GÜNDEM - 26 Ekim 2025 Pazar 14:02

Başkan Altay, LİMAN Gönüllüleri Platformu üyesi gençlerle buluştu:

A
A
A
Başkan Altay, LİMAN Gönüllüleri Platformu üyesi gençlerle buluştu:

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Lise Medeniyet Akademisi (LİMA) öğrencileri tarafından kurulan "LİMAN Gönüllüleri Platformu" tanıtım programına katıldı.


Büyükşehir Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programda LİMAN gönüllüsü gençler, gerçekleştirdikleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Daha sonra, yapılan faaliyetlerin anlatıldığı video izlendi.



"Gençlerimizle ilgili meselelerde imkanlar oluşturmaya çalışıyoruz"


Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ilme ve irfana yatırım yapmanın öneminde dikkat çekerek, "Ne kadar güçlü olursanız olun, zaman sizi unutturuyor zaten. Ne kadar kudretli olursanız olun unutuluyorsunuz. Ama kimler unutulmuyor? Fikir üretenler unutulmuyor. Kimse Hz. Mevlana’nın mezarını arama zahmetinde bulunmadı, çünkü o hep baş tacıydı. Kimse Sadreddin Konevi Hazretleri’nin türbesini arama zahmetinde bulunmadı, çünkü o baş tacıydı. Onun için güç ve kudret, Allah’ın bahşettiği ilim ve irfanladır. Aslında ilme ve irfana yatırım yapmamızın göstergesi bu tür işler. Yoksa köprüler de yollar da unutuluyor. Bir süre sonra kimin yaptığı bile hatırlanmıyor. Dolayısıyla biz bu konuda öncü ve önder olmaya, özellikle gençlerimizle ilgili meselelerde imkanlar oluşturmaya çalışıyoruz. Yoksa işi yapan sizlersiniz. Bir araya gelen, vakit ayıran, koordine olan sizlersiniz" dedi.



"İnsanlığa faydalı olmaya çalışırken kendimizi eğitiyoruz"


Başkan Altay, LİMAN’ın Konya’nın önemli markalarından biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Eğer içinde insan varsa, gönüllüler varsa, bu işi sahipleniyorlarsa bir başarıya ulaşılıyor. LİMAN da şu anda Konya’nın en önemli markalarından birisi olma yolunda ilerliyor. Aslında fayda kendimize arkadaşlar. İnsanlığa faydalı olmaya çalışırken kendimizi eğitiyoruz ve unutmayalım hepimiz kendi hesabımızı vereceğiz. Yanımızda hiç kimse olmayacak" ifadelerini kullandı.



"Hep birlikte çok daha güzel işleri yapmaya devam ederiz"


Günümüzde insanların sosyal medya yüzünden içine kapanık bir hale geldiğini vurgulayan Başkan Altay, "Aynı evde herkesin elinde bir telefon kendi hayatını yaşıyor. Aynı odada kalıyorsunuz, arkadaşınızın nereli olduğundan, anne-babasının ne yaptığından bile iletişiminiz yok. Dolayısıyla dünyanın bizi zorladığı bu zamanda biz bir araya gelip gönüllü hareketi oluşturmaya gayret ediyoruz. İşte Bilgehaneler’imiz, Lise Medeniyet Akademileri’mizin oluşturduğu havuzdan, sizin gibi kıymetli gençlerin oluşturduğu bu yapı inşallah başarıya ulaşacaktır. Önce sizin için önemli bir fırsat oluşturacak. Sizin gibi düşünen, geleceğe dair güzel bir şey yapmak için zamanını harcama cesareti gösteren insanlarla bir araya gelme fırsatınız oluyor. Bence kazanımın en büyüğü bu. Onun için ben bu işi çok kıymetli ve önemli buluyorum. Biz de görevimiz gereği, Rabbim ne kadar nasip eder bilmiyorum ama gençlerimizle bir arada olmaya, gençlerimize fırsatlar sunmaya devam edeceğiz. Yaptığımız işlerden dolayı çok mutluyuz. İşin bereketini görüyoruz. İnşallah bundan sonra da hep birlikte çok daha güzel işleri yapmaya devam ederiz" diye konuştu.



"Sorumluluğumuz sadece kendimize değil"


Başkan Altay, dünyanın birçok yerinde özellikle Müslüman ülkelerin bulunduğu yerlerde insanların kısıtlı imkanlara sahip olduğunu dile getirerek, "Ya ekonomik olarak özgürlükleri yok ya da siyasi olarak böyle bir güçleri yok. Ama bizim ikisine de sahip olduğumuz bir zaman diliminde bulunuyoruz. Dolayısıyla sorumluluğumuz sadece kendimize, ülkemize ait değil. Suriye’de yaşayan çocuğun da bizde vebali var, Gazze’deki çocuğun da bizde vebali var. Hatta New York’taki, Londra’daki çocuğun da bizde vebali var. Dolayısıyla biz bu tür hareketleri yüceltmeli, bu tür hareketlerin bilinirliğini artırmalı ve daha çok insanın katılımını sağlayarak süreci sadece kendimize değil, hedefi büyük tutarak tüm insanlığa faydalı bir hale dönüştürmemiz gerekiyor. İnşallah bunu da ben başarabileceğimize inanıyorum" dedi.


Başkan Altay, toplumsal farkındalığı yüksek, afet çalışmaları, kültür, sanat, sağlık, sosyal hizmetler, çevre duyarlılığı, spor, dijital gönüllülük gibi çok alanda faaliyet gösteren gençleri kutlayarak, program sonunda "LİMAN Gönüllüleri Platformu" temsilcilerine sertifikalarını verdi.



Başkan Altay, LİMAN Gönüllüleri Platformu üyesi gençlerle buluştu:

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz" Ramazan ayında bilinçsiz ve ani yemek tüketiminin sindirim sistemini zorladığına dikkat çeken Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, geçmişinde mide rahatsızlığı bulunan kişilerin mide kanaması riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Ramazan ayında değişen beslenme düzeni, sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında birden ve fazla miktarda yemek tüketilmesi mide ve bağırsak sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle sahurun atlanması durumunda, uzun süre aç kalan mideye bir anda yüklenilmesi ciddi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Uzmanlar, işlenmiş ve ağır yağlı gıdaların özellikle iftar sofralarında sınırlandırılması gerektiğini ve bunun yerine sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığı aktarıyor. İftar ile sahur arasında su tüketiminin kademeli olarak artırılması da önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça eğer oruç tutan hastanın geçmişinde mide rahatsızlıkları varsa iftar zamanı yemek yerken dikkat etmesi gerektiğini söyleyerek, "Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir" dedi. "Ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır" İftarda yemek yerken hafif gıdalar ile başlanması gerektiğini söyleyen Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi. "Kanamaya yol açabilir" Bol miktarda su tüketilmesi gerektiğini belirten Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.
Tunceli Uzman desteğiyle sağlıklı yaşam: 36 kilo verdiler Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde yürütülen multidisipliner program kapsamında iki hasta, beslenme düzeni ve fiziksel aktivite desteğiyle toplam 36 kilo verdi. Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde obeziteyle mücadele kapsamında yürütülen multidisipliner çalışmalar, hastaların yaşam kalitesini artırmaya devam ediyor. Merkezde görevli Diyetisyen Ezgi Böler, obezitenin yalnızca kilo fazlalığından ibaret olmadığını, birçok sistemik sağlık sorununa yol açabildiğini belirterek tedavi sürecinde bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekti. Diyetisyen, fizyoterapist ve psikologlardan oluşan ekiplerin birlikte yürüttüğü programlarda hastaların beslenme alışkanlıkları düzenlenirken fiziksel aktivite düzeyleri artırılıyor, sürecin psikolojik boyutu da yakından takip ediliyor. Dahiliye hekimi yönlendirmesiyle merkeze başvuran hastalardan Ezgi Tuğral 3 ayda 16 kilo, Aynur Cesur ise 5 ayda 20 kilo vererek sağlıklı yaşam yolculuklarında önemli bir başarı elde etti. 5 ayda 20 kilo veren Aynur Cesur, "Kilolarımdan rahatsız olunca zayıflamaya karar verdim. Bunun için özel bir diyetisyene ücret ödemektense devletimizin bize sunduğu imkanların olduğunu bildiğim Sağlıklı Hayat Merkezi’ne geldim. Hocamızın desteği ve kendimin de azmiyle 5-6 aylık süreçte 20 kilodan fazla verdim. Daha vermeye devam edeceğim" dedi. 29 yaşında ve kısa sürede yaklaşık 16 kilo zayıflayan Ezgi Tuğral "Buraya başlama sürecimde kendimi bayağı yorgun, halsiz, bitkin hissediyordum. Normal kilomun oldukça üstündeydim. Bu da yaşantımı kısıtlıyordu. Dahiliye polikliniğine gidip kan tahlili yaptırdım, insülin direncimin yüksek olduğunu söyledi. Onların yönlendirmesiyle Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdum. Ağustos ayından ekim ayına kadar yaklaşık 16 kilo verdim. Hayat düzenim güzelleşti. Bol bol yürüyüş yapıyorum, sağlıklıyım, kendimi daha dinç hissediyorum. Arkadaşlarım da inanamadı bu halime" şeklinde konuştu. Diyetisyen Ezgi Böler, "Obezite vücutta aşırı yağ birikimi demektir. Günlük alınan kalorinin harcanan kaloriden fazla olmasıyla beraber ortaya çıkar. Obezitenin neden olduğu durumların başında hastalıklar geliyor. Kronik hastalıkların en bilindik nedeni maalesef obezite. Kalp rahatsızlığı, troid fonksiyon bozuklukları şeker hastalığı gibi birçok hastalığın başında obezite problemi geliyor. Obezite bir irade rahatsızlığı değil, maalesef kronik bir rahatsızlık haline geldi. Vücut kitle indeksi yüzde 30’un üzerinde olan bireylere obezite tanısı koyabiliyoruz. Obezite tedavisi için dahiliye hekimine gidip kan tahlili yaptırdıktan sonra Sağlıklı Hayat Merkezi’nde diyetisyene başvurup detaylı yağ-kas ölçülerini yaptırıp dengeli bir beslenme programıyla obezite sorunundan kurtulabilirsiniz" diye konuştu.
Manisa Selendi’de tütün üreticisinin zorlu mesaisi başladı Manisa’nın Selendi ilçesinin geçim kaynağının başında gelen tütünde yeni sezon hazırlıkları başladı. Geçtiğimiz yılın mahsulü evlerde beklerken üreticiler, 2026 hasadı için fide ocaklarını kurup tohumları toprakla buluşturdu. Selendi ilçe ekonomisinin temel taşlarından biri olan tütün üretiminde, 2025 yılı mahsulünün teslimat süreci devam ederken üreticiler gelecek yılın hazırlıklarına koyuldu. Üretimin en zahmetli aşamalarından biri olan fide yetiştiriciliği kapsamında, çiftçiler hazırladıkları ocaklarda tohumları naylon örtü altında toprakla buluşturuyor. İlçede hummalı bir çalışma sürerken, bazı bölgelerde ekilen fidelerin toprak yüzüne çıktığı görüldü. Ancak son günlerde Selendi genelinde etkili olan sağanak yağışlar nedeniyle bazı çiftçilerin ekim işlemlerine zorunlu olarak gecikmeli başladığı öğrenildi. Selman Hacılar Mahallesi’nde çiftçilik yapan Süleyman Zeybek, tütünün bölge insanı için hayati önem taşıdığını vurguladı. Zeybek, süreci şu sözlerle anlattı: "Geçtiğimiz yıl yetiştirdiğimiz tütünler henüz evlerimizde beklerken, biz yeni sezonun hazırlıklarına başladık. Tütün fidesi yetiştirmek için ocaklarımızı titizlikle kuruyoruz. Bu fideler yeterli büyüklüğe ulaştığında tarlalara dikeceğiz. Rabbim yardımcımız olsun, inşallah tüm üreticilerimiz için bereketli bir yıl olur". Fide döneminin sorunsuz atlatılması durumunda sezonun verimli geçmesini bekleyen Selendili üreticiler, tütünün ilçe ekonomisindeki yerini koruması için yoğun mesai harcamaya devam ediyor.