ASAYİŞ - 04 Nisan 2025 Cuma 14:21

Tavuk döner 648 kişiyi hastanelik etmişti, zehirlenenler konuştu

A
A
A

Kocaeli’nin Körfez ilçesinde yedikleri tavuk dönerden zehirlenen vatandaşlar yaşadıklarını anlattı. Hastanelerin tıklım tıklım dolduğunu söyleyen vatandaşlar, hala iyileşemediklerini söyledi. Zehirlendiği için evden çıkamayan Kayhan Dölcel de, "İnsanlar ölürse hesabını kim verecek? 3 kuruş kazanmak için bozuk malı insanlara yedirdiler. İçim dışıma çıktı, kalkamıyorum" dedi.

Edinilen bilgilere göre, bayramın 2 ve 3’üncü gününde Güney Mahallesi Atatürk Caddesi’ndeki bir iş yerinde tavuk döner alan bazı kişilerde mide bulantısı ve kusma şikayetleri görüldü. Zehirlenme belirtileri yaşayan 648 kişi çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı. Yapılan müdahalelerin ardından bazı hastalar taburcu edilirken, Derince’de tedavi gören 2 kişinin durumunun kritik olduğu öğrenildi. Olayın ardından şikayetlerin kaynağı olduğu belirtilen dönerci, Körfez Belediyesi zabıta ekiplerince mühürlenerek geçici süreyle kapatıldı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, işletmede denetim yaparak ürünlerden numune aldı.

2 kişi tutuklandı

Kocaeli Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan kontrollerde, tavuk döner numunesinin test sonuçlarının olumsuz çıktığı ve numunenin Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği’ne uygun olmadığı tespit edildi. Yapılan analizlerinin Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Yönetmeliği’ne göre uygun olmaması nedeniyle işletme hakkında Körfez İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından suç duyurusunda bulunuldu. Olayla ilgili dönerci dükkanının işletmecileri olduğu öğrenilen E.T. ve K.Y. isimli şahıslar tutuklandı.

Tavuk döner 648 kişiyi hastanelik etmişti, zehirlenenler konuştu

Zehirlenen vatandaşlar konuştu

Bayramın ikinci günü arkadaşlarıyla birlikte tavuk döner yediğini söyleyen Yasin Aydın, "2 gün boyunca zehirlenme olayı yaşandı. 3 arkadaş yemek yemeğe gitmiştik. Bir arkadaşımız hiç yiyemedi. Diğer arkadaşımız evde hasta, mide ağrısından çıkamıyor. Ben de mide ağrısı çektim. 3 hastane de doldu. Arkadaşımın kız arkadaşı yoğun bakıma kaldırıldı, kardeşi hastanede yatıyor. Normalde sık sık burada yemek yerdik. Düşüncem, bir gün önceki eti kullandıkları yönünde. Bu sebeple zehirlenme olayı yaşandı diye düşünüyorum" dedi

"2 kişi entübe olmuş, insanlar ölürse hesabını kim verecek"

Zehirlendiği için evden çıkamayan Kayhan Dölcel, "Bayramın 3’üncü günü öğleden sonra döner yedim. Akşam eve geldim. 23.00-00.00 saatleri arasında midem bozuldu. Sabaha kadar tuvaletten çıkamadım. Sabah işe gittim ancak duramadım. Eve gelip yattım, iyice kötüleştim. Haberlerden herkesin zehirlendiğini öğrendim. Ben de hastaneye gittim, 1.30 saat sonra sıra bize geldi. Hastane ana baba günüydü. Serum takıldı, ilaç yazıldı, taburcu oldum ancak bir türlü düzelmedim. İshal, terleme, üşüme derken bir türlü düzelmedim. Nefes alamıyorum. İnsan malının bozuk olup olmadığını bilmez mi? Ben balıkçıyım, malım bozuk olursa hemen çöpe atarım. Yazık değil mi, insanlar canıyla uğraşıyorsunuz. 2 kişi entübe olmuş. İnsanlar ölürse hesabını kim verecek? 3 kuruş kazanmak için bozuk malı insanlara yedirdiler. İçim dışıma çıktı, kalkamıyorum" dedi.

Tavuk döner 648 kişiyi hastanelik etmişti, zehirlenenler konuştu

"Hastanede hepsi kıvranıyordu"

Dölcel, evden çıkamadığı için işine de gidemediğini ifade ederek, "İşler sıkıntıya girdi. Biz bu halde dayanamazken, 3-5 yaşında döner yiyen çocuklar nasıl dayandı? Hastanede hepsi kıvranıyordu. Normalde o gün çocuklarıma da getirecektim yoğun olması sebebiyle getirmedim. Yemez olaydım. Hastaneye başvurmayanların sayısı da yüksek. 4 bin kişi yemek yemiş. Hiç iyi değilim. Sürekli terliyorum, uyuyamıyorum. Karnım, tüm kemiklerim ağrıyor. Yemek yiyemiyorum" ifadelerini kullandı. Songül Dölcel ise "Bir ay önce Almanya’dan ablam ve yeğenim geldi. Şu an zehirlenme olayı yaşandığı dönercide döner yediler. Yeğenim karın ağrısı yaşadı, kustu, ishal oldu. Hastaneye götürdüğümüzde gıda zehirlenmesi yaşadığını söylediler. Bu olayda başımıza gelince olayın vahametini anladık" şeklinde konuştu.

Bayram tatili için geldi, zehirlendi

İstanbul’da tedavi altında olan İnanç Çeçen de (14), "Bayram tatili için İstanbul’dan Körfez’deki akrabalarıma geldim. Döner yemeğe gittik. Akşama doğru kusmaya başladım. Kusmaya devam edince hastaneye gittik. Serum takıldı. İstanbul’a eve geldim. Tekrar fenalaşınca hastaneye gittim. 3 gündür tedavi altına alındım ve hala hastanedeyim" diye konuştu.

Tavuk döner 648 kişiyi hastanelik etmişti, zehirlenenler konuştu

"Büyük bir zehirlenme ilk defa yaşandı"

Zehirlenme olaylarının yaşandığı iş yerinin yakınında döner dükkanı işleten Fırat Çiçek, tavuktan zehirlenmelerin neyden kaynaklanabileceği hakkında açıklamalarda bulundu. Çiçek, "16 yıldır döner yapıyorum. Dönerin üstüne ilave tavuk eklemek zehirlenmeye sebep olmuş olabilir. Kullanım tesisatlarının temiz olmamasından kaynaklı zehirlenme olmuş olabilir. Kalmış döneri ertesi gün kullandıysa ondan olmuş olabilir. Büyük bir firma, 2 tane şubeleri var. Büyük bir zehirlenme ilk defa yaşandı. Daha önce midesi bozulan 2-3 kişi olabilir ama bu sayı abes bir rakam. İllaki hastaneye gitmeyen vardır ve sayı daha fazladır. Denetimlerin sıkı yapılması gerekiyor. Büyük döner takanlar fazla para kazanma isteği olanlardır. Biz küçük esnaflarda küçük döner olur. Hızlı pişirme zehirlenmeyi tetiklemez" şeklinde konuştu. 

Fehime Kartal - Osman Ayaydın - Binali Aslan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizlili gazetecinin Cumhuriyet Bayramı filmi reklamcılığın ‘Oscarı’na aday gösterildi DENİZLİ (İHA) – Denizli’de görev yapan Gazeteci ve Prodüksiyon Tasarım Direktörü Veli Yunus Ünal tarafından yapay zeka kullanılarak hazırlanan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı reklam filmi, Times Dergisi tarafından reklamcılık dünyasının ‘Oscar’ı olarak tanımlanan Clio Awards’a aday oldu. 2025 yılının son çeyreğinde "Yerel markaları küresel sahneye taşıma" vizyonuyla yola çıkan D20 Medya ve Prodüksiyon, henüz ilk yılında dünyanın en prestijli reklamcılık arenasında yerini aldı. Denizli’nin köklü sanayi firmalarından birisi için tamamen yapay zeka teknolojisi kullanılarak hazırlanan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı reklam filmi, Times Dergisi tarafından reklamcılık dünyasının "Oscar"ı olarak tanımlanan Clio Awards’ta adaylık kazandı. Ads Of The World’den küresel onay Yayınlandığı andan itibaren büyük ses getiren çalışma, önce küresel reklamcılık vitrini Ads of the World tarafından "Öne Çıkarılanlar" (Featured) seçkisine alındı. Film, Güney Kore’den ABD’ye, Hindistan’dan İtalya’ya kadar dünya genelinde geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Google AI kategorisinde dünya devleriyle yarışıyor 1959 yılından bu yana yenilikçiliğin zirvesini belirleyen Clio Awards’ın, teknoloji devi Google ile ortaklaşa oluşturduğu "Google AI Specialty" kategorisinde yarışacak olan çalışma; fikir ve uygulamanın gücüyle yüksek bütçeli küresel kampanyalara meydan okuyor. Adaylık süreci hakkında konuşan D20 Medya ve Prodüksiyon Tasarım Direktörü Veli Yunus Ünal, şunları kaydetti: "Kuruluş amacımız, kentimizin markalarını küresel ölçekte tanıtmaktı. Tekstil firmasıyla birlikte çıktığımız bu yolculuk, dünya devlerinin ağırlandığı New York’ta bir adaylığa dönüştü. Bugün New York’ta, dünyanın en önemli tasarım direktörlerinin karşısında Denizli’den bir imza yer alıyor. Yüksek bütçeli prodüksiyonların arasında, yapay zekayı duygusal bir derinlikle birleştiren fikrimizin bu noktaya gelmesi, dijital dönüşümün sınır tanımadığını gösteriyor."
Trabzon Bursa’daki avukat cinayetine Trabzon Barosu’ndan kınama Bursa’nın Gürsu ilçesinde borcunu ödemediği için hakkında icra takibi başlatan soğuk hava deposu sahibi Elif Çalışkan’ı yaralayıp, avukat kız kardeşi Hatice Kocaefe’nin tabancayla vurarak öldürülmesi olayı Trabzon Barosu tarafından kınandı. Trabzon Adliyesi önünde baro adına basın açıklaması yapan Trabzon Barosu Başkanı Hakan Orhan, "İki gün önce bir meslektaşımız, sadece ve sadece görevini yaptığı için alçak bir saldırının kurbanı oldu. Bir hukukçunun, yalnızca mesleğini icra ettiği için hedef alınması kabul edilemez bir toplumsal yaradır. Bugün burada sadece bir meslektaşımızı kaybetmenin derin acısıyla değil, aynı zamanda savunma makamına sıkılan kurşunların neden olduğu büyük bir öfkeyle toplandık. Bursa’da, haince katledilen İstanbul Barosu üyesi meslektaşımız Hatice Kocaefe’nin acısı yüreğimizdedir. Şunun çok iyi bilinmesini istiyoruz: Avukatların katledilmesi sıradan birer asayiş vakası değildir. Bir avukata sıkılan kurşun, doğrudan doğruya adaletin kalbine sıkılmıştır" dedi. "Avukatlar, bireylerin hayatlarında ortaya çıkan uyuşmazlıkların sebebi değildir" diyen Orhan "Avukat, yalnızca uyuşmazlıkların hukuk zemininde çözümü için görev yapan bir temsilcidir. Buna rağmen, yaşanan olumsuzlukların sorumluluğunun avukata yöneltilmesi ve bunun şiddete dönüşmesi, toplumsal bir yanılsamanın ve sorumluluktan kaçışın sonucudur. Ancak bizler, sadece bu hastalıklı zihniyetle değil, aynı zamanda bu cinayetlere kapı aralayan derin bir sessizlikle de mücadele ediyoruz. Devletin, savunma makamına yönelen bu sistematik şiddet karşısındaki eylemsizliği, faillere ‘cezasızlık’ zırhı giydirmekten başka bir işe yaramamaktadır. Her saldırıdan sonra yayınlanan sıradan taziye mesajları artık samimiyetini yitirmiştir. Sessiz kalarak şiddeti normalleştirenler, yarın sığınacak bir hukuk kapısı bulamadıklarında bu sessizliğin bedelini tüm toplumla birlikte ödeyeceklerdir. Trabzon Barosu olarak; bu vahşi cinayetin faillerinin en ağır cezayı alması için davanın her anında orada olacağız. Ne silahlı saldırılar ne tehditler ne de şiddet bizi yolumuzdan döndürebilir. Savunmayı savunmaya, adaleti haykırmaya ve hukukun üstünlüğü için mücadele etmeye son nefesimize kadar devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Ankara İletişim Başkanı Duran: "Dijital çağ, sunduğu fırsatların yanında yeni tehditleri ve ciddi meydan okumaları da beraberinde getiriyor" İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Dijital çağ, sunduğu fırsatların yanında yeni tehditleri ve ciddi meydan okumaları da beraberinde getiriyor. Siber saldırılar, kişisel verilerin kötüye kullanılması, dezenformasyon, manipülasyon, dijital bağımlılık, dijital dolandırıcılık, çevrimiçi zorbalık ve bunun gibi daha birçok tehdidi sayabiliriz" dedi. İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler" paneline katıldı. İletişim Başkanlığı binasında düzenlenen panelde konuşan Duran, dijitalleşmenin hayatın her alanında etkisini artırdığını belirterek, bu sürecin beraberinde yeni güvenlik risklerini getirdiğini ifade etti. Sosyal medya ve dijital platformların doğru kullanımının önemine dikkat çeken Duran, dezenformasyonla mücadelenin kurumsal ve toplumsal iş birliğiyle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Duran, dünya tarihinin en büyük ve en hızlı dönüşümlerinden birini yaşadıklarının altını çizerek, bu değişime ayak uydurulması gerektiğini sözlerine ekledi. "Dijital çağ, sunduğu fırsatların yanında yeni tehditleri ve ciddi meydan okumaları da beraberinde getiriyor" Bu dönemde bilgiye erişimin iyice kolaylaştığını fakat bu durumun birtakım riskler barındırdığını belirten Duran, "İnsanlık tarihinin en büyük ve en hızlı dönüşümünden birisine tanık oluyoruz. Bilgiye erişimin kolaylaştığı, iletişimin saniyeler içinde küresel boyutlara ulaştığı, sınırların artık eski anlamını yitirdiği bir yeni dönemi tecrübe ediyoruz. Dijital dünya artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Bugün iş hayatından eğitime kadar hayatımızın her alanında dijital imkanlar söz konusu. İnternet, sosyal medya, yapay zeka, çevrimiçi platformlar ve uygulamaların sağlandığı kolaylıklardan istifade ediyoruz. Ancak unutmamak gerekir ki her büyük imkan, beraberinde büyük bir sorumluluk da getirir. Dijital çağ, sunduğu fırsatların yanında yeni tehditleri ve ciddi meydan okumaları da beraberinde getiriyor. Siber saldırılar, kişisel verilerin kötüye kullanılması, dezenformasyon, manipülasyon, dijital bağımlılık, dijital dolandırıcılık, çevrimiçi zorbalık ve bunun gibi daha birçok tehdidi sayabiliriz. Bu tehditler kamu kurumlarını, medya kuruluşlarını, dijital platformları, aileleri ve toplumun tamamını ilgilendiren önemli bir güvenlik meselesidir. Özellikle bilgi kirliliği ve dezenformasyon bugün toplumların huzurunu, birlik duygusunu ve ortak aklını hedef alan en sinsi tehlikelerdendir. Gerçek ile yalanın iç içe geçtiği, doğru bilginin hızla itibarsızlaştırıldığı bir ortamda hakikatin kendisini bulmak ve onu gözetlemek hepimizin ortak sorumluluğudur" diye konuştu. "İletişim Başkanlığı olarak bizim temel hedefimiz hakikat ve adalet merkezli bir iletişim ekosistemini tesis etmektir" İletişim Başkanlığı olarak her türlü dezenformasyona karşı mücadelenin süreceğini ifade eden Duran, "İletişim Başkanlığı olarak bizim temel hedefimiz hakikat ve adalet merkezli bir iletişim ekosistemini tesis etmektir. Elimizdeki her türlü imkanla dezenformasyona karşı mücadele ediyor ve epistemolojik zehirlenmenin önüne geçiyoruz. Doğruları kamuoyuyla yerinde ve zamanında paylaşıyor, sağlıklı bir iletişim ortamının oluşmasına katkı sağlıyoruz. Bu kapsamda son çalışmalarımızda yapay zekayı gündeme aldık. Yapay zeka teknolojileriyle büyüyen dezenformasyon ve sahte içerik tehditlerine karşı kamu kurumlarımızın web sitelerini güvenlik altına almayı temin ediyoruz. Böylelikle yapay zeka araçları tarafından sahte, yalan veya yanlış bilgilerin değil, doğruların ve teyitli bilgilerin referans alınmasına katkı sağlıyoruz" şeklinde konuştu. "Dijital dünyanın en hassas başlıklarından biri hiç şüphesiz çocuklarımız ve gençlerimizdir" İnternet ortamının gençler ve çocuklar için vazgeçilmez olduğunu, düzenlenecek planların buna göre revize edilmesi gerektiğini söyleyen Duran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Dijital dünyanın en hassas başlıklarından biri hiç şüphesiz çocuklarımız ve gençlerimizdir. Bugün çocuklar ve gençler dijital dünyanın içinde doğuruyorlar. İnternet, sosyal medya ve video platformları, çevrimiçi oyunlar ve tüm bunların hepsi günlük hayatın bir parçası. Eğer doğru kullanılırsa bu mecralar öğrenmeyi destekleyen, bilgiye erişimi kolaylaştıran ve dünya ile iletişimi kuran araçlardır. Fakat kontrolsüz ve bilinçsiz kullanıldığında ciddi risklerin ortaya çıkması da kaçırılmaz hale geliyor. Siber zorbalık, dijital bağımlılık, şiddet, uygunsuz görüntüler, sahte hesaplar, kişisel verilerin kötüye kullanılması ve manipülatif içeriklerle çocuklarımız, gençlerimiz savunmasız durumda kalabiliyorlar. Bir çocuğun ya da bir gencin ekran başında geçirdiği zaman sadece bir oyalanma hali olarak görülemez. Karşısında durduğu ekran, onun düşünce dünyasına duygularına, davranışlarına, arkadaşlık anlayışlarına şekil vermektedir ve hayat anlayışını değiştirmektedir. Dijital ortamda maruz kalınan bir zorbalık, gerçek hayatta yerini derin bir yalnızlığa ve hatta anlamsızlığa bırakabilmektedir. Ne yazık ki bunun son örneklerinden bir tanesini Kahramanmaraş’ta gördük. Sürekli beğenilme ve onaylanma ihtiyacı, gençlerimizin öz güvenine, şiddet içerikleri ise merhamet duygusuna saldırmaktadır. Kontrolsüz ekran kullanımı; aile bağlarını, sosyal ilişkileri ve gerçek hayatla kurulan teması umutsuz anlamda etkilemektedir. Tüm bu nedenlerle siber dünyanın türlü tehlikelerinin kol gezdiği bir anarşi ortamı haline gelmesine göz yumamayız. Bu meseleler açık bir şekilde artık bir milli güvenlik ve beka meselesidir." Düzenlenen panelde ayrıca dijital ortamda karşılaşılan tehditler, siber güvenlik, veri gizliliği ve çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik çözüm önerileri ele alındı. Panele İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı.