ASAYİŞ - 09 Aralık 2024 Pazartesi 20:12

Her satırı vahşet

A
A
A

Darp edildikten sonra halıya sarılarak otomobilin bagajında Kocaeli’ye getirilen ve cesedi parçalara ayrılıp, asitle eritilen Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’ün cinayetine ilişkin 6 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Sanıkların çoğu cinayeti itiraf edip, maktulün çocukluk arkadaşı Işık E.’yi işaret ederken, baş sanık Işık E. ise suçlamaların hiçbirini kabul etmedi.

Herekeli ünlü halıcı Nurhan Ör’den (56) 7 Kasım 2023’den itibaren haber alamayan yakınları durumu polise bildirmişti. Polis ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde Nurhan Ör’ün otomobilini Gebze’de terk edilmiş halde bulmuştu. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince bin saatlik kamera kaydı incelenerek olay aydınlatılmıştı. İstanbul Sultanbeyli’de bulunan oto galeriye getirilen Nurhan Ör’ün darp edilerek bayıltıldığı, daha sonra halıya sarılıp otomobilinin bagajına konularak Kartepe ilçesindeki çiftliğe getirildiği belirlenmişti. Ör’ün vücudunun parçalara ayrılarak, asitle eritildiği tespit edilmişti. Polis ekiplerinde gözaltına alınan Işık E. (56), Ahmet T. (57), Bahadır T. (30), Ceyhun A. (57), Emrah D. (34), Ferdi G. (37) tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Kan dolduran cinayette zanlılardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın lise yıllarından Nurhan Ör ile arkadaş olduğu öğrenilmişti.

"Nurhan ile aynı sofrayı paylaştık"

Olayla ilgili duruşma Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanıklar, maktulün ailesi ve taraf avukatları katıldı. Duruşma 9 saat sürdü. Ahmet, Nurhan ve Işık ile okul arkadaşı olduğunu söyleyen Ceyhun A., "Çok üzgünüm, Nurhan’ın ailesinden özür diliyorum. Asitle erittiğimiz kişinin Nurhan olduğunu bilmiyordum. Nurhan’ı 35 senedir görmüyordum ama liseden arkadaşımdı. Ahmet, Nurhan ve Işık ile çok yakın arkadaştık ama Nurhan ile ayrı bir arkadaşlığımız vardı. O dönem zarfında Nurhan ile aynı sofrayı paylaştık. İyi bir arkadaşlığımız vardı. Olayın olduğu dönem paraya ihtiyacım olduğu zamanlardı. Işık’a da borcum vardı. Işık bana, başkası ile alacak verecek meselesi olduğunu, ’Tansiyon yükselebilir, yüksek sesten kimse rahatsız olmasın, senin çiftliği kullanalım. Bunun karşılığında sana para vereceğim’ dedi. Ben de bunu kabul ettim" diye konuştu.

"Olaydan bir gün önce elektrikli testereyi odun kesmek için aldım"

Ahmet ve Ferdi’nin çiftliğe asit getirdiğini söyleyen Ceyhun A., "Gübre yığınında çok fazla böcek vardı, Işık ile Ahmet ’Asit onları yok eder’ demişti, ben onun için getirdiler sandım. Adaklık hayvan kestiğim için çiftlikte satır, bıçak gibi şeyler vardı. Çiftlikte tadilat yapacağım için de Işık bana para verdi. Balta, satır, testere, naylon, eldiveni çiftliğime lazım olması sebebiyle aldım. Olaydan bir gün önce elektrikli testereyi odun kesmek için aldım. Olay günü Ahmet ve Işık bana geldiler, beraber yemek yedik. Üstüme başıma kıyafet alacaktım. Önce Işık’ı Körfez’e bıraktık. Beni de İstanbul’a götürdüler. Ahmet bana cep telefonu verdi, ’Arayınca arabayı alır, çiftliğe geçersin’ dedi. Eski tip telefonlardandı. Aramışlar ama duymamışım. Ahmet yanıma geldi, ’Çabuk her şey hazır, galeriye git arabayı al. Paketledik, sana bir şey olmayacak’ dedi. Galeriye gittiğimde Işık kapıda, Ferdi ise dışardaydı. ’Araba hazır kaç saattir seni bekliyoruz. Ahmet seni yolda karşılayacak’ dediler" şeklinde konuştu.

"Işık, cesedi asitte eritmemizi söyledi"

Sanık Ferdi’yi de yoldan aldığını söyleyen Ceyhun A., "Ahmet bizi arayarak İzmit’te karşılayacağını söyledi. Bizi yönlendirdi. Ferdi ile birlikte çiftliğe geldik. Ferdi halıya sarılmış paketi aldı, aynı zamanda halı bantlanmıştı. ’Ferdi, ’Bu zaten ölü’ dedi. Üzerine su falan attık, ’Galerideyken ölmüş’ dedi. Işık’ı aradım, öldüğünü söyledim, ’Biliyorum gerekeni yapın’ dedi. ’Gereken ne’ deyince, asite atmamızı söyledi. Üstümüzü değiştirdik, Ferdi el arabasını getirdi. Arabadaki halıya sarılmış cesedi alıp içeri getirdik. Ben cesedin Nurhan’a ait olduğunu bilmiyordum. Gidip üstümüzü değiştirdik. Ferdi kıyafet getirmiş, o da değiştirdi. Kafasında kar maskesi vardı, maskeyi hiç açmadım. Cesedin kafasında kırıklar doluydu, sırtı mosmordu. Kafasının arkası kan içindeydi. Ağzında pamuk vardı. Cesedin kime ait olduğunu hiç merak etmedim, aklımda sadece ondan kurtulmak vardı" ifadelerini kullandı.

"Işık bana naylon ve eldiven gibi malzemeler almam için 400 dolar nakit para verdi"

Emniyette cesedin Nurhan’a ait olduğunu öğrendiğini söyleyen Ceyhun A., "Cesedi parçalamaya ve asite atmaya Ferdi yardımcı oldu. 100 litre asit vardı. Cesedi yok ettikten sonra Işık telefonla aradı, polisin kendisini aradığını söyledi. Malzemeleri yok etmemi istedi. Tüm eşyaları yaktım. Daha sonra polisler geldi ve olanları anlattım. Işık bana naylon ve eldiven gibi malzemeler almam için 400 dolar nakit para verdi. Çiftliği hazırlamam gerektiğini söyledi. Parayı bunun için mi verdi bilmiyorum. Nurhan’ı ben öldürmedim, arabada ceset olduğunu bilmiyordum, çiftlikte öğrendim. Basiretim bağlandı. Işık bana 20 bin lira para da vermişti ama o para tadilat içindi" dedi.

Savunması alınan Ferdi G., "Işık bana; 1980’lerde bazı olaylara karıştığını, örgüt adına çalıştığını, cinayetler işlediğini söyledi. Beni korkuttu ve tehdit etti. Işık Eren 100 kişilik bir ölüm listesi hazırlamış. İntikam alacakmış. Işık bana, Nurhan’ı paketleyeceklerini söyledi. Olaydan bir gün önce Işık çağırdı, Ahmet ile çiftliğe gideceğimi söyledi. Malzemeleri ben, Ceyhun, Ahmet aldık. Sonra onları çiftliğe götürdük. Ceyhun daha sonra testere, naylon poşetler aldı. Sonrasında ben Ahmet ile İstanbul’a döndüm. Olay günü Işık silahını çıkarıp temizledi, Nurhan’ı kaçırırsak beni vuracağını söyledi" diye konuştu.

"Elini, ayaklarını ağzını bantladı, kıyafetlerini giydi"

Emrah’ın olaydan 1-2 gün önce sakalını boyattığını, peruk aldığını söyleyen Ferdi G., "Emrah bana fotoğrafını atınca Işık’a gönderdim. Işık, whatsapp fotoğrafını ona attığım için bana kızdı. Olay günü galeride Emrah güvenlik kameralarına yakalanmamak için arabanın bagajına geçti. Güvenlik kameralarında içeri girişi gözükmesin diye, arabanın bagajında içeri girdi. Arabayla geri geri yanaştık. Sonra yukarıya çıktı. Emrah yüzüne kar maskesi taktı. Emrah 4 hat, 4 telefon temin etmişti, nasıl haberleşeceğimiz konusunda konuştuk. Daha sonra Nurhan ve Işık galeriye geldi. Nurhan içeri girince Emrah spreyle gaz sıkmaya başladı. Nurhan’ı etkisiz hale getirdi. Göğsüne, boynuna bastı. Elini, ayaklarını ağzını bantladı, benden de yardım istedi. Emrah’ın sopayla Nurhan’a vurduğunu gördüm. Ya infaz edecek, ya salacak, ya da senet imzalatacaklardı. Emrah kafasındaki kar maskesini Nurhan’ın kafasına geçirdi. Maktul baygınken, Emrah pantolon ve ayakkabısını çıkardı, onu halıya sardı. O kıyafetleri giydi" şeklinde konuştu.

"Satır ve baltayla kafasını ve belden aşağısını kesti"

Daha sonra çiftliğe gittiklerini söyleyen Ferdi G., "Çiftliğe gittik, öldüğüne ihtimal bile vermiyordum. Ceyhun el arabası getirdi, açtı, birkaç tokat attı, ’Ölmüş’ dedi. ’Haber vermem gerekiyor’ deyip, Işık’ı aradı, ’Kuzu ölmüş’ dedi. Kıyafetler giydik, yere muşamba serdik. Ceyhun, ’Biri sorarsa ilaçlama yaptığımızı söylersin’ dedi. Satır ve baltayla kafasını ve belden aşağısını kesti. Ben balta ile vurduğu yeri bıçak darbesi ile kesmeye çalıştım, sonra yapamadım, bıraktım. Asite koyarak erittik. Işık’ın bana verdiği silahı masaya bırakarak oradan ayrıldım. Işık, Nurhan ile kaç defa görüştü. ’Senin halılarını yurt dışında satacağım’ diyerek halı aldı ama hiç ödeme yapmadı. Işık, halıları piyasaya sürmek için sahte belge hazırladı. 16 halının imzasını Emrah attı. Işık, Nurhan’dan aldığı 145 bin dolarlık halı borcundan kurtulmak amacındaydı. Işık Ceyhun’a, birine senet imzalatacağını, öldüreceklerini söyledi. Ayrıca olaydan bir gün önce Ceyhun, az bir sıvıyla, bir adet kemik eritip, asidin işe yarayıp yaramadığını test ettiğini anlattı. Tehditlerle bu işe başladım ama artık konuşmaya karar verdim, gerekenler cezalarını alsın" ifadelerini kullandı.

"Halıyı Ferdi ile beraber alınca, ’Yavaş’ diye ses duydum"

Ferdi’nin kendisinden sprey, hat, telefon istediğini söyleyen Emrah D., "Biber gazı ve hatları verdim. Ferdi ile otururken bana ’Sakallarını boyatırsan nasıl olur’ dedi. Olaydan bir gün önce sakallarımı boyattım. Zaten boyatmak gibi düşüncem vardı. Daha önce dizi işi ile uğraştığım, figüranlık yaptığım için sakallarımı boyatmak istedim. Araçtan bagajda değil, arabanın sol arka koltuk kapısından çıktım. Bir süre sonra Ferdi beni ofise çağırdı, halı vardı, arabaya almamı istedi. Halıyı Ferdi ile beraber alınca, ’Yavaş’ diye ses duydum. Normal halı zannettim. Ne olduğunu sordum, ’İnsan var’ dedi. Korktum, silah çekti, ’Sakın kimseye söyleme’ dedi. Halıyı bagaja koyduk. Bagajda Nurhan’ın yüzünü gördüm. Uyuşturucunun etkisinde olduğum için ne yapacağımı bilemedim. Pantolon ve ayakkabımı değiştirmedim. Ferdi bana turuncu renkli mont verdi, sonra aracı Gebze’ye bırakmamı istedi. denileni yaptım. Ferdinin anlatımlarını kabul etmiyorum. Bahadır kamera sisteminin değişeceğini söyledi, ben de değiştirdim. Sadece sakal boyattım, saç boyatmadım" dedi.

"Işık, Nurhan’a senet imzalatacağını söyledi"

Işık ile ortak olduğunu söyleyen Ahmet T., "Bahadır oğlumdur. Okul arkadaşları olarak Nurhan’la biz whatsapp grubundan görüşmeye başladık. Işık, yurt dışında alım satım yaptığını söyledi, Nurhan ile bu konuyu konuştu. İlişkiler bu şekilde başladı. Işıkla bir yerde otururken senet olayı olduğunu, Nurhan’a imzalatacağını söyledi. Beni bu işe bulaştırma dedim, sonra konu kapandı. Bir gün Işık bana kimyasal madde ile ilgili ilgilendiğim için temin edip edemeyeceğimi sordu. Temin edebileceğimi söyledim. Temin edip asiti Ceyhun’un çiftliğine bıraktım ve İstanbul’a döndüm. Sabah ofiste gittiğimde Işık bana, ’Senet imzalatma işini halledeceğim’ dedi. ’Sen de yardım et’ dedi. ’Ben sadece araba ile gider gelirim başka bir şeye karışmam’ dedim, basiretim bağlandı. Akşam annem rahatsızlandığı için eve gittim, öldüreceklerinden haberim yoktu. Senedin amacını bilmiyorum, 1 milyon dolar gibi konuşmalar geçiyordu, olayda menfaatimiz yoktu" diye konuştu.

"Emrah’ın sakalını boyatmasında olayla ilgisi olduğunu düşünmedim"

Bahadır T. ise, "Eylemlerde herhangi bir suçum yoktur. Nurhan aracını bizim galerimize getirip satışa koydurmamızı istedi. Bu şekilde git-geller oldu. Polislere yardımcı oldum, suçsuzum. Emrah, kepengi tamir ettiği için ona 300 TL gönderdim, zaten ona 3-4 bin lira borcum vardı, sakalını boyatması için o parayı vermedim. Emrah’ın sakalını boyatmasında olayla ilgisi olduğunu düşünmedim. Yardımcı oyunculuk yapıyor, ajansa kayıtlı, bunun için yaptığını düşündüm. Suçsuz olduğunu düşünüyorum. Kalp rahatsızlığım var. Operasyon geçirmem gerekiyor ancak cezaevi şartları buna uygun değil" şeklinde konuştu.

"Nurhan’la üniversitede zamanında arkadaşlığımız kesintiye uğrasa bile yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi"

Nurhan’ın çocukluk arkadaşı olduğunu söyleyen Işık E., "27 sene yurt içi ve yurt dışında çalıştım. Bu olay başıma geldiğim için doktora çalışmalarım yarım kaldı. Beni kamuoyunda öcü olarak gösteriyorlar. Kötü imaj oluşturmaya çalışıyorlar. Olaydan bir gün önce Nurhan ve ortak arkadaşımız Fehmi G. ile iş ortaklığımız gereği bir araya geldik. Araçlarının satışı ile ilgili gelişmeler olduğunu, İstanbul’a birlikte gidip gidemeyeceğimizi sordu. Beraber İstanbul’a gittik. Nurhan’la üniversitede zamanında arkadaşlığımız kesintiye uğrasa bile yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Biz İstanbul’a galeriye geldiğimizde sadece Ferdi vardı. Nurhan bir süre yukarıda takıldı ve galeriden ayrıldı. İddianamede bir tane maddi delil görmedim. Diğer sanıkların iddiaları var" ifadelerini kullandı.

"Bunlar normal açıklamalar değil, akli melekelerin yerinde olup olmadığını araştırılmasını istiyorum"

Nurhan’dan senet tahsil etmek gibi şuursuz biri olmadığını söyleyen Işık, "Buna da ihtiyacım yok. Nurhan ticaretinde titiz biriydi. Nurhan’ı kandırmak, senet imzalatmak deliliktir. Nurhan’ın bana ev ve ofis tahsis ettiği doğrudur. Cinayet işleyecek biri olsam kaçardım. Kaçmadığım gibi emniyete her arandığımda yardım ettim. Sanki ben onlara çip taktırdım, robot gibi kullandım gibi konuşmalar var. Madem ben tehdit ettim, neden polise gitmiyorsun? Gerçek hayatta hiçbir karşılığı olmayan şeyler söylüyorlar. Bunlar normal açıklamalar değil, akli melekelerin yerinde olup olmadığını araştırılmasını istiyorum. Öyle mükemmel planlama yeteneğim var ki; bu adamlar şuursuzca benim dediklerimi yapıyor, bir tane DNA kalmıyor. Senet imzalatacaktı deniliyor, Nurhan ile aramızdaki iş işleyişi bellidir" dedi.

"Nurhan’ın mal varlığının ve ölümünden sonra zenginleşen kişileri araştırılmasını talep ediyorum"

Ölüm listesinin olduğu iddiasının yalan olduğunu söyleyen Işık, "Madem bu kadar ince cinayet planım var, senet imzalatacağım bu ülkede polis yok mu? Bu senedin iş sözleşmesi ne olacak. Neye dayandıracaklar, nasıl tahsil edecekler. İddia edilen cinayet var, nerede, ne zaman ve nasıl öldürüldü, bunun maddi delilleri nerede? Bu cinayette fayda görecek insanlar lazım. Nurhan ortadan kalksa ölümünden kim çıkar sağlayacak. Benim iş sözleşmem var, ölmesinden benim çıkarım mı var? Nurhan’ın mirası, mal varlığı kime kalacak. Nurhan’ın mal varlığının ve ölümünden sonra zenginleşen kişilerin araştırılmasını talep ediyorum. Bunların hepsi uyuşturucu etkisinde hayal mi anlatıyor? Aleyhe olan suçlamaları ret ediyorum. Ahmet’in asit alıp Ceyhun’un çiftliğine götürdüğüne ilişkin bilgim var. Ceset yoksa cinayette yoktur gibi bir şey kullanmadım. 145 bin dolarlık halı iddiası var. Nurhan bu halıları satışını yaptı, ben karışmadım" diye konuştu.

"Nurhan’ın Işık’a 145 bin dolar halı verdi ancak paranın ödenmediğini biliyorum"

Maktulün eşi Başak Ör, sanıklardan şikayetçi oldu. Maktulün kardeşi Erhan Ör ise, "Nurhan’ın uyuşturucu ile en ufak ilişkisini görmedim. Nurhan, abim, dostumdu. Hiç kimseyi kırmayan, kimse ile küs duramayan biriydi. Herkese faydası vardı. Çok müstesna bir aileydik. Nurhan, Işık’a 145 bin dolarlık halı verdi ancak paranın ödenmediğini biliyorum. Işık, parayı nakit olarak vereceğini, Arabistan’a satacağını söylemiş. Nurhan’a sorduğumda para gelmeyecek, halıların geleceğini söyledi ama gelmedi. Bunların insan olduğuna inanmıyorum, şeytanın aklına gelmez bu plan, şikayetçiyim" şeklinde konuştu.

Ağabey Serhan Ör de, "Kardeşimin cesedini bile bize bırakmadılar. Kardeşimin ne uyuşturucu kullandığını gördüm ne de duydum. Sanıklardan şikayetçiyim. Nurhan, Işık’ın halıları satamadığını, annesinin evinde olduğunu, geri getireceğini söylemiş ancak getirmedi" ifadelerini kullandı.

"Nurhan’ın çocukluğundan beri yedirdiği, içirdiği, her yerde toparladığı insanlar bunlar"

Duruşmanın ardından gazetecilere açıklamalarda bulunan Nurhan Ör’ün kardeşi Erhan Ör, "Birçok şeyi itiraf ediyorlar. Bazıları hala kendilerini kurtarmak için inkar etmeye çalışıyor ama olay ayan beyan ortada. 6 cani kardeşime kıymışlar. Bundan daha öteye bir şey yok. Adaletin tecelli etmesini bekliyoruz. Mücadelemiz hukuk mücadelesi, Türk adaletine güveniyoruz. Sanıkların çoğu çocukluk arkadaşı, lise arkadaşları. Çoğunu ben bile tanıyorum. Nurhan’ın çocukluğundan beri yedirdiği, içirdiği, her yerde toparladığı insanlar bunlar. Hep de ondan nemalanmış, bir şeyler almış insanlar. Sanıkların söyledikleri şeylere, yazdıkları senaryolara inanmak mümkün değil. Uyduruk uyduruk bir takım bahanelerle suçtan yırtmaya çalışıyorlar" dedi.

 

Avukatların savunmalarının ardından mahmekem, sanıkların tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Fehime Kartal - Cihat Polat



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli DTO Başkanı Erdoğan; "Denizli, ihracatta güçlü bir ivme yakaladı" Denizli Ticaret Odası’nın (DTO) Mayıs ayı olağan meclis toplantısında gündeme dair konuşan Başkan Uğur Erdoğan, küresel ve ulusal ekonomideki gelişmeleri değerlendirirken Denizli ekonomisine ilişkin dikkat çeken verileri de paylaştı. Özellikle ihracatta yakalanan artışın kent ekonomisi adına çok önemli olduğunu vurguladı. DTO Meclis Başkanı Salih Sarıkaya’nın idaresinde gerçekleştirilen oturumdaki konuşmasına uluslararası ekonomideki gelişmeleri değerlendirerek başlayan DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, Deutsche Bank’ın yılsonu enflasyon beklentisini yüzde 28 olarak açıkladığını, politika faizinin ise yılın ikinci yarısında yüzde 34’e gerilemesinin öngörüldüğünü söyledi. IMF’nin de Türkiye’nin 2026 büyüme tahminini yüzde 4,2’den yüzde 3,4’e çektiğini hatırlatan Erdoğan, enflasyonda ise kademeli bir düşüş beklendiğini ifade etti. Türkiye ekonomisindeki gelişmelere de değinen Başkan Erdoğan, ilk çeyrekte turizm gelirlerinin yüzde 4,2 arttığını, işsizliğin mart ayında yüzde 8,1’e gerilediğini kaydetti. Sanayide ücretli çalışan sayısında düşüş yaşandığını söyleyen Erdoğan, reel kesim güven endeksinin son 7 ayın en düşük seviyesine indiğine dikkat çekti. Denizli’deki konut satışlarına ilişkin verileri de paylaşan Erdoğan, mart ayında ilk el konut satışlarının yüzde 25,06 arttığını, ikinci el satışların ise yüzde 1,94 gerilediğini açıkladı. Toplam konut satışlarında yüzde 5,92’lik bir artış yaşandığını dile getiren Erdoğan, iş yeri satışlarında ise yüzde 19,89’luk düşüş görüldüğünü ifade etti. "Sanayicinin döviz dönüşüm desteği artırılmalıdır" Merkez Bankası’nın döviz dönüşüm desteği uygulamasının 31 Temmuz’a kadar uzatıldığını hatırlatan Başkan Erdoğan, uygulamanın mevcut haliyle yetersiz kaldığını savundu. Erdoğan, "Yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği hem oran itibarıyla yetersiz kalıyor hem de uygulama reel sektör açısından ağır işliyor. Daha sade, erişilebilir ve öngörülebilir hale getirilmesi gerekiyor" dedi. Denizli ihracatında, yüzde 27’lik bir artış var Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre nisanda Türkiye’nin 25 milyar 402 milyon 854 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini de söyleyen Erdoğan, Denizli’nin ise 457 milyon 902 bin dolarlık ihracata ulaştığını vurguladı. İlin ihracatında aylık bazda yüzde 17,83, yıllık bazda ise yüzde 26,51 artış yaşandığını kaydeden Başkan Erdoğan, yılın ilk dört ayında en fazla ihracat yapılan ülkenin Birleşik Krallık olduğunu, bu ülkeyi de sırasıyla İtalya, ABD, Almanya, Fransa ve Hollanda’nın takip ettiğini ifade etti. Başkan Erdoğan ayrıca, en büyük artışın ise İrlanda ve Mısır pazarında görüldüğünü aktardı. Öte yandan, sektörel bazda tekstil, madencilik, elektrik-elektronik ile demir ve demir dışı metallerde artış yaşandığına dikkati çeken Erdoğan, hazır giyim ve çelik sektörlerinde ise düşüş olduğunu dile getirdi. İthalat azaldı Mart ayında Denizli’nin ithalatının yüzde 6,06 azalarak 147 milyon 448 bin dolar seviyesinde gerçekleştiğini de belirten Erdoğan, ilk çeyrekte ithalattaki düşüşün yüzde 7,75’e ulaştığını söyledi. En fazla ithalat yapılan ülkelerin Bulgaristan, Vietnam, Çin, Kazakistan ve Sırbistan olduğunu açıklayan Başkan Erdoğan, Vietnam’dan yapılan alımlarda dikkat çekici bir artış yaşandığını kaydetti. "İlimizdeki istihdam ile üye sayımız arttı" Yılın ilk iki ayında şehirdeki istihdamın yılbaşına göre yaklaşık 3 bin kişi birden arttığının altını çizen Erdoğan, aktif sigortalı çalışan sayısının da 235 bin 975’e yükseldiğini ifade etti. Erdoğan, "Şehrimizdeki 4’A kapsamındaki aktif sigortalı sayısı, 2025’in ikinci ayının sonunda ise 229 bin 321 idi. Buna göre, istihdamımızda son 1 yıl içindeki artış yaklaşık 6 bin. Bu arada ülke geneline baktığımızda ise sanayide ücretli çalışan sayısı son 1 yılda 159 bin azaldı. Ancak toplam ücretli çalışan sayısı, 203 bin kişi birden arttı" dedi. DTO’nun kurumsal verilerini de paylaşan Başkan Erdoğan, son bir ayda odaya 147 yeni üye kazandırıldığını, 54 firmanın kaydını sildirdiğini, 24 firmanın ise tasfiye sürecine girdiğini açıkladı. Toplam üye sayısının 23 bin 780’e ulaştığını kaydetti. Erdoğan, son bir yılda üye sayısında yüzde 3,92’lik artış sağlandığını vurgulayarak, yabancı ortaklı firma sayısının 432’ye ulaştığını ve yabancı sermayenin toplam sermayedeki payının yüzde 40,82 olduğunu da söyledi. Toplantıda meclis üyelerine yılın ilk dört ayında gerçekleştirilen oda hizmetleri hakkında da ayrıntılı bilgi veren DTO Başkanı Erdoğan; bu dönemde oda personeli tarafından 328 sayısal takograf ile 223 K belgesi verildiğini, 137 iş makinesinin tescil edildiğini ve 95 kapasite raporunun onaylandığını duyurdu; "Gelen evraklarla ilgili işlem sayımızın, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 81,76 oranında arttığını gördük. Üyelerimizin işlemlerini kesintisiz ve en kısa sürede gerçekleştiren çalışanlarımızı kutluyor ve teşekkür ediyorum" dedi. Öte yandan, ABD Merkez Bankası FED’in faiz oranlarını sabit tuttuğunu belirten Erdoğan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın da politika faizini yüzde 37 seviyesinde koruduğunu dile getirdi.
Şanlıurfa Polislerden çocuklara pasta sürprizi Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde Toplum Destekli Polislik (TDP) Büro Amirliği ekipleri, rehabilitasyon merkezini ziyaret ederek özel çocuklarla bir araya geldi. Ziyarette çocuklara çeşitli ikramlar sunulurken, birlikte kesilen pasta ile renkli anlar yaşandı. . Ceylanpınar İlçe Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Büro Amirliği ekipleri, ilçedeki özel çocuklara yönelik anlamlı bir faaliyete imza attı. Polis halk ilişkilerini güçlendirmek ve özel çocuklara moral vermek amacıyla düzenlenen etkinlikte, TDP ekipleri rehabilitasyon merkezi bünyesinde eğitim gören çocukları ziyaret etti. Emniyet personeli, yakından ilgilendikleri çocuklarla tek tek sohbet ederek sıcak bağlar kurdu. Pasta sürprizi Ziyaret kapsamında Toplum Destekli Polisler, çocuklara yanlarında getirdikleri çeşitli ikramları takdim etti. İkramlar karşısında büyük mutluluk yaşayan çocukların sevinci, hep birlikte kesilen pasta ile ikiye katlandı. Polis ağabeyleri ve ablalarıyla birlikte pasta üfleyen özel çocukların neşesi renkli görüntüler oluşturdu. Kendilerini yalnız bırakmayan Toplum Destekli Polis ekiplerinin ziyaretinden dolayı büyük mutluk duyan özel çocuklar, polis ağabey ve ablalarına sarılarak teşekkür etti. Anlamlı ziyaret, günün anısına çekilen toplu hatıra fotoğrafı ile son buldu. Ziyaret dolayısıyla çok mutlu olduğunu söyleyen Abdullah Karaman, kendilerini unutmadıkları için teşekkür etti.
Denizli Milli mücadelenin 107. yılında tarih ve vakıf kültürü Denizli’de yeniden buluştu Denizli’de düzenlenen "Denizli Milli Mücadele Günü ve Vakıf Haftası" programında, hem milli mücadele ruhu hem de vakıf medeniyetinin dayanışma anlayışı ön plana çıktı. Gün boyu süren etkinliklerde binlerce kişiye ikram yapılırken, tarihçi-yazar Ahmet Şimşirgil gençlerle buluştu. Denizli’de 15 Mayıs Milli Mücadele Günü ile Vakıf Haftası kapsamında anlamlı bir programa imza atıldı. Aydın Vakıflar Bölge Müdürlüğü öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikler, şehrin milli mücadele hafızasını yeniden canlandırırken, vakıf kültürünün toplumsal dayanışmadaki yerine de dikkat çekti. Program kapsamında ilk olarak Cuma namazının ardından Bayramyeri Camii’nde 2 bin kişilik lokma ikramı gerçekleştirildi. Ardından Ahmet Hulusi Efendi Camii ile Külliye Camii’nde toplam 3 bin kişilik yemek, ayran ve su dağıtıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinliklerde birlik ve beraberlik mesajları verildi. Külliye Camii’nde düzenlenen yemek programına, Aydın Vakıflar Bölge Müdürü Mücahid Vural, İl Kültür ve Turizm Müdürü Adem Özel, İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, Ak Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Evrensel Hafızlar Derneği Denizli Şube Başkanı Mehmet Tekin ile çok sayıda davetli, akademisyen ve öğrenci katıldı. "15 Mayıs ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz" Programda konuşan Aydın Vakıflar Bölge Müdürü Mücahid Vural, Denizli’nin milli mücadelede üstlendiği tarihi role vurgu yaparak, önümüzdeki yıllarda da 15 Mayıs etkinliklerinin sürdürüleceğini söyledi. Vural, konuşmasında 15 Mayıs 1919’un yalnızca Denizli için değil, Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesi açısından da kritik bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin Bayramyeri Meydanı’nda verdiği tarihi fetvanın halkı ayağa kaldırdığını ifade eden Vural, "Denizli, topu yokken imanını, cephanesi yokken yüreğini ortaya koyarak teslimiyeti reddetmiştir" dedi. Vakıf kültürünün dayanışma ve paylaşma anlayışını temsil ettiğini kaydeden Vural, geçmişten bugüne uzanan vakıf mirasının korunmasının önemine dikkat çekti. Vakıf eserlerinin yaşatılması ve genç nesillere bu bilincin aktarılması gerektiğini belirten Vural, milli mücadele kahramanlarını rahmet ve minnetle andı. Ahmet Şimşirgil’den tarih ve birlik vurgusu Söyleşide konuşan tarihçi-yazar Ahmet Şimşirgil ise Osmanlı’nın son döneminden Kurtuluş Savaşı yıllarına uzanan tarihi süreci anlattı. Birinci Dünya Savaşı’nın Osmanlı Devleti açısından ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Şimşirgil, buna rağmen Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhuyla yeniden ayağa kalktığını söyledi. Denizli’de başlayan direniş hareketinin milli mücadelede kritik bir rol oynadığını ifade eden Şimşirgil, Ahmet Hulusi Efendi’nin yayımladığı fetvanın Anadolu’daki ilk direniş çağrılarından biri olduğunu kaydetti. "Topumuz yoksa taşımız var" anlayışıyla halkın işgale karşı mücadele verdiğini söyleyen Şimşirgil, Denizli’de oluşan milis kuvvetlerinin Nazilli ve Aydın hattında önemli başarılar elde ettiğini dile getirdi. Birlik ve beraberlik mesajı veren Şimşirgil, "Bu millet bir olduğu zaman hiçbir güç karşısında duramaz. Tarihte kaybettiğimiz her savaşın temelinde ayrılık vardır" dedi. Tarihi fetva yeniden okundu Programın sonunda Abdullah Pamuklu tarafından, Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin 107 yıl önce Bayramyeri Meydanı’nda okuduğu tarihi fetva yeniden seslendirildi. Söyleşinin ardından Ahmet Şimşirgil, 100 üniversite öğrencisine imzalı kitap hediye etti. Öğrencilerle sohbet eden Şimşirgil, gençlere tarih bilinci ve milli değerlerin önemine ilişkin tavsiyelerde bulundu.
Denizli 15 Mayıs Milli Mücadele Günü coşkuyla kutlandı Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinin ardından, Denizli halkının ilk direniş kıvılcımını yaktığı 15 Mayıs Milli Mücadele Günü, bu yıl da yüzlerce kişinin katılımıyla büyük bir coşku ve kararlılıkla kutlandı. Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin Milli Mücadele ateşini yaktığı 15 Mayıs 1919 Milli Mücadele Günü, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği programla kutlandı. Delikliçınar Meydanı’nda başlayan ve Bayramyeri Meydanı’nda devam eden programa, Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Aydın Milletvekili Evrim Karakoz, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Garnizon Komutan Vekili Albay Ertan Dabi, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmud Güngör, Genel Sekreter Bülent Bozbaş, Pamukkale ve Merkezefendi kaymakamları, ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri, meclis üyeleri, gaziler ve ellerinde Türk bayrakları ile yüzlerce vatandaş katıldı. Yüzlerce vatandaş aynı birlik ruhuyla yürüdü Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu’nun Atatürk Anıtı’na çelenk bırakmasıyla başlayan programda saygı duruşunda bulunulup İstiklal Marşı okundu. Daha sonra Denizli Büyükşehir Belediyesi Bando Takımı ve Denizli Sancağı eşliğinde yüzlerce Denizlili, Atatürk Caddesi’ni takip ederek Kayalık Caddesi’ne, buradan ise 107 yıl önceki gibi Bayramyeri Meydanı’na kadar yürüdü. Buradaki programda, Denizli Büyükşehir Belediyesi Geleneksel Halk Oyunları Topluluğu bir gösteri sundu. "Denizli Milli Mücadele’de öncü olmuştur" Denizli Vali Yavuz Selim Köşger konuşmasında, henüz Gazi Mustafa Kemal Atatürk Samsun’a çıkmamışken Denizli’de yakılan bu meşalenin dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir cesaret örneği olduğunu vurguladı. Denizlilere seslenen Vali Köşger, kentin bu eşsiz kahramanlık destanını tüm dünyaya anlatması gerektiğinin altını çizerek, "Henüz Atatürk Samsun’a yola çıkmamışken, İzmir’deki facianın boyutu tam anlaşılmamışken Ahmet Hulusi Efendi’nin büyük bir ferasetle Denizlilileri bu meydanda, bu sancağın altında toplaması ve cihadı ilan etmesi çok büyük bir hadisedir. Silahı olanın cepheye gitmesini, silahı olmayanın ise düşmana üç taş atmasını söylemesi dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir iman, dirayet ve cesaret göstergesidir" ifadelerine yer verdi. "Bu kahramanlığı tüm dünyaya duyurmak boynumuzun borcu" Denizli’nin üstlendiği bu öncü rolün tüm dünyaya anlatılması gerektiğini vurgulayan Vali Köşger, "Türkiye olarak Ahmet Hulusi Efendi’yi bilmek hakkımız, bunu duyurmak da sizin vazifeniz ve üzerinize bir vacibedir. Milli Mücadele’nin daha Samsun’a çıkılmadan bu meydanda başladığını önce tüm Türkiye’ye sonra dünyaya duyurmak bizim borcumuzdur. Vali olarak bu borcu üzerime alıyorum; tüm vasıtalarla Ahmet Hulusi Efendi’yi ve Denizlililerin kahramanlığını hak ettiği yere taşıyacağız. 107. yıl dönümünde bu kararlılığı huzurlarınızda ifade ediyorum" diyerek sözlerini noktaladı. "Tarih, bir toplumun ayağa kalktığı günü 15 Mayıs olarak yazacaktır" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, 15 Mayıs’ın küllerinden doğan bir milletin sembolü olduğunu belirten konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Bir toplumun ayağa kalktığı günü resmedin deseniz, tarih 15 Mayıs’ı yazacaktır. 15 Mayıs günü düşmanın İzmir’e ayak basmasıyla birlikte, bir toplumun yeniden ayağa kalkışının ve yoktan varoluşunun en güzel günlerinden birindeyiz. İzmir’de Hasan Tahsin’in attığı ilk kurşunla başlayan o büyük yolculuk, Denizli’de Müftü Ahmet Hulusi Efendi’nin bu meydanda hemşehrilerimizle birlikte ‘esarete hayır’ demesiyle devleşmiştir. Bu ülke düşman postalının altında kalmayacaktır diyenlerin açtığı o yol ve 19 Mayıs’ta küçücük bir geminin içerisinde koskocaman yüreğiyle o büyük yolculuğu başlatan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları sayesinde bugün bu özgür vatanda birlikte, kardeşçe yaşayabiliyoruz." "Ölüme ve mermilerin üstüne gülerek gittiler" Milli Mücadele kahramanlarının fedakarlıklarına dikkat çeken Başkan Çavuşoğlu, bugünkü bağımsızlığın o gün sergilenen eşsiz cesarete borçlu olunduğunu vurgulayarak, "O gün, o zor şartlarda hiç kimse ‘Ben neyim, ben kimim, benim fikrim nedir, yarın acaba neyle karşılaşırım?’ diye düşünmedi. O düşünmeyenler sayesinde; o merminin üstüne gülerek giden, ölümün, kurtuluşun şerbetini mutlulukla içen ve bu ülke için canını vermekten vazgeçmeyen o büyük şehitlerimiz ve gazilerimiz sayesinde bugün bu vatanda özgür ve bağımsızız. Kimsenin kimseye kulluk etmediği, herkesin kendi ayakları üstünde durduğu bu güzel coğrafyanın ve sarsılmaz birliğin mimarı olanlar, bu ülkeyi bizlere vatan kıldılar. Kurtuluş mücadelesini Denizli’de başlatan Müftü Ahmet Hulusi Efendi olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha şükran ve minnetle anıyoruz" diye konuştu. "Cumhuriyeti ilelebet yaşatacağımıza söz veriyoruz" Konuşmasının sonunda Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılık sözünü yineleyen Başkan Çavuşoğlu, "Bu meydandan, bu güzel ülkeyi ve bu güzel Cumhuriyeti bizlere armağan eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına bir kez daha söz veriyoruz. Bu vatanın özgürlüğünü sonsuza kadar koruyacağız ve Cumhuriyeti ilelebet yaşatacağız" diyerek sözlerini noktaladı. Konuşmaların ardından günün anısına hatıra fotoğrafının çekilmesiyle tören sona erdi.