KÜLTÜR SANAT
Tarihi sokakta paylaşım sofrası 11 Mart 2026 Çarşamba - 19:52:47 Giresun’un Tirebolu ilçesinde "Bir kap fazla yap" geleneği, sokakta kurulan iftar sofrası mahalle kültürünü yaşatıyor. Giresun’un Tirebolu ilçesinde tarihi evlerin bulunduğu Yeniköy Mahallesi’nde mahalle sakinleri, evlerinde hazırladıkları yemeklerle sokakta kurdukları iftar sofralarında buluşuyor. "Bir kap fazla yap" sloganıyla sürdürülen gelenek, Ramazan ayında komşuluk bağlarını güçlendiriyor. Giresun’un Tirebolu ilçesinde tarihi dokusuyla dikkat çeken Yeniköy Mahallesi’nde, mahalle kültürünü yaşatan anlamlı bir gelenek sürdürülüyor. Mahalle sakinleri, Ramazan ayında evlerinde hazırladıkları yemekleri sokağa kurulan iftar sofralarına getirerek birlikte oruç açıyor. Yeniköy Mahallesi Muhtarlığı öncülüğünde 2016 yılında başlatılan ve "Bir kap fazla yap" sloganıyla hayata geçirilen sokak iftarı geleneği, her yıl artan katılımla devam ediyor. Mahalle sakinlerinin tencere ve kaplarla getirdiği yemekler masalarda paylaşılıyor. Çorba ve tatlı ise hayırseverler tarafından ikram ediliyor. İftar sofraları yalnızca mahalle halkını değil, üniversite öğrencilerini, ihtiyaç sahiplerini ve ilçe dışından gelen misafirleri de bir araya getiriyor. Tarihi sokakta kurulan uzun masalar, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhunu yansıtıyor. Yeniköy Mahallesi Muhtarı Osman Altay, etkinliğin temel amacının komşuluk bağlarını güçlendirmek olduğunu belirterek, "Buradaki amaç beraber iftar yapıp olanın olmayana vermesi mantığıyla eski komşuluk bağlarını güçlendirmek. Bu yıl Allah izin verirse ‘Bir Kap fazla yap" iftar yemeğinin 10’uncusunu gerçekleştirdik" dedi. Altay, iftarın belirli bir konseptle hazırlandığını ifade ederek, sosyal farklılıkların oluşmaması için herkesin benzer yemekler hazırladığını söyledi. Altay, "Mahalleli genellikle fırında tavuk ve pilav yapıp getiriyor. Böylece herkes aynı sofrayı paylaşıyor, kimse kendini farklı hissetmiyor" diye konuştu. Tirebolu Kaymakamı Muhammed Lütfi Kotan da iftar programına ailesiyle birlikte katıldığını belirterek, Ramazan’ın birlik ve beraberlik için önemli bir vesile olduğunu söyledi. Kotan, "Ben de bu mahallenin bir sakiniyim. Bir kaymakamdan ziyade bir komşu olarak buradayım. Herkes kendi evinde yaptığı yemeği getirip paylaşıyor. Bu çok güzel bir gelenek" ifadelerini kullandı. Mahalle sakinleri ise sokakta kurulan iftar sofralarının özellikle çocuklar için unutulmaz hatıralar oluşturduğunu belirterek, geleneğin uzun yıllar devam etmesini istediklerini dile getirdi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 16:35 Fırat Üniversitesi’nde "Kutsal Topraklardan Dijital İzler" sergisi Fırat Üniversitesi’nde açılışı yapılan "Kutsal Topraklardan Dijital İzler" sergisini büyük ilgi gördü. Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde "Kutsal Topraklardan Dijital İzler" adlı serginin açılışı gerçekleştirildi. Dijital sanat ve fotoğraf çalışmalarının yer aldığı sergi, akademisyenler ve öğrenciler tarafından yoğun ilgi gördü. Serginin açılışına Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Doğru, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kenan Demirci, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Kutsal topraklarda çekilen fotoğrafların ve dijital çalışmaların yer aldığı sergide, ziyaretçilere manevi atmosferi dijital sanat aracılığıyla yansıtan eserler sunuldu. Frat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, İletişim Fakültesi öğretim üyesi Ferda Başgün’ün kutsal topraklarda çektiği fotoğrafları dijital çalışmalarla birleştirerek anlamlı bir sergi hazırladığını belirterek, bu tür sanatsal etkinliklerin önemli olduğunu ifade etti. Sergiyi hazırlayan İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ferda Başgün ise kutsal topraklara yaptığı yolculuk sırasında hazırladığı çalışmaları sergilemekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, serginin açılışına katılan Rektör Prof. Dr. Fahrettin Göktaş’a ve katılımcılara teşekkür etti. Sergisinin Cuma günü Rektörlük Kampüsü’nde bulunan Murad Camii avlusunda da sanatseverlerin ziyaretine açılacağı bildirildi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 15:46 Niğde’de "Sanatın Diliyle Değerlerimiz" sergisi açıldı Niğde’de Peygamber Efendimizin doğumunun 1500. yılı dolayısıyla "Sanatın Diliyle Değerlerimiz" adlı sergi açıldı. Niğde Halk Eğitimi Merkezi tarafından hazırlanan "Sanatın Diliyle Değerlerimiz" adlı sergi sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Sergide ebru, tezhip ve hüsn-i hat sanatlarıyla hazırlanan toplam 65 eser ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Ebru atölyesinde "sabır", tezhip atölyesinde "adalet", hüsn-i hat çalışmalarında ise "tevazu" temaları işlenerek, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin "erdem-değer-eylem" anlayışı sanat yoluyla ifade edildi. Niğde Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Orhan Çetin yaptığı konuşmada, Peygamber Efendimizin doğumunun 1500. yılı nedeniyle düzenlenen serginin önemli bir anlam taşıdığını belirterek, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin erdem, değer ve eylem anlayışı çerçevesinde sabır, tevazu ve adalet gibi değerleri hayatımızın her alanına yansıtmak ve Peygamber Efendimizin güzel ahlakını toplum hayatında canlı tutmak hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Çetin, merkez olarak hayat boyu öğrenme anlayışıyla her yaştan vatandaşa yönelik kültürel, sanatsal ve mesleki kurslar düzenlediklerini ifade ederek, geleneksel sanatların yaşatılması ve değerlerin yeni nesillere aktarılması için çalışmaların sürdüğünü vurguladı. İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek ise serginin hazırlanmasında emeği geçen öğretmenlere, kursiyerlere ve katkı sağlayan herkese teşekkür ederek, serginin hayırlı olmasını temenni etti. Açılışa Niğde Valisi Nedim Akmeşe’nin eşi Hacer Akmeşe, Niğde Vali Yardımcısı Baha Büyükkaymakçı, Niğde Jandarma Alay Komutanı Gürol Okyar, Niğde Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Çiftçibaşı, İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek, şube müdürleri ve çok sayıda sanatsever katıldı.
11 Mart 2026 Çarşamba - 15:37 En güzel halk oyununu oynamak için ter döktüler Kırşehir’de düzenlenen Halk Oyunları İl Temsilciliği yarışmaları ilgiyle izlendi. Kırşehir’deki Kındam Spor Salonu’nda gerçekleştirilen müsabakalarda farklı kategorilerde toplam 8 ekip yarıştı. Yarışmalarda 4 okul minikler, 1 okul yıldızlar, 2 okul gençler kategorisinde sahne alırken, 1 ekip ise kulüpler kategorisinde mücadele etti. Halk oyunları müsabakalarına ilk kez katılan okulların öğrenci ve öğretmenleri büyük heyecan yaşadı. Yarışmalar öncesinde konuşan Halk Oyunları İl Temsilcisi Fazıl Batı, öğrenciler kadar kendisinin de heyecanlı olduğunu belirtti. Batı, en az iki aylık çalışma sonucunda hazırlıkların tamamlandığını ifade etti. Mehmet Akif Ersoy Anadolu Lisesi Beden Eğitimi Öğretmeni Döne Benzer ise ekip olarak ilk kez il yarışmalarında yer aldıklarını söyleyerek, "Öğrencilerimiz mutlu ve isteyerek yarışmalara katıldılar. Bizler de uzun bir aradan sonra ilk kez resmi bir müsabaka heyecanı duyduk." dedi. Yarışmalarda ilk kez yöresel kıyafet giyerek seyirci karşısına çıkan öğrenci Vahide Aydoğmuş, Kırşehir’de kültürün çok güzel olduğunu ve bu nedenle mutlu olduğunu ifade ederken, öğrencilerden Evin Arman ise iki aydır aralıksız çalıştıklarını ve güzel bir sonuç elde etmek istediklerini söyledi. Açılış seremonisinin ardından ekipler birincilik için sahnede performans sergiledi.
Şenay Gürler’in rol aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" oyunu turneye çıkıyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:26 Şenay Gürler’in rol aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" oyunu turneye çıkıyor Aylin Balboa’nın eserinden uyarlanan ve oyuncu Şenay Gürler’in sahne aldığı "Bu Hikaye Senden Uzun Osman" adlı oyun, Türkiye turnesi kapsamında sanatseverlerle buluşacak. Biletinial’dan yapılan açıklamaya göre, Salih Usta’nın yönettiği, metin danışmanlığını Sertaç Sayın’ın ve dramaturgluğunu Ozan Ömer Akgül’ün üstlendiği oyun, uzun süreli bir birlikteliğin ardından yaşanan ayrılık sürecini ve ana karakterin Osman’a yazdığı mektuplar üzerinden yaşadığı içsel dönüşümü konu alıyor. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bolu’da sahnelenecek Biletleri satışa sunulan oyun, İstanbul’daki gösterimlerine 26 Şubat’ta İBB İdris Güllüce Kültür Merkezi’nde başlayacak. İstanbul programı kapsamında 2 Mart’ta Fişekhane Ana Sahne’de, 6 Mart’ta Kadıköy Eğitim Sahnesi’nde ve 10 Mart’ta Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi Boğaziçi Salonu’nda tiyatroseverlerle buluşulacak. Gösterimlerine 14 Mart’ta Akatlar Kültür Merkezi ve 15 Mart’ta Kozzy Gönül Ülkü - Gazanfer Özcan Sahnesi ile devam edecek olan oyun, İstanbul etabını 23 Mart’ta Trump Sahne’deki performansla tamamlayacak. İstanbul’un ardından Anadolu turnesine çıkacak olan ekip, 25 Mart’ta Ankara AST Bilkent Sahne’de, 26 Mart’ta İzmir Bostanlı Suat Taşer Salonu’nda ve 17 Nisan’da Bolu Necip Fazıl Kültür Merkezi Salonu’nda sahne alacak. Işık tasarımını Ayşe Sedef Ayter’in, ses ve müziğini Güneş Bozkır’ın, kostüm tasarımını ise Hilal Polat’ın yaptığı oyunun tüm biletlerine Biletinial platformu üzerinden ulaşılabiliyor.
Magnesia Antik Kenti’nde tarih ve doğa aynı rotada
20 Ocak 2026 Salı - 10:21 Magnesia Antik Kenti’nde tarih ve doğa aynı rotada Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Germencik ilçesine bağlı Ortaklar ve çevresinde düzenlediği etkinlikte şehitliklerden antik kentlere, anıt ağaçlardan tarihi mezarlıklara uzanan zengin kültürel ve doğal mirası, yerinde inceledi. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD), Aydın’ın Germencik ilçesine bağlı Ortaklar ve çevresinde kapsamlı bir kültür ve doğa etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında bölgenin tarihi geçmişi, kültürel değerleri ve doğal yapısı uzmanlar eşliğinde ele alındı. Etkinliğin ilk durağı, Büyük Taarruz sonrası geri çekilen Yunan ordusunun sivillere yönelik katliamlarının yaşandığı yerlerden biri olan ve Kanlıbahçe olarak bilinen Koçkuyusu Şehitliği oldu. Katılımcılar, şehitlikte yaşanan acı olayları anarak saygı duruşunda bulundu. Programın devamında, Lozan Antlaşması kapsamında gerçekleştirilen nüfus mübadelesiyle Selanik ve Grevena’dan gelen Türklerin yerleştirildiği Mursallı Mahallesi ziyaret edildi. Burada, kelime anlamı "Başmelek" olan ve son depremler nedeniyle duvarlarında ciddi çatlaklar oluşan Taxiarchis Kilisesi incelendi. Daha sonra Aydın’ın en önemli antik kentlerinden biri olan Magnesia Antik Kenti’ne geçildi. Gümüşdağ eteğinde, Gümüşçay kenarında kurulan antik kent, rehber Hakan Bahçecioğlu eşliğinde gezildi. Dünyanın en iyi korunmuş antik stadyumları arasında gösterilen ve yaklaşık 30 bin kişilik kapasiteye sahip stadion katılımcılardan büyük ilgi gördü. Stadionun batısında yer alan tepede bulunan theatrondan antik kent kuşbakışı izlendi. Magnesia Antik Kenti’nde yeni kazı alanları, ısıtma sistemli yapılar ile Beylikler Dönemi’ne ait Çerkez Musa Camii de ziyaret edildi. Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlar nedeniyle metrelerce toprak altında kalan yapıların kazılarla ortaya çıkarılışı yerinde gözlemlendi. Program kapsamında 800 yıllık anıt çınar ağacıyla bilinen Selatin Köyü de ziyaret edildi. Köyde kurulan yerel pazardan alışveriş yapılarak üreticilere destek sağlandı. Etkinliğin son durağı ise uzun yıllardır kullanılmayan Tahtacı Mezarlığı oldu. Bakım eksikliği nedeniyle bitki örtüsü altında kalan mezarlıkta, çok sayıda mezar ve iki türbenin yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu gözlemlendi. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, mezarlığın korunması ve iyileştirilmesi için ilgili kurumlara başvuruda bulunulacağını belirterek, "Ortaklar ve çevresi antik dönemden günümüze uzanan çok yönlü zenginliğiyle ekoturizm açısından önemli bir potansiyele sahip" dedi.
Sorgun Belediyesi atölyesinde 4 bin yıl ömürlü kuvars eserler üretiliyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:19 Sorgun Belediyesi atölyesinde 4 bin yıl ömürlü kuvars eserler üretiliyor Sorgun Belediyesi dekoratif ürünler atölyesinde şehrin estetik yapısı ve mimarisine önemli katkılar sağlayan 4 bin yıl ömürlü kuvars eserler üretiliyor. Belediyenin kendi imkânlarıyla kurduğu atölyede görev yapan teknik ekip tarafından tasarlanan heykeller; parklar, meydanlar ve sosyal alanlarda kullanılıyor. Kent dokusuna uygun olarak hazırlanan çalışmalar, Sorgun’un görsel zenginliğini artırmayı hedefliyor. Sokak aydınlatmaları, çeşme, taksi durağı, satış ofisi gibi tasarımlara imza atan atölye sayesinde uygun maliyetli sanat eserleri üretiliyor. Atölye sorumlusu Heykeltıraş İsmail Bolat, "Birbirine geçmeli kilit sistemiyle yapılıyor. 4 bin yıl ömrü var, kuvars çalışması bunlar. Roma başlığının alt kaidesi Selçuklu modelinde işlendi. Tamamen el işçiliği ve bize özgü bir malzeme. Yaptığım bu işler için 8 yıldır uğraşıyorum. Şimdi kalıpları alınacak inşallah. Yakın zamanda Salih Paşa Camiinin bulunduğu yere Başkanımız bir anıt istiyor. Yozgat’ımızda fotoğraf çekineceğimiz bir yer olacak. Ecdadımıza kalacak bir eser olacak. Altlarında çeşme, üstlerinde Roma başlıkları olacak" dedi. "4 ülkeden talep var" Çalışmaların yüksek maliyetli olmasına rağmen belediyenin bunu daha düşük maliyetlerle ürettiğini belirten Bolat, "Bu bir tane direğin işlenmesi ve başlıkların oluşabilmesi için aşağı yukarı 1 milyon dolar gerekiyor. Bugünkü teknolojiyle bile bu kadar hassas işlenemiyor. Bu tamamen el sanatı. Şu anda bunlara Avrupa’dan çok yüksek bir talep var. 4 tane ülkeye çeşme yetiştirilmesi gerekiyor, eleman az olduğu için yetiştiremiyoruz. Önce Sorgun’un ihtiyaçlarını karşılıyoruz, ondan sonra yurt dışına çalışacağız" ifadelerini kullandı. "Almanya, Fransa, Hollanda ve Bosna Hersek’e göndereceğimiz eserler var" Eserlerin yurt dışından da talep gördüğünü söyleyen Bolat, "Çeşmenin maliyeti tacıyla beraber 200 bin liraya mal oluyor. Çeşmedeki semboller 16 tane Türk Cumhuriyetini simgeliyor. İçinde demir kaidesi var ve birbirine geçmeli yapısı var. Çeşmeyi dışarıda yaptırmaya kalktığınızda 2-2 buçuk milyon lira istiyorlar. Bunun maliyeti belediyeye 200 bin lira. Bunlar yurt dışına gidecek. Almanya’ya dört tane gidecek. Fransa’ya 2 tane, Hollanda ve Bosna Hersek’e 1 tane gidecek" cümlelerine yer verdi. "Tasarımımızda Türkiye’nin tam ortası Yozgat’a işaret ettik" Tasarlanan taksi durağından söz eden İsmail Bolat, "Konulduğu yerde binlerce yıl duracak ve eser olarak ayakta kalacak bir yapı. Bunu pencere ekleyip satış noktası olarak da kullanabilirsiniz. Tasarımlarda Antik Mısır’ın Kleopatra’sını da kullandık. Dünyada bunun tescil hakları yok. Ondan dolayı bunu işledik. Sanat katkısı olması lazım" diyen Bolat, İlber Ortaylı heykeline de değindi. Bolat sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünya haritası üzerinde Türkiye’yi koyduk. Türkiye’nin merkezine de Sorgun’u koyduk. İlber Ortaylı’nın heykeli de memleketimizin merkezini işaret ediyor. Zaten Türkiye’nin tam ortasının Yozgat olduğu tescillendi. İlber Ortaylı memleketimizi ve bizleri onore ediyor. Birçok yerden davet alıyor ama gitmiyor. Sorgun deyince çıkıp geliyor. Katkısı ve fedakarlığından dolayı böyle bir şey yapmak istedik."
Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:17 Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ziyaretçilerle buluşuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ isimli etkileşimli sergi Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Sanatçı Yasemin Darbaz Karaca’nın küratörlüğünü yaptığı sergi; ailenin varlığını sürdürmesini tehdit eden bazı temel sorunları hikayeleştirerek, güçlü aile bağlarının önemini ele alıyor. Ayrıca sergide, Gazze’deki insanlık dramı ve yaşanan göçü resmeden bir bölüm de yer alıyor. Ziyaretçiler, resimlerin önünde yer alan tableti kullanarak canlandırılan aile hikayelerine şahit oluyor. Sergiye ilişkin konuşan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürü Yardımcısı Mehtap Bingül, "Bu sergi aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik hedeflerimiz için yaptığımız çalışmaların sanat diliyle anlatımına bir örnek. Bakanımız Mahir Özdemir Göktaş’ın riyasetinde aile yılında ailelere yönelik ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok çalışma yaptık" ifadelerine yer verdi. "Ziyaretçilerimiz değişimi izleyerek ilerliyor" Serginin etkileşimli olduğunu ve ziyaretçilerin ilgisini daha da çektiğini dile getiren Bingül, "Ziyaretçilerimiz sadece seyretmiyor, aynı zamanda dokunuyor, karşılaştırıyor ve değişimi izleyerek ilerliyor. Her bölümde ailenin karşılaştığı sorunları tema edinmiş ve ziyaretçilerimizin ‘bir ihtimal daha var, mümkün’ söylemini hissettirecek bir duygu oluşturuyor" şeklinde konuştu. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğini artırmak amacıyla serginin ilk kez İstanbul’da düzenlendiğini hatırlatan Bingül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve 26 ülkenin bakanlarının sergiye katıldığını ve serginin ulusal ve uluslararası düzeyde verdiği mesajın görünürlüğünü daha da artırdığını ifade etti. "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı özlemiş" Bingül, ailelerin sergiye ilgisinin yoğun olduğunu söyleyerek, "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı ve aileyi konuşmayı özlemiş ve bu anlamda da ulaşmak istediğimiz etkiyi oluşturduğumuza inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum" Kızı ve arkadaşlarıyla sergiyi ziyaret eden Mehtap Cesur, "Son yıllarda gördüğüm en güzel, en etkileyici sergilerden bir tanesiydi. Dijital çağın gerektirdiği her şeyi kullanarak aslında geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum. Çünkü dijital çağ ile birlikte, telefonun ve teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte kaybettiğimiz değer yargılarımızı sanki tekrardan yansıtmak istemişler gibi bir hissiyat uyandırdı. Şu an baktığınızda ekran donuk ama etkileşim halinde tableti kullandığınızda yaşanmışlıklar geri geliyor ve hareketlilikle birlikte geçmişi ve geleceği yansıtan bir çalışma olmuş" ifadelerini kullandı. "Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar" En çok etkilendiği köşenin Gazze olduğunu aktaran Cesur, "Platformları dolaşırken çok hoşuma gidenlerden bir tanesi ve üzüldüğüm Gazze oldu. Çünkü hepsinin bir hikayesi sonlanmış, olumsuzluktan olumluluğa dönmüş ama Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar, oraya bir vurgu yapmışlar" şeklinde konuştu. Eda Bakar ise sergiyi güzel bulduğunu belirterek, "Yapay zekayla canlandırmalar yapılmış, inanılmaz etkili olmuş. Bu birçok şeyi vurgulayıcı ve etkileyici hale getirmiş" diye konuştu. Sergi, 31 Ocak’a kadar ziyarete açık olacak.
Ecdat yadigarı puşideleri Eskişehirli kadınlar yeniliyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:16 Ecdat yadigarı puşideleri Eskişehirli kadınlar yeniliyor Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü’nde kadınlar, 2 yıldır üzerinde çalıştıkları Hafsa Ayşe Sultan’ın kabrinin puşidesini yenileme çalışmalarına devam ediyor. Puşide tamamlandığında İstanbul’daki Yavuz Selim Camii avlusunda bulunan kabrin üzerine serilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında Osmanlı Hanedanı’na ait türbelerdeki puşidelerin yenilenmesi amacıyla 2016’da başlatılan imzalanan protokol kapsamında çalışmalar sürüyor. Bu çerçevede, Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü Maraş Atölyesi’nde kadınlar yıpranan puşideleri yeniliyor. Yaklaşık 2 senedir ise Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Ayşe Sultan’ın puşidesi üzerinde çalışılıyor. Haziran ayında tamamlanması beklenen puşidenin İstanbul’daki Hafsa Ayşe Sultan Türbesi’ne gönderileceği belirtildi. "Bazı puşideleri yapmak 2 sene bile sürüyor" Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü’nde puşide çalışmalarında yer alan 55 yaşındaki Aynur Uzun, "Hanedana ait türbe örtülerini yapmaktayız. Bunlar zamanında hali hazırda yapılmış durumda ama yıprandıkları için biz aslında sadık kalarak onları yeniliyoruz. Bu, Cumhurbaşkanlığı projesi. Bir puşide uzun zaman alıyor. Bazısını yapmak 2 sene bile sürüyor. Bir senede bitirdiklerimiz de var, bu desene göre değişiyor. Şu ana kadar Şehzade Şevket Efendi’nin puşidesini yaptık. Sonra bebek puşideleri de oldu" dedi. "İlmek ilmek işliyoruz, iğneyle kuyu kazıyoruz" Son olarak yenilemekte oldukları puşidenin ise 8’inci çalışmaları olduğunu anlatan Uzun, sözlerine şöyle devam etti: "Şu anda, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Ayşe Sultan’ın puşidesi üzerinde çalışıyoruz. Yani ilmek ilmek işliyoruz, iğneyle kuyu kazıyoruz ama yaptığımız işi çok seviyoruz. Bu işi zevkle sürdürüyoruz. Bu puşidenin yapımı ise 2 sene sürdü ve daha Haziran’da bitecek. Yani şu anda işimiz yarım. Puşidenin yapımı bitince İstanbul’daki Hafsa Ayşe Sultan Türbesi’ne gidecek."
‘Tren Garı’ biliniyordu, av köşkü çıktı
20 Ocak 2026 Salı - 10:14 ‘Tren Garı’ biliniyordu, av köşkü çıktı Muğla’nın Dalaman ilçesinde 1900’lü yılların başında Mısır Valisi Abbas Hilmi Paşa tarafından yaptırılan, yıllardır tren garı olarak bilinen ve Mısır’ın İskenderiye şehrine yapılacak tren garı ile Dalaman’a yapılacak av köşkü projelerinin karışması sonucu yanlışlıkla inşa edildiği öne sürülen yapının aslında av köşkü olduğu ortaya çıktı. TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) arazisi içerisinde yer alan yapı, uzun yıllar boyunca ‘Demiryolu olmayan yere yapılan tren garı’ olarak anıldı. Bu iddia, zamanla Dalaman’ın en bilinen şehir efsanelerinden biri haline geldi. Söz konusu binanın tren garı olarak planlanmadığı, av köşkü amacıyla inşa edildiği açıklandı. Mimari yapısı nedeniyle tren garını andıran bina hakkında, projelerin karıştığı ve yapının yanlışlıkla Dalaman’a yapıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ifade eden Dalaman eski Belediye Başkanı Şevket Durmuş, projelerin karışmasının mümkün olmadığını, yapılan projenin doğru olduğunu, geçmiş yıllarda TİGEM arazisi içinde yük taşımak amacıyla tren raylarının bulunduğunu söyledi. Binanın iç kısmının ‘Tren Garı’ ile bir ilgisinin bulunmadığını belirten Durmuş, "Bu binanın yapılış tarihi 1908’li yıllara dayanıyor. Yapılış amacı da idari ve av binası olarak düşünülüyor. Ama benim dedemden duyduğum, burada trenin çalıştığı, yani sadece işletme içerisinde yük taşımak amacıyla trenin çalıştığıyla ilgilidir. Bir zaman sonra, herhalde tahminim Hilmi Abbas Paşa’dan sonra, tren rayları köylüler tarafından, diğer bazı kişiler tarafından sökülüyor ve kaldırılıyor. Hatta benim babamın evinde iki tane tren rayından kalan demir şu anda var. İşletmenin içerisinde de bir miktar eskiden kalan tren rayı demirlerinden olduğunu biliyorum. Proje karışması falan söz konusu değil burada. Av köşkü ve idari bina olarak yapılıyor. Bina Dalaman çiftliği arazisi içerisinde yük taşımak için de tren kullanılıyor. Ya şimdi tren garı bir başka yerleşim birimlerine gitmesi lazım böyle bir garın olması için. Öyle bir şey de yok. Tren sadece bu bölgede, TİGEM arazisi içerisinde kullanılıyor. Hem biliyorsunuz size Muğla’nın hiçbir tarafına, hiçbir ilçesine, bir yerleşim birimine trenin gelmesi söz konusu değil" dedi. Binanın geçmişi Osmanlı döneminde, Mısır Valisi olarak atanan Abbas Hilmi Paşa, mülkiyeti 1874’te kendisine geçen Dalaman’daki arazilerinde çalışmaları için çok sayıda Mısırlı ve Sudanlı işçi getirir. Paşa, 1908’de Dalaman’a av köşkü, Valisi olduğu Mısır’ın İskenderiye şehrine de tren istasyonu yaptırmak ister ve planları Fransızlara verir. Fransızların av köşkü ile tren garı projelerini karıştırdıkları, Mısır yerine Dalaman’a yapılan ve halk arasında ’Dünyanın tren geçmeyen tek istasyonu’ olarak bilinen bina yapılır. Bina, günümüzde TİGEM hizmet binası olarak kullanılıyor.
Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor
20 Ocak 2026 Salı - 10:12 Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ziyaretçilerle buluşuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca düzenlenen ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ isimli etkileşimli sergi Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Sanatçı Yasemin Darbaz Karaca’nın küratörlüğünü yaptığı sergi; ailenin varlığını sürdürmesini tehdit eden bazı temel sorunları hikayeleştirerek, güçlü aile bağlarının önemini ele alıyor. Ayrıca sergide, Gazze’deki insanlık dramı ve yaşanan göçü resmeden bir bölüm de yer alıyor. Ziyaretçiler, resimlerin önünde yer alan tableti kullanarak canlandırılan aile hikayelerine şahit oluyor. Sergiye ilişkin konuşan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürü Yardımcısı Mehtap Bingül, "Bu sergi aileyi korumaya ve güçlendirmeye yönelik hedeflerimiz için yaptığımız çalışmaların sanat diliyle anlatımına bir örnek. Bakanımız Mahir Özdemir Göktaş’ın riyasetinde aile yılında ailelere yönelik ekonomik, sosyal ve kültürel alanda birçok çalışma yaptık" ifadelerine yer verdi. "Ziyaretçilerimiz değişimi izleyerek ilerliyor" Serginin etkileşimli olduğunu ve ziyaretçilerin ilgisini daha da çektiğini dile getiren Bingül, "Ziyaretçilerimiz sadece seyretmiyor, aynı zamanda dokunuyor, karşılaştırıyor ve değişimi izleyerek ilerliyor. Her bölümde ailenin karşılaştığı sorunları tema edinmiş ve ziyaretçilerimizin ‘bir ihtimal daha var, mümkün’ söylemini hissettirecek bir duygu oluşturuyor" şeklinde konuştu. Ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik küresel iş birliğini artırmak amacıyla serginin ilk kez İstanbul’da düzenlendiğini hatırlatan Bingül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve 26 ülkenin bakanlarının sergiye katıldığını ve serginin ulusal ve uluslararası düzeyde verdiği mesajın görünürlüğünü daha da artırdığını ifade etti. "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı özlemiş" Bingül, ailelerin sergiye ilgisinin yoğun olduğunu söyleyerek, "Aileler birlikte bir şeyler yapmayı ve aileyi konuşmayı özlemiş ve bu anlamda da ulaşmak istediğimiz etkiyi oluşturduğumuza inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum" Kızı ve arkadaşlarıyla sergiyi ziyaret eden Mehtap Cesur, "Son yıllarda gördüğüm en güzel, en etkileyici sergilerden bir tanesiydi. Dijital çağın gerektirdiği her şeyi kullanarak aslında geçmiş dönemlerdeki değer yargılarımıza vurgu yapan bir sergi olduğunu düşünüyorum. Çünkü dijital çağ ile birlikte, telefonun ve teknolojinin hayatımıza girmesiyle birlikte kaybettiğimiz değer yargılarımızı sanki tekrardan yansıtmak istemişler gibi bir hissiyat uyandırdı. Şu an baktığınızda ekran donuk ama etkileşim halinde tableti kullandığınızda yaşanmışlıklar geri geliyor ve hareketlilikle birlikte geçmişi ve geleceği yansıtan bir çalışma olmuş" ifadelerini kullandı. "Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar" En çok etkilendiği köşenin Gazze olduğunu aktaran Cesur, "Platformları gezerken çok hoşuma gidenlerden bir tanesi ve üzüldüğüm Gazze oldu. Çünkü hepsinin bir hikayesi sonlanmış, olumsuzluktan olumluluğa dönmüş ama Gazze’nin henüz tamamlanmayan bir hikayesi olduğu için orayı boş bırakmışlar, oraya bir vurgu yapmışlar" şeklinde konuştu. Eda Bakar ise sergiyi güzel bulduğunu belirterek, "Yapay zekayla canlandırmalar yapılmış, inanılmaz etkili olmuş. Bu birçok şeyi vurgulayıcı ve etkileyici hale getirmiş" diye konuştu. Sergi, 31 Ocak’a kadar ziyarete açık olacak.
İDSO DenizBank Konserleri’nde Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri yorumlanacak
20 Ocak 2026 Salı - 10:00 İDSO DenizBank Konserleri’nde Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri yorumlanacak İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri kapsamında, 23 Ocak Cuma akşamı saat 20.00’de düzenlenecek dinletide, Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri yorumlanacak. Finlandiyalı şef Ari Rasilainen’in yöneteceği, Denizsu Polat’ın (viyola) ve Deniz Yakın’ın (keman) solist olarak yer alacağı konser, Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 23 Ocak Cuma akşamı Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda müzik tarihinin ilham dolu yolculuklarına ışık tutan bir programla sahnede olacak. İDSO DenizBank Konseri’nde, doğdukları topraklardan uzaklaşarak sanatsal dünyalarını zenginleştiren iki büyük bestecinin Wolfgang Amadeus Mozart’ın ve Jean Sibelius’un eserleri dinleyiciyle buluşacak. Konserin ilk bölümünde, Mozart’ın 1779 yılında çıktığı Avrupa turnesinin ardından tamamladığı Keman ve Viyola için Senfonik Konçertant seslendirilecek. Mozart’ın olgunluk döneminin en parlak örnekleri arasında yer alan yapıt, viyolada Denizsu Polat, kemanda ise Deniz Yakın’ın yorumlarıyla sahnede hayat bulacak. Konserin ikinci bölümünde ise Finlandiya müziğinin en önemli temsilcilerinden Jean Sibelius’un, 1901 yılında gerçekleştirdiği İtalya seyahatinden aldığı ilhamla bestelediği İkinci Senfoni seslendirilecek. Sibelius’un uluslararası ününü pekiştiren başyapıtları arasında yer alan eser, Finlandiyalı şef Ari Rasilainen yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası tarafından yorumlanacak. Şef: Ari Rasilainen Solist: Denizsu Polat (Viyola), Deniz Yakin (Keman) Program: Wolfgang Amadeus Mozart, Keman ve Viyola için Senfonik Konçertant Ara Jean Sibelius, Senfoni No:2 Re Major Op.4
Bayburt’ta kültürel miras ve turizm alanında önemli adımlar atılıyor
20 Ocak 2026 Salı - 09:12 Bayburt’ta kültürel miras ve turizm alanında önemli adımlar atılıyor Bayburt’ta kültürel mirasın korunması ve turizmin geliştirilmesi doğrultusunda önemli projelerde yeni aşamalara geçildi. Bamsı Beyrek’in kültürel miras olarak tescillenmesi için UNESCO’ya başvuru yapılırken, Aydıntepe Yeraltı Şehri, Bayburt Kalesi ve Dede Korkut Kent Müzesi ile ilgili çalışmalar hız kazandı. Bamsı Beyrek’in somut olmayan kültürel miras olarak tescillenmesi amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Türki Cumhuriyetler ile birlikte UNESCO’ya başvuru gerçekleştirildi. Bayburt’un önemli turizm destinasyonlarından biri olan Aydıntepe Yeraltı Şehri’nin 2026 yılında ziyarete açılması için proje çalışmaları tamamlandı. Ödenek aktarımının yapılmasının ardından çalışmalar kısa sürede başlayacak. Öte yandan Bayburt Kalesi’nde kazı çalışmaları ile kale surlarından taş düşmesini önlemeye yönelik koruma ve güvenlik çalışmaları başlatıldı. Tarihi yapının korunması amacıyla yürütülen çalışmaların etaplar halinde devam edeceği bildirildi. Ayrıca Bayburt Dede Korkut Kent Müzesi’nin Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilmesine ilişkin işlemler başlatıldı. Devir sürecinin tamamlanmasıyla müzenin Bayburt Müze Müdürlüğü olarak faaliyetlerine devam edeceği kaydedildi. Yürütülen projelerle Bayburt’un tarihi ve kültürel değerlerinin korunarak gelecek nesillere aktarılması ve kentin turizm potansiyelinin artırılması amaçlanıyor.
Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu
19 Ocak 2026 Pazartesi - 23:11 Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nda profesyonel ve öğrenci filmleri kategorilerinde dereceye girenler, düzenlenen törenle ödüllerini aldı. ‘Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nın ödül töreni, Orman Genel Müdürlüğü’nde (OGM) gerçekleştirildi. Türk sanat müziği konseri ile başlayan tören, halk oyunları gösterisi ile devam etti. Törende konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, doğruyu anlatmanın da en az doğruyu savunmak kadar önemli olduğunu belirterek, insanların düşünce dünyasına bazen raporlar veya istatistikler değil, sahneler ve hikayelerle ulaşıldığını, kısa filmlerin de bu anlatımın en etkili araçlarından biri olduğunu ifade etti. Polat, yarışmada emeği geçen kurum ve kuruluşlar ile yarışmacılara da teşekkür ederek, iyi dileklerde bulundu. "Son 23 yılda sadece 8 milyar 300 milyon fidanı toprakla buluşturduk" Yangınla mücadelenin yangın anında olan bir şey olmadığını söyleyen Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey ise, "Esasen yangınla mücadeleyi yangın öncesinde yapmak gerekir. Biz biliyoruz ki bu yangınların yüzde 96’sı insan kaynaklı. Sadece yüzde 8’lik kısmı kasıtlı. Geriye kadar yüzde 88’lik kısmı ise tamamen ihmal ve dikkatsizlik sonucu yaşanan yangınlar. Toplum olarak biz biraz daha dikkatli olursak orman yangınlarını önleyebiliriz. O yüzden geniş halk kitlelerine, topluma ulaşabilmenin yolunun da sinemadan ve diğer iletişim kanallarını profesyonelce kullanmaktan geçtiğine inandığımız için böyle bir faaliyeti icra etmeye karar verdik. Peki orman varlığımız ne durumda? Baktığımız zaman gözümüzü korkutacak bir tablo yok bugün itibarıyla. FAO’nun 2025 yılında yayınladığı dünya orman varlığıyla ilgili raporunda Türkiye’nin dünyada orman varlığını en çok artıran ülkeler sıralamasında 6’ncılıktan 4’üncü sıraya geldiğini, en çok ağaçlandırma yapan ülkeler sıralamasında da 4’üncülükten 3’üncülüğe geldiğini ve her iki kategoride de Avrupa’da birinciliğini koruduğunu ifade ediyor. Son 23 yılda sadece 8 milyar 300 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Bu ülkemiz adına gurur duyulacak bir tablo" diye konuştu. Yeşil Vatan Kısa Film Yarışması’nda profesyonel ve öğrenci filmleri olmak üzere iki ana kategoride, kurmaca ve belgesel dallarında ödüller verildi. Profesyonel filmler kategorisinde birincilik ödülü 100 bin liraya kadar çıkarken, öğrenci filmleri kategorisinde birincilere 75 bin lira ödül verildi. Yarışmada ayrıca Yeşil Vatan Özel Ödülü ve mansiyon ödülleri de sahiplerini buldu. Çeşitli illerden başvuru gerçekleştirilen 584 kısa filmden 31 film finale kaldı. Finalistlerin 16’sını öğrenci çalışmaları, 15’ini ise profesyonel yapımlar oluşturdu. Törene Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, paydaş temsilcileri, yarışmacılar, aileleri ve davetliler katıldı.