MAGAZİN - 24 Aralık 2019 Salı 15:34

Ünlü bestekar Ali Osman Erbaşı, Sonsuz Şükran Köyü’ne yerleşiyor

A
A
A
Ünlü bestekar Ali Osman Erbaşı, Sonsuz Şükran Köyü’ne yerleşiyor

Türk Halk Müziği’nin duayen ismi bestekar, aranjör, prodüktör ve bağlama ustası Ali Osman Erbaşı, Konya’nın Hüyük ilçesinde kurulan Sonsuz Şükran Köyü’ne yerleşme kararı aldı.

Türk Halk Müziği’nin duayen ismi bestekar, aranjör, prodüktör ve bağlama ustası Ali Osman Erbaşı, Konya’nın Hüyük ilçesinde kurulan Sonsuz Şükran Köyü’ne yerleşme kararı aldı.


Hüyük Belediye Başkanı Mehmet Çiğdem’i makamında ziyaret eden Ali Osman Erbaşı, daha önce Hüyük ilçesine düzenlenen kültür, sanat ve gençlik festivali kapsamında geldiğini hatırlatarak, “Buraya hayran kaldım. Bundan sonraki sanat yaşamımı burada sürdürme kararı aldım. Hüyük Belediye Başkanımız Mehmet Çiğdem’in sanata ve sanatçıya karşı sevgisi, duyarlılığı, samimiyeti ve tutumu benim buraya yerleşmem için büyük etken oldu” dedi.


Ali Osman Erbaşı, ilçeye bağlı Çavuş Mahallesi’nde bulunan ve sanatçılara ait kerpiç evlerin bulunduğu Sonsuz Şükran Köyü’nden kendisinin de bir ev satın aldığını belirterek, “Buraya bir stüdyo kurduk. Çalışmalarımı bundan sonra burada sürdüreceğim. Bundan sonra eserlerimizi Hüyük’te hayata geçireceğiz” ifadelerini kullandı.


Hüyük Belediye Başkanı Mehmet Çiğdem de, ‘Hangimiz sevmedik’, ‘Ötme bülbül’, ‘Hazan nedir’, ‘Yarimi ellere gelin etmişim’ gibi birçok eserin sahibi bestekar, büyük usta Ali Osman Erbaşı’yı ilçesinde ağırlamaktan büyük onur ve mutluluk duyduğunu belirtti. Başkan Çiğdem, “Ali Osman hocam ülkemize mal olmuş bir halk müziği üstadımızdır. Bundan sonra bestelerini Hüyük’te yaparken, ilçemiz gençleri için kurduğu atölyesinde saz dersleri verecek. Düşünsenize gençlerimiz büyük bir ustadan kurs alacak. Ben Ali Osman Erbaşı hocam gibi yaşayan efsanelerin yaşarken kıymetlerinin bilinmesini istiyorum. Hocam fahri değil artık resmi Hüyüklü olmuştur. İlçemize hoş geldi, sefalar getirdi, diyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Umre hayaliyle çıktıkları yolda dolandırıldılar: "Tatile gitmeyecektik, sadece ibadet etmek istedik" Çekmeköy’de umre ibadetini yerine getirmek amacıyla özel bir tur şirketine binlerce lira yatıran çok sayıda vatandaş, paralarını kaptırarak büyük bir mağduriyet yaşadı. "Savaş çıktı, uçuşlar iptal edildi" gibi bahanelerle oyalandıklarını ve tur şirketinin kapısına kilit vurarak sırra kadem bastığını iddia eden vatandaşlar, "Biz sadece ibadet etmek istemiştik. Mağduriyetimiz giderilsin, yetkililer sesimizi duysun" diyerek yardım çağrısında bulundu. İstanbul’da umreye gitmek için Elham Tur isimli firmaya başvuruda bulunan 60’a yakın vatandaşın hayalleri, şirketin ortadan kaybolmasıyla adeta kabusa döndü. Rezervasyon ve pasaport işlemleri için kişi başı binlerce dolar ödeme yapan mağdurlar, uçuş gününü beklerken bir anda ofisin kapanması ve yetkililere ulaşılamamasıyla beraber büyük bir şok yaşadı. İstanbul dışında Sakarya, Düzce, Kocaeli ve Diyarbakır gibi illerden de çok sayıda kişinin aynı yöntemle mağdur edildiğini öne süren vatandaşlar; Diyanet İşleri Başkanlığı ve TÜRSAB’a güvenerek bu yola çıktıklarını belirterek, "Biz ne Paris ne de yaz tatili peşindeydik; tek amacımız ibadetimizi yapmaktı" sözleriyle yaşadıkları çaresizliği dile getirdi. "Bize ’Gideceksiniz, herhangi bir sorun yok’ dediler, sonrasında dolandırıldığımızı öğrendik" Umreye gitmek için Elham Tur şirketine başvuran ancak sonrasında konuyla alakalı hiçbir bilgi alamadıklarını aktaran Abdülkerim Tercanlı, "Elham Tur’a aracılar vasıtasıyla Şubat ayında başvuruda bulunduk. Başvuruda bizden bir miktar para istendi rezervasyon için, biz de gönderdik. Sonrasında Şubat ayının sonuna doğru bizden pasaportlarımız istendi. Pasaportlarımızı da verdiğimizde ’Biz size ulaşacağız, gerekli bilgileri verip uçak biletlerini alıp size ulaşacağız’ dendi. Sonrasında uçak biletlerinin alındığı ve umreye gidebileceğimiz söylendi. Üzerinden vakit geçtikçe ne bir haber ne de herhangi bir bilgi alabildik. En sonunda Mart ayının sonlarına doğru kendisine ulaşmak istediğimizde bize ’Siz gideceksiniz, herhangi bir sorun yok’ dediler. Sonrasında Ümit Sekmen’in bizi dolandırdığı ve paramızı alıp kaçtığı söylendi. Ben kendisi daha önceden de bu işleri yaptığı için inanmadım ama sosyal medyada görünce dolandırıldığımızı anladık" şeklinde konuştu. "Biz bu insanlara güvenemeyeceksek bu gibi şirketler neden var" Ailesi ile birlikte umreye gitmek için toplam 420 bin lira para ödeyen Tercanlı, yaşanan mağduriyeti şu sözlerle dile getirdi: "Bunun için savcılığa gidip başvurumuzu yaptık; CİMER’den yazımızı da yazdık fakat herhangi bir sonuca ulaşamadık. Biz yurt dışına veya şehirler arası bir yaz tatiline gitmek istemiyoruz; sadece ibadetimizi yapmak için umreye gitmek istiyoruz. Biz bu insanlara güvenemeyeceksek, bunlara para yatırıp da umreye gidemeyeceksek bu gibi şirketler daha neden var? Umreye gidebilmek için ben ve ailem toplam 8 kişi 410 bin lira, 420 bin lira gibi bir meblağ ödedik. Onun haricinde bunun gibi farklı şehirlerden mağdur olan bir sürü insan var, toplamda nereden baksanız 600-700 kişiye denk geliyor." "Buraya tavsiye üzerine gelmiştik, bu adamı tanımıyorduk, paramız gitti" Eşiyle birlikte umreye gitmek isteyen ve süreç boyunca sürekli olarak oyalandıklarını dile getiren Fevzi Karaduman, "Ben ve eşim Şubat’ın 16’sında Elham Tur’a müracaatta bulunduk umreye gitmek için. Kayıtlarımızı yaptılar, pasaportlarımızı aldılar. 1500 dolar verdim o zaman iki kişi için. 1000 dolar da kaldı, "Sonra verirsiniz" demişti. Para istediler, en son kalan parayı da ödedik. Ayın 31’inde beni arayıp dedi ki, "Sen ayın 4’ünde gidemezsin, sizi bayramdan sonra göndeririz.’ Ben de geldim ofiste, biraz bağırıp çağırdık birbirimize, ’Niye böyle kandırıyorsunuz bizi, biz gideceğiz, umutlandık’ dedim. Sonra hemen başka bir listeye kaydırdılar bizi. Sonra bütün masraflar hazırdı, bilet de almışlardı bana WhatsApp grubuna atmışlardı. Ayın 1’inde baktık olay patlak vermiş; herkesin telefonu kapalı, ofis kapalı. Pasaportlarımızı dahi polisten aldık. Ayın 23’ünde götürülen umrecileri de orada mağdur etmişler. O umrecilerin otel parası yatırmamış yemek parası yatırmamış; otelciler de onları dışarı çıkarmış, onları Türk yetkilileri getirdi Türkiye’ye. Buraya tavsiye üzerine gelmiştik, bu adamı tanımıyorduk, paramız gitti maalesef. Çok fazla insan mağdur oldu" diyerek aktardı. "Biz umreye gidecektik, Fransa’ya, Paris’e gitmeyecektik" Eşiyle birlikte umreye gitmek isterken mağdur olan İlyas Alemdaroğlu, "Tanıdık vasıtasıyla yazıldık fakat hiçbir sonuç alamadık. Bu konuyu TÜRSAB’ın denetlemesini istiyoruz. Diyanet’in bununla ilgilenmesini istiyoruz. Devletimiz büyüktür, onların el atmasını istiyoruz, mağduruz" dedi. Şeyma Alemdaroğlu ise amaçlarının tatil değil yalnızca ibadetlerini yerine getirmek olduğunu söyleyerek, "Görümcemin kaynanası ve kayınpederi birkaç yıl önce gitmişti, onlar çok memnun kaldılar. Orada Ümit Sekmen’in kendileriyle çok güzel ilgilendiğini söylediler. Ondan sonra biz de dedik ki, ’Madem memnun kaldınız biz de gidelim.’ Biz umreye gidecektik; Fransa’ya, Paris’e gitmeyecektik. Biz böyle bir şekilde olacağını düşünmedik, sadece güvendik. Biz güvendiğimiz için çok mağdur olduk, ne yapacağımızı bilmiyoruz. Yetkililerden yardım bekliyoruz" diye konuştu. "’Savaş çıktı gidemiyorsunuz’ dediler" Umreye gitmeyi uzun zamandır planladığını ifade eden Ayşegül Çokşener, tur şirketinin "savaş" bahanesiyle yaşattığı mağduriyeti şu sözlerle anlattı: "Ben umreye gitmek için bir yıldır çaba gösteriyordum, araştırma yapıyordum, Diyanet’le gitmek istedim ama bu arkadaşım gidip geldikten sonra Elham Tur’u çok methettiler, çok övdüler. Ben de bunlarla güvenerek, inanarak araştırdım geldim, burada direkt kendileriyle görüştüm. Bütün para ve pasaport işlemlerini kendim yaptım. Gidiş günü yaklaşınca bir hafta öncesinden bana haber geldi, ’Ertelendi, savaş çıktı’ diye. ’Suudi Arabistan savaş nedeniyle kabul etmiyor, sizi bayramdan sonra göndereceğiz’ dediler. Ben de ’Olmaz artık ben istemiyorum, paramı geri almak istiyorum’ dedim. Sonra bana sözleşme gönderdiler. Nisan’ın 15’i ile 30’u arasında paramın yatacağını söylediler ama birkaç gün sonra internette duydum ki Sakarya’da havaalanında insanlar kalmış. Burayı aradığımda hiçbir şekilde ne geri dönen ne de cevap veren oldu. Diyanet bu tür firmalara nasıl yetki veriyor? Bu kadar basit ve kolay olmaması lazım bunun. İnsanlar ’Arkamızda devlet var’ diyerek bu şirketlere yazılıyor."