GÜNDEM - 06 Haziran 2025 Cuma 13:45

Milyonluk atları büyüttü, yarışlarını nefesini tutup izliyor

A
A
A
Milyonluk atları büyüttü, yarışlarını nefesini tutup izliyor

Kocaeli’de 10 yıldır seyislik yapan Hakime Kahraman, hem ev hanımlığını sürdürüyor hem de çiftlikteki atların tüm sorumluluğunu üstleniyor. Her bir atla ayrı ayrı ilgilenen Kahraman, onları adeta anne şefkatiyle büyütüyor. Milyonluk atları yetiştiren Kahraman, yarışlara katılan atlarını ise ekran başında büyük bir heyecanla izliyor.


Akmeşe Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan ve milyonluk yarış atları yetiştiren Selanik At Çiftliği’nde görev yapan 3 çocuk annesi Hakime Kahraman (41), erkek egemen bir meslek olan seyisliği 2015 yılından bu yana büyük bir tutkuyla sürdürüyor. Hem evinin sorumluluğunu taşıyan bir anne, hem de atların bakımından sorumlu bir seyis olarak Kahraman, kadınların her alanda başarı gösterebileceğini gösteriyor.



Mesaisi erken başlıyor


Her sabah güne gün doğmadan başlayan Kahraman, önce çiftlikteki evinin işlerini tamamlıyor, ardından atların yanına geçiyor. Onları büyük bir sevgiyle besliyor, ahırları temizliyor, hasta ya da tedaviye ihtiyaç duyanların bakımını büyük bir titizlikle üstleniyor. Mesaisi gün boyunca devam ederken, akşam saatlerinde atları tekrar toparlayarak bakım süreçlerini tamamlıyor.


Kahraman, atlara sadece bakmıyor, onlarla duygusal bağ da kuruyor. Her bir ata evladı gibi yaklaşan Hakime Kahraman, onları okşuyor, konuşuyor, ihtiyaçlarını gözlerinden anlayabiliyor.



"Çocuklarım atların içinde büyüdü"


Hakime Kahraman, 2010’dan bu yana Selanik At Çiftliği’nde yaşadığını, 2015’den bu yana ise seyislik yaptığını söyledi. Seyisliğe başlamadan önce de atlara ilgi duyduğunu ifade eden Kahraman, "Eşim at çiftliğinde çalışıyordu. Eşimden dolayı atlarla iç içeydik. Çocuklarım atların içinde büyüdü. Bende 2015’den beri hem ev hanımlığı hem de seyislik yapıyorum. 3 kızım var. Ev ve işim aynı yerde olduğu için hem evimle hem de işimle ilgileniyorum" dedi.


Atları çok sevdiğini belirten Kahraman, "Atlarla konuştuğum kadar çocuklarımla konuşmuyorum. Onlarla daha çok ilgiyim, çok seviyorum" diye konuştu.



Atlara gözü gibi bakıyor


Bir gününün nasıl geçtiğini de anlatan Kahraman, "Sabah atlarımızı salıyoruz. İlaç alacak olanlara ilaçlarını veriyorum, tedavisi yapılacak olan varsa tedavilerini yapıyoruz. Ahırlara giriyoruz. Arada muayene saatlerimiz oluyor, onunla ilgileniyoruz. Sabah ve akşam olmak üzere yemlerini hazırlıyorum. Ardından atlarımızı toplamaya başlıyoruz. Genellikle bir günümüz böyle geçiyor" şeklinde konuştu.



"Onlarla konuşurum"


Kahraman, atların sadece bakımını yapmadığını, aynı zamanda onlarla derin bir bağ kurduğunu vurgulayarak, "Onlarla aşırı derecede çok konuşurum, okşarım, severim. Taylara da hep, ’kızım’, ’oğlum’ diye sesleniriz. Onlar da böyle seslenince hemen yanımıza gelir. Hepsini çok seviyoruz" ifadelerini kullandı.



"Onlar koşarken çok heyecanlanıyorum"


Atlara bakmanın kendisine gurur verdiğine dikkat çeken 3 çocuk annesi Hakime Kahraman, sözlerini şöyle noktaladı:


"Bazen yarışlarını izleyemesem bile mutlaka takip ediyorum. Ne zaman koşmuş, nerede koşmuş mutlaka bakarım. Çok gurur verici, onları izlerken çok heyecanlanıyoruz. Hele yarışları izlerken daha çok heyecanlanıyorum. Yarış programlarına bakıyorum. Hangisi nerede, ne zaman koşacak bakarım. Bazen buradan giderken atlara isim konulmuyor ama annelerine bakıyorum. Annelerinden takip ederek buluyorum onları, koşacakları saate bakıyorum ve izliyorum. Onlar koşarken çok heyecanlanıyorum."



Milyonluk atları büyüttü, yarışlarını nefesini tutup izliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Uzmanından "Açlığı taklit eden diyetle hücresel yenilenme mümkün olabilir" açıklaması Son yıllarda sıkça konuşulan FMD diyetini değerlendiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ‘kıtlık varmış’ sinyali gönderir. Bilimsel çalışmalar, periyodik olarak uygulanan FMD diyeti ile enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikliyor" Beslenme biliminin, son on yılda kabuk değiştirdiğini belirten Erden, "Beslenme bilimi artık yalnızca ne yediğimizle değil, yemediğimiz anlarda vücudumuzda neler olduğuyla daha fazla ilgilenmeye başladı. Odak noktamız sadece tartıdaki rakamlar değil, DNA hasarının onarımı, mitokondriyal verimlilik ve hücresel düzeyde sağlığın sürdürülebilirliği. "Fasting Mimicking Diet" adı verilen FMD diyeti de açlığı taklit ederek vücutta onarım sürecini tetikleyen 5 günlük bir program" diye konuştu. "Hücreye ‘büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir" Vücudumuzun, evrimsel süreç boyunca bolluk ve kıtlık dönemlerine uyum sağlayacak şekilde programlandığına dikkat çeken Erden, "Ancak modern dünyadaki kesintisiz kalori alımı, vücudun hayatta kalma mekanizmalarını pasifize etmektedir. Fasting Mimicking Diet, tam açlığın zorluklarını ve risklerini bertaraf ederken, vücuda ’kıtlık varmış’ sinyali göndererek belirli makro besin dengelerine dayalı bir protokoldür. Besin alımının kontrollü kısıtlanmasıyla birlikte vücutta insülin ve IGF-1 seviyeleri düşer. Bu düşüş, hücreye ’büyümeyi durdur, onarıma geç’ talimatı verir. Aynı zamanda vücut, birincil yakıtı olan glikozdan, yağ asitlerinin oksidasyonu sonucu oluşan keton cisimciklerine geçiş yapar" ifadelerini kullandı. "Hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar" Otofaji sürecine dikkat çeken Erden, "FMD’nin kalbinde yatan en kritik süreç otofajidir. Kelime anlamıyla ’kendi kendini yeme’ olan bu mekanizma, hücre içinde biriken hasarlı proteinlerin, işlevini yitirmiş yapıların ve metabolik atıkların parçalanarak enerjiye dönüştürülmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar, periyodik FMD uygulamalarının bu temizlik sürecini tetikleyerek enflamasyonun azalmasına, kök hücre bazlı yenilenmenin aktive olmasına ve bilişsel fonksiyonların korunmasına yardımcı olabileceğini göstermektedir" dedi. "Harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" Klinik sonuçlara değinen Erden, "İnsanlar üzerinde yapılan klinik denemelerde, ayda bir kez uygulanan FMD protokolünün bel çevresinde azalma, kan basıncında iyileşme ve sistemik enflamasyon göstergelerinde düşüş sağladığı gözlemlenmiştir. Ancak bu yaklaşım bir harika reçete değil, stratejik bir müdahaledir" diye konuştu. "Bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere yol açabilir" Risklere dikkat çeken Erden, "Bu tür kısıtlayıcı protokollerin bilinçsiz uygulanması kas kaybına, hormonal dengesizliklere ve özellikle bazı kronik hastalıklarda ciddi sağlık risklerine yol açabilir. Tip 1 diyabet, ileri böbrek yetmezliği veya yeme bozukluğu öyküsü olan bireylerde bu protokoller hayati tehlike oluşturabilir. Dolayısıyla kalori kısıtlamasıyla hücresel yenilenmenin mümkün olup olmadığı sorusunun yanıtı bilimsel olarak şartlı bir evettir. FMD, doğru metabolik profile sahip bireylerde, uzman gözetiminde ve belirli periyotlarla uygulandığında fayda sağlayabilir" dedi. Sürdürülebilirliğe vurgu yapan Erden, "Beslenme biliminin temel taşı sürdürülebilirliktir. Beş günlük bir disiplin, yılın geri kalanındaki kötü beslenme alışkanlıklarını telafi edemez. Gerçek hücresel sağlık, kısa vadeli müdahaleler ile uzun vadeli dengeli beslenme alışkanlıklarının birlikte yürütülmesiyle mümkündür" diye konuştu.
Samsun Çözünebilir lifler kolesterolü düşürebilir Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzelerin düzenli tüketilmesinin önemli olduğunu, çözünebilir liflerin kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebildiğini söyledi. Liv Hospital Samsun, Kardiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Yunus Amasyalı, Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bilgilendirmelerde bulunarak "Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su için. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir" dedi. Kalp sağlığı için sağlıklı bir beslenme alışkanlığının edinilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Kalp hastalıkları için risk oluşturan yüksek kan basıncı (hipertansiyon), fazla kilo ve yüksek kolesterol durumuna sağlıklı beslenme alışkanlığı ile olumlu bir katkıda bulunulabilir. Kan dolaşımındaki kolesterolün yüzde 75’i karaciğerde, yüzde 25’i ise aldığımız gıdalardan emilir. Gıdalarla aldığımız yağın miktarı ve türü kan kolesterol düzeyine önemli ölçüde etki eder. Dolaşımdaki fazla kolesterol, kalbi besleyen damarların iç yüzeylerinde ’plak’ adı verilen birikimler yapar. Bu plaklar da büyüyerek kan dolaşımını engeller. Ancak kalp hastalığına yol açan asıl etken yağın miktarından ziyade yağın türüdür. Ayrıca günde 6 gramdan fazla tuz tüketilmemelidir" diye konuştu. Yapılması gerekenin günlük kalorinin en fazla yüzde 30’unu yağlardan almak ve ’kötü’ yağları ’iyi’ yağlarla değiştirmek olduğunu söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, "Doymuş ve trans yağların tüketimi ’kötü kolesterol’ olarak bilinen LDL kolesterol düzeyini, dolayısıyla kalp hastalığı riskini artırır. Bu tip yağlardan alınan toplam kalorinin yüzde 10’unu aşmaması gerekiyor. LDL kolesterolü yüksek ya da kalp hastası olanlarda bu oran yüzde 7’nin altına, kolesterol alımı ise günde 200 miligramın atına inmelidir. Margarin, kırmızı et, yumurta sarısı, tam yağlı süt ve ürünleri, kızarmış gıdalar, hamburger ve benzerleri, ticari unlu mamuller bu tür ’kötü’ yağların başlıca kaynaklarıdır. Doymamış yağlar ise LDL kolesterol düzeyini düşürürken ’iyi kolesterol’ olarak adlandırılan HDL kolesterolü artırır. Zeytinyağı, fındık yağı, mısırözü yağı, balık, ceviz, soya fasulyesi bu ’iyi’ yağların kaynaklarıdır ve günlük kalorinin en fazla yüzde 30’u olması gereken yağ tüketiminde bunlara ağırlık verilmelidir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için yapılması gerekenlerden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Amasyalı, şunları söyledi: "Orta derecede karbonhidratlar, proteinler ve az miktarda ancak sağlıklı yağlardan oluşan dengeli öğünlerle beslenin. Tam yağlı süt ve ürünleri yerine yağı azaltılmış olanları tercih edin. Haftada 4 yumurtadan fazlasını yemeyin. LDL kolesterolü yüksek kişiler yumurta sarısı bakımından daha da dikkatli olmalıdırlar. Kırmızı et yerine balık, derisi hariç kümes hayvanları ve az yağlı etleri tercih edin. Günde en az 5 kez sebze ve meyve tüketin. Bunlarda önemli vitamin ve mineraller mevcuttur. Günde en az 8-10 bardak su içmelisiniz. Liften zengin tahıl, kepek, fasulye, meyve ve sebzeleri düzenli tüketin. Çözünebilir lifler kan kolesterolünü yüzde 15 kadar düşürebilmektedir."