.


Sanığa, savunmasında sıkça dile getirdiği "babasının borç batağında olduğu" yönündeki ifadeleri üzerinden borcun miktarı ve neden kendi markalarından elde ettikleri gelirle bu borcu kapatmadıkları da soruldu. Babasının ne kadar borcu olduğunu tam olarak bilmediğini ancak ortada ciddi bir rakam olduğunu öne süren sanık, babasının gelir-gider dengesinin sürekli inişli çıkışlı olduğunu belirtti.


Müşteki avukatlarının, vergi denetimi raporlarına yansıyan ve "kişisel borç" açıklamasıyla şahsına gönderilen 1 milyon 800 bin liralık para transferini sorması üzerine ise Oransal, "Bu gelen para ile ilgili hiçbir bilgim yok. Muhasebecinin yaptığı bir işlemdir" dedi.



"Ben de babamı kaybettim, kalbim ağrıyor"


Fabrikadaki yangın merdiveni eksikliği ve yangın denetimlerine ilişkin sorular üzerine de bilgisi olmadığını savunan sanık, "Babamın fason kolonya dolumu yaptığından haberim vardı ancak babam kolonya üretimi yapmadı. Sadece fason dolum hizmeti veriyordu" ifadelerini kullandı.


Son olarak müşteki avukatlarının, "Olayda 7 kişi hayatını kaybetti. Hiç vicdan azabı duymuyor musunuz?" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Ben de babamı kaybettim. Tabii ki kalbim ağrıyor" şeklinde karşılık verdi.


Altay Ali Oransal’ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.



Ne olmuştu


Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki Ravive Kozmetik’te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti.


Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. Ayrıca, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti.



İstenen cezalar


İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile abisi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti.


İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22’şer yıl 6’şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.’nin ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5’er yıla kadar hapsi istenmişti.



7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Evleri uyuşturucu serasına, tuvaletleri laboratuvara çevirmişler: 36 gözaltı Kocaeli’de jandarma ekiplerince evlere kurulan özel düzeneklerle uyuşturucu yetiştiren şüphelilere yönelik 40 adrese düzenlenen operasyonda 36 kişi gözaltına alındı. Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ile ticaretinin önlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında 9-15 Mart tarihleri arasında belirlenen 40 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Narkotik dedektör köpeklerinin de katılımıyla adreslerde yapılan aramalarda, evlerin içine uyuşturucu yetiştirmek amacıyla kurulan özel iklimlendirme sistemleri tespit edildi. Aramalarda 4 kilo 886 gram skunk, 973 gram esrar, 271 kök kenevir, 1 kilo 309 gram kenevir tohumu, 84 gram bonzai, 75 gram metamfetamin, 40 sentetik ecza hap, 11 hassas terazi, 13 öğütücü, muhtelif iklimlendirme sistemleri ve 4 uyuşturucu kullanma aparatı ele geçirildi. Ayrıca adreslerde bulunan 2 ruhsatsız tabanca, 4 av tüfeği, 1 kurusıkı tabanca, 239 tabanca fişeği, 5 şarjör, 1 dedektör ile tarihi eser niteliğinde olduğu değerlendirilen 22 sikkeye el konuldu. Operasyon anı kamerada Kaydedilen operasyon görüntülerinde, ekiplerin adreslere baskın anları, dedektör köpek eşliğinde yapılan aramalar ve evlerin içindeki odalara kurulan ışıklı ve havalandırmalı uyuşturucu seraları yer alıyor. Zanlılardan bazılarının tuvaletlerini de laboratuvara çevirdikleri görüldü. Operasyonda gözaltına alınan 36 şüpheli, jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 3’ü çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanırken, 2’si hakkında adli kontrol kararı uygulandı. Diğer 31 şüpheli ise adli işlemlerin ardından serbest bırakıldı.
Kocaeli Selçuk İnan: "Hayallerim burada Kocaelispor ile Avrupa kupalarına katılabilmek" Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Başakşehir maçı öncesinde yaptığı açıklamada, Kocaelispor’da devam edip etmeyeceği sorusunu yanıtlayarak, "Henüz tam net bir görüşmemiz olmadı ama hedeflerim, hayallerim burada Kocaelispor ile Avrupa kupalarına katılabilmek" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Kocaeli Stadyumu’nda Başakşehir’i konuk edecek olan Kocaelispor’da hazırlıklar sürüyor. Körfez ekibinde teknik direktör Selçuk İnan, antrenman öncesinde değerlendirmelerde bulundu. "Çok güçlü bir kadrosu olan takım, bunun farkındayız" Başakşehir maçında seyircileri önünde avantajlı olacaklarını söyleyen Selçuk İnan, "Uzun bir ara oldu. Tabii bayram sonuçta çok bizim için şeker tadında geçmedi ama biraz hüzünlü bir bayram oldu aldığımız mağlubiyetten dolayı. Ancak bizim hayatımız bu. Bu şekilde devam ediyor. Kazandığımız zaman hep bayram, kaybettiğimiz zaman da hep sıkıntılı. Ama o süreç geride kaldı. Böyle mağlubiyetler, böyle anlar var. Bunu geride bırakmayı öğrenmeliyiz çıkaracağımız derslerle beraber. Başakşehir maçı bizim için çok önemli bir maç olacak. Uzun bir aradan sonra tekrar sahamızda avantajlı bir konumda olacağız, öyle düşünüyorum. Çok güçlü bir kadrosu olan takım, bunun farkındayız. Önemli oyuncuları var. Ancak bizim de özellikle iç sahada oynamış olduğumuz bir oyun var, bir oyun gücü var. Böyle baktığınızda çok zorlu bir mücadele olacak ama inşallah kazanan taraf biz olacağız" diye konuştu. "Özellikle Kocaelispor’la bir şeyler başarmak istiyorum" İnan, Kocaelispor’da olmaktan dolayı çok mutlu ve gururlu olduğunu vurgulayarak, "Sezon başından beri neredeyse bütün röportajlarımda camianın büyüklüğünden, taraftarın büyüklüğünden hep bahsettim. Bunları hiçbir zaman laf olsun diye söylemedim. Çünkü gerçekten öyle ki bunu da fazlasıyla buradaki camia, taraftar, hem bana gösterdi hem Türk futboluna, 16 yıl aradan sonra gelmemize rağmen fazlasıyla gösterdi. Dolayısıyla da burada çalışmaktan dolayı çok mutluyum, onur duyuyorum. Ne zaman ne şartta olursa da olsun burada bu takımla beraber başarıları yakalamak istiyorum. Hep hayallerim var, hedeflerim var. Hatta bazen fazla agresif olduğum söylendiği anda bile ben maç kazanmak istiyorum, yukarılara oynamak istiyorum ve özellikle Kocaelispor’la bir şeyler başarmak istiyorum. Bunların bir şekilde gerçekleşmediği zaman, nedenlerinden bağımsız bir şekilde ne olursa olsun zorlanıyorum, agresif oluyorum, huysuz oluyorum. Ama bir şeyler başarmak istiyorum. Çok zor bir süreçten buralara geldik. Sıkıntı yaşadım. Sezon başından, devre arasında birçok problem yaşadık ki neredeyse bir tanesini bile sizinle paylaşmadım, yansıtmamaya çalıştım. Ama bu iş çok kolay olmadı bizim için. Ligin bu zamanında bu durumdayız. O yüzden kendimle, ekibimle ve oyuncularımla gurur duyuyorum. Önemli işler başardık. Taraftarın beklentisini karşılamaya çalıştık. Elimizden geldiğince bunu yaptığımızı düşünüyorum şimdiye kadar. Bu sene Allah’ın izniyle güzel bir şekilde bitirdikten sonra devam edeceğiz, öyle umuyorum" ifadelerini kullandı. "Hayallerim burada Kocaelispor’la Avrupa kupalarına katılabilmek" Kocaelispor’da devam edip etmeyeceği sorusunu da yanıtlayan Selçuk İnan, "Henüz tam net bir görüşmemiz olmadı. Hedeflerim, hayallerim burada Kocaelispor’la Avrupa kupalarına katılabilmek, önemli bir takım haline gelebilmek... Bunların hepsini böyle ele aldığınızda dediğim gibi uzun bir süreç bu. Süreç isteyen bir an. Zorluklara değindim. Hedeflerimiz olacak eğer burada devam edersek. Bunlar için çok çabalayacağım, çok sarf çaba sarf edeceğim. Buna kimsenin şüphesi olmasın. Tesislerimizi belki de değiştireceğiz, yenileyeceğiz. Yani eksik olduğumuz ne varsa aslında bütün problemleri bir ele almak lazım. Biz bunlar için mücadele ediyoruz, savaşıyoruz. İnşallah bunları gerçekleştiririz" diye konuştu. "7 oyuncumuz gitti milli takıma, bu bizim için önemli bir olay" Takımdaki sakatlıklardan bahseden Selçuk İnan, "Petkovic bireysel antrenmanlara başladı. Bizimle beraber önümüzdeki hafta pazartesi ya da salı günü son bir değerlendirme olacak. Bir sıkıntısı olmazsa çarşambayla beraber bizimle antrenmana çıkabilir diye öngörüyoruz. İnşallah bakalım. Hadara da yine aynı şekilde, onun da bir kasığında problemi var. Şu an tedavi oluyor. Önümüzdeki hafta muhtemelen bizimle antrenmanlara çıkmasını bekliyoruz ama yine de süreç. Onun dışında Jovanovi’ı zaten biliyorsunuz. Onun dışında da şu an için sakatımız yok. Milli takımdaki oyuncularımız var. Onlara da sözü açılmışken buradan başarı dileyeyim. 7 oyuncumuz gitti milli takıma, bu bizim için önemli bir olay. O yüzden onları da tebrik ediyorum" şeklinde konuştu.
Bursa Bursa’da erken doğum yaptığı bebeğini gömdüğü iddia edilen anne ve anneanne tutuklandı Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde evde bebeğinin ölü doğduğunu öne süren kadın ile bebeği gömdüğünü itiraf eden annesi tutuklandı. Gözaltına alınan bebeğin babası olduğu iddia edilen şahıs ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Edinilen bilgiye göre, ailesiyle birlikte yaşayan S.N. (41), iddiaya göre yaklaşık 5 yıldır birlikte olduğu H.Ö.’den hamile kaldı. Hamileliğini ailesinden gizleyen S.N., karnı belirginleşince durumu annesi G.N.’e söyledi, babasından ise saklamaya devam etti. 16 Şubat’ta kanama şikayetiyle Mustafakemalpaşa Devlet Hastanesi’ne başvuran S.N.’ye 32 haftalık bebeği için erken doğum riski bulunduğu gerekçesiyle yatış önerildi ancak bu teklifi kabul etmedi. İddiaya göre S.N., 26 Şubat’ta evinin tuvaletinde erken doğum yaparak bir kız bebek dünyaya getirdi. 11 Mart’ta muayene için gittiği hastanede psikiyatri servisinde bipolar tanısı bulunduğu öğrenilen S.N., kansızlık şüphesiyle dahiliye servisine sevk edildi. Yapılan tahlillerde hemoglobin değerinin düşük çıkması üzerine hastaneye yatırılan S.N.’nin burada ağlayarak evinde doğum yaptığını söylediği öğrenildi. Bebeğin yerini söylememesi üzerine hastane görevlilerinin durumu polise bildirdiği ifade edildi. Gözaltına alınan S.N.’nin bebeğin ölü doğduğunu ve annesi tarafından gömüldüğünü söylemesi üzerine annesi G.N. ile H.Ö. de gözaltına alınd. Anne G.N.’nin ifadesinde doğum sırasında kızının hamile olduğunu öğrendiğini iddia ederek, "Bebekte yaşam belirtisi yoktu. Kızıma ne yapacağımızı sordum, ‘İster çöpe at, istersen göm’ dedi. Ben de bebeği çantaya koyarak ertesi gün kırsal alanda dere kenarına gömdüm" dediği öğrenildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen S.N. ile annesi G.N. çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, H.Ö. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında jandarma ekipleri, gömüldüğü belirtilen noktada yaptıkları çalışmada bebeğin cansız bedenini buldu. Bebeğin canlı mı yoksa ölü mü doğduğunun belirlenmesi amacıyla cenaze Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.