ASAYİŞ - 12 Eylül 2025 Cuma 11:59

İki kardeşin öldürüldüğü olayda ’haraç’ iddiası

A
A
A
İki kardeşin öldürüldüğü olayda ’haraç’ iddiası

Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bir kafede çıkan silahlı çatışmada iki kardeşin hayatını kaybetmesine ilişkin hazırlanan iddianame kabul edildi. İddianamede, tutuklu sanıklar Furkan G. ve Oğuzhan S. hakkında ’kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezası; diğer iki sanık hakkında ise ’suç delillerini yok etme’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından çeşitli oranlarda hapis cezaları istendi. İfadelere göre ise olayın ’haraç’ isteme meselesi yüzünden çıktığı iddia edildi.


Olay, 6 Eylül 2024’de Kozluk Mahallesi Sekapark’ta bulunan kafede meydana geldi. İddiaya göre, kafenin eski çalışanı Hasan Akın ve ağabeyi Ahmet Akın ile işletme sahipleri arasında tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Hasan Akın (27) ve Ahmet Akın (30) silahla vurularak yaralandı. Hastaneye kaldırılan Hasan Akın olay günü, abisi Ahmet Akın ise 7 Eylül’de hayatını kaybetti. Olaya ilişkin geniş çaplı inceleme başlatan polis ekipleri, aralarında işletme sahiplerinin de olduğu toplam 13 şüpheliyi gözaltına alındı. İfadeleri alınan şüphelilerden 11’i serbest bırakılırken, Furkan G. ile Oğuzhan S. tutuklanarak cezaevine gönderildi.



İddianame kabul edildi


Olayla ilgili hazırlanan iddianame, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, sanık Furkan G. (33) hakkında Ahmet ve Hasan Akın’a yönelik ’kasten öldürme’ suçundan iki kez müebbet hapis, bir kişiyi silahla yaralama suçundan ise 4,5 yıla kadar hapis cezası istendi.


Sanık Oğuzhan S. (31) için ise Hasan Akın’ı ’kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan 3 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Tutuksuz sanıklar Bedirhan B. (25) ve Fahri A. (20) hakkında ise ’suç delillerini yok etme’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından çeşitli oranlarda hapis cezaları istendi.



Olay anı birebir anlatıldı


İddianamede, otopsi ve olay yeri inceleme raporlarına da yer verildi. Raporlara göre, Hasan Akın’ın vücudunda 5, ağabeyi Ahmet Akın’ın vücudunda ise 3 mermi giriş yarası tespit edildi. Olay yerinde 10 boş kovan bulundu.


İncelenen güvenlik kamerası kayıtlarına göre, sanık Furkan G. ile maktul Ahmet Akın arasında başlayan tartışma kavgaya dönüştü. Furkan G.’nin Ahmet Akın’a yumruk atmasının ardından çıkan arbedede, sanık Oğuzhan S.’nin maktul Hasan Akın’a silah doğrultarak ateş ettiği, sanık Furkan G.’nin de silahını çektiği anlar kayıtlara yansıdı.


Oğuzhan S.’nin ise maktul Hasan Akın’a silah doğrultup ateş ettiği belirlendi. Arbedede Ahmet Akın ve Hasan Akın ağır şekilde yaralandı. Görgü tanıkları, olay sırasında maktullerden birinin tabanca taşıdığını, olay sonrasında ise bu silahın çevredeki bir kişi tarafından alındığını aktardı.



Haraç meselesi


İddianamede yer alan şüpheli ifadelerine göre, sanık Furkan G. olayın maktul Hasan Akın’ın kendisinden haraç istemesi sonucu geliştiğini ve korktuğu için ateş ettiğini savundu. Sanık Oğuzhan S. ise olayın aniden geliştiğini ve kendisini korumak amacıyla silah kullandığını öne sürdü.



"300 bin TL verdim"


Müşteki Nuri G. ifadesinde, Hasan Akın’ın yaklaşık 8 yıl önce iş yerlerinde garson olarak çalışmaya başladığını, son bir yıl öncesine kadar ise nargile bölümünde görev yaptığını belirtti. Başlarda sorun yaşanmadığını ancak son 1-1,5 yıldır Akın’ın müşterilerle kavga ettiğini, huzursuzluk çıkardığını ve darp olaylarına karıştığını ifade etti. Bunun üzerine Hasan Akın’ı nargile bölümüne çektiğini ve işletmeci yaptığını anlattı.


Nuri G., Akın’ın taşkınlıkları devam ettiğini, ayrıca uyuşturucu kullandığını ve sattığını düşündüğünü belirterek, işten çıkarma kararı aldığını söyledi. Hasan Akın’a eylül ayına kadar işten ayrılması için süre verdiğini, başlangıçta direnç gösterdiğini ancak 300 bin TL teklif etmesi üzerine bu miktarı muhasebecisi aracılığıyla ödediğini de ifade etti.



"Haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını düşünüyorum"


İşten ayrıldıktan sonra Hasan Akın’ın yeni nargileci ve tedarikçilerini tehdit etmeye başladığını iddia eden Nuri G., "Hasan, oğlum Furkan’dan para talebinde bulundu. Bu şekilde bizi bezdirip, haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını düşünüyorum" dedi.



"Olayın temel nedeni, Hasan ve Ahmet’in sürekli para talebinde bulunması"


Nuri G., ifadesinde olay gününü de şöyle anlattı:


"Olay günü Hasan, abisi Ahmet Akın ve yanında bir kişiyle iş yerimize geldi. Ahmet ile oğlum kapalı bölümde tartıştı, ardından kavga çıktı. Hasan, yanında yaklaşık 15-20 kişilik bir grupla gelerek tehditlerde bulundu. Silah sesleri sonrası yaralandı ve hastaneye giderek rapor aldı. Olayın temel nedeni, Hasan ve Ahmet’in sürekli para talebinde bulunması ve haksız kazanç elde etme girişimi var."



"Kalabalık grubun benden bir miktar para tahsil etmek için geldiğini düşündüm"


Sanık Furkan G., olayın Hasan Akın ve abisi Ahmet Akın’ın iş yerine silah ve kalabalık bir grupla gelmesi sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Bu olaydan önce Hasan, dayım Yusuf Yavuz Yiğit’i arayarak para talebinde bulundu. Kendisine, ’10 yılın hakkı bu mu? hakkımı yedirme, 3-5 milyon versinler gideyim’ demiştir. Olayın yaşandığı akşam yanında getirdiği kalabalık grubun benden bir miktar para tahsil etmek için geldiğini düşünmekteydim. Olay anında korktuğum ve silah kullanmayı bilmediğim ve maktullerden Ahmet Akın’ın belinde silah gördüğüm için etrafıma rastgele ateş ettim. Kaç kez ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Ateş etme anında tabancam arızalı olduğu için bir kez basmama rağmen 3 kez ateş almıştır. Bu husus kriminal rapor sonucu ortaya çıkacaktır. Olaydan sonra ne kadar koştuğumu bilmiyorum ancak tekrar geri döndüm ve kalabalığın içerisinden geçerek Hasan ile Fatih’in geldiği yürüyüş yolunun hemen yanında bulunan yeşillik alandan doğru arka otopark kısmına çıktım. Daha sonra ise yan yola çıkarak yaya olarak tek başıma doğru koştum. İlerleyen saatlerde ise polislerin bize ulaşmasıyla kendi rızamla teslim oldum ve olayda kullandığım tabancayı da teslim ettim" ifadelerini kullandı.



"İki aydır Hasan benden haraç istiyordu"


Olay sebebiyle pişman ve üzgün olduğunu dile getiren Furkan G., "Ben bunu öldürülme korkusuyla yaptım. Aylardır Hasan bana ’Seni öldüreceğim’, ’Abim seni öldürecek’ diye tehdit ettiği için çok korku içerisindeydim. Ahmet’i gördükten sonra babamı ve beni öldüreceğini düşünmüştüm. Daha sonrasında dükkana çok hızlı bir şekilde gelmeleri beni planlı bir şekilde öldürmeye geldiklerini düşünmeye sevk etti. İki aydır Hasan benden haraç istiyordu, ben bu içinde bulunduğum durumdan dolayı aşırı bir şekilde bunaldım" şeklinde konuştu.



"Amacım kendimi korumaktı"


Oğuzhan S. de, olay günü Marina Kafe’de çalıştığını ve Hasan Akın ile Ahmet Akın’ın kapalı bir bölümde tartıştığını gözlemlediğini belirtti. Fatih Ö.’nün de dışarı çıkıp konuşmalar yaptığını duyduğunu anlattı. Kavga çıktığında içeri girerek ayırmaya çalıştığını, Hasan Akın’ın kendisine doğru gelmesi üzerine belinden tabanca çıkarıp yere doğru iki el ateş ettiğini söyleyen Oğuzhan S., ateş ederken Hasan ile 2-3 adım mesafe olduğunu, kimseyi hedef almadığını ve amacının kendini korumak olduğunu kaydetti.



"Öldürme olayına katılmadım"


Sanık Bedirhan B. ise olay sırasında Oğuzhan’ın S.’nin eline tabanca verdiğini, ne yapacağını bilemediğini, bu nedenle ’kasten öldürme’ suçuna katılmadığını belirtti. Bedirhan B., Hasan Akın ve kalabalık grup kafe önüne geldiğinde olayları izlediğini ve ardından tabancayı güvenli bir yere bıraktığını söyledi.



"Olay yerinde bulunmadım"


Sanık Fahri A., hastanede bulunduğu sırada Berkay Y.’nin yönlendirmesiyle bir tabanca aldığını ve arabasına koyduğunu belirterek, "Silahı poşet içinde aldım ve sonrasında Berkay tarafından teslim alındı. Olay yerinde bulunmadım ve suç işleme kastım yoktu" diye konuştu.


Berkay Y. ise olay günü Marina Kafe’ye gittiğini, kalabalık ve silah seslerini duyduğunu, kendisine verilen tabancayı alıp olay yerinden uzaklaştığını aktardı.



İki kardeşin öldürüldüğü olayda ’haraç’ iddiası

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Samsun’da Gülden Coni davası için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı Edirne’de geçen yıl 15 yaşındaki Gülden Coni’nin 30 bıçak darbesiyle öldürüldüğü cinayete ilişkin Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında. sanık ve aile üyeleri için ‘caydırıcı ceza’ çağrısı yapıldı. Edirne’de 15 yaşındaki Gülden Coni. 5 Nisan 2025 tarihinde yaşıtı olan E.A tarafından 30 bıçak darbesiyle öldürülmüştü. Samsun’da düzenlenen basın açıklamasında katile verilen 19 yıl hapis cezası ve katilin ailesinin tutuksuz yargılanması protesto edildi. ’Adalet isteyen gençler’ olarak kendilerini tanıtan grup adına basın açıklamasını okuyan Ecrin Taştekin, "Şu an burada bu açıklamayı yaptığımız Samsun’da, bu katil cezaevinde yatmaktadır. Ancak verilen 19 yıllık cezanın yatarı sadece 5 yıldırç 30 bıçak darbesinin karşılığı. bir çocuğun hayatının bedeli Samsun’un bu havasını sadece 5 yıl solumak mı olmalı? Daha da acısı kanlı kıyafetleri yıkayan anne ve teyze ile bıçağı saklayan baba, bir yıldır elini kolunu sallayarak dışarıda gezmektedir. Katil Samsun’da cezaevinde misafir edilirken, suç ortakları dışarıda nefes almaya devam etmektedir. Bu, toplumun adalet duygusuna indirilmiş en büyük darbedir. İddianamesi bir yıl sonra hazırlanan bu aile üyelerinin serbestçe gezmesine artık tahammülümüz kalmadı. 17 Haziran’daki mahkeme, adaletin ya yerini bulacağı ya da tamamen susacağı gündür. Buradan Samsun’dan ve tüm Türkiye’den haykırıyoruz: Tüm aile cezalandırılmalıdır. Katilin kanlı elbiselerini yıkayan anne ve teyze, bıçağı yok eden baba ‘suçluyu kayırma’dan değil, cinayete iştirakten yargılanmalı ve tutuklanmalıdır. 15 yaşındaki bir çocuğun yaşam hakkını gasp etmenin karşılığı 5 yıl olamaz. Katilin Samsun’daki cezaevinden elini kolunu sallayarak çıkmasını ve aramızda dolaşmasını istemiyoruz. Katillerin ve onlara siper olanların dışarıda gezdiği bir düzende hiçbir çocuk güvende değildir" dedi. Gülden Coni’nin ablası Nurhan Alüzrek’in gönderdiği ses kaydı da açıklama sonrası orada bulunanlara dinletildi. Abla Alüzrek, "O gün sadece kardeşimi öldürmediler. Bizim evimizi susturdular. Annemin gülüşünü öldürdüler. Babamın içini yaktılar. Benim içimde bir ömür kapanmayacak bir yara bıraktılar bana. Ve en acısını biliyor musunuz? Biz bu kadar büyük bir acının içinde boğulurken, bazıları hala hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam ediyor. Başta planlı olduğu söylenen bir cinayet, sonra bir anda sıradanlaştırıldı. Bir çocuğun hayatı birkaç hukuki cümle ile eksiltildi. Ve şimdi biz Yargıtay’dan haber bekliyoruz. Biz adalet bekliyoruz. Biz vicdan bekliyoruz. Çünkü bize verilen bu acının karşılığı birkaç yıl olmamalı. Bugün katil Samsun cezaevinde yatıyor. Annesi babası gidip onu görebiliyor. Sesini duyabiliyor, ona sarılabiliyorlar. Peki ya biz? Biz bir mezar taşı görüyoruz sadece" ifadelerini kullandı. Yapılan açıklamanın ardından gökyüzüne balonlar bırakıldı. Basın açıklamasına CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nilsu İrem Koçyiğit Bahadır ve CHP İlkadım İlçe Başkanı Umut Alkaç da katılarak destek verdi.
Şanlıurfa Görüntüleri izleyen Viranşehir’e akın etti: Anahtarlı tedavi iddiası sosyal medyada gündem oldu Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde konuşamayan insanların ağzına anahtar koyarak tedavi ettiğini iddia eden şahsın sosyal medyada gündem olan görüntülerinin ardından evi vatandaşların akınına uğradı. Viranşehir ilçesinde yaşayan Seyit Cuma Tufehi, konuşamayan insanlara dua edip ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu iddia etti. Ücret almayan Tufehi’nin insanların ağzına anahtar koyarak konuşturduğunu gösteren videolar, kısa sürede sosyal medyada milyonlarca kişi tarafından izlendi. Görüntüleri izleyenler, konuşamayan yakınlarını yanlarına alarak Viranşehir’e akın etti. Türkiye’nin dört bir yanından ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden telefonla arayan aileler, randevu aldıktan sonra konuşma güçlüğü çeken çocukları için kapıda uzun kuyruklar oluşturdu. Oğlunun ilk kelimelerini kullanmaya başladığını söyleyen Vahit Ekmen, "Benim oğlumun kulağı duyuyor ama konuşamıyor. Seyit Cuma Tufehi’nin yanına getirdik. Allah’a şükür oğlum yavaş yavaş konuşmaya başladı" dedi. Adana’dan geldiğini söyleyen Salih Gülağacı, "Adana’da gece dönercisiyim. Oğlumda bir kekemelik vardı. Sosyal medyada duydum getirdim. Seyit Cuma Tufehi onu konuşturdu. Buradan çok mutlu bir şekilde gideceğiz. Hüngür hüngür ağladık" dedi. Az da olsa oğlunun konuşmaya başladığını söyleyen İsmail Çılgın, "Çocuğumuzu getirdik, ağzına anahtar kattılar. Az bir şey bile olsa dili açıldı" diye konuştu. İki defa daha geleceğini söyleyen Çılgın, inşallah dilinin daha da açılacağını belirtti. Konya’dan geldiğini söyleyen İmam Bakır Özkan, çocuğunun konuşmasının çok ağır olduğunu ve buraya geldikten sonra konuşmaya başlayacağını umut ettiklerini dile getirdi. Buraya gelerek şifa bulduklarını söyleyen Mehmet Aydın, "Hiç konuşamayan insanlar buraya geldi ve iyileşti. Şifa buluyoruz. İnşallah devam edecektir" dedi. İnsanların Allah sayesinde konuştuğunu söyleyen Seyit Cuma Tufehi ise, dünyanın birçok ülkesinden insanların geldiğini belirtti. Tufehi, "Şifa veren Allah’tır, ben vermiyorum ama Rabbimizi sonsuza kadar severiz. Yeter ki inancı olsun. Allah’ın gözleri vardır, evliyaları vardır. Allah takva sahibinin yanındadır. Amel sahibinin yanındadır. Salih evliyalar vardır. Allah diyor ki, ’Eğer onlar isterse Allah da ister.’ Allah bize nerede meyil ederse biz de oradayız. Bir tek Allah’ı arayacaksınız. Allah’ın kanunu Kur’an-ı Kerim’dir. Hazreti Muhammed’in yolunda, ehli beytin yolunda" diye konuştu.