SAĞLIK - 27 Mayıs 2025 Salı 12:45

"Botoks tedavisi ile aşırı terlemeden kurtulmak mümkün"

A
A
A
"Botoks tedavisi ile aşırı terlemeden kurtulmak mümkün"

Vatandaşların günlük hayatını olumsuz etkileyen aşırı terlemenin çözülmesi gereken bir sorun olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Fatma Akpınar, "Botoks, ter bezlerini uyaran sinir sinyallerini geçici olarak bloke ederek terleme miktarını önemli ölçüde azaltır" dedi.


VM Medical Park Gebze Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Fatma Akpınar, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman önemsenmeyen aşırı terleme (hiperhidrozis) hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Akpınar, ısı ya da fiziksel aktiviteye bağlı olmaksızın gelişen aşırı terlemenin; obezite, diyabet, tiroit hastalıkları, kalp ve solunum yetmezliği gibi ciddi rahatsızlıkların belirtisi olabileceğine dikkat çekti.


Aşırı terlemenin nedenlerine değinen Uzm. Dr. Akpınar, "Aşırı terleme primer ve sekonder olarak ikiye ayrılır. Primer bölgesel hiperhidrozis (aşırı terleme) altta yatan herhangi bir neden olmadan sağlıklı kişilerde yaşanan durumdur. Aslında, aşırı terleme hastalığı primer bölgesel hiperhidrozis denilen durumdur. Sekonder hiperhidrozis (aşırı terleme) ise başka hastalıklara bağlı yaşanan terlemedir. Sekonder hiperhidrozis nedenleri, diyabet (hipoglisemi), tiroit hastalıkları (hipertiroidi), obezite, alkolizm, menopoz, solunum ve kalp yetmezliği gibi durumlardır" şeklinde konuştu.



"Deri ıslak ve parlak görünür"


Aşırı terlemede görülen belirtilerden bahseden Uzm. Dr. Akpınar, "Deri ıslak ve parlak görünür. Kıyafetler ıslanır. Vücutta koku oluşur. Zamanla kaşıntı veya iltihaplanma gelişebilir. Terleme genellikle çift taraflı ve aynı orandadır. Primer bölgesel hiperhidroz el, ayak, yüz, koltuk altı gibi bölgelerde terleme ile kendini gösterir, uykuda terleme görülmez. Sekonder hiperhidrozda vücudun genelinde terleme görülür, gece terlemeleri daha fazla olabilmektedir. En az haftada bir kez ortaya çıkması ve günlük hayatı etkilemesi de aşırı terleme belirtileri olarak kabul edilmektedir" dedi.



"Fiziki muayene ile tanı konulabilir"


Tanı konma süreci hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Akpınar, "Hastanın hikâyesi ve fizik muayenesi ile tanı konulur. Altta yatan hastalıkları tespit etmek için kan tahlilleri ve görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir" açıklamasında bulundu.



"Aşırı terlemeye iyi gelen öneriler"


Aşırı terlemeyi azaltacak önerilerden bahseden Uzm. Dr. Akpınar, "Günlük duş alınması ve cilt temizliğine dikkat edilmesi gerekir. Pamuklu ve hava alan giysiler tercih edilmelidir, sentetik kumaşlardan uzak durmak uygun olur. Kıyafetler sık değişitirilerek tahriş riski azalltılabilir. Ter önleyici roll-on veya spreyler kullanılmalıdır. Stres ve kaygı azaltılabilir. Baharatlı yiyeceklerden, kafein ve alkolden uzak durulabilir" dedi.



"İlaç tedavisi uygulanabilir"


Tedavi yollarına dikkat çeken Uzm. Dr. Akpınar, "Ellerde ve ayaklarda yoğun terleme varsa iyontoforez tedavisi yapılabilir. Yüz, koltuk altı, el ve ayak terlemesinde botoks etkili olabilir. Gerektiğinde oral ilaçlar kullanılabilir. Cerrahi müdahale (sempatektomi) sadece diğer yöntemlerle sonuç alınamazsa düşünülmelidir" ifadelerini kullandı.



"Botoks terleme miktarını önemli ölçüde azaltabilir"


Aşırı terlemede uygulanabilen botoks tedavisi hakkında da açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Akpınar, şu bilgileri paylaştı:"Botoks, ter bezlerini uyaran sinir sinyallerini geçici olarak bloke ederek terleme miktarını önemli ölçüde azaltır. İnce uçlu iğnelerle, deri içine enjeksiyonla yapılır. Yüz, avuç içi, ayak tabanı, koltuk altı gibi bölgelerde aşırı terlemesi olanlara yapılabilir. Etkisi 4-6 ay sürer. Senede 2 kez yapılarak yıl boyu terleme önlenmiş olur. Uygulanacak bölgenin hazırlanması ve işlem toplam 20-30 dakika sürer. Enjeksiyondan kaynaklanan şişlik ve morluk oluşabilir, ancak birkaç günde geçer. İşlem sonrası günlük hayata devam edilebilir. İşlemin yapıldığı gün duş alınmamalıdır, havuza, denize girilmemelidir. Enjeksiyon noktalarına dokunulmamalıdır. Hamam, sauna gibi sıcak ortamlardan uzak durulmalıdır. Vücudun diğer bölgelerinde terleme devam edeceği için bir zararı yoktur. Deri içine yapıldığı için, lenf bezleri daha derinde olduğu için zarar vermez."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bilim, teknoloji ve afet yönetimi buluştu: TÜBA çalıştayında kritik mesajlar İstanbul’da düzenlenen "Afetler ve Alınabilecek Önlemler Çalıştayı"nda ‘ahlaki deprem’ vurgusu öne çıktı. Uzmanlar, 6 Şubat depremlerinin yalnızca fiziki yıkımı değil, sistemsel eksiklikleri de ortaya koyduğunu belirtirken; dere yataklarının yapılaşmaya açılmasının riskleri büyüttüğüne, üniversite kampüslerinin afet anlarında kritik merkezler haline geldiğine ve yapay zekâ destekli erken uyarı ile hasar tespit sistemlerinin yeni dönemin anahtarı olduğuna dikkat çekti. Türkiye Bilimler Akademisi tarafından Yıldız Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen "Afetler ve Alınabilecek Önlemler Çalıştayı"nda, kamu yöneticileri ve akademisyenler afetlere hazırlık, risk azaltma ve bilimsel çalışmaların önemini ele aldı. Çalıştayda, 6 Şubat depremleri sonrası edinilen tecrübeler ışığında yeni stratejiler ve teknolojik çözümler masaya yatırıldı. Açılış konuşmalarını ise İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Sözen, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Muzaffer Şeker, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Vatan Karakaya ve TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Yürütücüsü Mehmet Emin gerçekleştirdi. "Afetlerden ders çıkaran toplumlar riskleri azaltıyor" İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Sözen, "Kutsal değerleri olmayan, sadece dünyevi yaşamını en iyi şekilde dizayn eden bazı toplumlardaki hassasiyetin kaynağını da bilmek gerekiyor. Bizde 7, 7,5, 8 şiddetinde depremler olabileceği düşüncesi bile ciddi bir tedirginlik oluşturuyor. Ancak bazı toplumların afetlerden ders çıkararak altyapılarını ve sistemlerini buna göre kurduklarını görüyoruz" dedi. Sözen sözlerini şöyle sürdürdü: "6 Şubat depreminden sonra İstanbul Valiliği olarak Türkiye Afet Müdahale Planı ve risk azaltma planları kapsamında çok ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Yerel ve merkezi yönetimler, üniversiteler, güvenlik birimleri ve ilgili tüm kurumların katılımıyla toplantılar gerçekleştiriliyor. Amaç, alınan önlemlerin topluma yansımasını artırmak ve afet anında hızlı müdahale ile kayıpları en aza indirmektir." "Ahlaki deprem, fiziksel yıkımı büyütüyor" Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Şeker ise "Depremin etkilerinin çarpan etkisiyle artmasına neden olan bir ‘ahlaki deprem’ gerçeğiyle de karşı karşıyayız. Bu durumun fiziksel yıkımı nasıl büyüttüğünü yaşadığımız afetlerde açıkça gördük. Asrın felaketi olarak tanımladığımız depremler, hem can kayıpları hem de ekonomik maliyetler açısından büyük sonuçlar doğurdu. Bu yıl Amerika’da düzenlenecek G20 Zirvesi kapsamında, doğal afetler başlığında Türkiye’nin deneyimlerini uluslararası platformda paylaşacağız. Doğaya müdahale ederken dere yataklarının korunması büyük önem taşıyor. Bu alanların yapılaşmaya açılması, felaketlerin maliyetini katlayarak artırıyor" açıklaması yaptı. Prof. Dr. Şeker, "Ayrıca yaptığımız gözlemlerde üniversite kampüslerinin afet anlarında kritik merkezler haline geldiğini gördük. Barınma, enerji ve temel ihtiyaçların karşılanabildiği bu alanlar, kriz yönetiminde önemli rol üstleniyor" şeklinde konuştu. "Yapay zekâ ile afet yönetiminde yeni dönem" "Üniversitemiz, afetlerin azaltılması ve afet teknolojilerinin geliştirilmesi hedefiyle çok disiplinli çalışmalar yürütmektedir" diyen Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Vatan Karakaya, "6 Şubat depremi sonrasında özellikle Hatay başta olmak üzere sahada hasar tespiti, yapı analizi ve tarihi dokunun korunmasına yönelik çalışmalar başlatıldı. Geçici barınma sistemleri, hızlı üretim teknikleri ve altyapı yönetimi üzerine saha araştırmaları gerçekleştirildi. Bu verilerle afet yönetimi için yapay zekâ tabanlı bir karar destek sistemi geliştirildi" dedi. Karakaya sözlerini şöyle sürdürdü: "TÜBİTAK 1001 programı kapsamında yürütülen projelerde, sismik hareketlerin yapay zekâ ile analiz edilmesi ve risklerin daha erken öngörülmesi hedefleniyor. Ayrıca uydu verileriyle entegre edilen sistemlerle hasar haritaları oluşturularak arama-kurtarma ve lojistik faaliyetler için otomatik altyapı kurulması amaçlanıyor. Üniversitemizde kurulan Afet ve Acil Yardım Koordinatörlüğü ile öğrenciler ve personel arama-kurtarma konusunda eğitilerek sertifikalandırılıyor. Hedefimiz, mezunlarımızın ülkenin her yerinde afetlere müdahale edebilecek donanıma sahip olmasıdır." "Afet yönetiminde öncelik risk azaltma olmalı" Afetlerin çoğu zaman yanlış yer seçimi, eksik mühendislik hizmetleri ve yetersiz mevzuatın sonucudur olduğunu belirten TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Yürütücüsü Prof. Dr. Mehmet Emin da şöyle konuştu: "Türkiye, jeolojik yapısı ve sosyoekonomik dinamikleriyle çoklu afet risklerinin kesişim noktasında yer alıyor. Kuzey Anadolu Fayı’ndan Doğu Anadolu Fayı’na uzanan hatlar; heyelanlar, yangınlar, kuraklık gibi risklerle birlikte birbirini tetikleyen karmaşık süreçler oluşturuyor. 2023 Kahramanmaraş depremleri ise sistemlerin ciddi şekilde test edildiği bir dönüm noktası oldu. Afet yönetimi tek bir kurumun değil, disiplinler arası ve çok aktörlü bir süreçtir. Küresel ölçekte de afetlerin etkileri sınırları aşarak farklı coğrafyalarda hissedilmektedir. Bu nedenle uluslararası iş birliği, veri paylaşımı ve erken uyarı sistemleri büyük önem taşıyor. En temel dönüşüm ise müdahale odaklı anlayıştan, risk azaltma ve önleme odaklı yaklaşıma geçiştir. Çünkü afet gerçekleştikten sonra kayıpları tamamen telafi etmek mümkün değildir."
Çanakkale Çanakkale Kara Savaşları’nın yıl dönümünde Fransız ve İngiliz anıtlarında tören düzenlendi Çanakkale Kara Savaşları’nın 111’inci yıl dönümü nedeniyle Şehitler Abidesi’nde düzenlenen anma programının ardından Fransız ve İngiliz anıtlarında da tören düzenlendi. Fransız Askeri Mezarlığı’ndaki törenlere, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Yeni Zelanda Genel Valisi Dame Cindy Kiro, Fransa Büyükelçisi Isabelle Dumont, Fransa Temsilcisi Koramiral Yannıcık Bossu, Avustralya Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Birleşik Krallık Türkiye Büyükelçisi Jilly Morris, yabancı ülkelerin temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Konuşmaların ardından Türkiye ve Fransa ulusal marşları okundu. Marşların okunması sonrasında ise Fransız Askeri Mezarlığı’ndaki yabancı ve Türk askerlerin mektuplarına sesli ve yazılı bir şekilde ulaşılabilen QR kod tanıtıldı. Ardından mezarlara karanfil bırakılması ve anı defterinin imzalanmasıyla tören son buldu. Fransız Askeri Mezarlığı’ndaki törenin ardından İngiliz Helles Anıtı’ndaki törene geçildi. Günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapıldı. Çanakkale Savaşları’nda hayatını kaybedenler için dua edilen törende, İncil’den de bölümler okundu. Türkiye Cumhuriyeti adına Vali Doç. Dr. Ömer Toraman ve yabancı ülkelerin temsilcileri tarafından anıta çelenk bırakıldı. Saygı duruşunda bulunularak, iki ülkenin milli marşlarının okunması ile tören sona erdi.
Ordu Karadeniz’in rengi kahverengiye döndü Ordu’da etkili olan yağışların ardından, yüksek kesimlerden ırmaklarla Karadeniz’e dökülen çamurlu sular nedeniyle deniz yüzeyinin rengi değişti. İlde hafta başından itibaren etkili olan yağışlar, yüksek kesimlerde kar yağışına da dönüştü. Bugün itibarıyla sahil kesimlerinde etkili olan güneşli hava ile birlikte hava sıcaklıkları arttı. Yüksek kesimlerden dere ve ırmaklarla taşınan yağmur suları Karadeniz’e ulaştı. Irmakların Karadeniz’e döküldüğü noktalarda ise çamurlu sularla birlikte deniz yüzeyinin rengi, kıyıdan açığa doğru değişti. Çamurlu sular deniz yüzeyinin geniş bir kısmını kaplarken, tuzlu ve tatlı suyun birbirine karışmadığı da gözlemlendi. "İleri derecede kahverengileşme var" Sahilde bulunan Hakan Aktaş isimli vatandaş, "Arkadaşlarımızla ve farklı kişilerle görüştüğümüzde mevsimlerin değiştiği yönünde bilgiler var. Yüksek kesimlerde kar olduğu, mevsimlerin normalin dışında seyrettiği söyleniyor. Bunun sonucunda hava bir soğuk, bir sıcak; baharı tam anlamıyla yaşayamıyoruz. Şu anda dereden denize akan sularda ileri derecede kahverengileşme, toprak göçü gibi bir durum mevcut. Mevsimin bu zamanında bu kadar olması normal gelmiyor ama bakıldığında güzel bir görüntü de oluşuyor. Şu anda denizin kıyı kesimlerinde kahverengilik vardı, şimdi ise epey açıklarda bulanıklık görülüyor" dedi. Taci Güney ise dereden akan suların denize karışması sonucu suyun renginin kahverengiye döndüğünü belirtti.