KÜLTÜR SANAT - 13 Ocak 2026 Salı 09:55

Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras

A
A
A
Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras

Konya’nın Hadim ilçesinde, Türk mutfağının binlerce yıllık lezzetlerinden biri olan kavut unu, asırlık yöntemlerle hazırlanarak günümüze taşınıyor. Kor ateş üzerinde ince sacda uzun saatler boyunca kavrulan buğday, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, nohut, mısır ve menengiç gibi doğal ürünlerden elde edilen kavut unu, zahmetli üretim sürecinin ardından sofralarda tatlı olarak yerini alıyor.


Hadim ilçesine bağlı Bolat Mahallesi’nde yaşayan 47 yaşındaki İbrahim Çakar, unutulmaya yüz tutmuş bu kadim lezzeti yaşatan sayılı isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Yıllar öncesinde neredeyse her evde yapılan, yaylaya çıkmadan önce mutlaka hazırlanan kavut unu, günümüzde ise Çakar’ın özverili çalışmalarıyla ayakta tutuluyor.


Saatler süren emek, köz ateşinde kavurma


Kavut ununun yapım sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten Çakar, kullanılan malzemelerin tek tek seçildiğini ve odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavrulduğunu ifade etti. Yaklaşık 6-7 saat süren kavurma işlemi, kavut ununa kendine özgü aromasını kazandırıyor. Kavurma işleminin ardından soğutulan ürünler, geleneksel değirmenlerde undan biraz daha iri olacak şekilde öğütülüyor. Öğütme işlemi tamamlandıktan sonra kavut unu, genellikle pekmezle karıştırılarak tatlı olarak tüketiliyor. Bu yöntem, geçmişten günümüze değişmeden gelen bir sunum şekli olarak dikkat çekiyor.


Evliya Çelebi de kavuttan bahsetti


Tarihi kaynaklarda da yer alan kavut, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde de adı geçen lezzetler arasında bulunuyor. Bu yönüyle kavut unu, sadece bir yiyecek değil; aynı zamanda kültürel bir miras olarak değerlendiriliyor.


"Atalarımızdan kalan bir miras"


Kavut ununun geçmişten günümüze taşınması için büyük çaba harcadığını belirten İbrahim Çakar, "Kavut bize atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir miras. Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek. Son 8-10 yıldır bu işi yapan neredeyse sadece ben kaldım. Kavut ununun içinde kabak çekirdeği, ay çekirdeği, mısır, buğday, nohut ve menengiç bulunur. Bu malzemeleri odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavuruyoruz. Közde 6-7 saat kavrulması gerekir. Kavrulduktan sonra soğutur, değirmende undan biraz daha iri olacak şekilde öğütürüz. Sonra da pekmezle karıştırarak tatlı olarak yeriz" dedi.


Kış aylarının vazgeçilmezi


Kavut ununun özellikle kış aylarında yoğun olarak tüketildiğini ifade eden Çakar, besin değerinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Protein ve lif açısından zengin olan kavut ununun, geçmişte soğuk kış şartlarında enerji kaynağı olarak kullanıldığını belirten Çakar, "Bunu yiyenlerde kolay kolay üşüme ve kansızlık olmaz. Kana kan katar, kan yapıcı özelliğe sahiptir" şeklinde konuştu. Eskiden Hadim ve çevre mahallelerde her evde kavut yapıldığını dile getiren Çakar, yaylaya gitmeden önce ailelerin mutlaka bu lezzeti hazırladığını anlattı. Günümüzde ise bu geleneğin neredeyse unutulduğunu söyledi. Kavut ununa olan ilginin son yıllarda yeniden arttığını belirten Çakar, Türkiye’nin birçok ilinden sipariş aldıklarını ifade etti. Taleplere yetişmekte zaman zaman zorlandıklarını dile getiren Çakar, imkanlar dahilinde gönderim yapmaya çalıştıklarını söyledi. "Bize her kesimden dua edenler var" diyen Çakar, özellikle yaşlı vatandaşlardan aldığı geri dönüşlerin kendisini duygulandırdığını belirtti. "60-70 yaşındaki teyzeler, ‘Çocukluğumuzu yaşattın’ diyerek teşekkür ediyor" dedi.


İbrahim Çakar, ömrü ve gücü yettiği sürece bu geleneği sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti. Asırlardır Anadolu sofralarında yer alan kavut unu, Hadim’de bir kültür mirası olarak yeniden hayat bulurken, geçmişin izlerini bugünün sofralarına taşımaya devam ediyor.


(FÖB-FM-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da 1 aydır kapalı olan hafriyat döküm sahası açıldığı gün mağdur etti Ankara’da hafriyat şirketi görevlisi Atilla Tüter, 1 aydır kapalı olan hafriyat döküm sahasında aracının battığını kaydederek, "Bugün döküm sahalarını açtılar. Döküm sahalarına giren araçlarımız battı. Döküm sahalarına şu an araçlar giremiyor. Esnaf olarak itiraz ettik" dedi. Hafriyat şirketi görevlisi Atilla Tüter, hafriyat döküm sahalarına Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) önce fahiş zam yaptığını, daha sonra zammı geri çekerek yüzde 300’den yüzde 100’e düşürdüğünü belirtti. Tüter, hafriyat kamyonu başına döküm sahalarına 5 bin lira ödediklerini ve hiçbir yardım göremediklerini aktardı. Yıllardır Ankara’da temel hafriyatı ve inşaat atığını taşıyan esnaflardan biri olduğunu ifade eden Tüter, 1 aydır yağış sebebiyle kapalı tutulan döküm sahasının bugün açıldığını, ancak araçlarının battığını belirterek, mağduriyetlerinin giderilmesini ve düzenleme getirilmesini talep etti. "Döküm sahalarına giren araçlarımız battı" Sahaya giren kamyonlardan birinin çamura saplanıp kaldığını aktaran Tüter, "Bizim ABB’ye ödediğimiz ücretlere fahiş bir zam yapıldı. Önce yüzde 300 zam yapıldı, sonra yüzde 100’e çekildi. Ülkemizdeki enflasyon belli, yüzde 20-30. Bu arkadaşlar yüzde 100 zam yaptılar. Encümen kararıyla bunu çıkardılar, direttiler bize. Biz şu an Ankara hafriyat döküm sahalarına araç başı 5 bin lira ile giriyoruz. Bugün 5 bin lirayı karşılayacak bir hizmet alamıyoruz burada. Döküm sahaları çamur, rezalet. 1 aydır yağış var diyorlar. 1 aydır döküm sahalarına giremiyoruz. Bugün döküm sahalarını açtılar. Döküm sahalarına giren araçlarımız battı. Döküm sahalarına şu an araçlar giremiyor. Esnaf olarak itiraz ettik, hakkımızı aramaya başlayınca bugün düzeltmeye başladılar. Ama bu şekilde yürümez. Belediyenin hizmet bedeli altında aldığı para çok fazla" diye konuştu. "Evimize ekmek götürmeye çalışıyoruz" Yaklaşık 20-30 kilometre yol yaparak hafriyat toprağını döküm sahasına getirdiklerini kaydeden Tüter, "ABB sadece düzeltme yapıp, 5 bin lira istiyor. Bize her seferden bin 500 lira para kalıyor. Bunlar nasıl bir para kazanıyorlar da bu döküm sahalarının hali içler acısı halde. Şu anda çok kötü durumdayız, esnaf olarak çalışamıyoruz. Mamak döküm sahasında arabamızın biri devrilmiştir. Arabamızın bütün masrafı bize aittir. Döküm sahasından bize yardım gelmedi. Kepçeyle konuşuyoruz, aracımızı çıkartın diyoruz. Aracımız battı, maddi zararı var, tutanak tutacağız, jandarmaya da bildirdik, zabıtaya da bildirdik. Şikayetlerimizin hepsini söyledik. Buna rağmen aracımı tam 4 saattir burada rehin bıraktılar, çekmediler. Aracımızı kendi imkanlarımızla çekmek zorunda kalıyoruz. Bize de yazık, biz de esnafız. Evimize ekmek götürmeye çalışıyoruz. ABB’nin esnaf için bu tavrı nedir? Ankara’da biz ekmek yiyemiyoruz" ifadelerini kullandı.
Aydın Efeler Belediyesi’nden miniklere afet bilinci eğitimi Efeler Belediyesi Afet İşleri Müdürlüğü ekipleri ilçedeki özel gündüz bakım evleri ile Efeler Belediyesi’ne ait gündüz bakımevlerinde kapsamlı eğitim ve tatbikat programları gerçekleştirdi. Alanında uzman personel tarafından verilen eğitimlerde; deprem, yangın ve diğer afet durumlarında yapılması gerekenler hem teorik hem de uygulamalı olarak miniklere anlatıldı. Çocuklar, afet anında "çök-kapan-tutun" hareketini nasıl yapacaklarını öğrenirken, güvenli tahliye süreçlerini de uygulamalı tatbikatlarla deneyimledi. Eğitimin her aşaması, çocukların yaş gruplarına uygun, sade ve anlaşılır bir dille gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen tatbikatlar sayesinde minikler, afet anında panik yapmak yerine doğru davranış biçimlerini uygulamayı deneyimleme fırsatı buldu. Eğitim sonunda çocuklara afet bilincini pekiştirmeleri amacıyla eğitici boyama kitapları hediye edildi. Hem öğretici hem de eğlenceli içeriklerden oluşan bu kitaplar, çocukların öğrendiklerini kalıcı hale getirmeyi amaçlıyor. Veliler ve okul yönetimleri, gerçekleştirilen eğitimlerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, erken yaşta verilen afet bilinci eğitiminin büyük önem taşıdığını vurguladı. Aileler, çocuklarının güvenliği için atılan bu adımlar dolayısıyla başta Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin olmak üzere emeği geçen tüm ekibe teşekkür etti. Efeler Belediyesi yetkilileri ise afetlere hazırlığın küçük yaşta kazanılan bilinçle başladığını belirterek, ilçede eğitim çalışmalarının artarak devam edeceğini ifade etti. Toplumun her kesimine ulaşmayı hedefleyen müdürlük, daha güvenli bir gelecek için çalışmalarını sürdürüyor.
İstanbul Trendyol Sanat, 61’inci Venedik Sanat Bienali Türkiye Pavyonu eş sponsoru oldu Trendyol Sanat, Türkiye’nin kültür-sanat birikimini küresel çapta tanıtma vizyonuyla dünyanın en köklü ve en prestijli çağdaş sanat etkinliklerinden Venedik Bienali’nde yer alan Türkiye Pavyonu’nun eş sponsoru oldu. Türkiye’de kültür sanatın dijitalleşmesine ve geniş kitlelere ulaşmasına öncülük edenlerden Trendyol Sanat’ın küresel vizyonu, dünyanın en köklü ve prestijli çağdaş sanat etkinliklerinden Venedik Bienali ile buluşuyor. Platform, Türkiye’nin özgün ve güçlü sanatsal üretiminin uluslararası sanat sahnesine taşınmasına katkısını, Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’na eş sponsor olarak güçlendiriyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) koordinasyonundaki Türkiye Pavyonu, bu yıl sanatçı Nilbar Güreş’in "Gözlerinizden Öperim-A Kiss on the Eyes" adlı sergisine ev sahipliği yapacak. Başak Doğa Temür’ün küratörlüğünü üstlendiği sergide, şiirsel, eleştirel ve nükteli bir yaklaşımla farklı kültürel sembollere, toplumsal eşitsizliklere ve kimlik meselelerine odaklanan çalışmalarıyla bilinen Nilbar Güreş’in Türkiye Pavyonu için ürettiği eserler sanatseverlerle buluşacak. 61’inci Venedik Sanat Bienali, 9 Mayıs-22 Kasım tarihleri arasında "Minör Tonlarda" başlığıyla düzenlenecek. Trendyol Sanat, Türkiye Pavyonu’nun eş sponsorluğunu üstlenerek Türkiye’nin kültür-sanat üretiminin küresel ölçekte temsil edilmesine ve kültürler arasında köprü kurulmasına destek vermeyi hedefliyor. Türkiye’nin Venedik Bienali yolculuğu Uluslararası sanat takvimindeki en önemli durak noktalarından biri olan Venedik Sanat Bienali, her iki yılda bir dünyanın dört bir yanındaki sanatçıları, koleksiyoner ve sanatseverleri bir araya getiriyor. Ana serginin yanı sıra sanatçılar kendi ülkelerinin pavyonunda eserlerini sergilerken, açılış töreninin ardından bienal jürisinin beğenisini kazanan sanatçı ve ülkelere ödülleri veriliyor. İKSV, 2007 yılından bu yana Venedik Bienali’ndeki Türkiye Pavyonu’nun koordinasyonunu üstleniyor. Dışişleri Bakanlığı himayesinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla gerçekleşen Türkiye Pavyonu, yüz yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Venedik Bienali’nin iki ana sergi alanından biri olan Arsenale’de yer alıyor. Venedik Bienali sanat camiası, koleksiyonerler ve gazetecilerin akınına uğrarken, Mayıs-Kasım ayları arasında gerçekleşen sergileri yarım milyondan fazla kişi ziyaret ediyor.