GÜNDEM - 01 Mart 2026 Pazar 10:22

Üsküdar Vapuru faciasından sağ kurtulan annesinin sarsıcı hikayesini anlattı

A
A
A
Üsküdar Vapuru faciasından sağ kurtulan annesinin sarsıcı hikayesini anlattı

İzmit Körfezi’nde 1 Mart 1958 tarihinde sulara gömülen ve 392 kişinin hayatını kaybettiği Üsküdar Vapuru faciasının üzerinden 68 yıl geçti. Cumhuriyet tarihinin en büyük deniz kazalarından biri olan faciada babasını ve ablasını kaybeden, annesi ise hayatta kalan Nuray Dinçer Büyükarman, 11 yaşındayken yaşadığı o kara günü unutamıyor.


Olay günü sağlık sorunları nedeniyle evde kalan ve vapura binmeyen Nuray Dinçer Büyükarman, İzmit Tekel Başmüdürü olan babası, 13 yaşındaki ablası ve annesinin o vapurda yaşadığı can pazarını anlattı. Kazaya karışan vapurun 1927 yapımı olduğunu ve sonradan revizyona uğrayarak dengesiz bir hale getirildiğini belirten Büyükarman, "Faciada maalesef benim ailemle birlikte yaklaşık 400 kişi hayatını kaybetti. Vapur ahşap, eski ve her tarafından sesler gelen bir araçtı. Denize elverişsiz bu vapurun körfezde işletilmesi büyük bir hataydı" dedi.



"Halk ’Vapur batmış’ diye haykırıyordu"


Olay günü havanın aniden bozduğunu ve şiddetli bir fırtına çıktığını anlatan Büyükarman, şöyle devam etti:


"İzmit’te Tekel Başmüdürlüğü’nün üzerindeki lojmanda oturuyorduk ve aradan da deniz görünüyordu. Fırtına yoktu, hava çok sıcaktı. Aniden rüzgar çıktı. Bizi de ürkütmedi değil çünkü lojman ahşap olduğu için çatısından sesler geldi, çatısı saç kaplıymış. Halkın denize doğru koştuklarını, uğultuları, konuşmaları, bağırışları duyduk. Mühim bir durum olduğunu anladık. Zaten balkondan duyuluyordu, halk ’Vapur batmış’ diye halk haykırıyordu. Çıkan fırtına dolayısıyla ısı düştü. 20 derecelik bir bahar havası varken kaba dalgalar, lodos çıktı. Sonradan hortum şekline geçince vapuru da içeri alıyor. Vapur eğer sağlam olsaydı, bu fırtınayı atlatabilirdi diye düşünüyorum. Çünkü annemin anlattığına göre dümen kopuyor. Yani ’Suyun üzeri can pazarı’ ve ’Hiçbir kimseye Allah böyle bir felaketi yaşatmasın’ derdi. Çünkü sarılanlar, suyun üzerinde bağıranlar, haykıranlar, aklını oynatmış gibi hareketleri olanlar... Yani bunları da görmüş oluyor tabii annem. Annemin kurtulması kendi çabasıyladır."



"Ceyhan Hanım hazırlığını yap, dümen koptu"


Annesi Ceyhan Dinçer’in vapurun içindeki hayatta kalma mücadelesini annesinin anlatımlarından aktaran Nuray Dinçer Büyükarman, şunları kaydetti:


"Babam ve ablam dışarı bakmak için yanından ayrılmış. Kaptan anneme, ’Ceyhan Hanım hazırlığını yap, dümen koptu’ demiş. Ayrıca kaptan annemi tanırdı, kendileri ile görüştüğümüz bir aileydi. Vapur sağa sola yatmaya başlayınca annem üzerindeki ağır mantoyu çıkarıp camı kırmaya çalışmış. Ancak en son yere uzanıp ayaklarıyla vurarak camı kırabilmiş. Vapur ters döndüğünde sular annemi dışarı çekmiş fakat vapur üstte, annem altta kalıyor; yani vapur ters dönüyor."



Gözleri cam gibi donan abla ve babanın son vedası


Annesinin suyun üzerinde babası ve ablasıyla son karşılaşmasını anlatan Büyükarman, "Annemin önüne küçük bir tahta parçası gelmiş. Fakat anneme sarılanlar da var, onlarla da mücadele ediyor, ’Kurtar beni’ diyenler var. Sonra babamla ablamı bir can simidi üzerinde buluyor. O tarafa doğru yüzüyor ama su o kadar soğuk ki ablamın dayanamadığını, o güzel yeşil gözlerinin cam gibi donduğunu anlıyor. Sonra babam ’Sen gayretlisin, kurtar kendini, yüzmeye devam et’ diyor. Sonra zaten bir dalga geliyor, ayırıyor onları ve annem yüzmeye başlıyor. Fakat başka yöne, başka tarafa doğru gidiyor. O arada da bir uçak geçmiş. Hatta ’Uçak bizi kontrol ediyor sandım, yardım gelecek diye sevindim’ derdi. Arkasına dönüp bakıyor, kazanın olduğu yerden çok uzaklaşmış. Fakat ayaklarını hissetmemeye başlıyor. Allah yardım ediyor, tesadüfen önüne vapurdan kopmuş bir kapı geliyor. Annem kapının üzerine çıkmaya gayret ediyor. Kulaç atamıyor artık, kendini bırakıyor. Bir silüet, bir gemi silüeti görüyor, ondan sonrasını annem hatırlamıyor" dedi.



Donanma gemisi "Kurtaran" ile hayata dönüş


Annesinin kopan bir kapı parçasının üzerine çıkarak hayatta kaldığını belirten Büyükarman, "O sırada Derince açıklarında demirleyen Donanmaya ait ’Kurtaran’ gemisindeki gözcü asker annemi fark ediyor. Hemen filika indirip alıyorlar. Annem askerlere sadece, ’Çok acele edin, kocam ve kızım arkada, kaza oldu’ diyebiliyor ve bayılıyor. Uyandığında kendini bir oksijen çadırında buluyor."



"Senin içi yaşamak istedim"


Ailesinden gelen haberleri beklerken yaşadığı travmayı anlatan Nuray Dinçer Büyükarman, babası ve ablasının vefatını okul arkadaşlarından öğrendiğini dile getirdi. Büyükarman, annesiyle hastanede kavuştuğu o duygu dolu anı hayatı boyunca unutamadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:


"Annemin hayatta kalması bize büyük bir lütuftur. Ben hep evdeydim ama abim ve arkadaşları sürekli sahildeydi. Hatta abim, babamla ablamın haberi geldikten sonra diğer ablamızın akıbetini bilmediği için arkadaşlarıyla hastanelerde onu kendi aramış, sonra bulmuş. Abimin o çabası da bayağı bir uzun sürmüş. Ailemden hepsi bulundu ama o heyecan, üzüntü, korku... Bunların hepsini yaşadık. Benden babamla ablamın vefatını gizlemişlerdi ama ilkokula gidiyorum, okul arkadaşlarım vardı. Onlar kendi ailelerinden duyunca, ben babamla ablamın o kazada ölmüş olduğunu arkadaşlarımdan öğrendim ve tabii çok kötü oldum. Annemin merdivenlerden çıkışı, bana sarılışı ve ’Senin için yaşamak istedim’ demesi benim için unutamayacağım bir anı."



Üsküdar Vapuru faciasından sağ kurtulan annesinin sarsıcı hikayesini anlattı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Aralarındaki korna anlaşmazlığı yüzünden karakolluk oldular Antalya’nın Serik ilçesinde sanayide çalışan iki genç aralarındaki korna satışı yüzünden anlaşmazlığa düşerek karakolluk oldu. Her iki taraf da kornaların sahibi olduklarını iddia ederek birbirlerini hırsızlıkla suçladı. Serik sanayisinde çalışan iki arkadaş daha önce iş karşılığında korna satışı yaptılar. İki arkadaş yaşadıkları ödeme sorunu yüzünden anlaşmazlığa düştü. Daha önce kornaların otomobilinden çalındığını iddia eden D.M.’nin kendisini hırsızlıkla suçladığı haberleri gördü. Haberler sonrası çok zor durumda kaldığını anlatan oto elektrik çalışanı Süleyman Koç, "Kornalar bana ait ama herkesin gözünde ben kötü duruma düştüm. Her şeyin açığa çıkmasını istiyorum" dedi. "Elemanları tembihlemiş" Otomobilden kornaları geri alacağını D.M.’ye söylediğini ve durumdan bilgisinin olduğunu söyleyen Süleyman Koç, "2 bin 500 lira para aldım. Sonra dinamosunu sökmüştüm, ’ona sayarız’ dedi. Birkaç gün sonra ben yokken çalıştığım iş yerine gelmiş. Benim kornayı almış ve ’aldığımı söylemeyin’ diye elemanlara tembih etmiş. Daha sonra kornaları takacaktım, baktım ortada yok. D.M. isimli şahsın gelip aldığını öğrendim. İki gün sonra evine gittim. Kendisini aradım, kornaları vermesini söyledim. O da tamam diyerek, ’malzemeleri sök al’ dedi" ifadelerini kullandı "Kamera görüntüleri var" Bir süre sonra D.M.’nin de geldiğini belirten Koç, "Yaklaşık 10 dakika sonra eve kendileri de geldi. D.M.’nin kendisinin bir araçtan teyp alırken güvenlik kamera kaydını anne ve babasına izlettirdim. Kendisi de araçtan kornayı söktüğümü biliyordu. Kornalar benim olduğu için hiç bir şey diyemedi. Konsol bezimi de aldım. Benim teybi aldığımı söylemiş ama ben almadım. Arabayı aldığı günden beri üstünde. Kendisi bir araçtan teyp sökerken güvenlik kamera görüntüleri var. Ben bunları öğrenince kötü oldum" dedi. "Gerçek ortaya çıksın" Kendisiyle alakalı haberleri görünce çok kötü duruma düştüğünü anlatan Süleyman Koç, "Arkadaşlarım aradı, hakaret edenler oldu. Milletin gözünde kötü duruma düştüm. İş yerinde müşterilerde azalma oldu. İşyerime gelen kişilere gerçekleri anlatıyordum. Çünkü herkesin gözünde suçlu duruma düştüm. Olay sonrası emniyete giderek ifade verdik. D.M. isimli şahıs kornayı kendisinin aldığını itiraf etti. Ben herkesin gözünde kötü duruma düştüm. Her şeyin açığa çıkmasını istiyorum, kendi evindeki kamera kayıtlarının alınıp incelenmesini istiyorum" şeklinde konuştu.
Manisa Manisa’da ‘atık yağını getir, suyunu kurtar’ kampanyası Yunusemre Belediyesi bünyesinde, Manisa Büyükşehir Belediyesi koordinesinde hayata geçirilen "Atık Yağını Getir, Suyunu Kurtar" kampanyası ile şehirde önemli bir çevre hareketi başlıyor. Gelecek nesillere daha temiz bir doğa bırakmayı hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Yunusemre Belediyesi anlamlı bir proje ile evsel bitkisel atık yağlar çevre kirliliği olmaktan çıkarılarak ekonomiye geri kazandırmayı amaçlıyor. ‘Sıfır Atık’ vizyonu doğrultusunda hazırlanan kampanya çerçevesinde, atık yağını getiren vatandaşlar hem doğayı korumuş olacak hem de yeni bitkisel yağ ve canlı çiçek hediyeleriyle ödüllendirilecek. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban’ın öncülüğünde gerçekleştirilen bu iş birliği, su kaynaklarımızı tehdit eden atık yağ kirliliğine karşı güçlü bir set çekmeyi hedefliyor. Kampanya kapsamında 3 litre atık yağ getiren vatandaşlara 1 litre yeni bitkisel yağ ve canlı çiçek, 10 litre getirenlere 2 litre yeni yağ ve çiçek, 20 litre ve üzeri atık yağ getirenlere ise 3 litre yeni yağ ve çiçek hediye edilecek. Kontenjanla sınırlı olan bu teşvik edici uygulamada, bir kişi en fazla 3 litre yeni yağ teslim alabilecek. Doğa dostu bu etkinlik, 31 Mart 2026 Salı günü Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı’nda kurulacak toplama noktasında gerçekleştirilecek. Sabah saat 09.00’da başlayacak olan atık yağ toplama süreci, akşam 17.00’ye kadar devam edecek. Manisa halkının çevre bilincini pekiştirmeyi hedefleyen Büyükşehir ve Yunusemre belediye yetkilileri, sadece 1 litre atık yağın 1 milyon litre temiz suyu kirletebileceğine dikkat çekerek, tüm Manisalıları bu anlamlı günde Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı’na davet ediyor.