KÜLTÜR SANAT - 23 Eylül 2025 Salı 11:32

Hülya Koçyiğit’ten yapay zeka yorumu: "Bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü"

A
A
A
Hülya Koçyiğit’ten yapay zeka yorumu: "Bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü"

Uluslararası Darıca Kısa Film Yarışması’nın Jüri Başkanı Hülya Koçyiğit, "Aile ve Yapay Zeka" temalı filmler için, "Evet, temamız yapay zeka. Fakat izlediklerimiz biraz bizi ürpertti. Eyvah, yapay zeka bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü" değerlendirmesinde bulundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise Darıca’daki festivalin şehre yeni bir kimlik kazandırdığını vurgulayarak, "Hayvanat bahçesinin yanına sinemayı da koyduk" dedi.


Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ortaklığı ve Darıca Belediyesi işbirliğiyle Darıca Kaymakamlığı tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Darıca Kısa Film Yarışması, sinema dünyasının önemli isimlerini ve genç yetenekleri bir araya getirdi.


"2025 Aile Yılı" kapsamında "Aile ve Yapay Zeka" temasıyla düzenlenen yarışma, teknolojinin aile ilişkileri üzerindeki etkisini sinema diliyle mercek altına alırken, geleneksel aile değerleri ile geleceğin teknolojik dünyası arasındaki dengeyi sorguladı.


Jüri başkanlığını üstlenen Türk sinemasının efsane ismi Hülya Koçyiğit, tören öncesinde genç sinemacılarla bir söyleşi gerçekleştirerek tecrübelerini paylaştı. Törene, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Samiye Korkmaz da katıldı.



"Muhteşem bir aileyiz"


Törende konuşan Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, kurumlar arası işbirliğinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi:


"Yeni dönem kaymakamımız Yaşar Bey’e de bu projeyi sahiplenmesi, bu konuya, konunun üzerine daha daha üzerine düşüp, daha da güçlenerek yolumuza devam etme noktasında birlikte hareket ettiğimiz için çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Bakanlığımız, hayırseverlerimiz, iş adamlarımız, belediyemiz, kaymakamımız, aslında baktığımız zaman koskocaman, muhteşem bir aileyiz. Birlikte olunca, güçlerimizi de birleştirince Darıca’mız adına, sanatın adına, sinemanın adına güzel işler ortaya çıkıyor. Biz inanıyoruz ki bunun daha daha kar topu misali büyüyerek devam edeceğine, hele hele bizim Birol Güven gibi bir mihmandarımız olduğu sürece Allah’ın izniyle sırtımız da yere gelmez. Bunu da biliyoruz. Ben katılan tüm yarışmacılara tekrardan başarılar diliyorum"



"Zaman değişti, çağ değişti, teknoloji değişti"


Darıca Kaymakamı Yaşar Sönmez, sanatın toplumsal bir hizmet olduğunu vurgulayarak, "Bizleri biz yapan, insanı insan yapan, değerler var, özellikler var, ihtiyaçlar var. Bunlardan birisi de tabii ki ürettiği değerleri paylaşmak. Tarihimizde malum orta oyunlarımız vardı, Hacivat Karagöz’ümüz vardı. Zaman değişti, çağ değişti, teknoloji değişti, sinemalarımız oldu. Açık havalarda ilçelerimizde, illerimizde izledik. Şimdi filmlerimiz var, sinema filmlerimiz var. Pandemiden sonra daha da yoğunlaştık, daha yoğun izlemeye çalıştık, daha fazla izliyoruz, daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Elbette ki bu alanda da birilerinin bu ihtiyacı gidermesi gerekiyor. Bu da bir yönüyle topluma hizmet. Biz kamu yönüyle nasıl vatandaşlarımıza hizmet ediyor, onların bir takım ihtiyaçlarını gideriyor isek, bu alanda bizlere film üreten, bu sektörde çalışan, emek verenler de toplumumuzun bir başka ihtiyacını gidermek suretiyle hizmet ediyorlar. Onlara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.



"Toronto’da, Venedik’te, Los Angeles’ta Gazze sinemacıları konuşuluyor"


Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü, yapımcı ve senarist Birol Güven, Darıcalı olmaktan gurur duyduğunu belirterek başladığı konuşmasında, Gazze’deki trajediye dikkat çekti. Güven, "Gazze’deki büyük soykırımı, trajediyi dünyaya duyuran genç sinemacıları alkışlıyoruz. Toronto’da, Venedik’te, Los Angeles’ta Gazze sinemacıları konuşuluyor" diye konuştu.



"Hayvanat bahçesinin yanına sinemayı da koyduk"


Darıca’nın bir süredir sinema ile anıldığını ifade eden Güven, bundan da mutluluk duyduğunu kaydetti. Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Hayvanat bahçesinin yanına sinemayı da koyduk. Bunda sizin (Hülya Koçyiğit) çok büyük bir payınız var. Jüri başkanı olmanız medyada çok yer bulmamıza neden oldu ve Darıca ile sinema yan yana geldi. Jüri üyesi arkadaşlarıma çok teşekkür ederim, sağ olun. Şimdi yalnız bir eleştirim var. Kendim de dahil bu eleştiriyi koyuyorum. Sayın Belediye Başkanım, Sayın Kaymakamım, Darıca sinema ile anılıyor ama Darıca’da bir sinema salonu yok. Dünyanın ilk uluslararası kısa film festivalini yapan ama sineması olmayan bir şehiriz. Başka yoktur diye düşünüyorum. İnşallah Sayın Başkanım, Sayın Kaymakamım, lütfen artık bizim bir sinema salonumuz olsun. Çünkü biz gençlerimizi, çocuklarımızı beyaz perdeyle tanıştırmak zorundayız. Yoksa çocuklarımızı dijital platformlara kaptırırız"



"İzlediklerimiz biraz bizi ürpertti"


Jüri Başkanı Hülya Koçyiğit ise yarışmaya katılan filmlerin kalitesine ve temasının düşündürücülüğüne değinerek şöyle konuştu:


"Pırıl pırıl zekada, pırıl pırıl gençler yetişiyor. Buna vesile olduğunuz için teşekkür ediyorum. Daha nice yıllar devam etmesini diliyorum bu güzel festivalin. Evet, temamız yapay zeka. Fakat izlediklerimiz biraz bizi ürpertti. Eyvah, yapay zeka bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü. İçlerinde bazı filmler içimizi çok acıttı, burktu. İnsan tarafımıza dokundu çünkü. Ama her biri bir emek. Onlarca insanın emeği var ve içinde de ’Ben geliyorum, ben sinemacıyım’ dedirten zekalarla karşılaştık. Katılanların hepsine başarılar diliyorum. Kazananları da şimdiden kutluyorum"



Ödüller sahiplerini buldu


Sinema sektörüne genç yetenekler kazandırmayı ve kısa filmcilere destek olmayı amaçlayan yarışmada toplam 400 bin TL para ödülü dağıtıldı. Gecede birincilik ödülünü Ahmet Sami Kuriş’in yönettiği "ANN-E" filmi, ikincilik ödülünü Elif Örüm’ün yönettiği "Anne Seni Annemle Tanıştırayım mı?" , üçüncülük ödülünü ise Serdal Altun’un yönettiği "Yankı" aldı.


Zafer Geyikçi’nin yönettiği "Gece Modu" filmi ile Canberk Seçal’ın yönettiği "Aile" filmi ise mansiyon ödülüne layık görüldü. 2025 Aile Yılı Özel Ödülü de "Masadan Kalkanlar" filmiyle Deniz Duygu Karataş’a verildi.


Tören, ödüllerin takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.



Hülya Koçyiğit’ten yapay zeka yorumu: "Bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştü Adana’nın Kozan ilçesinde Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen seramik atölyesinde özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştürdü. Kozan Belediyesi Kültür ve Sanat Evi tarafından düzenlenen etkinlikte özel çocuklar ve anneleri hem birlikte vakit geçirdi hem de seramik çalışmaları yaparak unutulmaz bir gün yaşadı. Etkinlikte anneler ve çocukları pasta keserek Anneler Günü’nü kutladı. Seramik sanatçısı Nermin Elmalı, özel çocuklar ve anneleri için farkındalık oluşturmak istediklerini belirterek, "Özel bireyler bizim kırmızı çizgimiz. Anneler Günü’nü sanatla iç içe bir etkinlikle kutlamak istedik. Anneler için kalıcı bir hatıra olsun, çocuklarıyla birlikte özel bir anıyı paylaşsınlar istedik. Çamur, anneler ve özel çocukların ellerinde sanata dönüştü" diye konuştu. Rehabilitasyon merkezi yetkililerinden Tuğba Koç da etkinliğe ev sahipliği yapan Kozan Belediyesi’ne teşekkür ederek tüm annelerin ve çocukların özel olduğunu ifade etti. "Annelerin aklında hep çocukları vardır" Down sendromlu 10 yaşındaki kızıyla etkinliğe katılan anne Zeynep Kaplan ise özel çocuk annesi olmanın büyük fedakarlık ve kaygı gerektirdiğini anlatarak, "Annelik ömür boyu sürüyor. Uyurken bile onları düşünüyoruz. Annelerin aklında hep çocukları vardır" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Betül Ulutaş ise annesini çok sevdiğini belirterek, "Cennet annelerin ayakları altındadır" dedi.
Düzce Tarım akademisi kursiyerleri hünerlerini sergiledi Düzce Belediyesi tarafından başlatılan ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın da destek verdiği ‘Mutfak Atölyesi Tarım Akademisinde Kuruluyor’ projesi çerçevesinde dezavantajlı kadınlara verilecek gastronomi eğitiminin ilk ayağı gerçekleştirildi. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün Düzce’nin gastronomi kenti olması noktasında hizmete açtığı ve bugüne kadar bir çok workshop etkinliğini vatandaşlarla buluşturan MSM Akademi kapılarını bu kez, MARKA ile yapılan ortaklık çerçevesinde hazırlanan ‘Mutfak Atölyesi Düzce Tarım Akademisinde Kuruluyor’ projesine açtı. Düzce Belediyesi Meclis Üyeleri Fahrettin Altun ve Ayşe Nimet Özer ile Düzce Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mustafa Kayıkçı’nın da ziyaret ettiği Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında desteklenen proje etkinliğinde, Tarım Akademisinde eğitim gören kursiyerlere, pastacılığın en sevilen lezzetlerinden ekler ve profiterol yapımı uygulamalı olarak öğretildi. Akademi eğitmenleri eşliğinde doğru hamur kıvamından başlayarak, iç dolguların hazırlanmasına, krema kıvamlandırmadan şık sunum tekniklerine kadar pastacılığın tüm inceliklerinin gösterildiği etkinlikte kursiyerler, öğrendikleri bilgileri uygulamaya dökerek elleriyle ekler ve profiteroller hazırladı. Etkinliğe katılan kursiyerler, "Hem eğlendik hem de çok şey öğrendik. Böyle etkinliklerin devamını diliyoruz" diyerek memnuniyetlerini dile getirdi.
Kırıkkale Binlerce kilometreden geldi, bozkırda sürünün başına geçti Ülkesinde iş bulamayınca eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakan Afgan çoban, ailesinin geçimini sağlamak için binlerce kilometre uzaklıktaki Kırıkkale’ye geldi. Devletin yetiştiriciye sağladığı destekle Türkiye’ye gelen Afgan çoban, bozkırda küçükbaş hayvanların bakımını severek sürdürüyor. Afganistan’da iş bulmakta zorlanan 32 yaşındaki Shadmanı Naqıbullah, eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakarak Türkiye’ye geldi. Balışeyh ilçesine bağlı Kenanbeyobası köyünde yaşamaya başlayan Naqıbullah, sabahın erken saatlerinde sürünün başına geçiyor. Bozkırın zorlu şartlarında çalışan genç çoban, küçükbaş hayvanların bakımını yaparak ailesine destek olmaya çalışıyor. Küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin uzun süredir yaşadığı çoban sorununun çözümüne yönelik İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında Türkiye’ye gelen Naqıbullah, gününün büyük bölümünü merada geçiriyor. Sürünün bakımı, beslenmesi ve güvenliğiyle ilgilenen genç çoban, zor şartlara rağmen hayvancılık işini severek yapıyor. "İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık" Shadmanı Naqıbullah, ailesini geride bırakarak ekmek parası için Türkiye’ye geldiğini söyleyerek, "Hepimiz Müslümanız, din kardeşiyiz. Vatanımız ayrı olabilir ama Müslüman, Müslüman’a her zaman yardım etmeli. Her iş elimden gelir ama davar işini çok seviyorum. Davar işi de kolay olmuyor, zor oluyor. Ailem Afganistan’da. İki çocuğum var, biri kız biri oğlan. Onları ekmek parası için bıraktım, Türkiye’ye geldim. ’Yokluk taştan serttir’ derler. İş yoktu, çalışamıyorduk. İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık" dedi. "Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi" 15 yıldır hayvancılıkla uğraştığını söyleyen Sefer Özçam ise 100 küçükbaş hayvanla başladığı işletmede bugün 400 hayvana ulaştığını söyledi. Çoban bulmakta uzun süredir zorluk yaşadığını ifade eden Özçam, "İki Afgan çobanım var, sigortalı çalıştırıyorum. Şu anda 60 bin lira maaş veriyorum. Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi. Getiriyoruz, kaçıyorlar, yapamıyorlar. İstediği parayı da versek bir türlü çalıştıramıyorduk" ifadelerini kullandı. "Sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik" Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Kürşat Ulusoy da küçükbaş hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilerin en büyük problemlerinden birinin çoban sorunu olduğunu söyleyerek, "Cumhurbaşkanımızın, Tarım ve Orman Bakanımızın ve ilgili bakanlıklarımızın 3 yıllık çalışması sonucunda sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik. Bunun ilk önceliğini Kırıkkale’de yapmanın onur ve gururunu yaşıyoruz" diye konuştu. Yasal yollarla gelen çobanların işletmeler için önemli bir güvence oluşturduğunu belirten Ulusoy, "Yasal olarak gelen çobanlarımızın iki yıl çalışma zorunluluğu var. Bu iki yıl içerisinde gidemeyecekleri için işletmenin devamlılığını sürdürebileceği öngörüldü. Bugün yetiştiricilerimiz bayram gibi sevinçli" şeklinde konuştu.