KÜLTÜR SANAT
Johannes Brahms’ın ’Ein deutsches Requiem’ eseri Ankaralı sanatseverlerle buluştu 28 Mart 2026 Cumartesi - 22:37:00 Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu (DÇK), DenizBank Konserleri kapsamında Johannes Brahms’ın "Ein deutsches Requiem" eserini Ankaralı sanatseverlerle buluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, romantik dönem repertuvarının en derinlikli ve etkileyici eserlerinden biri olan Johannes Brahms’ın ’Ein deutsches Requiem’ adlı eserini sanatseverlerle buluşturdu. CSO Ada Ankara Ziraat Bankası Ana Salon’da şef Jan Schumacher’in yönettiği konserde, soprano Ceren Aydın ve bariton Kartal Karagedik solist olarak sahne aldı. Piyanoda Gülce Sevgen ve Filiz Peker, timpanide ise Can Kıyıcı yer aldı. "Benim için çok özel bir şehir Ankara" Konser öncesinde İHA muhabirinin sorularını yanıtlayan müzik direktörü Jan Schumacher, "Frankfurt Üniversitesi müzik direktörüyüm ve tüm dünyada şeflik yapıyorum. Bu akşam çok özel bir konserimiz var. Yohannes Brahms’ın Requiem’ini seyrediyoruz. Bu harika bir konser. Burada olduğum ve Devlet Çok Sesli Korosu sanatçıları ile çalışmaktan çok mutluyum. İki harika piyanistimiz var. Onlar, Filiz ve Gülçin, her zaman Requiem’le çalışıyorlar. Ve iki mükemmel solistleri var: Ceren ve Kartal. Daha önce de Ankara’daydım ama hiç bu kadar harika bir alanda olmadım. Konser için çok heyecanlıyım. Benim için çok özel bir şehir Ankara. Ankara’da daha önce birçok kez bulundum ama bu salonda ilk kez konser yapıyorum" diye konuştu.
28 Mart 2026 Cumartesi - 21:13 TDED Erzurum Şubesi’nde Murat Ertaş yeniden başkan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Erzurum Şubesi 4. olağan genel kurulunu Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını yapan TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş, sivil toplum kuruluşlarında gönüllülük, dernek üyeliği ve aidiyeti, görev sorumluluğu ve kurumsal kimlik konusunun önemli olduğunu, kurumsal disiplin ve nitelikli kadroların olması halinde çalışmaların başarıya ulaşmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Ertaş: "Dil şuuru bir milli güvenlik meselesidir" TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş konuşmasına şöyle devam etti: "Dokuz yıl evvel ilk genel kurulumuzu da bu salonda yapmıştık. Bugün seçilecek yönetim şubemizin 10. yılına damga vuracak çalışmalara imza atacaktır. Dil şuuru bir milli güvenlik meselesidir. Silahlı kuvvetlerimiz, güvenlik güçlerimiz vatanı korur münevverlerimiz ve mütefekkirlerimiz ise yurdu Bu nedenledir ki diğer milletleri ve Türk milletini yok etmek isteyen Stalin 1937’de Sovyetlerdeki Türk şair ve yazarları kurşuna dizdirerek idam etmiştir. Vatan ve yurt kavramlarını en iyi anlatan metin İstiklâl Marşı’dır. Şubemizin geçmişten bugüne ne yaptığını bu salondaki herkes çok iyi biliyor. Sadece bugün size üç güzel haberim olacak, şehrimize üç sürprizimiz. İlki Aşık Kerem Atlası, ikincisi bir Erzurum türküsü olup gönül coğrafyamızı gösteren ‘Nasıl Methedeyim Sevdiğim Seni’ türküsünün haritasının yer aldığı atlas, üçüncüsü ise 1918’den 1921’e ilk mecliste İstiklal Marşı’nın kabulüne kadar Erzurum’da törenlerde, okullarda, toplantılarda okunan Erzurum Marşı’nın sesli kaydının 108 yıl sonra yeniden yapılması Mutluyuz gururluyuz. Bugüne kadar TDED Erzurum çatısı altında emek veren tüm üyelerimize, genel başkanımız Ekrem Erdem hocamıza, TDED Erzurum’un en büyük destekçisi Mehmet Sekmen başkanımıza, proje ve etkinliklerimizde şubemize paydaş olup destekleyen Erzurum valiliğimize, üniversitelerimize ve STK’lerimize şükranlarımızı arz ediyorum." "Erzurum Şubesi başarılarıyla dikkat çekiyor" Başkan Ertaş’tan sonra mikrofona gelen TDED Genel Başkan Vekili Doç. Dr. Orhan Albayrak da Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği genel merkezinin yaptığı faaliyetlerden ve dernek yayınlarından bahsetti ve Erzurum Şubesinin en başarılı şubelerden biri olduğunu söyleyerek TDED Erzurum şube başkanı Murat Ertaş’ın yerel kültürel değerleri ulusal ve evrensele taşıyabilen başarılı bir başkan olduğunu belirtti. Erzurum Baro Başkanı Avukat Mesut Öner de milletlerin kültürel varlığının ve benliğinin bağımsızlık şuurunda çok değerli olduğunu vurguladı. Konuşmaların ardından oylama ile divan başkanlığına Fevzi Polat, divan üyeliğine Taner Atıcı ve divan kâtipliğine Ahmet Karakaş seçildi. Önder Cellat’ın okuduğu faaliyet raporu ve gelir-gider tablosu oy birliğiyle kabul edildi. Divan Başkanı Fevzi Polat yönetimin, faaliyetlerin ve gelir-gider tablosunun ibrasını oylama sundu ve oy birliğiyle ibra edildi. Sonra yapılan oylamada oy birliğiyle yeni yönetim belirlendi. Geniş katılımla genel kurul yapıldı TDED Erzurum Şubesinin 4.Olağan genel kuruluna EBB Genel Sekreter Yardımcısı Köksal Yavuz, EBB Kültür Daire Başkanı Ergün Engin, Erzurum Baro Başkanı Mesut Öner, MHP Yakutiye İlçe Başkanı Sinan Demir, Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Türk Kızılay Erzurum Şube Başkanı Hüseyin Bekmez, Yeşilay Erzurum Şube Başkanı Emirhan Tanay, A.Ü. Ziraat Fakültesi Dekanı Önder Çalmaşur, MHP İl Başkan Yardımcısı Ömer Metin, Adalet Bakanlığı Hüseyin Turgut Eğitim Merkezi Başkanı Cumhuriyet Savcısı İrfan Alper, Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ayhan Türkez, ERSANDER Başkanı Ümit Gergit, STK temsilcileri, dernek üyeleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Ayrıca başka programları nedeniyle genel kurula katılamayan TRT Müdürü Ayça Alemdar, Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, MHP İl Başkanı Adem Yurdagül, BORSA Başkanı Hakan Oral da çiçek gönderdi. İşte TDED Erzurum Şubesinin yeni yönetimi Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesinin oluşan yeni yönetimi asıl listesi: Murat Ertaş (Başkan), Ednan Yazıcı, Vedat Eğilmez, Mustafa Uğurlu, Nihat Kılıçoğulları, Dilaver Canlar, Muhammed İkbal Çiçek, Ümmet İlhan, Doğan Durna, Filiz Günderen ve Önder Cellat şeklinde oldu. Yedek yönetim kurulu üyeleri; Muhammed Emin Kaptan, Selma Uygur, Taner Özdemir, Ayhan Özsağlıcak, Selim Adım, Esin Altun, Birgül Akıncı, Hatice Nur Ertaş, Emel Çakır, Kenan Gülerci ve Rümeysa Bedir’den oluştu. Denetim Asıl; Erkin Tokgöz, Erdal Deligöz ve Ahmet Kaya olurken, denetim yedek; Hanifi Karadağ, Taner Atıcı ve Bülent Ademi oldu.
28 Mart 2026 Cumartesi - 19:45 "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filminin galası İstanbul’da yapıldı Türkiye’de yapay zeka desteğiyle hazırlanan ilk eser olan "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filminin galası, İstanbul’daki Atlas Sineması’nda yapıldı. Kastamonu’nun Taşköprü ilçesini anlatan "Yedi Kemerli Bir Zaman Geçidi Taşköprü" filminin galası, Beyoğlu’nda bulunan Atlas Sineması’nda yapıldı. Türkiye’de bir ilçenin tanıtımı için ilk kez yapay zeka desteğiyle hazırlanan filmin galasına önceki dönem İçişleri Bakanı olan AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay, Beyoğlu Kaymakamı Can Aksoy, AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan ve çok sayıda ünlü isim katıldı. "Böyle bir filmin prömiyerini yapmak şeref verdi" Galada söz alan Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Doğrusu böyle tarihi bir mekanda, Türkiye’nin, dünyanın merkezi konumunda bu kadar birbirinden özel şahsiyetlerin arasında, böyle bir filmin prömiyerini yapmak şeref verdi. Tabii ki biz belediye başkanı olarak sadece yerel yönetimde yol, temizlik işleri, kanalizasyon gibi işlerle uğraşmayacağız. Bizim gençlerimiz için, gelecek nesillerimiz için geçmiş kültürümüzü, tarihi değerlerimizi gelecek nesillere aktarma noktasında da bir sorumluluğumuz var. Dolayısıyla sanat ve sanatçı bizim için çok kıymetli. Bunu son derece önemli buluyorum" şeklinde konuştu. Filmin yapımcısı Zeynep Kahraman ise, "Başkanımdan aldığım, oradaki uyarıdan bir genç nesil olarak tarihimizi günümüze taşıma konusunda başkanımızın fikriyle beraber ve ekibinin verdiği bilgilerle yola çıktık. Filmimizde hiçbir şekilde kurgu yoktur, hepsi yüzde yüz gerçekliğe dayanır" dedi. "Sanat anlayışının her türlü inceliğini burada gördük, gösterdiler" Galaya katılan AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, "Taşköprü Belediyesi’nin muazzam işlerle birlikte organize ettiği ve hayata geçirdiği 14 dakikalık çok güzel bir belgesel kalmış tadında. 7 ayrı zaman dilimi 14 dakikaya sığdırılmış ve aynı zamanda da bu zaman dilimlerinin içerisindeki geçişkenliği ve tarihi o kadar iyi işleyebilmek ve işleyenlere de, zihnini ortaya koyanlara da, bunu yapanlara da koskoca bir teşekkür gerektirir. Biz de teşekkür ediyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi, sadece yedi ayrı zamanı değil, bir taraftan geçmiş, bir taraftan gelecek kendi içerisinde bütünleşmiş. İzlerken bize başka bir şey daha düşündürttü. O da şu; gelecek yedi zaman veya 14 zaman acaba bu yedi kemerli köprünün içerisine nasıl sığacak ve gelecekte de neler olacak? Filmin diğer bir özelliği de altını çizerek söylemek gerekirse yapay zekayla yapılmış olması. Yani belki bir filmin yapay zekayla yapılması bize normal zamanları yaşayan insanlar olarak farklı gelebilir ama dört dörtlük bir eser ortaya koymuşlar duygusuyla ve bütün yapımıyla birlikte. Her birini ayrı ayrı tebrik ediyor ve teşekkür ediyorum. Pompeipolis’e de, Taşköprü’ye hem Pompeipolis dönemini hem de bugünkü dönemi, hem kurtuluş mücadelesi dönemini, hem Bizans’tan Türklere geçişi, hem de Şeyh Şaban-ı Veli’yi, her birini bir arada bir yapay zeka örgüsüyle birleştirebilmek de ancak bir sanat anlayışıyla olur. Sanat anlayışının her türlü inceliğini burada gördük, gösterdiler. Gösterenlere teşekkür ediyoruz. Taşköprü Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
2026 Michelin Seçkisinde Kapadokya Rüzgârı
05 Aralık 2025 Cuma - 12:36 2026 Michelin Seçkisinde Kapadokya Rüzgârı 2026 Michelin Yıldızları Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katıldığı törenle açıklandı ve bu yıl ilk kez seçkiye dahil edilen Kapadokya, gastronomi dünyasında büyük bir heyecan oluşturdu. Bölge, yalnızca aldığı yıldızla değil; Bib Gourmand ve Michelin Tavsiye Listesine giren mekanlarıyla da öne çıktı. Kapadokya’nın benzersiz doğası ve tarihî dokusu içinde yükselen bu yeni gastronomi sahnesi, yerel malzemeye, sürdürülebilirliğe ve bölge ruhuyla uyumlu mutfak anlayışlarının buluşma noktası hâline geldi. Kapadokya bölgesinde faaliyet gösteren Kayakapı Revithia 1 Michelin Yıldızı alırken, Babayan Evi’de Yeşil Yıldız almaya hak kazandı Kapadokya Alan Başkanı Cem Aslanbay yaptığı açıklamada; "Gastronomi alanında dünyanın en önemli ve prestijli ödülü Michelin Yıldızı. Ve bu yıldızlar bu akşam Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un katılımlarıyla düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Zengin Türk mutfağının dünyaya tanıtılması ve özel seçkilerin ödüllendirilmesi noktasında bu organizasyona, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu gecenin bizim için çok özel bir anlamı var. Ürgüp’ten Niğde’ye, Aksaray’dan Göreme’ye kadar Kapadokya’mızdan birçok restoranımız ödül almaya hak kazandı. Hem Türk mutfağı açısından hem de Kapadokya’nın eşsiz kültürel mirasının tanıtılması noktasında bizim çok kıymetliydi. Bu ödüllerin Kapadokya’nın turizm potansiyelinin artırılmasına katkısı olacağı gibi, sadece tarih ve doğa severlerin değil, lezzet tutkunlarının da Kapadokya’yı ziyaret etmesini ciddi anlamda teşvik edecektir. 2026 Michelin Rehberi Türkiye Seçkisi’ne girerek bizleri gururlandıran şeflerimizi, ekiplerini ve işletmecilerimizi bir kez daha yürekten kutluyorum." dedi.
Yıldırımlı gençler Bursa’yı keşfediyor
05 Aralık 2025 Cuma - 12:23 Yıldırımlı gençler Bursa’yı keşfediyor Yıldırım Belediyesi, gençlerin hem fiziksel hem de kültürel gelişimlerine katkı sağlayacak önemli projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. Yıldırım Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘Adım Adım Kadim Bursa Yürüyüş Etkinliği’, gençleri kentin tarihi ve kültürel mirasıyla buluşturuyor. Proje kapsamında öğrenciler, rehber eşliğinde Bursa’nın manevi şahsiyetlerini, tarihi eserlerini ve kültürel değerlerini ziyaret ediyor. Etkinlik ile gençlerin tarih ve kültür bilincinin artırılması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve sosyalleşmelerine katkı sağlanması hedefleniyor. Proje kapsamında son olarak Gülçiçek Hatun Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri tarihi yolculuğa çıktı. Öğrenciler, rehber eşliğinde Yıldırım Külliyesi’nden Emir Sultan’a, Yeşil Cami’den Ulu Camii ve Koza Han’a uzanan rotada tarih, kültür ve maneviyat dolu bir deneyim yaşadı. Tarihi gezinin sonunda ise öğrencilere geleneksel hale gelen çay, simit ve tahanlı ikramı yapıldı. Projenin gençlerin gelişimi için büyük bir anlam taşıdığını belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım, tarihi ve manevi değerleriyle Bursa’nın kalbidir. Biz de gençlerimizin bu mirası yakından tanımalarını istiyoruz. ‘Adım Adım Kadim Bursa’ projesiyle gençler hem yürüyüş yaparak sağlıklı bir gün geçiriyor hem de şehrimizin tarihine yolculuk ediyor. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizin, yaşadıkları kentin ruhunu ve geçmişini tanımaları bizim için çok önemli. Bu tür projelerle hem kültürel bir farkındalık oluşturuyor hem de gençlerimizi sosyal yaşamın içine dahil ediyoruz. Projemiz eğitim öğretim yılı boyunca farklı okullardan öğrencilerle devam edecek" ifadelerini kullandı.
Suriçi Camikebir Projesi’nde dönüşüm başladı
05 Aralık 2025 Cuma - 11:46 Suriçi Camikebir Projesi’nde dönüşüm başladı Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç öncülüğünde yürüttüğü ve ‘En İyi Tarihi Alan Dönüşümü Yapan Belediye’ ödüllü projesi olan Suriçi Cami-i Kebir Kentsel Dönüşüm Projesi’nde, ilk etap uygulamaları kapsamında hak sahiplerinin yeni proje alanındaki bağımsız bölümleri teslim edilirken dönüşüm kapsamındaki eski yapılarda yıkım başladı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin tarihî kent merkezini modern ve güvenli yaşam alanlarıyla buluşturmayı hedefleyen Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi’nde çalışmalar sürüyor. Bu çerçevede 05.01.2021 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile ’Riskli Alan’ ilan edilen ve 27.08.2025 tarihli Bakanlık Oluru ile de çalışmalar 6306 sayılı Kanun’un 6/A maddesi kapsamına alınan Cumhuriyet Mahallesi sınırları içerisinde yer alan 2,22 hektarlık alanda uygulanacak Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap’ta yıkım çalışmaları başladı. Büyükşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı ekiplerinin, 2025 Temmuz ayı içerisinde işyerlerine birebir ziyaretlerde bulunarak proje takvimi hakkında detaylı bilgi vermesi ve vatandaşlardan yeni döneme hazırlanmasını istediği projede Suriçi Camikebir bölgesi dönüşüyor. 05.11.2025 tarihinde, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından boşaltma ve yıkım ile ilgili hazırlanan bilgilendirme tebligatları sahada uygulanarak ilk etap çalışmalarına ilişkin resmi süreç başlatıldı. Alan içerisindeki mülkiyetlerin Bakanlık ve Büyükşehir Belediyesi adına tescilleri tamamlanırken, hak sahiplerinin yeni proje alanındaki bağımsız bölümleri teslim edildi. Ulusal çapta da karşılık bularak Kentsel Dönüşüm ve Şehircilik Vakfı tarafından düzenlenen KentFest 2025 Belediye Ödülleri’nde "En İyi Tarihi Alan Dönüşümü Yapan Belediye" ödülüne layık görülen ve Türkiye’ye örnek gösterilen Büyükşehir Belediyesi’nin Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi’nde yıkım çalışmalarına başlandı. Şehir merkezinde tarihi kimliği koruyan, güvenli ve modern yaşam alanları oluşturmayı hedefleyen projede, yıkımların tamamlanmasıyla yeni etaplar için çalışmalar başlayacak.
Tonyukuk tamgası ve Moğol ulzii işareti aynı yapıda ortaya çıktı
05 Aralık 2025 Cuma - 11:27 Tonyukuk tamgası ve Moğol ulzii işareti aynı yapıda ortaya çıktı DENİZLİ (İHA) – Ayaz bin Abdullah el Şahabi tarafından 1230’da inşa edilen Çardak Kervansarayı, üzerinde taşıdığı Moğol Ulzii motifi ve Tonyukuk tamgasıyla dikkatleri yeniden üzerine çekti. Denizli’nin Çardak İlçesi sınırları içinde bulunan ve 13. yüzyılda Selçuklu mimarisinin önemli örneklerinden biri olarak kabul edilen Çardak Kervansarayı, üzerinde yer alan sıra dışı tamgalarla yeniden gündemde. 1230 yılında Ayaz bin Abdullah el Şahabi tarafından yaptırılan tarihi hanın duvarlarında hem Moğol Ulzii tamgası hem de Tonyukuk Yazıtında görülen Türk tamgasının tespit edilmesi, araştırmacıların dikkatini çekti. Araştırmacı-yazar Ümit Şıracı, iki tarihi sembolün aynı yapıda bulunmasının, Türk ve Moğol kültürlerinin Selçuklu coğrafyasındaki etkileşimine dair benzersiz bir bulgu olduğuna dikkat çekti. Şıracı, "Kervansarayın giriş cephesinde yer alan en dikkat çekici işaretlerden biri, Moğol kültüründe ‘Ölzii’ adıyla bilinen Ulzii tamgası. Moğolcada ‘uğur, talih, bereket, kut’ anlamına gelen bu işaret; Moğol, Buryat, Tuva ve Altay topluluklarında sıkça görülüyor. Tamganın bir Selçuklu kervansarayında yer almasının, ticaret yollarındaki kültürel etkileşimlerin somut bir göstergesi olduğunu hatırlatan Şıracı, ‘Sonsuzluk düğümünü andıran bu kadim motifin anlamları arasında, zarardan korunma, kötülükten uzak kalma, hayatın kesintisiz devamı, uyum ve dengeli ilişki, şans ve bereket gibi temalar bulunuyor. Kervansarayda bulunan bir diğer sembol ise Orhun Yazıtları’nın bilge veziri Tonyukuk’un boyuna ait olduğu düşünülen tamga. Aynı işaret, bugün Moğolistan’daki Bilge Tonyukuk Anıtı üzerinde de görülüyor. Bu işaret, Türk tarihinin en önemli devlet adamlarından biri olan Bilge Tonyukuk’un kültürel mirasının Anadolu’ya kadar ulaştığını gösteriyor. Bu keşif, Türk tamgaları ile Moğol sembollerinin Selçuklu döneminde aynı mimari mekânda yer almasının ilk örneklerinden biri olabilir." Dedi. Çardak Kervansarayı üzerindeki tamgaların, Türk-Moğol ilişkilerinin Selçuklu dönemindeki yansımalarını ortaya koyması bakımından büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Yapının üzerindeki kabartmalar ve sembollerle ilgili yeni bir inceleme çalışması başlatılması bekleniyor. Uzmanlara göre, bu işaretlerin birlikte bulunması yalnızca kültürel etkileşimin değil, aynı dönemde ticaret yollarının güvenliği ve bereketi için yapılan ritüellerin de izlerini taşıyor olabilir" dedi.
‘The Rookie’ aralık ayında yeni sezonuyla Tivibu’da ekrana geliyor
05 Aralık 2025 Cuma - 11:17 ‘The Rookie’ aralık ayında yeni sezonuyla Tivibu’da ekrana geliyor Tivibu, aralık ayında Amerikan yapımı polisiye ‘The Rookie’yi ekranlara getiriyor. 7 sezondan oluşan dizinin son sezonu Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle platformda yerini alıyor. Son dönemde Robin Hood, Muhafızlar: Gizli Proje, Sherlock ve Kızı, The Rainmaker gibi yapımları platformda toplayan Tivibu, modern polisiye türünün en çok konuşulan dizilerinden ‘The Rookie’ ile ekranlara heyecan katıyor. Cesaret, İkinci Şans ve Aksiyon: ‘The Rookie’ izleyiciyle buluşuyor ABC Studios imzalı ‘The Rookie’, hayatını değiştirmeye karar veren 40 yaşındaki John Nolan’ın Los Angeles Polis Departmanı’ndaki yeni başlangıcını konu alan güçlü bir polisiye olarak öne çıkıyor. Gerçek bir olaydan ilham alan yapım, yeni bir kariyere başlamak için hiçbir zaman geç olmadığını etkileyici bir anlatımla ortaya koyuyor. Başrolde Firefly, Castle ve Serenity yapımlarından tanınan Nathan Fillion’ın yer aldığı dizi, aksiyon ile duygusal derinliği ustalıkla harmanlayan güçlü kurgusuyla izleyiciyi kendine çekiyor. Yoğun polis operasyonları, yüksek riskli görevler ve karakter odaklı ilişkiler dinamik bir tempoyla işlenirken Nolan’ın hem mesleki hem de kişisel yolculuğu, izleyenlerin bağ kurduğu noktaların başında geliyor. Geniş oyuncu kadrosu ve her bölümde artan tansiyonuyla dikkat çeken ‘The Rookie’, sezon boyunca heyecanı sürekli yüksek tutmayı başarıyor. Üst düzey gerçekçilik taşıyan aksiyon sahneleri ve güçlü senaryosuyla polisiye severlere benzersiz bir deneyim sunan dizi, tutku, kararlılık ve ikinci şansların gücüne dair ilham veren bir hikâye arayan izleyicileri ekran başına davet ediyor. Yapılan açıklamaya göre, ‘The Rookie’ 7’nci sezonu ile 5 Aralık itibarıyla Tivibu ekranlarından izlenebilecek. John Nolan’ın çaylaklıktan deneyimli bir LAPD memuruna dönüşen yolculuğu 7’nci sezonda daha da yüksek tempolu operasyonlar, karakterlerin hayatlarını derinden etkileyecek sürpriz gelişmelerle devam edecek. Ayrıca ocak ayında Amerika yayınından hemen sonra dizinin 8’nci sezonu da Tivibu ekranlarında olacak. Tivibu Sinema ve Süper Paket aboneleri, beğenilen yerli ve yabancı dizilere diledikleri zaman erişebiliyor.
Didim’in kültürel hafızası dijital ortama taşınıyor
05 Aralık 2025 Cuma - 11:15 Didim’in kültürel hafızası dijital ortama taşınıyor Rumeli’den Didim’e uzanan tarihi ve kültürel bağları kayıt altına alan kasetler, Didim Rumeli Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği’nin çalışmasıyla dijital ortama aktarılmak üzere hazırlanıyor. Didim Rumeli Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma Derneği, kentin toplumsal hafızasına ışık tutan binlerce kaseti, kapsamlı bir çalışmayla temizleyip tasnif ederek dijital ortama aktarıyor. Dernek tarafından yürütülen çalışma kapsamında her bir kaset, Didim’in sokak seslerinden aile hatıralarına, mübadele tanıklıklarından kaybolmaya yüz tutmuş kültürel değerlere kadar geniş bir bellek arşivini içinde barındırıyor. Dernek yetkilileri, yapılan çalışmanın yalnızca eski kasetlerin dijitalleştirilmesi olmadığını vurgulayarak bunun aynı zamanda gelecek nesillere aktarılacak büyük bir kültürel mirasın korunması anlamı taşıdığını ifade etti. Dernek tarafından yapılan açıklamada "Didim’in yakın geleceğine ışık tutacak binlerce kaset, derneğimiz tarafından tek tek temizleniyor, tasnif ediliyor ve dijital ortama aktarılmak üzere özenle hazırlanıyor. Her bir kaset, Didim’in sokak seslerini, aile hatıralarını, mübadele tanıklıklarını, kaybolmaya yüz tutmuş kültürel değerleri ve toplumsal hafızamızı içinde taşıyor. Bugün yaptığımız bu çalışma, sadece eski kasetleri dijitalleştirmek değil, aynı zamanda yarınlara kalacak büyük bir kültürel mirası koruma çabasıdır. Rumeli’den Didim’e uzanan hafızamızın geleceğe güvenle aktarılması için gece gündüz emek veren ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz" ifadeleri yer aldı.
"Batı uygarlığının başlangıcına dair tartışmalarda, Anadolu kesinlikle göz ardı edilemez"
05 Aralık 2025 Cuma - 11:12 "Batı uygarlığının başlangıcına dair tartışmalarda, Anadolu kesinlikle göz ardı edilemez" Mersin’de düzenlenen söyleşide Prof. Dr. Fahri Işık, Anadolu’nun batı uygarlığının oluşumundaki belirleyici rolünü arkeolojik kanıtlarla anlatarak katılımcılara tarihi bir perspektif sundu. Mersin’in kent kimliğini ve kültürel birikimini geliştirmek, kentsel belleği oluşturmak için çalışmalar sürdüren Mersin’e Değer Katanlar Kurulu (MEDEKA), kente değer katacak söyleşilere bir yenisini daha ekledi. Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Mersin Bellek Ofisi ve MEDEKA iş birliğiyle düzenlenen ‘Batı Uygarlığına Kök Süren Anadolu’ya Sahiplik’ başlıklı söyleşide Prof. Dr. Fahri Işık, Anadolu’nun batı uygarlığına katkılarını anlattı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen söyleşide Prof. Işık, Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel birikiminin batı uygarlığının oluşumuna nasıl yön verdiğini tarihi örnekler, arkeolojik kanıtlarla ve kültürel süreklilik çerçevesinde değerlendirdi. Atatürk ve Akdeniz Üniversiteleri’nin Arkeoloji Bölümleri ile Likya Uygarlıkları ve Göller Yöresi Uygarlıkları Araştırma Merkezleri’ni kuran Prof. Işık, Antalya’daki Patara Antik Kenti’nde yaptığı kazılarda, çok sayıda önemli eseri gün yüzüne çıkardı. ‘Hocaların Hocası’ olarak kabul edilen Prof. Işık, arkeoloji alanında 2025 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne de layık görüldü. "Batı uygarlığının başlangıcına dair tartışmalarda, Anadolu kesinlikle göz ardı edilemez" Söyleşide konuşan Prof. Dr. Fahri Işık, Batı Anadolu’nun tarih boyunca yanlış yorumlandığını belirterek, Anadolu’da oluşturulan kültürel birikimin, Yunan uygarlığının çok öncesine uzandığını vurguladı. Prof. Işık, arkeolojik kanıtlarla da bu bilginin doğrulandığını ifade etti. Anadolu’nun 10 bin yılı aşan kesintisiz kültürel devamlılığına dikkat çeken Prof. Işık, "Bu topraklarda inanç, sanat ve ritüel dünyası, Neolitik dönemden Roma’ya kadar aynı damar üzerinden akmış bir uygarlık sürekliliği gösteriyor. Tanrıça ikonografisinden mimariye, mezar geleneklerinden günlük yaşama kadar birçok unsur, binlerce yıl boyunca aynı çizgide ilerledi" diye aktardı. Konuşmasında hareketli figür, kıvrımlı hat ve gerçekçi yüz ifadesi gibi sanat ilkelerinin Yunan’dan önce Anadolu’da ortaya çıktığını söyleyen Prof. Işık, Yunan sanatının oluşturucu bir başlangıçtan değil, Anadolu kültürünü devralarak gelişen bir estetik çizgiden beslendiğini kaydetti. Prof. Işık, Anadolu halklarının kökenine ilişkin yeni arkeolojik kanıtları da bu görüşü desteklediğini belirterek, Luvilerin yerli Anadolu halkı olduğunun kanıtlandığını; Milet ve Efes çevresinde uzun süre Yunanca değil, Luvice’nin konuşulduğunu söyledi. Prof. Işık, "Bugün Yunan kolonisi sanılan birçok yerleşim, aslında Anadolu merkezli kültürel yayılımın bir ürünüdür. Batı uygarlığının başlangıcına dair tartışmalarda, Anadolu kesinlikle göz ardı edilemez. Avrupa’nın kültürel temelleri de Atina’dan önce Milet’te atılmıştır" diyerek sözlerini tamamladı. Söyleşi sonunda, soru-cevap bölümü ile katılımcıların da katkı sunduğu etkileşimli bir oturum gerçekleştirildi.
Esenlik Külliyesinde 8 milyon liralık dayanışma örneği
05 Aralık 2025 Cuma - 10:55 Esenlik Külliyesinde 8 milyon liralık dayanışma örneği Muş’un Bulanık ilçesine bağlı Esenlik köyünde bulunan tarihî Abri Külliyesi’nde yapılan çevre düzenleme ve yenileme çalışmaları, tamamen Abri şeyh ailelerinin kendi imkânlarıyla gerçekleştirildi. Cami, türbeler, çilehane ve havuz bölümlerini kapsayan çalışmaların yaklaşık 8 milyon TL’lik bütçesi aileler tarafından karşılandı. Muş Müze Müdürü Yunus Gürler, yürütülen çalışmaları yerinde incelemek üzere köye gelerek ailelere teknik rehberlik sağladı. Muş Müze Müdürü Yunus Gürler, yapılan çalışmaların halkın desteğiyle yürütüldüğünü belirterek, "Burada örnek bir dayanışma görüntüsü var. Aileler kendi imkânlarıyla cami, türbeler, çilehane ve havuz bölgesinde iyileştirmeler yaptı. Biz de süreci inceleyerek bundan sonraki resmî adımlar konusunda kendilerine yol göstereceğiz" dedi. Gürler, alanın inanç turizmi ve kültürel miras açısından büyük öneme sahip olduğunu ifade ederek, "Bu çalışmalar bölgenin tanıtımına katkı sağlayacak. Türbeler ve cami çevresi tamamlandığında ziyaretçilere açık hale gelecek" şeklinde konuştu. Gürler, 2017 yılında hazırlanan proje dosyasının yeniden ele alınacağını belirterek, "Mevcut projeyi ilgili kurumlarla birlikte güncelleyip yeniden değerlendireceğiz. Uygun görülmesi halinde revize edilerek resmî onay sürecine dahil edilecek" ifadelerini kullandı. Muş Müze Müdürü Yunus Gürler ve AK Parti Bulanık İlçe Başkanı Tahir Korkmaz, külliyeyi oluşturan cami, türbe, çilehane ve havuz bölümlerini tek tek gezerek yapılan çalışmaları yerinde inceledi.
Binalar arasında kalan türbe unutulmaya yüz tuttu
05 Aralık 2025 Cuma - 10:45 Binalar arasında kalan türbe unutulmaya yüz tuttu Tokat’ta binaların arasında sıkışıp kalan Hz. Tevfik Baba Türbesi’nin yaya yolunun da duvarla kapatılarak otoparka dönüştürülmesi nedeniyle unutulmaya yüz tuttu. Tokat’ta vatandaşların manevi ziyaret noktaları arasında yer alan ve Anadolu erenlerinden Hz. Ömer’in talebeleri arasında bulunduğuna inanılan Hz. Tevfik Baba Türbesi, unutulmaya yüz tuttu. Mahalle sakinlerine göre türbenin bulunduğu alan geçmişte eski evlerin arasında huzurlu bir ziyaret noktasıyken, artan yapılaşmanın ardından binaların arasında sıkışıp kaldı. Yaya yolu örülerek otoparka çevrildi İddiaya göre bölgede yaşayan bazı kişilerin araçlarına zarar gelmemesi için, belediye kayıtlarında yaya yolu olarak görünen alan duvarla kapatıldı. Yolun kapatılmasıyla türbeye giriş engellenirken, mahalleli alanın otopark olarak kullanılmaya başlandığını söyledi. "Uyuşturucu kullanan gençlerin mekânı oldu" Mahalle sakinlerinden Tevfik Eşsiz, türbenin yıllardır bakımsız bırakıldığını belirterek; "Bu mübarek uzun yıllardır burada yatıyor. Ben de doğma büyüme burada yaşıyorum. Türbe eski evlerin arasındaydı, çok nezih bir ortamı vardı. Binalar çoğalınca arada kaldı. Bir iki şahıs arabaları çizilmesin diye vatandaşlar gelmesin diye yaya yolu görünen yeri ördüler, kendilerine otopark yaptılar. Yol kapanınca burası uyuşturucu kullanan gençlerin toplandığı bitirim bir yer oldu. Polis de şahıslar da gelmiyor. İçki içip sabahlara kadar oturuyorlar. Türbe kendi haline terk edildi" dedi. "Civar illerden insanlar gelirdi, şimdi giriş kapalı" Türbenin geçmişte özellikle çocuğu olmayan kadınlar tarafından sıkça ziyaret edildiğini söyleyen Eşsiz, "Civar illerden gelenler olurdu. Dua ederlerdi. Ama giriş kapatıldığı için ziyaret kalmadı. Eskiden burada görev yapan Ahmet hocamız vardı. Kendisi Mısır’da okumuştu. Bu zatı araştırmış, çok derin bir âlim olduğunu bize anlatırdı" diye konuştu.
Mehteranda kösü düşmana vurur gibi vuran genç sosyal medyayı salladı
05 Aralık 2025 Cuma - 10:29 Mehteranda kösü düşmana vurur gibi vuran genç sosyal medyayı salladı Isparta’da bir mehteranda kös çalarken sergilediği güçlü performansıyla dikkat çeken 18 yaşındaki üniversite öğrencisinin görüntüleri kısa sürede sosyal medyada viral oldu. Kös çalarken hissettiği duyguları anlatan öğrenci, "Osmanlı’nın meydanlarda hissettirdiği korkuyu insanlara yaşatmak istedim. Kösü çalarken adeta düşmana vurur gibi vuruyorum" dedi. Sosyal medyada büyük ilgi gören bu performansın ardından Kalaycı, TRT’de yayınlanan bir dizinin mehter sahnesinde de rol aldı. Isparta’da Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Silah Sanayi Teknikerliği Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Mehmet Mücteba Kürşad Kalaycı’nın mehteranda kös çaldığı anlara ait görüntüler sosyal medyada büyük ilgi gördü. Geçen yıl Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) İlahiyat Fakültesi mezuniyet töreninde annesi Hilal Kalaycı’nın başkanlığını yaptığı Oğuzlar Mehteran Takımı ile sahne alan Kalaycı’nın, tokmakla kösü çalarken sergilediği güçlü hareketler yeniden gündeme geldi. Anne Kalaycı tarafından çekilen ve son günlerde tekrar paylaşılan video, kısa sürede viral olurken binlerce beğeni ve yorum aldı. Ecdat mirasını sürdürmek için kendi mehter ekibini kurdu Isparta’da yaşayan Mehmet Mücteba Kürşad Kalaycı, "Ben Isparta Güzel Sanatlar Lisesi mezunuyum. Şu anda Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Silah Sanayi Teknikerliği bölümünde okuyorum. Bunun dışında müzisyenim ve aktif olarak müzikle uğraşıyorum. Aynı zamanda Osmanlı ve ecdadımıza dayanan mehter kültürünü geliştirmeye ve daha farklı bir seviyeye taşımaya çalışıyorum. Mehterle 4 yaşındayken kreşte tanıştım. Mezuniyet dolayısıyla orada çalmıştık ve o dönem mehter daha popülerdi. Benim için hâlâ öyle. O günden sonra da bu kültürü sürdürdüm. Bu yıl ekibimizle 5. yılımızı dolduracağız. Kendi ekibimizi kurduk ve onlardan çok memnunum, onlarla mutluyum" dedi. Viral olan görüntüsüne gelen destekler genç kösçüyü gururlandırdı Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada viral olan görüntüsüyle ilgili olarak halka ve güzel yorumlarıyla destek veren herkese teşekkür eden Kalaycı, "Onlar sayesinde bugünlere geldik. Yeteneğimin bir gün geri döneceğini biliyordum; zamanını bilmemek daha da heyecan verici oluyor ve bizim için büyük gurur. Şu anda sosyal medyada mesaj kutularım dolmuş durumda; hepsine tek tek cevap vermeye çalışıyorum. Cevap veremediğim varsa da hepsinden özür diliyorum" dedi. Kösü ‘Düşmana vurur gibi’ vurduğunu söyleyen genç mehteran duyguyu sahneye taşıyor Aslında ülkemize aşılamak ve hissettirmek istediği duygunun Osmanlı’nın savaş meydanlarında oluşturduğu o ‘korku’ hissi olduğunu belirten Kalaycı, "Osmanlı mehter yürüdüğünde yerler titrermiş, düşman neye uğradığını şaşırırmış. Biz bugün 25 kişilik bir ekibiz; bunun 600-700 kişilik halini düşünün, gerçekten etkileyici olur. Bu duyguyu yaşatabiliyorsak ne mutlu bize. Mehter çalarken aldığım duyguyu ruhumda hissedip harekete döktüğüm bir sanat bu. Kös’e vururken adeta düşmana vurur gibi vuruyorum. Halkımızın bunu fark edip yorumlarında dile getirmesi de bizi çok mutlu ediyor. Hepsine güzel sözleri için tekrar teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "En büyük hayalim TSK mehter takımında görev almak" Gelecekte bando astsubayı olmayı düşünüyorum. TSK Mehter Takımı’nda ya da bando astsubaylığı alanında görev yapmak istiyorum. İnşallah nasip olursa vatanımıza ve milletimize bu alanda hizmet etmek isterim. Müzikle askerliği bir arada buluşturan bu meslekte görev almak en büyük hayalim" dedi. İlgi sonrası TRT dizisinde rol aldı Ayrıca Mehmet Mücteba Kürşad Kalaycı, sosyal medyada büyük ilgi gören mehter performansının ardından TRT 1’de yayınlanan "Mehmed: Fetihler Sultanı" dizisinin mehter sahnesinde rol aldı.
TÜRGEV, UNESCO Bilim Diplomasisi Sempozyumu’nda 14 ülkeyi bir araya getirdi
04 Aralık 2025 Perşembe - 17:24 TÜRGEV, UNESCO Bilim Diplomasisi Sempozyumu’nda 14 ülkeyi bir araya getirdi Türkiye Gençliğe ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) ev sahipliğinde düzenlenen "3’üncü Uluslararası UNESCO Bilim Diplomasisi ve Bilimsel Miras Kürsüsü Sempozyumu" İstanbul’da gerçekleşti. 14 farklı ülkeden akademisyenler, bilimsel iş birliği için buluştu. Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), 26-28 Kasım tarihlerinde düzenlenen 3’üncü Uluslararası UNESCO Bilim Diplomasisi ve Bilimsel Miras Kürsüsü Sempozyumu ile 14 ülkeden 27 bilim insanını İstanbul’da bir araya getirdi. "Kıtalararası Bilgi Dolaşımı ve Bilimsel Köprüler" temalı uluslararası sempozyum, bilim diplomasisi alanında Türkiye’nin küresel etkileşimini güçlendirdi. Sempozyumun ana oturumları İbn Haldun Üniversitesi’nde, Açık Bilim Atölyesi ise UNESCO uzmanlarının katılımıyla Süleymaniye Salis Medresesi’nde yapıldı. Program boyunca bilimsel miras sergisi, yuvarlak masa toplantıları, atölyeler ve saha gezileri gerçekleştirildi. "Türkiye, bilim diplomasisinde güçlü adımlarla yol alıyor" Sempozyumun açılış konuşmasını yapan TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hatice Akıncı Yılmaz, uluslararası bilim diplomasisinin stratejik önemine dikkat çekti. Yılmaz, "Bilim ve bilgi insanlığın ortak mirasıdır. Ülkeler arasındaki iş birliğinin ve etkileşimin güçlendiği bir dönemde, ilmin daha geniş kitlelere ulaşması, barışın, adaletin ve küresel refahın tesisine önemli bir zemin hazırlamaktadır" dedi. Türkiye’nin son yıllarda bilim diplomasisi alanında kaydettiği ilerlemeye işaret eden Yılmaz, "Devletimizin güçlü iradesi ve öncülüğünde yürütülen bilimsel açılımlar ile uluslararası programlar, gençlerimize küresel akademik alanda yeni imkanlar sağlamaktadır. Gençlerimizin bilime erişmesi, araştırmada güçlenmesi ve ufkunu dünyanın en iyileriyle yarışacak bir seviyeye taşıması, ülkemizin yarınlarına attığımız en güçlü adımdır. Biz bu toprakların evlatlarına güveniyoruz. Genç kızlarımızın bilimin, kültürün ve uluslararası akademinin içinde yükselmesi, Türkiye’nin geleceğini omuzlayacak yeni bir neslin doğuşudur. TÜRGEV olarak gençlerimizin elde ettiği her başarıyı bu aziz milletin ortak gururu olarak görüyor; onların yanında kararlılıkla durmayı, geleceğe bırakacağımız en kıymetli emanetlerden biri kabul ediyoruz" ifadelerini kullandı. Süleymaniye Camii ziyareti ve bilimsel miras odakta Sempozyumun ikinci gününde katılımcılar, İstanbul’un kültürel mirasını daha yakından incelemek amacıyla Süleymaniye Camii’ni ziyaret etti. Ziyarette yapının bilimsel, mimari ve tarihî özellikleri ele alındı. Aynı gün düzenlenen Açık Bilim Atölyesi ve uygulamalı çalışma oturumlarında, bilimsel mirasın korunması, bilgi dolaşımı, bilimsel yöntemlerin tarihi değişimi gibi konular üzerinde duruldu. Sempozyum 14 ülkeden geniş katılımla tamamlandı Son günde akademik oturumlar, saha gezileri ve uygulamalı çalışmaların yer aldığı sempozyum, GİF Safveti Paşa Yerleşkesi’nde TÜRGEV Genel Müdürü Dr. Selim Gençal’ın hediye takdimiyle tamamlandı. Sempozyum, farklı coğrafyalardan gelen akademisyenlerle bilim diplomasisinin ülkeler arasında güçlü köprüler kurduğunu bir kez daha gösterdi. Sempozyum; TÜRGEV, İbn Haldun Üniversitesi, Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi (UNAM) ve Sharjah Üniversitesi (SIFHAMS) iş birliğiyle gerçekleştirildi. Kanada, Kolombiya, Mısır, Katar, Meksika, Rusya, Suriye, İsviçre, BAE, ABD ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 14 ülkeden 27 akademisyen bildirilerini sundu. Geçen yıl Meksika’daki UNESCO Bilim Diplomasi toplantısında Türkiye’yi temsil eden en genç araştırmacı olarak dikkat çeken TÜRGEV öğrencisi Elif Leyal Uğraş, bu yıl da konuşmacılar arasında yer aldı. Akademik kurul uluslararası uzmanlardan oluştu Sempozyumun Akademik Kurulu, Türkiye, Latin Amerika ve Körfez bölgesinden akademisyenlerin katılımıyla oluşturuldu. Kurulda Prof. Ana Mara Cetto, Prof. Ahmet Karakaya, Prof. Hasan Umut, Prof. Mashhoor Alwardat, Prof. Tuncay Zorlu ve Prof. Vahdettin Işık yer aldı. Düzenleme komitesi ise UNESCO-UNAM, Sharjah Üniversitesi, İbn Haldun Üniversitesi ve TÜRGEV temsilcilerinden oluştu. Komitede TÜRGEV’i Semanur Yavan Batcı, Serap Özden ve Zeynep Tuzcu temsil etti. Altı panelde küresel bilim diplomasisi değerlendirildi Üç gün boyunca düzenlenen altı tematik panelde, tarihi arka planı gözeten bilimsel köprüler, çağdaş iş birliği platformları, dijital bilgi kavşakları, Küresel Güney’in bilgi altyapıları, İslam dünyası-Latin Amerika etkileşimleri, bilimsel miras ve kozmolojik yaklaşımlar gibi başlıklar ele alındı. İstanbul, bilim diplomasisinin merkezi oldu Panellere ek olarak Süleymaniye’de Açık Bilim Atölyesi, bilimsel miras sergisi, UNESCO uzmanlarıyla yuvarlak masa toplantıları ve İstanbul’un tarihi, akademik merkezlerinde saha gezileri düzenlendi. 3’üncü Uluslararası UNESCO Bilim Diplomasisi ve Bilimsel Miras Kürsüsü Sempozyumu içerik çeşitliliği ve uluslararası akademik katılımıyla İstanbul’u üç gün boyunca kıtalararası bilim diplomasisinin merkezi haline getirdi. Etkinlik, Türkiye’nin bilim diplomasisi kapasitesinin güçlenmesine önemli katkı sundu.