ASAYİŞ - 27 Şubat 2025 Perşembe 19:37

Yeğeninin eşini özel halk otobüsünde öldüren sanığın yargılanmasına başlandı

A
A
A

Kocaeli’de yeğeniyle kaçarak evlenen genci, özel halk otobüsünde 15 yerinden bıçaklayarak öldüren sanığın yargılanmasına başlandı. Sanık, "Eve gitmek için otobüse bindiğimde tesadüfen karşılaştık. Bana küfür edince yanında da silah taşıdığını bildiğim için panikle olay gerçekleşti" dedi.

Olay, 9 Ekim 2024 tarihinde Karamürsel’den İzmit’e giden özel halk otobüsünde meydana geldi. Otobüste yolculuk yapan Enes Yiğithan Toraman (29), 4 Temmuz Mahallesi’nde otobüse binen eşinin dayısı Volkan A. (39) tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Yolcuların gözü önünde Toraman’ı defalarca bıçaklayan zanlı, cinayetin ardından arka kapıdan inerek kaçtı. Hastaneye kaldırılan Toraman, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

Kaçan şahsı yakalamak için harekete geçen polis ekipleri, Volkan A’yı başka bir otobüsle İzmit’e giderken Gölcük’te yakaladı. Gözaltına alınan şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Enes Yiğithan Toraman ile eşinin gönüllü olarak kaçarak evlendikleri, bu olaydan sonra aileler arasında başlayan husumetin barış ile neticelendiği, Toraman çiftinin de bir bebeklerinin bulunduğu öğrenildi.

Cinayete ilişkin hazırlanan iddianamede, Enes Yiğithan Toraman’ın kalbi başta olmak üzere vücudunda toplam 15 bıçak darbesi bulunduğu bilgisi yer aldı.

"Enes bana, ’Senin yeğenini sinkaf ettim, 4 bacını da sinkaf edeceğim’ diyerek küfürler ediyordu"

Olayla ilgili duruşma Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmaya tutuklu sanık Volkan A., maktulün ailesi, taraf avukatları ve tanıklar katıldı. Maktulün yeğeni ile evli olduğunu söyleyen tutuklu sanık Volkan A., "Maktul yeğenim ile evliydi. Enes ile yeğenim kaçarak evlendi. Enes, Kübra’yı darp ederek kolunu yerinden çıkardı. Bu sebeple aramızda sürtüşme başladı. Küfürler ediyordu. Kübra boşanma davası açtı ancak sonrasında barıştılar. Bunun üzerine konuyu kapattık. Enes’in kadın ticareti yaptığına dair konuşmalara da şahit oldum. Kübra’yı merak ettim, Enes kendisini tehdit mi ediyor yoksa kendi rızası ile mi kocasının evine kalıp kalmadığını sordum ancak yeğenim cevap vermedi. Bunun üzerine Enes ile konuşmak için Karamürsel’deki iş yerine gittim ancak kendisini bulamadım. Geri dönmek için otobüse bindim, tesadüfen Enes’i orada gördüm" diye konuştu.

"Bana ettiği küfürler ve silah taşıdığını bildiğim için o panikle olay gerçekleşti"

Otobüse binince arakasını döndüğünü ve Enes’in kendisine küfür ettiğini iddia eden Volkan A., "Bana küfür edince kendisini bıçakladım. Kendisi ile sürtüşmelerimizden dolayı bıçak taşımaya başlamıştım. Enesin silah taşıdığını ve yakalattırdığını biliyordum. Bana ettiği küfürler ve silah taşıdığını bildiğim için o panikle olay gerçekleşti. Enes beni sürekli tehdit ediyordu, bana konumlar atıyordu. Enes ile aynı durakta mı otobüse bindik bilmiyorum, o an onu görmedim" şeklinde konuştu.

"Kübra, ’Enes’in ölmesini istiyorum’ dedi. 3 gün sonra da oğlum öldürüldü"

Sanıktan şikayetçi olan maktulün annesi Filiz Altan, "Sanığın dediği hiçbirine katılmıyoruz. Kübra, 15 yaşından beri dayısından işkence gördüğünü, hatta kendisini bıçaklamaya kalkıştığını söylerdi. Oğlum daha önce küfür etmiş olabilir ancak sanığın dediği kadar yoktur. 5 dakikada oğlumun siniri yatışırdı. Oğlum kendilerine özür mesajları da yazmıştır. Ailenin tamamından şikayetçiyim. Anne ve babası varken neden sanık bu konuya dahil oldu anlamış değilim. Olaydan önce Kübra ile Enes kavga etmişti. Kübra, ’Enes’in ölmesini istiyorum’ dedi. 3 gün sonra da oğlum öldürüldü" ifadelerini kullandı.

Maktulün babası Yusuf Toraman ise, "Oğlum sigara dahi içmeyen bir insandı. Oğlum evlendikten sonra değişmeye başladı. Sanık, bana ve eşime de küfür etti. Oğlumu 15 kere bıçaklamış. Oğlum katledildi. Sanığa az ceza verirseniz sanık kürsüsünde ben olurum, o başka yerde olur" dedi.

"Abim melek gibi adamdı"

Sanıktan şikayetçi olan maktulün kardeşi Emre Toraman, "Abim gelini kaçırmak için benden destek istedi, ben de yardım ettim. ’Benim kızımı bana geri getireceksiniz, cezaevinde yeni çıktım’ diyerek bizi tehdit ettiler. En sonunda olayı yatıştırdık ve barıştık. Sanık abimi öldürmek için pusuya yatıyor. Volkan metamfetamin kullanıyor. Tek başına bu işi yapmış olamaz. Aileden yardım istemiştir. Abim melek gibi adamdı. Defalarca güvenlik kameraları görüntülerini izledim. Enes küfür etmiyor" diye konuştu.

"Maktulün, ’Abi ne olur yapma’ dediğini duydum ancak küfür ettiğini duymadım"

Olaya ilişkin tanık olarak dinlenen otobüs şoförü Recep A. "Sanık yolcu olarak otobüse bindi. Sonrasında kargaşa oldu. Yolcular bağırıştı. Hepimiz aşağıya indik. Olay anını görmedim ancak sonradan kameralardan izledim" şeklinde konuştu.

Tanık olarak dinlenen yolcu Dilek K., "Şoförün 3 sıra arkasında oturuyordum. Vurma sesi ile arkamı döndüm. Sanığın yumruk attığını düşündüm. Maktulün, ’Abi ne olur yapma’ dediğini duydum ancak küfür ettiğini duymadım. Sanığın ise küfür ettiğini duydum. Korku ile aşağıya indim. 40 saniye sonrada sanık aşağıya indi. Elinde de küçük bir bıçak vardı" ifadelerini kullandı.

"Volkan tehdit mesajları sebebiyle 3 kez hattını değiştirdi"

Olaya ilişkin dinlenen tanık Hasan Ç., "Volkan arkadaşım olur, kendisi ile gün boyu beraberdik. Beraber esrar içtik. Enes ile görüşmek istediğini söyledi. Gerek olmadığını söyledim ve ayrıldık. Ertesi gün haberlerden olayı öğrendim. Maktul tarafından sanığa tehdit mesajları geldiğini gördüm. ’Metamfetamincisiniz, satıyorsunuz. Sizin ayaklarınızı kıracağım’ diye mesajlarını gördüm. Volkan’a kendisini şikayet etmesini söyledim. Volkan tehdit mesajları sebebiyle 3 kez hattını değiştirdi. Bildiklerim bunlardan ibaret" dedi.

"Volkan bizimle damat tarafı arasında köprü oldu"

Tanık olarak dinlenen Enes Yiğithan Toraman’ın kayınbabası Ali Bilge, "Volkan kayınbiraderim olur. Volkan bizimle damat tarafı arasında köprü oldu. Kızdığımda Volkan bana, ’Sen de benim ablamı kaçırmadın mı? Yeğenim bir hata yaptı, yapacak bir şey yok’ dedi. Kızım 3 kere kapıma geldi. 2’nci gelişince bağrımıza bastık. Volkan, ’Olur öyle şeyler’ dedi. Kızım, 13 günlük bebeği ile gece yarısı evime geldi ve darp raporu aldı. 13 günlük bebekle mahkemelerde koşturdum. Kızım 3 kez kapı önüne konmasına rağmen hukukla, polisle olayı çözelim istedik" diye konuştu.

"O niyetle yapmadım ancak öldüyse de dünya bir pislikten kurtuldu"

Konuşmasını sürdüren Bilge, "Eşime bir gün maktulden, ’Gelin kızınızı alın, yoksa balkondan atarım’ tarzında mesaj geldi. Eşim korktuğu için şikayetçi olmadı ama Volkan defalarca şikayetçi olması konusunda eşimle konuştu. Apar topar kızımızı aldık. Boşanma davası açtık. Maktul davaya gelmedi. Maktul, Volkan’ın evini bile bastı. Karakola gidip ifade verdik. Ona rağmen Volkan, ’Olmuş bitmiş, yuvasına sahip çıksın’ dedi. Hep polisle işimizi çözmeye çalıştık. Karşı taraf yüzde 1 bile haklı olsaydı, ben Volkan’dan şikayetçi olurdum. Maktul sürekli küfür ve tehdit ediyordu. Olay gerçekleştikten sonra telefonla konuşmamızda Volkan bana, ’Enes ile eşine yuvana sahip çık demek için konuşmaya gittim. Ancak ancak bana küfür etti. Bıçakladım, öldü herhalde. O niyetle yapmadım ancak öldüyse de dünya bir pislikten kurtuldu’ diye yaşananları bana anlattı" şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi.

Fehime Kartal

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Kurtlar Vadisi" ile hafızalara kazınan yalı satışta İstanbul Boğazı’nda yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla gündeme geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çeken tarihi yapı dron ile görüntülendi. İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Kandilli sahilinde yer alan ve bir döneme damga vuran Kurtlar Vadisi dizisiyle hafızalara kazınan Abud Efendi Yalısı satışıyla tekrar gündem geldi. Yalının yüzde 15,23’lük hissesinin 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Tarihi yapı, Boğaz’ın mavi sularıyla çevrili konumuyla dikkat çekti. Boğaz yalıları arasında özgün mimarisiyle öne çıkan yapı, 1835 ile 1855 yılları arasında Osmanlı saray mimarisinin önemli isimlerinden Garabet Balyan tarafından inşa edildi. Boğaz’ın seçkin yalıları arasında gösterilen yapı, iki katlı ahşap mimarisi, beyaz cephe kaplaması ve kırmızı kiremitli çatısıyla dikkat çekiyor. Yalı, 1900 yılında Mehmet Abud Efendi tarafından satın alınarak Abud Ailesi’nin ikameti olarak 1981 yılına kadar kullanıldı. Yaklaşık 1 bin 500 metrekarelik arsa üzerinde bulunan yapı, 270 metrekare taban alanına ve toplam 540 metrekare kullanım alanına sahip. Kâgir olarak inşa edilen alt katta iki ayrı kayıkhane yer alırken, üst kat yarı dikdörtgen formda bir sofa etrafında şekilleniyor. Dronla havadan çekilen görüntülerde yalının denize sıfır konumu ve geniş rıhtımı net şekilde görüldü. Üst açıdan yapılan çekimlerde simetrik pencere düzeni, cumbalı bölümleri ve Boğaz’a açılan geniş terası dikkat çekti. Yalının hemen yanında bulunan müştemilat ve arka bahçedeki ağaçlık alan da görüntülere yansıdı. Sahil hattı boyunca uzanan iskele ve mermer rıhtım bölümü ise yapının tarihi kimliğini gözler önüne serdi. Dizilerle özdeşleşen yalı Yalı, özellikle Kurtlar Vadisi dizisinde geçen sahnelerle geniş kitleler tarafından tanındı. Dizide güç ve otoriteyi simgeleyen konsey sahnelerine ev sahipliği yapan yapı, yıllar içinde televizyon tarihinin simge mekanlarından biri haline geldi. Hisselerinin satışa çıkarılmasıyla yeniden gündeme gelen yalıda yüzde 15,23’lük payın 170 milyon TL bedelle satışa sunulduğu öğrenildi. Boğaz hattındaki tarihi yapıların yatırım değeri her geçen gün artarken, söz konusu yalının hem tarihi geçmişi hem de televizyon hafızasındaki yeri nedeniyle farklı bir konumda bulunduğu belirtiliyor. Havadan çekilen görüntülerde Boğaz’daki dalga hareketleriyle birlikte yalının suya yansıyan silueti dikkat çekerken, çevresindeki tarihi ağaç dokusu ve sahil şeridi de kadraja yansıdı.
Erzurum Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile akademik iş birliği görüşmesi gerçekleştirildi Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu ve küresel akademik iş birliklerini güçlendirme hedefi doğrultusunda önemli bir akademik temasa daha ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda, Azerbaycan Tıp Üniversitesi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Doç. Dr. Kamandar Yaqubov, Doç. Dr. Gülbeniz Hüseynova ve Doç. Dr. Aydın Aliyev ile Pato-Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Sevinç Hacıyeva, Atatürk Üniversitesini ziyaret ederek bir dizi görüşmede bulundu. Ziyaret programı çerçevesinde konuk akademisyenler, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede; iki üniversite arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi, ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi, akademik personel ve öğrenci değişim programlarının artırılması ile disiplinler arası çalışmaların teşvik edilmesi gibi başlıklar ele alındı. Oldukça verimli bir atmosferde gerçekleşen toplantıda, özellikle farmakoloji ve patofizyoloji alanlarında yürütülebilecek ortak bilimsel çalışmaların stratejik önemi vurgulandı. Taraflar, bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması, uluslararası fon kaynaklarına yönelik projelerde birlikte yer alınması ve sürdürülebilir akademik iş birliklerinin tesis edilmesi konusunda karşılıklı mutabakat sağladı. Rektör Hacımüftüoğlu, nazik ziyaretlerinden dolayı Azerbaycan Tıp Üniversitesi heyetine teşekkür ederek, iki köklü kurum arasında tesis edilen bu temasların, önümüzdeki süreçte somut iş birliklerine dönüşeceğine olan inancını ifade etti. Ziyaret, iyi niyet temennilerinin ardından sona erdi.