SAĞLIK - 09 Mart 2025 Pazar 13:40

Uzmanı uyardı: "D vitamini eksikliği ağız kanserine yol açabilir"

A
A
A
Uzmanı uyardı: "D vitamini eksikliği ağız kanserine yol açabilir"

Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "D vitamini eksikliği, yalnızca kemik sağlığını değil diş çürükleri, dişeti hastalıkları, diş kaybı, diş raşitizmi, çene kemik erimesi ve hatta ağız kanseri gibi ciddi şekilde ağız sağlığı sorunlarını etkileyebilir" dedi.



Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, D vitamini eksikliğinin yol açabileceği hastalıklar konusunda önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünya nüfusunun yüzde 50’den fazlası D vitamini eksikliği riski altında olduğunu söyledi. Prof. Dr. Özkan, "Türkiye’de yapılan araştırmalara göre, özellikle kış aylarında Türk toplumunun D vitamini seviyesi düşük. Güneş ışığına yeterince maruz kalmamak, yanlış beslenme alışkanlıkları ve modern yaşam tarzı nedeniyle dünya genelinde ve halkımızın yüzde 80’inde D vitamini eksikliği mevcut. Bu durum, sadece genel sağlığı değil, ağız, diş, diş eti ve çene kemik sağlığını da ciddi şekilde tehdit ediyor" dedi.



D vitamini eksikliği yaşayabilecek kişileri söyleyen Prof. Dr. Özkan, "Kapalı ortamlarda çalışanlar, Koyu tenli bireyler (cilt pigmentasyonu nedeniyle D vitamini üretimi azalır), 50 yaş üzeri bireyler, hamile ve emziren kadınlar, vegan beslenenler, balık, yumurta gibi D vitamini kaynaklarını tüketmeyenler" diye sıraladı.



"Bağışıklık sistemi zayıfladığı için vücut, kanserli hücreleri etkili bir şekilde yok edemez"


Ağız kanseri riskine dikkat çeken Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, "D vitamini eksikliği olan çocuklarda dişler düzgün bir şekilde gelişmez ve daha kırılgan olur. Ayrıca, çene kemiğinin yeterince sertleşmemesi dişlerin yanlış hizalanmasına neden olabilir. Eğer çocuklukta yeterli D vitamini alınmazsa, yetişkinlikte diş eti hastalıkları, çene kemiği erimesi ve erken diş kayıpları kaçınılmaz hale gelir. D vitamini yeterli seviyede olduğunda, diş minesi daha güçlü olur ve çürük oluşma riski önemli ölçüde azalır. Ayrıca, tükürük içeriği de iyileşerek dişleri koruyan minerallerin yeniden depolanmasına yardımcı olur. Ağız kanseri riski, bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla ağız içinde iyileşmeyen yaralar ve kanser hücrelerinin kontrolsüz çoğalması. D vitamini eksikliği, kanser hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasına neden olabilir. Bağışıklık sistemi zayıfladığı için vücut, kanserli hücreleri etkili bir şekilde yok edemez" ifadelerini kullandı.



"Eksikliği zamanla diş ve çene kemik sağlığınızı geri dönülemez şekilde etkileyebilir"


Dişlerinizi ve kemiklerinizi korumak için yapılması gerekenleri sıralayan Prof. Dr. Özkan, "D vitamini seviyenizi ölçtürün, özellikle diş eti problemleri yaşıyorsanız. Güneş ışığından yararlanın, haftada en az 3 gün, 15-20 dakika. D vitamini yönünden zengin besinler tüketin. Balık, süt ürünleri, yumurta. Düzenli diş hekimi muayenesine gidin. İleri Diş eti hastalıkları erken teşhis edilirse geri döndürülebilir. Gerekirse hücresel seviyeye indirgenmiş D vitamini takviyesi alın. Dişlerinizi kaybetmeden önce, vücudunuzun ihtiyacı olan vitaminleri alın. D vitamini, ağız sağlığını koruyan görünmez bir kalkan gibidir. Eksikliği zamanla diş ve çene kemik sağlığınızı geri dönülemez şekilde etkileyebilir. Sağlıklı bir gülümseme için D vitamini seviyenizi önemseyin" dedi.



Uzmanı uyardı: "D vitamini eksikliği ağız kanserine yol açabilir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da deniz çayırlarını korumak için proje başlatıldı Deniz Biyoloğu ve Sualtı Belgeselcisi Dr. Mert Gökalp, Bodrum’daki deniz çayırlarını korumak için "Yeşil Deniz Koruyucuları" adlı proje başlattıklarını söyledi. Eko Miras Derneği Kurucusu Deniz Biyoloğu Dr. Mert Gökalp, Bodrum çevresinde hayata geçirdiği Project Posidonia adlı çalışmayla kıyı ekosistemlerini tehdit eden yapılaşma tehdidi ve deniz çayırlarının önemi üzerine belgesel çekmiş, farkındalık çalışması yürütmüştü. Project Posidonia kapsamında "Bodrum Yarımadası Kıyıları ve Deniz Çayırları Analiz Raporu" da hazırlanarak, deniz çayırlarının tahribatı ortaya konuldu. Gökalp, tahrip olan çayırların yeniden yeşermesini sağlamak ve farkındalık çalışması yapmak için "Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers" adlı proje başlattıklarını duyurdu. Bugün Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği’nde (BODTÜM) ilçede görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelen Dr. Gökalp, projeyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Bodrum kıyılarının yüzde 50’si yapılaşmış" Bodrum’da deniz çayırlarının durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Gökalp, "Baktığımız zaman Bodrum’un yüzde 50’si kıyı anlamında yapılaşmış vaziyette ve önündeki deniz çayırları da bu yapılaşmanın etkisiyle direkt olarak veya endirekt olarak sökülmüş vaziyette. Ama bizim havadan yaptığımız analizler neticesinde gördük ki Bodrum’da ilk 10-15 metre içerisinde halen 2 bin 300 hektar deniz çayırı alanı var. Bunu deniz çayırlarının yaşadığı 40 metreye kadar koyarsak yaklaşık olarak 6 bin 500 hektar bir deniz çayırı alanı var. Bu alan ne sağlıyor biliyor musunuz bize? Bu alan oksijen sağlıyor, kıyıların korunmasını sağlıyor. Dalgaların enerjisinin azalmasını sağlıyor. Kumun çekilmemesini sağlıyor. Balıklara barınak sağlıyor, yavrulama alanı, üreme alanı sağlıyor. Birçok daha fazla etkisi var; karbon soğurulmasında, iklim değişikliğinde çok önemli birtakım etkileri var deniz çayırlarının. Şimdi bu elimizden alındığı zaman ne oluyor? Ekonomik olarak, ekolojik olarak kayıplar yaşıyoruz. Balıkçılığımız yavaş yavaş bitiyor aşırı balıkçılıkla beraber. Kirlilikle beraber denizlerin bereketi gidiyor, kimyası gidiyor. Siz zaten atıkları basıyorsunuz, bu deniz çayırları o atıkları da temizliyor, bakterileri ve virüsleri de temizliyor içerisinden. Turizm anlamında parlaklık azalıyor, yani görüş azalıyor. Deniz çayırı olmazsa eğer kirlilik anlamında partikül sayısı artıyor" dedi. Deniz çayırlarını korumanın turizmle doğrudan bağlantısı olduğunu dile getiren Gökalp, "E bu durumda ne yapmanız lazım? Sizin balığı korumak için, insanın yaşamını korumak için deniz çayırlarını korumanız gerekiyor. Bunu da nasıl yaparsınız? Koruma alanlarıyla yaparsınız. Bunu nasıl yaparsınız? İsterseniz 5 yıldızlı, 7 yıldızlı bir turizm tesisi olun, önünüzdeki deniz çayırlarını koruyarak yaparsınız. Çünkü bunu yapmazsanız 5-10 sene içerisinde, bunu bir bilim insanı olarak, belgeselci olarak söylüyorum, turizm tesisinize gelecek kimse kalmayacak. Neden? Ekoturizmi desteklemediğiniz için Yunanistan’daki, Hırvatistan’daki iyi, sorumlu, vicdanlı turizm sizi geçmiş olacak" diye konuştu. "Kaybı geriye getirme şansımız var" Deniz çayırlarını korumak ve bu konuda farkındalığı arttırmak için eğitim seferberliğinin bir üst noktaya ilerletilmesi gerektiğini anlatan Dr. Mert Gökalp, başlatılan projeye ilişkin şunları söyledi: "Bizim deniz koruyucuları yetiştirmemiz lazım. Yani denizinden, kıyısından, karasından, her tarafından sorumlu olan vicdanlı gençler, bilimciler, kamu personeli yetiştirmemiz lazım. Yani vatandaş olarak topluca korumak gerekiyor. Bunun için de biz ’Yeşil Deniz Koruyucuları-Green Rangers’ diye bir proje başlatıyoruz. Neden burada? Çünkü en fazla rantın olduğu yer, en fazla çatışmanın olduğu alan ama en fazla da potansiyelin olduğu alan. Çünkü sen bu deniz çayırını koruyabilirsen, eğer korumayı başarırsan çok ciddi potansiyeli var Bodrum’un. Bu giden kaybı geriye getirme şansımız var. Pozitif bakmalıyız her şeye. İşte bu Green Rangers ile beraber umarım bu kayıp alanlarda çayır restorasyonu yapacağız. Oradaki çayırları biraz daha geliştirmeye başlayacağız korumayla beraber. Çünkü koruma en önemli bölüm. Ardından hayalet ağlarını toplayacağız, plastikleri toplayacağız." Herkesi bu projeye katılmaya davet eden Dr. Mert Gökalp, şu çağrıyı yaptı; "Gelin Green Rangers olarak, Project Posidonia olarak, Bodrum ODTÜ Mezunları Derneği olarak, bu işe gönül vermiş insanlar olarak belediyemizle beraber, diğer STK’larla beraber, kurumlarla beraber gelin hep beraber ya bu işe bir el atalım. Beraber olalım; Türkiye’de hep ayrılır ya insanlar, ya biz birleşelim istiyorum. Gelen hep beraber şu işi bir değiştirelim. Çünkü eğer bunu yapmazsak 5 sene içerisinde, bakın en fazla 5 sene içerisinde Bodrum’un turizmi çökecek."
Samsun OMÜ’de Prof. Dr. Mehmet Aydın’a vefa Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Aydın, uzun yıllar sürdürdüğü akademik hayatının ardından emekliliğe ayrıldı. Bu vesileyle üniversite tarafından anlamlı bir veda programı düzenlendi. Törende konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın üniversiteye önemli katkılar sunduğunu belirterek, "Hocamızın ifade ettiği ‘42 yıl 11 ay’ vurgusu, geçen her anın ne denli kıymetli olduğunu gösteriyor. Bu kadar uzun bir akademik birikimi birkaç cümleyle anlatmak mümkün değil. Özellikle Türkçenin değerinin zaman zaman göz ardı edildiği bir dönemde, hocamızın hem yurt içinde hem de yurt dışında ortaya koyduğu emek son derece kıymetlidir. Benim için Mehmet Aydın ismi ‘zarafet’ ile özdeşleşmiştir. Kendisi; ölçülü, ilkeli ve dengeli yaklaşımıyla her zaman örnek bir akademisyen olmuştur. Akademik kurullarda dile getirdiği ‘adaletli değerlendirme’ anlayışı, bizler için önemli bir rehberdir. Her ne kadar emekli olsa da hocamızın üniversitemizle olan bağının devam edeceğine inanıyorum" dedi. Prof. Dr. Mehmet Aydın: "Üniversiteyi her zaman evrensel bir bilim yuvası olarak gördüm" Törende duygularını dile getiren Prof. Dr. Mehmet Aydın teşekkür ederek, "Akademik hayatımın 42 yıl 11 ayını kapsayan bu uzun serüveni bugün itibarıyla noktalıyorum. Bu süreçte önceliğim her zaman unvanların ve isimlerin ötesine geçerek, bilimsel üretimin teknik niteliğine ve derinliğine odaklanmak oldu. Üniversiteyi her zaman evrensel bir bilim yuvası olarak gördüm. Meslek hayatım boyunca akademiyi, bilimin doğasına aykırı olan kısır çekişmelerin ve siyasi mülahazaların uzağında tutmak için azami çaba sarf ettim. Geriye dönüp baktığımda Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin farklı fakültelerinde ve Kırgızistan’da geçen yıllarımın Türk dünyası arasındaki bilimsel köprüleri güçlendirme amacı taşıdığını görüyorum. Bir bilim insanı için asıl meselenin "sürekli yenilenmek" ve değişen dünyanın dinamiklerine akademik bir disiplinle uyum sağlamak olduğuna inanıyorum. Bugün resmen emekli olsam da, aidiyet hissettiğim bu kurumun kimliğini hayatım boyunca onurla taşıyacağım. Bilim dünyasına; ailemin desteği ve evrensel değerlere olan sadakatimin verdiği huzurla veda ediyorum. Birlikte çalıştığım tüm meslektaşlarıma ve geleceği inşa edecek olan öğrencilerime başarılar diliyorum" diye konuştu. Rektör Danışmanı Şen: "Bilimsel üretkenliği ve ilkeli duruşuyla örnek olmuştur" Rektör Danışmanı Prof. Dr. Serkan Şen, "Hayatı anlamlı kılan, bir işe doğru başlayıp onu doğru şekilde tamamlayabilmektir. Bugün burada, hocamızın bu süreci büyük bir başarıyla tamamladığına hep birlikte şahitlik ediyoruz. Mehmet Aydın hocamız, akademik hayatı boyunca onlarca öğrenci yetiştirmiş, bilimsel üretkenliği ve ilkeli duruşuyla örnek olmuştur. Akademisyenliği sadece bir meslek olarak değil, bir yaşam tarzı olarak benimsemiştir. Bilimsel ciddiyeti, paylaşımcı kimliği ve eğitime sunduğu katkılar her zaman hatırlanacaktır. Kendisine emeklilik hayatında sağlık, huzur ve üretkenlik diliyorum" şeklinde konuştu. Dekan Çalışıcı: "Kapımız her zaman ona açık" Fakülte adına konuşan OMÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamza Çalışıcı, akademisyenlerin bıraktığı izlerin kalıcı olduğuna dikkat çekerek, "Prof. Dr. Mehmet Aydın hocamızı resmi olarak yolcu ediyoruz; kapımız her zaman ona açık. Kıymetli hocamın bu uzun süre boyunca yaptığı işler çok. Türk diline hizmetleri var; binlerce yetiştirdiği öğrenci var. Yurt dışında yapmış olduğu ve ülkemizi temsilen yaptığı işler var. Bütün hizmetleri için kendisine teşekkür ediyoruz. Hocamız bize hakkını helal etti; Biz de hakkımızı fazlasıyla helal ediyoruz" ifadelerini kullandı. Programın sonunda Prof. Dr. Mehmet Aydın’a teşekkür belgesi, OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten ve Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamza Çalışıcı tarafından takdim edildi. Ayrıca OMÜ Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Mediha Mangır ve Doç. Dr. Şeyma Büyükkavas Kuran editörlüğünde hazırlanan "Prof. Dr. Mehmet Aydın Armağanı" kitabı Prof. Dr. Mehmet Aydın’a takdim edildi. Etkinlik, katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.