Son Dakika
|
PFDK, bahis oynayan teknik direktör ve antrenörlerin cezalarını açıkladı
Samsunspor'un UEFA Konferans Ligi son 16 play-off rakibi belli oldu
Leyla Aydemir davasında flaş gelişme!
Karlov Suikastının şüphelisi Kanada’da yeni kimlikle ortaya çıktı
Putin, Netanyahu ile İran'ı görüştü
18 aylık takiple 2.6 milyar liralık yasa dışı bahis ağı çökertildi: 25 gözaltı
Yaklaşık 18 milyon öğrenci karnelerini alarak yarıyıl tatiline girdi
Odessa’da Ruslar tarafından vurulan Türk gemisi İstanbul Boğazı’nda
Voleybolcu Derya Çayırgan’ın "biriktirip aldım" dediği lüks rezidans görüntülendi
'Kolay gelsin' diyerek girdi, 3 milyon liralık altınla kayıplara karıştı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Clay Consumption Remains Common in Parts of Kyrgyzstan
Karnesinde 3 zayıfı olan lise 1 öğrencisi, yaşamına son verdi
Odessa'da Rusya'nın saldırısında Türk gemisinin isabet aldığı anlara ilişkin görüntüler ortaya çıktı
Asansör boşluğuna düşen kadın hayatını kaybetti
Sobadan sızan gaz karı kocayı hayattan kopardı
Trump: "İran hükümetinin 800’den fazla idamı iptal etmiş olmasına büyük saygı duyuyorum"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş adamları heyetini kabul etti
Bozdurmaya çalıştığı altınlar çalındı, imdadına polis yetişti
KÜLTÜR SANAT
Eski halı ve kilimleri ekonomiye kazandırıyor
17 Ocak 2026 Cumartesi - 15:24:55
Burhaniye ilçesinde, aşçı Handan Hasgül, çöpe atılan eski halı ve kilimleri ekonomiye kazandırıyor. Eski halı ve kilimlerden yastık ve kırlentler yapan Hasgül, şimdilerde de rengarenk puflar yapmaya başladı. Balıkesir Burhaniye’de oturan 1 çocuk annesi Handan Hasgül, eski halı ve kilimlerin çöpe atılmasına gönlü elvermeyince Kavakdibi Caddesinde kurduğu atölye de üretime başladı. Eski halı ve kilimlerin sağlam olan bölümlerini ayıran Hasgül, bunlardan yastık ve kırlentler yaparken, şimdi de rengarenk puflar üretmeye başladı. İç piyasa da ilgi gören pufları yurt dışına da gönderdiklerini anlatan Handan Hasgül, işini severek yaptığını söyledi. Halı kilim satışı ile işi başladıklarını anlatan Handan Hasgül, "Biz bu işe halı kilim satarak başladık. Daha sonra sökülen, güve giren ve fare yemiş kilimleri değerlendirmeyi düşündük. Nasıl yapalım diye planladık. Erkek kardeşimle beraber çalışıyoruz. Puf yapmak geldi aklımıza. Hem kullanışlı olur, hem de değişik bir alternatif olur diye düşündük. Bunun öncesinde de kırlentler yapmıştık. Ve denedik. Güve yemiş olanları fare söküklerinden sağlam kısımlarını değerlendirip puf yaptık. Ve çok büyük ilgi gördü. İnsanların hoşuna gitti. Oteller ve kafeler dekorasyonda kullandılar. Yurt dışına satmıştık ama, hani bizim normal halkımız da çok ilgi gösterdi. Değişik geldi. Kilimleri farklı alternatiflerle kullanmak onlarında hoşuna gitti. Devam ediyoruz. Çok severek yapıyorum. Bir şeyler üretmek yenilemek topluma yeniden onları kazandırmak çok güzel. İnsanların severek kullandığını görünce çok mutlu oluyorum. Daha farklı şeyler tasarlamaya başlıyoruz. Büyük puflar tasarladık. Elime gecen her şeyi kullanmaya değerlendirmeye çalışıyorum. Olabildiğince kullanılır şekilde günümüze uyarlamaya çalışıyorum. Yeni nesilde çok sevdi. Çok mutluyum geriye dönüşlerden. İnşallah, hep devam eder böyle" diye konuştu.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 14:45
Aydın’ın yer altında saklı güzelliği Aslanlı Mağarası, maceraperestlerin rotasında
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde bulunan içerisindeki bir dikitin aslan görünümünden adını alan ve bölge halkı tarafından ‘Yaren’ olarak adlandırılan Aslanlı Mağarası, turizme kazandırılmayı beklerken, her geçen gün maceraperestlerin de rotasına girmeye devam ediyor. Antik kentler ve doğal güzellikleri ile açık hava müzesi konumunda bulunan Aydın, yer altında saklı güzellikleriyle de dikkat çekiyor. Birçok yaban hayatını ve endemik bitkileri içinde barındıran Kuşadası ilçesi de doğal oluşum mağaralarıyla maceraperestlerin ilk adresi olurken, Kirazlı Mahallesi Yayla mevkiinde bulunan Aslanlı Mağarası da turizme kazandırılmayı bekliyor. İçerisindeki dikitlerden bir tanesinin aslan görünümünde olması sebebiyle bu ismi alan ve bölge halkı tarafından ‘Yaren’ adıyla tanınan 110 metre uzunluğundaki mağara, sarkıtlar, dikitler ve travertenler ile ziyaretçilerine görsel şölen sunuyor. Çok sayıda yarasaya da ev sahipliği yapan mağara, maceraperstlerin rotasında yer almaya devam ederken, Kuşadası’nın gizli kalmış güzelliği olarak nitelendirilen mağaranın yapılacak çalışmaların ardından turizme kazandırılması bekleniyor. 6 metrelik dik bir inişten sonra kabaca batıya doğru 26 derece eğimle inilen mağara, 40 metreden sonra daha da genişler ve tabanı eğimli bir salon görünümünü alır. Dereboğazı mevkiinde araçtan inip, yarım saatlik bir yürüyüşün sonunda ulaşılan Aslanlı Mağarası, ziyaretçilerine de muhteşem fotoğraf kareleri sunuyor. Ayrıca 2017 yılında Kirazlı Mahalle Muhtarlığı’nın girişimleri ile bölgenin canlandırılması amacıyla hazırlanan rapor Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunulurken, mahalle sakinleri de doğal hazinenin bir an önce turizme kazandırılmasını istiyor.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 14:44
Başkan Uysal: "Kara çadır, bu ülkenin vicdanıdır"
Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin Yörük Çalıştayı’nın 8’incisi, bu yıl "Yörüklerde Çocuklar ve Aksaçlılar" temasıyla Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde başladı. Açılış konuşmasını yapan Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Yörük kültürünün tarihsel, toplumsal ve çağdaş önemine dikkat çekerek, "Kara çadır, bu ülkenin vicdanıdır" dedi. Geçen yıl çalıştayın ana teması olan "kara çadır" kavramına değinen Başkan Uysal, kara çadırın bir barınaktan çok daha fazlasını temsil ettiğini belirtti. Yörük kültürünün tarih boyunca ülke kurucu bir rol üstlendiğini vurgulayan Uysal, şunları söyledi: "Kara çadır, krizlerde en önde olan ama barış zamanında mütevazı biçimde kenara çekilen bir toplum kesimini temsil eder. Oradaki duruştaki asalet, ulviyet ve toplumdaki bütün polemiklerin üzerinde kalan o çatı olma özelliği, kara çadırı değerli ve anlamlı kılar. Kara çadıra söz söyleme hakkını bağışlayan, kara çadırın o durumu, o pozisyonu." Uysal, kara çadırın ayrımcılığın karşısında duran bir sağduyu odağı olduğunu ifade ederek, onun toplumsal ve siyasal kutuplaşmaların üzerinde bir denge unsuru olduğunu söyledi. Kara çadırın "vicdani bir duruş" olduğunu vurgulayan Başkan Uysal, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Toroslar’daki kara çadıra yüklediği anlamı hatırlatarak Yörük-Türkmen kültürünün toplumun ortak vicdanı olduğunu dile getirdi. Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Uysal, dünyada sert bir ticaret ve teknoloji rekabeti yaşandığını belirterek Türkiye’nin bu sürecin dışında kalamayacağını söyledi. Rekabetçi bir ekonomik yapının zorunlu hale geldiğini ifade eden Uysal, ihracat potansiyeli yüksek ve teknoloji odaklı sektörler için acil teşvik ve planlamaların gerektiğini vurguladı. Merkez Bankası bağımsızlığı, bütçe disiplini ve kuvvetler ayrılığı gibi temel ilkelerin anayasal güvence altına alınmasının hayati önemde olduğunu belirten Uysal, yargı bağımsızlığının kamuya güvenin temel şartı olduğunu söyledi. Ayrıca anayasa tartışmalarında önceliğin ekonomi ve adalet olması gerektiğini de dile getiren Başkan Uysal, şöyle konuştu: "Anayasa konuşacaksak, ekonomimizi ve toplumumuzu güvenceye alacak konuları konuşmalıyız. Etnik veya siyasi ayrıcalıklar gündemimizde olmamalıdır. Devletin bekası, ülkenin ve toplumun geleceği için yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden bağımsız, dengeli ve denetleyici şekilde yapılanması esastır. Yargı, adaletin temelidir. Yargı bağımsızlığı, kamuya ve devlet mekanizmasına güvenin yeniden tesis edilmesi için acilen sağlanmalıdır." Göç konusuna da değinen Uysal, yasal göçe saygı duyulması gerektiğini, ancak yasa dışı göçle mücadelede devletin sınır dışı etme yetkisini etkin biçimde kullanmasının şart olduğunu belirtti. Türkiye’nin toplumsal bütünlüğünü zedeleyecek uygulamalardan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Uysal, para karşılığı vatandaşlık verilmesi uygulamasını da doğru bulmadığını ifade etti. Uysal, "Bu tür düzenlemeler ülkemizi kötü paranın hedefi haline getirir. Türkiye’miz kıymetlidir, değerlidir; her şeyimizdir, bugünümüzdür, geleceğimizdir. Edirne’den Hakkari’ye, İzmir’den Van’a, Artvin’den Muğla’ya kadar her insanımız ve her toprak parçamız çok kıymetlidir"dedi.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 14:41
Dijital dünyasız eğlenceli tatil serüveni
Karnelerin alınmasıyla, ebeveynler, çocuklarının dijital dünyadan uzak bir tatil geçirmesi için ellerinden geleni yapmaya çalışıyor. Teknolojiyi yasaklamadan, çocuklara teknolojiyle olan ilişkileri üzerine düşünmelerine yardımcı olacak, üstelik satır aralarında ailecek uygulanabilecek öneriler de sunan üç farklı serüven ailere yardımcı oluyor. Dürbün Yayınevi tarafından yayınlanan eserlerden ’Ekranlar olmadan 10 gün’ kitabı, bir sınıfın başlattığı ‘Ekransız Hayat’ deneyinin kısa sürede tüm okulun katılmasıyla artık unutulmuş olan sokak oyunlarının yeniden canlandığı, ailece geçirilen zamanın aslında ne kadar da eğlenceli olduğunun keşfedildiği büyük bir etkinliğe dönüşmesini anlatıyor. ’İnternetsiz 15 gün’ kitabında ise bu kez çocuklar ile beraber ebeveynlerin de dijital dünya ile olan ilişkisi ele alınıyor. İnternetin olmadığı bir tatili mizahi bir dille anlatan bu eser, çocukların internet üzerine kurulu arkadaşlık kurma yöntemlerini ve boş zaman değerlendirme alışkanlıklarını sorguluyor. Ekran bağımlılığına bir oyun macerası üzerinden değinen ’Bilgisayar oyununda 24 aat’, oyun dünyası ile gerçek hayat arasındaki sınırı çizmeyi öğretiyor. Bu eserlerle ara tatilde evde "internetsiz tatil kapışması" etkinliği düzenlenebiliyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Kasım 2023 Salı- 10:48
Antalya’daki 200 yıllık Ağalar Camisi’nin 2. etap restorasyon çalışması yapılacak
2
22 Haziran 2022 Çarşamba- 09:04
Milli Mücadele ruhu bu müze-kütüphanede
3
14 Ocak 2026 Çarşamba- 09:12
Hasköy’de 40 yıllık çay evi: Kağıt oyunu yok, satranç var
4
15 Ocak 2026 Perşembe- 09:12
Acılarını üreterek unutuyorlar
5
16 Ocak 2026 Cuma- 12:46
Türk destanlarının felsefi derinliği sergiye taşındı
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:29
500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’ndaki duvar halıları ziyaretçileri hayran bırakıyor
Gaziantep’te tarihi Yeni Han’daki 500 yıllık Kaleoğlu Mağarası’nın duvarlarına asılan, farklı medeniyet ve coğrafyalara ait halılar, geçmiş yılların hikayelerini anlatıyor. Gaziantep savunması döneminde yiyecek ve cephane deposu olarak kullanılan tarihi Yeni Han’daki Kaleoğlu Mağarası, antika koleksiyoneri Mehmet Kaleoğlu tarafından restore edilerek turizme kazandırılarak kafeye çevrildi. Kenti ziyarete gelenlerin tercih ettiği mekanların başında gelen, yazın serin ve kışın da sıcak havasıyla her mevsimde büyük ilgi gören mağarayı ziyaret edenler, mağaranın duvarlarını süsleyen antika duvar halılarını görünce tarihe yolculuk yapıyor. Duvar halılarına adeta hayran kalan ziyaretçiler, dakikalarca halıları inceleyip, geçmiş yıllarda hemen her evin duvarını süsleyen duvar halıları tarihi mağaraya ayrı bir hava katıyor. Geçmiş yıllarda ev ve iş yerlerinin duvarlarını süsleyen, üzerinde farklı figür ve motiflerin bulunduğu, her birinin ayrı bir hikayesinin olduğu duvar halıları mağarayı ziyarete gelenler tarafından büyük ilgi görüyor. Geçmişte her evin duvarında yer alan, 1950’li yıllara ait olan antika duvar halılarını mağaranın çeşitli yerlerine asan Mehmet Kaleoğlu’nun halıları, mağarayı gezmeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de büyük ilgisini çekiyor. Mağarayı ziyaret eden kadın ziyaretçiler, önceki yıllarda gelinlik kızların çeyizine konan ve evlerin üst başına asılan duvar halılarını görünce gençlik yıllarını hatırlıyor ve duygulanıyor. 1950’li yıllarda hemen hemen her ev ve iş yerinin duvarını süsleyen, bin bir gece masallarını hatırlatan ve üzerindeki resimlerle adeta birer tabloyu andıran kadife duvar halıları yumuşaklığı ve göz alıcı çeşit çeşit renkleriyle de ilgi görüyor. 73 yaşındaki Mehmet Kaleoğlu, 200’den fazla eski duvar halısının bulunduğu mağarada yer alan ve en eskisi 150 yıllık olan halıların üzerinde alan hikayeleri merak eden ziyaretçileri de bilgilendiriyor. Eski eşyalara olan merakıyla 50 yılda topladığı yüzlerce ata mirasını sergileyerek mağarasını adeta bir halı müzesine çeviren ve ata kültürüne sahip çıkan Kaleoğlu, duvar halısı kültürünü gelecek nesillere aktarmak istiyor. İpekten dokunan halıların da olduğu resimli duvar halılarında en çok tercih edilen motifler arasında Kabe, aslan, geyik, at, boğa, kahveci güzeli, kız kaçıran ve tavus kuşu figürlü halılar bulunuyor. Adeta halı müzesine dönüştürülen ve turistlerin uğrak mekanı haline gelen 500 yıllık tarihi handa yer alan duvar halılarının büyük ilgi gördüğünü belirten Mehmet Kaleoğlu, geçmişte her evin duvarında farklı figürlerin yer aldığı halıların bulunduğunu hatırlattı. Kaleoğlu Mağarası’nın 500 yıllık tarihi bir mağara olduğunu belirten Mehmet Kaleoğlu, "Mağaramız dünya harikası bir mağaradır. Mağaranın içerisinde 12 ayak ve 4 tane de su kuyusu var. Turistlerimiz mağaramıza geldiği zaman bu tarihi ve eski halıları görmek istiyorlar. Bizde bu halıları duvarlara astık. Duvar halıları çok ilgi çekti. Bu duvar halıları, 50, 60 ve 100 yılık halılardır. İnsanlar bu duvar halılarını görünce eski yaşantılarını hatırlıyor ve özlüyor" dedi. Her halının kendine has bir hikayesinin olduğunu ve halıların üzerindeki figürlerin bir olayı anlattığını bildiren Kaleoğlu, "Halıların üzerinde kahveci güzeli, kız kaçıran, tavus kuşu, Kabe ve ve Mescid-i Aksa görselleri yer almaktadır. Bu halılar aynı zamanda kadifeden yapılan halılardır. Bu halılar mağaramıza güzel bir görünüm kazandırdı. Aynı zamanda bizden duvar halısı isteyenlerde oluyor. Ziyaretçilerimiz bu halıları çok beğeniyor. Halıları hem kendi imkanlarımla bulup alıyorum hem de bana getirenlerde oluyor. Bende bu halıları mağaramızda sergiliyorum. Bu halılar insanların dikkatini çekiyor. Bu da beni çok mutlu ediyor" şeklinde konuştu. Mağarayı ziyaret eden ziyaretçilerden Hülya Eken ise, "Amerika’dan geldim. Gaziantep’i geziyoruz. Bu halıları görünce gururlandım. Ben Diyarbakır’da dünyaya geldim. Eskiden bu şekilde hatıralar vardı. Kanepeler vardı ve üstünde de bu halılar asılıydı. Bu halıları görünce o günler gözümde canlandı. Halılar çok güzel ve beğendim. Halıları görünce çocukluk yıllarımı hatırladım. Doğduğum, büyüdüğüm ve yetiştiğim yerleri hatırladım. Bu mağarayı gezdiğim için gururlandım" dedi. Çocukluk yıllarında herkesin evinde bir duvar halısı olduğunu hatırladığını belirten Şenay Baykal da, "Misafirlerimiz Amerika’dan gelmişti. Bende misafirlerimizi Gaziantep’i gezdirmek istedim. 500 yıllık mağara dikkatimizi çekti. Mağarayı ve eski duvar halılarını çok beğendik. Halılar çok dikkatimizi çekti. Bende bu duvar halılarını hatırlıyorum. Annem süs olarak kullanırdı. Eskiden tablo yoktu ve evlerin duvarlarına bu halılar asılıydı. Ayrıca genç kızların çeyizlerine de konulurdu" diye konuştu.
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:18
Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde nostaljik kartpostal günü
Ankara’nın Keçiören ilçesindeki Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nde 1 Ekim Dünya Kartpostal Günü dolayısıyla etkinlik düzenlenerek, bugüne özel pul ve kartpostal bastırıldı. Keçiören Belediyesi ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesindeki Müze Kumbaram iş birliğinde 1 Ekim Dünya Kartpostal Günü dolayısıyla nostaljik bir etkinlik düzenlendi. Programa Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Atila Zorlu ve Celal Biçer, Halide Edip Adıvar’ın torunu Ahmet Ömer Sayar, Müze Kumbaram’ın kurucusu Ali Armağan Daloğlu, meclis üyeleri, muhtarlar, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’nin ev sahipliği yaptığı program, ‘Keşke burada olsaydın’ sloganıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ithaf edildi. Aynı zamanda bugüne özel pul ve kartpostal bastırıldı. "Keşke burada olsaydın mottosu beni heyecanlandırdı" Programda konuşan Keçiören Belediye Başkan Yardımcısı Atila Zorlu, "Halide Edip’le, Atatürk’le aynı topraklarda yürümüş olmanın heyecanını gençlerimizin hissetmesini istiyoruz. Burada amacımız ucuz bir ırkçılık fikri değil, Atatürk’ün ‘Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcuttur’ sözünün yerini bulmasıdır. Şu anda gençlerimiz için yapabileceğimiz en büyük motivasyon, gençlerimizin hepsinin birer Atatürk, genç kızlarımızın hepsinin birer Zübeyde Hanım olabileceklerine olan inancımızdır. O yüzden tekrar söylüyorum: Bugün burada beni en çok heyecanlandıran, bu program içerisinde ‘Keşke burada olsaydın’ mottosudur. Programımıza katılan herkese teşekkür ediyorum" dedi. "Burası bir tarih mücevheri" Halide Edip Adıvar’ın torunu Ahmet Ömer Sayar ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: "Ben buranın yapılmasındaki önemi dile getirmek istiyorum. Burası biliyorsunuz çok evvelden harap olmuş, metruk, terk edilmiş bir binaydı. Belediye, burasını aslına uygun restore ederek bu hale getirdi. Yani bir metruk binadan bir tarih mücevheri kazandırdı. Halide Edip’in Ankara’ya geldiği ilk günü burada geçirmesi bizim için çok önemli. Bu nedenle kartpostal gününün burada yapılması da çok ince, anlayışlı bir davranış. Organizasyonu yapanlara yürekten minnet ve şükranlarımı sunuyorum." "Etkinliğin bu müzede yapılması bizi etkiledi" Kartpostal geleneğinin yaşatılmasının önemine vurgu yapan Müze Kumbaram’ın kurucusu Armağan Daloğlu, "1 Ekim Dünya Kartpostal Günü ile ilgili çalışmalarımıza 2 yıl önce başlamıştık. Kartpostallarımızdan birinin Ankara’daki nadide müzelerimizden bir tanesi olması bizleri mutlu etti. Keçiören Belediyesi’nin destekleriyle Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi’ne de bir kartpostalımız ulaşmış. Kendilerine müze eğitim toplantıları sırasında rastladık ve kartpostalımızla bir bağ kurduk. Bu sohbetlerimizin bugün yeniden canlandırılıyor olması gerçekten çok kıymetli. Ancak bu özel gün kartpostalın ötesinde bir etkinlik oldu. Müzedeki balkonlu oda bizi çok etkiledi. Halide Edip Adıvar’ı da bir şekilde yeniden andığımız için tekrar teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Etkinlikte öğrenciler, Milli Mücadele dönemine ait sergilenen eserlerden ilham alarak duygu dolu yazılar kaleme aldı. Katılımcılar, müze gezisi sırasında Cumhuriyet tarihinin izlerini ve Halide Edip Adıvar’ın hatıralarında aktardığı mekanların hatıralarını yakından görme fırsatı buldu. Gördükleri eserleri ve hissettikleri duyguları kartpostallara aktaran öğrenciler, kartpostalları sevdiklerine ulaştırırken tarihi mekanın ruhunu da derinden yaşadı. "Keşke burada olsaydın" diyerek yazılan mesajlar milli duyguları pekiştirirken, unutulmaya yüz tutmuş kartpostal geleneği de yeniden canlandırıldı. Özel kartpostal ve pullarla gelenek sürdü Atatürk Ankara Milli Mücadele Müzesi görselli özel kartpostallar ve günün anlamına özel hazırlanan posta pulları, etkinliğe ayrı bir değer kattı. Atila Zorlu ve Celal Biçer, bu özel pulları Halide Edip Adıvar’ın torunu Ömer Sayar ve Müze Kumbaram’ın kurucusu Ali Armağan Daloğlu’na takdim etti. Programda ayrıca Ömer Sayar katılımcılar için kitap imzaladı. Katılımcılara çeşitli ikramların sunulduğu etkinliğin sonunda toplu fotoğraf çekimi yapıldı.
02 Ekim 2025 Perşembe - 10:01
MalatyaPark AVM Kültür Yolu Festivali dolu dolu geçecek
Türkiye Kültür Yolu Festivali bu yıl ilk kez Malatya’da gerçekleştirilecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen festival, 4-12 Ekim 2025 tarihleri arasında Malatya’da 42 farklı noktada yaklaşık 350 etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festival kapsamında MalatyaPark AVM’de 4-12 Ekim 2025 tarihleri arasında çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 16. durağı olan Malatya’da, Türkiye Sinema ve Audiovisüel Kültür Vakfı (TÜRSAK) tarafından organize edilen Çocuk Filmleri Festivali, 4-8 Ekim tarihleri arasında MalatyaPark AVM Yeşil Sinemaları’nda gerçekleşecek. Etkinlikte çocuklara özel seçilmiş filmler ücretsiz olarak gösterilecek. Festivalde ayrıca çocuklara yönelik oyunculuk, yönetmenlik, yazarlık ve sosyal medya içerik üretimi gibi çeşitli atölye çalışmaları da yer alacak. MalatyaPark Alışveriş Merkezi içerisinde yerleştirilecek piyanolarla gençler, "Sen de Çal" projesi kapsamında 12 Ekim’e kadar diledikleri gibi performans sergileyebilecek. Ayrıca, "Sen de Söyle" kabininde yeteneklerini sergilemek isteyen gençler, seslerini duyurma fırsatı yakalayacak. Çocuk Filmleri Festivali kapsamında gösterilecek filmler arasında şu yapımlar yer alıyor, 4 Ekim Cumartesi günü, saat 12.00’de Cesur Yaga ve Sihirli Dünya, saat 14.00’te Film Okuma Atölyesi (Nayme Taylan Sarul), saat 15.00’te Çocuklar için Bilinçli Nefes Atölyesi (Ümran Özen), saat 16.00’da Benim Tatlı Diş Perim, saat 18.00’de Kardeş Takımı 2, saat 19.30’da Yumurtalar Firarda: Buz Macerası gösterilecektir. 5 Ekim Pazar günü, saat 12.00’de Yumurtalar Firarda: Buz Macerası, saat 14.00’te Çocuklar için Bilinçli Nefes Atölyesi (Ümran Özen), saat 15.00’te Film Okuma Atölyesi (Nayme Taylan Sarul), saat 16.00’da Kardeş Takımı 2, saat 18.00’de Ejderham ve Ben gösterilecektir. 6 Ekim Pazartesi günü, saat 12.00’de Dedektif Sun ve Ekibi: Kurtarma Operasyonu, saat 14.00’te Yazarlık Atölyesi (Etem Caner Karaüç), saat 15.00’te Cesur Yaga ve Sihirli Dünya, saat 17.00’de Cesur İtfaiyeci gösterilecektir. 7 Ekim Salı günü, saat 12.00’de Karlar Kraliçesi ve Prenses, saat 13.00’te Yazarlık Atölyesi (Etem Caner Karaüç), saat 14.00’te Oyunculuk Atölyesi (Pembe Keçeci), saat 15.00’te Cesur İtfaiyeci, saat 17.00’de Yumurtalar Firarda: Buz Macerası gösterilecektir. 8 Ekim Çarşamba günü, saat 12.00’de Ejderham ve Ben, saat 14.00’te Oyunculuk Atölyesi (Pembe Keçeci), saat 15.00’te Dedektif Sun ve Ekibi: Kurtarma Operasyonu, saat 17.00’de Cesur Yaga ve Sihirli Dünya gösterilecektir. Festival boyunca düzenlenecek etkinlikler, çocuklara hem eğlenceli zaman geçirme hem de sanatsal becerilerini geliştirme fırsatı sunacak.
02 Ekim 2025 Perşembe - 09:23
Hataylı ressam, YouTube’dan video izleyerek öğrendiği soğuk porselen sanatıyla resmi birleştiriyor
Hatay’ın Arsuz ilçesinde yaşayan ressam, çocuk yaşta başladığı resim tutkusunu Youtube’dan öğrendiği soğuk porselen sanatıyla buluşturarak farklı çalışmalara imza atıyor. Babası Hataylı ve annesi Lübnanlı olan 48 yaşındaki ressam Hilda Gezgin, 6 yaşından itibaren resim yapmaya merak duymaya başladı. Çocukluğunda sürekli duvarlara resim çizdiğini ifade eden Gezgin, kendini geliştirdiği resim sanatıyla YouTube’dan öğrendiği soğuk porselen sanatını birleştirdi. Çalışmalarıyla ortaya çıkardığı eserleriyle dikkat çeken Gezgin, ilerleyen dönemde soğuk porselen sanatını daha geniş kitlelere tanıtmayı hedeflediğini söyledi. Soğuk porselen sanatını YouTube’daki Rus kanallarından öğrendiğini söyleyen Gezgin, "Ben altı yaşından beri resim çizen bir insanım. Çocukken sürekli duvarlara resim çizdiğim için çok tepki alırdım. O dönem sanata bakış farklıydı ama bugün insanlar daha bilinçli. 2015-2017 yıllarında Türkiye’ye giren Rus sanatı soğuk porseleni resimle birleştirdim. Gülleri duvarlara dikme fikrini ilk kez ben hayata geçirmeyi düşünüyorum. Hatta bunun patentini almak istiyorum" dedi. Soğuk porselenin nişasta, tutkal ve çeşitli malzemelerle hamur haline getirilerek şekillendirildiğini aktaran Gezgin, 2-3 gün içinde kuruyan bu sanatın istediği gibi boyanabildiğini söyledi. Bugüne kadar birçok farklı çiçek tasarladığını belirten Gezgin, "Yoncaları, yaseminleri, karanfilleri ve papatyaları bu sanatla şekillendiriyorum. Ben bir ressamım, kendi çabalarımla Rus sanatını bugünün sanatıyla harmanlayıp Hatay’da yaşatmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı.
02 Ekim 2025 Perşembe - 05:46
"Üzümlü’de Yaşam" temalı fotoğraf yarışması düzenlenecek
"Üzümlü’de Yaşam" temalı 2. Geleneksel Fotoğraf Yarışması başlıyor. 7-29 yaş arası gençlerin katılabileceği yarışmada toplam 10 bin TL ödül dağıtılacak. Üzümlü Gençlik Merkezi tarafından düzenlenen 2. Geleneksel Fotoğraf Yarışması, bu yıl "Üzümlü’de Yaşam" temasıyla gerçekleştiriliyor. Yarışma, 7-29 yaş arası katılımcılara açık olacak. Yarışmanın başlangıç tarihi 10 Eylül 2025, son başvuru tarihi ise 10 Ekim 2025 olarak belirlendi. Yarışma sonuçları ise 29 Ekim 2025 tarihinde açıklanacak.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 23:33
Binlerce yıllık tarih kaçak kazı yapanların talanına uğradı
Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan 3 bin 200 yıllık tarihi Hitit atölyesi kaçak kazı yapanların talanına uğruyor. Sorgun ilçesine bağlı Karakız Beldesi sınırları içinde yer alan ve Hitit döneminden günümüze ulaşmış bazalt aslan heykeli, ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Tarihi kalıntıların 3 bin 200 yıl öncesine ait olduğu tahmin ediliyor. Tarihi kalıntılar açık hava müzesi olarak sergileniyor. "Hitit heykel atölyesi olduğu arkeologlar tarafından tespit edildi" Karakız Mahalle Muhtarı Nazım Gedik, "Bu aslanlı kaya bildiğimiz gibi 2 tane, birisi burada diğeri dağda. Kazankaya mevkiinde de büyük bir kazanımız var. Buranın tarihi 3 bin 200 yıl geriye dayanıyor. Hitit heykel atölyesi olarak kullanıldığı arkeologlar tarafından tespit edildi. Buranın değerinin bilinmesi lazım. Hem köy hem de bölge açısından müze gibi halka açık turistlere açık olması lazım. Çünkü bunun gibi bir sürü şey yer altında var diyorlar. Bunlar yerin üstünde olanlar. Kalıntılar var" diyerek bölgenin tarihi önemine değindi. "Kaçak kazı yapanlar tarihi eserleri tahrip ediyor" Ormanlık alanın içinde bulunan aslan heykelinin de kaçak kazı yapanların odağında olduğunu söyleyen Gedik, "Buradaki aslanı köydeki öbür aslanımızın yanına koyabilsek veya müze binamıza koyabilirsek ileriye dönük olur. Büyük bir eser ama göz göre göre yok oluyor. Koruma altına alınsa daha güzel olur. Gelen giden misafirler için de iyi olur. Bölgemizin tanıtılması açısından da iyi olur. Kaçak kazının önüne geçilir. Aslan komple vardı ama kaçak kazılar yüzünden harap hale geldi. Bu aslan normalde yukarıdaydı. Kaçak kazı yapanlar tarafından tabanı eşilerek aşağı yuvarlandı. Burayı defineciler kazmış. Dağın her tarafında kaçak kazı var önüne geçip engel de olamıyoruz. Kaçak kazı yapanlar kazdıktan sonra bir şey bulamadıysa kazdığı yeri kapatırsa iyi olur. Buralarda hayvanlar otluyor çukurların içine düşüyor. Ormanımızı harap edip gitmesinler. Buraya bir canlı düşse çıkamaz" dedi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 23:07
Binlerce yıllık tarih kaçak kazı yapanların talanına uğradı
Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan 3 bin 200 yıllık tarihi Hitit atölyesi kaçak kazı yapanların talanına uğruyor. Sorgun ilçesine bağlı Karakız Beldesi sınırları içinde yer alan ve Hitit döneminden günümüze ulaşmış bazalt aslan heykeli, ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Tarihi kalıntıların 3 bin 200 yıl öncesine ait olduğu tahmin ediliyor. Tarihi kalıntılar açık hava müzesi olarak sergileniyor. "Hitit heykel atölyesi olduğu arkeologlar tarafından tespit edildi" Karakız Mahalle Muhtarı Nazım Gedik, "Bu aslanlı kaya bildiğimiz gibi 2 tane, birisi burada diğeri dağda. Kazankaya mevkiinde de büyük bir kazanımız var. Buranın tarihi 3 bin 200 yıl geriye dayanıyor. Hitit heykel atölyesi olarak kullanıldığı arkeologlar tarafından tespit edildi. Buranın değerinin bilinmesi lazım. Hem köy hem de bölge açısından müze gibi halka açık turistlere açık olması lazım. Çünkü bunun gibi bir sürü şey yer altında var diyorlar. Bunlar yerin üstünde olanlar. Kalıntılar var" diyerek bölgenin tarihi önemine değindi. "Kaçak kazı yapanlar tarihi eserleri tahrip ediyor" Ormanlık alanın içinde bulunan aslan heykelinin de kaçak kazı yapanların odağında olduğunu söyleyen Gedik, "Buradaki aslanı köydeki öbür aslanımızın yanına koyabilsek veya müze binamıza koyabilirsek ileriye dönük olur. Büyük bir eser ama göz göre göre yok oluyor. Koruma altına alınsa daha güzel olur. Gelen giden misafirler için de iyi olur. Bölgemizin tanıtılması açısından da iyi olur. Kaçak kazının önüne geçilir. Aslan komple vardı ama kaçak kazılar yüzünden harap hale geldi. Bu aslan normalde yukarıdaydı. Kaçak kazı yapanlar tarafından tabanı eşilerek aşağı yuvarlandı. Burayı defineciler kazmış. Dağın her tarafında kaçak kazı var önüne geçip engel de olamıyoruz. Kaçak kazı yapanlar kazdıktan sonra bir şey bulamadıysa kazdığı yeri kapatırsa iyi olur. Buralarda hayvanlar otluyor çukurların içine düşüyor. Ormanımızı harap edip gitmesinler. Buraya bir canlı düşse çıkamaz" dedi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 20:57
Bakan Ersoy: "Dünyanın dört bir yanına yayılmış 7 milyon Türk diasporası var"
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın (YTB) 15’inci yıl dönümü programında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına yayılmış 7 milyona yaklaşan nüfusuyla muazzam bir Türk diasporası var. Çok genel hatlarıyla bahsettiğim çalışmalar, bu muazzam Türk varlığının olması gereken etki ve etkinliğe kavuşması amacıyla aralıksız sürdürülüyor" dedi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 20:54
Havadan görüntülendi!
Avrupa’dan yola çıkan Orient Express İstanbul’a geldi. Bakırköy Marmaray durağına yanaşan tren havadan görüntülendi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 18:57
BARÜ’nün bilim kafe etkinliğinde ahşap gemiciliğin tarihçesi anlatıldı
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Kurucaşile ilçesinde bilim kafe etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte ahşap gemi ustalığının önemi ve işçiliğin tarihçesi anlatıldı. BARÜ Bilim İletişimi Ofisi çalışmaları kapsamında Kurucaşile’de bilim kafe etkinliği düzenlendi. "Osmanlı’dan Günümüze Kadim Bir Gelenek: Ahşap Gemi Yapımı" isimli etkinliğe Bartın Valisi Nurtaç Arslan, BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ve Kurucaşile Belediye Başkanı Uğur Güneş, BARÜ akademisyenleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. BARÜ Öğretim Görevlisi Necati Yıldız, ahşap gemiciliğin tarihçesi ve önemi hakkında bilgilendirme yaptı. Akademisyen Yıldız, Kurucaşile’deki ahşap gemi işçiliğinin alıcılar için büyük bir önem taşıdığını ve satın aldıkları ürünlerin "Kurucaşile ahşap gemisi" olup olmadığını sorguladıklarını belirtti. Vali Nurtaç Arslan ise, "Kurucaşile’mizin yüzyıllar öncesine dayanan tarihi 14’üncü yüzyıla kadar giden ahşap tekne yapımı konusundaki geleneklerini ve çalışmalarını geleceğe taşıma anlamında hem tarihini hem de mesleğin iieriye nasıl taşınacağını bilim kafe etkinliğinde bir aradayız. Kurucaşile’miz ahşap tekne yapımında sadece Bartın’ın değil ülkemizin önde gelen ilçelerinden birisi. Bu önemli mesleği ileriye taşımak için de öğrencilerimiz burada eğitim almaya devam ediyor" dedi. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya da, "14. yüzyılda Dede Korkut’a dahi konu olan Karadeniz’in en güzel yerlerinden biri Kurucaşile’deyiz. Burada yapılan gemiler ve tekneler buradan İstanbul’a gider ve buradaki insanlar baba-oğul olarak usta-çırak ilişkisi ile tekne işiyle uğraşırlardı. Buradaki insanlar halen boş zamanlarında tekne yapımıyla uğraşıyor ve bu Türkiye’de ender görülen bir durum. Bizde bu duruma farkındalık oluşturmak için bilim kafe etkinliğimizi Kurucaşile’de yapmaya karar verdik. Hepinize istifadesi bol olan bir bilim kafe etkinliği diliyorum" diye konuştu. Belediye Başkanı Uğur Güneş ise yeni nesillerin bu mesleğe daha fazla teşvik edilmesi gerektiğini söylerek, "Geçmişte babadan oğula geçen bir meslekti fakat şimdilerde geçmişe nazaran giderek kan kaybediyoruz. Ustalarımıza sahip çıkamıyoruz. Çırak yetişmiyor. Sanayileşme anlamında ustalarımıza destek sağlayabildiğimizi de söyleyemiyoruz. Tekleönünde ustalarımız bir araya geldi. Birlikte sanayi bölgesi oluşturdular. İnşallah bu sanayileşmenin ilçemizde de gerçekleşmesi için uğraşacağız. İlçemizde gemi yapımı ile ilgili bir lisemiz var. Lisedeki öğrencilerimiz haftada bir gün okula gidiyor 4 gün staj yapıyorlar. Aynı zamanda Meslek Yüksek Okulumuz da açıldı. Rektör hocamıza teşekkür ediyorum. Bu zanaate sahip çıkmamız gerekiyor" dedi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 18:22
Çayönü Tepesi’nde 8 mezar gün yüzüne çıkarıldı
Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yer alan ve dünya arkeoloji literatüründe Neolitik Dönem’in en önemli yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Çayönü Tepesi’nde yürütülen 2025 yılı kazı çalışmalarında 8 mezar gün yüzüne çıkarıldı. Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde ÇOMÜ Müzecilik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun başkanlığında; Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ömür Dilek Erdal koordinasyonunda, 2025 Mayıs ayından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle saha çalışmaları sürdürülüyor. Çalışmalar, alanında uzman arkeolog ve antropologların katılımıyla gerçekleştiriyor. Dünya arkeoloji literatüründe Neolitik Dönem’in en önemli yerleşimlerinden biri olarak kabul edilen Çayönü Tepesi’nde yürütülen kazı çalışmalarında 8 mezar gün yüzüne çıkarıldı. Kazı çalışmaları sonucunda tespit edilen mezarlardan 1’inin Neolitik Dönem, 7’sinin ise İlk Tunç Çağı II tarihlerine ait olduğunu belirten Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, "Neolitik Dönem’e ait mezar, Kanallı Yapılar Evresi’ne ait bir yapının batı kenarında basit bir gömü şeklinde ortaya çıkarılmıştır. İlk Tunç Çağı II dönemine tarihlenen diğer mezarlar ise gömü biçimleri açısından farklılık göstermektedir. 3’ü basit toprak, 2’si küp, diğer 2’si ise taş kapaklı ve sandık tipi mezar olarak belgelenmiştir. Mezarlar içerisinde ölü hediyesi olarak bırakılmış 9 adet tüm kap bulunmuş; ayrıca mezarların çevresinde, mimari olarak mezarları taklit eden ve sembolik anlam taşıyan 2 adet ‘hediye çukuru’ tespit edilmiştir. Çukurlardan biri boşken, diğerinde dış mezar hediyesi olarak 5 adet tüm kap yerleştirilmiştir. Elde edilen yeni veriler ile Çayönü Tepesi’nin yalnızca Neolitik Dönem’de değil, İlk Tunç Çağı’nda da ritüel ve gömü uygulamaları açısından önemini koruduğunu ortaya koymaktadır. Söz konusu mezarlar, dönemin inanç sistemi, ölü gömme gelenekleri ve toplumsal yapısına ilişkin önemli bilimsel veriler sunmaktadır" dedi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 16:53
Yüksekova’da gizemli buluntu heyecanı: Esnaf tarihçilere çağrı yaptı
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yürütülen kazı çalışmaları ve ardından etkili olan yağışlardan dolayı ortaya gizemli bir buluntu çıktı. Esnaf, bir sıra halinde dizilmiş taşlardan oluşan kalıntının tarihi duvar olabileceği şüphesiyle incelenmesini istedi. Tarihi İpekyolu üzerindeki sanayi sitesinde yeni dükkanlar için yapılan kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkan ve yağışlarla daha belirgin hale gelen gizemli kalıntı, bölge esnafı arasında büyük bir merak ve heyecan uyandırdı. Kalıntının sıralı ve düzenli bir şekilde dizilmiş taşlardan oluşması, bunun sıradan bir moloz yığını yerine, gerçek bir yerleşim yerine veya geçmişe ait önemli bir mimari iz olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Sanayi sitesinin ilk kurucularından ve ilk esnafından olan Mehmet Doğma (79), ortaya çıkan buluntunun önemini vurgulayarak, "79 yaşındayım, burada daha önce böyle bir durumla karşılaşmadık. 45 yıl önce sanayiyi kurduğumuzda burada ne yerleşim ne de başka bir şey vardı. Ancak son iki sene içinde yeni dükkanlar için yapılan kazı çalışmaları sonrası bu duvar ortaya çıktı. Biz burada tarihçilere sesleniyoruz. Eğer bu, eski medeniyetlere ait bir durumsa, bunu tarihe ve Yüksekova’ya kazandıralım" şeklinde konuştu. İpekyolu gibi kritik bir güzergahta yer almanın kalıntının tarihi değerini artırdığını belirten sanayi esnafı, ortaya çıkan duvarın kesin olarak neye ait olduğunun belirlenmesi amacıyla yetkililere ve bilim insanlarına çağrıda bulundu. Esnaf, kalıntının tarihi önem taşıyıp taşımadığının aydınlatılması ve geçmiş medeniyetlere ait bir yapı parçası olması durumunda bölgenin kültürel mirasına katkı sağlanması için tarihçilerin ve arkeologların bölgede detaylı bir inceleme yapmasını talep etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder