EKONOMİ - 14 Ocak 2025 Salı 10:52

Tarım ürünleri ihracatını etkileyen kimyasallara karşı uzmanlardan uyarı

A
A
A
Tarım ürünleri ihracatını etkileyen kimyasallara karşı uzmanlardan uyarı

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Ovası’nda hububat ekimi yapan üreticilere, tarım ürünlerinin ihracatında probleme neden saklama şartlarından kaynaklı sorunlar ile bakteri, virüs ve haşerelerin zararlı etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılan pestisitlerle ilgili uyarı geldi. Uzmanlar, kullanılan kimyasalın ölçü, zaman ayarı ve bilinçli kullanımına dikkat çekiyor.


Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, tarım ürünlerinin ihracatında yapılan kontroller sırasında ortaya çıkan gıda ürünlerinin saklama şartlarından kaynaklı problemler ve bakteri, virüs ve haşerelerin zararlı etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılan pestisitlerin kullanımı ile ilgili uyarılarda bulundu. Başkan Kırkgöz, “Son günlerde tarım ürünlerinin ihracatında bir takım problemlerin yaşandığı, gümrükten geri döndüğü, pestisitlerin kullanımıyla alakalı problemlerden kaynaklı olduğu söylenmekte. Bizlerin takip ettiği kadarıyla bazı ürünlerde aflatoksin kaynaklı geri döndükleri söylenmekte. Öncelikle aflatoksin kaynaklı ürünlerin pestisitlerle herhangi bir alakası yoktur. Bunlar gıda ürünlerinin saklama şartlarından kaynaklı problemler oluşmasından dolayı geri dönmesi söz konusu oluyor. Ürünlerin küflenmesinden kaynaklı geri dönmeler bunlar. Tabii gıda ürünlerinin tarladan hasat ettikten sonra depolama şartları oldukça önemli. Bunların yurt dışına gidene kadar özellikle yaş sebze ve meyvelerde koruma şartlarının düzgün bir şekilde yapılması gerekiyor. Aksi takdirde bu tarz sıkıntılar, problemler yaşanabiliyor. Diğer konu pestisitlerin kullanılmasıyla alakalı olan konuda ise burada ziraat mühendisi meslektaşlarımız genelde arazilerde yaptığı çalışmalarda ilaçların yarılanma ömürlerine göre kullanım tavsiyelerini yapmakta. Tabii iklim değişikliğiyle beraber hastalıkların ve zararlıların da popülasyonlarının ve çıkma dönemlerinin yani bu hastalıkların oluşma dönemlerindeki zamanlarda da değişiklikler meydana geldi. Son günlerde hastalıkların biraz daha geç dönemlerde yaşanması, çiftçilerimizin ilaçları biraz daha geç kullanmalarına, hasat tarihlerine yakın kullanmalarına neden oldu. Bu tarz sıkıntılar dönemsel olarak yaşanabiliyor. Tabii burada önemli olan bu konularda çiftçilerin bilinçlendirilmesi. Sahada çalışan ziraat mühendisi meslektaşlar bu konularda bilinçli. Çiftçilerimizi de bilinçlendirme çalışmalarını yapmakta. Tabii Tarım Bakanlığımızın personelleri de bu konularda özellikle sebze grubu ve meyve grubu yetiştirilen bölgelerde çiftçilerle yapılan toplantılarda bu ilaçların dönemlerini, kullanım zamanlarını ve dozajlarını kendilerine söylemekteler. Bunlarla ilgili eğitimler de yapılmakta. Çiftçilerimize buradan söylememiz gereken konu; bu ilaçları atmadan önce mutlaka aldıkları bayi dükkanlarında ziraat mühendisi meslektaşlarımızdan ilaçları ne zaman kullanacaklarını ve kullandıktan sonra ne zaman hasat edeceklerini sormaları gerekmekte” ifadelerini kullandı.



“Dünya genelinde pestisitlerin kullanımının azaltılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor”


Dünya genelinde aslında pestisit kullanımının azaltılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini anlatan Konya Şube Başkanı Kırkgöz, “Geçtiğimiz yıllarda yeşil mutabakat imzalandı Avrupa Birliği ülkeleri arasında. Burada ülkemiz de bu yeşil mutabakatı imzalayan ülkelerden bir tanesi. Bununla birlikte bir bakanlığımızın ismi değişti. Çevre Şehircilik Bakanlığımız, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak ismi değiştirildi. Burada bu yeşil mutabakat incelendiğinde dünya genelinde aslında pestisitlerin kullanımının azaltılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. Tabii pestisitlerin zararlı olduğunu herkes biliyor. Çünkü kimyasal bir ürün. Bunun koklanması dahi insan sağlığına çok ciddi anlamda zarar veriyor. Bunların azaltılmasına yönelik dünya çapında bir çalışma yürütülmekte. Ülkemizde de bu çalışmalar yürütülmekte. Tabii pestisitlerin bu denli zararlı olduğu bilindiği halde yoğun bir şekilde kullanılması mantıksız gibi geliyor ama tarımsal üretimde maalesef bu ürünler kullanılmadığı zaman ciddi anlamda verim düşüklükleri ve kalitede çok ciddi anlamda bozulmalar meydana geliyor. Belli bir standartta ürün yetiştirebilmeniz için ve artan dünya nüfusunu doyurabilmeniz için belli bir alanda, belli bir verimi almanız gerekiyor. Ciddi anlamda daralan tarım alanlarında bu verimleri alabilmek için maalesef bu ürünlerin kullanılması da gerekiyor. Tabii bu ürünler zamanında ve düzenli kullanıldığı zaman herhangi bir problem oluşturmuyor. Zamansız ve dengesiz kullanıldığında çok ciddi problemler veya yoğun kullanıldığında çok ciddi problemler oluşturuyor ve burada da çiftçilerimizin bunlara dikkat etmesi gerekiyor. Verim açısından pestisitlerin çok fazla verim artırıcı özelliği yok sadece dayanıklıklarını, bazı böceklere karşı bitkinin veya ağacın mukavemetini arttırmakta bu ilaçlar. Tabii kuraklığın veya iklimin şöyle bir etkisi var; Yağış periyotlarındaki değişiklikler bu zararlı organizmaların, böceklerin ve mantari hastalıkların yaygınlaşmasına ve yoğunlaşmasına neden olabiliyor. İklimin bundan dolayı belki zararı olmuş olabiliyor” şeklinde konuştu.


Tarım ilacı satıcısı Süleyman Tokgöz ise, “Çiftçilerimize ilacı uygun dozlarda tavsiye ediyoruz, periyodik olarak arazi kontrollerini gerçekleştiriyoruz. İlk başta arazinin, çiftçimizin yanında bulunuruz. Gerekli tedbirlerimizi, önlemlerimizi alırız. Ona uygun reçeteler yazarız. Gerekli programlar yazarak böylece takiplerini gerçekleştiririz. Fazla kullanım olduktan sonra özellikle bazı ilaçlarda iş işten geçebiliyor ama genelde bitkiyi destekleyici ürünlerle daha güzel olabiliyor” diye konuştu.



Tarım ürünleri ihracatını etkileyen kimyasallara karşı uzmanlardan uyarı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Bodrum’da özel çocuklar sahnede alkış aldı Bodrum Sağlık Vakfı tarafından geleneksel olarak düzenlenen "Çocuk Şenliği", 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında Turgutreis’te büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Özel bireyler ve ailelerinin katıldığı etkinlikte, bayram coşkusu renkli görüntülere sahne oldu. Turgutreis’te vakıf bahçesinde başlayan programda, özel bireyler sahne alarak hazırladıkları gösterileri sergiledi. Etkinliğe katılan aileler ve davetliler, çocukların performanslarını uzun süre alkışladı. Açılış konuşmalarını Orçun Mert, Vakıf Müdürü İlknur Şengül ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ülker İnan yaptı. Konuşmalarda milli egemenliğin önemi ile özel bireylerin sosyal hayata katılımının taşıdığı değer vurgulandı. Sanatçı Bora Gencer de yaptığı konuşmayla katılımcılara duygusal anlar yaşattı. Program kapsamında vakfın farklı yaş gruplarındaki öğrencilerinin uzun süredir hazırlandığı dans gösterileri sahnelendi. Gösteriler, izleyenlerden büyük beğeni topladı. Etkinlikte ayrıca geleneksel bayram pastası kesildi. Şenlikte Atölye Piera Nostalji Korosu’nun seslendirdiği şarkılar ve TED Koleji Halk Oyunları ekibinin gösterisi programa renk kattı. Animasyon ve müziklerle devam eden etkinlik, katılımcıların birlikte dans ettiği anlarla sona erdi. Etkinlik sonrası açıklama yapan vakıf yetkilileri programa katılanlara teşekkür ederek, "Bugün sadece bir bayramı değil, çocuklarımızın neleri başarabileceğini de kutladık. Eğitim kurumlarının güvenliği ve toplumsal huzurun önemini bir kez daha hatırlatıyor, şiddetin her türlüsünü kınıyoruz" ifadelerini kullandı.
Malatya Başkan Er: "Kayısı Enstitüsü alanını Malatyalılara nefes olacak bir projeyle açacağız" Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kayısı Araştırma Enstitüsü’nün kente kazandırılacağını ifade ederek, "Mevcut doku, ağaç ve bitki örtüsü korunarak alanı Malatyalılara açacağız. Malatya’ya nefes olacak bir alan oluşturacağız" dedi. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nü ziyaret ederek alan üzerinde incelemede bulundu. Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürü Abdullah Erdoğan, Başkan Er ve beraberindeki heyete enstitü hakkında bilgi verdi. Erdoğan, enstitü olarak üç kampüste hizmet verdiklerini belirterek, "40 AR-GE personelimiz var. Projeler bazında hareket ediyoruz" dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nün bulunduğu alanın Malatya’nın kalbi, önemli ve kıymetli bir yer olduğunu ifade etti. Üstlendiği vazife itibariyle müdürlüğün yer aldığı arazinin önemli olduğuna dikkat çeken Başkan Er, "Bu alana Tarım ve Orman İl Müdürlüğü binasının yapılması gündemdeydi. Biz, Tarım İl Müdürlüğüne bina için farklı bir yer üzerinde çalıştık. Hazırlıklı bir şekilde Tarım ve Orman Bakanımıza gittik. Bakanımızdan burayı istedik, ‘Malatya’ya kazandıralım’ dedik. Bakanımıza, bu alana dokunmadan Malatya halkına açacağımızı söyledik" dedi. "Doğal haline dokunmadan Malatyalılara açacağız" Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nün bulunduğu alan üzerinde çeşitli projelerinin olduğunu ifade eden Başkan Er, "Doğal dokusuna, ağaç ve bitki zenginliğine dokunmadan ve hatta zenginleştirerek burayı Malatyalılara açacağız. İnsanlarımızın, ailelerin ve çocuklarımızın gelip hoşça vakit geçirebileceği, tarımı tanıyacakları birtakım projelerimiz var. Tarım ve Orman Bakanımız projeyi birlikte yapmayı teklif edince çok mutlu olduk. Malatya’ya yakışacak bir projeyi inşallah hep birlikte üretiriz. Malatya’nın istifadesine sunarız. Hızlı hareket etmemiz lazım. Birçok proje var. İnşallah hızlı bir şekilde yol alırız" ifadelerini kullandı. "Malatya’ya nefes olacak bir alan oluşturacağız" Malatya’ya nefes olacak bir alan oluşturacaklarını anlatan Başkan Sami Er, "İnsanlarımızın gelip hoşça vakit geçirebileceği bir yer olacak. Dünyada bunun örnekleri var. Gerekirse komisyondaki arkadaşları yurt dışına da göndeririz. Türkiye’de de örnekleri vardır. Mümkün mertebe buradaki dokuya dokunmadan bu çalışmaları yapacağız. Kayısı Araştırma Enstitüsü de önemli bir görev ifa ediyor. Yine onların görevlerini yapabilecekleri bir bina olacak. Ağaçlara zarar vermeden buranın dokusuna uygun zihnimizden geçen bir Kayısı Müzesi projesi var. Bu müze gerek panoramik gerekse de geleneksel olacak. Panoramik müzenin ana ekseni kayısı olmakla birlikte Malatya ile ilgili farklı şeylerde ilave edilebilir. Kayısı ana temalı böyle bir müzenin olmasını arzuluyoruz. Bununla ilgili çalışmamız olacak. Kayısı araştırmayla ilgili laboratuvarlar olacak. Hızlı bir şekilde çalışıp, projelerimizi tamamlayarak burayı Malatya’ya kazandıracağız" bilgilerini verdi. Kayısı Araştırma Enstitüsü alanının olduğu haliyle muhafaza edileceğini kaydeden Başkan Er, "Mevcut doku, ağaç ve bitki örtüsü korunacak. Sadece eski yapıların yerine Panoramik ve manuel kayısı müzesi olacak" dedi. Başkan Sami Er daha sonra müdürlük içinde incelemede bulunarak, binalar hakkında bilgi aldı. Glutensiz ürünler AR-GE üretim merkezi, seralarda incelemede bulunan Başkan Er, hızlı bir çalışmayla Kayısı Araştırma Enstitüsü alanının Malatyalılara açılacağını da sözlerine ekledi.
Ankara MHP Genel Başkan Yardımcısı Yurdakul: "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir" MHP Aile, Kadın Ve Sosyal Hizmet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Selim Yurdakul, "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir. Bizler kadınlarla göçen, kadınlarla büyüyen, kadınlarla savaşan ve kadınlarla yöneten bir milletiz" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, Türk Kadın Hareketi Derneği tarafından düzenlenen ‘Türk ve Türkiye Yüzyılında Kadınların Sesi, Geleceğin Yolu’ paneline katıldı. Yurdakul, Türk kadınının tarihsel misyonu, toplumsal rolü ve gelecekteki konumuna ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Yurdakul, konuşmasında Türk kadınının toplumdaki yerini "toplumun asli taşıyıcısı ve aile kurumunun temel direği" olarak tanımladı. Kadının, Türk Yüzyılı vizyonunun en güçlü teminatı olduğunu ifade eden Yurdakul, milliyetçi-ülkücü anlayışın geçmişe bağlı fakat geleceğe dönük dinamik bir yapı taşıdığını vurguladı. "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir" Türk milletinin binlerce yıllık tarih yolculuğunda Türk kadını, sadece bir figür değil, devlet kuran, ordu yöneten, bilim ve sanatta çığır açan bir özne olduğunu kaydeden Yurdakul, sözlerine şu şekilde devam etti: "Türk tarihi aynı zamanda kadının tarihidir. Bizler kadınlarla göçen, kadınlarla büyüyen, kadınlarla savaşan ve kadınlarla yöneten bir milletiz. Türk kadınının destanı, insanlığın hafızasından silinmeyecek kadar köklü ve görkemlidir. Henüz tarihin şafak vakti sayılan milattan önce 2000’lerden bu yana Türk kadını, siyasetin ve devlet yönetiminin tam merkezindedir. Türk Kadını, güneşin bayrak, göğün çadır olduğu kutlu mefkuremizde, erkeğiyle omuz omuza çarpışan bir ‘Alp’tir. Bu sebeple Türk kadınlarını yiğitlikleri ve kahramanlıkları nedeniyle Alp Kadın olarak adlandırmak doğru olacaktır. İşte bu köklü mirasın bir tecellisi olarak, Karakalpakların ‘Kırk Kız’ destanındaki Gülayım, on dört yaşında bir peri kızı kadar zarif olmasına rağmen, vatanı yağmalandığında zırhını kuşanmış, kırk arkadaşıyla birlikte düşmana Türkistan’ı dar etmiştir. Bir açıdan Türk kadını, sadece bir savaşçı değil, aynı zamanda açı doyuran, yoksulu giydiren, yurdunda ‘yetimi ve kimsesiz kadınları abad eden’ adil bir hükümdardır. Türk kadınının bu iradesi, bugün bizlerin siyasi mücadelesindeki en büyük ilham kaynaklarından biridir." "Milliyetçi Hareket Partisi olarak, kadının toplumsal yaşamın her alanında, temsil edilmesini ülkümüz olarak görüyoruz" Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte Türk kadınının, hak ettiği hukuki ve siyasi statüye kavuşma yolunda dev adımlar atıldığını ifade eden Yurdakul, "Bu dönemde kadınlarımıza tanınan seçme ve seçilme hakkı, o dönem Avrupa’nın pek çok ülkesinde hayal bile edilemezdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleri, bizim bugün de savunduğumuz geleneksel ve milliyetçi bakış açısının temelidir; ‘Büyük Türk kadınını mesaimizde müşterek kılmak, hayatımızı onunla yürütmek, Türk kadınını ilmi, içtimai hayatta erkeğe ortak, yardımcı yapmak lazımdır.’ Ancak biz biliyoruz ki, sadece yasalar yetmez; asıl olan, o ruhu ve o iradeyi bugün de yaşatmaktır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizler, kadını aile merkezli ve geleneklerimiz odaklı bir anlayışla baş tacı ederken, kadının toplumsal yaşamın her alanında, diplomaside, akademide, ticarette ve siyasette en üst seviyelerde temsil edilmesini bir ülkümüz olarak görüyoruz" ifadelerine yer verdi. Yurdakul, Türk kadınının karakterini en saf haliyle görmek isteyenlerin, Anadolu’nun tozlu yollarındaki Yörük çadırlarına bakması gerektiğini kaydederek, "Kadın demek, hayatın her türlü zorluğuna erkeğiyle birlikte göğüs germek demektir. O, ‘evin direğidir’; o sökmeden çadır kurulmaz, o söylemeden göç başlamaz. Bizim anlayışımızda kadının statüsü, bir bilgelik, liderlik ve yönetim statüsüdür" şeklinde konuştu. Yurdakul, Türk Kadın Hareketi Derneği’nin 18. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, panelin ülkeye katkı sağlaması temennisinde bulundu. Konuşmasını "Ne mutlu Türk’üm diyene" sözleriyle tamamladı.
İstanbul İki fast food markası YÖRPAŞ bünyesine katıldı Komagene ve Bereket Döner gibi markaların sahibi YÖRPAŞ, yerli pizza markası Pizza Max ile Schnitzel Landmann’i bünyesine kattığını duyurdu. Komagene ve Bereket Döner gibi markaların sahibi YÖRPAŞ, Türkiye’nin ilk yerli pizza markalarından Pizza Max ile Schnitzel Landmann’i bünyesine kattığını açıkladı. Şirket, bu adımla fast food sektöründeki büyüme stratejisini güçlendirdi. Markaların gruba katılımı 18 Nisan 2026’da TÜYAP Franchise İstanbul Expo Fuarı’nda duyuruldu. Etkinliğe franchise, gastronomi ve iş dünyasından isimlerin yanı sıra Safiye Soyman, Faik Öztürk ve Wilma Elles de katıldı. Pizza Max’in "Maksimum Lezzet, Maksimum Mutluluk" mottosuyla yeniden faaliyete geçtiği belirtilirken, Landmann Schnitzel’in ise modern üretim ve hızlı servis odaklı yapısıyla sektörde yerini sağlamlaştırdığı ifade edildi. Şirketin ayrıca yeni markası Landmann Bowl’u kısa süre içinde Türkiye genelinde devreye alacağı bildirildi. "Yatırımcılar için bir çekim merkeziyiz" YÖRPAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Ceyhun Tekdemir ise yaptığı açıklamada, grubun yalnızca markalarıyla değil, oluşturduğu iş modeliyle de sektörde fark oluşturduğunu vurguladı. Tekdemir, "Bizim yaklaşımımız çok net. Sadece restoran açmıyoruz, yatırımcımıza çalışan bir sistem sunuyoruz. Gücümüzü üretim altyapımızdan, operasyonel disiplinimizden ve yıllara dayanan tecrübemizden alıyoruz" dedi. YÖRPAŞ’ın bugün fast food sektöründe güçlü markaları ve sürdürülebilir iş modeliyle yatırımcılar için önemli bir çekim merkezi haline geldiğini belirten Tekdemir, bu ekosistemi daha da büyütmeyi hedeflediklerini ifade etti. "Doğru lokasyonda, doğru yatırımcılarla, güçlü markalarımızı birlikte geleceğe taşımak istiyoruz. İnanıyoruz ki doğru kurulmuş bir sistem, yatırımcısına sadece kazanç değil, güvenli bir gelecek de sunar" diyen Tekdemir, şirket olarak büyümeye hazır tüm iş ortaklarını bu yolculuğa davet ettiklerini sözlerine ekledi.