GÜNDEM - 08 Ocak 2025 Çarşamba 10:56

O saldırıyı 34 yıldır unutamıyor: Ölümle burun buruna geldi

A
A
A

Kocaeli’de yaşayan 74 yaşındaki emekli kimya mühendisi Halil İbrahim Demirbaş, kriminal laboratuvarlarının ilk çalışanlarından biri olarak mesleki tecrübelerini ve hatıralarını kaleme aldı. Kriminal incelemenin gerektirdiği birçok olayda görev yapan Demirbaş, 34 yıl önce yaşanan terör saldırısında arkadaşının şehit olduğunu, kendisinin de yaralandığını söyleyerek, "O olayı hiçbir şekilde unutamıyorum" dedi.

Kartepe ilçesindeki Uzuntarla Mahallesi’nde ikamet eden Halil İbrahim Demirbaş, lise eğitimini Ankara Yenişehir Sağlık Koleji’nde, üniversite eğitimlerini ise Berlin Teknik Üniversitesi ile Ankara Devlet Mühendislik Mimarlık Akademisi Kimya Mühendislik Fakültesi’nde tamamladı. Yüksek lisans eğitimi sonrası 1977’de laboratuvar teknisyeni olarak çalışmaya başlayan Demirbaş, Türkiye’de kriminal laboratuvarlarının geliştirilme sürecinde Ankara Kriminal Laboratuvar Daire Başkanlığı’na bağlı Kimya Şube Müdürlüğü’nde göreve başladı.

Tecrübelerini kaleme aldı

1983’de kimya mühendisliğine adım atan Demirbaş, bu alanda çeşitli eğitimler alması için Almanya’ya da gönderildi. Patlayıcı maddelerden uyuşturucu analizlerine, zehirlenme vakalarından şüpheli ölümlere kadar kriminal incelemenin gerektirdiği birçok alanda görev yapan Demirbaş, 2001’de emekli oldu. Emekli olduktan sonra da 7 yıl iş sağlığı ve güvenliği uzmanı olarak çalışan Halil İbrahim Demirbaş, hem kimya mühendisliğini hem de vazife süreci boyunca yaşadıklarını anlatmak için kitap yazmaya karar verdi. Halil İbrahim Demirbaş’ın "Kimyasal Sorgular (Bir Kimya Mühendisinin Sıra Dışı Gerçek Anıları)" isimli kitabında; tecrübelerinin yanı sıra uyuşturucu madde türlerinden yanıcı ve patlayıcı maddelere, olay yerindeki biyolojik materyal ve lekelerin toplanmasına kadar kriminal incelemenin tüm detaylarına yer veriliyor.

O saldırıyı 34 yıldır unutamıyor: Ölümle burun buruna geldi

"Mesleki tecrübelerimi dile getirmek her zaman hasretimdi"

Halil İbrahim Demirbaş, yaptığı açıklamada, "17 yıl bir fiil çalıştım. 5 yıl Ankara Kriminal Laboratuvar Daire Başkanlığı’nda, 8 yıl Erzurum Polis Laboratuvar Müdürlüğünde, 5 yıl da İstanbul Emniyet Müdürlüğü Laboratuvarı bünyesinde kimya yüksek mühendisi adli kimya uzmanı olarak çalıştım. Kitap yazma işine emekli olduktan sonra başladım. Kimyayı çok sevdiğim için kitap yazmak istedim. Bir de mesleki tecrübelerimi dile getirmek her zaman hasretimdi. Bu yüzden dinlenme faslına geçtiğimde bu konuya eğilme gereği duydum" dedi.

"Kriminal laboratuvarlarında ilk çalışanlardan birisiyim"

1980’li yıllarda Türkiye’de kriminal laboratuvarlarının pek bilinmediğini anlatan Demirbaş, "Türkiye’de hayata geçirilen kriminal laboratuvarlarında ilk çalışanlardan birisiyim. O dönemlerde kriminal bilgisi hiçbir yerde yoktu. Dolayısıyla ilk laboratuvar kurulma aşamasında görevler aldık. Yurt dışında eğitimlere gittik. Bende bu eğitimler için Almanya’daki kriminal laboratuvarlarına gönderilmiştim" diye konuştu.

"O olayı hiçbir şekilde unutamıyorum"

Meslek hayatı boyunda birçok incelemede görev aldığını, bu tecrübelerini kitabında da aktardığını ifade eden Halil İbrahim Demirbaş, yıllardır unutamadığı bir hatırasını paylaştı. Erzurum’da görev yaptığı dönemde terör örgütü PKK tarafından Iğdır Adliyesi’nin yakıldığını, yangının ardından kendisinin de inceleme yapmak üzere Iğdır’a gönderildiğini söyleyen Demirbaş, "İncelemenin ardından dönüş yolunda teröristler tarafından yolumuz kesildi. Sarıkamış’a yakın bir bölgede yolumuz kesildi ve çatışmaya girdik. Benim bulunduğum aracın şoförü şehit oldu. Bende sağ kalçamdan yaralandım. O olayı hiçbir şekilde unutamıyorum. Arkamdan uzun namlulu silahlarla ateş edildiğinde mermilerin taşlara çarparak seyrettiklerini görmüştüm" şeklinde konuştu.

"Bazı insanların benzine ya da mazota yüzde 1 oranında su kattıklarını düşündüm"

O saldırıyı 34 yıldır unutamıyor: Ölümle burun buruna geldi

Türkiye’ye kaçak yollarla sokulan benzin ve mazot gibi akaryakıt maddelerin incelemesinde görev aldığı sırada ilginç bir bilgi öğrendiğini de anlatan Demirbaş, konuşmasına şöyle devam etti:

"Irak ya da İran’dan Türkiye’ye sokulan kaçak akaryakıt olayı patlak vermişti. Valilik kanalıyla bize, ’Benzin ya da mazotun kaçak olup olmadığıyla ilgili inceleme yapabilir misiniz?’ diye soruldu. Alman laboratuvarlarının çıkardığı bir dergi vardı. Bu derginin tarihi çok eskidir. Bende dergide istasyondan çıkan bir benzinde inceleme yapıldığını okumuştum. Araştırmalarımı hızlandırdım. İzin alıp Kırıkkale’deki rafineriye gittim. Rafineri laboratuvarında 12 ASTM metoduyla benzin ve mazotun incelendiğini gördüm. Bu metoda göre bir takım kriterler benzinin kimliğini veriyordu. Rafinerideki çalışmaların ardından Erzurum’a geldim ve akaryakıt istasyonlarından numune topladık. Bu numunelerle inceleme yapmaya başladım. Bu incelemelerimde benzinin içinde yüzde 1 oranında su bulunduğunda bunun hiçbir şekilde belli olmadığını gördüm. Dolayısıyla bazı insanların benzine ya da mazota yüzde 1 oranında su kattıklarını düşündüm. İncelemelerimi derinleştirdim, bölge laboratuvarlarına dergi şeklinde kitap yazdım ve gönderdim. Ardından akaryakıtı satan rafinerilerinin ve şirketlerin kendi ürünlerinin standardını kendilerinin kontrol etmesi gerektiği düşüncesine vardım"

"Kitabımın üniversitelerde de faydası olabilir"

Son olarak Demirbaş, tüm tecrübelerini aktardığı kitabının faydalı olmasını istediğine dikkat çekerek, "Kitabımın üniversitelerde de faydası olabilir çünkü araştırma yerinde her zaman bilgi çıkar. Bu bilgiyi hem üniversite hem de sanayi kullanır. Bu kitabı yazma sebeplerim arasında bu da yer alıyor" ifadelerini kullandı.

Huriye Ferah Vanlı - Cihan Atik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli’nin turizmi canlandırmak için yol haritası belirleniyor Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger başkanlığında gerçekleştirilen Turizm Tanıtım Platformu Toplantısı’nda, Denizli’nin turizmde hak ettiği noktaya ulaşması için master plan ve güçlü iş birliği vurgusu yapıldı. Denizli’de turizmin geliştirilmesi, çeşitlendirilmesi ve daha etkin tanıtılması amacıyla "Turizm Tanıtım Platformu Toplantısı", Yavuz Selim Köşger başkanlığında Valilik Makam Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör temsilcileri ve ilgili paydaşların geniş katılımıyla düzenlenen toplantı, ilin turizm potansiyelinin daha verimli kullanılması adına önemli, önemli kararlar alındı. Toplantının açılışında konuşan Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, tüm paydaşların ortak hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Denizli turizmini bulunduğumuz noktadan daha ileri taşımak için eşgüdüm içerisinde çalışmak zorundayız. Tanıtım faaliyetleriyle turist çekmek kadar, gelen ziyaretçilerin beklentilerini karşılamak da büyük önem taşıyor" dedi. Denizli turizminin lokomotifinin Pamukkale olması gerektiğini vurgulayan Vali Köşger, özellikle bölgede yaşanan hijyen ve altyapı sorunlarının ivedilikle çözülmesi gerektiğine dikkat çekti. Karahayıt ile birlikte turizm bölgelerinde planlama ve düzenleme eksikliklerinin giderilmesinin önemine değinen Köşger, imar uygulamaları ve yenileme alanlarıyla ilgili sorunların da çözülmesi gerektiğini ifade etti. Konuşmasında güvenlik konusuna da değinen Vali Köşger, Cumhurbaşkanlığı Genelgesi doğrultusunda turizm tesislerinin yangın güvenliği raporlarını 31 Mayıs’a kadar tamamlamasının hayati önem taşıdığını belirtti. Kartalkaya’da yaşanan benzeri olayların bir daha yaşanmaması gerektiğini vurgulayan Köşger, belediyeler ve itfaiye teşkilatlarının bu süreçte rehberlik edici bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini söyledi. Denizli’nin inanç, termal sağlık, kültür ve gastronomi turizmi açısından önemli değerlere sahip olduğunu ifade eden Vali Köşger, bu potansiyelin planlı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İlin turizm master planının bulunmadığını dile getiren Köşger, ilgili kurumlara ivedilikle kapsamlı bir plan hazırlanması talimatını verdi. Bu plan sayesinde günübirlik ziyaretlerin ötesine geçilerek, konaklamalı turizmin artırılmasının hedeflendiğini kaydetti. Toplantı kapsamında İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından "Denizli’nin Kültür ve Turizmine Genel Bakış" sunumu yapılırken, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı temsilcileri de "Michelin Yıldızı" sürecine ilişkin bilgilendirmede bulundu. T oplantıya Bülent Nuri Çavuşoğlu, Vali Yardımcısı Nurettin Ateş, Pamukkale Kaymakamı Uğur Bulut, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, Merkezefendi Belediye Başkanı Şeniz Doğan, Pamukkale Belediye Başkanı Ali Rıza Ertemur, akademisyenler ile oda ve dernek temsilcileri katıldı. Toplantı, katılımcıların görüş ve önerilerinin alınmasının ardından sona erdi.
Nevşehir Sobesos Antik Kenti kazı statüsü yükseltildi Nevşehir’de bulunan Sobesos Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmaları, Cumhurbaşkanlığı kararlı kazı statüsüne yükseltildi. NEVÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Bilsen Şerife Özdemir başkanlığında yürütülecek olan Sobesos Antik Kenti kazıları, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile NEVÜ iş birliğinde ‘Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı’ statüsüne yükseltildi. Kapadokya bölgesinin önemli arkeolojik alanlarından biri olan Sobesos Antik Kenti’nde yürütülen kazıların, Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinesinde bilimsel çalışmalarla sürdürüleceği bildirildi. Alınan bu statü ile birlikte kazı çalışmalarının daha kapsamlı ve uzun soluklu şekilde yürütülmesinin önü açıldı. Nevşehir il sınırları içerisinde yürütülecek önemli arkeolojik projelerden biri olan Sobesos kazılarının, bölgenin kültürel mirasının korunması ve gün yüzüne çıkarılması açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Özellikle sahip olduğu mozaikler, hamam yapısı ve villa kalıntılarıyla dikkat çeken alanın, bilimsel kazılarla daha detaylı incelenerek turizme kazandırılması hedefleniyor. Sobesos Antik Kenti, ilk olarak 2002 yılında kaçak kazı ihbarı üzerine başlatılan çalışmalar sırasında gün yüzüne çıkarıldı. Yapılan arkeolojik araştırmalarda Roma ve erken Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen mozaikli yapılar, hamam kompleksi ve çeşitli yaşam alanları tespit edildi. Bölgede bulunan mozaiklerin figürlü ve geometrik motifleriyle dikkat çektiği, bu yönüyle Kapadokya’daki nadir örnekler arasında yer aldığı belirtildi. Kazı çalışmalarının yeni statü ile birlikte yıl boyunca sürdürülebileceği, elde edilecek bulguların hem bilim dünyasına hem de bölge turizmine önemli katkılar sunmasının beklendiği kaydedildi.
Kocaeli Başiskele’de elektrikli çöp kamyonu dönemi başlıyor Başiskele Belediyesi, ayda yaklaşık 20 bin litre yakıt tüketimi yapılan çöp kamyonlarında tasarruf sağlamak ve karbon salınımını azaltmak amacıyla elektrikli araç testlerine başladı. Belediyeye ait güneş enerjisi santraliyle şarj edilmesi planlanan araçlardan beklenen verim alınması halinde, ilçedeki tüm temizlik işleri araç filosu elektrikliye dönüştürülecek. Test süreci kapsamında Başiskele Belediyesine geçici olarak temin edilen elektrikli çöp kamyonu, Belediye Başkanı Yasin Özlü tarafından kullanılarak test edildi. Başkan Özlü, test sürüşüne ilişkin değerlendirmelerini sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı bir video ile kamuoyuna anlattı. Mevcut sistemde çöp kamyonlarının yüksek yakıt tüketimine dikkat çeken Başkan Özlü, "Sadece çöp kamyonlarında ayda yaklaşık 20 bin litre yakıt tüketiyoruz. Elektrikli araçlar, beklediğimiz verimi sunarsa bizim için çok ciddi bir ekonomik avantaj sağlayacak ve önemli ölçüde tasarruf elde edeceğiz" dedi. Elektrikli araçların yalnızca ekonomik değil, çevresel açıdan da büyük kazanımlar sunacağını vurgulayan Özlü, bu araçların karbon salınımının azaltılmasına katkı sağlanacağını belirtti. Şehir içinde en fazla kullanılan araçların çöp kamyonları olduğuna dikkat çeken Başkan Özlü, elektrikli sistem sayesinde ses ve gürültü kirliliğinin de önemli ölçüde azalacağını dile getirdi. Başiskele Belediyesinin hayata geçirdiği güneş enerjisi santraline de değinen Başkan Yasin Özlü, elektrikli araçlarda kullanılacak enerjinin büyük ölçüde buradan karşılanabileceğini ifade etti. Bu sayede hem maliyetlerin düşeceğini hem de çevreci bir yaklaşımın güçleneceğini belirtti. Elektrikli çöp kamyonunun birkaç ay boyunca test edileceğini belirten Başkan Özlü, süreç sonunda beklenen verimliliğin sağlanması halinde tüm temizlik işleri araç filosunun elektrikli araçlara dönüştürülmesinin planlandığını açıkladı. Özlü, "İstediğimiz verimi alırsak, öncü ve çevreci bir yaklaşımla filomuzu tamamen dönüştürmek istiyoruz" diye konuştu.
İstanbul Ataşehir Belediyesi’nde Afet Yardım Gönüllüleri tanışma toplantısı Ataşehir Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi’ne (ATAK) katılacak yeni üyeler için "Gönüllüler Tanışma Toplantısı" 31 Mart Salı günü Ataşehir Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) düzenlenecek. Afet risklerine karşı hazırlık çalışmalarını sürdüren Ataşehir Belediyesi; deprem, yangın ve sel başta olmak üzere, acil durum ve afetlerde yaşanabilecek kayıpları en aza indirmek için arama kurtarma ekibi ATAK’ı 7/24 nöbet sistemiyle görev başında hazır tutuyor. Ataşehir Belediyesi’ne bağlı personel ve ilçedeki gönüllülerden oluşan Ataşehir Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi (ATAK), her yıl yeni üyelerin katılımıyla daha da büyüyor ve güçleniyor. Ataşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren ATAK ekibine katılacak yeni üyeler için "Gönüllüler Tanışma Toplantısı" düzenlenecek. 31 Mart Salı günü Atatürk Mahallesi Ataşehir Bulvarı’nda bulunan Ataşehir Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezi’nde (AKOM) saat 19.30’da başlayacak tanışma toplantısı yaklaşık iki saat sürecek. ATAK ekibine katılmak isteyen tüm gönüllü yurttaşlara açık olan toplantıda; Afet İşleri Müdürlüğü’nün yapısı, görevleri ve projeleri anlatılacak ayrıca katılımcıların birbirleriyle ve ekip ile tanışması sağlanacak. ATAK ekibine kayıt işlemleri de bu toplantı esnasında gerçekleştirilecek. Toplantıyla birlikte ekip içerisinde tanışma ve kaynaşma sağlanarak, saha deneyimleri paylaşılarak daha güçlü bir ekip oluşturulacak.