SAĞLIK - 12 Ocak 2025 Pazar 15:06

Uzmanından kritik uyarı: “Telefonlar çenenizi, bilgisayarlar dişlerinizi tehdit ediyor”

A
A
A
Uzmanından kritik uyarı: “Telefonlar çenenizi, bilgisayarlar dişlerinizi tehdit ediyor”

Teknolojik gelişmelerin ağız ve diş sağlığına etki ettiğini söyleyen Uzman Diş ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, “Telefonlar çenenizi, bilgisayarlar dişlerinizi tehdit ediyor” dedi.



Günümüzde akıllı telefonlar ve bilgisayarlar, günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Uzman Diş ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, dijital ekran başında uzun süreli kötü boyun duruşu, çene eklemine ve dişlere ciddi zararlar verdiğini açıkladı. Prof. Dr. Özkan, çene eklem sorununun Türk toplumunda ortalama 6 milyon kişiyi ilgilendirdiğini söyledi.



Dijital ekran bağımlılarına uyarılarda bulunan Uzman Diş ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, “Uzun süreli dijital ekran bağımlılığında, öne doğru baş duruşu, çeneyi de önde pozisyonlandırmakta, bu durum da çenenin hizasında yapısal değişiklik ve dişlerde kayma gibi birçok rahatsızlığı da beraberinde getirmektedir. Ekran süresiyle bağlantılı öne doğru baş duruşu, çene eklemine aşırı baskı yaparak sadece ağrıya değil, aynı zamanda ciddi çene hizası problemlerine yol açabilir. Çene Eklemi, vücudun en karmaşık eklemlerinden biridir ve bu yapının sağlıklı çalışması, doğru ayak sırt boyun ve çene duruşuyla doğrudan ilişkilidir. Çene Eklem Bozuklukları, yaşam tarzı seçimlerinden ve çene hizasını bozan alışkanlıklardan da kaynaklanır. İnsanların teknolojik cihazlarla geçirdiği zamanın artması, bu sorunların daha yaygın hale gelmesine neden olmuştur” şeklinde konuştu.



“Eklem bozukluklarının tetikleyicisi haline gelir”


Hastalığın nasıl meydana geldiği hakkında açıklamalarda bulunan Özkan, “Başın sürekli aşağı doğru eğilmesi, çene eklemine gereksiz yük bindirir. Zamanla, bu baskı çene ekleminde aşırı stres oluşturur ve çene eklem bozukluklarının tetikleyicisi haline gelir. Başınız öne doğru eğildiğinde, çene kaslarınız dengeyi sağlamak için fazla mesai yapar. Bu da çene ekleminde zorlanma ve ağrıya yol açabilir. Genellikle fark edilmeyen bir diğer alışkanlık ise ekrana odaklanırken dişleri sıkmak veya gıcırdatmaktır. Cihaz kullanımına bağlı stres, çenenizi bilinçsizce sıkmanıza neden olabilir. Bu, Çene eklem bölgesinde kronik sorunlara yol açabilir. Zamanla, bu zorlanmalar çene ekleminin doğal işlevselliğini bozar. Çene eklemindeki baskı ve gerilim, diş etlerinin de zarar görmesine neden olur. Stres ve yanlış çene pozisyonu, diş etlerinde çekilmeye ve diş köklerinde hassasiyete yol açabilir. Çene eklemindeki dengesizlik, alt ve üst çenenin doğal kapanışını bozarak dişlerde hizalanma sorunlarına neden olur. Bu, dişlerin yanlış yüklenmesiyle birlikte dişte aşınma kırılma ve çiğneme zorluklarına yol açabilir. Çene Eklemi bozukluğu ilerlediğinde dişlere binen aşırı yük, dişlerin yerlerinden oynamasına, diş kök iltihaplanmasına veya diş kaybına neden olabilir. Özellikle diş sıkma alışkanlıkları bu süreci hızlandırır ve dişlerin erken yaşta kaybedilmesine yol açabilir.



Belirtileri sıraladı


Dijital ekran uzun süreli yanlış duruşa bağlı çene ve diş sorunlarının belirtileri sıralayan Prof. Dr. Özkan, “Yan profilden bakıldığında alt çene öndeliği, çene hareketlerinde kısıtlılık, ağrı veya klik sesleri, sabahları çenede ve dişlerde ağrı veya hassasiyet, dişlerde çatlama, kırılma veya aşınmaya bağlı hassasiyet, diş etlerinde çekilme ve kanama, çiğneme sırasında ağrı ve çene yorgunluğu, dişlerle öğütmede çiğneme kaybına bağlı sindirim güçlüğü, baş ağrısı ve kulak çınlaması olmaktadır” dedi.



“Kas gerginliğini azaltır ve çene eklemi üzerindeki baskıyı hafifletir”


Çene Eklem Sorunlarını önlemek ve iyi çene duruşunu korumak için günlük alışkanlıkların düzenlenmesi için önerilerde bulunan Prof. Dr. Birkan Özkan, “Telefon, tablet veya bilgisayar ekranını göz hizasında tutarak çenenizi doğal pozisyonda, başınızı eğmeden koruyabilirsiniz. Bu, çene ve boyun üzerindeki gereksiz baskıyı azaltır. Her 20 dakikada bir kısa molalar verin. Çenenize masaj yapmak ya da çene esneme hareketleri yapmak, kas gerginliğini azaltır ve çene eklemi üzerindeki baskıyı hafifletir. Çalışma alanınızı ergonomik bir şekilde düzenleyin. Sırtınızı destekleyen bir sandalye kullanarak omurganızı dik tutun. Çevrenizi doğru hizalamak çenenizdeki baskıyı da azaltacaktır. Çene kayması riskine bağlı olarak diş kayma riski olduğundan, dişlerinizin çeneler arası kapanışta anahtar kilit ilişkisinde yani muntazam ilişkide olması için diş çene yüz muayenesi olun. Kişiye özel diş ve çene tedavisi için detaylı klinik ve radyografik muayenenizi, diş hekiminize veya çene cerrahına yaptırın. Erken teşhis ve kişiye özel tedavi seçenekleri oldukça önemli” ifadelerini kullandı.



“Çene eklemi bozuklukları yalnızca eklemle sınırlı kalmaz, dişlerinizi de tehdit eder”


Son olarak Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, “Teknolojik cihazların yaşamımıza olan katkısı garipsenemez, ancak bilinçsiz ve uzun süre bağımlılık oranında kullanımı, çene ve diş sağlığınız üzerinde kalıcı etkiler oluşturabilir. Çene eklemi bozuklukları yalnızca eklemle sınırlı kalmaz, dişlerinizi de tehdit eder. Dijital çağda çene ve diş sağlığınızı koruyarak hem yaşam kalitenizi artırabilir hem de diş kaybı gibi ciddi sonuçların önüne geçebilirsiniz. Gerekli durumlarda uzman desteği almayı ihmal etmeyin. Çünkü sağlıklı bir çene, sağlıklı bir yaşamın anahtarıdır” diye konuştu.



Uzmanından kritik uyarı: “Telefonlar çenenizi, bilgisayarlar dişlerinizi tehdit ediyor”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sabri Ülker Vakfı’nın beslenme ve sağlık iletişimi programı kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı Sabri Ülker Vakfı’nın sağlık okuryazarlığını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği "Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı" kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı. Program çıktıları, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir beslenme bilgisini topluma aktarmada kritik bir rol üstlendiğini ortaya koydu. Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörleri Araştırması’na göre Türkiye’deki nüfusun yarıdan fazlası sağlık okuryazarlığı açısından "yetersiz" veya "sorunlu-sınırlı" seviyede bulunuyor. Sağlık alanındaki bilgi kirliliğinin arttığı günümüzde bu tablo, bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla doğru kanallar aracılığıyla buluşturulmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Sabri Ülker Vakfı, 2022 yılında başlattığı "Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı" ile hekim ve eczacıların beslenme ve iletişim alanındaki bilgi birikimini güçlendirerek toplum sağlığına katkı sunuyor. Bugüne kadar yayımlanan 62 farklı eğitimin içeriği 90 bin kez izlendi. Programın çıktıları, Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri Begüm Mutuş’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda paylaşıldı. Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu üyeleri ile Ankara Aile Hekimliği Derneği (ANKAHED), Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD), Ankara Eczacılık Odası) ve Pediatri Dünyası Derneği’nden akademisyenler ve uzman isimlerin katıldığı toplantıda açıklanan veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel bilgiyi doğru ve anlaşılır biçimde aktarmasının toplum sağlığında önemli bir etki oluşturdu. "Sağlık profesyonellerine yatırım toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlıyor" Toplantıda konuşan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, Türkiye’de sağlık okuryazarlığının geliştirilmesinde sağlık profesyonellerinin kritik rolüne dikkat çekerek, " Sağlık alanında doğru bilgiye erişim bugün toplum sağlığı açısından en önemli konulardan biri haline geldi. Bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla buluşmasında ise sağlık profesyonelleri en güçlü ve güvenilir kaynakların başında geliyor. Bu nedenle sağlık profesyonellerinin beslenme ve sağlık iletişimi alanında güçlendirilmesini, toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlayan önemli bir yatırım olarak görüyoruz. 2022 yılında başlattığımız Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı ile aile hekimlerinden iç hastalıkları uzmanlarına, pediatristlerden eczacılara kadar geniş bir sağlık profesyoneli kitlesine ulaştık. Programı yalnızca bir eğitim çalışması değil, sağlık alanındaki bilgi kirliliğiyle mücadele eden, bilimsel bilgiyi yaygınlaştıran ve toplumda sağlık okuryazarlığını destekleyen uzun vadeli bir sosyal etki modeli olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de Sabri Ülker Vakfı olarak sağlık okuryazarlığını destekleyen öncü çalışmalar geliştirmeye, bilimsel bilginin toplumla güvenilir kanallar üzerinden buluşmasına katkı sunmaya ve toplum sağlığı için uzun vadeli değer üretmeye devam edeceğiz" dedi. "Bilimsel bilgiyle güçlenen sağlık profesyonelleri toplum sağlığı üzerinde katlanarak etki oluşturuyor" Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Program Koordinatörü Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal ise programın sağlık profesyonelleri üzerindeki etkilerine ilişkin verileri paylaştı. Aksakal, "Program kapsamında sunulan eğitimlerin sağlık profesyonellerinin günlük pratiklerine doğrudan katkı sağladığını görüyoruz. Eğitimlere katılan aile hekimlerinin yüzde 88,4’ü, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 99,3’ü programın, hastalarına beslenme konusunda daha iyi hizmet sunmalarına katkı sağladığını belirtiyor. Katılımcıların önemli bölümü, edindikleri bilgileri klinik uygulamalarına dahil ettiklerini belirtirken; aile hekimlerinin yüzde 90’ı, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 96’sı bu eğitimlerin tıp fakültesi müfredatında yer alması gerektiğini düşünüyor. Beslenme bilgi düzeyinin artırılmasının kronik hastalık yönetimine katkı sağlayacağı görüşü aile hekimlerinde yüzde 96’ya, iç hastalıkları uzmanlarında ise yüzde 99’a ulaşıyor. Tüm bu veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir bilgiyle güçlendirilmesinin toplum sağlığı açısından güçlü bir etki ortaya koyuyor" diye konuştu. "Bu ihtiyaçtan yola çıkarak biz sağlık profesyonelleriyle bir güç birliği yaptık" Programın ardından açıklamalarda bulunan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, sağlık profesyonelleri ile güç birliği yaptıklarını belirterek, "Özellikle bilgi kirliliğine bu dönem oldukça yoğun kaldığımız, maruz kaldığımız bir süreçten de geçiyoruz ve Türk toplumunun Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre neredeyse yarısının sağlık okuryazarlığı seviyesi de oldukça düşük ya da sınırlı seviyede. Bu da bilgi kirliliğinin ne kadar sağlıklı yaşamı tehdit edebileceğinin en önemli kanıtlarından bir tanesi. Özellikle hekimlerin, eczacıların ve sağlık profesyonellerinin en güvenilir bilgi kaynakları arasında yer alması ve onların bu donanımlarının arttırılması ve referans kaynak olarak da sağlık profesyonellerine danışılması bizim için çok değerli kaynaklardan bir tanesi. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak biz sağlık profesyonelleriyle bir güç birliği yaptık. Aile hekimlerimiz, pediatristler, iç hastalıkları uzmanları ve eczacılardan oluşan dev bir toplulukla bugün sağlık ve beslenme konusundaki iletişim kaslarını güçlendirmek üzere eğitim projemizi yürüttük" ifadelerini kullandı. "Beslenme hayatın vazgeçilmez bir ögesi ve doğru beslenmeyi hepimiz bilmek, öğrenmek durumundayız" Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Program Koordinatörü Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal ise doğru beslenmenin öğrenilmesi gerektiği değinerek, "Beslenme hayatın vazgeçilmez bir ögesi ve doğru beslenmeyi hepimiz bilmek, öğrenmek durumundayız. Ancak çok fazla bilgi kirliliği olduğu zaman özellikle sağlık personelimize soruyoruz, hekimlerimize soruyoruz. Bu konuda da hekimlerimizin bilgisini arttırıyoruz. Hekimlere danışılmaksızın güncel diyetler, popüler takviyeler veya ilaçlarla etkileşimde bulunabilecek birtakım vitamin, mineral kullanımları çok yaygın. O nedenle hekimlerimizi bu tip başlıklarda biraz daha bilgilendirmek ve kendilerine başvuran hastalarla ve danışanlara daha doğru bilgiyi sunmalarını sağlamak üzere bir eğitim programı geliştirdik. Sadece hekimlerimiz değil aslında aile hekimlerimiz, iç hastalıkları uzmanlarımız ve pediatristlerimizin yanında eczacılarımıza da ilk başvuru yeri olması nedeniyle eğitimler planladık ve gerçekleştirdik. Bugün burada bu eğitimlerle ilgili hem toplumu bilgilendirmek genel olarak hem de hekimlerimizin ve eczacılarımızın bu eğitimle ilgili geri bildirimlerini, memnuniyetlerini paylaşmak için toplandık. Genel itibariyle iki senedir devam eden bir eğitim programının sonunda hem aile hekimlerimize hem iç hastalıkları uzmanlarımıza hem eczacılarımıza ve şimdi de pediatristlerimize, çocuk sağlığı hastalıkları uzmanlarımıza bilgi sunduk. Bu bilgilerden de hem pratiklerinde hem de hastaların sorularına cevap verirken ve kendi yaşamlarında da olmak üzere çok faydalandıklarını gördük. Neredeyse eğitime katılanların tamamı diyebileceğimiz yüzde 96’nın üzerinde bir geri bildirimle hem faydalandıkları hem pratikte kullandıkları hem de soruları daha rahat cevaplayabildikleri bir bilgi düzeyine ulaştıkları bir eğitim gerçekleştirdik" dedi.
İstanbul Kurban Bayramı’na sayılı günler kala hayvan pazarları kurulmaya başladı Kurban Bayramı’na sayılı günler kala İstanbul’da kurban kesim ve satış alanları kurulmaya başladı. Avcılar’da kurulan pazar alanında gece yarısından itibaren küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere binlerce hayvan çadırlarda yerini alırken, vatandaşlar dini görevlerini yerine getirmek üzere ilk günden alanı gezmeye başladı. Kurban Bayramı’na sayılı günler kala tüm yurtta kurban hareketliliği başladı. İstanbul’a girişlerin açılmasıyla birlikte çeşitli ilçelere kesim ve satış alanları kurulurken, binlerce küçükbaş ve büyükbaş hayvan çadırlarda yerlerini aldı. Avcılar’da kurulan hayvan pazarına da gece yarısından itibaren hayvanların girişi yapılırken, toplamda bin 500 ila 2 bin büyükbaş, 2 bin ila 3 bin arasında küçükbaş hayvan geleceği alan yetkilileri tarafından belirtildi. Türkiye’nin farklı bölgelerinden olmak üzere onlarca ilden satıcılar ve hayvanların geldiği pazar alanlarında ise ilk günden itibaren vatandaşlar dini görevlerini yerine getirmek üzere alanda gezmeye başladı. Pazar alanının kurulduğunu duyarak hayvanlara bakmaya gelen Ömer Türk, "Durumlar iyi, hayvanlar gelmeye başlamış. Küçükbaş hayvan bakmak için geldim, her sene memlekette kesiyordum, bu sene burada kesmeye karar verdim. Fiyatlarda geçen yıla göre çok fazla değişmemiş, bu beni memnun etti. Baktığım çadırlarda küçükbaş için 25-35 bin arasında fiyat verdiler" dedi. Tokat Erbaa’dan küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere yaklaşık 200 hayvan getiren besici Hüseyin Köse, "Dün sabah hayvanlarımızı yükledik, gece İstanbul’a girdik, sabaha karşı ise Avcılar’da bulunan kurban alanındaki çadırımızdaki yerimizi aldık. Büyükbaş 54 hayvan getirdik. Yaz döneminde yaylalarda, kış döneminde ise ahırlarımızda besleyerek kurbana hazır ettik. Küçükbaş hayvanlarımızı da getirdik, yerli ırk, Karayaka ırkı koyunlarımızda. Düveler ve tosunlarımız olmak üzere büyükbaşlarda 2 grup hayvanımız var. Düveler 150-160 bin TL aralığından başlayarak 250-260 bin TL’ye kadar gidiyor. Tosunlarımızda 200 bin TL’den başlıyor 400 bin TL’ye kadar gidiyor. Küçükbaş hayvanlarda ise 20-25 bin aralığından başlayarak 40 bin TL’ye kadar gidiyor. Fiyatlarda ise geçen seneye göre bu yıl yüzde 20-30 arasında bir artış var hayvanların satışlarında" dedi.
İstanbul Fatih’te Geleneksel Engelsiz Spor ve Eğlence Şenliği’nin 10’uncusu coşkuyla karşılandı Fatih Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Geleneksel Engelsiz Spor ve Eğlence Şenliği coşkuyla karşılandı. Şenlikte engelli çocuklar ve öğrenciler aileleriyle birlikte eğlenerek, spor ve eğlencenin tadını çıkardı. Fatih Belediyesi, İstanbul Gençlik ve Spor Müdürlüğü ve Fatih İlçe Spor Müdürlüğü iş birliğiyle 10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftası’na özel 10’uncu Geleneksel Engelsiz Spor ve Eğlence Şenliği düzenlendi. Fatih Belediyesi Kano ve Kürek Merkezi’nde gerçekleştirilen programa İstanbul Vali Yardımcısı Okan Leblebiciler, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ve çok sayıda Engelli vatandaşlar, öğretmenler ve aileler katıldı. Programda engelli çocuklar ve öğrenciler için, sportif ve sanatsal etkinlikler, şişme oyun alanları, yüz boyama etkinlikleri ile engelli vatandaşlar doyasıya eğlenerek renkli görüntüler oluşturdu. "Şenlik havasında Engelsiz Spor ve Eğlence Festivali düzenliyoruz" Programda konuşan Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Baharın gelmesiyle her yıl yapılan bir faaliyet oldu. Baharın ilk faaliyetini özel çocuklarımızla birlikte şenlik havasında engelsiz spor ve eğlence festivali olarak düzenliyoruz. Bizde Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hem hükümetimizin toplumdaki dezavantajlarını bir nebze de olsa hafifletecek sosyal belediyecilik yapmaya davet ediyoruz. Bizi en çok sevince boğan durum yılda bir kerede olsa düzenlenen Engelsiz Spor ve Eğlence Şenliğidir. Bu çocuklara kendilerini feda eden değerli hocalarımıza teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Özel çocuklarımızın ailelerine hürmet ediyorum ellerinden öpüyorum günün sonunda onların hayatında yıldan yıla biriktirdiği bir anı oluşturmaktır. Bütün paydaşlarımızı tebrik ediyorum" dedi. "Belediyemizin her ay özel öğrencilere yönelik etkinlikleri oluyor" Özel Eğitim Öğretmeni Ümit Gazioğlu, "Fatih belediyesinin düzenlediği bu etkinliğe Mevlana Kapı Özel Öğretim öğretmenleri ve öğrencileri ile katıldık. Belediyemizin her ay özel öğrencilere yönelik etkinlikleri oluyor, mutluyuz, teşekkür ederiz" diye konuştu. Özel Eğitim öğrencisi Bilal Duran, "Burada yaptığımız etkinlik çok güzel. Belediye Başkanına teşekkür ederim" dedi.