SAĞLIK - 09 Mart 2025 Pazar 10:35

Sigara bağımlığında şaşırtan değişim: Kritik uyarı

A
A
A
Sigara bağımlığında şaşırtan değişim: Kritik uyarı

Sigara bağımlılığı her geçen gün artarken, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahadır Geniş, özellikle kadınlar arasında sigara kullanımının yükseldiğini açıkladı. Geniş, "Şu aşamada erkeklerin kullanım oranı azalıyor. Erkeklerin lehine olan senaryo bu ama 2015’den sonra kadınların sigara kullanım oranı arttı. Bu da senaryonun kadınların aleyhine geliştiğini gösteriyor" dedi.



Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bahadır Geniş, iftardan sahura kadar art arda içilen sigaraların insan vücudunda oluşturduğu zararlara ve son yıllarda kadınlar arasında yaygınlaşan sigara kullanımına dair açıklamalarda bulundu.


Uzmanı, fazla nikotinin zararlarını sıraladı


Ramazan ayında asıl sıkıntının, kişinin gün içerisinde içemediği sigarayı kısa bir zaman diliminde tüketmek istemesi olduğunu söyleyen Geniş, bu durumun sigaranın etkilerini daha zararlı hale getirdiğini ifade etti. Fazla nikotinin alımının zararlarına dikkat çeken Doç. Dr. Bahadır Geniş, "Fazla nikotin alınması baş ağrısı, odaklanma problemleri, dikkat dağınıklığı, mide ağrısı ve hazımsızlık gibi sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca, yoğun nikotin alımı uyku problemlerine de sebep olabiliyor çünkü dar bir zamanda yoğun nikotin almak, uyarıcı bir madde almak anlamına geliyor. Özellikle Ramazan ayında uykunun önemini biliyoruz. Sahura kalkıyoruz, uyku saatlerinde bir değişiklikte oluyor ve aşırı nikotin kullanımı sağlıklı uykuyu da engelliyor. Dezavantajlardan biri de, gün içinde sigarasızlıktan kaynaklanan yoksunluk sürecinin giderilmesi için ardı ardına içilen sigaralar, kişinin Ramazan ayından sonra sigara kullanımını daha da artırmasına sebep olabiliyor. Yoğun nikotin alımı neticesinde zaten iştah azaldığı için kişi doğru düzgün yemekte yiyemez. Doğal olarak ertesi gününde verimsiz geçmesine sebep olur" dedi.


"Bol su için" uyarısı


Özellikle sigara içenlere bol su tüketimi uyarısında bulunan Bahadır Geniş, "Ne kadar fazla su içilirse, sigaranın zararlı maddelerinin vücuttan atımı da o kadar kolay olacaktır. Eğer su içilmiyorsa, yemek yenmiyorsa ve zararlı maddelerin atımı için yeterli bir vücut yeterliliğimiz de yoksa bu süreç çok daha zorlaşıyor. Kalp ve damar sağlığı için var olan risk bu sebeple daha da artıyor" dedi.


"Ramazan ayı bağımlılıktan kurtulmak için bir fırsat"


Doç. Dr. Bahadır Geniş, Ramazan ayının sigarayı bırakmak isteyenler için önemli bir fırsat olduğuna da işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:


"Bu dönemde bizlere başvuran ve sigarayı bırakmak isteyen insanların sayısında artış oluyor. Kişiler, Ramazan ayını bir fırsat dönemi olarak görüyor. Burada kişinin motivasyonunun olması çok önemli. Kendi isteği ve tasarladığı motivasyonlarla sigarayı bırakma girişiminde bulunduğunda işler daha da kolaylaşıyor. Zaten kişi, orucunu tutarken ona zarar verdiğinin farkında olduğu sigaradan da uzak duruyor. Örneğin bizlere kumar bağımlılığını bırakmak için başvuran bir hastamız vardı. ’Şeytanlar bile bu ayda bağlanıyormuş. Ben ’Ramazan ayında kumar oynarsam şeytandan da kötü olurum. Ramazan ayında asla kumar oynamam’ şeklinde düşünceleri oluşuyordu. Bu açıdan Ramazan ayı herkes için bağımlılıklardan uzaklaşmak adına bir fırsat olabilir"


"Psikoterapi, çok önemli bir seçenek"


Sigarayı bırakma sürecinde kullanılan yöntemleri de anlatan Geniş, "Sigara bırakma konusunda birkaç yöntemimiz var. Bunlar nikotin sakızı, nikotin bantları, ilaç tedavisi ve psikoterapi. İlaçlı tedaviyi Ramazan ayında uygulamak belki pek mümkün olmuyor ama psikoterapi burada çok önemli bir seçenek olarak ön plana çıkıyor. Sigarayı bırakmakla ilgili davranışların yerine oturması açısından çok önemli. Biz psikoterapilerde hastanın sigara içme nedenlerini, bırakma denemelerini, aile öyküsünü ve daha birçok şeyi öğrenmiş oluyoruz. Sigara bırakma döneminde onun için tetikleyiciler ne olabilir, bıraktığında ne gibi şeyler yapabilir tüm bu süreçleri takip edip değerlendiriyoruz. Bu açıdan baktığımızda psikoterapiler rahat uygulanabiliyor çünkü dışarıdan aldığınız hiçbir madde yok, ilaç tedavisi vs. gibi de değil. Bu aşamada psikoterapilerin diğer tedavi yöntemlerine göre daha önde olduğu söylenebilir" ifadelerini kullandı.


"Vücudumuz iyileşmek için can atıyor"


İnsan vücudunun kendini yenileme ve iyileşme kapasitesine sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Bahadır Geniş, "İftardan sahura kadar ardı ardına sigara içiyorsak burada bir rahatlama beklemek söz konusu olamaz ama miktar olarak bile azaltmak bir fırsat olarak görülebilir. Ne kadar az kullandıysak doğal olarak hem akciğerler açısından hem kalp açısından, eklem ve bağırsaklar açısından da muhakkak ki artı yönleri olur. Vücudumuz zaten iyileşmek için can atan bir yapıda. Bu yüzden eskiye nazaran ne kadar az sigara içilirse vücudunda o kadar iyileşebileceğini söylemek mümkün" diye konuştu.


"Durum kadınların aleyhinde sürüyor"


Ayrıca Bahadır Geniş, kadınlarda sigara kullanım oranının arttığına da dikkat çekerek, "Cinsiyetler açısından değerlendirme yaparsak erkeklerde bu daha belirgin. Sadece sigara değil, diğer bağımlılıklarda da bu böyle ancak seyrin değiştiğini ve bu sayıların kadınların aleyhinde işlediğini söylemek mümkün. Geçmiş yıllarda yapılan çalışmalar bize, erkeklerin yoğun miktarda sigara kullandığını, kadınlarsa görece daha az kullandığını söylemekteydi. Şu aşamada erkeklerin kullanım oranı azalıyor. Erkeklerin lehine olan senaryo bu ama 2015’den sonra kadınların sigara kullanım oranı arttı, yüzde 5-8 arasında. Bu da senaryonun kadınların aleyhine geliştiğini gösteriyor. Sigarayı bırakmak için başvuran kişi sayısına baktığımızda erkekler yoğunlukta ama uzun zaman için baktığımızda kadınların aleyhine" şeklinde değerlendirmelerde bulundu.


(SMT-HFV-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da deniz çayırlarını korumak için proje başlatıldı Deniz Biyoloğu ve Sualtı Belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, Bodrum’daki deniz çayırlarını korumak için "Yeşil Deniz Koruyucuları" adlı proje başlattıklarını söyledi. Eko Miras Derneği Kurucusu Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum çevresinde hayata geçirdiği Project Posidonia adlı çalışmayla kıyı ekosistemlerini tehdit eden yapılaşma tehdidi ve deniz çayırlarının önemi üzerine belgesel çekmiş, farkındalık çalışması yürütmüştü. Project Posidonia kapsamında "Bodrum Yarımadası Kıyıları ve Deniz Çayırları Analiz Raporu" da hazırlanarak, deniz çayırlarının tahribatı ortaya konuldu. Gökalp, tahrip olan çayırların yeniden yeşermesini sağlamak ve farkındalık çalışması yapmak için "Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers" adlı proje başlattıklarını duyurdu. Bugün Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği’nde (BODTÜM) ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelen Dr. Gökalp, projeyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Bodrum kıyılarının yüzde 50’si yapılaşmış" Bodrum’da deniz çayırlarının durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gökalp, "Baktığımız zaman Bodrum’un yüzde 50’si kıyı anlamında yapılaşmış vaziyette ve önündeki deniz çayırları da bu yapılaşmanın etkisiyle direkt olarak veya endirekt olarak sökülmüş vaziyette. Ama bizim havadan yaptığımız analizler neticesinde gördük ki Bodrum’da ilk 10-15 metre içerisinde halen 2 bin 300 hektar deniz çayırı alanı var. Bunu deniz çayırlarının yaşadığı 40 metreye kadar koyarsak yaklaşık olarak 6 bin 500 hektar bir deniz çayırı alanı var. Bu alan ne sağlıyor biliyor musunuz bize? Bu alan oksijen sağlıyor, kıyıların korunmasını sağlıyor. Dalgaların enerjisinin azalmasını sağlıyor. Kumun çekilmemesini sağlıyor. Balıklara barınak sağlıyor, yavrulama alanı, üreme alanı sağlıyor. Birçok daha fazla etkisi var; karbon soğurulmasında, iklim değişikliğinde çok önemli birtakım etkileri var deniz çayırlarının. Şimdi bu elimizden alındığı zaman ne oluyor? Ekonomik olarak, ekolojik olarak kayıplar yaşıyoruz. Balıkçılığımız yavaş yavaş bitiyor aşırı balıkçılıkla beraber. Kirlilikle beraber denizlerin bereketi gidiyor, kimyası gidiyor. Siz zaten atıkları basıyorsunuz, bu deniz çayırları o atıkları da temizliyor, bakterileri ve virüsleri de temizliyor içerisinden. Turizm anlamında parlaklık azalıyor, yani görüş azalıyor. Deniz çayırı olmazsa eğer kirlilik anlamında partikül sayısı artıyor" dedi. Deniz çayırlarını korumanın turizmle doğrudan bağlantısı olduğunu dile getiren Gökalp, "E bu durumda ne yapmanız lazım? Sizin balığı korumak için, insanın yaşamını korumak için deniz çayırlarını korumanız gerekiyor. Bunu da nasıl yaparsınız? Koruma alanlarıyla yaparsınız. Bunu nasıl yaparsınız? İsterseniz 5 yıldızlı, 7 yıldızlı bir turizm tesisi olun, önünüzdeki deniz çayırlarını koruyarak yaparsınız. Çünkü bunu yapmazsanız 5-10 sene içerisinde, bunu bir bilim insanı olarak, belgeselci olarak söylüyorum, turizm tesisinize gelecek kimse kalmayacak. Neden? Ekoturizmi desteklemediğiniz için Yunanistan’daki, Hırvatistan’daki iyi, sorumlu, vicdanlı turizm sizi geçmiş olacak" diye konuştu. "Kaybı geriye getirme şansımız var" Deniz çayırlarını korumak ve bu konuda farkındalığı arttırmak için eğitim seferberliğinin bir üst noktaya ilerletilmesi gerektiğini anlatan Dr. Mert Gökalp, başlatılan projeye ilişkin şunları söyledi: "Bizim deniz koruyucuları yetiştirmemiz lazım. Yani denizinden, kıyısından, karasından, her tarafından sorumlu olan vicdanlı gençler, bilimciler, kamu personeli yetiştirmemiz lazım. Yani vatandaş olarak topluca korumak gerekiyor. Bunun için de biz ’Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers’ diye bir proje başlatıyoruz. Neden burada? Çünkü en fazla rantın olduğu yer, en fazla çatışmanın olduğu alan ama en fazla da potansiyelin olduğu alan. Çünkü sen bu deniz çayırını koruyabilirsen, eğer korumayı başarırsan çok ciddi potansiyeli var Bodrum’un. Bu giden kaybı geriye getirme şansımız var. Pozitif bakmalıyız her şeye. İşte bu Green Rangers ile beraber umarım bu kayıp alanlarda çayır restorasyonu yapacağız. Oradaki çayırları biraz daha geliştirmeye başlayacağız korumayla beraber. Çünkü koruma en önemli bölüm. Ardından hayalet ağlarını toplayacağız, plastikleri toplayacağız." Herkesi bu projeye katılmaya davet eden Dr. Mert Gökalp, şu çağrıyı yaptı; "Gelin Green Rangers olarak, Project Posidonia olarak, Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği olarak, bu işe gönül vermiş insanlar olarak belediyemizle beraber, diğer STK’larla beraber, kurumlarla beraber gelin hep beraber ya bu işe bir el atalım. Beraber olalım; Türkiye’de hep ayrılır ya insanlar, ya biz birleşelim istiyorum. Gelen hep beraber şu işi bir değiştirelim. Çünkü eğer bunu yapmazsak 5 sene içerisinde, bakın en fazla 5 sene içerisinde Bodrum’un turizmi çökecek."
Samsun OMÜ’de Prof. Dr. Mehmet Aydın’a vefa Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Aydın, uzun yıllar sürdürdüğü akademik hayatının ardından emekliliğe ayrıldı. Bu vesileyle üniversite tarafından anlamlı bir veda programı düzenlendi. Törende konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın üniversiteye önemli katkılar sunduğunu belirterek, "Hocamızın ifade ettiği ‘42 yıl 11 ay’ vurgusu, geçen her anın ne denli kıymetli olduğunu gösteriyor. Bu kadar uzun bir akademik birikimi birkaç cümleyle anlatmak mümkün değil. Özellikle Türkçenin değerinin zaman zaman göz ardı edildiği bir dönemde, hocamızın hem yurt içinde hem de yurt dışında ortaya koyduğu emek son derece kıymetlidir. Benim için Mehmet Aydın ismi ‘zarafet’ ile özdeşleşmiştir. Kendisi; ölçülü, ilkeli ve dengeli yaklaşımıyla her zaman örnek bir akademisyen olmuştur. Akademik kurullarda dile getirdiği ‘adaletli değerlendirme’ anlayışı, bizler için önemli bir rehberdir. Her ne kadar emekli olsa da hocamızın üniversitemizle olan bağının devam edeceğine inanıyorum" dedi. Prof. Dr. Mehmet Aydın: "Üniversiteyi her zaman evrensel bir bilim yuvası olarak gördüm" Törende duygularını dile getiren Prof. Dr. Mehmet Aydın teşekkür ederek, "Akademik hayatımın 42 yıl 11 ayını kapsayan bu uzun serüveni bugün itibarıyla noktalıyorum. Bu süreçte önceliğim her zaman unvanların ve isimlerin ötesine geçerek, bilimsel üretimin teknik niteliğine ve derinliğine odaklanmak oldu. Üniversiteyi her zaman evrensel bir bilim yuvası olarak gördüm. Meslek hayatım boyunca akademiyi, bilimin doğasına aykırı olan kısır çekişmelerin ve siyasi mülahazaların uzağında tutmak için azami çaba sarf ettim. Geriye dönüp baktığımda Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin farklı fakültelerinde ve Kırgızistan’da geçen yıllarımın Türk dünyası arasındaki bilimsel köprüleri güçlendirme amacı taşıdığını görüyorum. Bir bilim insanı için asıl meselenin "sürekli yenilenmek" ve değişen dünyanın dinamiklerine akademik bir disiplinle uyum sağlamak olduğuna inanıyorum. Bugün resmen emekli olsam da, aidiyet hissettiğim bu kurumun kimliğini hayatım boyunca onurla taşıyacağım. Bilim dünyasına; ailemin desteği ve evrensel değerlere olan sadakatimin verdiği huzurla veda ediyorum. Birlikte çalıştığım tüm meslektaşlarıma ve geleceği inşa edecek olan öğrencilerime başarılar diliyorum" diye konuştu. Rektör Danışmanı Şen: "Bilimsel üretkenliği ve ilkeli duruşuyla örnek olmuştur" Rektör Danışmanı Prof. Dr. Serkan Şen, "Hayatı anlamlı kılan, bir işe doğru başlayıp onu doğru şekilde tamamlayabilmektir. Bugün burada, hocamızın bu süreci büyük bir başarıyla tamamladığına hep birlikte şahitlik ediyoruz. Mehmet Aydın hocamız, akademik hayatı boyunca onlarca öğrenci yetiştirmiş, bilimsel üretkenliği ve ilkeli duruşuyla örnek olmuştur. Akademisyenliği sadece bir meslek olarak değil, bir yaşam tarzı olarak benimsemiştir. Bilimsel ciddiyeti, paylaşımcı kimliği ve eğitime sunduğu katkılar her zaman hatırlanacaktır. Kendisine emeklilik hayatında sağlık, huzur ve üretkenlik diliyorum" şeklinde konuştu. Dekan Çalışıcı: "Kapımız her zaman ona açık" Fakülte adına konuşan OMÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamza Çalışıcı, akademisyenlerin bıraktığı izlerin kalıcı olduğuna dikkat çekerek, "Prof. Dr. Mehmet Aydın hocamızı resmi olarak yolcu ediyoruz; kapımız her zaman ona açık. Kıymetli hocamın bu uzun süre boyunca yaptığı işler çok. Türk diline hizmetleri var; binlerce yetiştirdiği öğrenci var. Yurt dışında yapmış olduğu ve ülkemizi temsilen yaptığı işler var. Bütün hizmetleri için kendisine teşekkür ediyoruz. Hocamız bize hakkını helal etti; Biz de hakkımızı fazlasıyla helal ediyoruz" ifadelerini kullandı. Programın sonunda Prof. Dr. Mehmet Aydın’a teşekkür belgesi, OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamza Çalışıcı tarafından takdim edildi. Ayrıca OMÜ Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Mediha Mangır ve Doç. Dr. Şeyma Büyükkavas Kuran editörlüğünde hazırlanan "Prof. Dr. Mehmet Aydın Armağanı" kitabı Prof. Dr. Mehmet Aydın’a takdim edildi. Etkinlik, katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.