KÜLTÜR SANAT
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Alpaslan: "Türkiye turizmde dünyada 4’üncü ülke" 11 Mart 2026 Çarşamba - 00:41:52 Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Türkiye’nin turizmde önemli bir başarı yakaladığını belirterek 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan ülkeler arasında 4’üncü sıraya yükseldiğini ve turizm gelirinin 65 milyar doları aştığını söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çerkeş Belediyesi arasında imzalanan protokol kapsamında yapımı tamamlanan "Kemer Köprü Halk Kütüphanesi" düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine katılan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, ilçenin tarihi, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlçeye kazandırılan kütüphanenin kültür hayatına katkı sağlayacağını ifade eden Alpaslan, eserin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmasında Türkiye’nin kültür ve turizm alanındaki gelişimine de değinen Bakan Yardımcısı Alpaslan, son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Alpaslan, "Türkiye son yıllarda turizm, tarih ve kültür alanında çok büyük mesafeler kat etti. Türkiye, 2024 yılında dünyada en fazla turist ağırlayan 4’üncü ülke konumuna geldi ve 65 milyar doların üzerinde turizm geliri elde etmeye başladı. Etrafımızda çok büyük savaşlar ve acılar yaşanmasına rağmen Türkiye’nin bu gelişmişliği sağlaması çok önemlidir" dedi. Dünyada kültür, inanç, gastronomi ve doğal güzelliklere yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Bakan Yardımcısı Alpaslan, Batı Karadeniz Bölgesi’nin de bu potansiyelle turizmin önemli merkezlerinden biri haline geleceğini kaydetti. Konuşmaların ardından kütüphanenin açılış kurdelesi kesildi, ardından kütüphanede kitap okuyan öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.
10 Mart 2026 Salı - 17:35 Kutsal emanetler Malatya’da sergilendi Malatya’da Ramazan ayı nedeniyle açılan Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi yoğun ilgi gördü. 12 Mart’a kadar ziyaretçilerine açık olacak sergide 99 eser yer alıyor. Malatya’da Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Milli Saraylar Başkanlığı iş birliğinde, Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında düzenlenen Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi bugün açıldı. 99 eserin yer aldığı sergide Kabe örtüleri, Ravza-i Mutahara örtüleri, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammet’in Saç-ı Şerifi ve Sakal-ı Şerifi’nin yanı sıra ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğüne bağlı müzeler, teberrükat depoları ve vakıf kayıtları arşivinden seçilen kutsal emanetler ve taşınır vakıf kültür varlıkları yer alıyor. Serginin açılışında konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, vakıf kültürününün önemine dikkat çekerek, "Böyle bir programda özellikle vakıf eserlerinin müzelerimizde sergileniyor olması bizler için son derece gurur verici bir durumdur. Vakıf kültürü, medeniyetimizin gerçekten vazgeçilmez unsurlarından biridir" dedi. Malatya’nın bu sergiye ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Malatya Valisi Seddar Yavuz ise, "Aziz milletimizin Hazreti Peygamber’e ve Ehli Beyt’e olan sevgisi, diğer İslam toplumlarına kıyasla çok daha güçlü ve derindir. Neredeyse Hazreti Peygamberimizin ismi anıldığında herkesin elini göğsüne götürerek salavat-ı şerife getirdiğini görürüz. Cumhurbaşkanımızın, milletvekillerimizin, Kültür ve Turizm Bakanımızın ve Milli Saraylar Başkanlığı’nın şehrimize ve diğer illerimize verdiği değerin bir göstergesi olarak bunu değerlendiriyorum. Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, Kültür ve Turizm Bakanımıza ve emeği geçen bakanlık ile Milli Saraylar Başkanlığı’nın kıymetli yöneticilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum" diye konuştu. Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Eğitim Merkezi’nde (MABESEM) açılan sergi 10 - 12 Mart tarihleri arasında ziyaretçileriyle buluşacak.
10 Mart 2026 Salı - 16:39 "Çete Destanı" Turnuvasının kazananları İstanbul’u keşfetti Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’nin gençlik markası Pusula Maraş tarafından 12 Şubat Kurtuluş Haftası kapsamında düzenlenen "Çete Destanı: Maraş’ın Kurtuluşu" adlı mobil oyun turnuvasında derece elde eden 40 genç İstanbul gezisine katıldı. Gençler, ödül olarak düzenlenen gezi programında Türkiye’nin en önemli tarih ve kültür merkezlerinden biri olan İstanbul’u yakından tanıma imkanı buldu. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, gençlerin sosyal, kültürel ve akademik gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla hayata geçirdiği projeleri Pusula Maraş çatısı altında çeşitlendirmeye devam ediyor. Gençlerin tarih bilincini güçlendirmek, kültürel mirasla bağlarını kuvvetlendirmek ve sosyal gelişimlerine katkı sunmak amacıyla gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında bu kez de anlamlı bir gezi programı düzenlendi. 12 Şubat Kurtuluş Haftası kapsamında lise öğrencileri arasında gerçekleştirilen "Çete Destanı: Maraş’ın Kurtuluşu" adlı mobil oyun turnuvasında derece elde eden 40 genç, Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen İstanbul gezisine katıldı. Hem rekabet dolu bir turnuva deneyimi yaşayan hem de şehrin kurtuluş mücadelesini dijital bir platformda öğrenme fırsatı bulan gençler, ödül olarak düzenlenen gezi programında Türkiye’nin en önemli tarih ve kültür merkezlerinden biri olan İstanbul’u yakından tanıma imkanı buldu. Tarihi mekanlar yerinde keşfedildi Gezi kapsamında gençler, İstanbul’un asırlara meydan okuyan tarihi ve kültürel miraslarını yerinde görerek bilgi edinme fırsatı yakaladı. Program çerçevesinde gençler; Eyüp Sultan Camii, Fatih Camii, Süleymaniye Camii, Bayezid Meydanı, Çemberlitaş, Sultan Ahmet Meydanı, Alman Çeşmesi, Ayasofya Camii, Eminönü Sahili, Mısır Çarşısı, Üsküdar Sahili ve Kız Kulesi gibi İstanbul’un simge mekanlarını ziyaret etti. Gezi boyunca rehberler eşliğinde gerçekleştirilen ziyaretlerde gençlere, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan eserlerin tarihi geçmişi, mimari özellikleri ve kültürel değeri hakkında bilgiler aktarıldı. Böylece gençler hem İstanbul’un tarihi dokusunu yakından tanıma hem de Türkiye’nin kültürel mirasına dair bilgi birikimlerini artırma fırsatı elde etti. Hem eğlenceli hem öğretici bir deneyim Gerçekleştirilen gezi programı gençler için yalnızca bir ödül değil, aynı zamanda öğretici ve ilham verici bir deneyim oldu. Farklı tarihi mekanları görmenin heyecanını yaşayan öğrenciler, özellikle İstanbul’un tarihi atmosferinden ve kültürel zenginliğinden çok etkilendiklerini ifade etti. Geziye katılan gençler, bu organizasyonun kendileri için unutulmaz bir anı olduğunu belirterek tarihi mekanları yerinde görmenin kendilerini hem mutlu ettiğini hem de gururlandırdığını dile getirdi. Öğrenciler ayrıca böylesine anlamlı bir gezi programı düzenlediği için Büyükşehir Belediyesine ve Pusula Maraş ekibine teşekkür etti.
Denizlili umrecilerden Kâbe’de duygusal veda
20 Ocak 2026 Salı - 10:45 Denizlili umrecilerden Kâbe’de duygusal veda Denizli İl Müftülüğü organizasyonuyla kutsal topraklarda bulunan ve rehberliğini Cihan Şahan’ın yaptığı umre gurubu, Kâbe’de eda edilen yatsı namazının ardından son tavaflarını gerçekleştirerek umre ibadetlerini dualarla taçlandırdı. Denizli İl Müftülüğü organizasyonuyla umre ibadeti için kutsal topraklarda bulunan ve grup hocalığını Cihan Şahan’ın yaptığı umre kafilesi, Mekke-i Mükerreme’de manevi atmosferin en yoğun anlarından birini yaşadı. Umreciler, Mescid-i Haram’da Kâbe-i Muazzama’da kılınan yatsı namazının ardından, umre yolculuklarının son tavafını gerçekleştirdi. Kâbe’nin ikinci katında gerçekleştirilen son tavaf sırasında umreciler, aylarca bekledikleri bu kutsal yolculuğun huzurunu ve veda hüznünü bir arada yaşadı. Tavaf esnasında gözyaşlarını tutamayan birçok umreci, Allah’a şükür ve niyazlarda bulunarak kalplerindeki duaları Kâbe’ye emanet etti. Son tavafın tamamlanmasının ardından umreciler tarafından tavaf namazı eda edildi. Ardından grup hocası Cihan Şahan tarafından yapılan anlamlı ve duygu yüklü dua ile ibadetler tamamlandı. Yapılan duada; başta Denizli olmak üzere tüm İslam âlemi için birlik, beraberlik, sağlık ve huzur temennileri dile getirildi. Grup hocası Cihan Şahan, umrenin sadece bedensel bir yolculuk değil, aynı zamanda kalbi ve ruhu arındıran büyük bir manevi eğitim olduğunu ifade ederek, "Bu kutsal mekânlarda yapılan her ibadet, edilen her dua insanın hayatına yön verir. Umrecilerimizin bu bilinçle memleketlerine dönmelerini temenni ediyoruz. Mekke’de ibadetlerle dualarla, tavaflarla, umrelerle dolu günler geçirdik. Kabe’nin içinde üst katlarında, bahçesinde dünyanın farklı ülkelerinden gelen milyonlarca Müslüman kardeşimizle birlikte namazlarımızı kıldık. İbadetlerimizi yaptık. Allah buralara gelmek isteyen herkese nasip etsin. Bize gönderilen duaları, selamları ilettik. Gönderilen hatiplerin, yapılan hatimlerin duasını burada hep birlikte yaptık. Bu muhteşem atmosfer içinde Miraç Kandilimizi ’de idrak ettik. Otelimizden servislerle Kabe’ye çok kolay gidip geldik. İnşallah artık Türkiye’ye Denizli’ye döneceğiz. Bu kusursuz organizasyonda emeği geçen Diyanet İşleri Başkanlığımız personeline, Denizli İl Müftümüz Abdullah Pamuklu’ya ve din görevlisi arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Bu umre artık başlangıç olsun. Tekrar tekrar bu kutsal yerlere gelmeye vesile olsun " dedi. Umreciler, kutsal topraklardan ayrılmanın hüznünü yaşarken, bir gün yeniden bu mübarek mekânlara gelme duasıyla Mescid-i Haram’dan ayrıldı.
Şenay Gürler’in rol aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" oyunu turneye çıkıyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:26 Şenay Gürler’in rol aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" oyunu turneye çıkıyor Aylin Balboa’nın eserinden uyarlanan ve oyuncu Şenay Gürler’in sahne aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" adlı oyun, Türkiye turnesi kapsamında sanatseverlerle buluşacak. Biletinial’dan yapılan açıklamaya göre, Salih Usta’nın yönettiği, metin danışmanlığını Sertaç Sayın’ın ve dramaturgluğunu Ozan Ömer Akgül’ün üstlendiği oyun, uzun süreli bir birlikteliğin ardından yaşanan ayrılık sürecini ve ana karakterin Osman’a yazdığı mektuplar üzerinden yaşadığı içsel dönüşümü konu alıyor. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bolu’da sahnelenecek Biletleri satışa sunulan oyun, İstanbul’daki gösterimlerine 26 Şubat’ta İBB İdris Güllüce Kültür Merkezi’nde başlayacak. İstanbul programı kapsamında 2 Mart’ta Fişekhane Ana Sahne’de, 6 Mart’ta Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde ve 10 Mart’ta Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi Boğaziçi Salonu’nda tiyatroseverlerle buluşulacak. Gösterimlerine 14 Mart’ta Akatlar Kültür Merkezi ve 15 Mart’ta Kozzy Gönül Ülkü - Gazanfer Özcan Sahnesi ile devam edecek olan oyun, İstanbul etabını 23 Mart’ta Trump Sahne’deki performansla tamamlayacak. İstanbul’un ardından Anadolu turnesine çıkacak olan ekip, 25 Mart’ta Ankara AST Bilkent Sahne’de, 26 Mart’ta İzmir Bostanlı Suat Taşer Salonu’nda ve 17 Nisan’da Bolu Necip Fazıl Kültür Merkezi Salonu’nda sahne alacak. Işık tasarımını Ayşe Sedef Ayter’in, ses ve müziğini Güneş Bozkır’ın, kostüm tasarımını ise Hilal Polat’ın yaptığı oyunun tüm biletlerine Biletinial platformu üzerinden ulaşılabiliyor.
Magnesia Antik Kenti’nde tarih ve doğa aynı rotada
20 Ocak 2026 Salı - 10:21 Magnesia Antik Kenti’nde tarih ve doğa aynı rotada Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Germencik ilçesine bağlı Ortaklar ve çevresinde düzenlediği etkinlikte şehitliklerden antik kentlere, anıt ağaçlardan tarihi mezarlıklara uzanan zengin kültürel ve doğal mirası, yerinde inceledi. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Aydın’ın Germencik ilçesine bağlı Ortaklar ve çevresinde kapsamlı bir kültür ve doğa etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında bölgenin tarihi geçmişi, kültürel değerleri ve doğal yapısı uzmanlar eşliğinde ele alındı. Etkinliğin ilk durağı, Büyük Taarruz sonrası geri çekilen Yunan ordusunun sivillere yönelik katliamlarının yaşandığı yerlerden biri olan ve Kanlıbahçe olarak bilinen Koçkuyusu Şehitliği oldu. Katılımcılar, şehitlikte yaşanan acı olayları anarak saygı duruşunda bulundu. Programın devamında, Lozan Antlaşması kapsamında gerçekleştirilen nüfus mübadelesiyle Selanik ve Grevena’dan gelen Türklerin yerleştirildiği Mursallı Mahallesi ziyaret edildi. Burada, kelime anlamı "Başmelek" olan ve son depremler nedeniyle duvarlarında ciddi çatlaklar oluşan Taxiarchis Kilisesi incelendi. Daha sonra Aydın’ın en önemli antik kentlerinden biri olan Magnesia Antik Kenti’ne geçildi. Gümüşdağ eteğinde, Gümüşçay kenarında kurulan antik kent, rehber Hakan Bahçecioğlu eşliğinde gezildi. Dünyanın en iyi korunmuş antik stadyumları arasında gösterilen ve yaklaşık 30 bin kişilik kapasiteye sahip stadion katılımcılardan büyük ilgi gördü. Stadionun batısında yer alan tepede bulunan theatrondan antik kent kuşbakışı izlendi. Magnesia Antik Kenti’nde yeni kazı alanları, ısıtma sistemli yapılar ile Beylikler Dönemi’ne ait Çerkez Musa Camii de ziyaret edildi. Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlar nedeniyle metrelerce toprak altında kalan yapıların kazılarla ortaya çıkarılışı yerinde gözlemlendi. Program kapsamında 800 yıllık anıt çınar ağacıyla bilinen Selatin Köyü de ziyaret edildi. Köyde kurulan yerel pazardan alışveriş yapılarak üreticilere destek sağlandı. Etkinliğin son durağı ise uzun yıllardır kullanılmayan Tahtacı Mezarlığı oldu. Bakım eksikliği nedeniyle bitki örtüsü altında kalan mezarlıkta, çok sayıda mezar ve iki türbenin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu gözlemlendi. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, mezarlığın korunması ve iyileştirilmesi için ilgili kurumlara başvuruda bulunulacağını belirterek, "Ortaklar ve çevresi antik dönemden günümüze uzanan çok yönlü zenginliğiyle ekoturizm açısından önemli bir potansiyele sahip" dedi.
Sorgun Belediyesi atölyesinde 4 bin yıl ömürlü kuvars eserler üretiliyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:19 Sorgun Belediyesi atölyesinde 4 bin yıl ömürlü kuvars eserler üretiliyor Sorgun Belediyesi dekoratif ürünler atölyesinde şehrin estetik yapısı ve mimarisine önemli katkılar sağlayan 4 bin yıl ömürlü kuvars eserler üretiliyor. Belediyenin kendi imkânlarıyla kurduğu atölyede görev yapan teknik ekip tarafından tasarlanan heykeller; parklar, meydanlar ve sosyal alanlarda kullanılıyor. Kent dokusuna uygun olarak hazırlanan çalışmalar, Sorgun’un görsel zenginliğini artırmayı hedefliyor. Sokak aydınlatmaları, çeşme, taksi durağı, satış ofisi gibi tasarımlara imza atan atölye sayesinde uygun maliyetli sanat eserleri üretiliyor. Atölye sorumlusu Heykeltıraş İsmail Bolat, "Birbirine geçmeli kilit sistemiyle yapılıyor. 4 bin yıl ömrü var, kuvars çalışması bunlar. Roma başlığının alt kaidesi Selçuklu modelinde işlendi. Tamamen el işçiliği ve bize özgü bir malzeme. Yaptığım bu işler için 8 yıldır uğraşıyorum. Şimdi kalıpları alınacak inşallah. Yakın zamanda Salih Paşa Camiinin bulunduğu yere Başkanımız bir anıt istiyor. Yozgat’ımızda fotoğraf çekineceğimiz bir yer olacak. Ecdadımıza kalacak bir eser olacak. Altlarında çeşme, üstlerinde Roma başlıkları olacak" dedi. "4 ülkeden talep var" Çalışmaların yüksek maliyetli olmasına rağmen belediyenin bunu daha düşük maliyetlerle ürettiğini belirten Bolat, "Bu bir tane direğin işlenmesi ve başlıkların oluşabilmesi için aşağı yukarı 1 milyon dolar gerekiyor. Bugünkü teknolojiyle bile bu kadar hassas işlenemiyor. Bu tamamen el sanatı. Şu anda bunlara Avrupa’dan çok yüksek bir talep var. 4 tane ülkeye çeşme yetiştirilmesi gerekiyor, eleman az olduğu için yetiştiremiyoruz. Önce Sorgun’un ihtiyaçlarını karşılıyoruz, ondan sonra yurt dışına çalışacağız" ifadelerini kullandı. "Almanya, Fransa, Hollanda ve Bosna Hersek’e göndereceğimiz eserler var" Eserlerin yurt dışından da talep gördüğünü söyleyen Bolat, "Çeşmenin maliyeti tacıyla beraber 200 bin liraya mal oluyor. Çeşmedeki semboller 16 tane Türk Cumhuriyetini simgeliyor. İçinde demir kaidesi var ve birbirine geçmeli yapısı var. Çeşmeyi dışarıda yaptırmaya kalktığınızda 2-2 buçuk milyon lira istiyorlar. Bunun maliyeti belediyeye 200 bin lira. Bunlar yurt dışına gidecek. Almanya’ya dört tane gidecek. Fransa’ya 2 tane, Hollanda ve Bosna Hersek’e 1 tane gidecek" cümlelerine yer verdi. "Tasarımımızda Türkiye’nin tam ortası Yozgat’a işaret ettik" Tasarlanan taksi durağından söz eden İsmail Bolat, "Konulduğu yerde binlerce yıl duracak ve eser olarak ayakta kalacak bir yapı. Bunu pencere ekleyip satış noktası olarak da kullanabilirsiniz. Tasarımlarda Antik Mısır’ın Kleopatra’sını da kullandık. Dünyada bunun tescil hakları yok. Ondan dolayı bunu işledik. Sanat katkısı olması lazım" diyen Bolat, İlber Ortaylı heykeline de değindi. Bolat sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünya haritası üzerinde Türkiye’yi koyduk. Türkiye’nin merkezine de Sorgun’u koyduk. İlber Ortaylı’nın heykeli de memleketimizin merkezini işaret ediyor. Zaten Türkiye’nin tam ortasının Yozgat olduğu tescillendi. İlber Ortaylı memleketimizi ve bizleri onore ediyor. Birçok yerden davet alıyor ama gitmiyor. Sorgun deyince çıkıp geliyor. Katkısı ve fedakarlığından dolayı böyle bir şey yapmak istedik."
Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:17 Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ziyaretçilerle buluşuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ isimli etkileşimli sergi Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Sanatçı Yasemin Darbaz Karaca’nın küratörlüğünü yaptığı sergi; ailenin varlığını sürdürmesini tehdit eden bazı temel sorunları hikayeleştirerek, güçlü aile bağlarının önemini ele alıyor. Ayrıca sergide, Gazze’deki insanlık dramı ve yaşanan göçü resmeden bir bölüm de yer alıyor. Ziyaretçiler, resimlerin önünde yer alan tableti kullanarak canlandırılan aile hikayelerine şahit oluyor. Sergiye ilişkin konuşan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürü Yardımcısı Mehtap Bingül, "Bu sergi aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik hedeflerimiz için yaptığımız çalışmaların sanat diliyle anlatımına bir örnek. Bakanımız Mahir Özdemir Göktaş’ın riyasetinde aile yılında ailelere yönelik ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok çalışma yaptık" ifadelerine yer verdi. "Ziyaretçilerimiz değişimi izleyerek ilerliyor" Serginin etkileşimli olduğunu ve ziyaretçilerin ilgisini daha da çektiğini dile getiren Bingül, "Ziyaretçilerimiz sadece seyretmiyor, aynı zamanda dokunuyor, karşılaştırıyor ve değişimi izleyerek ilerliyor. Her bölümde ailenin karşılaştığı sorunları tema edinmiş ve ziyaretçilerimizin ‘bir ihtimal daha var, mümkün’ söylemini hissettirecek bir duygu oluşturuyor" şeklinde konuştu. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğini artırmak amacıyla serginin ilk kez İstanbul’da düzenlendiğini hatırlatan Bingül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve 26 ülkenin bakanlarının sergiye katıldığını ve serginin ulusal ve uluslararası düzeyde verdiği mesajın görünürlüğünü daha da artırdığını ifade etti. "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı özlemiş" Bingül, ailelerin sergiye ilgisinin yoğun olduğunu söyleyerek, "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı ve aileyi konuşmayı özlemiş ve bu anlamda da ulaşmak istediğimiz etkiyi oluşturduğumuza inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum" Kızı ve arkadaşlarıyla sergiyi ziyaret eden Mehtap Cesur, "Son yıllarda gördüğüm en güzel, en etkileyici sergilerden bir tanesiydi. Dijital çağın gerektirdiği her şeyi kullanarak aslında geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum. Çünkü dijital çağ ile birlikte, telefonun ve teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte kaybettiğimiz değer yargılarımızı sanki tekrardan yansıtmak istemişler gibi bir hissiyat uyandırdı. Şu an baktığınızda ekran donuk ama etkileşim halinde tableti kullandığınızda yaşanmışlıklar geri geliyor ve hareketlilikle birlikte geçmişi ve geleceği yansıtan bir çalışma olmuş" ifadelerini kullandı. "Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar" En çok etkilendiği köşenin Gazze olduğunu aktaran Cesur, "Platformları dolaşırken çok hoşuma gidenlerden bir tanesi ve üzüldüğüm Gazze oldu. Çünkü hepsinin bir hikayesi sonlanmış, olumsuzluktan olumluluğa dönmüş ama Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar, oraya bir vurgu yapmışlar" şeklinde konuştu. Eda Bakar ise sergiyi güzel bulduğunu belirterek, "Yapay zekayla canlandırmalar yapılmış, inanılmaz etkili olmuş. Bu birçok şeyi vurgulayıcı ve etkileyici hale getirmiş" diye konuştu. Sergi, 31 Ocak’a kadar ziyarete açık olacak.
Ecdat yadigarı puşideleri Eskişehirli kadınlar yeniliyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:16 Ecdat yadigarı puşideleri Eskişehirli kadınlar yeniliyor Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü’nde kadınlar, 2 yıldır üzerinde çalıştıkları Hafsa Ayşe Sultan’ın kabrinin puşidesini yenileme çalışmalarına devam ediyor. Puşide tamamlandığında İstanbul’daki Yavuz Selim Camii avlusunda bulunan kabrin üzerine serilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında Osmanlı Hanedanı’na ait türbelerdeki puşidelerin yenilenmesi amacıyla 2016’da başlatılan imzalanan protokol kapsamında çalışmalar sürüyor. Bu çerçevede, Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü Maraş Atölyesi’nde kadınlar yıpranan puşideleri yeniliyor. Yaklaşık 2 senedir ise Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Ayşe Sultan’ın puşidesi üzerinde çalışılıyor. Haziran ayında tamamlanması beklenen puşidenin İstanbul’daki Hafsa Ayşe Sultan Türbesi’ne gönderileceği belirtildi. "Bazı puşideleri yapmak 2 sene bile sürüyor" Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü’nde puşide çalışmalarında yer alan 55 yaşındaki Aynur Uzun, "Hanedana ait türbe örtülerini yapmaktayız. Bunlar zamanında hali hazırda yapılmış durumda ama yıprandıkları için biz aslında sadık kalarak onları yeniliyoruz. Bu, Cumhurbaşkanlığı projesi. Bir puşide uzun zaman alıyor. Bazısını yapmak 2 sene bile sürüyor. Bir senede bitirdiklerimiz de var, bu desene göre değişiyor. Şu ana kadar Şehzade Şevket Efendi’nin puşidesini yaptık. Sonra bebek puşideleri de oldu" dedi. "İlmek ilmek işliyoruz, iğneyle kuyu kazıyoruz" Son olarak yenilemekte oldukları puşidenin ise 8’inci çalışmaları olduğunu anlatan Uzun, sözlerine şöyle devam etti: "Şu anda, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Ayşe Sultan’ın puşidesi üzerinde çalışıyoruz. Yani ilmek ilmek işliyoruz, iğneyle kuyu kazıyoruz ama yaptığımız işi çok seviyoruz. Bu işi zevkle sürdürüyoruz. Bu puşidenin yapımı ise 2 sene sürdü ve daha Haziran’da bitecek. Yani şu anda işimiz yarım. Puşidenin yapımı bitince İstanbul’daki Hafsa Ayşe Sultan Türbesi’ne gidecek."
‘Tren Garı’ biliniyordu, av köşkü çıktı
20 Ocak 2026 Salı - 10:14 ‘Tren Garı’ biliniyordu, av köşkü çıktı Muğla’nın Dalaman ilçesinde 1900’lü yılların başında Mısır Valisi Abbas Hilmi Paşa tarafından yaptırılan, yıllardır tren garı olarak bilinen ve Mısır’ın İskenderiye şehrine yapılacak tren garı ile Dalaman’a yapılacak av köşkü projelerinin karışması sonucu yanlışlıkla inşa edildiği öne sürülen yapının aslında av köşkü olduğu ortaya çıktı. TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) arazisi içerisinde yer alan yapı, uzun yıllar boyunca ‘Demiryolu olmayan yere yapılan tren garı’ olarak anıldı. Bu iddia, zamanla Dalaman’ın en bilinen şehir efsanelerinden biri haline geldi. Söz konusu binanın tren garı olarak planlanmadığı, av köşkü amacıyla inşa edildiği açıklandı. Mimari yapısı nedeniyle tren garını andıran bina hakkında, projelerin karıştığı ve yapının yanlışlıkla Dalaman’a yapıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade eden Dalaman eski Belediye Başkanı Şevket Durmuş, projelerin karışmasının mümkün olmadığını, yapılan projenin doğru olduğunu, geçmiş yıllarda TİGEM arazisi içinde yük taşımak amacıyla tren raylarının bulunduğunu söyledi. Binanın iç kısmının ‘Tren Garı’ ile bir ilgisinin bulunmadığını belirten Durmuş, "Bu binanın yapılış tarihi 1908’li yıllara dayanıyor. Yapılış amacı da idari ve av binası olarak düşünülüyor. Ama benim dedemden duyduğum, burada trenin çalıştığı, yani sadece işletme içerisinde yük taşımak amacıyla trenin çalıştığıyla ilgilidir. Bir zaman sonra, herhalde tahminim Hilmi Abbas Paşa’dan sonra, tren rayları köylüler tarafından, diğer bazı kişiler tarafından sökülüyor ve kaldırılıyor. Hatta benim babamın evinde iki tane tren rayından kalan demir şu anda var. İşletmenin içerisinde de bir miktar eskiden kalan tren rayı demirlerinden olduğunu biliyorum. Proje karışması falan söz konusu değil burada. Av köşkü ve idari bina olarak yapılıyor. Bina Dalaman çiftliği arazisi içerisinde yük taşımak için de tren kullanılıyor. Ya şimdi tren garı bir başka yerleşim birimlerine gitmesi lazım böyle bir garın olması için. Öyle bir şey de yok. Tren sadece bu bölgede, TİGEM arazisi içerisinde kullanılıyor. Hem biliyorsunuz size Muğla’nın hiçbir tarafına, hiçbir ilçesine, bir yerleşim birimine trenin gelmesi söz konusu değil" dedi. Binanın geçmişi Osmanlı döneminde, Mısır Valisi olarak atanan Abbas Hilmi Paşa, mülkiyeti 1874’te kendisine geçen Dalaman’daki arazilerinde çalışmaları için çok sayıda Mısırlı ve Sudanlı işçi getirir. Paşa, 1908’de Dalaman’a av köşkü, Valisi olduğu Mısır’ın İskenderiye şehrine de tren istasyonu yaptırmak ister ve planları Fransızlara verir. Fransızların av köşkü ile tren garı projelerini karıştırdıkları, Mısır yerine Dalaman’a yapılan ve halk arasında ’Dünyanın tren geçmeyen tek istasyonu’ olarak bilinen bina yapılır. Bina, günümüzde TİGEM hizmet binası olarak kullanılıyor.
Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:12 Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ziyaretçilerle buluşuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ isimli etkileşimli sergi Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Sanatçı Yasemin Darbaz Karaca’nın küratörlüğünü yaptığı sergi; ailenin varlığını sürdürmesini tehdit eden bazı temel sorunları hikayeleştirerek, güçlü aile bağlarının önemini ele alıyor. Ayrıca sergide, Gazze’deki insanlık dramı ve yaşanan göçü resmeden bir bölüm de yer alıyor. Ziyaretçiler, resimlerin önünde yer alan tableti kullanarak canlandırılan aile hikayelerine şahit oluyor. Sergiye ilişkin konuşan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürü Yardımcısı Mehtap Bingül, "Bu sergi aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik hedeflerimiz için yaptığımız çalışmaların sanat diliyle anlatımına bir örnek. Bakanımız Mahir Özdemir Göktaş’ın riyasetinde aile yılında ailelere yönelik ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok çalışma yaptık" ifadelerine yer verdi. "Ziyaretçilerimiz değişimi izleyerek ilerliyor" Serginin etkileşimli olduğunu ve ziyaretçilerin ilgisini daha da çektiğini dile getiren Bingül, "Ziyaretçilerimiz sadece seyretmiyor, aynı zamanda dokunuyor, karşılaştırıyor ve değişimi izleyerek ilerliyor. Her bölümde ailenin karşılaştığı sorunları tema edinmiş ve ziyaretçilerimizin ‘bir ihtimal daha var, mümkün’ söylemini hissettirecek bir duygu oluşturuyor" şeklinde konuştu. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğini artırmak amacıyla serginin ilk kez İstanbul’da düzenlendiğini hatırlatan Bingül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve 26 ülkenin bakanlarının sergiye katıldığını ve serginin ulusal ve uluslararası düzeyde verdiği mesajın görünürlüğünü daha da artırdığını ifade etti. "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı özlemiş" Bingül, ailelerin sergiye ilgisinin yoğun olduğunu söyleyerek, "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı ve aileyi konuşmayı özlemiş ve bu anlamda da ulaşmak istediğimiz etkiyi oluşturduğumuza inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum" Kızı ve arkadaşlarıyla sergiyi ziyaret eden Mehtap Cesur, "Son yıllarda gördüğüm en güzel, en etkileyici sergilerden bir tanesiydi. Dijital çağın gerektirdiği her şeyi kullanarak aslında geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum. Çünkü dijital çağ ile birlikte, telefonun ve teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte kaybettiğimiz değer yargılarımızı sanki tekrardan yansıtmak istemişler gibi bir hissiyat uyandırdı. Şu an baktığınızda ekran donuk ama etkileşim halinde tableti kullandığınızda yaşanmışlıklar geri geliyor ve hareketlilikle birlikte geçmişi ve geleceği yansıtan bir çalışma olmuş" ifadelerini kullandı. "Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar" En çok etkilendiği köşenin Gazze olduğunu aktaran Cesur, "Platformları gezerken çok hoşuma gidenlerden bir tanesi ve üzüldüğüm Gazze oldu. Çünkü hepsinin bir hikayesi sonlanmış, olumsuzluktan olumluluğa dönmüş ama Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar, oraya bir vurgu yapmışlar" şeklinde konuştu. Eda Bakar ise sergiyi güzel bulduğunu belirterek, "Yapay zekayla canlandırmalar yapılmış, inanılmaz etkili olmuş. Bu birçok şeyi vurgulayıcı ve etkileyici hale getirmiş" diye konuştu. Sergi, 31 Ocak’a kadar ziyarete açık olacak.
İDSO DenizBank Konserleri’nde Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri yorumlanacak
20 Ocak 2026 Salı - 10:00 İDSO DenizBank Konserleri’nde Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri yorumlanacak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri kapsamında, 23 Ocak Cuma akşamı saat 20.00’de düzenlenecek dinletide, Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri yorumlanacak. Finlandiyalı şef Ari Rasilainen’in yöneteceği, Denizsu Polat’ın (viyola) ve Deniz Yakın’ın (keman) solist olarak yer alacağı konser, Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 23 Ocak Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda müzik tarihinin ilham dolu yolculuklarına ışık tutan bir programla sahnede olacak. İDSO DenizBank Konseri’nde, doğdukları topraklardan uzaklaşarak sanatsal dünyalarını zenginleştiren iki büyük bestecinin Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri dinleyiciyle buluşacak. Konserin ilk bölümünde, Mozart’ın 1779 yılında çıktığı Avrupa turnesinin ardından tamamladığı Keman ve Viyola için Senfonik Konçertant seslendirilecek. Mozart’ın olgunluk döneminin en parlak örnekleri arasında yer alan yapıt, viyolada Denizsu Polat, kemanda ise Deniz Yakın’ın yorumlarıyla sahnede hayat bulacak. Konserin ikinci bölümünde ise Finlandiya müziğinin en önemli temsilcilerinden Jean Sibelius’un, 1901 yılında gerçekleştirdiği İtalya seyahatinden aldığı ilhamla bestelediği İkinci Senfoni seslendirilecek. Sibelius’un uluslararası ününü pekiştiren başyapıtları arasında yer alan eser, Finlandiyalı şef Ari Rasilainen yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası tarafından yorumlanacak. Şef: Ari Rasilainen Solist: Denizsu Polat (Viyola), Deniz Yakin (Keman) Program: Wolfgang Amadeus Mozart, Keman ve Viyola için Senfonik Konçertant Ara Jean Sibelius, Senfoni No:2 Re Major Op.4
Bayburt’ta kültürel miras ve turizm alanında önemli adımlar atılıyor
20 Ocak 2026 Salı - 09:12 Bayburt’ta kültürel miras ve turizm alanında önemli adımlar atılıyor Bayburt’ta kültürel mirasın korunması ve turizmin geliştirilmesi doğrultusunda önemli projelerde yeni aşamalara geçildi. Bamsı Beyrek’in kültürel miras olarak tescillenmesi için UNESCO’ya başvuru yapılırken, Aydıntepe Yeraltı Şehri, Bayburt Kalesi ve Dede Korkut Kent Müzesi ile ilgili çalışmalar hız kazandı. Bamsı Beyrek’in somut olmayan kültürel miras olarak tescillenmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Türki Cumhuriyetler ile birlikte UNESCO’ya başvuru gerçekleştirildi. Bayburt’un önemli turizm destinasyonlarından biri olan Aydıntepe Yeraltı Şehri’nin 2026 yılında ziyarete açılması için proje çalışmaları tamamlandı. Ödenek aktarımının yapılmasının ardından çalışmalar kısa sürede başlayacak. Öte yandan Bayburt Kalesi’nde kazı çalışmaları ile kale surlarından taş düşmesini önlemeye yönelik koruma ve güvenlik çalışmaları başlatıldı. Tarihi yapının korunması amacıyla yürütülen çalışmaların etaplar halinde devam edeceği bildirildi. Ayrıca Bayburt Dede Korkut Kent Müzesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilmesine ilişkin işlemler başlatıldı. Devir sürecinin tamamlanmasıyla müzenin Bayburt Müze Müdürlüğü olarak faaliyetlerine devam edeceği kaydedildi. Yürütülen projelerle Bayburt’un tarihi ve kültürel değerlerinin korunarak gelecek nesillere aktarılması ve kentin turizm potansiyelinin artırılması amaçlanıyor.