EKONOMİ - 20 Ağustos 2025 Çarşamba 11:04

Konya Ovasında ayçiçeğinde yağ kalitesi üst seviyede, yağda sorun görünmüyor

A
A
A
Konya Ovasında ayçiçeğinde yağ kalitesi üst seviyede, yağda sorun görünmüyor

Konya Ovası ayçiçek üretiminde Trakya’dan sonra en önemli üretim bölgesi haline geldi. Uzmanlar, ovada ayçiçeğinin ağırlıklı olarak sulu alanlarda yetiştirildiği için çok da hububat kadar rekolte kaybının olacağını tahmin etmediklerini ve üretilen ayçiçeklerindeki yağ oranlarının çok üst düzeyde kaliteli bir şekilde gerçekleştiğini, önümüzdeki dönemde hasatla birlikte bunun fiyatlara da olumlu bir şekilde yansımasını beklediklerini söyledi.


Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya, hasat sezonunda yaklaşık 6 milyon ton tahıl üretimiyle ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor. Ayçiçeği ekimine çiftçilerin hger geçen yıl daha fazla rağbet gösterdiği Konya Ovası, Türkiye’deki ayçiçek yağı üretiminin 200 bin tonluk kısmını karşılamaya başladı.


"Vatandaşlarımız herhangi bir tereddüde olmasını gerektirecek bir sıkıntımız yok"


Kurak geçen üretim sezonuna rağmen ayçiçeğinin sulu tarımla yetiştirilmesinden kaynaklı büyük bir sorunun olmadığına dikkat çeken Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, "Türkiye’de toplam yağ üretimi 1 milyon 850 bin ton civarında. Bunun da yaklaşık olarak 200 bin ton civarında Konya bölgesinde üretim gerçekleşiyor. Bu da çok ciddi bir üretim miktarı. Konya bölgesi ayçiçek yağı üretiminde gerek yağ fabrikaları olsun, gerekse bunun tarımı olsun ciddi bir potansiyel sağlıyor. Konya bölgesindeki üretilen yağlarda şu an için herhangi bir sıkıntının oluşacağını düşünmüyoruz. Konya bölgesinde yetiştirilen ayçiçekler ağırlıklı olarak sulu alanlarda yetiştirildiği için, çok da hububat kadar rekolte kaybının olacağını tahmin etmiyoruz. İnşallah herhangi bir sıkıntı yaşamayız ama şunu söyleyebiliriz; üretilen ayçiçeklerindeki yağ oranları çok üst düzeyde kaliteli bir şekilde gerçekleşiyor. Vatandaşlarımızın herhangi bir tereddüde ve sıkıntıya girmelerini gerektirecek bir durum yok şu anda. İnşallah önümüzdeki dönemlerde ayçiçek hasatlarıyla beraber bu yağ fiyatlarına da olumlu bir şekilde yansır" dedi.


"Sulu bölgelerimizde ayçiçek üretimiyle alakalı herhangi bir problemimiz yok"


Konya bölgesi, yağlık ayçiçek üretiminde yaklaşık 600 bin dekar civarında bir üretim alanıan asahip olduğunu anlatan Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, "İklimin kurak gitmesi, yağışların azalması, hububat üretiminde olduğu gibi yeşil mahsul dediğimiz, mısır, ayçiçek, şeker pancarı gibi ürünlerde de bir takım verim düşüklüklerine neden olacağını tahmin ediyoruz. Sulu bölgelerimizde ayçiçek üretimiyle alakalı herhangi bir problemimiz yok. Rekoltelerimizde bir problem olacağını düşünmüyoruz. Yalnız kıraç alanlarda ekilen bazı bölgelerimizde kıraç alanlarda ekilen ayçiçeklerde birtakım rekolte düşüklükleri olabilir. Burada çiftçilerimizin elinden geldiği kadar yaptığı uygulamalar da olsa tabii iklimin bunda çok büyük etkeni oluyor. İklim yağış olmayınca, kurak gidince maalesef ürünlerin rekoltelerinde de düşüşler yaşanabiliyor" şeklinde konuştu.


"Ülkemizdeki yetiştirilen ayçiçekler tüketime yetecek seviyede"


Herhangi bir kayıp oluşması durumunda Bakanlığın destekleme yapabileceğini dikkat çeken Kırkgöz, "Bu yıl bakanlığımız muhtemelen rekolte kaybı yaşanan ürünlerde ve çiftçilerin maliyetlerini kurtaramayacakları seviyede fiyat oluşması durumunda ekstra desteklemelere de girecek. Burada ayçiçek de bu şekilde bir desteklemenin yapılacağını düşünüyoruz. Bakanlığımızın bu konuda bir çalışma yürüttüğünü de biliyoruz. Bu son tüketiciye giden üründeki fiyatı çok etkileyeceğini düşünmüyoruz. Çünkü çiftçilerimizin maliyetin altında kalan üretimlerde bakanlığımızın yaptığı ekstra destekleme çiftçilerimizin maddi açıdan kurtaracak seviyeye ulaşmasına neden oluyor. Bu da son tüketiciye giden ayçiçek yağındaki fiyatı arttıracağını çok da düşünmüyoruz. Çünkü ülkemizdeki yetiştirilen ayçiçekler tüketime yetecek seviyede. Hatta dönem dönem ihracata da ayçiçek yağı gönderdiğimiz oluyor. Böylesi dönemlerde birtakım söylentiler çıkartılarak bazı kişilerin haksız kazanç sağlamasına neden olmakta. Şu anda ayçiçek hasatlarına çok az bir süre kalmış durumda. İlk önce Trakya bölgesindeki ayçiçekler hasat edilecek. Muhtemelen oralarda da verim düşüklükleri yaşanabilir ama bu nihai ürün olan ayçiçek yağına çok fazla etkileyeceğini düşünmüyoruz" diye konuştu.


(İY-FM-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."