GÜNDEM - 18 Nisan 2026 Cumartesi 10:33

"Değer yargıları zayıflamış bir gençlikle karşı karşıyayız"

A
A
A
"Değer yargıları zayıflamış bir gençlikle karşı karşıyayız"

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan ve kamuoyunu derinden sarsan olaylar sonrası değerlendirmelerde bulunan Adalet ve Liyakatli Sendikalar Konfederasyonu (AL-KON) Konfederasyonu Genel Başkanı Adil Kurban, eğitim sistemindeki rehberlik eksikliğine, çocukların dijital dünyaya bağımlılığına ve aile içi iletişim zayıflığına dikkat çekerek, erken yaşta davranış ve değer eğitiminin önemine vurgu yaptı.


Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan ve kamuoyunda büyük infial oluşturan olaylar, eğitim sistemi, aile yapısı ve gençlerin ruhsal durumu üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle çocuk yaşta bireylerin karıştığı şiddet vakaları, toplumda derin bir endişe oluştururken, bu tür olayların arka planında yatan nedenler de sorgulanmaya başlandı. AL-KON Konfederasyonu Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, yaşanan trajedilere ilişkin yaptığı değerlendirmede hem eğitim sistemine hem de aile içi iletişime dikkat çekerek çarpıcı tespitlerde bulundu.



"Milli eğitimde kökten düzenleme gerekiyor"


AL-KON Konfederasyonu olarak şiddeti kınadıklarını söyleyen Adil Kurban, "Bu aslında son yaşadığımız 2 olay taşan birikimin sonucudur. Yani uzun zamandan beri devam eden dejenerasyonun artık zirveye ulaşarak ortaya çıkması meselesidir. Kamufle olmuş, insanların çok iyi takip edemediği ve bilemediği bir durumun tamamen ortaya çıkmasıyla alakalıdır. Dolayısıyla bu durum, milli eğitimde kökten düzenlemeyi gerekli kılıyor. İlköğretimden, ortaöğretimden, lise eğitimine kadar bakış açısının sadece başarı odaklı olmaması gerekiyor. Sadece başarı odaklı sistem eğitim değildir; öğretim olabilir ama eğitim değildir. Eğitim ayrıdır, öğretim ayrıdır. Eğitimin tam anlamıyla verilebilmesi için kültürümüzün, değerlerimizin ve erdemlerimizin çocuklarımıza aktarılması gerekiyor. Ancak görüyoruz ki özellikle son yüzyılda yaşanan kültür emperyalizmi nedeniyle kendi çocuklarımıza kendi kültürümüzü yeterince veremiyoruz" diye konuştu.



Dijital dünya ve gençlik üzerindeki etkisi


Çocukların başka kültürlerden çok rahat etkilendiklerini belirten Kurban, "Bazen sadece oyunlar bile onların bir parçası haline gelebiliyor. Bu durum korkunç noktaya ulaşıyor. Gerçek ile sanalı karıştırmış zihin yapısı ortaya çıkıyor ve insanlar sanal dünyada yaşadığını zannediyor. Gerçeği algılayamıyor. Bu durum eğitim sistemiyle olduğu kadar bağımlılıkla da alakalıdır. Ülkemizde internet kullanımı çok yaygın ancak faydaya yönelik kullanım oldukça sınırlı. Belki de yüzde 5’i bile faydalı kullanım değildir. Çocuklar, toplumda göremedikleri şeyleri sanal ortamda görüyor ve bu da onlara cazip geliyor. Bu durum, onların hayatlarını ve kabiliyetlerini israf etmelerine neden oluyor" şeklinde konuştu.



"Eğitimle ilgili önerilerimizi rapor halinde sunacağız"


Bir insanın hayatta hedefi yoksa mutlu olması, verimli olması ve motive olmasının mümkün olmadığını belirten Kurban, "Bu nedenle çocuklarımızın doğru motivasyonunu sağlamak ve onlara hedef göstermek zorundayız. Ancak bu hedef sadece maddi olamaz. Sadece maddiyatla kim mutlu olabilir? Hayata bakış açısı, erdemler ve vicdan da en az maddiyat kadar önemlidir. Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşme talep ettik. İnşallah yakın zamanda bu görüşmeyi gerçekleştireceğiz. Eğitimle ilgili önerilerimizi rapor halinde sunacağız ve çocuklarımızı geliştirecek her türlü yeniliğin hayata geçirilmesi için çalışacağız. Eğitimin tamamen yenilenmesi lazım" ifadelerini kullandı.



Adabı muaşeret ve temel eğitim eksikliği


"Bugün gençlerin büyük bir kısmı insanlarla nasıl konuşması gerektiğini bilmiyor" diyen Adil Kurban, "Memura, büyüğüne ya da yolda karşılaştığı birine nasıl hitap edeceğini bilmiyor. Bu nedenle adabı muaşeret eğitimi çok küçük yaşlardan itibaren verilmelidir. Ana sınıfından itibaren tiyatrovari yöntemlerle çocuklara bu davranışlar öğretilmelidir. Çocukların zihninde oluşan her türlü soruya cevap verebilecek eğitim sistemi kurulmalıdır. Bu çağın insanı zorla değil ancak ikna ile yönlendirilebilir. Bu nedenle eğitim sistemi akla ve mantığa dayalı olmalıdır. Dogmatik yaklaşımlarla başarı sağlanamaz. Artık ne olduğu tam tanımlanamayan bir kuşakla karşı karşıyayız. Değer yargıları zayıflamış gençlikle karşı karşıyayız. Bu durum ileride ciddi güvenlik sorunu oluşturabilir. İnsanlar sokakta kendini güvende gezemeyecekler. Eğitim alamayan nesiller büyük bir risk oluşturur. Bu durum sadece bizim toplumumuz için değil, farklı topluluklar için de geçerlidir. Eğitimsiz nesillerin telafisi çok zordur ve bu durum toplumların geleceğini doğrudan etkiler" dedi.



"Çocuklarımızın kabiliyetlerini doğru yönlendirmeli, onları israf etmemeliyiz"


Ailelerin rolünün de önemli olduğunu ifade eden Kurban, "Toplum genel olarak belli bir yöne evrildiğinde bireysel çabalar yeterli olmayabiliyor. Çocuklar dış çevreden etkileniyor ve bu durum onların hayata bakış açısını değiştiriyor. Bugün ciddi dönüşüm yaşıyoruz. Bu dönüşüm, toplumumuzu istenmeyen noktaya götürebilir. Biz güvenli, birbirine güvenen bir toplumda yaşamak istiyoruz. Bu nedenle değerlerimize sahip çıkmalı ve eğitim sistemimizi yeniden yapılandırmalıyız. Biz insanız ve insanlığa örnek olmuş bir toplumuz. Bu nedenle bu seviyelere düşmemeliyiz. Çocuklarımızın kabiliyetlerini doğru yönlendirmeli, onları israf etmemeliyiz. Aksi halde hem bireysel hem toplumsal olarak büyük kayıplar yaşarız. Çocukların aile ilişkileri de zayıf. Zaten bugün birçok çocuk adeta odaya kapanmış durumda. Orada yanlış verilerle, yanlış bilgilerle donanıyorlar. Sonra dışarı çıktıklarında bakıyorsunuz, o çocuk artık sizin çocuğunuz değil" diye konuştu.



"Değer yargıları zayıflamış bir gençlikle karşı karşıyayız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Yönetici Liderlik Eğitim Programı devam ediyor İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yönetsel kapasitenin güçlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla üniversite yöneticilerine yönelik "Yönetici Liderlik Eğitim Programı" devam ediyor. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Özer ile Prof. Dr. Mehmet Sağlam ve akademik personelin katıldığı programda, Araştırma Koordinatörü Doç. Dr. Enes Gül, "Akademik Üretkenlik ve Üniversitelerin Derecelendirme Metodolojisi" başlıklı sunum yaptı. Doç. Dr. Gül, araştırma koordinatörlüğü ve araştırma dekanlığı gibi birimlerin dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaştığını belirterek üniversitelerin uluslararası derecelendirme sistemlerindeki yerinin önemine dikkat çekti. Üniversitelerin bu sistemlerde yer almamasının ilerleyen süreçte akademisyen kabulleri ve Erasmus anlaşmaları gibi alanlarda sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Web of Science, Scopus, QS, Shangai (ARWU) ve URAP gibi derecelendirme kuruluşlarının gelişim süreçlerine değinen Gül, veri biliminin ilerlemesiyle birlikte üniversitelerin sıralanmasında objektif ve veriye dayalı ölçümlerin öne çıktığını söyledi. "Life Sciences alanında Türkiye’de ikinci olduk" Sunumunda İnönü Üniversitesi’nin akademik başarılarına değinen Gül, multidisipliner çalışmaların bu başarıdaki rolüne dikkat çekti. Gül, "Life Sciences (Yaşam Bilimleri) alanında Türkiye’de ikinci olduk. Aslında böyle bir bölümümüz yok ama farklı disiplinlerin katkısıyla bu başarı elde edildi. Tıp fakültesi, gıda mühendisliği, spor bilimleri gibi alanlar bu başarıya katkı sağlıyor. Hatta çok küçük oranlarda diğer alanların da etkisi olabiliyor." diyerek sözlerini tamamladı.
Van Van’da şifa kaynağı ‘çiriş otu’ tezgahlardaki yerini aldı Van’da karların erimesi ve ilkbaharın gelmesiyle birlikte yüksek kesimlerde kendiliğinden yetişen, bölge halkı tarafından şifa kaynağı olarak bilinen ‘çiriş otu’ tezgahlarda satışa sunulmaya başlandı. Van ve çevresinde nisan ile mayıs aylarında karların erimesiyle birlikte dağların yüksek kesimlerinde yetişen çiriş otu, pazarlardaki yerini aldı. Doğadan bin bir güçlükle toplanan ve birçok ailenin geçim kaynağı olan şifalı ot, şehir merkezindeki tezgahlarda kilosu ortalama 100 TL’den alıcı buluyor. Özellikle çorba, pilav, börek ve çeşitli sulu yemeklerde tercih edilen çiriş otunun, bölge halkı tarafından birçok hastalığa karşı koruyucu olduğu belirtiliyor. Konuya ilişkin konuşan satıcı Emrullah Savur, bu yıl yağışların fazla olması nedeniyle hasadın geçtiğimiz yıla oranla biraz geciktiğini belirtti. Savur, "Bu sene kar çok olduğu için oralarda hâlâ kar yağıyor. Dağlarda bir sürü kar olması nedeniyle bu ürünler şu an geç geldi; yoksa normalde bir hafta, 10 gün önce gelmesi lazımdı. Aynı ıspanak gibi kaynatılarak pişiriliyor. Karaciğere, akciğere, tansiyona ve şekere çok iyi geliyor, yani oldukça faydalı. Mideyi temizliyor, bağırsakları sürekli çalıştırıyor. Piştiği zaman azaldığı için bir insan en az 5-6 kilo alıyor" dedi. "Bir haftaya kadar yayla muzu da çıkar" Çiriş otunun dağlardan toplanmasının çok zahmetli olduğunu dile getiren Savur, "İnsanlar kilometrelerce yol gidip o dağlara çıkıyor; o yüksekliği bir binanın katlarıyla kıyaslayın, öyle bir emek var. İnşallah daha güzel olur. Henüz sirmo, mendi, kenger ve uşkun (yayla muzu) gibi bitkiler yeni yeni başlıyor, daha fazlası da gelecek inşallah. Bir haftaya kadar uşkun (yayla muzu) da çıkar. Tabii bu sene yağış çok olduğu için inşallah daha bereketli ve daha güzel olur" diye konuştu.
Bilecik Doğanın sesi BŞEÜ’de yankılanacak Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesinde, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Genç TEMA Kulübü tarafından yürütülen, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı kapsamında desteklenen "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesi, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Ulusal çapta gururlandıran bu vizyoner proje, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde düzenlenecek olan Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde ’İklim Değişikliği, Çevresel Sürdürülebilirlik ve Yeşil Enerji’ kategorisinde zirve için sahneye çıkacak. Zafer Asım Kaplancıklı: "Atılan her adım, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürdü" Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı proje hakkında yaptığı açıklamada, "Sadece bir proje olmanın çok ötesine geçerek yeşil bir geleceğin tohumlarını atan bu çalışma; sürdürülebilirlik bilincini en üst seviyeye taşımak, çevre duyarlılığını kampüs sınırlarımızın dışına taşırmak ve doğayla kusursuz bir uyum içinde yaşama kültürünü inşa etmek amacıyla öğrencilerimizin muazzam enerjisiyle hayata geçirildi. Atılan her adım ve hayata geçirilen her faaliyet, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürürken, onlara topluma yön verecek sarsılmaz bir sosyal sorumluluk bilinci kazandırdı. ÜNİFEST finalinde boy gösterecek olmak; projemizin sağlam bilimsel temellerinin, her alanda uygulanabilir yenilikçi yapısının ve topluma sunduğu eşsiz katkı potansiyelinin en parlak kanıtıdır. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi olarak göğsümüzü kabartan bu büyük başarıda alın teri döken, doğaya nefes olan tüm öğrencilerimizi ve onlara yol gösteren kıymetli akademik danışmanlarımızı yürekten tebrik ediyor" diye konuştu.