ASAYİŞ - 30 Mart 2026 Pazartesi 17:58

Yaya geçidinde otomobilin çarptığı kadının ölümüne ilişkin davada sanığa tahliye

A
A
A
Yaya geçidinde otomobilin çarptığı kadının ölümüne ilişkin davada sanığa tahliye

Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde yaya geçidinde otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede 13 gün sonra hayatını kaybeden Songül Baş’ın ölümüne ilişkin davada, tutuklu sanığın tahliyesine karar verildi. Acılı abla Şengül Baş, "Biz kardeşimizi toprağa verdik. Onu hayattan koparan kişi ise dışarıda, özgürce hayatına devam ediyor ve ailesiyle birlikte. Bu bizim canımızı daha da yakıyor" dedi.


Olay, 12 Ocak’ta Yeni Mahalle Fatih Caddesi’nde meydana gelmişti. Yaya geçidinden yolun karşısına geçmeye çalışan Songül Baş’a (41), E.A. idaresindeki 34 PGE 784 plakalı otomobil çarpmıştı. Çarpmanın etkisiyle savrulan Baş, sürücü tarafından araca bindirilerek önce yakındaki bir polikliniğe, ardından Gebze Fatih Devlet Hastanesi’ne götürülmüştü. Vücudunda çok sayıda kırık oluşan ve durumu ağır olan Baş, 13 gün süren yaşam mücadelesini kaybetmişti.


Kazanın ardından gözaltına alınan sürücü E.A, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı hakimlikçe adli kontrol şartıyla salıverilmişti. İlerleyen süreçte tutuklanan sanık, yargılandığı davanın ilk duruşmasında tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin ardından, görülen ikinci duruşmada tahliye edildi.


"Frene bile dokunmadan kardeşime çarptı"


Songül Baş’ın kız kardeşi Şengül Baş, kardeşinin kurallara uygun şekilde yaya geçidinden geçtiği sırada kazanın meydana geldiğini belirterek, "Kardeşim yaya geçidinden karşıya geçiyordu. Olması gereken yerdeydi. Ancak bir araç çok hızlı şekilde, trafik kurallarını hiçe sayarak, diğer araçları sollayıp yaya geçidinde frene bile dokunmadan kardeşime çarptı. Çarptıktan sonra manevra yaptı, kardeşimi kaldırmaya çalıştı ama gücü yetmeyince yere bıraktı. Ardından kendi aracıyla bir tıp merkezine götürdü. Kardeşim 13 gün boyunca direndi. Biz de umutla bekledik ama olmadı. Onu kaybettik. Sonrasında şahıs tutuklandı. Tutuklanınca adalet yerini buldu diye düşündük ama ikinci mahkemede serbest bırakıldı" dedi.


"Biz kardeşimizi toprağa verdik, o özgür"


Sanığın ikinci duruşmada tahliye edilmesinin acılarını daha da artırdığını dile getiren Baş, "Biz kardeşimizi toprağa verdik. Onu hayattan koparan kişi ise dışarıda, özgürce hayatına devam ediyor ve ailesiyle birlikte. Bu bizim canımızı daha da yakıyor. Bu nasıl adalet? Yaya geçidinde insanlar ölüyor ve bunun bir karşılığı yok. Kardeşim geri gelmeyecek biliyoruz ama onun hayatını alan kişinin de cezasını çekmesini istiyoruz. İnsan hayatı bu kadar ucuz değil. Lütfen sessiz kalmayın. Bugün bizim başımıza gelen yarın sizin de başınıza gelebilir. Adalet istiyoruz" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Kazada hayatını kaybeden Yaren, Bodrum’da anıldı Kayseri’de geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitiren Yaren Mercan, Muğla’nın Bodrum ilçesinde düzenlenen programla anıldı. 19 Mart’ta Kayseri’nin Talas ilçesinde alkollü bir sürücünün kullandığı otomobilin motosiklete çarptığı kazada Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Yaren Mercan (22) yaşamını yitirdi. Yaren’in ablası Büşra Mercan’ın Bodrum’da hemşirelik yaptığı, babası Uzman Jandarma Mehmet Mercan’ın da Muğla’da görev yaptığı öğrenildi. Yaren, Bodrum Belediye Meydanı’nda sevenleri tarafından düzenlenen törenle anıldı. Törende konuşma yapan Yaren’in ablası Büşra Mercan, "Biz bugün onun bir sürü başladığı ve bitiremediği projeyi konuşmak yerine, onun ruhunu şad edip anma törenini yapıyoruz. Kendisi sırf pediatri sınavı vardı diye bayramda buraya gelmedi. Bayram akşamı beraber yemek yiyecektik. Alkollü bir canavar onun, ilmek ilmek ailesinin, bizim verdiğimiz emekleri elimizden aldı. Başka Yarenler ölmesin. Sürücünün tutuklanması bile çok zor oldu. Biz en ağır cezayı almasını ve cinayetten yargılanmasını istiyoruz" dedi. Ardından Yaren’in arkadaşları Yağmur Ece Metin ile Umut Güvercin basın açıklamasını okudu. Açıklamada, "Kayseri’de yitirdiğimiz Yaren’i bu yüzden burada, ailesinin yaşadığı Bodrum’da anmak istedik. Onu iki satırlık bir haberden ibaret bırakmak istemedik. Yaren’imiz Kayseri’de eğitim alsa da babası Mehmet Bey Muğla’da görev yapıyor. Burada da yüz binlerce motosiklet kullanıcısı var, tıpkı Yaren gibi. Onların yanında olmak ve bir farkındalık oluşturmak istedik. Yaren Mercan, kısa ömründe nice doğum gününü Bodrum’da geçirdi. Ailesiyle, arkadaşlarıyla burayı çok sevdi. Daha nice doğum günleri olabilirdi ama artık biz onu anıyoruz. Başka Yarenler kurban olmasın. Başka ailelerin yüreği yanmasın. Çok şey istemiyoruz: Önce kendimize, sonra birbirimize saygı gösterelim. Unutmayın, trafik kuralları yakalanmamak için değil, yaşatmak için vardır" ifadelerine yer verildi.
İstanbul Ekrem İmamoğlu’nun bilirkişinin hedef gösterilmesine ilişkin yargılandığı dava ertelendi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İmamoğlu savunmasında, "Biz bilirkişiyi etkilemedik. Söz konusu bilirkişi, raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. Tabiri caizse bugün burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Bir mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım" dedi. Mahkeme ara kararında suçun ön ödeme kapsamına girdiği ve ödeme yapılması halinde suçun düşebileceği belirtilerek, bununla ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın 4. duruşması görüldü. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nin karşısında bulunan salonda görülen duruşmada, başka suçtan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları ve izleyiciler de katıldı. Duruşmada hakim tarafından salonda düzenin bozulmaması konusunda uyarıda bulunuldu. Hakim, "Ekrem Bey’in savunma düzenini kısıtlayacak şekilde gürültü patırtı olmasın. Kimseyi duruşmadan çıkarmak istemiyorum. Uzun yoldan geldiniz, biz de uzun yoldan geldik. Askeri personele de yardımcı olalım" dedi. "Burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor, mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım" Duruşmada söz verilen Ekrem İmamoğlu, "Hem yüce Türk yargısına yakışan hem de adil yargılama kurallarına uygun bir duruşma geçirmeyi diliyorum. Üzüntü verici bir dönemdeyiz. Tarihin gördüğü hükümet eliyle tasarlanmış en büyük yargı saldırısı ile karşı karşıyayım. Hakkımda hukuksuzca açılan davalardan biri için buradayım. Bu binada, bir başka salonda bir başka kumpasın yargılaması yapılıyor. O salonda haysiyet mücadelesi veren arkadaşlarıma en içten selamlarımı gönderiyorum. Onları yalnız bırakmayacağım, bu mahkeme bitiminde salona geçeceğim. 4 bin sayfalık bir iftiraneme var diğer salonda. Benim açımdan çöptür ve çöp olmaya devam edecektir. Tabiri caizse bugün burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Bir mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım. Bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs etmişim. Biz bilirkişiyi etkilemedik. Söz konusu bilirkişi, raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. İsmi geçen bilirkişi, benimle veya Cumhuriyet Halk Partili belediyeler ile ilgili görüşünü zaten sunmuştu. Suçlamaların temeli edilen konuşmamdan sonra bu şahsın sunacağı yeni bir rapor yoktu. Benim şahsımla ilgili yeni bir rapor var mıydı? Yok. Açıklamalarım tamamen ifade özgürlüğü kapsamında, eleştiri niteliğindedir. Ben bu konuda toplumu bilgilendirmeyeceğim de ne yapacağım? Benim ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan bu raporları kim yazmış? Satılmış Bey. Böyle bir durumu eleştirdiğim için yargılanıyorum. Ne yapmam gerekiyor? Milletin önünde iftiralar atılırken yarabbi şükür diyecek halimiz yok. Binlerce bilirkişi var. Aynı bilirkişinin benimle ilgili 4 dosyaya atanma ihtimali yüz katrilyonda bir. Matematik buna yetmiyor. Bu bilirkişi sadece rapor yazmıyor. Onlarca siyasetçinin hayatını altüst ediyor" dedi. Cumhuriyet savcısı ise, eksik hususların giderilmesi ve mütalaasını açıklamak için süre talebinde bulundu. Hakim, ara kararında Ekrem İmamoğlu hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan dava açıldığını ve bu suçun ön ödeme kapsamına girdiğini söyledi. Mahkeme tarafından ödeme yapılması halinde suçun düşebileceği belirtilerek, bununla ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildi. Duruşma 13 Temmuz tarihine ertelendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak’ta yaptığı açıklamayla bilirkişi ve yargı organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığın yönünde bir kamuoyu oluşmasını amaçladığı anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, bu şekilde oluşacak kamuoyu baskısıyla İstanbul Adliyesi ve diğer adliyelerde görülmekte olan çeşitli soruşturma ve kovuşturmalarda yapmakta olduğu resmi bilirkişilik görevinin etkilenmeye çalışıldığı, Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dava dosyasını etkilemeye teşebbüs ettiği kaydedildi. Soruşturma kapsamında adı zikredilen bilirkişinin ’müşteki’ sıfatıyla verdiği ifadesine de yer verilen iddianamede, müştekinin İmamoğlu’nun açıklamalarıyla bir anda çeşitli basın yayın organları ile sosyal medyada isminin yayınlandığını ve karalama kampanyasına maruz kaldığını söylediği, bugüne kadar hiçbir şekilde hukuksuz işe imza atmadığını, sadece CHP değil diğer partilere ilişkin de birçok davada bilirkişilik yaptığını söylediği ve şikayetinin devam ettiğini söylediği aktarıldı. Hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu’nun ‘yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs’ ve ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçlarından 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Öte yandan iddianamede, Türk Ceza Kanunu 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ’sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır" maddesinin uygulanması da talep edildi.
İstanbul Ekrem İmamoğlu’nun bilirkişinin hedef gösterilmesine ilişkin yargılandığı dava ertelendi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İmamoğlu savunmasında "Biz bilirkişiyi etkilemedik. Söz konusu bilirkişi, raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. Tabiri caizse bugün burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Bir mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım" dedi. Mahkeme ara kararında Ekrem İmamoğlu hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan dava açıldığını ve bu suçun ön ödeme kapsamına girdiğini söyledi. Hakim tarafından ödeme yapılması halinde suçun düşebileceği belirtilerek bununla ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın 4. duruşması görüldü. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinin karşısında bulunan salonda görülen duruşmada başka suçtan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları ve izleyiciler de katıldı. Duruşmada hakim tarafından salonda düzeninin bozulmaması konusunda uyarıda bulunuldu. Hakim "Ekrem Bey’in savunma düzenini kısıtlayacak şekilde gürültü patırtı olmasın. Kimseyi duruşmadan çıkarmak istemiyorum. Uzun yoldan geldiniz biz de uzun yoldan geldik. Askeri personele de yardımcı olalım" dedi. "Burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor, mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım" Duruşmada ardından söz verilen Ekrem İmamoğlu "Hem yüce Türk yargısına yakışan hem de adil yargılama kurallarına uygun bir duruşma geçirmeyi diliyorum. Üzüntü verici bir dönemdeyiz. Tarihin gördüğü hükümet eliyle tasarlanmış en büyük yargı saldırısı ile karşı karşıyayım. Hakkımda hukuksuzca açılan davalardan biri için buradayım. Bu binada, bir başka salonda bir başka kumpasın yargılaması yapılıyor. O salonda haysiyet mücadelesi veren arkadaşlarıma en içten selamlarımı gönderiyorum. Onları yalnız bırakmayacağım, bu mahkeme bitiminde salona geçeceğim. 4 bin sayfalık bir iftiraneme var diğer salonda. Benim açımdan çöptür ve çöp olmaya devam edecektir. Tabiri caizse bugün burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Bir mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım. Bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs etmişim. Biz bilirkişiyi etkilemedik. Söz konusu bilirkişi, raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. İsmi geçen bilirkişi, benimle veya Cumhuriyet Halk Partili belediyeler ile ilgili görüşünü zaten sunmuştu. Suçlamaların temeli edilen konuşmamdan sonra bu şahsın sunacağı yeni bir rapor yoktu. Benim şahsımla ilgili yeni bir rapor var mıydı? Yok. Açıklamalarım tamamen ifade özgürlüğü kapsamında, eleştiri niteliğindedir. Ben bu konuda toplumu bilgilendirmeyeceğim de ne yapacağım? Benim ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan bu raporları kim yazmış? Satılmış Bey. Böyle bir durumu eleştirdiğim için yargılanıyorum. Ne yapmam gerekiyor? Milletin önünde iftiralar atılırken yarabbi şükür diyecek halimiz yok. Binlerce bilirkişi var. Aynı bilirkişinin benimle ilgili 4 dosyaya atanma ihtimali yüz katrilyonda bir. Matematik buna yetmiyor. Bu bilirkişi sadece rapor yazmıyor. Onlarca siyasetçinin hayatını altüst ediyor" dedi. Sanık savunmasının ardından görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı eksik hususların giderilmesi ve mütalaasını açıklamak için süre talebinde bulundu. Hakim ara kararında Ekrem İmamoğlu hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan dava açıldığını ve bu suçun ön ödeme kapsamına girdiğini söyledi. Mahkeme tarafından ödeme yapılması halinde suçun düşebileceği belirtilerek bununla ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildi. Duruşma 13 Temmuz gününe ertelendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak’ta yaptığı açıklamayla bilirkişi ve yargı organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığın yönünde bir kamuoyu oluşmasını amaçladığı anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, bu şekilde oluşacak kamuoyu baskısıyla İstanbul Adliyesi ve diğer adliyelerde görülmekte olan çeşitli soruşturma ve kovuşturmalarda yapmakta olduğu resmi bilirkişilik görevinin etkilenmeye çalışıldığı, Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dava dosyasını etkilemeye teşebbüs ettiği kaydedildi. Soruşturma kapsamında adı zikredilen bilirkişinin ’müşteki’ sıfatıyla verdiği ifadesine de yer verilen iddianamede, müştekinin İmamoğlu’nun açıklamalarıyla bir anda çeşitli basın yayın organları ile sosyal medyada isminin yayınlandığını ve karalama kampanyasına maruz kaldığını söylediği, bugüne kadar hiçbir şekilde hukuksuz işe imza atmadığını, sadece CHP değil diğer partilere ilişkin de birçok davada bilirkişilik yaptığını söylediği ve şikayetinin devam ettiğini söylediği aktarıldı. Hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu’nun ‘yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs’ ve ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçlarından 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Öte yandan iddianamede, Türk Ceza Kanunu 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ’sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır" maddesinin uygulanması da talep edildi.