EĞİTİM - 22 Ağustos 2025 Cuma 10:13

Uzmanlardan okul alışverişi için pamuk ve kalite uyarısı

A
A
A
Uzmanlardan okul alışverişi için pamuk ve kalite uyarısı

2025-2026 eğitim-öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala okul alışverişlerinde hareketlilik yaşanıyor. Okulların açılmasına sayılı günler kala, veliler çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için kırtasiyelere ve okul kıyafetleri satan mağazalara yöneldi. Esnaf, hem kaliteli ürün tercih edilmesi hem de bütçelere uygun alışveriş yapılabilmesi konusunda vatandaşlara tavsiyelerde bulundu.


Alışverişlerini bilinen ve güvenilir firmalardan yapmalarını öneren okul üniforma satıcısı Mehmet Serin, "İlk önce bilinen firmalardan alışveriş yapmalarını tavsiye ediyoruz. Yüzde 100 pamuk ve sağlıklı ürünleri almalarını öneriyoruz. Gerek çanta konusunda ve gerek kıyafetler konusunda yerli ürünler ve yüzde 100 pamuk olan ürünleri almalarını tavsiye ediyoruz. Sağlık açısından ürünün pamuk olması daha iyi, naylonlar biraz daha sağlıksız ve kaşıntı yapar" dedi.



"İlkokul öğrencisinin giyim masrafı ortalama bin 200 lira"


İlkokul öğrencilerinin ortalama bin 200 TL civarında giyindiğini belirten Serin," İlkokul öğrencileri genellikle bin 200 lira civarında giyiniyor. Piyasada, daha aşağısı da var yukarısı da var. Müşteri araştıracak, ürünlere bakacak, fiyatlarını soracak, içine sineni alacak. Önemli olan kaliteli ürün almaları. Çünkü, haftada en az iki kere yıkanacak olan bir ürünün kalitesinin iyi olması gerekiyor. Özellikle pamuk olma özelliklerine dikkat edilmesini tavsiye ediyoruz. Konyalı hemşehrilerimize yığılma, kalabalık olmadan sakin sakin alışveriş yapmalarını tavsiye ediyoruz ve 2025-2026 eğitim öğretim yılının velilerimize, gözbebeği öğrencilerimize, Milli Eğitim camiamıza ve sektörümüze hayırlar, bereketler getirmesi için dua ediyoruz" şeklinde konuştu.



"50 liraya da, 2 bin liraya da uçlu kalem satıyoruz"


Eylül ayının kendileri için bereketli geçtiğini ifade eden Kırtasiyeci Abdülcelil Demirci her bütçeye uygun ürün bulundurduklarını dile getirerek, "Hem öğrencilerde bir heyecan var hem bizlerde bir heyecan var. Eylül ayı bizim için bereket ayıdır. Her ayımız bereketli ama Eylül ayı bizim için biraz daha yoğun geçer. Her türlü bütçeye göre ürünlerimiz bulunmaktadır. 50 TL’ye de uçlu kalem satıyoruz, 2 bin TL’ye de uçlu kalem satıyoruz. Her bütçeye göre hitap ediyoruz yani. Düşük, orta, yüksek bütçeli müşterilerimize yardımcı oluyoruz" dedi.



"5 lira daha fazla verip bilindik markalar alınması gerekiyor"


Okul alışverişinde velilerin en çok merak ettiği konunun maliyetler olduğunu belirten Demirci, "İlkokul öğrencisi çanta dahil olmak üzere en düşük bütçeli olarak bin 500 - 2 bin lira civarı çanta dahil olmak üzere A’dan Z’ye bütün eksikleriyle yardımcı oluyoruz. Üst seviyeye çıkacak olursak 3 - 4 bin lira civarı. Bu çantanın kalitesine göre, alınan ürünlerin kalitesine ve markasına göre değişiklik gösterebiliyor. Ortaokul ise masrafı en düşük sınıf olarak karşımıza çıkıyor. Ortaokul öğrencileri de çanta dahil olmak üzere bin - bin 500 lira arası tutuyor. Lise öğrencisi de biraz pahalıya kaçıyor çünkü telli defterler çok pahalandı çünkü bu ürünlerin hammaddeleri yurt dışından geliyor. Onlar da 2 bin 500 - 3 bin lira civarında isteğe göre sayfa sayısına göre fiyatlar değişiklik gösteriyor. Ucuz diye her türlü ürüne yönelmemek lazım aslında. Çünkü burada önemli olan öğrencilerin kullanılmasından daha çok sağlığıdır. 5 liraya ucuz alacağım diye çocuğun sağlığının kesinlikle riske atılmaması gerekiyor. 5 lira daha fazla verip bilindik markalar alınması gerekiyor. Ve kırtasiyelerden alınmasını ben tavsiye ediyorum. Çünkü biz bir ay değil 12 ay bu işi yapıyoruz, sezonluk bir işçi değiliz" şeklinde konuştu.


Çocuklarına alışverişe gelen vatandaşlar ise aldıkları ürünlerin kalitesine dikkat ederek ürünleri seçtiklerini söyledi.



Uzmanlardan okul alışverişi için pamuk ve kalite uyarısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."