ASAYİŞ - 19 Eylül 2025 Cuma 18:31

77 milyon liralık MESEM usulsüzlüğü davasında ilk duruşma

A
A
A
77 milyon liralık MESEM usulsüzlüğü davasında ilk duruşma

Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden usulsüzlük yaparak kamuyu 77 milyon lira zarara uğrattıkları iddia edilen 8’i tutuklu, 2’si firari toplam 206 sanığın yargılanmasına başlandı. Sanıklardan fizyoterapist İ.H.B., 7 aydır suçsuz yere tutuklu bulunduğunu söyleyerek, "Avukat A.D., MESEM’den faydalanmış ve 1 milyon 718 bin lira almış. Ben fizyoterapistim. A.D’ye yaptığım masaj sonrasında bana 300 TL göndermişti. Bu verilen para dolayısıyla hakkımda tutuklama kararı verildi" dedi. Heyet, İ.H.B’nin tahliyesine karar vererek, duruşmayı erteledi.


Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çeşitli meslek gruplarına çırak, kalfa ve usta yetiştirmeyi amaçlayan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) programında usulsüzlük yapıldığına ilişkin iddialar üzerine Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından geçtiğimiz yıl soruşturma başlatıldı. Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş Kurulu müfettişinin suç duyurusu üzerine açılan dosyada, İzmit Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından yürütülen Ustalık Telafi Programı’nda 1 Ocak 2022 - 30 Kasım 2023 tarihleri arasında hukuka aykırı işlemler yapıldığı belirlendi. Müfettiş raporunda, vatandaşların usulsüz şekilde programa kaydedildiği, bu yöntemle hem devletten haksız kazanç sağlandığı hem de öğrencilerin SGK primlerinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ödenerek kamunun zarara uğratıldığı ve ve zimmete para geçirildiği tespit edildi.



Soruşturma sürecinde toplam 206 kişi hakkında işlem yapıldı


Başlatılan soruşturma kapsamında, Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri harekete geçti. 28 Şubat’ta Kocaeli merkezli İstanbul, Hatay, Bingöl, Diyarbakır, Manisa ve Samsun’da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü R.Ş. ve aracı firma sahibi S.Ö.’nün de aralarında bulunduğu 39 şüpheli gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 20’si tutuklandı, 18’i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma sürecinde toplam 206 kişi hakkında işlem yapıldı, bunlardan 8’inin halen tutuklu, 2’sinin ise (okul müdür yardımcısı S.K. ile dernek yöneticisi T.S.) firari olduğu öğrenildi.



"77 milyon 706 bin liralık zarar ve 6 bin 233 kişinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirmek"


Hazırlanan 5 klasörlük iddianamede, sanıkların kamuyu yaklaşık 77 milyon 706 bin lira zarara uğrattıkları ve 6 bin 233 kişinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde ele geçirdikleri öne sürüldü. İddianamede sanıklar hakkında, "Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçundan 4,5 yıldan 15 yıla kadar, "Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme" suçundan ise 2 yıldan 4 yıla kadar olmak üzere 6,5 yıldan 19 yıla kadar hapis cezası talep edildi.



İlk duruşma başladı


Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamenin ardından davanın görülmesine başlandı. Sanık sayısının fazla olması nedeniyle dava 5 oturum halinde yapılacak. İlk oturumda 40’ı tutuksuz 8’i tutuklu sanık savunma yaptı. Sanıklar arasında muhasebe müdürü, şirket yöneticileri, esnaf, öğretmenler yer aldı.



"Kimsenin 1 lirasını almadım"


Tutuklu sanık N.D., "Temizlik personeli olarak firmada 6,7 ay çalıştım. Bilgisayar dahi kullanmayı bilmiyorum. Suçlamayı kabul etmiyorum. Kimsenin 1 lirasını almadım. Okul müdürü ile arkadaştık. Asgari ücretle çalışan kendi halinde bir insandım" suçlamaları kabul etmiyorum" dedi.



"Evrakları onaylayan Milli Eğitim ama biz tutukluyuz"


Tutuklu sanık E.B., firmasının 2022 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan teşvikler üzerine danışmanlık hizmeti verdiğini ifade ederek, "Atatürk Lisesi ile görüştük, evrakları hazır olan firmalarla ilgili başvuru yapabileceğimizi söylediler. Firmalar evraklarını hazır ederek bize verdi, biz de kuruma teslim ettik. Evrakları bizzat firma onaylıyor, bizim evraklara müdahale gibi bir durumumuz yok. Evrakları onaylayan Milli Eğitim ama biz tutukluyuz. Kişileri verileri ele geçirme gibi bir durumumuz yok. Evrak düzenleme, organize etme, depolama yayma gibi durum söz konusu değil. Kendi rızasıyla kursa katılanlar için rıza katılım belgeleri var. Böyle bir dolandırıcılık varsa durum şirketle ve milli eğitimle ilgili bir durumdur. Teşviki anlatmak dışında bir durumumuz yok. Biz sadece danışmanlık firmasıyız. Biz bilgi satıyoruz. Biz devlet teşviklerini anlatıyoruz, hazırlanan evrakları sunarız ve komisyonumuzu alırız. 7 aydır işlemediğim suçtan dolayı cezaevindeyim. Burada bir hata var" diye konuştu.



"Masaj sonrası 300 TL gönderdi, bu verilen para dolayısıyla hakkımda tutuklama kararı verildi"


7 aydır suçsuz yere tutuklu olduğunu söyleyen fizyoterapist İ.H.B., "7 aydır kendimi bir kuyunun içinde gibi görüyorum. Yanlışlıkla buraya düştüğümü düşünüyorum. Ben daha önce Kocaeli’ye gelmiş değilim. Soruşturma aşamasında okulun adını öğrendim. Okula uğramış bile değilim. Yapılan işlemden haberdar değilim. Avukat A.D’yi tanıyorum ama o kişinin yaptığı işlemle ilgili herhangi bir bilgim yok. A.D., MESEM’den faydalanmış ve 1 milyon 718 bin lira almış. Ben fizyoterapistim. A.D’ye yaptığım masaj sonrasında bana 300 TL göndermişti. Bu verilen para dolayısıyla hakkımda tutuklama kararı verildi. Nitelikli dolandırıcılık suçlaması çok ağır bir suçlama. 7 ay boyunca çocuklarımın yüzüne bakamadım. Bu işi denetleyen veya imza atan değil, olayda ilişkisi olmayan kişiler yargılanıyor. Kendi çevrende bilinen ve sevilen bir insandım. Bu olay sebebiyle okulumdan mezun olamadım. Müşteri portföyümü kaybettim. Tutukluluğumun sona erdirilmesini istiyorum" şeklinde konuştu.



"Suçlamaları kabul etmiyorum"


Tutuklu sanık S.Ö. de suçlamayı kabul etmeyerek, "30 seneden beri muhasebe ile uğraştım ve emekli oldum. Ablama destek olmak için onun yanında çalıştım. Devlet teşvikleri olduğunu öğrenince ablama söyledim ve başvurumuzu yaptık. Suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.



"Geçimi sağlamak üzere firma yendirmeleri yaptım"


Tutuklu sanık N.B., "Teşvikten haberdar olmam ile firma yönlendirme işlemleri yaptım. Türkiye şartlarında memur olmak kolay değil, geçimi sağlamak üzere verilen teşvikle firma yendirmeleri yaptım. Suçlamaları kabul etmiyorum" dedi.



"Milli Eğitim Bakanlığı verdiği teşviki denetleyemedi"


Danışmanlık şirket sahibi olduğunu söyleyen tutuklu sanık S.Ö., "2023 yılında MESEM teşvikiyle tanıştık. Çevremizdeki firmaların teşvikten yararlanmalarını istedik. Firmalar ile görüşmeler yaptık. Teşviklerden bahsettik. Firmalar kendi elemanlarının evraklarını hazırladı biz sadece bu evrakları gerekli yere teslim ettik. Milli Eğitim Bakanlığı verdiği teşviki denetleyemedi. Bu işte bu yanlışlık varsa sorumlusu Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Teşviki bakanlık daha sonra değiştirdi, neden çünkü denetleyemedi. Suçlamaları kabul etmiyorum. Firmaların yüzde 80’i, 90’ı kamu zararını giderdi" diye konuştu.



"Bakanlığa defalarca giderek süreçte işletmeler ile bakanlık arasında uyumsuzluk olduğunu anlattım"


Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde açığa alınan ve tutuklanan okul müdürü R.Ş., "21 sene devlete hizmet eden bir eğitimci olarak 2 yıldır bu konu ile ilgili mağduriyet yaşıyorum. 16 Mayıs 2023’te milli eğitim müdürüne karşılaşan sorunları yazdım. Kursiyerlerin ya da firmalara giden kursiyerlerin bize iş bıraktıklarını anlattım. Bu yazıma il müdürlüğünden cevap gelmedi. Yapılan toplantıda il milli eğitim şube müdürümüz 2022 kasım ayının ortasında ’Cumhurbaşkanımızın yılbaşına kadar 1,5 milyon usta yetiştirme sözü var, bu süreçte boşta hiçbir okul kalmayacak’ dedi. Kontenjanı boş olan sadece benim okulum vardı. Teşvik sürecine baskıyla dahil edildik. Müfettişlere tüm evrakları şeffaflığıyla verdim. Bize gelen evraklar işletmelerden geldi. İşletmelerin bizlere doğru bilgi vermesi ile ilgili yükümlülükleri vardır. Benim o verileri ne arama, ne de bulma imkanım var. Önceliğim öğrencilerin güvenliğini sağlamaktır. Bakanlığa defalarca giderek süreçte işletmeler ile bakanlık arasında uyumsuzluk olduğunu anlattım. İlçe, il milli eğitimden sanık olarak burada kimse yok. Ben kendi kendimi mi afiş etmiş oldum? Benim gönderdiğim yazıdan sonra cevap gelmedi, sonra bakanlık genelgeyi düzenledi. Kaçma şüphem olsaydı idari soruşturma sürecinde kaçardım, tahliyemi istiyorum" şeklinde konuştu.


Tutuklu sanık Ö.B. de, suçlamaları kabul etmeyerek, görevinin evrakları okula teslim etmek olduğunu, olayda dahli olmadığını söyledi. Tutuksuz sanıkların da dinlendiği duruşmada birçok sanık aldıkları teşviki faiziyle geri ödediklerini söyledi.



1 kişi tahliye edildi


Mahkeme heyeti, sanık fizyoterapist İ.H.B’nin tahliyesine, tutuksuz sanıkların adli kontrol şartlarının kaldırılmasına karar vererek duruşmayı erteledi.


Yargılamanın ikinci oturumu 22 Eylül’de devam edecek.



77 milyon liralık MESEM usulsüzlüğü davasında ilk duruşma

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla’da çoraplar farkındalık için boyandı Muğla Büyükşehir Belediyesi 21 Mart Dünya Down Sendromlular Günü’nde farkındalık oluşturmak için etkinlikler düzenledi. 21 Mart Dünya Down Sendromlular Günü’nde Türkiye Sakatlar Derneği Muğla Şubesi ile birlikte Down Sendromu Farkındalık ve Bayramlaşma etkinliği düzenleyen Muğla Büyükşehir Belediyesi Kısa Mola merkezlerinde de farkındalık çalışmaları gerçekleştirdi. Türkiye’de ilk olan ve Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından il genelinde 9 merkezde hizmet veren Kısa Mola Merkezleri’nde farklı etkinlikler düzenlendi. Kısa Mola Merkezleri’nde 21 Mart Dünya Down Sendromlular Günü nedeniyle çorap, ağaç boyama etkinliği gerçekleştirildi. Farklı veya renkli çorap giymek, özellikle 21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü’nde kromozom farklılığına dikkat çekmek için yapılan uluslararası bir eylem olarak nitelendiriliyor. Down Sendromunun bir eksiklik değil genetik bir farklılık olduğunu, farklılıklarının hayatı güzelleştirdiğini, toplumu zenginleştirdiğini, sevgi ve anlayışla bu özel bireylerin yaşama daha sıkı bağlandığının vurgulandığı etkinliklere katılanlar keyifli vakit geçirdi. Bu özel gün için hazırlanan her çorap farklılıkların bir zenginlik olduğunu, her bireyin eşit ve değerli olduğunu hissettirmek için boyandı. Etkinlikte oluşturulan farkındalık ağacı da sevginin, emeğin ve birlikte olma ifadesi olarak öne çıktı. "Tüm renklerimizle, farklılıklarımızla güzeliz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras sevgi ikliminin hakim olduğu Muğla’da tüm vatandaşların eşit yaşam hakkına sahip olması, farklı renklerin bir arada mutlu yaşaması için çalıştıklarını söyledi. Başkan Aras; "Toplumumuzu bir arada tutan, güçlü olmasını sağlayan farklılıklarımızla birbirimize sahip çıkmamız ve sevmemizle doğru orantılıdır. Bir bahçeyi güzelleştiren rengarenk çiçekler gibiyiz ve bizler her rengimizle güçlüyüz. Down sendromunun genetik bir farklılık olduğunu 21 Mart nedeniyle bir kez daha vurguluyoruz. Bu farklılık bireylerin öğrenmesine, üretmesine ve topluma katkı sunmasına asla engel değil. Burada önemli olan fark etmek, anlamak, birlikte yaşama kültürünü güçlendirmektir. Muğlamızda tüm vatandaşlarımızın eşit, erişilebilir ve kapsayıcı yaşam hakkına sahip olması için çalışıyoruz ve diyoruz ki, Muğla’mızda biz tüm renklerimizle güzeliz" dedi.
Samsun Su uzmanı profesör: "Su krizi büyüyor, kadınlar su alanında değişime öncülük etmeli" Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, 22 Mart Dünya Su Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Su krizini çözmek için, kadınların seslerinin, liderliğinin ve yetkilerinin tam olarak tanındığı, dönüştürücü ve hak temelli bir yaklaşıma ihtiyacımız vardır" dedi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, 22 Mart Dünya Su Günü dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. "Su ve cinsiyet teması öne çıkıyor" Kadınlar su alanında değişime öncülük etmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Demir," Suyun aktığı yerde medeniyet vardır, adalet vardır, eşitlik vardır, güzellik vardır. Küresel iklim değişimi ve buna bağlı olarak etkisini her geçen gün artıran su krizi herkesi etkilemektedir. Bu etki, ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye veya canlı türlerine göre farklılık göstermektedir. Bu etkiye dikkat çekmek için Birleşmiş Milletlerin 1993 yılında 22 Mart’ı Su Günü ilan etmesi ve her yıl dünyada farklı etkinliklerle kutlanması yaygınlaşmış, her yıl farklı temalar ile kutlanır hale gelmiştir. Birleşmiş Milletler tarafından 2026 yılı için ortaya konan Su Günü teması ‘Su ve Cinsiyet’tir. Toplum içerisinde sudan en çok etkilenenler kadınlar ve çocuklardır. Ne yazık ki suyu yöneten sistemler çoğu zaman kadınları ve kız çocuklarını karar alma süreçlerinin, liderliğin, fonlamanın ve temsilin dışında bırakmakta, bu durum su krizini bir kadın krizi haline dönüştürmektedir. Su yönetimiyle ilgili her düzeyde kadınların eşit şekilde temsil edilmesi, her boru hattının ve politikanın tasarımında yer almalarının sağlanması 2026 Su Yılı’nın temel temasını oluşturacaktır. Kadınlar mühendis, çiftçi, bilim insanı, temizlik işçisi ve toplum lideri olarak su alanında değişime öncülük etmelidir" diye konuştu. "Kuraklık riski kapıda" Suyu yönetmede toplumun görevine değinen Prof. Dr. Yusuf Demir, "İklim değişikliğinin oluşturduğu yaşam döngüsü, suyla ilgili afetlere, finansman açıklarından sosyal normlara ve yönetimsel boşluklara kadar artan riskleri ortaya çıkarmakta, bu sürecin yönetilebilmesi için herkesin üzerine düşen görevi tam olarak yerine getirmesi gerekmektedir. Kısaca toplumların görevi suyu ortak bir kaynak olarak yönetmek ve gelecek için dirençli bir yaşam döngüsü oluşturabilmektir. Bu, güvenli suya, sanitasyona ve hijyene erişimi herkes için teşvik etmede, kadınları ve çocukları geride bırakan normlara ve davranışlara karşı duyarlı ve koruyucu olmaya hazırlamakla mümkündür. Ancak o zaman güvenli su hizmetleri herkesin ihtiyaçlarını karşılayabilir; kadınların ve kız çocuklarının daha sağlıklı ve dolu dolu bir yaşam sürmelerini sağlayabilir, suyu sürdürülebilir kalkınma ve cinsiyet eşitliği için hepimize fayda sağlayan bir güç haline getirebilir. Bunun için bireylerin, okulların, kuruluşların, şirketlerin ve hükümetlerin, suyun aktığı yerlerde eşitliğin yeşermesini sağlamak için alacakları tedbir ve üstlenecekleri sorumluluklar etkili ve önemlidir" şeklinde konuştu. "Kadınlar suyun geleceğini şekillendirmelidir" Su krizini çözmek için kadınların liderliğine ihtiyaçlarını olduğunu belirten Prof. Dr. Demir, " Su hizmetleri iklim değişikliğine dayanmalı ve herkesin ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Su krizini çözmek için, kadınların seslerinin, liderliğinin ve yetkilerinin tam olarak tanındığı, dönüştürücü ve hak temelli bir yaklaşıma ihtiyacımız vardır. Su aktığı yerde eşitlik yeşerir. Kadınlar ve kız çocukları suyla ilgili kararlarda eşit söz hakkına sahip olduğunda, hizmetler daha kapsayıcı, sürdürülebilir ve etkili hale gelir. Suyu, hepimize fayda sağlayacak daha sağlıklı, daha müreffeh ve cinsiyet eşitliğine dayalı bir geleceğin itici gücü haline getirmek için kadın liderliğini ön plana çıkarmalıyız" ifadelerini kullandı. "Hazıra dağlar dayanmaz" Yaz aylarında kuraklık riskiyle ilgili Demir, "Dünya’da olduğu gibi ülkemizde de küresel iklim etkisi her geçen gün daha fazla hissedilmekte, özellikle su sıkıntısı içerisinde olan ve su fakirliğine girmek üzere olan ülkemiz su kaynakları üzerine etkisi giderek artmaktadır. Son yıllarda yaşanan olaylar 2026 yılı ve sonrası için de bizleri endişeye sevk etmektedir. 2025 yılı son ayları ve 2026 yılının ilk aylarında alınan yağışlar ülkemizdeki su kaynaklarını biraz rahatlatsa da, ilkbahar yağışları ve yaz ayları bu sürecin yaşanmasında önemli etkiye sahip olacaktır. Hazıra dağlar dayanmaz. Yaz ayları için uzmanların kuraklık riski ile ilgili önemli uyarıları bulunmaktadır. Bu süreçten ülkemizin de etkilenme ihtimali yüksektir. Yaz aylarında pek çok şehrimizde ve tarımsal sulamada geçen sene yaşanan sıkıntıların yaşanmaması için mevcut suyumuzu bugünden doğru ve planlı kullanmalıyız" açıklamasında bulundu. "Ulusal Su Planı yürürlüğe girdi" Su, bugünün meselesinin değil geleceğin kurtuluşu olduğunun altını çizen Demir şunları söyledi: "İklim değişikliğinin etkilerinin giderek arttığı günümüzde, Türkiye’nin su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanımına yönelik yol haritasını ortaya koyan Ulusal Su Planı (2026–2035), Cumhurbaşkanımızın onayı ile kapsamlı bir yol haritası olarak yürürlüğe girmiştir. Ulusal Su Planı (2026–2035), suyu tüm sektörleri yönlendiren stratejik bir eksen olarak ele alarak su kaynaklarının kalite ve miktar açısından sürdürülebilir yönetimini sağlamak, su güvenliğini güçlendirmek ve iklim değişikliğine uyumu desteklemek amacıyla hazırlanmış; kısa, orta ve uzun vadeli hedef ve öncelikleri bütüncül bir yaklaşımla ortaya koymaktadır. Türkiye’nin su yönetiminde önümüzdeki on yıla yön veren Plan; su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanımını destekleyecek şekilde yasal ve kurumsal yapının güçlendirilmesini, suya göre planlamanın esas alınmasını, havza ve bölge önceliklerine dayalı yatırımların önceliklendirilmesini ve sürdürülebilir finansman mekanizmalarının geliştirilmesini öne çıkarmaktadır. Bunun yanı sıra modern sulama, geri kazanılmış su ve tasarruf uygulamalarıyla su verimliliğinin artırılması; coğrafi bilgi sistemleri, yapay zekâ, büyük veri ve uzaktan algılama gibi araçlarla dijital ve veri temelli yönetimin yaygınlaştırılması; eğitim ile toplumsal farkındalık çalışmalarının güçlendirilmesi Planın temel bileşenleri arasındadır. Ulusal Su Planı (2026–2035); su yönetimine ilişkin görev ve sorumlulukları bulunan ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarını, yerel yönetimleri, sivil toplum kuruluşlarını (STK’lar), özel sektörü ve üniversiteleri kapsamaktadır. Plan çerçevesinde belirlenen eylemler; planlama, yatırım, izleme, denetim, veri üretimi, kapasite geliştirme ve farkındalık faaliyetleri başta olmak üzere çok sayıda alanda ilgili ve sorumlu kurumlar tarafından hayata geçirilecektir. 2026 yılında su verimliliği ve sıfır su kaybı hedefiyle başlatılan çalışmalar hepimizi yakından ilgilendirmektedir. Özellikle toplumsal farkındalık amacıyla yapılacak projeler, eğitim çalışmaları, bilinçlendirme uygulamaları ve bunların gerçekleştirilebilmesinde yerel yönetimlerin rolü çok önemlidir. Ülkemizin farklı bölgelerindeki kalkınma ajansları ve proje destek birimleri yerel yönetimleri teşvik ederek bu konularda öncelik edebilecek proje ve uygulamaları desteklemeli, üniversiteler ve kamu kurum ve kuruluşları, ülkemizin 21. yüzyıl vizyonunda da etkin ve öncelikli rol almalıdır.Su, bugünün meselesi değil geleceğin kurtuluşudur. Geleceğimize sahip çıkmak hepimizin görevidir."
Muğla Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin modern yol ağı genişliyor Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin modern yol ağı çalışmaları kapsamında tamamlanan İçmeler-Turunç Kavşağı’ndaki çalışmalar vatandaşların takdirini topladı. Marmaris’teki şehir içi ulaşımı daha güvenli ve konforlu hale getirmek amacıyla Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı ekiplerince yürütülen yol çalışmaları tamamlandı. Bu kapsamda İçmeler-Asparan-Turunç yol ayrımı güzergâhında başlatılan sıcak asfalt yenileme çalışmaları tamamlanarak yol vatandaşların kullanımına sunuldu. 13 milyon 200 bin TL yatırımla gerçekleştirilen yatırımda, mevcut tabaka sökülerek yerine sıcak asfalt binder tabakası serimi gerçekleştirildi. Ayrıca yol güzergahında oluşabilecek olumsuzlukların önüne geçmek amacıyla lokal yağmur suyu ve zemin iyileştirme imalatları da tamamlandı. Bölgede esnaflık yapan Dursun Bayrı, eski yolun parke kaplı olması nedeniyle sık sık toz ve çamur sorunu yaşandığını belirterek, yapılan sıcak asfalt çalışmasıyla yolun daha güvenli ve kullanışlı hale geldiğini söyledi. Bayrı, "Önceden yolumuz parke kaplıydı, tozu ve çamuru çok oluyordu. Şimdi yapılan çalışma ile yolumuzdan çok memnunuz. Ahmet Başkan’ın döneminde Marmaris’e daha fazla ilgi ve hizmet geldiğini görüyoruz. Sıcak asfaltla birlikte yolumuz daha güvenli hale geldi, sürücüler için daha kullanışlı bir yol oldu" dedi. "Avrupa standartlarında bir yola kavuştuk" İçmeler Mahalle Muhtarı Ali Demirtaş ise geçmiş yıllarda sel nedeniyle yolun büyük zarar gördüğünü hatırlatarak şunları söyledi: "Bu bölgede defalarca sel yaşadık ve sel nedeniyle yolumuz çok bozulmuştu. Yaz aylarında binlerce yerli ve yabancı turistin kullandığı bu yol, yapılan çalışmalarla Avrupa standartlarında bir hale geldi. Ahmet Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Hiçbir başvurumuzu karşılıksız bırakmıyor ve imkanlar dahilinde Marmaris’imize gerekli yatırımları yapıyor" ifadelerini kullandı. "İhtiyaçları yerinde tespit ederek yatırımlarımızı sürdürüyoruz" Muğla’nın her noktasında halkın günlük yaşamını kolaylaştıracak yatırımları hayata geçirmeye devam ettiklerini belirten Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, sık kullanılan güzergahta yapılan çalışmaların önemine değindi. Başkan Aras, "Marmaris’te hem hemşehrilerimizin hem de yerli ve yabancı misafirlerimizin yoğun olarak kullandığı bir bölgede ulaşımın güvenli ve konforlu olması bizim için çok önemli. Muğla’mızın tüm ilçelerinde olduğu gibi Marmaris’te de ihtiyaçları yerinde tespit ederek yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Muğla’yı daha yaşanabilir, ulaşımı daha güvenli ve modern bir kent haline getirmek için ekiplerimizle birlikte çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz" dedi.
Bursa Nilüfer Belediyesi ’Sıfır Atık Belgesi’ni yeniledi Bursa’nın Nilüfer ilçesinde 1995 yılından bu yana atık yönetimi ve geri kazanım çalışmalarını sürdüren Nilüfer Belediyesi, Temel Seviye Sıfır Atık Belgesi’ni yeniledi. Belediye, ambalaj atıklarından elektronik atıklara, atık ilaçlardan pillere kadar geniş bir yelpazede toplama faaliyetlerine aralıksız devam ediyor. Nilüfer Belediyesi, 12 Temmuz 2019 tarihli Sıfır Atık Yönetmeliği kapsamında kurduğu sistemle Bursa Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından verilen Temel Seviye Sıfır Atık Belgesi’ni almaya ve yenilemeye hak kazandı. Söz konusu belge, 13 Mart 2031 tarihine kadar geçerliliğini koruyacak. İlçe sınırları dahilindeki mahallelerden haftada bir gün ambalaj atığı toplayan belediye ekipleri, dini bayramlar ve resmi tatiller de dahil olmak üzere çalışmalarını kesintisiz sürdürüyor. Mahalle toplama günlerinde sabah saat 08.00’e kadar dışarı çıkarılan geri kazanım poşetleri araçlar tarafından toplanırken, hanelere alınan dolu poşet sayısı kadar boş poşet bırakılıyor. Sisteme dahil olmak isteyen vatandaşlar, 444 16 03 numaralı hattı arayarak kayıt oluşturabiliyor ve geri dönüşüm kutusu ile poşet taleplerini iletebiliyor. Sadece 2025 yılı içinde ilçe sakinlerine toplam 7 bin 63 adet geri dönüşüm kutusu teslim edildi. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına muhtarlık binalarına da düzenli olarak poşet bırakılıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, çevre duyarlılığının Nilüfer’de bir kurum kültürü olduğuna dikkat çekti. Nilüfer’de yıllardır başarıyla sürdürülen çevre dostu politikaların Sıfır Atık Belgesi ile taçlanması ve yenilenmesinin kendileri için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu vurgulayan Başkan Şadi Özdemir, "Hemşehrilerimizin atık ayrıştırma konusundaki hassasiyeti ve desteği olmadan bu başarıyı elde etmemiz mümkün değildi. Gelecek nesillere daha yaşanabilir ve temiz bir Nilüfer bırakmak için tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Belediyenin atık yönetimi çalışmaları sadece ambalaj atıklarıyla da sınırlı kalmıyor. Ocak 2021’den bu yana faaliyette olan 1. Sınıf Atık Getirme Merkezi, 14 farklı türde atığı kabul ederek lisanslı firmalar aracılığıyla geri kazanıma ve bertarafa gönderiliyor. Vatandaşlar elektronik atıklarını bu merkeze kendi imkanlarıyla getirebildikleri gibi, 444 16 03 numaralı hattı arayıp kayıt bırakmaları halinde atıkların 3 iş günü içinde evlerinden alınmasını da sağlayabiliyorlar. Ayrıca, Bursa Eczacılar Odası tarafından belirlenen 59 eczaneden ayda bir kez atık ilaç toplanarak güvenli bir şekilde bertaraf tesislerine iletiliyor. Daha yeşil, daha temiz ve yaşanabilir bir dünya hedefiyle geri kazanım çalışmalarını yürüten Nilüfer Belediyesi, eğitim kurumlarında da çevre bilincini artırmayı hedefliyor. Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortaklaşa düzenlenen Atık Pil Toplama Yarışması sonucunda her yıl dereceye giren okullar ödüllendiriliyor. Doğaya zarar vermemesi adına evsel atıklardan ayrı toplanması gereken piller, şeffaf pet şişelerde biriktirilerek güvenle geri kazanım sistemine dahil ediliyor.