GÜNDEM - 09 Haziran 2025 Pazartesi 13:12

Konya Ovası çöküyor: Binlerce obruk geri döndürülemez durumda

A
A
A
Konya Ovası çöküyor: Binlerce obruk geri döndürülemez durumda

Kontrolsüz yeraltı suyu kullanımı, kuraklık ve azalan yağışlar Konya Ovas’ını çökertiyor. Binlerce obruğun oluştuğu bölgede uzmanlar, "Artık geri dönüş yok" diyor.


Kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan Türkiye’de küresel ısınma, iklim değişikliği, yağış rejiminin değişmesi kuraklık tehlikesini de beraberinde getirirken Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Araştırma Görevlisi Dr. Özge Can Ataş, yeraltı su kaynakları ve Konya Ovası’nda gerçekleşen obruklar hakkında bilgi verdi. İklim değişikliğinin etkilerinden bir tanesinin de kuraklık ve su kaynaklarına olan olumsuz etkileri olduğuna dikkat çeken Ataş, iklim değişikliğine bağlı olarak yağış rejiminin değiştiğini bunun da yağış miktarlarında azalmaya sebep olduğuna dikkat çekerek, "Yağış ve buharlaşma arasındaki denge bozulduğu zaman tüm bu hidrolojik dengede bozuluyor. küresel iklim değişikliğine bağlı olarak özellikle kar yağışlarının azalmasıyla beraber, yüzey suyu ve yeraltı suyu kütlelerinin miktarında azalmaya sebep olmuştur." dedi.


Kurak döneme girdik


"Yeraltı suları tükeniyor mu?" sorusunu yanıtlayan Ataş, Türkiye’deki yağışın yüzde 65’inin buharlaştığını ve geri kalan kısmının yüzeysel akışa geçtiğini, bir kısmının da yeraltını beslediğini belirterek, "Kar yağışı yeteri kadar yağarsa yüzey suları, yeraltı sularını besleyecek ve belli bir zaman sonra yeraltı sistemleri yüzey sularını besleyecektir ve bu döngü devam edecektir. Böyle durumda çok büyük problem yaşanmazken küresel ısınmaya bağlı sıcaklığın ve buharlaşmanın artması, yağışların azalmasıyla beraber maalesef biz bu su kütlelerinin üzerindeki olumsuz durumu yaşıyor olacağız dedi. İklim krizinin sonuçlarından bir tanesi de buzulların erimesidir bu durum okyanus akıntılarının değişmesine sebep olmakla birlikte ana rüzgar yönlerini ve mevsimleri değiştirmektedir. Küresel anlamda iklimler değişiyor, ülkemizde normal şartlarda kış aylarında yağışlı olması gereken dönemleri maalesef şu an da kurak geçiriyoruz. Sonuç olarak ülkemiz kurak bir döneme girmiş durumda dolayısıyla öncelikle küresel ısınmanın etkilerini minimuma indirmek, iklim değişikliğini yavaşlatmak ve azaltmak ve buna yönelik tedbirleri ve önlemleri almak zorundayız." diye konuştu.


Sanayinin artmasıyla sıkıntılar yaşayacağız


Türkiye’nin mevcut bir su potansiyeli olduğunu ve bu su potansiyelini etkin ve verimli şekilde kullanmak zorunda olduğumuza dikkat çeken Ataş, "Sürdürülebilir su yönetimini uygulamamız gerekiyor. Şu an mevcut nüfusumuz 86 milyon ve 2050 yılında bu nüfusun 100 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Ülkemizde, kişi başına düşen su miktarı bin 500 metreküp su iken nüfusun, sanayideki su kullanımının ve tarımsal sulamanın artmasına bağlı olarak kullanılacak su miktarı nispeten azalacağı için bu konuda sıkıntılar yaşayacağız. Şu an mevcut su potansiyelimizin üzerinde bir su stresi mevcuttur." şeklinde konuştu.


100’ün üzerinde yeraltı barajı yapımı devam ediyor. Bu amaçla


Türkiye’deki yüzey suyu rezervine katkı sağlaması amacıyla 100’ün üzerinde yeraltı barajı yapımı devam ederken konuyla ilgili açıklama yapan Ataş, İklim değişikliği ile beraber su kaynaklarımız azalıyor. Yağışların şiddetli sağanağa dönüşmesi ve şehirleşme, yağışların yüzey barajlarında depolanma miktarını azaltmaktadır. Ayrıca doğal ortamın kirlenmesi de temiz suya erişimi zora sokmaktadır. Ortalama sıcaklıkların artması, buharlaşma, yerüstü barajların rezervuarındaki su kaybını hızlandırmaktadır ". İklim değişikline bağlı kuraklığında getireceği olumsuzlukları da düşünürsek önlem almak ve mevcut suyumuza sahip çıkmak zorundayız. Devlet su işlerinin yeraltı su barajlarıyla ilgili çok etkin çalışmaları devam etmektedir. 100’ün üzerinde yeraltı su barajı bulunmaktadır. Buradaki amaç akifer sistemlerindeki suyu yerin altında depolayarak bir baraj sisteminin oluşturulduğu mühendislik yapılarıdır ve gerekli görülen bölgelerde bu barajlardan tarımsal sulama, içme ve kullanma suyu amaçlı faydalanabiliyoruz. Ayrıca, yüzey suyu kütleleri üzerinde meydana gelen buharlaşmasının önüne geçmek adına bazı önlemlerde alabiliriz. Baraj, göl yüzeyi gibi yüzey suyu kütleleri üzerinde son zamanlarda kullanılan gölge topları bu amaçla kullanılabilir. Gölge toplarını baraj veya göl üzerine göndererek yüzeyde bir bariyer oluşturuyorsunuz ve suyun buharlaşmasına büyük ölçüde engel olabiliyorsunuz." dedi.


Konya’daki obruklar geri döndürülemez


Konya Ovası’nda meydana gelen obrukların geri döndürülemeyeceğine dikkat çeken Özge Can Ataş, bundan sonrası için önlem ve tedbir alınmasını söyledi. Ataş, bu oluşumun en büyük sebeplerinden bir tanesinin küresel ısınma, iklim değişikliği, iklim değişikliğine bağlı kuraklık ve yağış rejimindeki değişim olduğunu söylen Ataş , "Özellikle Konya Havzası’nın içinde bulunduğu İç Anadolu Bölgesi Türkiye’deki en az yağış alan bölgedir. Bununla beraber tarımında yoğun olarak yapıldığı bir bölgedir. Özellikle 1930’lu yıllardan sonra tarımın ilerlemesiyle beraber oradaki tarımla ilgilenenler, yeraltı suyunu oldukça yoğun kullanmaya başlamışlardır. Şu anda mevcut 60 bine yakın ruhsatsız ve toplamda 90 bine yakın kuyu olduğu biliniyor ve buralardan yapılan aşırı ve kontrolsüz yeraltı suyu çekimleri maalesef oradaki eriyebilir karbonatlı kayaçların litostatik basıncını bozmuş ve eriyebilir karbonatlı kayaçların aşırı su tüketimine bağlı olarak çökmesine ve binlere yakın obrukların oluşmasına sebep olmuştur. Maalesef şu anda obruklar geri döndürülemez ama bundan sonrası için gerekli tedbirler alınabilir." şeklinde konuştu.


Kocaeli’de acil durum yeraltı sondajları var


Mevcut su potansiyeli yeterli görünse de çok göç alan bir bölge olduğu için Kocaeli’de su yönetiminin etkin yapılmasına dikkat çeken Ataş "Mevcut su kaynaklarımızı iyi korumamız gerekiyor. Yuvacık barajımız mevcuttur. 2006 ve 2016 yılında ciddi kurak periyodu yaşadık. O dönemlerde İSU Genel Müdürlüğümüz hızlı bir aksiyon alarak kuraklıkla mücadelede gerekli önlemleri aldılar. Yuvacık barajı ve Sapanca Gölü arasında bir terfi istasyonu oluşturularak bir hat çekilmiştir. Acil eylem planı oluşturularak Yuvacık Barajı susuz bırakılmadan bu problem giderilmiştir. Bununla beraber yaklaşık 100 tane acil durumda kullanılmak üzere bulunan yeraltı suyu sondajlarımız vardır. Kandıra’daki Namazgah barajımız vardır. Hatta Yalova’da bulanan Gökçe Barajı zorunlu hallerde kullanılabilecek barajlardan bir tanesidir. Karamürsel’de yapımı devam eden barajımız vardır. Sakarya ile ortak kullanılması hedeflenen Ballıkaya ve Akçay barajlarımız vardır. Kocaeli için önümüzdeki yıllarda İSU Genel Müdürlüğü’nün yapmış olduğu açıklamada 2040 yılına kadar bir su problemi olmayacağı öngörülmektedir. Ama mevcut su kaynaklarımızı korumak ve etkin şekilde yönetmek zorundayız." dedi.


Araştırma Görevlisi Dr. Özge Can Ataş, yaptığı açıklamada vahşi sulama yönteminin özellikle Türkiye’de çokça yapılan bir hatalı sulama yöntemi olduğunu ve bu yöntemin toprak kalitesini bozmakla beraber mevcut su potansiyelini olumsuz yönde etkilediğini sözlerine ekledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Eşsiz tarih ve doğanın içindeki maraton sona erdi İznik’te bu yıl 15’incisi düzenlenen ve Türkiye’nin en uzun maraton koşusu olan İznik Ultra Maratonu, 3 gün süren heyecanın ardından sona erdi. 10-12 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen organizasyonda, birçok ülkeden bine yakın sporcu ve binlerce sporsever, İznik’in eşsiz tarihi ve doğası eşliğinde unutulmaz bir deneyim yaşadı. Türkiye’nin en büyük 5. gölü olan İznik Gölü çevresindeki parkurlarda koşan sporcular, hem fiziksel hem de zihinsel dayanıklılıklarını test etti. 160K İznik Ultra Maratonu, 90K Orhangazi, 75K Dikilitaş Ultra ve 50K Müşküle Dağ Maratonu başta olmak üzere 25K Derbent Patika Koşusu, 14K Çamdibi, 5K Tarihi Kent Koşusu ve Çocuk Koşusu gibi birçok farklı kategoride yarışlar başarıyla tamamlandı. Sporcular, göl çevresindeki 21 köy ve mahallede vatandaşların alkışları ve destekleri eşliğinde parkurları bitirdi. Doğası, tarihi ve eşsiz parkurlarıyla sporculara unutulmaz anlar yaşatan organizasyonun ödül töreni, Yeşil Cami bahçesinde gerçekleştirildi. Törene İznik Kaymakamı Arif Karaman, Belediye Başkan Vekili Tamer Mahmut Hersek, Belediye Başkan Yardımcısı Suat Okkalı ve ilçe protokolü katılım sağladı. Dereceye giren sporculara ödülleri takdim edilirken, organizasyona katılan tüm sporculara gösterdikleri azim ve mücadele için teşekkür edildi. 2011 yılından bu yana düzenlenen İznik Ultra Maratonu, her geçen yıl artan katılımıyla hem Türkiye’nin hem de dünyanın önemli ultra maraton organizasyonları arasında yer almaya devam ediyor. İznik Ultra Maratonu 2026 yılı sonuçları ise şu şekilde oldu; "160K Kadınlar 1. Krista Fasciano, 160K Erkekler 1. Nazmi Bahar, 90K Kadınlar Şeymanur Yıldırım, 90K Erkekler 1. Mehmet Altın ,75K Kadınlar 1. Volha Bartashevich,75K Erkekler 1. Malik Kaan Çadırcıoğlu, 50K Kadınlar 1.Beyza Güzel, 50K Erkekler 1. Emin Utku Özcan, 25K Kadınlar 1. Nurhan Cengiz, 25K Erkekler 1. Dmitry Hokhlov, 14K Kadınlar 1. Dilara Baytaroğlu, 14K Erkekler 1. Emre Gün, 5K İznik Tarihi Kent Koşusu Kadınlar 1. Liudmyla Karaoğul, 5K Erkekler 1. Fatih Karaaslan olurken, tüm çocuklar ise gönüllerin 1.si oldu."
Nevşehir SOGEP proje fikirlerinin toplanmasına başlandı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen 2026 Yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında proje tekliflerinin hazırlanmasına yönelik başvuru süreci başlatıldı. Bakanlık tarafından 10 Temmuz 2018 tarihli ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri çerçevesinde yürütülen programın, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması, dezavantajlı kesimlerin sosyoekonomik hayata katılımının artırılması, istihdamın geliştirilmesi ve sosyal içermenin güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi. Bu kapsamda; Ahiler Kalkınma Ajansı koordinasyonunda TR71 Bölgesi için proje fikirlerinin toplanmasına başlandığı bildirildi. Program kapsamında; istihdam edilebilirliğin artırılması, sosyal girişimcilik ve yenilikçilik, sosyal içerme ve sosyal sorumluluk alanlarında hazırlanacak projelere öncelik verileceği kaydedildi. Özellikle istihdam garantili mesleki eğitim projeleri, kooperatiflerin ölçeklendirilmesine yönelik çalışmalar, hane halkı gelir artırıcı projeler ile kadınlara yönelik sosyal üretim merkezlerinin destekleneceği ifade edildi. Öte yandan engelli araçları tamir ve bakım atölyesi, engelsiz nefes evi, yemek fabrikası ve model köy projelerinin de öncelikli model projeler arasında yer aldığı bildirildi. Projelerin azami 18 ay süreyle planlanması gerektiği belirtilirken, kamu kurumları ve kâr amacı gütmeyen kuruluşlar için destek oranının en fazla yüzde 90, kâr amacı güden kuruluşların sosyal sorumluluk projeleri için ise en fazla yüzde 50 olacağı açıklandı. Başvuru sürecinin iki aşamalı olarak yürütüleceği belirtilirken, proje fikri başvurularının 22 Nisan 2026 tarihine kadar sogep@ahika.gov.tr adresine e-posta yoluyla iletilmesi gerektiği kaydedildi. Uygun bulunan projelerin geliştirilmesinin ardından nihai başvuruların 1 Haziran 2026 tarihine kadar Bakanlığa sunulacağı ifade edildi. Ayrıca sürece ilişkin bilgilendirme amacıyla 15 Nisan 2026 tarihinde saat 14.00’te çevrim içi tanıtım toplantısı düzenleneceği bildirildi. Yetkililer, projelerin uygulanabilir, sürdürülebilir ve ölçülebilir çıktılar üretmesinin beklendiğini vurgulayarak, özel sektör iş birlikleri ve istihdam taahhüdü içeren projelere öncelik verileceğini belirtti.