ÇEVRE - 24 Şubat 2026 Salı 14:29

Gören "Meke" sandı, gerçek başka çıktı

A
A
A
Gören "Meke" sandı, gerçek başka çıktı

Konya’nın Beyşehir ilçesinde son yağışların ardından ortaya çıkan manzara görenleri şaşırttı. Su basan Kuru Ova’da Meke Gölü’nü andıran görüntüler oluştu.


İlçeye bağlı Kurucuova Mahallesi sınırlarında yer alan ve tarım arazileriyle bilinen Kuru Ova, yağmur ve eriyen kar sularının etkisiyle göle dönüştü. Anamas Dağı’ndan gelen kar sularıyla birlikte ovayı kaplayan su, havadan görüntülendiğinde ise dikkat çekici bir benzerliği ortaya koydu. Dron çekimlerinde oluşan şekiller, Konya’nın "nazar boncuğu" olarak bilinen Meke Gölü’nü andırdı. Beyşehirli fotoğrafçı Mustafa Öztemiz’in dronla kaydettiği görüntüler, sosyal medyada "Konya’nın yeni Meke Gölü hayırlı olsun" notuyla paylaşıldı ve kısa sürede büyük ilgi gördü. Çok sayıda kullanıcı, manzaranın Meke Gölü’ne olan benzerliğine dikkat çekti.



"Yukarıdan Meke Gölü’ne benzediğini fark ettik"


Bölgeye defalarca gittiğini belirten Öztemiz, Kuru Ova’nın sular altında kaldığına ilk kez tanıklık ettiğini ifade etti. Bu yılın bereketli yağış sezonunun etkisine dikkat çeken Öztemiz, "Dronla yukarıdan baktığımızda Meke Gölü’ne benzediğini fark ettik. Hem Beyşehir için güzel bir hatıra oldu hem de doğanın farklı bir yüzünü görmüş olduk" dedi. Tarım alanlarının bulunduğu Kuru Ova’yı suların bastığını görünce havadan görüntü almak istediklerini anlatan Öztemiz, "45 yaşındayım, defalarca bu bölgeye gittim. Su bastığını hiç görmemiştim. Ama bu yıl bereketli bir yağış sezonu geçiriyoruz, ovayı su basmış. Dronla çekimlerini yaptık. Yukarıdan da gözüktüğü zaman Meke Gölü’ne benzediğini fark ettik. Güzel görseller oluştuğunu düşünüyorum hem Beyşehir için güzel bir hatıra bırakıyoruz hem de kendimiz buraları görmüş oluyoruz" dedi.


Öztemiz, görüntüleri paylaştıktan sonra çok ilgi gördüğünü, yerini ve neresi olduğunu soranlar olduğunu belirterek, "Tarif ediyoruz, gitmek isteyenler gidiyor. Görüntü olarak Meke Gölü’ne benzediğini söylüyorlar. Burada devamlı su olmuyor. Adı üstünde de Kuru Ova. Burada ekili araziler de var, arazileri de su basmış durumda" diye konuştu.



Gören "Meke" sandı, gerçek başka çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek: "Güçlü toplum güçlü Türkiye’nin temelidir" Niğde, Aksaray ve Nevşehir Dernekler Federasyonlarını ağırlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Güçlü aile, güçlü toplum demektir; güçlü toplum ise güçlü Türkiye’nin temelidir" ifadelerinde bulundu. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Niğde, Aksaray ve Nevşehir Dernekler Federasyonlarını ağırladı. Bakanlıkta gerçekleşen görüşmede Bakan Gürlek, sivil toplum kuruluşlarının (STK) milletin vicdanını, dayanışma ruhunu ve ortak aklını temsil eden yapılar olduğunu belirtti. "Bölgemizin geleceğine dair ortak bir sorumluluğu paylaşıyoruz. Kültürel değerlerimizi yaşatmak, örf ve adetlerimizi korumak, sorumluluk bilincini diri tutmak şehirlerimizin kimliğini daha da güçlü kılacaktır. Güçlü aile, güçlü toplum demektir; güçlü toplum ise güçlü Türkiye’nin temelidir" diye konuştu. Nevşehir, Aksaray ve Niğde’nin hem tarımsal üretim hem de turizm açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Bakan Gürlek, konuşmasına şöyle devam etti: "Ben o bölgede yaşadım. Tarım o bölgenin olmazsa olmazı ama son zamanlarda Niğde’de de Aksaray’da da görüyorum gerçekten turizm de çok ileriye gidiyor. Bu konuda da güzel çalışmalar var. Kapadokya’mızın dünya çapındaki marka değerini, Niğde’mizin tarımsal üretim gücünü, Aksaray’ımızın sanayi ve lojistik imkanlarını doğru planda ve güçlü iş birliğiyle bölgemizi inşallah hep beraber sizlerin de katkılarıyla daha ileriye taşıyacağız. Nevşehirli, Niğdeli, Aksaraylı hemşerilerime kapım her daim açık. Bakanlık olarak biz de bölgenizde çeşitli inşallah hizmetler yapacağız. Zaten inşallah ilerleyen süreçte de şehirlerimizi ziyaret edeceğiz. Federasyonlarımıza bağlı derneklerimizin yürüteceği çalışmada yanınızda olduğumu belirtmek istiyorum." Bakan Gürlek, federasyon başkanına ve yönetim kurulu üyelerine çalışmalarında başarılar diledi.
Bursa Endüstriyel yemekte güven, disiplinli üretimle sağlanır Endüstriyel yemek sektöründe artan maliyet baskısı ve fiyat odaklı rekabet, gıda güvenliği ve üretim disiplini konularını yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, binlerce kişiye aynı anda yemek üreten firmalarda güven, ancak standartlara dayalı ve sürdürülebilir bir üretim anlayışıyla korunabileceğini söyledi. Üretim yalnızca mutfakta başlamadığını, tüm süreci kapsayan ciddi bir disiplin ve denetlenebilir yapı gerektirdiğini vurgulayan Yankı Yemek A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Dönmez, sektörde güven, iyi niyetle değil; standart üretim, teknoloji ve sürdürülebilir kontrol mekanizmalarıyla sağlanabileceğini söyledi. Coşkun Dönmez, endüstriyel yemekte kalıcı olmanın yolunun günü kurtaran çözümlerden değil, deneyimi kurumsal bir sisteme dönüştürmekten geçtiğini ifade etti. Bu sebeple Yankı Yemek’te üretimin her aşamasının yazılı prosedürler ve izlenebilir süreç yönetimiyle yürütüldüğünü belirten Dönmez, "Endüstriyel yemekte asıl fark, bir gün iyi üretmek değil; her gün aynı standartta üretimi sürdürebilmek. Bu anlayış, Yankı Yemek’te ilk günden beri üretimden sevkiyata kadar tüm süreçlerde temel referans olarak uygulanıyor. Endüstriyel yemek sektöründe güvenin yalnızca kazanılan bir değer olmadığını, aynı zamanda korunması gereken bir sorumluluktur. Sürekliliğin bu noktada belirleyici unsurdur. ’Yemediğimizi yedirmeyiz’ anlayışının bir slogan değil, günlük üretim disiplininin temel ilkesidir" dedi. Coşkun Dönmez, "Hijyen ve standardizasyonun artık yalnızca denetimlerle değil, teknolojiyle de doğrudan ilişkili hale geldi. Mümkün olduğunca el değmeden üretim prensibiyle çalışmaktayız. Teknolojik altyapı üretimde standartlaşmayı güçlendirdi. Bu sayede insan kaynaklı riskleri minimize ederek, izlenebilirliği arttırarak gıda güvenliğini daha güçlü şekilde sağlıyoruz" diyor. Hammadde temininde tavizsiz bir yaklaşım benimsediklerini ifade eden Coşkun Dönmez, ürün tedarikinde yalnızca tanınmış ve güvenilir markalarla çalıştıklarını, tüm girdilerin analizler ve sertifikalarla düzenli olarak denetlendiğini aktardı. Dönmez, "Bu sayede, hammadde güvenliğinin yalnızca satın alma aşamasında değil, tüm üretim zinciri boyunca takip edilmektedir. Üretim ve yönetim süreçleri ISO 14001, ISO 9001, ISO 22000 (HACCP) ve OHSAS 18001 belgeleriyle belgelendirilmiştir. Bu belgelerin, disiplinli ve denetlenebilir üretim anlayışının sahadaki karşılığı olduğunu ifade ediyor. Endüstriyel yemek sektöründe kurumsal müşterilerin beklentilerinin her geçen gün artmaktadır. Hijyen, izlenebilirlik, standart üretim ve sürekliliğin artık temel kriterler haline geldi.35 yıllık deneyimi teknoloji, denetim ve süreç yönetimiyle birleştirdiklerini belirten Dönmez, endüstriyel yemekte güvenin ancak disiplinli üretimle korunabileceğini vurguluyor" diye konuştu.
Elazığ Rektör Göktaş, çalışan öğrencilerle sahurda buluştu Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, gece çalışan öğrencilerle sahurda buluştu. Fırat Üniversitesi bünyesinde kurulan ve yapımı hayırsever iş insanı, Elazığ İş Kadınları Derneği (ELİKAD) Başkanı Prof. Dr. Yasemin AÇIK tarafından üstlenilen ilk AR-GE Merkezi, öğrencilerin ve akademisyenlerin yoğun çalışmalarıyla 7 gün 24 saat hizmet vermeyi sürdürüyor. Yazılım, bilişim, yapay zeka, robotik kodlama, savunma sanayi ve dijital dönüşüm başta olmak üzere pek çok alanda proje geliştirme faaliyetlerinin yürütüldüğü merkez, üniversitenin araştırma ve üretim kapasitesine önemli katkı sağlıyor. Ramazan ayı dolayısıyla Prof. Dr. Yasemin Açık AR-GE Merkezi’ni sahur vaktinde ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, gece saatlerinde çalışmalarına devam eden öğrencilerle bir araya geldi. Laboratuvarlarda yürütülen projeler hakkında bilgi alan Prof. Dr. Göktaş, öğrencilerin üzerinde çalıştığı yazılım ve teknoloji projelerini yerinde inceledi. Ziyaret sırasında öğrencilerle sohbet eden Prof. Dr. Göktaş, proje süreçleri, karşılaşılan teknik konular ve planlanan çalışmalar üzerine görüş alışverişinde bulundu. Gece boyunca çalışmalarını sürdüren öğrencilerle birlikte sahur da yapan Prof. Dr. Göktaş, Ramazan ayının birlik ve dayanışma ruhuna dikkat çekti. Öğrencilerin merkezden etkin şekilde faydalandığını ifade eden Rektör Prof. Dr. Göktaş, merkezin 7/24 açık olmasının özellikle yoğun proje dönemlerinde önemli bir imkan sunduğunu belirtti. Rektör Göktaş, "7 gün 24 saat açık olan bu merkezde yazılım, yapay zeka, bilişim ve dijital dönüşüm gibi alanlarda önemli çalışmalar yürütülüyor. Öğrencilerimizin burada ortaya koyduğu her proje, üniversitemizin bilimsel gücüne ve ülkemizin teknolojik gelişimine katkı sunmaktadır. Sahur vaktinde dahi burada çalışan, proje hazırlayan öğrencilerimiz var. Bu merkezin üniversitemize kazandırılmasında emeği bulunan ELİKAD Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık hocamıza bir kez daha teşekkür ediyorum. Sevgili öğrencilerimiz, burası sizin üretim alanınız. Çalışmaya, üretmeye ve geliştirmeye devam edin. Biz her zaman yanınızdayız" dedi.
Bursa Leylek köyünde büyük sevinç: Eşi geldi, herkes Yaren’i bekliyor Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Eskikarağaç Mahallesi’nde (Leylek köyü), balıkçı Adem Yılmaz ile kurduğu dostluk hikayesiyle milyonların gönlünde taht kuran Yaren leyleğin eşi, bu sabah saatlerinde yuvaya geldi. Köyde bir haftalık erken vuslat için herkes heyecanlanırken, 15’inci kez Yaren ile buluşmayı hayal eden balıkçı Adem Yılmaz, "Çok özledim onu, gözüm yollarda. En erken 28 Şubat’ta gelmişti. Eşi bu kez daha erken geldi" dedi. Aralarındaki 15 yıllık dostlukla Türkiye’de ve yurt dışında milyonların kalbinde taht kuran Adem Yılmaz ile Yaren leyleğin buluşması bu yıl erken olacak gibi görünüyor. 15 yıl önce başlayan dosluğun hikayesi romanlara, belgesel ve filmlere konu olmuştu. Doğaseverlerin ve Adem amcanın şubat ayının sonunda yolunu gözlediği Yaren leylek geçen yıl 15 Mart’ta, eşi ise 2 gün önce yuvaya gelmişti. Yaren leyleğin eşi bu sabah yuvaya geldi. Hatta Leylek köyünün ilk misafiri de bu leylek oldu. Sabah kalktığında yuvada leylek gören Adem Yılmaz, önce Yaren leylek sanarak heyecanlandı ancak sonra eşi olduğunu fark etti. Adem Yılmaz’ın evinin bacasına ve çatısına konan leylek, Eskikaraağaç Mahallesi sakinlerini de heyecalandırdı. Yılmaz, leyleklerin bugünlerde gelmesini beklediklerini belirterek, "Eşi geldi. Leylek köyünün de bu yıl gelen ilk leyleği bu. Eğer sağsa başına bir şey gelmezse en fazla bir hafta gecikmeyle Yaren de gelir. Çok özledim onu gözüm yollarda. En erken 28 Şubat’ta gelmişti eşi ilk kez bu kadar erken geldi. Martın ilk haftasında gelirlerdi önceden" dedi.