KÜLTÜR SANAT - 17 Eylül 2025 Çarşamba 10:59

Yazarlar, Nikomedia’nın sırlarını "Gizli Kabile" ile aralıyor

A
A
A
Yazarlar, Nikomedia’nın sırlarını "Gizli Kabile" ile aralıyor

Roma İmparatorluğu’na 46 yıl boyunca başkentlik yapan ve bugünkü İzmit sınırlarında yer alan Nikomedia kenti, "Gizli Kabile" adlı eserle ilk kez bir romana konu oldu. Kitabın yazarlarından Atilla Ağırbaş, "Dan Brown’un eseri kadar çok nitelikli bir şaheser" dedi.


Tarih boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği, Roma İmparatorluğu’na da başkentlik yapan "Nikomedia" yani şimdiki adıyla İzmit, ilk kez kitaba konu oldu. Yazarlar Atilla Ağırbaş ve Ece Özbaş tarafından kaleme alınan 375 sayfalık roman, 7 gizli kabileden Nikomedia’ya uzanan mistik bir yolculuğu anlatıyor.



"Hiçbir veriye ulaşamıyorduk, kaynak yoktu"


Atilla Ağırbaş, yaptığı açıklamada, kitabı yazmaya karar verdiklerinde kaynak sıkıntısı çektiklerini söyleyerek, "Hiçbir veriye ulaşamıyorduk, kaynak yoktu. Yazmaya başladıkça kanala girer gibi olduk. Odaklandık ve karşımıza kaynaklar, makaleler çıkmaya başladı. Onlardan beslendik. Doğu Roma İmparatorluğu dönemine ait kaynaklara ulaşmaya başladık. Ünlü tarihçilerden, yazarlardan Libanius’un, Tatianus’un kitaplarını okumaya başladım. Çeşitli yayınları ve özellikle İstanbul’daki İslam Araştırma Merkezi’nden, kütüphanelerden, İzmit’teki Nikomedia ile ilgili kaynakları bulmaya başladık. Kurgu toparlanmaya başladı" dedi.



"Nikomedia bilinmiyor"


Diokletianus dönemi, tetrarşi sistemi ve Konstantin’in yükselişi gibi karmaşık tarihi süreçleri romanın kurgusuna taşıdıklarını belirten Ağırbaş, "Bu kitapta ’Nikomedia görünür olsun’ dedik. Çok gizlendi çünkü. Bir şehrin 46 yıl boyunca Roma İmparatorluğu’na başkentlik yaptığı bilinmiyor" diye konuştu.



"Bir şaheser"


Bir İzmitli olarak bu eseri kaleme almayı sorumluluk olarak gördüğünü belirten Ağırbaş, şunları kaydetti:


"Nikomedia’nın, İzmit’in üzerindeki ölü toprağını silkinip atması gerekiyor. Artık görünür olması gerekiyor. Bu kitap görünür olmanın başlangıcı. Diyoruz ki, ’Gizlenme artık, çık, görünür ol’ Ben bu kitaptan büyük bir keyif alıyorum, aldım. Herkes kitabı okusun. Bence çok büyük yüreklilikle söylüyorum, bu bir şaheser. Dan Brown’un eseri kadar çok nitelikli, çok büyük şaheser. Burada alemlerden alemlere akıyorsunuz. Bu kitapta ilk defa kurgu içerisinde Nikomedia geçiyor"



"İnanılmaz bir serüvendi"


Kitabın diğer yazarı Ece Özbaş, eserin kurgusunun, var olduğuna inanılan "Hin, Bin, Yim, Rim, Tin, Sin ve Min" adlı 7 gizli kabile fikrinden doğduğunu anlattı. Konunun daha önce işlenmemiş olmasının kendisini cezbettiğini söyleyen Özbaş, "O süreçte Atilla Bey de Nikomedia ile ilgili bir romanı araştırıyordu. O da farklı bir roman kaleme alıyordu. Sonra ’Bu kadar önemli bir medeniyetin içinde neden olmasın?’ diyerek serüvene bütün ağırlığıyla Nikomedia girdi. Sonra kurgu daha da zenginleşmeye başladı. İnanılmaz bir serüvendi. Atilla’nın eriştiği kaynaklar ve gidebildiği alanlar çok farklıydı" dedi.



"Nikomedia’yı görünür kılmak istedik"


Yazar Ece Özbaş, 7 gizli kabile temasını Nikomedia tarihine bağlamak için Atilla Ağırbaş’ın henüz yayımlanmamış "Nikomedia Kahini" adlı eserindeki bir karakteri kullandıklarını kaydetti. Kurgu için İzmit’in tarihi mekanlarında çalıştıklarını vurgulayan Özbaş, şöyle konuştu:


"Çeşitli mühürleri birleştirmek için burada Kapanca Sokak’ta, Terzibayırı’nda özel arkeolojik alan oluşturduk. Tabii ki kurgu bize ait, evren bize ait. Bunun üzerinden kurguyu İstanbul-Nikomedia arasında birleştirerek tamamladık. Şunu da yaptık; Kapanca’ya gittik, alanlar belirledik, oradaki bir oteli konuşlanma merkezi olarak seçtik. Araştırmalarımızı yapıp birleştirdik. Mekanları gezerek, iç gözümüzle görerek yazdık. Sonra fark ettik ki; Nikomedia ve İstanbul zaten birleşik. Burada sadece Nikomedia var. Gizli olan bu medeniyetin görünmesini istedim. Herkes her yeri kullandı ama maalesef Nikomedia gizli kaldı, onu görünür kılmak istedik. İstanbul’da misyoner gibi Nikomedia’yı anlatıyoruz. Sadece şunu demek istiyorum; İstanbul, Nikomedia’yı bilmiyor"



"Tarihi uydurmuyoruz"


Romanın tarihi gerçeklere ne kadar bağlı kalındığı konusuna ise yazar Ece Özbaş, "Tarihi uydurmuyoruz. Hiçbir kitabımızda hiçbir bilgiyi kendimize göre uydurmuyoruz. Hepsi doğru bilgi, süzüyoruz. Hikaye tadında yazıyoruz. Çünkü hepimiz hikaye severiz" diye konuştu.


Atilla Ağırbaş ise "Bu bir büyülü gerçeklik. Bunun içinde kurgumuzu yaparız ama içine gerçeklikleri koyarız. Kurgu içinde insanların, okuyucunun daha iyi anlayabilmesi için senaryolaştırıyoruz" şeklinde yanıt verdi.



"Geri bildirim bekliyoruz"


Okurlardan geri bildirim beklediklerini de ifade eden yazar Özbaş, "Takdir de etmeniz gerekmiyor. Bizi eleştirebilirsiniz. Biz eleştiriye açığız. Çünkü biz bunu size sunuyoruz, kendimizde bitirdik. Sevilmesini istiyoruz. Sevmeyebilirsiniz de. Ama bizi görün" ifadelerini kullandı.



Yazarlar, Nikomedia’nın sırlarını "Gizli Kabile" ile aralıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de etkinliklerle anıldı Lozan’da 30 Ocak 1923’te imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı. Etkinlik, 103 yıl önce, Yunanistan’dan gönderilen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yer olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşti 30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı. Yunanistan’dan gelen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yerlerden biri olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşen temsili karaya çıkış töreninde duygu yüklü anlar yaşanırken, göç yollarında hayatını kaybedenler için denize karanfil bırakıldı. Türk Yunan Nüfus Mübadelesi’nin 103’üncü yıl dönümü anma etkinlikleri her yıl olduğu gibi bu yıl da, 103 yıl önce Yunanistan’dan gönderilen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yer olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşti. Anma etkinliklerine, Büyükçekmece Kaymakamı Ali İkram Tuna, Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Hakan Çebi, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, CHP Büyükçekmece İlçe Başkanı Halis Çiçekçi, Rum Patrikhanesi Silivri Metropoliti Maksimos Vgenopoulos, Büyük Mübadele Derneği Başkanı Sabit Semiz, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Olcay Özcan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yanı sıra, çok sayıda davetli katıldı. Mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu Büyükçekmece Belediyesi, Büyük Mübadele Derneği, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği, Trakya ve Balkanlar Dayanışma ve Kültür Derneği iş birliğinde gerçekleşen törende; Atatürk Anıtı’na çelenk takdimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu. Ortak bildiride, "Bundan tam 103 yıl önce, 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol ile milyonlarca insan, asırlardır ’memleketim’ dediği topraklardan koparıldı. Bugün bizler, mübadil kuruluşları olarak; bu büyük ve zorunlu ayrılığın mirasçıları sıfatıyla bir aradayız. Savaşın karanlığında, göç yollarında ve Ege’nin soğuk sularında yitirdiğimiz atalarımızı saygıyla, rahmetle ve hiç eksilmeyen bir hüzünle anıyoruz. Atalarımızın doğduğu topraklara, tüten bacalarına, bıraktıkları ibadethanelere ve mezarlara yaptığımız her ziyaret; vicdanımıza, hafızamıza ve özlemlerimize yapılan kutsal bir yolculuktur. Gittiğimiz yüzlerce yerleşim yerinde inşa ettiğimiz dostluk ve barış köprüleri, iki halkın kalıcı huzurunun teminatıdır. Mübadelenin 103. yılında, denizlere bıraktığımız karanfiller sadece yitirdiğimiz canlar için değil, aynı zamanda sınırların insanları ayırmadığı, emperyalist planların can almadığı bir dünya özlemi içindir. Atalarımızın hüzünlü hikayesinden aldığımız dersle bir kez daha haykırıyoruz" ifadeleri kullanıldı. Gülcemal Mübadele Kültür Evi açıldı Anma programında, mübadele döneminde atalarının giydiği geleneksel kıyafetleri giyen genç mübadiller, izleyicilere göçü denizden teknelerle gelerek canlandırdı. Törenin sonunda mübadele döneminde zorunlu göçe tabi tutulan mübadilleri Yunanistan’dan İstanbul ve İzmir’e taşıyan "Gülcemal" adlı geminin ismini taşıyan Gülcemal Mübadele Kültür Evi’nin açılışı gerçekleştirildi. Kültür evi, mübadillerin yaşam öykülerinin ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasını amaçlayan bir merkez olarak faaliyet gösterecek. "Mübadelenin öğrettiği değerleri, gelecek kuşaklara aktarmalıyız" Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Hakan Çebi, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara aktarmanın önemli olduğunu belirterek, "Bugün burada tarihin en hüzünlü ve en büyük zorunlu yolculuklarından biri olan Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi’nin geride bıraktığı acıları ve hatıraları saygıyla anmak için bir araya geldik. 30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan "Türk ve Rum Nüfusun Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol" ile yüz binlerce insan, doğup büyüdükleri topraklardan koparılarak bilinmeze doğru yola çıkmak zorunda bırakıldı. Bu yalnızca bir yer değiştirme değil, geçmişi geride bırakıp, derin acılar ve büyük belirsizlikler içinde yeni bir hayat kurma mücadelesiydi. Mübadil büyüklerimiz, geldikleri bu topraklarda tüm yokluklara ve zorluklara rağmen çalışkanlıkları, sabırları ve dayanışmalarıyla hayata tutunmuş; kısa sürede bu ülkenin toplumsal ve kültürel dokusunun ayrılmaz bir parçası haline gelmişlerdir. Bugün sahip olduğumuz kültürel zenginlik ve birlikte yaşama kültürü, onların emeğinin ve direncinin en somut mirasıdır. Bizlere düşen görev; bu acı dolu tarihsel süreci unutmamak, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara doğru ve eksiksiz biçimde aktarmaktır. Bu vesileyle; göç yollarının çetin koşullarında yaşamını yitiren tüm mübadil büyüklerimizi rahmet ve saygıyla anıyor, hatıralarını yaşatan hayattaki çınarlarımıza sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum" şeklinde konuştu. "İki Memleketli Şarkılar" konseri duygulandırdı Anma etkinliklerine Atatürk Kültür Merkezi’ndeki programla devam edildi. Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi’nin tarihsel süreci ve göç yollarında yaşanan zorluklarının anlatıldığı belgeselin ardından günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmaların ardından Yunanistan Volos Müzik Okulu Korosu sahne aldı. 60 kişiden oluşan Koronun "İki Memleketli Şarkılar" isimli konseri salonu dolduran yüzlerce mübadil torununa duygu dolu anlar yaşattı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren anma etkinliklerine bu yıl da ilgi çok yoğun oldu.
Karaman İmamın sahibi gelir alır diye bıraktığı çantayı kaşla göz arasında çaldı Karaman’da bankta unutulan çanta, cami imamı tarafından sahibi gelir düşüncesiyle bir iş yerinin klima fanı üzerine bırakıldıktan sonra kimliği belirsiz bir kişi tarafından çalındı. Hırsızlık anı ise güvenlik kameralarına yansıdı. Olay, sabah saatlerinde Yunus Emre Caddesi Tabakhane Geçidi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Yunus Emre Camii imamı İbrahim K., yatsı namazı sonrası cami yakınındaki bankın üzerinde unutulmuş kadın çantasını fark etti. Çantanın sahibinin geri dönebileceğini düşünen imam çantayı banktan alarak cami yakınında bulunan bir iş yerinin önündeki klima fanının üzerine bıraktı. Sabah saatlerinde cadde üzerinden geçen kimliği belirsiz bir şahıs, klima fanı üzerindeki çantayı gördü. Dakikalarca çevreyi kontrol eden ve kimsenin olmadığını gören şüpheli, çantayı alarak olay yerinden hızla uzaklaştı. Çantasını unuttuğu yerde bulamayan C.Ç. isimli kadın ise durumu polis ekiplerine bildirerek şikayetçi oldu. Çantanın içerisinde, C.Ç.’nin engelli çocuğu için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla yeni çektiği bir miktar para bulunduğu öğrenildi. Olayla ilgili konuşan esnaf Onur Tunçtürk, "Yunus Emre Camii’nin imamı, yatsı namazı çıkışında cami yakınlarındaki bir bankın üzerinde bir çanta buluyor. Çantayı, sahibi gelir düşüncesiyle bir esnafın dükkanının önüne bırakıyor. Sabah saatlerinde ise bir kişi çevreyi kontrol ettikten sonra çantayı alarak uzaklaşıyor. Şahsın kamerayı fark etmediğini düşünüyoruz. Güvenlik kamerası kayıtlarını izlediğimizde olayı net bir şekilde gördük. Duyduğuma göre çantanın içerisinde yaklaşık 9 bin lira para bulunuyormuş. Çanta daha sonra ilerideki Kuğulu Park’ta bulundu ancak içindeki para yoktu. Ayrıca çantanın sahibinin engelli bir çocuğu olduğu ve paranın engelli maaşı olduğunu duyduk" dedi. O anlar kamerada Şüpheli şahıs tarafından çantanın alındığı anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, şahsın bir süre çevreyi gözlemlediği, ardından klima fanı üzerindeki çantayı alarak bölgeden hızla uzaklaştığı görülüyor. Polis ekipleri, güvenlik kamerası görüntülerini inceleyerek şüphelinin kimliğini tespit etmek ve yakalamak için çalışma başlattı. Olayla ilgili tahkikat sürüyor.