KÜLTÜR SANAT
Moda dünyasının yeni gözdesi: Ehram 21 Mart 2026 Cumartesi - 13:16:47 Erzurum’daki bir çok atölyede koyun yününden elde edilen ipliklerin dokunmasıyla elde edilen ehram kumaşıyla giyimden süs eşyalarına, tablolardan yastıklara daha onlarca ürün ortaya çıkarılıyor. Ehram kumaşının geleneksel kullanımının büyük ölçüde terkedilmesine rağmen moda dünyasına farklı tasarımlarla girmesi için özel çalışmalar yapılıyor. Erzurum, Bayburt, Erzincan, Elazığ, Ağrı, Van, Malatya ve Kayseri gibi daha bir çok ilde ehram, ince eğrilmiş koyun yününden yapılan çok zahmetli aşamalardan geçerek düz yüzeyli mekikli dokuma ile elde edilen kadın dış giysisinin adı olarak özetleniyor. Yazılı kaynaklarda ehramın ilk ne zaman dokunmaya ve kullanılmaya başlandığına ilişkin kesin bilgiye ulaşılamamakla birlikte bugünkü şekliyle 1850’li yıllardan beri kullanıldığı belirtiliyor. "Kısır koyun ve koç yününden ehram olmuyor" Ehram için koyunun 6-7 aylarında kırkılan yünü kullanılıyor. Bölge halkı bu yünün tellerinin uzun olduğuna, yağmurda çekmeyeceğine; kısır koyun ve koç yününden ehram olmayacağına inanıyor. Ehramın değeri ipin inceliği ile doğru orantılı olarak değerlendiriliyor. Ehramda genellikle kahverengi, siyah, krem gibi yünün doğal renkleri kullanılıyor, renkli iplerle ehram üzerine dokuma esnasında ya da sonradan elle nakış işleniyor. Yazın ve kışın yaygın olarak kullanılıyor. Yazın açık renk kışın koyu renk tercih ediliyor. Doğal yün oluşu nedeniyle özellikle kışın örtünmeyle beraber, ısınma avantajı da sağlıyor. Koyun yününden yapılan ve kimyasal madde içermeyen sağlıklı olması yönüyle tercih edilen el emeği olan bu kıymetli kumaş günümüzde kadın/erkek giysisi ve aksesuarlarına(kadın el çantası/cüzdan, dizlik, erkek yelekleri, kravat, kemer, anahtarlık, magnet) varana dek yapılmakta olup geleneksel ehram kullanımından modern kullanıma adapte edildi. Tezgahlarda dokunuyor Ata yadigârı olarak bilinen, geçmişte kadınların örtünmek amacıyla kullandığı ehram, çeşitli nakış teknikleriyle süslenerek şimdilerde ayakkabıdan cüzdana, kravattan cekete, masa örtüsünden anahtarlığa pek çok ürünün yapımında kullanılıyor. Ehram ustalarının bahar döneminde köy köy dolaşarak en iyi koyunun yününü topladıklarını ve alabalık suyunun olduğu köylerde bu yünleri tokaçlama yıkanıyor. Temizlenmiş yünün kaliteli kısmı ayrılarak tarama ve çirişleme işlemiyle ipler tezgâhta dokumaya hazır hale getiriliyor.
21 Mart 2026 Cumartesi - 13:04 Mesir Macunundan alabilmek için kazanın içine girdiler Manisa 486. Uluslararası Mesir Macunu Festivali, Ramazan Bayramının ikinci gününde Nevruz ateşinin yakılması, temsili Merkez Efendi ve Hafsa Sultan eşliğinde protokolün kortej yürüyüşü ve mesir macunu karma töreniyle başladı. Kazanda karılan mesir macunundan almak isteyen vatandaşlar, ellerindeki poşet, tencere ve plastik tabaklarla adeta birbirleriyle yarışırken, her sene olduğu gibi ortaya renkli görüntüler çıktı. UNESCO’nun Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, Nevruz Bayramı şenlikleriyle beraber başladı. İlk olarak Cumhuriyet Meydanı’nda başlayan etkinliklerde, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, mesir komitesi üyeleri tarafından Milli Egemenlik ve Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Saygı duruşunda bulunulması ve ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden etkinlikte şiirler okundu, halk oyunları gösterileri sunuldu. Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak’ın selamlama konuşması ve Nevruz’un önemine ilişkin yaptığı konuşmasının ardından protokol üyeleri Nevruz’un simgesi haline gelen renkli yumurtaları birbirleriyle tokuşturarak kırmaya çalışırken, Nevruz’un en önemli ritüellerinden olan örste demir dövüp ateş üzerinden atladı. Mesir Korteji düzenlendi Etkinlik, geleneksel hale gelen kortej yürüyüşüyle devam etti. Mesir Macunu sayesinde şifa bulan Hafsa Sultan ve Mesir Macununu hazırlayan Merkez Efendi’yi ve Manisa’da yetişen şehzadeleri temsil eden tiyatrocuların eşliğinde protokol üyeleri Manisalıları selamlayarak, Sultan Camii Külliyesi içerisinde yer alan Şifahanenin önüne kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Törenlere Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, CHP Manisa Milletvekilleri Bekir Başevirgen, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu protokol üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Şifalı Mesir Macunu dualarla karıldı Mesir Karma Töreninin açılış konuşmasını yapan Manisa’yı Mesir’i Tanıtma ve Turizm Derneği Başkanı Ufuk Tanık, "Manisa hepimiz için çok önemli. Manisa deyince Mesir, Mesir deyince Manisa akla geliyor artık ve her yıl büyüyerek bu tanıtım anlamında da hem yurt dışında, yurt dışında bu gelenek, bu inanış büyüyerek devam ediyor. Her zaman söylediğim gibi biz Sultan Camii Kubbe ve minarelerinden sadece Mesir Macunu saçmıyoruz. İhtiyacı olanlara şifa, sevgi, kardeşlik, umut ve barış açıyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, "Şehrimizin gururu, kültürümüzün en kıymetli mirası olan Mesir Festivali geleneğimizin 486. yılını karşılamanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugün Manisa’mızda çifte bayram yaşıyoruz. 486 yıldır bu topraklarda mayalanan, hoşgörünün ve şifanın sembolü olan Mesir geleneğimizi bu yıl Ramazan Bayramı’nın ikinci gününde sizlerle beraber karşılıyoruz. Bayramın o birleştirici ruhu ile Mesir’in kadim şifasının aynı gün buluşması şehrimiz için çok güzel ve anlamlı bir denk geliş. Bayramın huzuru ile Mesir’in şifası Manisa’mızın bereketli topraklarında birleşiyor. 486 yıl önce Merkez Efendi’nin Hafsa Sultan’ın şifa bulması için hazırladığı bu şifalı macun bugün sadece bir geleneği değil, hoşgörüyü, dayanışmayı ve bir arada yaşam kültürünü temsil ediyor" şeklinde konuştu. Manisa Mesir Macunu Festivalinin sosyal dayanışmanın bir örneği olduğunu ifade eden Manisa Valisi Vahdettin Özkan ise şunları söyledi: "Mesir Festivali deyip geçmemek lazım. Klasik bir festival değil. Bir kere dünyanın en kadim ve en eski festivali Mesir festivalidir. Mesir Bayramı’dır. Aynı zamanda manevi olarak, şifa olarak inanç değerlerimiz açısından çok kıymetli bir bayramdır, bir festivaldir. Keza sağlık, sıhhat bulma açısından insanın ihtiyaçlarının önem hiyerarşisinde en önemlisi olan sağlık hizmetine erişimle ilgili o zamanın şartlarında en güzel ilaçlar terkip edilerek sunulmuştur. Aynı zamanda bir sağlık kurumunun ifadesidir" Kazanın içinde kıyasıya yarış Yapılan konuşmaların ardından Manisa İl Müftü Vekili Mehmet Nurlu’nun yaptırdığı dua ile birlikte Mesir Macunu kazanına 41 çeşit baharat ilave edilerek karıştırıldı. Protokol üyeleri tarafından hazırlanan temsili Mesir Macunu kazanı vatandaşların alabilmesi için sahneden aşağıya indirildi. Ellerinde kavanozlar, poşetler, plastik tabaklar ile kazanın içine ellerini daldıran vatandaşlar şifalı olduğuna inanılan Mesir Macunundan alabilmek için birbirleriyle yarışırken, ortaya her sene olduğu gibi renkli görüntüler çıktı. Sadece Manisalıların değil, İzmir, İstanbul gibi farklı illerden gelen vatandaşlar da macundan alabilmek için yarıştı. Kimi vatandaşlar mesir macununa bulanırken, macundan alabilen vatandaşlar ise yüzyıllardır yaşatılan geleneğin kendine has bir geleneği olduğunu ve her sene takip ettiklerini söyledi. Nevruz Bayramı ve Mesir Macunu Karma Töreniyle başlayan 486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, 26 Nisan Pazar günü Sultan Camii kubbe ve minarelerinden vatandaşlara 10 ton mesir macunu saçılmasıyla sona erecek.
21 Mart 2026 Cumartesi - 12:10 İmam Hatip Hilmi Güngör’ün ‘Yar ile Hasbihal’ adlı ikinci kitabı çıktı Mersin’in Tarsus ilçesinden görev yapan Darü’l Hadis Camisi İmam Hatibi Hilmi Güngör, ikinci kitabı ’Yar ile Hasbihal’ ile okurlarının karşısına çıktı. Daha önce yayımladığı ’Hasbihal’ adlı ilk kitabıyla dikkat çeken Güngör, yeni eserinde özellikle aile, sevgi ve sadakat temalarını ele alıyor. Tarsus’ta büyük ilgi gören kitap, hem kitapçılarda hem de çeşitli stantlarda satışa sunulurken, internet üzerinden de okurlara ulaşıyor. Aileye dair güçlü mesajlar veren Hilmi Güngör, eserinde aile hayatının temelini oluşturan değerlere vurgu yaparak bir Müslümanın yuvasında 5 ’S’yi mutlaka olması gerektiğini söyledi. Güngör, "Bir Müslümanın aile hayatında 5 ‘S’ olmalı. Sevgi, saygı, sadakat, sabır ve cinsellik. Bu beş şeyden biri eksik olursa, Allah muhafaza o yuva dağılma sürecine girer. Yuvamızın sağlam olabilmesi için bu 5 ‘S’ye dikkat etmemiz gerekiyor" dedi. "Gayret bizden, netice Allah’tandır" Yeni kitabının manevi bir hasbihal niteliği taşıdığını ifade eden Güngör, sözlerini şöyle tamamladı: "Rabbim, okuduğumuzu anlamayı, anladığımızı yaşamayı ve yaşadığımızı anlatmayı bizlere nasip eylesin. Çaba ve gayret bizden, netice ise Rabbimizdendir." Okurlara çağrı İmam Hatip Hilmi Güngör, ’Yar ile Hasbihal’ adlı kitabına kitapçılar ve online satış platformları üzerinden kolaylıkla ulaşılabileceğini belirterek tüm kitapseverleri bu anlamlı eseri okumaya davet etti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 11:37 Anadolunun ilk medreselerinden 869 yıllık Yağıbasan Medresesi zamana direniyor Tokat’ın Niksar ilçesindeki 9 asırlık Yağıbasan Medresesi, Anadolu’nun ilk medreselerinden biri ve "ilk tıp eğitimi verilen yapılardan" biri olarak mimarisi ve tarihiyle dikkat çekiyor. Niksar ilçesinde bulunan tarihi Yağıbasan Medresesi, Anadolu’nun en eski eğitim yapılarından biri olarak asırlara meydan okuyor. Mülkiyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait olan medrese, 1157 yılında Danişmendli Beyliği Emiri Nizameddin Yağıbasan tarafından inşa ettirildi. Danişmendli mimari geleneğinin önemli örneklerinden biri olan yapı, dönemin medrese planına uygun olarak tek katlı şekilde inşa edildi. Girişin karşısında ve sağında yer alan iki eyvanlı planıyla dikkat çeken medrese, mimari özellikleriyle de öne çıkıyor. Yapının avlusu, sekizgen kasnak üzerine oturtulan ve tromplarla taşınan yarım kubbe ile örtülerek dönemin mühendislik anlayışını günümüze taşıyor. Yüzyıllar boyunca ayakta kalmayı başaran medrese, hem tarihi dokusu hem de kültürel mirasıyla ziyaretçilerini adeta geçmişe yolculuğa çıkarıyor. Anadolu’nun ilk medreselerinden birisi Medrese hakkında bilgiler veren Alper Yılmaz, "Arkamda görmüş olduğunuz medrese Nizamattin Yağıbaban medresesidir. Kişinin kendi ismini vermiş olduğu Anadolu’nun ilk medreselerden bir tanesidir. Sekizgen köşeli yapılı kubbeye sahiptir. Kubbe üzeri açıktır. Türkiye’nin ilk tıp üniversitesidir. Yan tarafında kale komutanlığının kendi mezarı ölen türbesi vardır" dedi.
"Üç Jokerli Konken" Almanya’da beğeni topladı
20 Aralık 2025 Cumartesi - 10:05 "Üç Jokerli Konken" Almanya’da beğeni topladı Kocaeli Şehir Tiyatroları, Almanya’da düzenlenen 10. Türk-Alman Tiyatro Festivali’ne bu yıl sevilen oyunu "Üç Jokerli Konken" ile damgasını vurdu. Tek perde olarak sahnelenen komedi oyunu festival programının öne çıkan yapımlarından biri olurken, seyirciler oyunu dakikalarca ayakta alkışladı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Tiyatroları, 10. Türk-Alman Tiyatro Festivali için gittiği Almanya’da büyük beğeni topladı. Şehir Tiyatroları’nın hem güldüren hem de düşündüren oyunu "Üç Jokerli Konken" bu kez yurtdışında izleyicisiyle buluştu. Festivalde salonu dolduran tiyatroseverler, oyunun hem güçlü oyunculuklarına hem de sahne üzerinde kurduğu samimi ve eğlenceli atmosfere adeta hayran kaldı. Almanya’da büyük ilgiyle karşılanan "Üç Jokerli Konken" özellikle konusuyla dikkat çekti. Oyun, üç yakın arkadaşın yıllardır süren konken buluşmalarında beklenmedik sırlar, kırılmalar ve komik çatışmalarla dolu yüzleşmeye dönüşmesini konu alıyor. Bu üç arkadaşın evrensel dostlukları da bu yanıyla izleyiciyi hem güldürdü hem de duygu dolu anlar yaşattı. İzleyiciden özgü dolu yorumlar Oyun sonunda yapılan söyleşide seyirciler, özellikle karakterlerin içtenlikli performansları ile oyunun ritmi ve sahneleme dili hakkında övgü dolu yorumlarda bulundu. Festival yetkilileri, Kocaeli Şehir Tiyatroları’nı Türk tiyatrosunun Almanya’da güçlü temsilcisi olmayı sürdürmesinden dolayı tebrik etti. Kocaeli Şehir Tiyatroları, uluslararası festivallerde yer almaya devam ederek hem Türkiye’yi hem de kentin kültür sanat vizyonunu gururla temsil etmeyi sürdürüyor.
Gümüşhane’de Endonezya rüzgârı esti
20 Aralık 2025 Cumartesi - 09:46 Gümüşhane’de Endonezya rüzgârı esti Gümüşhane Üniversitesi’nde öğrenim gören Endonezyalı öğrenciler, ülkelerinin kültürünü tanıtmak amacıyla ’Endonezya Festivali’ düzenledi. Gümüşhane Üniversitesi Dr. Mustafa Çalık Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlen etkinlikte Endonezyalı öğrenciler yöresel kıyafetleriyle birlikte, ülkelerine özgü geleneksel dansları, Batik sanatı ile Ebru sanatı ve yöresel yemekleri katılımcıların beğenisine sundu. Özellikle sergilenen dans gösterileri izleyicilerden büyük ilgi görürken, programa katılan protokol üyeleri ve vatandaşlar etkinliği ilgiyle takip etti. Kültürel etkileşimin ön plana çıktığı programda katılımcılar Endonezya kültürünü yakından tanıma fırsatı buldu. "Uluslararası öğrenciler sayesinde farklı dünyalarla tanışıyoruz" Dünyadaki insanların kültür noktasında birbirilerini tanımanın en önemli yolunun eğitim olduğunu vurgulayan Gümüşhane Valisi Aydın Baruş, "Bugün Türkiye dünyanın dört bir tarafından gelen yüzbinlerce uluslararası öğrenci sayesinde artık farklı dünyalarla tanışıyor. Gümüşhane Üniversitesi’nin çatısı altında 70’in üzerinde ülkeden gelen kardeşlerimiz olmasa Gümüşhaneli bir insanın bir Endonezyalı ile tanışma ihtimali yüzde kaçtı. Gümüşhane Üniversitesi çatısı bu imkânı bize sağladı ki dünyanın Türkiye’den belki de 10 binlerce kilometre uzağında olan ülkelerden kardeşlerimizin yaşam kültürü, anlayışları ve hayatı nasıl kavradıklarını bugün öğrenebiliyoruz ki öğrendikçe de hepsini çok seviyoruz" dedi. Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız da, "Bizim Endonezya’yla aramızda çok kadim bir kültürel bağ var. Özellikle Kanuni zamanında Endonezyalı dindaşlarımız Kanuni Sultan Süleyman’dan bir yardım talebinde bulunmuş ve o günkü şartlarda giden kadırgalarla o ülkeyle aramızda bir bağ kurulmuştur. Her ne kadar bugün modern dünyanın haritalarında iki ayrı coğrafya oldukça mesafeler göstermiş olsa bile kültürel olarak oldukça yakın bir coğrafyadan, oldukça yakın iki insan grubundan bahsediyoruz" ifadelerini kullandı. Gümüşhane Üniversitesi’nde eğitim gören Endonezyalı Muhammed Refaldy ise, "Bu etkinliği Gümüşhane’de Endonezya’daki kültürünü tanıtmak için yaptık. Türkiye ile bizim kültürümüz arasında bağlantı da var bence, bizde Batik ve Ebru sanatı kültürü var. Batik kültüründe sadece kumaşlar farklı. Bence Türkiye ve Endonezya arasında eskiden beri bir bağ var" diye konuştu. "Kültürümüzü tanıtabildiğimiz için çok mutluyuz" Ülkelerini tanıtmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Aqilah Şurahman 26, "Biz ülkemizi herkese tanıtmak istiyoruz. Çok mutluyuz, biz aslında az kişinin katılacağını düşünüyorduk ama Maşallah insanlar çok fazla ilgi gösterdi. Bu yüzden çok mutluyuz kültürümüzü tanıtabildik" ifadelerini kullandı. Gümüşhane Üniversitesi öğrencisi Cansu Güldoğan da "İnsanlar burada Endonezya kültürünü tanıma fırsatı buldu. Dans gösterileri çok hoşuma gitti ve Türkçe konuşmaları, bizim kültürümüzü de tanımaya çalışmaları da ayrıca hoşuma gitti" dedi. "Bayburt’ta çok Endonezyalı yok, buraya vatandaşlarımı görmeye geldim" Bayburt’a gelin olarak giden ve Bayburt’ta kendisi ve bebeği dışında çok az Endonezyalı olduğunu ifade eden Delyma Okur, "Burada olduğum için çok mutluyum çünkü Bayburt’ta sadece ben ve bebeğim var. Diğer Endonezyalı vatandaşlarım ile buluşmak için buraya geldim. Onlarla kendi dilimizde konuştum kendi dilimi konuşmayı özlemişim. Endonezya yemeklerini de tekrar tatmak çok güzel oldu. Burada gerçekten evimde hissettim" diye konuştu. Gümüşhane Üniversitesi Uluslararası Öğrenci Koordinatörü Doç. Dr. İsmail Çalık ise, "Öğrencilerimiz bu festival için çok büyük emek sarf ettiler. Kendi yörelerindeki kıyafetleri, oyunları bizlere izlettirdiler. Bizim temel görevimiz Gümüşhane’ye gelen öğrencilerimizin uyum süreçlerini daha da kolaylaştırmak, onlara destek olmak. Gümüşhane’deki tüm paydaşlarla bir araya gelerek bu etkinliği düzenlemek için katkı sunduk" ifadelerini kullandı.
Zerzevan Kalesi’nde yer altı kilisesi, Mithras kutsal alanı, Arsenal ve surlarda restorasyon çalışmalarına başlanacak
20 Aralık 2025 Cumartesi - 09:15 Zerzevan Kalesi’nde yer altı kilisesi, Mithras kutsal alanı, Arsenal ve surlarda restorasyon çalışmalarına başlanacak Diyarbakır’da bulunan Roma İmparatorluğu’nun doğudaki son garnizonu Zerzevan Kalesi’nde güney kule ve büyük kilisede restorasyon çalışmaları devam ederken, gelecek yıl yer altı kilisesi, Mithras kutsal alanı, Arsenal ve surlarda da restorasyon çalışmalarına başlanacak. Çınar ilçesine 13 kilometre uzaklıktaki Demirölçek Mahallesi yakınlarında, 124 metre yükseklikte kayalık tepede bulunan ve askeri yerleşimde dünyada bulunan son Mithras tapınağının ortaya çıkarıldığı kale, 12 ay boyunca devam eden bilimsel kazılarla tarihe ışık tutuyor. 2020 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne dahil edilen ve kentin önemli turizm değerlerinden olan kale, yerli ve yabancı turistlerden de yoğun ilgi görüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Valilik, Çınar Kaymakamlığı ve Diyarbakır Müzesi Müdürlüğünün katkılarıyla 2014 yılında başlatılan kazılarda bugüne kadar bin dönüm alanda 15 metre yüksekliğinde ve 1200 metre uzunluğunda sur kalıntısı, 21 metre yüksekliğinde gözetleme ve savunma kulesi, kilise, yönetim binası, konutlar, tahıl ve silah depoları, kaya mezarları, su kanalları ile 63 su sarnıcı, yer altı kilisesi, 400 kişinin sığacağı yer altı sığınağı, konutlar ve gizli geçitler, milattan sonra 4. yüzyılda Hristiyanlığın benimsenmesiyle önemini kaybeden, dönemin Mithras dinine ait yer altı tapınağı ve Mithras Tapınağı’na gizli dini tören ve ayinler için gelen davetlilerin konakladığı alan ile birçok eser gün ışığına çıkarıldı. Asırlık kalede bir yandan arkeolojik kazı sürerken diğer yandan kapsamlı restorasyon çalışması devam ediyor. Tarihi kaledeki büyük kilise ve güney kulede 35 kişilik ekiple yürütülen çalışmada, yapıların korunması için capping (üst örtüsünü yitirmiş yapı duvarlarının üzerine uygulanan koruma katmanı), güçlendirme ve enjeksiyon (tarihi yapının orijinal dokusunu bozmadan güçlendirme ve çatlak onarımı sağlayan hassas çözümlerden) uygulaması gerçekleştiriliyor. Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine, bu yıl itibarıyla hem kazı hem de restorasyon çalışmalarının birlikte devam ettiğini açıkladı. İlk etapta güney kule ve büyük kilisede restorasyon çalışmalarının başladığını belirten Coşkun, bu çalışmaların tamamen mevcut yapıları korumaya ve mevcut yapıları ortaya çıkartmaya yönelik olduğunu ifade etti. Coşkun, en üst, en yüksek teknolojik metotların Zerzevan Kalesi’nde uygulandığını kaydederek, "Bunu, Kültür ve Turizm Bakanlığımız ’Geleceğe Miras Projesi’ kapsamında yapıyor. Şu an bu başlangıç restorasyonu. Buradaki çalışmalar devam ederken, önümüzdeki yıldan itibaren baktığımız zaman yer altı kilisesi, Mithras kutsal alanı, Arsenal ve surlarda da restorasyon çalışmaları başlayacak. Biz, projelerimizi tamamladık. Bu restorasyon çalışmalarının yapılması hem alanı korumaya yönelik hem mevcut yapıları korumaya yönelik hem de gelen ziyaretçilere görsel bir alan oluşturuyoruz. Şu an 35 kişilik bir ekiple restorasyon çalışmalarını yürütüyoruz" dedi.
Cezayirli Hasan Paşa Köşkü’nü gün yüzüne çıkarmak için çalışmalar devam ediyor
19 Aralık 2025 Cuma - 18:08 Cezayirli Hasan Paşa Köşkü’nü gün yüzüne çıkarmak için çalışmalar devam ediyor Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Cezayirli Hasan Paşa Köşkü’nün 2025 yılı kazı ve temizlik çalışmaları hakkında yaptığı açıklamada, "Bu sene zor şartlarda da olsa yoğun bir çalışma yaptılar ve çiftliğin avlusunu ve müştemilatlarını açığa çıkardılar. Daha kazılacak alanlar, yerler var. İnşallah önümüzdeki yılda bunu devam ettirmek niyetindeyiz" dedi. Bilimsel sorumluluğunu Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Uysal’ın yürüttüğü ve Troya Müzesi uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından kazı çalışmaları sürdürülen çalışmalarda Osmanlı donanmasının önemli isimlerinden Cezayirli Gazi Hasan Paşa’ya ait olduğu belirlenen köşk ve çiftlik kalıntıları gün yüzüne çıkarılıyor. Ezine ilçesinde Mahmudiye köyü Kule mevki Troya Tarihi Milli Park alanı sınırları içerisinde kalan Cezayirli Hasan Paşa Köşkü, mülkiyeti hazineye ait olan bin 106 metrekare, yüzölçümlü 2016 parselde yer alıyor. Köşkten kalan en belirgin buluntu Hasan Paşa kulesi, yaklaşık 12 metre yüksekliğinde ve kare planlıdır. Duvarları taştan yapılan ve alçıyla sıvanan kulenin dört köşesinde de sekizgen biçimli gözetleme mevziileri yer alıyor. Köşk binasına yönelik olarak hazırlanan rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ve kazı çalışması projeleri Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1 Aralık 2022 tarih ve 8505 sayılı kararla onaylanmıştı. Çanakkale Valiliğinin destekleriyle 2025 yılı Kasım ayı başında başlatılan restorasyona yönelik kazı ve temizlik çalışmalarında; Cezayirli Hasan Paşa Köşkü’nün hali hazırda korunmuş olan gözetleme kulesinin güneyinde yer alan plankarelerde kazı çalışmaları sürdürülerek yapı kompleksine ait duvarlar, doğuda yer alan çevre duvarının tamamı, kule önünde yer alan tonozlu yapı açığa çıkartıldı. Kazı çalışmalarında; mekânlara, taş döşeli yürüme yollarına, Osmanlı Dönemi seramik parçaları, demir aksamlar, ithal seramikler, girişi sağlamak için kullanılan tonozlu bir yapının kalıntıları açığa çıkartılırken Osmanlı Dönemi’ne ait sikkeler seramik parçaları, demir aksamlar, Maydos tuğlaları ve devşirme mimari parçalar bulundu. Cezayirli Hasan Paşa Köşkü ile 2025 yılı kazı ve temizlik çalışmalarını, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Prof. Dr. Ali Osman Uysal ve beraberindekiler bölgede incelemelerde bulundu. Çanakkale Türk denizcilik tarihi açısından çok önemli bir yer Çanakkale’nin denizcilik tarihi için önemli bir yer olduğun belirten Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Biliyorsunuz Çanakkale Türk denizcilik tarihi açısından çok önemli bir yer. Özellikle Osmanlı donanmasının teşkilatında çok kritik fonksiyonlar görmüş. Osmanlılara ait ilk tersane bu topraklarda kurulmuş ve ilk Kaptan-ı Derya Karargahı yine Gelibolu’da bu topraklarda konuşlanmış. İstanbul’un fethine kadar da burası Çanakkale, Gelibolu Osmanlı Donanmasının ana merkezi hüviyetinde olmuş. Öte yandan Çanakkale Deniz Harp tarihi açısından da çok önemli. En son 1. Dünya Savaşı’nda tarihin gördüğü en büyük deniz harplerinden bir tanesine sahne olmuş ve Çanakkale geçilmez sözünün tarihe geçtiği yer olarak da kayıtlara girmiş. Osmanlı’nın son dönem büyük kaptanı deryalarından Cezayirli Hasan Paşa bu bölgeyle de yakından ilgilenmiş ve bu bölgede şahsi bir çiftlik kurarak da bu bölgedeki varlığını hissettirmiş" dedi. "Bu eserleri korumak, ihya etmek ve gelecek nesilleri aktarmak için kendimizi mesul hissediyoruz" Tarihi değerde olan eserleri korumakla mesul olduklarını vurgulayan Vali Toraman, "Zamanın yıpratıcı etkisi bir taraftan, insanların ilgisizliği diğer taraftan, onun bir kompleks olarak oluşturduğu çiftliğin zaman içerisinde tahribine sebep olmuş. Elimizde şu anda en önemli parçası arkamızda gördüğünüz kule, köşk tabir edilebilecek yapı. Bu yapı da tabii çok tahrip olmuş bir durumda. Bununla ilgili bu eserleri korumak, ihya etmek ve gelecek nesilleri aktarmak için kendimizi mesul hissediyoruz. Bu çerçevede hem kulenin korunması ama bu yapı külliyenin yalnızca kuleyle sınırlı olmadığını etrafında da başka yapılar olduğu bilgisinden de hareketle Prof. Dr. Ali Osman Uysal hocamızın öncülüğünde bir kazı çalışması kararı aldık. Troya Müze Müdürlüğümüzün nezaretinde bir müze kazısı olarak bu sene köşkün etrafını hocamız kazmaya başladı" diye konuştu. "İnşallah önümüzdeki yılda bunu devam ettirmek niyetindeyiz" Gelecek sene de kazıların devam edeceğini söyleyen Vali Toraman, şu ifadeleri kullandı: "Kazı çalışmalarına biz İl Özel İdaresi olarak da destek sağladık. Amacımız bu külliyenin ortaya çıkarılması, en azından temel seviyesine de olsa çıkarılması ve resmin bütününü görebilmek ve ortaya çıkardıktan sonra da bunları koruma altına alabilmek. İleriki zamanlarda ihyası içinde geliştirecek projelere altlık oluştursun diye bu çalışmayı yürüttük. Ben kıymetli hocama ve kaza ekibine teşekkür ediyorum. Bu sene zor şartlarda da olsa yoğun bir çalışma yaptılar ve çiftliğin avlusunu ve müştemilatlarını açığa çıkardılar. Daha kazılacak alanlar, yerler var. İnşallah önümüzdeki yılda bunu devam ettirmek niyetindeyiz. Çanakkale’nin Türk denizcilik tarihine geçmişte sağlamış olduğu katkının bir nişanesi olarak bu eseri korumak ihya etmek ve gelecek nesile aktırmak vazifemiz diye düşünüyoruz."
Cezayirli Hasan Paşa Köşkü’nü gün yüzüne çıkarmak için çalışmalar devam ediyor
19 Aralık 2025 Cuma - 17:43 Cezayirli Hasan Paşa Köşkü’nü gün yüzüne çıkarmak için çalışmalar devam ediyor Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Cezayirli Hasan Paşa Köşkü’nün 2025 yılı kazı ve temizlik çalışmaları hakkında yaptığı açıklamada, "Bu sene zor şartlarda da olsa yoğun bir çalışma yaptılar ve çiftliğin avlusunu ve müştemilatlarını açığa çıkardılar. Daha kazılacak alanlar, yerler var. İnşallah önümüzdeki yılda bunu devam ettirmek niyetindeyiz" dedi. Bilimsel sorumluluğunu Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Osman Uysal’ın yürüttüğü ve Troya Müzesi uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından kazı çalışmaları sürdürülen çalışmalarda Osmanlı donanmasının önemli isimlerinden Cezayirli Gazi Hasan Paşa’ya ait olduğu belirlenen köşk ve çiftlik kalıntıları gün yüzüne çıkarılıyor. Ezine ilçesinde Mahmudiye köyü Kule mevki Troya Tarihi Milli Park alanı sınırları içerisinde kalan Cezayirli Hasan Paşa Köşkü, mülkiyeti hazineye ait olan bin 106 metrekare, yüzölçümlü 2016 parselde yer alıyor. Köşkten kalan en belirgin buluntu Hasan Paşa kulesi, yaklaşık 12 metre yüksekliğinde ve kare planlıdır. Duvarları taştan yapılan ve alçıyla sıvanan kulenin dört köşesinde de sekizgen biçimli gözetleme mevziileri yer alıyor. Köşk binasına yönelik olarak hazırlanan rölöve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ve kazı çalışması projeleri Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1 Aralık 2022 tarih ve 8505 sayılı kararla onaylanmıştı. Çanakkale Valiliğinin destekleriyle 2025 yılı Kasım ayı başında başlatılan restorasyona yönelik kazı ve temizlik çalışmalarında; Cezayirli Hasan Paşa Köşkü’nün hali hazırda korunmuş olan gözetleme kulesinin güneyinde yer alan plankarelerde kazı çalışmaları sürdürülerek yapı kompleksine ait duvarlar, doğuda yer alan çevre duvarının tamamı, kule önünde yer alan tonozlu yapı açığa çıkartıldı. Kazı çalışmalarında; mekânlara, taş döşeli yürüme yollarına, Osmanlı Dönemi seramik parçaları, demir aksamlar, ithal seramikler, girişi sağlamak için kullanılan tonozlu bir yapının kalıntıları açığa çıkartılırken Osmanlı Dönemi’ne ait sikkeler seramik parçaları, demir aksamlar, Maydos tuğlaları ve devşirme mimari parçalar bulundu. Cezayirli Hasan Paşa Köşkü ile 2025 yılı kazı ve temizlik çalışmalarını, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Prof. Dr. Ali Osman Uysal ve beraberindekiler bölgede incelemelerde bulundu. Çanakkale Türk denizcilik tarihi açısından çok önemli bir yer Çanakkale’nin denizcilik tarihi için önemli bir yer olduğun belirten Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, "Biliyorsunuz Çanakkale Türk denizcilik tarihi açısından çok önemli bir yer. Özellikle Osmanlı donanmasının teşkilatında çok kritik fonksiyonlar görmüş. Osmanlılara ait ilk tersane bu topraklarda kurulmuş ve ilk Kaptan-ı Derya Karargahı yine Gelibolu’da bu topraklarda konuşlanmış. İstanbul’un fethine kadar da burası Çanakkale, Gelibolu Osmanlı Donanmasının ana merkezi hüviyetinde olmuş. Öte yandan Çanakkale Deniz Harp tarihi açısından da çok önemli. En son 1. Dünya Savaşı’nda tarihin gördüğü en büyük deniz harplerinden bir tanesine sahne olmuş ve Çanakkale geçilmez sözünün tarihe geçtiği yer olarak da kayıtlara girmiş. Osmanlı’nın son dönem büyük kaptanı deryalarından Cezayirli Hasan Paşa bu bölgeyle de yakından ilgilenmiş ve bu bölgede şahsi bir çiftlik kurarak da bu bölgedeki varlığını hissettirmiş" dedi. Bu eserleri korumak, ihya etmek ve gelecek nesilleri aktarmak için kendimizi mesul hissediyoruz Tarihi değerde olan eserleri korumakla mesul olduklarını vurgulayan Çanakkale Valisi Toraman, "Zamanın yıpratıcı etkisi bir taraftan, insanların ilgisizliği diğer taraftan, onun bir kompleks olarak oluşturduğu çiftliğin zaman içerisinde tahribine sebep olmuş. Elimizde şu anda en önemli parçası arkamızda gördüğünüz kule, köşk tabir edilebilecek yapı. Bu yapı da tabii çok tahrip olmuş bir durumda. Bununla ilgili bu eserleri korumak, ihya etmek ve gelecek nesilleri aktarmak için kendimizi mesul hissediyoruz. Bu çerçevede hem kulenin korunması ama bu yapı külliyenin yalnızca kuleyle sınırlı olmadığını etrafında da başka yapılar olduğu bilgisinden de hareketle Prof. Dr. Ali Osman Uysal hocamızın öncülüğünde bir kazı çalışması kararı aldık. Troya Müze Müdürlüğümüzün nezaretinde bir müze kazısı olarak bu sene köşkün etrafını hocamız kazmaya başladı" diye konuştu. İnşallah önümüzdeki yılda bunu devam ettirmek niyetindeyiz Gelecek sene de kazıların devam edeceğini söyleyen Vali Ömer Toraman, şu ifadeleri kullandı; "Kazı çalışmalarına biz İl Özel İdaresi olarak da destek sağladık. Amacımız bu külliyenin ortaya çıkarılması, en azından temel seviyesine de olsa çıkarılması ve resmin bütününü görebilmek ve ortaya çıkardıktan sonra da bunları koruma altına alabilmek. İleriki zamanlarda ihyası içinde geliştirecek projelere altlık oluştursun diye bu çalışmayı yürüttük. Ben kıymetli hocama ve kaza ekibine teşekkür ediyorum. Bu sene zor şartlarda da olsa yoğun bir çalışma yaptılar ve çiftliğin avlusunu ve müştemilatlarını açığa çıkardılar. Daha kazılacak alanlar, yerler var. İnşallah önümüzdeki yılda bunu devam ettirmek niyetindeyiz. Çanakkale’nin Türk denizcilik tarihine geçmişte sağlamış olduğu katkının bir nişanesi olarak bu eseri korumak ihya etmek ve gelecek nesile aktırmak vazifemiz diye düşünüyoruz." (MS
Lykos’un Antik Yüzleri sergisi beğeni topladı
19 Aralık 2025 Cuma - 17:34 Lykos’un Antik Yüzleri sergisi beğeni topladı Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Cumhuriyet’in 102’nci yılı kapsamında Türkiye genelinde düzenlediği ’102 Sergi’ projesinin finali olan antik kentlerdeki kazılarda gün yüzüne çıkarılan 52 eserin yer aldığı ’Lykos’un Antik Yüzleri’ sergisi, Denizli’de törenle açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yurt genelinde düzenlenen 102 Sergi kapsamında -’Lykos’un Antik Yüzleri’ sergisi Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezi’nde törenle açıldı. Proje kapsamında 46 ilde 102 serginin açıldığını, bu sergilerde 8 bin 163 eserin sergilendiğini belirten Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, "19 Şubat 2025 tarihinde Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un Ankara Etnografya Müzesi’nde açılışını yaptığı ’Doğadan Sanata Ahşap Sergisi’yle başlattığımız, ’Cumhuriyetin 102. yılında 102 sergi’, ’Cumhuriyetin Işığında Anadolu’nun Kültürel Mirasına Yolculuk’ projemizin 102’nci ve son sergisini Denizli’de yapmış olacağız. Proje kapsamında 46 ilimizde 85 devlet müzesi, 17 özel müzenin katılımıyla toplam 8 bin 163 eser ziyaretçilerimizle buluşturuldu. Bu eserlerin önemli bir bölümünü müze depolarında titizlikle korunan ya da kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarılan ve ilk kez sergilenen nitelikli eserler oluşturdu. Bu süreç yalnızca eserlerimizi görünür kılmakla kalmadı, aynı zamanda müzelerimize olan ilgiyi de belirgin bir biçimde artırdı" dedi. Sergiler yurt genelinde 8 milyon 583 bin 518 ziyaretçi sayısına ulaştı Sergilerin düzenlendiği illerde ziyaretçi sayılarında dikkat çekici artışlar gözlemlendiğini belirten İnceciköz, "Kültürel mirasımıza yönelik toplumsal farkındalığın da güçlendiğini memnuniyetle belirtmek isterim. Bu yıl süreli sergilerimizle birlikte proje kapsamındaki müzelerimizi ziyaret eden kişi sayısının 8 milyon 583 bin 518’e ulaşması, toplumumuzun kültürel mirasına gösterdiği ilginin en somut göstergelerinden bir tanesi olmuştur. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz ’Lykos’un Antik Yüzleri Sergisi’ de bu geniş ve kapsayıcı vizyonun çok kıymetli bir parçasıdır" ifadelerini kullandı. ’Denizli’nin sahip olduğu arkeolojik zenginliklerle bir açık hava müzesi’ Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun da Hierapolis, Laodikya, Tripolis ve Tabae gibi insanlık tarihine ışık tutan tarihi antik kentleriyle, Denizli’nin sahip olduğu arkeolojik zenginlikler sayesinde bir açık hava müzesi niteliğinde olduğunu söyledi. Serginin açılışı konuşmaların ardından gerçekleşti. Protokol üyeleri sergiyi gezerek kazı heyeti başkanlarından eserler hakkında bilgi aldı. Sergide, Laodikya, Tripolis, Hierapolis ve Tabae antik kentlerinde yapılan kazılarda gün yüzüne çıkarılan Helenistik ve Roma İmparatorluk dönemlerine ait olan 52 adet heykel ve heykel başlarından oluşan tarihi eserler sergilendi. Sergi 6 ay ay ziyaretçilere açık kalacak.
Karatay Belediyesi’nin İstanbul’daki "Konya İl Tanıtım Günleri" standına yoğun ilgi
19 Aralık 2025 Cuma - 17:04 Karatay Belediyesi’nin İstanbul’daki "Konya İl Tanıtım Günleri" standına yoğun ilgi Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi, İstanbul’da düzenlenen 9. Konya İl Tanıtım Günleri’nde yerini alarak Konya ve Karatay’ın tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getirerek tüm ziyaretçileri Karatay Belediyesi’nin standına davet etti. İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi etkinlik alanında kapılarını açan Konya İl Tanıtım Günleri, İstanbul’da yaşayan yüz binlerce Konyalıyı bir araya getiriyor. Her yıl büyük ilgi gören organizasyon, ziyaretçilerini ağırlıyor. Tanıtım Günleri kapsamında stant açan Karatay Belediyesi, ilçenin tarihi, kültürel ve doğal değerlerinin yanı sıra hayata geçirilen yeni ve özgün projelerini ziyaretçilere tanıtıyor. Standa gelen misafirlere Konya ve Karatay’ı anlatan broşür ve kitapçıklar dağıtılırken, Karatay Lavanta Bahçesi’nde yetiştirilen lavantalardan elde edilen ürünler ikram ediliyor. Etkinlik kapsamında İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile birlikte İstanbul Valisi Davut Gül, Yalova Valisi Dr. Hülya Kaya, Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, İstanbul ve Konya’dan belediye başkanları ile çok sayıda protokol üyesi katıldı. Karatay Belediyesi’nin standı; İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ve Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ile belediye başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve ziyaretçiler tarafından ilgiyle gezildi; ilçede yürütülen çalışmalar ve projeler hakkında bilgiler paylaşıldı. Kılca: "Karatay’ımızı özleyen herkesi standımıza bekliyoruz" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, İstanbul’daki Konya İl Tanıtım Günleri’ne ilişkin yaptığı değerlendirmede, organizasyonun Konya’nın tanıtımına önemli katkılar sunduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Başkan Hasan Kılca, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Her yıl olduğu gibi bu yıl da İstanbul’da belediyelerimiz ile KONSİFED ve KONSİAD tarafından düzenlenen Konya İl Tanıtım Günleri’nde yerimizi aldık. Belediyelerimiz, sanayicilerimiz ve esnaflarımızla birlikte şehrimizin tarihini, güzelliklerini ve değerlerini tanıtıyoruz. Bizler de belediyeler olarak ilçelerimizde gerçekleştirdiğimiz hizmetleri ve projeleri anlatıyoruz. Konya, ülkemizin önemli merkezlerinden biridir. Karatay Belediyesi olarak biz de bugüne kadar önemli yatırımları hayata geçirdik. 800 yıllık geçmişe sahip Obruk Hanı başta olmak üzere birçok tarihi mekanın restorasyonu, Savatra Antik Kenti ve Boncuklu Höyük’te yürütülen kazı çalışmaları, Karatay Lavanta Bahçesi ile Mevlana Gül Parkı ile ilçemizin ve şehrimizin turizm potansiyeline önemli katkılar sağlıyor. Bu tür organizasyonlar sayesinde Konya’mızı ve Karatay’ımızı daha geniş kitlelere anlatma imkanı buluyoruz. Konya’mızı, Karatay’ımızı ve değerlerimizi özleyen tüm hemşehrilerimizi standımıza davet ediyorum."
Dastar dokumacılığı, öğrencilerin dijital dokunuşuyla geleceğe taşındı
19 Aralık 2025 Cuma - 17:02 Dastar dokumacılığı, öğrencilerin dijital dokunuşuyla geleceğe taşındı Fethiye Bilim ve Sanat Merkezi öğrencileri, Yeşil Üzümlü’ye özgü dastar dokumacılığını dijital ortama taşıyarak kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sundu. Fethiye Bilim ve Sanat Merkezi’nde eğitim gören 7. sınıf öğrencileri Kürşat Cömert, Bayram Efe Konuk ve İsmayıl Mursalzade, danışman öğretmenleri Tuğba Büyük rehberliğinde Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda anlamlı bir projeye imza attı. Öğrenciler, "Gelenekten Geleceğe; Dastarın Dijital İzleri" adlı çalışmalarıyla Fethiye’nin önemli kültürel değerlerinden biri olan dastar dokumacılığını dijital dünyaya taşıdı. Kurum Müdürü Hasibe Polat Dayıoğlu’nun desteğiyle hayata geçirilen projede, Yeşil Üzümlü Mahallesi’ne özgü coğrafi işaretli geleneksel el sanatı dastar dokumacılığı ele alındı. Somut olmayan kültürel miras niteliği taşıyan el sanatı, geçmişten günümüze bölge kadınlarının el emeğiyle yaşatılırken, günümüzde genç kuşakların farklı alanlara yönelmesi ve ekonomik kazançların sınırlı olması nedeniyle usta sayısının giderek azalmasıyla karşı karşıya bulunuyor. Bu durumdan yola çıkan öğrenciler, dastar dokumacılığının sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla kapsamlı bir saha çalışması yürüttü. Proje kapsamında Fethiye Likya Kadın Kooperatifi ve Dastarhane’de araştırmalar yapan öğrenciler, İncirköy ve Yeşil Üzümlü’de devam eden dastar dokumacılığı kurslarını da ziyaret etti. Yapılan incelemelerde dastarın tarihi, yapım aşamaları ve yöreye özgü motifler hakkında detaylı bilgiler toplandı. Usta dokumacılarla gerçekleştirilen görüşmelerle geleneksel bilginin kuşaktan kuşağa aktarım süreci yerinde gözlemlendi. Elde edilen veriler doğrultusunda öğrenciler, gençlerin ilgisini çekmek ve kültürel mirasın yaşatılmasına katkı sunmak amacıyla dijital içerikler hazırladı. Proje kapsamında dastar dokumacılığına ait bilgi ve görsellerin yer aldığı bir sanal müze oluşturulurken, tanıtım amacıyla bir blog sitesi ve sosyal medya kanalı da hayata geçirildi. "Gelenekten Geleceğe, Dastarın Dijital İzleri" projesiyle öğrenciler hem kültürel miras bilinci kazandı hem de geleneksel değerlerin dijital araçlar aracılığıyla daha geniş kitlelere ulaştırılabileceğini ortaya koydu. Proje, yerel kültürün korunması ve genç nesillere aktarılması açısından örnek bir çalışma olarak öne çıkıyor.
Yerli Malı Haftası, Hüsamettin Kulaklı İlkokulunda coşkuyla kutlandı
19 Aralık 2025 Cuma - 16:29 Yerli Malı Haftası, Hüsamettin Kulaklı İlkokulunda coşkuyla kutlandı DENİZLİ (İHA) – Denizli’de Hüsamettin Kulaklı İlkokulunda Tutum, Yatırım ve Yerli Malı Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikler, öğrencilerin yoğun katılımı ve ilgisiyle gerçekleştirildi. Etkinlikler çerçevesinde okulda düzenlenen sergide, geleneksel motiflerimiz ve yerli ürünlerimizin yanı sıra, ülkemizin son dönemdeki milli teknolojik gelişmeleri de tanıtıldı. Öğrenciler, bu sayede hem kültürel hem de teknolojik alanda farkındalık kazandırırken; yerli teknolojik araçlardan ilham alarak hazırladıkları özgün çalışmalarla da yenilikçiliklerini gösterdi. Birlik ve beraberliğin en güzel örneklerinden biri olan aşure geleneği de etkinliklere renk kattı. Dostluk, kardeşlik, emek ve paylaşmanın mutluluğunu simgeleyen aşure, öğrenciler, öğretmenler ve velilerle büyük bir memnuniyetle paylaşıldı. Etkinliğin en dikkat çeken unsurlarından biri ise okul bahçesinde sergilenen ve öğrencilerin büyük ilgisini çeken yerli otomobil oldu. Öğrenciler, milli teknoloji hamlesinin bu önemli sembolünü yakından inceleme fırsatı bularak ilham aldı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte öğrenciler hem eğlenip hem öğrenirken, aynı zamanda toplumsal değerleri pekiştirdi. "Birlik ve beraberliğimiz güçleniyor" Programa ilişkin bir açıklama yapan Okul Müdürü Abidin Mutlubaş, "Bu anlamlı hafta dolayısıyla düzenlediğimiz etkinliklerde emeği geçen ve katkı sağlayan tüm destekçilerimize teşekkür ederiz. Öğrencilerimizde yerli malı bilinci ve milli değerlere sahip çıkma duygusunu pekiştirmek bizler için çok önemli. Birlik ve beraberliğimizin güçlenmesi, milli değerlerimizi yaşatmak, son derece insani ve kıymetli bir duygudur" ifadelerini kullandı.
Osmanlının ilk başşehri Yenişehir’de Osmanlı dönemi yaşatılacak
19 Aralık 2025 Cuma - 16:26 Osmanlının ilk başşehri Yenişehir’de Osmanlı dönemi yaşatılacak Orhangazi tarafından Osmanlı’nın ilk başşehri Yenişehir’e bağlı Yarhisar köyüne yaptırılan Nilüfer Hatun camii, hamamı,ve çeşmenin olduğu tarihi köye Yenişehir Güneşin Kadın kooperatifi tarafından Avrupa Birliğinden onaylı ICMPD’ninEnhancer Projesi kapsamında tarihi dokuya uygun çadırlardan oluşan "Oba Pansiyon" alanı yapılıyor. Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Yarhisar köyünde köyün doğal ve kültürel dokusuna uygun olarak kıl çadırlardan oluşan "Oba Pansiyon" alanı oluşturuluyor. Proje, bu yönüyle Türkiye’de kadın kooperatifleri tarafından kurulacak ilk işletme olma özelliğini taşıyor. Kıl çadırlardan oluşan oba pansiyon kuruluyor Yenişehir Belediyesi tarafından desteklenen Güneşin Kadınları Kooperatifi tarafından yürütülen "Güneşin Kadınları Yarhisar Turizm ve İstihdam Projesi", tüm hızıyla tamamlanıyor. Kooperatif Türkiye genelinde seçilen 50 başarılı kooperatif arasında yer alarak Avrupa Birliği’nden hibe almaya hak kazanmıştı. Proje kapsamında yürütülen çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulunan Güneşin Kadınları Kooperatif Başkanı Naciye Özdemir, altyapı çalışmalarının tamamlandığını belirtti. Proje alanında gerçekleştirilen zemin düzenleme çalışmaları ile katlı proje alanının şev taşı düzenlemeleri tamamlandı. Proje 4 bölgeden oluşacak proje alanında; ilk bölümde, restoran, yönetim ve idare ofisi, resepsiyon, mutfak, çamaşır odası, veranda ve tuvaletler olacak. İkinci bölümde, kafe ve oturma alanları, üçüncü bölümde, her biri 4 kişilik ailelerin kullanımına uygun, içerisinde banyo ve tuvaleti bulunan 10 adet kıl çadır yer alacak. Dördüncü bölümde ise aktivite alanları yer alacak. Proje kapsamında, Yarhisar’ın doğal ve kültürel dokusuna uygun olarak kıl çadırlardan oluşan "Oba Pansiyon" alanı oluşturuluyor. Proje, bu yönüyle Türkiye’de kadın kooperatifleri tarafından kurulacak ilk işletme olma özelliğini taşıyor. Toplamda " diye konuştu. Başkan Ercan Özel: "Kadının emeğiyle büyüyen her projenin arkasındayız" Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, proje ile ilgili yaptığı değerlendirmede kadın kooperatiflerinin yerel kalkınmadaki önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Yenişehir’in kalkınmasını yalnızca tarım ve sanayiyle değil; turizm, kültür ve kadın emeğini merkeze alan projelerle birlikte düşünüyoruz. Güneşin Kadınları Kooperatifi’nin, Avrupa Birliği destekli böyle güçlü bir projeyi ilçemize kazandırmış olması bizler için büyük bir gurur kaynağı olmuştur. Yarhisar’ın tarihi ve doğal dokusuna uygun şekilde hayata geçirilen bu proje, hem kadın istihdamına katkı sağlayacak hem de ilçemizin turizmde hak ettiği yere ulaşmasına önemli bir ivme kazandıracak. Kadının emeğiyle büyüyen her projenin arkasındayız."
‘Sincan Roman Kahramanları Festivali’ sokaklarda renkli görüntüler oluşturdu
19 Aralık 2025 Cuma - 15:54 ‘Sincan Roman Kahramanları Festivali’ sokaklarda renkli görüntüler oluşturdu Sincan Kaymakamlığı ile Sincan Belediyesi himayesinde ve Sincan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün katkılarıyla düzenlenen ‘Sincan Roman Kahramanları Festivali’nin ikincisini düzenlendi.Sincan Belediyesi, ‘Sincan Roman Kahramanları Festivali’nin ikincisini düzenledi. Düzenlenen festival kapsamında 2 bini aşkın 7-17 yaş aralığındaki Roman Kahramanları Korteji’nin bando takımı öğrencileri ilk olarak kurgu kitaplarından bazı kahramanların kılığına bürünerek esnafı ziyaret etti. Kitapların afişlerinin pankartı eşliğinde, kitapta yer alan kahramanların cümlelerini söyledi . Öğrenciler çeşitli kitapları esnafa hediye ederek, bu kitapların okunması için esnaftan söz istedi. Düzenlenen etkinlikle beraber edebiyat ve kitabın sokağa taşınması amaçlandı. İnsanlara kitaplar hatırlatarak, okuma kültürünün yaygınlaşmasına dikkat çekildi."Okumaya teşvik için tiyatro ve koro ile örnek bir Sincan oluşturacağız"Okumanın önemine dikkat çeken ve Sincanlıları okumaya teşvik eden Sincan Kaymakamı Levent Kılıç, "Sabah bana verilen bilgiye göre bu festival dünya rekoruymuş. Milli Eğitimi Müdürlüğümüz ile gurur duyuyorum. Kolay bir süreç değil bu. Trafiği tıkadık, yolları kapadık. Okumaya teşvik için tiyatro ve koro ile de örnek bir Sincan oluşturacağız. Kitap okuyarak uyanık ve Türk gençliğine layık olacağız" diye konuştu."Okuma alışkanlığını büyüklere de aşılamamız gerekiyor"Sincan’da okuma alışkanlığını küçüklerden ziyade büyüklere de tavsiye ettiklerini vurgulayan Kılıç, "Sincan’da 100 bin üzerinde öğrencimiz var. Okuma alışkanlığının sadece küçüklere değil büyüklere de aşılamamız gerekiyor. Çocukların sosyalleşmesi adına yaptığımız etkinliğe katılımınız için teşekkür ederim" şeklinde konuştu."Daha güzel etkinlikler yapacağız"Sincan’da daha kapsamlı ve daha farklı etkinlikler de düzenleyeceklerini ifade eden Sincan İlçe Milli Eğitim Müdürü Alican Kılıç ise, "Yaklaşık 1 saattir bir aradayız. Öğrenciler soğuk havaya rağmen kostümüyle bizlere farklı an yaşatıyorlar. Çocukluğumuza götüren kahraman rollerine büründüler. Kurum üst yöneticilerini ziyaret ettiler. Daha güzel etkinlikler yapacağız. Sabah makamımızda bulunan bu çocuklar belki de devlet büyüğü ile ilk kez yan yana gelme heyecanını bir daha yaşamayacak" ifadelerine yer verdi.Festival Direktörü Feray Koçak’tan edinilen bilgiye göre 45 okuldan 2 bin 230 öğrenci ve veliler ile birlikte toplamda 3 bin kişi Sincan sokaklarında renkli görüntüler oluşturdu. Festivalde konuk olarak Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Koray Üstün , Başkent Üniversitesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Aslı Aytaç ve Doç. Dr. Emine Tuğcu , Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Galip Çağ , Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) yöneticileri yer aldı.