GÜNDEM - 10 Nisan 2026 Cuma 11:17

Yün ürünler soğuk havalarda vücudu koruyor

A
A
A
Yün ürünler soğuk havalarda vücudu koruyor

Konya’da nisanda etkisini sürdüren soğuk hava sebebiyle vatandaşlar yün ve termal içliklere rağbet gösteriyor.


Konya ve çevresinde zaman zaman soğuk hava etkisini sürdürürken vatandaşlar soğuklardan korunmak amaçlı deve, tavşan ve merinos yününden üretilen ürünleri de kullanıyor.



"Ağrısı olanlar dizlikleri tercih ediyor, deve, tavşan ve merinos yünü ürünlere bu yönden de rağbet çok"


İçlik kullananların yaş ortalamasının önceki yıllara göre daha genç yaşlara düştüğü ifade eden esnaf Veli Bora, "Nisan ayının gelmesiyle beraber havaların ısınması beklenirken, zaman zaman soğuk havalar etkisini göstermeye devam ediyor. Yün içlikler, termal içliklerin satışları sürüyor. Ağrısı olanlar ise dizlikleri tercih ediyor, deve, tavşan ve merinos yünü ürünlere bu yönden de rağbet çok. Daha eskiden genellikle yaşlı kesimlerimiz daha çok tercih ediyordu, şimdi ise gençlerimiz de sağlık için tercih etmeye başladı. Onlar da termal tarzı ürünleri kullanıyor. Hava şartlarının değişmesi ve buna karşılık olarak sağlıklı ürünleri bulabilmek istiyor vatandaşlarımız. Sağlıklı olması ise gerçek ürünlerin olması, artık vatandaşlarımız buna da dikkat ediyor" dedi.



"Yün tarzı ürünler vücuttaki teri emdiğinden dolayı bronşit, zatürre ve astım gibi sağlık problemi olanlar bu ürünleri rahatlıkla kullanabiliyor"


Yün olmayan ürünlerin sağlık açısından sakıncalı olduğuna değinen Bora, "Daha fazla polyester ürünler, bu ürünler daha çok terletiyor nefes almıyor ve bu bazı hastalıklara davetiye çıkartıyor. Yün tarzı ürünler vücuttaki teri emdiğinden dolayı bronşit, zatürre ve astım gibi sağlık problemi olanlar bu ürünleri rahatlıkla kullanabiliyor. Sahte ürünler 250 lira gibi ucuz fiyatlardan başlarken, yün ürünler ise 750 lira bandında başlıyor. Vatandaşlarımız daha çok sağlıklı ürünleri tercih etsinler. Vatandaşlarımız pamuk ürünleri de tercih edebilirler. Onların fiyatları ise 500 lira civarında seyretmektedir" şeklinde konuştu.



"Hastalıklara davetiye çıkartıyor"


Sahte ürünlerle ilgili uyarıda bulunan Bora, "Sahte ürünlerde ise yün olmadığı halde yün etiketi basabiliyorlar. Bunlar ise daha çok orlon ürünlerdir. Bunlara sağlığımız için dikkat etmemiz gerekiyor. Sahte ürünler sağlık sorunlarına yol açabilir. Bilindik yerlerden alışveriş yapmalarını tavsiye ediyorum. Bu ürünler vücuttaki ısıyı dengelemiyor. Ürün sahte olduğu için yün gibi teri emmiyor ve dışarı atmadığından dolayı ani soğuk vurmasında daha çok hastalıklara davetiye çıkartıyor" diye konuştu.



Yün ürünler soğuk havalarda vücudu koruyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Küreselleşen Sabri Ülker Geleceğin Bilim Lideri Ödülü’nün 10’uncusu Şili’ye uzandı Sabri Ülker Vakfı’nın yenilenen globalleşme vizyonuyla 10’uncu yılında uluslararası arenaya açtığı Geleceğin Bilim Lideri Ödülü’nü, Şili Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme Bölümü’nden biyokimyager Maria Elsa Pando San Martin kazandı. San Martin’in araştırması, sağlık ve sürdürülebilirliği "Döngüsel Beslenme" yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Gıda, beslenme ve metabolizma alanlarındaki bilimsel çalışmaların toplum sağlığına katkısını ve uygulanabilirliğini teşvik eden Sabri Ülker Geleceğin Bilim Lideri Ödülü’nün 10’uncu yıl kazananı, Şili Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme Bölümü’nden Biyokimyager Maria Elsa Pando San Martin oldu. Bilim dünyasından ulusal ve uluslararası isimlerin katılımıyla İstanbul’da düzenlenen törende San Martin ödülünü Sabri Ülker Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Yahya Ülker’in elinden aldı. San Martin liderliğindeki proje, tarımsal bir yan ürün olan patates kabuklarını kullanarak, özellikle yutma güçlüğü çeken ileri yaştaki bireyler için ağızda hızla dağılan, yüksek emilime sahip yenilikçi bir Vitamin B12 taşıyıcı sistemi (film) geliştirdi. Ağızda hızla dağılan filmler 60 saniyeden kısa bir sürede eriyerek Vitamin B12’nin doğrudan emilimini ve sistemik dolaşıma katılmasını sağlıyor. "Bilimsel üretimin önünü açmak bizim için sorumluluk" Murat Ülker, Ülker ailesi olarak, kendini bilime ve insanlığa hizmete adamış isimleri desteklemekten gurur duyduklarını söyledi. Murat Ülker şöyle devam etti: "Kurucumuz Sabri Ülker’in hayatına baktığınızda, aslında çok net bir ilke görürsünüz: İnsana fayda sağlamak. Onun ‘Başarının temelinde önce çalışmak, sonra dürüstlük, sonra da kalite gelir’ sözü, bizim iş yapış biçimimizin de temelini oluşturdu. Ben kendi kuşağımdaki en genç bireydim. Yani en küçük çocuk. Aslında bundan memnundum çünkü bu bana yaramazlık imkanı sağlıyordu. Haşarı değildim ama meraklıydım ve denerdim her şeyi. Şimdi ben neredeyse şirketteki en yaşlıyım. Tabii bu demek ki bizim şirketimiz genç bir organizasyon. Şimdi çok şükür 2000 yılında Sabri Bey’in liderliğinde Yıldız Holding’i kurarak başlattığımız kurumsallaşmayla Sabri Ülker Vakfı’nda da Sabri Ülker’in torunları iş başında. Meryem ve Yahya Ülker’e teşekkür eder, başarılar dilerim." "Bilimin etki alanının da küreselleşmesi gerektiğine inanıyoruz" Sabri Ülker Vakfı Başkanı Yahya Ülker de Vakfın kuruluşundan bu yana ortaya koyduğu "insan sağlığına katkı sağlayacak çalışmaları desteklemek" hedefini bir adım ileriye taşıdıklarını belirtti. Yahya Ülker şu değerlendirmelerde bulundu: "İçinde bulunduğumuz çağda, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar giderek daha karmaşık hale geliyor. Gıda, beslenme, sürdürülebilirlik ve hayat kalitesi İşte tam da bu yüzden bilime her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Biz de Sabri Ülker Vakfı olarak 2009’dan bu yana tek bir soruya odaklanıyoruz: Bilim, insan hayatını nasıl daha iyi bir hale getirir? Çünkü biz şuna inanıyoruz: Bilimin gerçek değeri insan hayatına dokunduğu yerde ortaya çıkar. 10 yıl önce küçük bir adım attık. Bugün o adım dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını buluşturan bir yapıya dönüştü. Bu ödül artık sadece bir ödül değil; fikirlerin buluştuğu, iş birliklerinin doğduğu, bilimin birlikte üretildiği bir platform. Artık programımız farklı ülkelerden bilim insanlarını bir araya getiren küresel bir etkileşim alanı. Çünkü biliyoruz ki geleceği kimse tek başına inşa edemez. Gelecek birlikte üretenlerin olacak. Bilim varsa umut vardır ve biz o umudu birlikte büyütüyoruz." "Araştırmamın bu platformda takdiri büyük onur" 2025 Sabri Ülker Geleceğin Bilim Lideri Ödülü’nü kazanan Dr.Maria Elsa Pando San Martin ise bu anlamlı ağın bir parçası olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. San Martin şöyle devam etti: "Ödül kazanan çalışmam, bilimsel bilginin insan hayatına doğrudan dokunan çözümlere dönüşebileceğini göstermeyi amaçlıyor. Sağlık ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan yaklaşımların, geleceğin beslenme ve halk sağlığı çözümlerinde belirleyici olacağına inanıyorum. Sabri Ülker Geleceğin Bilim Lideri Ödülü’nün küresel ölçekte genişleyerek farklı coğrafyalardan araştırmaları görünür kılması ve araştırmamın da bu platformda takdir edilmesi benim için büyük bir mutluluk ve onur."
Zonguldak Zonguldak’ta Polis Teşkilatının 181’nci yılı coşkuyla kutlandı Zonguldak’ta Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümü, düzenlenen anlamlı törenle kutlandı. Valilik binası önünde gerçekleştirilen programda, güvenliğin teminatı olan polis teşkilatının köklü geçmişi ve fedakârlıkları bir kez daha vurgulandı. Tören, İl Emniyet Müdürü Sinan Ergen’in Atatürk Anıtı’na çelenk sunmasıyla başladı. Ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Katılımcılar, vatan uğruna can veren şehitleri anarken, gazilere duyulan minnet de bir kez daha dile getirildi. Programa İl Emniyet Müdürü Sinan Ergen’in yanı sıra müdür yardımcıları, emniyet amirleri ve çok sayıda polis memuru katıldı. Ayrıca Polis Emeklileri Derneği Başkanı Hayrettin Gezer ve yönetim kurulu üyeleri de törende yer alarak bu anlamlı günde teşkilatı yalnız bırakmadı. İl Emniyet Müdürü Sinan Ergen, Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, teşkilatın milletin huzur ve güvenliği için büyük bir özveriyle görev yaptığını ifade etti. Ergen konuşmasında, devletin ve Cumhuriyet’in ilelebet var olacağını vurgulayarak, "Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz. Polis teşkilatımızın milletimizin hizmetinde nice yıllar boyunca aynı kararlılıkla görev yapmasını temenni ediyorum. Sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.
İstanbul Eker’in ürün ambalajları otizm farkındalığı için yenilendi Eker Süt Ürünleri, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü ve Otizm Farkındalık Ayı kapsamında ürün ambalajlarını otizme dikkat çeken özel tasarımlarla yeniledi. Süt ve süt ürünleri sektörünün önde gelen markalarından Eker, 2018 yılından bu yana Tohum Otizm Vakfı danışmanlığında sürdürdüğü "Otizmli Bireyler İş Gücünde" (OBİG) istihdam modeliyle bugün 14 otizmli genci iş hayatına kazandırıyor. Nisan ayı boyunca raflarda yerini alacak özel ürün ambalajları ise bu kapsayıcı yaklaşımı daha geniş kitlelerle buluşturmayı amaçlıyor. OBİG modeliyle sektöre ilham veren marka, bu yıl da ambalajları aracılığıyla her yeteneğin değerli olduğu bir çalışma kültürünün mümkün olduğunu hatırlatıyor. "Otizmli çalışma arkadaşlarımızla birlikte çalışıyor, birlikte üretiyoruz" OBİG istihdam modeli, Eker’in üretim felsefesinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Nisan ayı süresince; Ayran (1000ml ve 300ml), Süzme Yoğurt (900g), Kova Yoğurt (2000g) ve Efsane Yoğurt (750g) ürünlerinin ambalajlarında yer alacak özel mesajlarla, otizmli bireylerin sosyal ve ekonomik hayata katılımının önemi vurgulanıyor. Yenilenen ambalajlarda, "Otizmli çalışma arkadaşlarımızla birlikte çalışıyor, birlikte üretiyoruz!" başlığı dikkat çekiyor. Devamında yer alan; "Yan yana çalışıyor, omuz omuza üretiyoruz. Otizmli çalışma arkadaşlarımızla her yeteneğin değer gördüğü, her katkının anlam kazandığı bir çalışma kültürünü büyütüyoruz" mesajının, Eker’in çeşitliliği ve kapsayıcılığı temel alan kurumsal değerlerini temsil ettiği belirtildi. "İş Koçluğu Eğitim Kitabı" yayımlandı Eker, OBİG modelinin sürdürülebilirliğini kanıtlamak ve bu başarılı örneği diğer kurumlara aktarmak amacıyla saha deneyimlerini bilimsel bir kaynağa dönüştürdüğünü duyurdu. Prof. Dr. Atilla Cavkaytar ve Psk. Alperen Aşanbuğa tarafından hazırlanan "Otizmli Bireyler İş Gücünde: İş Koçluğu Eğitim Kitabı", projenin teorik ve pratik birikimini literatüre kazandırıyor. İş koçları, insan kaynakları profesyonelleri ve işverenler için kapsamlı bir rehber niteliği taşıyan bu eser; otizmli bireylerin iş dünyasına adaptasyon sürecini bilimsel bir çerçevede ele alıyor. Sosyal inovasyon örneği Türkiye’de yaklaşık 2 milyon otizmli bireyin yaşadığı tahmin edilmesine rağmen, iş gücüne katılım oranlarının oldukça düşük seyretmesi, Eker’in sürdürdüğü istihdam modelinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Şirket, sadece kendi bünyesinde istihdam oluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda bu modelin yaygınlaşması için diğer kurumlara danışmanlık yapıyor. Son iki yılda üç önemli şirket ve Azerbaycan merkezli bir sivil toplum kuruluşu ile yapılan iş birlikleri sayesinde 18 otizmli birey daha profesyonel hayata adım attı. Kapsayıcı bir gelecek için ilham kaynağı Eker Süt Ürünleri, otizmli bireylerin görünürlüğünü artırmayı hedefliyor. Tüketiciler, nisan ayı boyunca market raflarında yer alacak özel tasarımlı Eker ürünlerini tercih ederek, bu toplumsal dönüşüm hareketine destek verebiliyor. Kitaba ulaşmak için vizeakademik.com.tr/urun/396-otizmli-bireyler-is-gucunde-is-koclugu-egitim-kitabi adresi ziyaret edilebiliyor.
Denizli Denizli şehir hastanesi tamamlandığında yatak sayısında Türkiye ortalamasının üzerine çıkacak Denizli’nin hizmete giren 500 yataklı Acil Durum Hastanesinin ardından 1000 yatak kapasiteli Denizli Şehir Hastanesinin tamamlanmasıyla birlikte 10 bin kişiye düşen yatak sayısında Türkiye ortalamasının üzerinde yerini alacağı belirtildi. Denizli’de sağlık altyapısını güçlendirecek önemli yatırımlardan biri olan 500 yataklı Acil Durum Hastanesi hizmete başladı. Merkezefendi ilçesi Karahasanlı Mahallesi’nde inşa edilen hastanenin yaklaşık 47 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Acil Durum Hastanesinin; 104 yoğun bakım yatağı ile birlikte toplam 500 yatak kapasitesine sahip olduğunu söyledi. Hastanenin birimleri ve teknik altyapısına ilişkin de bilgi veren Öztürk; "Hastanemiz 8 bloktan oluşuyor. 3 bloğun giriş katında acil servislerimiz var, çok güzel, geniş, modern bir yapısı ile gerçekten Denizli halkına acil hizmetini çok iyi şekilde sunacağına eminim. Diğer 3 bloğun alt katında da polikliniklerimiz var. Yine laboratuvar, görüntüleme birimlerimizin tamamı da alt katta yer alıyor. İkinci katımızın yarısı servisler, büyük bir çoğunluğu ameliyathane ve yoğun bakımlardan oluşuyor. En üst katta da yine servislerimiz var. Yani zemin + 2 kattan oluşan toplam 46 bin metrekare kapalı alandan oluşan bir binadayız. Özellikle şunu vurgulamak istiyorum. Denizli Devlet Hastanesi 750 yatak kapasitesi ile Denizli halkına hizmet sunuyordu, bu bina 500 yatak kapasitesi ile hizmet sunacak. Ama metrekare olarak baktığınızda Denizli Devlet Hastanesi’nin tüm ana yerleşkesinin toplam kapalı alanı 38 bin metrekarededir. Bunların içerisinde yemekhanesi, çamaşırhanesi ve tüm teknik birimleri de bu alan içerisine dahildir. Bugün gezeceğiniz binalar toplam 46 bin metrekare alana sahip olup teknik binamız bu kısımdan ayrı bir alanda 24 bin metrekare kapalı alana sahiptir. Tüm yataklı servislerimiz 2 yataklı olup içinde tuvaleti, banyoları olan nitelikli odalar şeklinde yapılmıştır. Bizi en çok mutlu eden şey yoğun bakım yatak sayımızdır. Denizli Devlet Hastanesi’nde bulunan 104 yatak kapasitemiz burada da hiç değişmeden aynı kaldı. Yine Hastanemizde 106 poliklinik, 14 ameliyathane, 2 anjiyografi ünitesi, MR, 2 Bilgisayarlı Tomografi (BT), mamografi, 5 röntgen, 8 ultrasonografi (USG), kemik dansitometri ve ERCP Ünitesi gibi ileri teknoloji tıbbi cihazlarımız bulunmaktadır. Tüm birimlerimizle Hastanemizde, modern bir ortamda, vatandaşlarımıza daha geniş, daha konforlu ve daha nitelikli sağlık hizmeti sunmayı hedefliyoruz" dedi. Acil Durum Hastanesine, Denizli Devlet Hastanesinin tüm birimlerinin taşınacağını vurgulayan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk; "Hastanenin taşınması teknik bir iştir. Biz daha önce 100 yataklı hastanelerimizi yaptık ve taşıdık; Tavas, Çivril, Acıpayam İlçelerimizde. Bu kadar büyük bir hastaneyi, özellikle Denizli’nin bütün yükünü çeken, Denizli’nin en büyük hastanesini taşımak çok kolay bir iş olmayacak. Biz Türkiye’de elbette ilk değiliz, bugüne kadar birçok hastane taşındı. Daha önce taşınmış olan illerimizden, İl Sağlık Müdürlerimizden, Bakanlığımızın tüm yetkililerinden teknik bilgiler aldık. Hekim arkadaşlarımızla, sorumlu hemşirelerimizle ve hastane yönetimimizle toplantılar yaptık, kendi taşınma planımızı oluşturduk. Bakanlığımıza bu planımızı sunduk ve onların da onayıyla, Sayın Bakanımızın da takdirleriyle taşınmaya dün itibariyle başlamış bulunuyoruz. 08 Nisan 2026 tarihi itibarı ile ilk etapta Cildiye, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon ile Ağrı-Anestezi polikliniklerini burada hizmete açtık. Laboratuvarlar, dijital röntgenler, ultrasonografiler ve bilgisayarlı tomografi hizmetlerinin de eş zamanlı olarak başlattık. Pazartesi günü itibari ile de Romatoloji Polikliniklerimizi açacağız. Aşama aşama zaten polikliniklerin açılmasını sizlere, vatandaşlarımıza duyuracağız. Yine Pamukkale Belediyesi Semt Polikliniğinde de polikliniklerimiz devam edecektir. Taşınma sürecinin inşallah teknik bir problemle karşılaşmazsak yaklaşık 3-4 ay gibi bir zamanda bitmesini hedefliyoruz. Bizim için burada önemli olan taşınma gerçekleşirken hastamızın güvenliğidir. Mümkün oldukça hasta taşımadan, yeni yataklar boşaldıkça yeni hastaları buraya yatırarak, Denizli Devlet Hastanesini zamanla boşaltarak taşınmayı gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Tabii ana hedefimiz Denizli Şehir Hastanesinin bitmesidir. Buradan sonra bütün enerjimizi Şehir Hastanemizin bitmesine adayacağız. İnşallah en kısa sürede onu da tamamlamış oluruz. İnşallah en kısa sürede onu da tamamlamış oluruz. İnşaat bütün hızıyla devam ediyor. Bundan sonra hızla yükseldiğini hep birlikte göreceğiz, Denizli 1000 yataklı şehir hastanesi tamamlandığında 10 bin kişiye düşen yatak sayısı bakımından Türkiye ortalamasının üzerinde yerini alacak" diye konuştu.
Kayseri Kayseri’de AB’den Coğrafi İşaret Tescili alan pastırmaya ilgi büyüyor Kayseri Mesleki Eğitim ve Kültür A.Ş. (KAYMEK) tarafından düzenlenen kursla vatandaşlara Kayseri’ye özgü olan bir lezzet olan pastırma eğitimi verildi. Avrupa Birliği’nden (AB) Coğrafi İşaret Tescili alan pastırmaya vatandaşların ilgisi günden güne büyürken, verilen kursla vatandaşlar pastırmanın yapımından kesimine birçok konuda bilgi sahibi oluyor. KAYMEK tarafından düzenlenen kursla talepte bulunan vatandaşlara, Kayseri’ye özgü bir lezzet olan pastırma eğitimi veriliyor. Kursa katılan vatandaşlar, pastırmanın yapım sürecinden kesimine kadar en ince ayrıntısına kadar birçok noktada bilgilendiriliyor. Pastırmanın AB’den Coğrafi İşaret Tescili almasıyla birlikte pastırmaya olan ilgi artarken, talep üzerine başlayan kurslara vatandaşlar oldukça yoğun ilgi gösteriyor. Kursa hakkında bilgiler veren KAYMEK Mutfak Şefi Mustafa Tosun, "Pastırma doğrama ve sunum teknikleri kursumuzu istek üzerine tekrardan açtık. Pastırmanın AB’den Coğrafi İşaret Tescili almasıyla birlikte yoğun istek üzerine kursumuzu açtık. Bizim asıl amacımız ara eleman değil, aranan eleman vizyonuyla kurslarımıza devam ediyoruz. AB’den alınan tescilden sonra kursiyerlerimiz kurslara daha çok isteyerek, geliyorlar. Bu konuda meslek edinmek istiyorlar. Avrupa’daki pastırmada daha fazla ürün istemesi üzerine bir iş kolu açıldı. Pastırmamızın büyük tanınırlığını üst seviyelere taşımak için çalışıyoruz" dedi. Kursiyerlerden Hamdi Çarşıbaşı ise kursa katılma amacının pastırmayı daha yakından tanımak olduğunu söyleyerek, "Kayserili olmama nazaran, pastırmayı tam manasıyla doğramasını bilmiyorum. Pastırmayı tanımak için geldim. Hocamız güzel sunumlar yapıyor. İnşallah kurs sonunda pastırmayı iyi doğrar, pastırmanın bölümlerini anlar ve bilir vaziyette pastırmayı tanıyan biri olarak, kursumuzdan çıkacağız. Pastırmamız tescil edilmesine bizde gurur duyuyoruz. Biz sahipleniyorduk ama artık dünya sahiplenecek. Pastırmamızın dünyaya giriş ve çıkışları daha kolay olacak. Bu tescilden sonra yurt dışına, özellikle gurbetçilerimiz pastırmalarını daha rahat götürebilecekler" ifadelerini kullandı. Kübranur Bakan ise hobi amaçlı kursa katıldığını ifade ederek, "Masat atma, sunum teknikleri ve pastırma doğramayı öğrenmek için buradayım. Kursun açılmasında emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Burada bizlere emek veren şefimize teşekkür ediyorum" diye konuştu. KAYMEK tarafından düzenlenen pastırma kursları hız kesmeden devam edecek.