GÜNDEM - 03 Kasım 2025 Pazartesi 17:14

Buz gibi evde tek başına yaşayan gencin yürek burkan hikayesi

A
A
A
Buz gibi evde tek başına yaşayan gencin yürek burkan hikayesi

Kocaeli’de bebekken annesi ve babası tarafından terk edilen 19 yaşındaki genç, dedesi ve anneannesini de kaybettikten sonra tek başına yaşam mücadelesi veriyor. Zor şartlar altında liseyi bitiren ve yaşanmaz durumda olan evi belediye ile hayırseverlerin desteğiyle yenilenen gencin tek hayali, destek bulup üniversite okuyabilmek.

Dilovası ilçesinde yaşayan 19 yaşındaki Yasin Aydemir’in hikayesi yürek burkuyor. Bebekken anne ve babası tarafından terk edilen Aydemir, kendisine bakan dedesini 12, anneannesini ise 15 yaşında kaybedince hayatta yapayalnız kaldı. Küçük yaşlardan itibaren hem çalışıp hem okuyarak geçimini tek başına sağlayan Yasin, zor şartlar altında liseyi bitirdi.

Hayırseverler harekete geçti

Yasin Aydemir’in yürek burkan yaşam mücadelesi, iş başvurusu yaptığı otel işletmecisi şarkıcı Alex Şahin sayesinde ortaya çıktı. Yasin’in yaşadığı "buz gibi" ve "yaşanmaz durumdaki" evi gören Şahin’in girişimleriyle Dilovası Belediyesi harekete geçti. Belediye ve hayırseverlerin desteğiyle gencin evi sıfırdan yenilenmeye başlandı. Yasin’in en büyük hayali ise üniversite okuyabilmek ve bir iş sahibi olmak; bir diğer isteği ise sahada 3 büyük takımın maçını izlemek.

Buz gibi evde tek başına yaşayan gencin yürek burkan hikayesi

"12 yaşımda dedemi, 15 yaşımda anneannemi kaybettim"

Destekler için herkese teşekkür eden Aydemir, "Yaşadığım bazı sorunlardan dolayı bana verilen desteklerden dolayı gerçekten minnettarım. Herkesin çok emeği oldu. Ben burada doğup büyüdüm. Annem ve babam ben bebekken beni terk etti. Küçük yaşlarda bazı kayıplar yaşadım; 12 yaşımda dedemi, 15 yaşımda anneannemi kaybettim. Aslında ailem çok kalabalıktı ama yanımda sadece anneannem ve dedem vardı. Onlarla yaşamaya başladım. Fakat onlar da yaşlandıkları için bir süre sonra onları da kaybettim" dedi.

"Çoğu zaman ders çalışmaya vaktim kalmıyordu"

Küçük yaşta hem okuyup hem de evin ihtiyaçları için çalıştığını söyleyen Aydemir, "Yaşım küçük olduğu için bu durum beni oldukça zorluyordu. Sonuçta bir çocuğun çalışmaması, sadece okuluna odaklanması gerekir ama şartlar öyle gelişmedi. Buna rağmen okulumu bırakmadım, örgün eğitime devam ettim. Derslerim iyi değildi çünkü gün boyu çalışıp akşam eve yorgun dönüyordum. Çoğu zaman ders çalışmaya vaktim kalmıyordu. Yine de sınıfımı geçmek için elimden geleni yaptım" şeklinde konuştu.

"Her şeyi kendi başıma halletmek zorundaydım"

Çok soğuk bir evde yaşadığına dikkati çeken Aydemir, "Aslında manevi anlamda soğukluk yazın bile hissediliyordu. Tek başıma yaşıyordum, güveneceğim kimse yoktu. Her şeyi kendi başıma halletmek zorundaydım, sorunları kendim çözdüm. Tek başına yaşamak çok kötü bir duygu. Bir bireyin normalde hep ailesi vardır. Bir çocuk babasının gölgesinde, annesinin himayesinde büyür ama bende öyle olmadı. Geçimimi sağlamak ve ihtiyaçlarımı karşılamak için çalışıyordum. Zorlanıyordum ama çalışarak başardım. Ne iş olsa yaptım, hiç işten kaçmadım. Saatlik işler, günlük işler ya da hafta sonları çeşitli yerlerde çalışarak geçimimi sağladım. Ev işleri de dahil olmak üzere bütün yükü tek başıma üstlendim" ifadelerini kullandı.

"Okumaya devam etmek benim için büyük bir fırsat olur"

Asıl hayalinin üniversite okumak olduğunu söyleyen Yasin, "Liseyi zor şartlar altında bitirdim, şimdi ise üniversiteye devam etmek istiyorum. Eğer imkan olursa, okumaya devam etmek benim için büyük bir fırsat olur. Hem çalışmak hem de okumak aynı anda olmuyor. Benim akrabalarım var ama onların çoğunun nerede olduğunu tam olarak bilmiyorum. Bazıları bu şehirde, bazıları belki başka şehirlerde veya yurt dışında olabilir. Nerede olduklarını bilmiyorum" dedi.

"Evim yaşanmaz durumdaydı"

Yaklaşık 5 yıldır tek başına yaşadığını söyleyen Yasin, yaşanmaz durumda olan evinin de desteklerle yaşanılabilir hale getirildiğini anlattı. Aydemir, "Evim yaşanmaz durumdaydı, bunu gören insanlar bana yardımcı oldular. O dönem hem çalışıyor hem evime bakıyordum. Okul çıkışları ya da hafta sonları çalışıyordum. Gerçekten zor bir dönemdi ama mücadele ettim. Bunu gören insanlar da bana destek oldular, tebrik ettiler. Bugün geriye dönüp baktığımda, tüm bu süreç bana çok şey öğretti. Hissettiklerimi tam olarak anlatmam zor. Geceleri aç yattığım çok zamanlar da oluyor. Maddi olarak bir şey istemiyorum ama okumak istiyorum" diye konuştu.

"İş imkanı sağlayacağız"

Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, gencin tek başına yaşadığı evin zeminin iyi olmadığını ifade ederek, "Arkadaşlarımız bu konularla gelip hızlı şekilde hem zemin çalışmasını, hem boya badanasını, hem mutfakla ilgili çalışmaları yaptılar. Sıfırdan bir yenileme yapılıyor. Çalışmalar hala devam ediyor, bitmiş değil ama yakın zamanda bitecek. Eşyaların bir kısmı yenilendi. Çalışmalar bu şekilde devam ediyor" dedi.

Meslek eğitim kurslarının bulunduğunu, Yasin Aydemir’in istemesi halinde kendisine bu kurslarda eğitim verilebileceğini söyleyen Ömeroğlu, "Kendisi de isterse, bu kurslardan birine yazılıp hem meslek edinmesini hem de iş garantili bir fırsat sağlama imkanımız var. Bir sanayi kuruluşlarında, herhangi bir yerde ona bir iş imkanı sağlayacağız" şeklinde konuştu.

"Kafası okşandığında mutlu olan, sofrada ekmeğini paylaştığında gözleri ışıldayan bir çocuk"

Kartepe’de otel işleten şarkıcı Alex Şahin de, Yasin ile de otelde çalıştıklarını anlatarak, şöyle konuştu:

"Bir iş başvurusunda bulunmuştu. Öncelikle yaşının küçüklüğü dikkatimi çekti. Görüşmede bulunduğu ortamı gösterdiğinde, o evin durumu beni derinden sarstı. Şu anda gördüğünüz hali tadilat yapılmış halidir; o dönem gerçekten çok kötüydü. Kış mevsimiydi, bana ’Üşüyorum abi’ demişti. Hemen işe aldım ve yaklaşık 4 ay bizimle çalıştı. Çalıştığı süre boyunca bazı travmalarının olduğunu fark ettim ama karakteri çok güçlü, tertemiz bir çocuktu. Benim de evladım yok; bu nedenle ona karşı bir evlat sıcaklığı hissetmeye başladım. Onun hikayesini dinledikçe, bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim. Hemen harekete geçtim. Önce yerin tabanını yeniletmek istedim ama ustalar bulmakta zorlandım. Sonrasında aklıma Dilovası Belediyesi geldi. Başkanımız ve ekibi örnek bir dayanışma gösterdi. Yasin’i de çok sevdim. O beni bir ağabey, hatta bir ebeveyn gibi görmeye başladı. Kafası okşandığında mutlu olan, sofrada ekmeğini paylaştığında gözleri ışıldayan bir çocuk. Bir gün annemle soframıza davet ettik, o mutluluğu kelimelerle anlatamam."

Buz gibi evde tek başına yaşayan gencin yürek burkan hikayesi

"Kangren olmuş meseleyi çözümleme noktasına gidebiliriz"

Hem maddi hem de manevi olarak Yasin’e destek olan Dilovası Demirciler Mahalle Muhtarı Şahin Kot ise "Yasin kardeşimizi doğduğundan beri tanıyorum. Aile olarak doğma büyüme buralı. Yaklaşık 40 yıl önce büyük dedesi tarafından, büyüklerimizin vasıtasıyla bu yer sözleşmeli olarak alınmış, bedeli de ödenmiş ama ne yazık ki o dönemde tapu işlemleri gerçekleşmediğinden dolayı şu anda sadece mevcut bina görünüyor. Asıl varisler arasında, tabii ki benim de bulunduğum, 20 metrekare ya da 30 metrekare gibi küçük hisselere sahip olanlar var. Bu konuyu geçmişte defalarca aile büyüklerimizden duydum ama Yasin’in büyük dedesi tarafından bu işle alakalı herhangi bir adım atılmadığı için günümüze kadar böyle gelmiş. Şu anda yaklaşık 80-82 tane hissedar olduğunu biliyorum. Bunları toparlayıp bir emlakçı vasıtasıyla, günümüze kadar süregelen bu kangren olmuş meseleyi çözümleme noktasına gidebiliriz diye düşünüyorum" cümlelerini kullandı.

Kot, Yasin’in evinin daha yaşanılır hale getirilmesi için çalışma yürütüldüğünün altını çizerek, "Şu anda Dilovası Belediyesi ve Alex Bey’in iş birliğiyle, burayı biraz daha içerisinde ikamet edilecek hale getirme çabamız var. Bununla alakalı bu süreçte bizlere yardımcı olan, özellikle bu işi ateşleyen Alex Bey’e teşekkür ediyorum. Dilovası Belediye Başkanımız ve ekibine de yanımızda oldukları için ayrıca şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.

Fehime Kartal - Recep Barış Aksu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.