GÜNDEM - 23 Mart 2026 Pazartesi 10:49

Geliştirdiği müzik temelli yöntem otizmde yüzde 25 oranında pozitif gelişim sağladı

A
A
A
Geliştirdiği müzik temelli yöntem otizmde yüzde 25 oranında pozitif gelişim sağladı

Müzisyen ve akademisyen İlhan Uğur Yazar’ın, otizm tanısı konulan kızıyla iletişim kurmak için evde başlattığı müzik temelli çalışmalar, yüzde 25 oranında gelişim sağlayan "Bütüncül ve Etkileşimli Müzik Terapi (BEMÜTER)" adıyla akademik bir modele dönüştü. Müzik sayesinde sosyal hayata karışan genç kız ise konservatuvarı kazanarak büyük bir başarıya imza attı.


İlhan Uğur Yazar’ın 1997 yılında dünyaya gelen kızına 1,5 yaşındayken otizm tanısı konulmasının ardından başlayan zorlu süreç, babanın müziği bir iletişim aracı olarak kullanmasıyla farklı bir boyuta taşındı. Ritim egzersizleri, ses tekrarları ve etkileşimli oyunlarla kızının müzikle bağ kurmasını sağlayan Yazar, bu sayede onun sosyalleşmesine ve iletişim becerilerini geliştirmesine katkıda bulundu. Zamanla okumayı öğrenen, Güzel Sanatlar Lisesi ve ardından konservatuvarı kazanan genç kız, TRT Gençlik Korolarında korist olarak görev alarak büyük bir başarı öyküsü yazdı.


Kendi çocuğunda elde ettiği bu başarıyı diğer çocuklara da ulaştırmak isteyen Yazar, çalışmaları akademik bir zemine taşıdı. Geliştirilen "Bütüncül ve Etkileşimli Müzik Terapi (BEMÜTER)" modeli kapsamında, 5 otizmli öğrenci ve ailelerinin katılımıyla yürütülen 6 aylık bilimsel çalışmada, otizmli çocukların sosyal uyum ve iletişim becerilerinde yüzde 25 oranında gelişim gözlemlendi.



"Kızım müzikle bağ kurmaya başladı"


Kızının otizmli olduğunu öğrenince her şeyin değiştiğini aktaran İlhan Uğur Yazar, "Süreç, 1997’de kızımın doğumuyla başladı. Ancak otizmli olduğunu öğrendiğimizde her şey değişti. Çareler aramaya başladık, açıkçası çok zor bir süreçti. Ben de en iyi bildiğim şeyin müzik olduğunu düşündüm. Evde kızımla bolca vakit geçirmeye başladık, şarkılar söyledik. Kızım müzikle bir bağ kurmaya başladı. Bu bağ sayesinde onunla iletişimimiz güçlendi. Önce seslerle ve hecelerle karşılık vermeye başladı, ardından konuşmaya başladı. En iyi yaptığım şey müzikti; oyunlar oynadık, müzikal çalışmalar yaptık, notasyonlar ürettik. Bu süreçle birlikte kızım küçük küçük okumaya da başladı. Süreç, Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanması ve ardından konservatuvar okumasına kadar ilerledi" dedi.



"Süreci iyi yönetenler avantaj sağlıyor"


Doğru yöntemlerle süreci iyi yönetenlerin avantaj sağlayacağını belirten Yazar, "Biz 1,5 yaşına kadar hiçbir şey anlamadık. Ancak seslere tepki vermemesi, kendi etrafında dönmesi ve tekrarlayan hareketleri dikkat çekince bir uzmana başvurduk ve kızımızın otizmli olduğunu öğrendik. Sonrasında ne yapacağınızı bilemediğiniz bir süreç başlıyor. Doğru yöntemleri bulup bu süreci iyi yönetenler avantaj sağlıyor" diye konuştu.



"Kızım sosyal hayata karışmış bir birey haline geldi"


Kızının tam anlamıyla sosyal hayata karıştığını ifade eden İlhan Uğur Yazar, "Kızımda ‘Absolut kulak’ dediğimiz durum da var. TRT Gençlik Korolarında korist olarak bulundu. Şu anda sosyal hayata karışmış bir birey haline geldi. Tüm ailelerin bu konuda cesaretlenmesi lazım. Çocuklarıyla çok fazla ilgilenmeleri gerekiyor. Biraz abartmak lazım; yapılan en küçük şeyi bile çok değerli görüp ödüllendirmek onların gelişimi için büyük bir destek sağlıyor" diye konuştu.



"Geniş kitlelere ulaşmasını istiyoruz"


Yazar, kendi çocuğuyla başlayan sürecin zamanla akademik bir çalışmaya dönüştüğüne da dikkati çekerek, şöyle konuştu:


"Kızımla başlayan bu süreçten sonra çok sayıda otizmli çocukla çalıştım. Piyano çaldık, şarkılar söyledik ve bunu müzik terapi olarak devam ettirdik. Akademik çalışmamızda 5 öğrenciyle yaklaşık 6 aylık bir süreç yürüttük ve aileleri de bu sürece dahil ettik. Bu çalışmanın sonunda otizm şiddetinde yaklaşık yüzde 25’lik bir azalma gözlemledik. Aynı zamanda çocukların iletişim becerilerinde ciddi bir gelişim olduğunu gördük. Bu sonuçların daha geniş kitlelere ulaşmasını istiyoruz."



"Bu çalışma adeta bir hazineydi"


Çalışmayı kitap haline getiren yayınevi sahibi Serkan Korkmaz ise elde edilen sonuçlara rağmen yöntemin yeterince geniş kitlelere ulaşmadığını söyledi. Korkmaz, "Otizm terapisi alanında yüzde 25’lik bir gelişme sağlayan bir çalışmanın toplumda bilinmemesi gerçekten büyük bir eksiklikti. Bu bilgi adeta bir hazineydi. Biz de bu nedenle çalışmayı kitaplaştırarak daha geniş kitlelere ulaştırmak istedik. Bu çalışmayı ‘BEMÜTER’ adıyla kitaplaştırdık. Bütüncül ve Etkileşimli Müzik Terapi yöntemiyle yürütülen 6 aylık süreçte otizm şiddetinde yüzde 25 azalma, iletişim ve bilişsel becerilerde gelişim elde edildi. Bu değerlendirmeler uluslararası ölçeklerle ve bağımsız uzmanlar tarafından yapıldı" ifadelerini kullandı.



Geliştirdiği müzik temelli yöntem otizmde yüzde 25 oranında pozitif gelişim sağladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Tüm okullarda ilk ders: Finansal okuryazarlık Milli Eğitim Bakanlığı ve Sermaye Piyasası Kurulu iş birliğinde hazırlanan ‘finansal okuryazarlık dersi’ içerikleri, ilkokul, ortaokul ve lise kademesindeki tüm okullarda birinci ders saatinde ortak olarak işlendi. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin (TYMM) programlar arası bileşenleri arasında tanımlanan ‘okuryazarlık becerileri’ kapsamında, finansal okuryazarlık önemli bir beceri alanı olarak yer alıyor. Beceri temelli, bütüncül ve yaşamla ilişkili öğrenme yaklaşımı doğrultusunda finansal okuryazarlık; öğrencilerin bilinçli bireyler olarak yetişmelerine katkı sunan temel alanlardan biri olarak değerlendiriliyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından TYMM ile uyumlu olarak öğrencilere yönelik Eğitim Bilişim Ağı (EBA) ve EBA Akademi; öğretmenler ile yöneticilere yönelik ise Öğretmen Bilişim Ağı (ÖBA) platformlarına içerikler geliştiriliyor. Bu doğrultuda, Sermaye Piyasası Kurulu ile iş birliğiyle finansal okuryazarlık konusunda çalışmalar yürütülüyor. Yapılan çalışmalar doğrultusunda, tüm öğrencilerin finansal okuryazarlığa dair farkındalık ve bilinç düzeylerinin geliştirilmesi amacıyla yarın temel eğitim ve ortaöğretim kademesindeki tüm okullarda birinci ders saati, ortak şekilde ‘finansal okuryazarlık dersi’ olarak işlendi. Öğretmenin branşı fark etmeksizin ilkokul, ortaokul ve lise seviyeleri için hazırlanan ders planları ve materyalleri EBA üzerinden yayımlandı. Yasa dışı bahis ve sanal kumara karşı farkındalık oluşturulacak Finansal okuryazarlık dersinde öğrencilere, dijital dünyanın finansal risklerine yönelik farkındalık kazandırılması amaçlanıyor. Derste, teknoloji ve dijital platformların hayatın her alanında yer almasının, işleri hızlandırıp kolaylaştırdığına ancak bununla birlikte bu platformların, kötü niyetli kişiler için yeni dolandırıcılık yöntemlerine zemin hazırladığına dikkat çekildi. Yasa dışı bahis ve sanal kumar gibi tehlikelere karşı uyarılara yer verilecek derste ayrıca bütçe planlama, kaynakların etkili kullanımı gibi konu başlıklarında öğrenciler bilgilendirilecek. Finansal okuryazarlık dersi ile teknolojinin ve dijital platformların günlük yaşamdaki ve finansal faaliyetlerdeki yerini fark etmeleri için öğrencilere rehberlik edilmesi hedefleniyor. Ders planları ve içeriklerine https://www.eba.gov.tr/dijital-teknolojiler adresinde yer alan ‘finansal okuryazarlık’ alanından erişilebilecek.
Balıkesir Altıeylül’ de can dostlar sıcak yuva bekliyor Altıeylül’de hizmet veren Minik Patiler Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı, sokak hayvanlarına sunduğu yaşam şartları ve sahiplendirme odaklı çalışmalarıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Ramazan Bayramında gerçekleştirilen ziyaret kapsamında Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, CHP Altıeylül İlçe Başkanı Ece Nalbant, belediye yöneticileri, meclis üyeleri, ilçe örgütü temsilcileri ve çok sayıda hayvansever tesiste bir araya geldi. Ziyaret boyunca barınakta yaşayan can dostlarla yakından ilgilenen heyet, tesisin genel işleyişi, bakım süreçleri ve yürütülen çalışmalar hakkında Birim Müdürü Caner Çelik’ten kapsamlı bilgi aldı. Gerçekleştirilen ziyarette, barınakta bulunan hayvanların kalıcı ve sıcak yuvalara kavuşmasının önemine dikkat çekilerek, vatandaşlara sahiplenme çağrısı yinelendi. "Toplumda farkındalık oluşturmalıyız" Ziyaret sırasında konuşan Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, hayvanların yaşam şartlarını iyileştirmek için yoğun bir çaba içinde olduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Altıeylül’de can dostlarımızın daha sağlıklı, güvenli ve huzurlu bir ortamda yaşamaları için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz. Bu tesis sadece bir barınak değil, aynı zamanda onların doğal yaşam alanı. Ancak en büyük temennimiz, burada yaşayan hayvanlarımızın kalıcı yuvalarına kavuşması. Tüm vatandaşlarımızdan ricamız; lütfen satın almayın, sahiplenin" dedi. CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı ise sahiplendirmenin önemine dikkat çekerek, toplumda farkındalık oluşturulması gerektiğini vurguladı. Sarı "Burada gördüğümüz tablo hem umut verici hem de sorumluluk yüklüyor. Bu kadar güzel şartlarda bakılan can dostlarımızın gerçek yuvalarına kavuşması hepimizin görevi. Hayvan satın almak yerine barınaklardan sahiplenmek, hem onların hayatını değiştirir hem de toplumda duyarlılığı artırır" diye konuştu. Modern altyapı, titiz bakım Altıeylül Minik Patiler Hayvan Bakımevi’nde toplam 16 personel görev yapıyor. Tesiste 3 saha ekibi, 3 hayvan bakıcısı, 1 veteriner hekim, 1 veteriner teknikeri, 1 koordinatör, 2 büro personeli, 1 temizlik görevlisi ve 4 memur bulunuyor. Tam donanımlı ameliyathane, veteriner hekim odası ve idari birimler sayesinde hayvanların tüm sağlık ve bakım süreçleri düzenli olarak yürütülüyor. Doğayla iç içe yaşam alanları Bakımevinde yer alan 39 doğal yaşam alanı ve 52 padok, hayvanların ihtiyaçlarına uygun şekilde tasarlandı. Her biri 10 metrekare olan müşahede, karantina, yavrulu anne ve ameliyat sonrası bakım alanları, tedavi süreçlerinde aktif olarak kullanılıyor. Yeşil alanlarla bütünleşen bu ortam, hayvanların hem fiziksel hem de ruhsal açıdan daha sağlıklı olmalarını sağlıyor. Barınakta toplam 228 köpek bulunurken, bunların 49’unu yavrular oluşturuyor. Köpeklerin 188’i doğal yaşam alanlarında, 39’u padoklarda yaşamını sürdürüyor. Şu ana kadar 101 köpeğin kısırlaştırıldığı tesiste, 13 köpek yeni yuvalarına kavuşturuldu. Ziyaret boyunca can dostlarla vakit geçiren katılımcılar, sahiplendirmenin önemine dikkat çekerek vatandaşlara çağrıda bulundu. Yetkililer, barınakta yaşayan her hayvanın sevgi dolu bir yuvayı hak ettiğini vurgulayarak, duyarlı herkesi sahiplenmeye davet etti.
Aydın Doğaseverler su kaynaklarına dikkat çekti Aydınlı doğaseverler, düzenlediği etkinlikle hem doğal su kaynaklarına dikkat çekti hem de Stratonikeia Antik Kenti’nde incelemelerde bulunarak tarihin derinliğine yolculuk yaptı. Aydın’ın tarihi ve doğal güzelliklerinin korunması adına önemli çalışmalar yapan Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği’nin (EKODOSD) her hafta düzenledikleri gezi turlarının bu haftaki durağı Muğla oldu. Su kaynaklarının korunmasına yönelik gerçekleştirilen farkındalık etkinliğinde doğaseverler, iklim değişikliği, kuraklık ve artan nüfusun su kaynakları üzerindeki baskısına dikkat çekti. Ayrıca ’Aşkların ve Gladyatörlerin’ kenti olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’nde incelemelerde bulunan doğaseverler bir yandan da tarihin derinliklerinde yolculuk yaptı. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, gezi ile ilgili bilgi vererek "Su kaynaklarının ve temiz suyun önemine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdik. İklim değişikliğiyle birlikte artan kuraklık, kentlerde büyüyen nüfus ve sanayileşme, su kaynaklarının hem azalmasına hem de insan eliyle kirlenmesine neden olmaktadır. Bu tablo karşısında biz de henüz kirlenmemiş, doğadan çıktığı haliyle varlığını sürdüren bir su kaynağının izini sürdük" dedi. ’Aşkların ve Gladyatörlerin’ kenti olarak bilinen Stratonikeia Antik Kenti’ni ziyaret ettiklerini ifade eden Sürücü; "Antik kentte incelemelerde bulunduk. Rehberimiz Ayda Su Pusar’ın aktardığı bilgiler ve rehber üyemiz Müeyyet Tiritoğlu Akdeniz’in katkılarıyla, kentin gelişmiş altyapı sistemlerini, kanalizasyon düzenini, Roma hamamlarını, su kanallarını, havuzlarını ve anıtsal çeşmelerini yakından inceledik. Ayrıca Roma İmparatorluk dönemine ait, kentte satılan ürünler ve sunulan hizmetlere ilişkin tavan fiyatları gösteren kitabeler de büyük ilgi uyandırdı. Antik kentin içinde restore edilerek yaşatılan taş evleri gezdik, yerel dükkanlardan alışveriş yaparak bölge ekonomisine katkıda bulunduk, kahvelerinde çaylarımızı içerek bu tarihi atmosferi deneyimledik. Seyahatimizin bir diğer durağı, Tanrıça Hekate’ye adanan Lagina Kutsal Alanı oldu. Burada düzenlenen törenleri, farklı kentlerden gelen temsilcileri ve Tanrıça Hekate’nin anahtarını taşıyan bakirenin öncülüğündeki görkemli tören alayının hikayesini dinledik. Rotamızın son durağında ise Yatağan’a bağlı, doğal plato görünümü ve sinema-dizi çekimleriyle tanınan Bozüyük’e (Güzelköy) ulaştık. Köy meydanını ve otantik evlerini gezdik, 800 yılı aşan anıt çınara hayranlıkla dokunduk. Pınarbaşı Aplangeç Mesire Alanı’nda yemeklerimizi yedikten sonra Kuşadası’na geri döndük. Doğanın sunduğu en değerli varlıklardan biri olan suyun izinde, tarihle iç içe gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik hem farkındalık oluşturdu hem de bizlere sorumluluğumuzu bir kez daha hatırlattı" şeklinde konuştu.
Bursa Levi-Strauss’un düşünce mirası Nilüfer’de ele alındı Doç. Dr. Levent Ünsaldı yürütücülüğünde düzenlenen "Nasıl Yapmışlar?" söyleşi dizisinde Fransız antropolog Claude Levi-Strauss’un düşünce mirası ve yapısalcılığın temelleri konuşuldu. Nilüfer Belediyesi tarafından Pancar Deposu’nda düzenlenen "Nasıl Yapmışlar?" söyleşi dizisinde bu ay, 20. yüzyıl düşünce dünyasını derinden etkileyen Claude Levi-Strauss’un yapısalcı yaklaşımı ele alındı. Söyleşi serisinin yürütücüsü Doç. Dr. Levent Ünsaldı, Levi-Strauss’un modern felsefenin merkezindeki "özne" kavramını farklı bir perspektifle ele aldı. Söyleşide, insanın dünyayı kendi bilinciyle kuran özgür bir aktör olduğu fikrini Levi-Strauss’un argümanlarıyla eleştiren Ünsaldı, bireyin pasif konumuna dikkat çekti. Ünsaldı, insanın aslında dil ve kültür gibi kendisinden önce var olan ve bilinçdışı işleyen geniş yapıların sadece bir parçası olduğunu savundu. Sosyolojinin araştırma pratikleri ile antropolojinin insana dair evrensel arayışı arasındaki farkların da değerlendirildiği etkinlikte, antropolojinin yerelden yola çıkarak tüm insanlık için geçerli "değişmezleri" bulma çabası anlatıldı. Kültürel farklılıkların ötesinde yatan ortak zihinsel yapının; mitler, ikili muhâlif ve sembolik sistemler aracılığıyla nasıl işlediği katılımcılarla paylaşıldı. Toplumsal yaşamın temelini oluşturan iletişim ve mübadele mantığı, söyleşinin bir diğer başlığı oldu. Ünsaldı; kelimelerin, metaların ve akrabalık bağlarının dolaşımı üzerinden kurulan bu geniş ağın toplumları nasıl inşa ettiğini ele aldı. Levi-Strauss’un "ilkel" ve "uygar" toplum ayrımını reddeden yaklaşımını hatırlatan Doç. Dr. Levent Ünsaldı, insan zihninin her coğrafyada ve her kültürde temelde benzer bir yapısal mantıkla çalıştığını ifade etti.