KÜLTÜR SANAT
Söke’de Yılan Balığı Festivali coşkusu başlıyor 11 Mart 2026 Çarşamba - 10:49:32 Söke Belediyesi tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenecek olan Serçin Yılan Balığı Festivali, 28-29 Mart 2026 tarihlerinde Serçin Mahallesi’nde gerçekleştirilecek. İki gün sürecek festivalde konserler, gösteriler, atölyeler ve çeşitli etkinliklerle ziyaretçilere dolu dolu bir program sunulacak. Söke Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü öncülüğünde yapılacak festival; Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleşecek. Festival kapsamında vatandaşlar; konser ve gösterilerin yanı sıra el emeği ürün pazarları, çocuk oyun alanları, aktivite ve yarışmalar, atölye ve söyleşiler ile yeme-içme stantlarının yer aldığı etkinlik alanında keyifli vakit geçirecek. Ayrıca festivalde ziyaretçilere yılan balığı ikramı da yapılacak. "İlk gün müzik ve atölyelerle başlayacak" Festivalin ilk günü olan 28 Mart Cumartesi günü sahne programında Aydın Büyükşehir Belediyesi Konservatuvar Orkestrası konser verecek. Konserde solist olarak Selcan Temel ve Efe Dumancı sahne alacak. Ardından Söke Trio ile müzik eğlencesi yer alacak. Söke’nin yerel sanatçıları Semih Battal, Nebi Özev ve Eren Kuşadalı’nın sahne alacağı programda müzik dolu anlar yaşanacak. Aynı gün program kapsamında ayrıca ünlü şefler Hazer Amani ve Suat Yılmaz tarafından gerçekleştirilecek workshop etkinlikleri de festival ziyaretçileriyle buluşacak. Gün boyunca halk oyunları gösterileri ile animasyon ve çocuk etkinlikleri de gerçekleştirilecek. "İkinci gün de dolu dolu geçecek" Festivalin ikinci günü olan 29 Mart Pazar günü ise Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı Fatma Meşe Öz sahne alarak festival coşkusunu zirveye taşıyacak. Program kapsamında ayrıca Şef Emrah Köksal Sezgin tarafından atölye çalışması düzenlenecek. Festivalin söyleşi bölümünde ise Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şükran Yalçın Özdilek, EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü ve balık avcısı Ahmet Çam katılımcılarla bir araya gelecek. "Ücretsiz ulaşım imkanı da sağlanacak" Festival için Söke Belediyesi tarafından ücretsiz ulaşım imkanı da sağlanacak. Söke’den Serçin’e saat 10.00 ve 11.00’de Hükümet Meydanı’ndan, Serçin’den Söke’ye ise 16.00 ve 17.00’de Serçin girişinden servisler hareket edecek. Doğa, gastronomi ve kültürü bir araya getiren Serçin Yılan Balığı Festivali’ne sadece Sökelileri değil, tüm bölge halkına çağrıda bulunan Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan, "iki gün boyunca hem Sökelilere hem de bölge dışından gelecek ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatmayı hedefliyoruz. Söke’mizin doğal güzelliklerinden biri olan Bafa Gölü kıyısında bulunan Serçin’imizde, buluşmak üzere herkesi bekliyoruz" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 10:43 Çanakkale cephesinde ele geçirilen düşman telgrafları, 111 yıl sonra gün yüzüne çıktı Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği emirler gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Bulunan emirde, Mustafa Kemal’in 19. Fırka Kumandanlığı yaptığı sırada düşman telgrafını ele geçirerek savaş stratejisi belirlediği görülüyor. Bulunan emir ile ilgili konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Zaferlerinin yıl dönümünde yeni emirler ortaya çıktıkça, özellikle Çanakkale cephesindeki Cevat Paşa, Enver Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk gibi önemli komutanların emirleri ve içerikleri ortaya çıktıkça savaşın ve zaferlerin büyüklüğü daha iyi anlaşılmaya başlandı" dedi. 19. Fırka Kumandanı Mustafa Kemal’in imzasını taşıyan emirde, şu ifadeler yer alıyor: "Karşımızdaki düşman kumandanı telsiz telgrafla (buraya imdat gemileri yetiştiriniz) diye müracaat eylediği mevki müstahkemden çalınan telsiz telgraftan anlaşılmıştır. Binaenaleyh karşımızda bir liv yani 4 tabur vardır. Düşmanın takviye kıtaatı almasına meydan vermeyerek harekat-ı taaruziyeye devam ve düşmanı mevzilerinden tard ediniz. Bunun için bundan evvelki emrimle bildirdiğim vecihle 125. Alay bir taburunu 27. Alaya gönderecek ve diğer kuvvetiyle 14. Alayın ihtiyatını teşkil edecektir. Gerek 14. ve gerekse 27. Alaylarla sol cenahımızdaki diğer kuvvetler hemen alayın gerideki ihtiyatlarını düşmana seri ve kat’i darbeyi vurmak üzere ileri atılınız. 15. Alay hat-ı harb gerisine hareket etti. 13. Alay da harekete hazırdır. Bütün topçu grupları piyademizin ileri hareketini müteakiben takip ve himaye edeceklerdir." "Çanakkale ruhu inşallah ebediyen var olacaktır" Her şeyin Çanakkale’de başladığını görmenin Mustafa Kemal’le alakalı daha da farklı anlamlara büründürdüğünü dile getiren İsmail Kaşdemir, "Özellikle Anafartalar kahramanı olarak nam salmış ve tarih sahnesine Çanakkale’de adım atmış ve daha sonra Milli Mücadelemizin başkomutanlığını yaparak arkadaşlarıyla beraber kurduğu cumhuriyeti aslında Çanakkale’de her şeyin başladığını görmek Mustafa Kemal’le alakalı bizleri daha da farklı anlamlara büründürüyor. Çünkü Çanakkale cephesinde bir mukayese yaptığımız zaman bize saldıranlara karşı bir zayıflığımız söz konusu teçhizat olarak, malzeme olarak ama gerçekten Mehmetçiğin vatan sevgisi ve imanıyla birleşince de oradaki akıllı yönetimde zaferleri getirmiş oldu. Çanakkale, Türk milleti için Çanakkale ruhunun ortaya çıktığı yani vatan ve millet söz konusu olduğunda her şeyin bir kenara bırakıldığı bir karakterdir, bir ruhtur. Çanakkale ruhu da inşallah ebediyen var olacaktır" dedi. Çanakkale Kara Muharebelerinin 111. yılında zor şartlarda büyük kahramanlık ortaya koyanları minnetle anan Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale ruhuna sahip Mehmetçik ve komutanlar Çanakkale’yi geçilmez yapmışlardır. O zor şartlara dahi Türk milletinin birliğini ve beraberliğini muhafaza ettiği zaman ne kadar büyük işler başarabileceğini de ortaya koymuş olmakta. O yüzden Çanakkale’nin bütün kahramanlarına başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cevat Paşa’mıza, Seyit Onbaşı’mıza, Bigalı Mehmet Çavuş’umuza, Ezineli Yahya Çavuş’umuza bütün isimsiz kahramanlara Çanakkale’den, Çanakkale Zaferinin 111. yıl dönümünden bin selam olsun" şeklinde konuştu.
11 Mart 2026 Çarşamba - 10:39 Gençler Güllaç yapımını öğrendi Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin gençlik markası ’Pusula Maraş’ tarafından Ramazan ayı dolayısıyla gençlere yönelik güllaç yapım atölyesi oluşturuldu. Etkinlikte katılımcılar, Ramazan sofralarının vazgeçilmez tatlılarından biri olan güllacın yapım aşamalarını uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. Gençlerin kültürel değerlerle buluşmasını ve sosyal etkinlikler aracılığıyla bir araya gelmesini amaçlayan Pusula Maraş tarafından gerçekleştirilen ’Güllaç Yapım Atölyesi’, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Program kapsamında katılımcılara yaklaşık 600 yıllık geçmişe sahip, Osmanlı mutfağından günümüze kadar ulaşan güllacın doğru yapım teknikleri uzman eğitmen tarafından anlatıldı. Atölyede güllaç yapraklarının hazırlanmasından sütle buluşturulmasına, katmanların oluşturulmasından süsleme aşamasına kadar tüm süreçler uygulamalı olarak gösterildi. Anlatılan teknikleri birebir deneyimleme imkânı bulan gençler, kendi güllaçlarını hazırladı. Etkinlik boyunca hem eğitici hem de keyifli anlar yaşayan katılımcılar, geleneksel bir tatlının hazırlanış sürecini öğrenirken kültürel mirasla da yakından tanışma fırsatı buldu. Programın sonunda gençlerin hazırladığı güllaçlar paketlenerek kendilerine teslim edildi. Etkinliğe katılan gençler programdan memnun ayrıldıklarını ifade etti. Katılımcılardan Fatma İlayda Nar, "Pusula Maraş’ın güllaç yapım atölyesinde çok keyifli zaman geçirdik. Hocamızın eşliğinde kendi ellerimizle güllaç yaptık. İftardan sonra bunları yemek için sabırsızlanıyorum" dedi. Selma Akkoyun ise etkinliğin oldukça eğlenceli geçtiğini belirterek, "Çok eğlenceli bir etkinlik oluyor. Hem eğleniyor hem de güllaç yapımını öğreniyoruz" diye konuştu. Kübra Kavun da programda güzel vakit geçirdiklerini ifade ederek, "Burada çok güzel vakit geçirdik, çok eğlendik. Güllaç yapımını öğrendik" ifadelerini kullandı.
11 Mart 2026 Çarşamba - 10:24 Ailesinin asırlık sanatını evinin kilerinde yaşatıyor: Ayet-i kelimeleri ahşaba ilmek ilmek işliyor Kastamonu’da ailesinin bir asırdır yaptığı naht sanatını evinin kiler kısmına kurduğu atölyede yaşatan Mustafa Özeflanili, ayet-i kelimeleri ağaçlara ilmek ilmek işleyerek tablolar yapıyor. Kastamonu’da yaşayan 68 yaşındaki Mustafa Özeflanili, dedesinden talaş süpürerek öğrendiği naht (oymacılık) sanatını, yaşatmaya devam ediyor. 100 yılı aşkın süredir ailesinin sürdürdüğü naht sanatını dedesinden öğrenen Özeflanili, evinin kiler kısmında kurduğu atölyede ayet-i kelimeleri ceviz ağaçlarına işleyerek tablolar yapıyor. 40 yıldır mesleğine devam eden Özeflanili, bir tabloyu yapabilmek için 3 gün boyunca emek veriyor. Ayet-i kelimeleri nakış nakış ahşaba işleyen Özeflanili, abdest almadan tezgahın başına geçmiyor. Mesleği yaşatmak için ölene kadar çalışmaya devam edeceğini söyleyen Özeflanili, uzun yıllar ahşabı oyarak camiler için minber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili ve kapılar yaptıklarını ifade etti. "Bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım" Mesleğe başladığı dönemi anlatan Özeflanili, dedesinin atölyesinde talaş süpürerek mesleğe başladığını belirterek, "Evimizin giriş katında dedem oymacılık yapardı, babam da marangozluk yapardı. Babam daha sonra atölyesini sanayi çarşısına taşıdı. Ben de ilkokul dönemimde bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım. Okulun tatil olduğu zamanlarda sürekli babamın yanında marangozluk yaptım. Askere gidene kadar devam ettim. Askerden dönünce babamla beraber mobilya imalatına başladık. 1984 yılında da dedemin yanında oymacılığa başladım. 40 yılı aşkın süredir bu mesleği deva ettiriyorum" dedi. Dedesi sayesinde oymacılıkta kendini geliştirdiğini kaydeden Özeflanili, "Dedem 1960 yılların başında bu işe başladı. İlk işi Sarıömer köyüne mimber ve vaaz kürsü yaptı. Ben de son olarak aynı caminin mihrap ile kapısını yaptım" diye konuştu. Ölene kadar bu mesleği sürdüreceğim" Sağlık sorunları sebebiyle ara vermek zorunda kaldığı mesleğinde pandemi döneminde tekrar başladığını dile getiren Özeflanili, "1995 yılında dedem rahmetli oldu. Eski evimiz yıpranmıştı, bu binayı yaptık. Pandemi döneminden önce sağlık sorunlarından dolayı bir süre mesleğe ara verdim. Burası kilerdi, pandemi döneminde tekrar işe başlayınca burayı düzenleyerek burada devam ediyorum. Ölene kadar da bu mesleği sürdüreceğim. Daha önceki imalatlarımızda cami işleri vardı, minber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili gibi işler yaptık. Şimdi sadece Ayet-i Kelime yazılı tablolar üretiyorum. Minber yaptığım zamanlarda yaklaşık 10 tane çırağım vardı ama şimdi sadece 1 tanesi bu iş üzerinde çalışıyor" şeklinde konuştu. "Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2, 3 gün berabersiniz" Naht sanatının sabır istediğini ifade eden Mustafa Özeflanili, "Bu iş benim için verilmiş bir nimet. Bunu bırakma imkanım yok. BU işi severek yapıyorum. İşimi yaparken mutlaka abdestli oluyoruz, abdestsiz elimizi sürmüyoruz. Sabır isteyen bir iş. Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2, 3 gün berabersiniz. Sabretmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Şenay Gürler’in rol aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" oyunu turneye çıkıyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:26 Şenay Gürler’in rol aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" oyunu turneye çıkıyor Aylin Balboa’nın eserinden uyarlanan ve oyuncu Şenay Gürler’in sahne aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" adlı oyun, Türkiye turnesi kapsamında sanatseverlerle buluşacak. Biletinial’dan yapılan açıklamaya göre, Salih Usta’nın yönettiği, metin danışmanlığını Sertaç Sayın’ın ve dramaturgluğunu Ozan Ömer Akgül’ün üstlendiği oyun, uzun süreli bir birlikteliğin ardından yaşanan ayrılık sürecini ve ana karakterin Osman’a yazdığı mektuplar üzerinden yaşadığı içsel dönüşümü konu alıyor. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bolu’da sahnelenecek Biletleri satışa sunulan oyun, İstanbul’daki gösterimlerine 26 Şubat’ta İBB İdris Güllüce Kültür Merkezi’nde başlayacak. İstanbul programı kapsamında 2 Mart’ta Fişekhane Ana Sahne’de, 6 Mart’ta Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde ve 10 Mart’ta Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi Boğaziçi Salonu’nda tiyatroseverlerle buluşulacak. Gösterimlerine 14 Mart’ta Akatlar Kültür Merkezi ve 15 Mart’ta Kozzy Gönül Ülkü - Gazanfer Özcan Sahnesi ile devam edecek olan oyun, İstanbul etabını 23 Mart’ta Trump Sahne’deki performansla tamamlayacak. İstanbul’un ardından Anadolu turnesine çıkacak olan ekip, 25 Mart’ta Ankara AST Bilkent Sahne’de, 26 Mart’ta İzmir Bostanlı Suat Taşer Salonu’nda ve 17 Nisan’da Bolu Necip Fazıl Kültür Merkezi Salonu’nda sahne alacak. Işık tasarımını Ayşe Sedef Ayter’in, ses ve müziğini Güneş Bozkır’ın, kostüm tasarımını ise Hilal Polat’ın yaptığı oyunun tüm biletlerine Biletinial platformu üzerinden ulaşılabiliyor.
Magnesia Antik Kenti’nde tarih ve doğa aynı rotada
20 Ocak 2026 Salı - 10:21 Magnesia Antik Kenti’nde tarih ve doğa aynı rotada Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Germencik ilçesine bağlı Ortaklar ve çevresinde düzenlediği etkinlikte şehitliklerden antik kentlere, anıt ağaçlardan tarihi mezarlıklara uzanan zengin kültürel ve doğal mirası, yerinde inceledi. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Aydın’ın Germencik ilçesine bağlı Ortaklar ve çevresinde kapsamlı bir kültür ve doğa etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında bölgenin tarihi geçmişi, kültürel değerleri ve doğal yapısı uzmanlar eşliğinde ele alındı. Etkinliğin ilk durağı, Büyük Taarruz sonrası geri çekilen Yunan ordusunun sivillere yönelik katliamlarının yaşandığı yerlerden biri olan ve Kanlıbahçe olarak bilinen Koçkuyusu Şehitliği oldu. Katılımcılar, şehitlikte yaşanan acı olayları anarak saygı duruşunda bulundu. Programın devamında, Lozan Antlaşması kapsamında gerçekleştirilen nüfus mübadelesiyle Selanik ve Grevena’dan gelen Türklerin yerleştirildiği Mursallı Mahallesi ziyaret edildi. Burada, kelime anlamı "Başmelek" olan ve son depremler nedeniyle duvarlarında ciddi çatlaklar oluşan Taxiarchis Kilisesi incelendi. Daha sonra Aydın’ın en önemli antik kentlerinden biri olan Magnesia Antik Kenti’ne geçildi. Gümüşdağ eteğinde, Gümüşçay kenarında kurulan antik kent, rehber Hakan Bahçecioğlu eşliğinde gezildi. Dünyanın en iyi korunmuş antik stadyumları arasında gösterilen ve yaklaşık 30 bin kişilik kapasiteye sahip stadion katılımcılardan büyük ilgi gördü. Stadionun batısında yer alan tepede bulunan theatrondan antik kent kuşbakışı izlendi. Magnesia Antik Kenti’nde yeni kazı alanları, ısıtma sistemli yapılar ile Beylikler Dönemi’ne ait Çerkez Musa Camii de ziyaret edildi. Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlar nedeniyle metrelerce toprak altında kalan yapıların kazılarla ortaya çıkarılışı yerinde gözlemlendi. Program kapsamında 800 yıllık anıt çınar ağacıyla bilinen Selatin Köyü de ziyaret edildi. Köyde kurulan yerel pazardan alışveriş yapılarak üreticilere destek sağlandı. Etkinliğin son durağı ise uzun yıllardır kullanılmayan Tahtacı Mezarlığı oldu. Bakım eksikliği nedeniyle bitki örtüsü altında kalan mezarlıkta, çok sayıda mezar ve iki türbenin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu gözlemlendi. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, mezarlığın korunması ve iyileştirilmesi için ilgili kurumlara başvuruda bulunulacağını belirterek, "Ortaklar ve çevresi antik dönemden günümüze uzanan çok yönlü zenginliğiyle ekoturizm açısından önemli bir potansiyele sahip" dedi.
Sorgun Belediyesi atölyesinde 4 bin yıl ömürlü kuvars eserler üretiliyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:19 Sorgun Belediyesi atölyesinde 4 bin yıl ömürlü kuvars eserler üretiliyor Sorgun Belediyesi dekoratif ürünler atölyesinde şehrin estetik yapısı ve mimarisine önemli katkılar sağlayan 4 bin yıl ömürlü kuvars eserler üretiliyor. Belediyenin kendi imkânlarıyla kurduğu atölyede görev yapan teknik ekip tarafından tasarlanan heykeller; parklar, meydanlar ve sosyal alanlarda kullanılıyor. Kent dokusuna uygun olarak hazırlanan çalışmalar, Sorgun’un görsel zenginliğini artırmayı hedefliyor. Sokak aydınlatmaları, çeşme, taksi durağı, satış ofisi gibi tasarımlara imza atan atölye sayesinde uygun maliyetli sanat eserleri üretiliyor. Atölye sorumlusu Heykeltıraş İsmail Bolat, "Birbirine geçmeli kilit sistemiyle yapılıyor. 4 bin yıl ömrü var, kuvars çalışması bunlar. Roma başlığının alt kaidesi Selçuklu modelinde işlendi. Tamamen el işçiliği ve bize özgü bir malzeme. Yaptığım bu işler için 8 yıldır uğraşıyorum. Şimdi kalıpları alınacak inşallah. Yakın zamanda Salih Paşa Camiinin bulunduğu yere Başkanımız bir anıt istiyor. Yozgat’ımızda fotoğraf çekineceğimiz bir yer olacak. Ecdadımıza kalacak bir eser olacak. Altlarında çeşme, üstlerinde Roma başlıkları olacak" dedi. "4 ülkeden talep var" Çalışmaların yüksek maliyetli olmasına rağmen belediyenin bunu daha düşük maliyetlerle ürettiğini belirten Bolat, "Bu bir tane direğin işlenmesi ve başlıkların oluşabilmesi için aşağı yukarı 1 milyon dolar gerekiyor. Bugünkü teknolojiyle bile bu kadar hassas işlenemiyor. Bu tamamen el sanatı. Şu anda bunlara Avrupa’dan çok yüksek bir talep var. 4 tane ülkeye çeşme yetiştirilmesi gerekiyor, eleman az olduğu için yetiştiremiyoruz. Önce Sorgun’un ihtiyaçlarını karşılıyoruz, ondan sonra yurt dışına çalışacağız" ifadelerini kullandı. "Almanya, Fransa, Hollanda ve Bosna Hersek’e göndereceğimiz eserler var" Eserlerin yurt dışından da talep gördüğünü söyleyen Bolat, "Çeşmenin maliyeti tacıyla beraber 200 bin liraya mal oluyor. Çeşmedeki semboller 16 tane Türk Cumhuriyetini simgeliyor. İçinde demir kaidesi var ve birbirine geçmeli yapısı var. Çeşmeyi dışarıda yaptırmaya kalktığınızda 2-2 buçuk milyon lira istiyorlar. Bunun maliyeti belediyeye 200 bin lira. Bunlar yurt dışına gidecek. Almanya’ya dört tane gidecek. Fransa’ya 2 tane, Hollanda ve Bosna Hersek’e 1 tane gidecek" cümlelerine yer verdi. "Tasarımımızda Türkiye’nin tam ortası Yozgat’a işaret ettik" Tasarlanan taksi durağından söz eden İsmail Bolat, "Konulduğu yerde binlerce yıl duracak ve eser olarak ayakta kalacak bir yapı. Bunu pencere ekleyip satış noktası olarak da kullanabilirsiniz. Tasarımlarda Antik Mısır’ın Kleopatra’sını da kullandık. Dünyada bunun tescil hakları yok. Ondan dolayı bunu işledik. Sanat katkısı olması lazım" diyen Bolat, İlber Ortaylı heykeline de değindi. Bolat sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünya haritası üzerinde Türkiye’yi koyduk. Türkiye’nin merkezine de Sorgun’u koyduk. İlber Ortaylı’nın heykeli de memleketimizin merkezini işaret ediyor. Zaten Türkiye’nin tam ortasının Yozgat olduğu tescillendi. İlber Ortaylı memleketimizi ve bizleri onore ediyor. Birçok yerden davet alıyor ama gitmiyor. Sorgun deyince çıkıp geliyor. Katkısı ve fedakarlığından dolayı böyle bir şey yapmak istedik."
Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:17 Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ziyaretçilerle buluşuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ isimli etkileşimli sergi Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Sanatçı Yasemin Darbaz Karaca’nın küratörlüğünü yaptığı sergi; ailenin varlığını sürdürmesini tehdit eden bazı temel sorunları hikayeleştirerek, güçlü aile bağlarının önemini ele alıyor. Ayrıca sergide, Gazze’deki insanlık dramı ve yaşanan göçü resmeden bir bölüm de yer alıyor. Ziyaretçiler, resimlerin önünde yer alan tableti kullanarak canlandırılan aile hikayelerine şahit oluyor. Sergiye ilişkin konuşan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürü Yardımcısı Mehtap Bingül, "Bu sergi aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik hedeflerimiz için yaptığımız çalışmaların sanat diliyle anlatımına bir örnek. Bakanımız Mahir Özdemir Göktaş’ın riyasetinde aile yılında ailelere yönelik ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok çalışma yaptık" ifadelerine yer verdi. "Ziyaretçilerimiz değişimi izleyerek ilerliyor" Serginin etkileşimli olduğunu ve ziyaretçilerin ilgisini daha da çektiğini dile getiren Bingül, "Ziyaretçilerimiz sadece seyretmiyor, aynı zamanda dokunuyor, karşılaştırıyor ve değişimi izleyerek ilerliyor. Her bölümde ailenin karşılaştığı sorunları tema edinmiş ve ziyaretçilerimizin ‘bir ihtimal daha var, mümkün’ söylemini hissettirecek bir duygu oluşturuyor" şeklinde konuştu. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğini artırmak amacıyla serginin ilk kez İstanbul’da düzenlendiğini hatırlatan Bingül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve 26 ülkenin bakanlarının sergiye katıldığını ve serginin ulusal ve uluslararası düzeyde verdiği mesajın görünürlüğünü daha da artırdığını ifade etti. "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı özlemiş" Bingül, ailelerin sergiye ilgisinin yoğun olduğunu söyleyerek, "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı ve aileyi konuşmayı özlemiş ve bu anlamda da ulaşmak istediğimiz etkiyi oluşturduğumuza inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum" Kızı ve arkadaşlarıyla sergiyi ziyaret eden Mehtap Cesur, "Son yıllarda gördüğüm en güzel, en etkileyici sergilerden bir tanesiydi. Dijital çağın gerektirdiği her şeyi kullanarak aslında geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum. Çünkü dijital çağ ile birlikte, telefonun ve teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte kaybettiğimiz değer yargılarımızı sanki tekrardan yansıtmak istemişler gibi bir hissiyat uyandırdı. Şu an baktığınızda ekran donuk ama etkileşim halinde tableti kullandığınızda yaşanmışlıklar geri geliyor ve hareketlilikle birlikte geçmişi ve geleceği yansıtan bir çalışma olmuş" ifadelerini kullandı. "Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar" En çok etkilendiği köşenin Gazze olduğunu aktaran Cesur, "Platformları dolaşırken çok hoşuma gidenlerden bir tanesi ve üzüldüğüm Gazze oldu. Çünkü hepsinin bir hikayesi sonlanmış, olumsuzluktan olumluluğa dönmüş ama Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar, oraya bir vurgu yapmışlar" şeklinde konuştu. Eda Bakar ise sergiyi güzel bulduğunu belirterek, "Yapay zekayla canlandırmalar yapılmış, inanılmaz etkili olmuş. Bu birçok şeyi vurgulayıcı ve etkileyici hale getirmiş" diye konuştu. Sergi, 31 Ocak’a kadar ziyarete açık olacak.
Ecdat yadigarı puşideleri Eskişehirli kadınlar yeniliyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:16 Ecdat yadigarı puşideleri Eskişehirli kadınlar yeniliyor Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü’nde kadınlar, 2 yıldır üzerinde çalıştıkları Hafsa Ayşe Sultan’ın kabrinin puşidesini yenileme çalışmalarına devam ediyor. Puşide tamamlandığında İstanbul’daki Yavuz Selim Camii avlusunda bulunan kabrin üzerine serilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında Osmanlı Hanedanı’na ait türbelerdeki puşidelerin yenilenmesi amacıyla 2016’da başlatılan imzalanan protokol kapsamında çalışmalar sürüyor. Bu çerçevede, Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü Maraş Atölyesi’nde kadınlar yıpranan puşideleri yeniliyor. Yaklaşık 2 senedir ise Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Ayşe Sultan’ın puşidesi üzerinde çalışılıyor. Haziran ayında tamamlanması beklenen puşidenin İstanbul’daki Hafsa Ayşe Sultan Türbesi’ne gönderileceği belirtildi. "Bazı puşideleri yapmak 2 sene bile sürüyor" Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü’nde puşide çalışmalarında yer alan 55 yaşındaki Aynur Uzun, "Hanedana ait türbe örtülerini yapmaktayız. Bunlar zamanında hali hazırda yapılmış durumda ama yıprandıkları için biz aslında sadık kalarak onları yeniliyoruz. Bu, Cumhurbaşkanlığı projesi. Bir puşide uzun zaman alıyor. Bazısını yapmak 2 sene bile sürüyor. Bir senede bitirdiklerimiz de var, bu desene göre değişiyor. Şu ana kadar Şehzade Şevket Efendi’nin puşidesini yaptık. Sonra bebek puşideleri de oldu" dedi. "İlmek ilmek işliyoruz, iğneyle kuyu kazıyoruz" Son olarak yenilemekte oldukları puşidenin ise 8’inci çalışmaları olduğunu anlatan Uzun, sözlerine şöyle devam etti: "Şu anda, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Ayşe Sultan’ın puşidesi üzerinde çalışıyoruz. Yani ilmek ilmek işliyoruz, iğneyle kuyu kazıyoruz ama yaptığımız işi çok seviyoruz. Bu işi zevkle sürdürüyoruz. Bu puşidenin yapımı ise 2 sene sürdü ve daha Haziran’da bitecek. Yani şu anda işimiz yarım. Puşidenin yapımı bitince İstanbul’daki Hafsa Ayşe Sultan Türbesi’ne gidecek."
‘Tren Garı’ biliniyordu, av köşkü çıktı
20 Ocak 2026 Salı - 10:14 ‘Tren Garı’ biliniyordu, av köşkü çıktı Muğla’nın Dalaman ilçesinde 1900’lü yılların başında Mısır Valisi Abbas Hilmi Paşa tarafından yaptırılan, yıllardır tren garı olarak bilinen ve Mısır’ın İskenderiye şehrine yapılacak tren garı ile Dalaman’a yapılacak av köşkü projelerinin karışması sonucu yanlışlıkla inşa edildiği öne sürülen yapının aslında av köşkü olduğu ortaya çıktı. TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) arazisi içerisinde yer alan yapı, uzun yıllar boyunca ‘Demiryolu olmayan yere yapılan tren garı’ olarak anıldı. Bu iddia, zamanla Dalaman’ın en bilinen şehir efsanelerinden biri haline geldi. Söz konusu binanın tren garı olarak planlanmadığı, av köşkü amacıyla inşa edildiği açıklandı. Mimari yapısı nedeniyle tren garını andıran bina hakkında, projelerin karıştığı ve yapının yanlışlıkla Dalaman’a yapıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade eden Dalaman eski Belediye Başkanı Şevket Durmuş, projelerin karışmasının mümkün olmadığını, yapılan projenin doğru olduğunu, geçmiş yıllarda TİGEM arazisi içinde yük taşımak amacıyla tren raylarının bulunduğunu söyledi. Binanın iç kısmının ‘Tren Garı’ ile bir ilgisinin bulunmadığını belirten Durmuş, "Bu binanın yapılış tarihi 1908’li yıllara dayanıyor. Yapılış amacı da idari ve av binası olarak düşünülüyor. Ama benim dedemden duyduğum, burada trenin çalıştığı, yani sadece işletme içerisinde yük taşımak amacıyla trenin çalıştığıyla ilgilidir. Bir zaman sonra, herhalde tahminim Hilmi Abbas Paşa’dan sonra, tren rayları köylüler tarafından, diğer bazı kişiler tarafından sökülüyor ve kaldırılıyor. Hatta benim babamın evinde iki tane tren rayından kalan demir şu anda var. İşletmenin içerisinde de bir miktar eskiden kalan tren rayı demirlerinden olduğunu biliyorum. Proje karışması falan söz konusu değil burada. Av köşkü ve idari bina olarak yapılıyor. Bina Dalaman çiftliği arazisi içerisinde yük taşımak için de tren kullanılıyor. Ya şimdi tren garı bir başka yerleşim birimlerine gitmesi lazım böyle bir garın olması için. Öyle bir şey de yok. Tren sadece bu bölgede, TİGEM arazisi içerisinde kullanılıyor. Hem biliyorsunuz size Muğla’nın hiçbir tarafına, hiçbir ilçesine, bir yerleşim birimine trenin gelmesi söz konusu değil" dedi. Binanın geçmişi Osmanlı döneminde, Mısır Valisi olarak atanan Abbas Hilmi Paşa, mülkiyeti 1874’te kendisine geçen Dalaman’daki arazilerinde çalışmaları için çok sayıda Mısırlı ve Sudanlı işçi getirir. Paşa, 1908’de Dalaman’a av köşkü, Valisi olduğu Mısır’ın İskenderiye şehrine de tren istasyonu yaptırmak ister ve planları Fransızlara verir. Fransızların av köşkü ile tren garı projelerini karıştırdıkları, Mısır yerine Dalaman’a yapılan ve halk arasında ’Dünyanın tren geçmeyen tek istasyonu’ olarak bilinen bina yapılır. Bina, günümüzde TİGEM hizmet binası olarak kullanılıyor.
Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:12 Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ziyaretçilerle buluşuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ isimli etkileşimli sergi Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Sanatçı Yasemin Darbaz Karaca’nın küratörlüğünü yaptığı sergi; ailenin varlığını sürdürmesini tehdit eden bazı temel sorunları hikayeleştirerek, güçlü aile bağlarının önemini ele alıyor. Ayrıca sergide, Gazze’deki insanlık dramı ve yaşanan göçü resmeden bir bölüm de yer alıyor. Ziyaretçiler, resimlerin önünde yer alan tableti kullanarak canlandırılan aile hikayelerine şahit oluyor. Sergiye ilişkin konuşan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürü Yardımcısı Mehtap Bingül, "Bu sergi aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik hedeflerimiz için yaptığımız çalışmaların sanat diliyle anlatımına bir örnek. Bakanımız Mahir Özdemir Göktaş’ın riyasetinde aile yılında ailelere yönelik ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok çalışma yaptık" ifadelerine yer verdi. "Ziyaretçilerimiz değişimi izleyerek ilerliyor" Serginin etkileşimli olduğunu ve ziyaretçilerin ilgisini daha da çektiğini dile getiren Bingül, "Ziyaretçilerimiz sadece seyretmiyor, aynı zamanda dokunuyor, karşılaştırıyor ve değişimi izleyerek ilerliyor. Her bölümde ailenin karşılaştığı sorunları tema edinmiş ve ziyaretçilerimizin ‘bir ihtimal daha var, mümkün’ söylemini hissettirecek bir duygu oluşturuyor" şeklinde konuştu. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğini artırmak amacıyla serginin ilk kez İstanbul’da düzenlendiğini hatırlatan Bingül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve 26 ülkenin bakanlarının sergiye katıldığını ve serginin ulusal ve uluslararası düzeyde verdiği mesajın görünürlüğünü daha da artırdığını ifade etti. "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı özlemiş" Bingül, ailelerin sergiye ilgisinin yoğun olduğunu söyleyerek, "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı ve aileyi konuşmayı özlemiş ve bu anlamda da ulaşmak istediğimiz etkiyi oluşturduğumuza inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum" Kızı ve arkadaşlarıyla sergiyi ziyaret eden Mehtap Cesur, "Son yıllarda gördüğüm en güzel, en etkileyici sergilerden bir tanesiydi. Dijital çağın gerektirdiği her şeyi kullanarak aslında geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum. Çünkü dijital çağ ile birlikte, telefonun ve teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte kaybettiğimiz değer yargılarımızı sanki tekrardan yansıtmak istemişler gibi bir hissiyat uyandırdı. Şu an baktığınızda ekran donuk ama etkileşim halinde tableti kullandığınızda yaşanmışlıklar geri geliyor ve hareketlilikle birlikte geçmişi ve geleceği yansıtan bir çalışma olmuş" ifadelerini kullandı. "Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar" En çok etkilendiği köşenin Gazze olduğunu aktaran Cesur, "Platformları gezerken çok hoşuma gidenlerden bir tanesi ve üzüldüğüm Gazze oldu. Çünkü hepsinin bir hikayesi sonlanmış, olumsuzluktan olumluluğa dönmüş ama Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar, oraya bir vurgu yapmışlar" şeklinde konuştu. Eda Bakar ise sergiyi güzel bulduğunu belirterek, "Yapay zekayla canlandırmalar yapılmış, inanılmaz etkili olmuş. Bu birçok şeyi vurgulayıcı ve etkileyici hale getirmiş" diye konuştu. Sergi, 31 Ocak’a kadar ziyarete açık olacak.
İDSO DenizBank Konserleri’nde Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri yorumlanacak
20 Ocak 2026 Salı - 10:00 İDSO DenizBank Konserleri’nde Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri yorumlanacak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri kapsamında, 23 Ocak Cuma akşamı saat 20.00’de düzenlenecek dinletide, Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri yorumlanacak. Finlandiyalı şef Ari Rasilainen’in yöneteceği, Denizsu Polat’ın (viyola) ve Deniz Yakın’ın (keman) solist olarak yer alacağı konser, Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 23 Ocak Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda müzik tarihinin ilham dolu yolculuklarına ışık tutan bir programla sahnede olacak. İDSO DenizBank Konseri’nde, doğdukları topraklardan uzaklaşarak sanatsal dünyalarını zenginleştiren iki büyük bestecinin Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri dinleyiciyle buluşacak. Konserin ilk bölümünde, Mozart’ın 1779 yılında çıktığı Avrupa turnesinin ardından tamamladığı Keman ve Viyola için Senfonik Konçertant seslendirilecek. Mozart’ın olgunluk döneminin en parlak örnekleri arasında yer alan yapıt, viyolada Denizsu Polat, kemanda ise Deniz Yakın’ın yorumlarıyla sahnede hayat bulacak. Konserin ikinci bölümünde ise Finlandiya müziğinin en önemli temsilcilerinden Jean Sibelius’un, 1901 yılında gerçekleştirdiği İtalya seyahatinden aldığı ilhamla bestelediği İkinci Senfoni seslendirilecek. Sibelius’un uluslararası ününü pekiştiren başyapıtları arasında yer alan eser, Finlandiyalı şef Ari Rasilainen yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası tarafından yorumlanacak. Şef: Ari Rasilainen Solist: Denizsu Polat (Viyola), Deniz Yakin (Keman) Program: Wolfgang Amadeus Mozart, Keman ve Viyola için Senfonik Konçertant Ara Jean Sibelius, Senfoni No:2 Re Major Op.4
Bayburt’ta kültürel miras ve turizm alanında önemli adımlar atılıyor
20 Ocak 2026 Salı - 09:12 Bayburt’ta kültürel miras ve turizm alanında önemli adımlar atılıyor Bayburt’ta kültürel mirasın korunması ve turizmin geliştirilmesi doğrultusunda önemli projelerde yeni aşamalara geçildi. Bamsı Beyrek’in kültürel miras olarak tescillenmesi için UNESCO’ya başvuru yapılırken, Aydıntepe Yeraltı Şehri, Bayburt Kalesi ve Dede Korkut Kent Müzesi ile ilgili çalışmalar hız kazandı. Bamsı Beyrek’in somut olmayan kültürel miras olarak tescillenmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Türki Cumhuriyetler ile birlikte UNESCO’ya başvuru gerçekleştirildi. Bayburt’un önemli turizm destinasyonlarından biri olan Aydıntepe Yeraltı Şehri’nin 2026 yılında ziyarete açılması için proje çalışmaları tamamlandı. Ödenek aktarımının yapılmasının ardından çalışmalar kısa sürede başlayacak. Öte yandan Bayburt Kalesi’nde kazı çalışmaları ile kale surlarından taş düşmesini önlemeye yönelik koruma ve güvenlik çalışmaları başlatıldı. Tarihi yapının korunması amacıyla yürütülen çalışmaların etaplar halinde devam edeceği bildirildi. Ayrıca Bayburt Dede Korkut Kent Müzesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilmesine ilişkin işlemler başlatıldı. Devir sürecinin tamamlanmasıyla müzenin Bayburt Müze Müdürlüğü olarak faaliyetlerine devam edeceği kaydedildi. Yürütülen projelerle Bayburt’un tarihi ve kültürel değerlerinin korunarak gelecek nesillere aktarılması ve kentin turizm potansiyelinin artırılması amaçlanıyor.
Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu
19 Ocak 2026 Pazartesi - 23:11 Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nda profesyonel ve öğrenci filmleri kategorilerinde dereceye girenler, düzenlenen törenle ödüllerini aldı. ‘Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nın ödül töreni, Orman Genel Müdürlüğü’nde (OGM) gerçekleştirildi. Türk sanat müziği konseri ile başlayan tören, halk oyunları gösterisi ile devam etti. Törende konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, doğruyu anlatmanın da en az doğruyu savunmak kadar önemli olduğunu belirterek, insanların düşünce dünyasına bazen raporlar veya istatistikler değil, sahneler ve hikayelerle ulaşıldığını, kısa filmlerin de bu anlatımın en etkili araçlarından biri olduğunu ifade etti. Polat, yarışmada emeği geçen kurum ve kuruluşlar ile yarışmacılara da teşekkür ederek, iyi dileklerde bulundu. "Son 23 yılda sadece 8 milyar 300 milyon fidanı toprakla buluşturduk" Yangınla mücadelenin yangın anında olan bir şey olmadığını söyleyen Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ise, "Esasen yangınla mücadeleyi yangın öncesinde yapmak gerekir. Biz biliyoruz ki bu yangınların yüzde 96’sı insan kaynaklı. Sadece yüzde 8’lik kısmı kasıtlı. Geriye kadar yüzde 88’lik kısmı ise tamamen ihmal ve dikkatsizlik sonucu yaşanan yangınlar. Toplum olarak biz biraz daha dikkatli olursak orman yangınlarını önleyebiliriz. O yüzden geniş halk kitlelerine, topluma ulaşabilmenin yolunun da sinemadan ve diğer iletişim kanallarını profesyonelce kullanmaktan geçtiğine inandığımız için böyle bir faaliyeti icra etmeye karar verdik. Peki orman varlığımız ne durumda? Baktığımız zaman gözümüzü korkutacak bir tablo yok bugün itibarıyla. FAO’nun 2025 yılında yayınladığı dünya orman varlığıyla ilgili raporunda Türkiye’nin dünyada orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında 6’ncılıktan 4’üncü sıraya geldiğini, en çok ağaçlandırma yapan ülkeler sıralamasında da 4’üncülükten 3’üncülüğe geldiğini ve her iki kategoride de Avrupa’da birinciliğini koruduğunu ifade ediyor. Son 23 yılda sadece 8 milyar 300 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Bu ülkemiz adına gurur duyulacak bir tablo" diye konuştu. Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nda profesyonel ve öğrenci filmleri olmak üzere iki ana kategoride, kurmaca ve belgesel dallarında ödüller verildi. Profesyonel filmler kategorisinde birincilik ödülü 100 bin liraya kadar çıkarken, öğrenci filmleri kategorisinde birincilere 75 bin lira ödül verildi. Yarışmada ayrıca Yeşil Vatan Özel Ödülü ve mansiyon ödülleri de sahiplerini buldu. Çeşitli illerden başvuru gerçekleştirilen 584 kısa filmden 31 film finale kaldı. Finalistlerin 16’sını öğrenci çalışmaları, 15’ini ise profesyonel yapımlar oluşturdu. Törene Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, paydaş temsilcileri, yarışmacılar, aileleri ve davetliler katıldı.