Son Dakika
|
Putin: "Grönland meselesi bizi ilgilendirmiyor"
Bedelli askerlik sınıflandırma sonuçları açıklandı
Balıkesir’de peş peşe depremler
Usta sanatçı Haldun Dormen hayatını kaybetti
Trump: "(Grönland) Bana kötü biri diyorlar ama tek istediğim bir parça buz"
Mersin’de 3.9 büyüklüğünde deprem
Kağıthane’deki kanlı pusunun güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı
Fransa’dan Grönland’da NATO tatbikatı çağrısı
Bayrampaşa Belediyesi’ne yönelik soruşturmada 11 gözaltı
AB Komisyonu Başkanı: "Grönland’ın toprak bütünlüğü pazarlık konusu olamaz"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Hillside Cemetery Telling Taipei’s Muslim Story
Bedelli askerlik sınıflandırma sonuçları açıklandı
Victor Osimhen: "Lookman ve Onyedika’yı ikna etmek için çabalıyorum"
Emekli aylığı düzenlemesini içeren kanun teklifinin ilk 8 maddesi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi
Trump: "Grönland'a ilişkin gelecek bir anlaşmanın çerçevesini oluşturduk"
13 yaşındaki çocuğun yumruğuyla ölen Alperen’in ailesine tehdit mesajları
ABD'li Özel Temsilci Witkoff, yarın Putin'le görüşecek
İstanbul’da trafik yoğunluğu yüzde 83’e ulaştı
KÜLTÜR SANAT
Kırsalda antik bir inanç merkezi: Apollon’un saklı tapınağı
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:47:01
Manisa’daki Aigai Antik Kenti’ne bağlı Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, özgün mimari bloklarının büyük bölümünü koruması ve restore edilebilir yapısıyla, hem antik dünyanın gizemli inanç merkezlerinden biri hem de kültür turizmi açısından güçlü potansiyeliyle öne çıkıyor. Manisa’nın Yunusemre ilçesinde bulunan Aigai Antik Kenti, antik dönemlerde yalnızca siyasi ve ekonomik değil, inanç dünyası açısından da büyük bir önem taşıyor. Kentten yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta, doğal su kaynakları bulunan Kocaçay Vadisi içerisinde yer alan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, Tanrı Apollon’un "kahin" sıfatıyla insanlara kehanet sunduğu sayılı merkezlerden biri olma özelliğini barındırıyor. Helenistik dönemde, milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa edildiği bilinen tapınak, yalnızca Aigai’nin değil, antik çağda Aiolis olarak adlandırılan bölgenin de en önemli kehanet merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Anadolu’daki Didyma ve Klaros gibi ünlü kehanet alanlarıyla aynı inanç geleneği içinde değerlendirilen bu kutsal alanın, özellikle su kaynaklarıyla ilişkili yapısı, Apollon kehanet merkezlerinin yer seçiminde izlenen dini ve ritüel anlayışı da gözler önüne seriyor. Tapınağın yeniden ayağa kalkması mümkün Tapınağa ulaşım ise oldukça zorlu bir parkurdan geçiyor. Aigai Antik Kenti içerisinde yer alan ancak henüz gün yüzüne çıkarılmamış antik yol üzerinden ulaşılan tapınak Roma döneminde de önemli bir kehanet merkezi olarak rol oynuyor. Dönemin Roma yönetimi tarafından kapsamlı bir yenilemeden geçirildiği, bugün alanda görülen sütunlar ve mimari blokların büyük bölümünün bu döneme ait olduğu belirlenirken, tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması ve alanın kırsal bir coğrafyada yer alması, tapınağın büyük ölçüde özgün taşlarıyla günümüze ulaşmasını sağlamış. Büyük ölçüde korunmuş olan tapınağa ulaşan modern bir yolun bulunmaması aynı zamanda yapının yeniden ayağa kaldırılabilmesine yönelik önemli bir potansiyel sunuyor. "Kutsal alanın tanrı Apollon’a adandığını biliyoruz" Tapınak hakkında bilgi veren Pergamon Koordinatör Kazı Başkanı ve Aigai Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Şu anda bulunduğumuz yer Aigai Antik Kent’in yaklaşık 2,5 kilometre uzağında bir nokta. Bilindiği üzere Aigai Antik Kenti yüksek bir tepe üstünde kurulmuş. Burası Aigai’ın yanından geçen Kocaçay vadisinin içinde dere kıyısında kurulmuş bir tapınak. Burası aslında bir kutsal alan ve bir kehanet merkezi olarak geçiyor. Kutsal alanın tanrı Apollon’a adandığını biliyoruz" dedi. "Bölgedeki en önemli kehanet merkezlerinden birisiydi" Bölgedeki en önemli kutsal alanlardan biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Kısa bir bilgi vermek gerekirse; Antik dönemde kehanet ve kahinlik çok önemli. İnsanların gündelik hayatında kehanetin çok önemli bir yeri var. Şu an bulunduğumuz yerde bu kehanetlerin gerçekleştirildiği bir kahinlik merkezi. Anadolu’da birkaç tane önemli kehanet merkezi var bilinen. Didyma en önemlisi. İkincisi Klaros’taki Apollon kehanet merkezi. Bizim bulunduğumuz bölgede, yani antik dönemde adına Aiolis denen bu bölgede herhâlde en önemli kehanet merkezlerinden bir tanesi buradaki Apollon’un kehanet merkeziydi" ifadelerini kullandı. Tanrı Apollon’un kahin sıfatıyla insanlara hizmet verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Buranın adı orijinalinde Apollon Khresterios kehanet merkezi. Khresterios eski Yunancada kelime anlamı olarak kahinlik, kehanet, kehanet saçan gibi anlamlar geliyor. Yani tanrı Apollon’un sıfatlarından birisi bu. Yani bizim içinde bulunduğumuz tapınaktaki Tanrı Apollon aslında burada kahin sıfatıyla insanlara hizmet vermiş diyebiliriz" diye konuştu. Roma valisi tapınağı restore ettirmiş Tapınağın Roma Valisi tarafından büyük bir yatırımla yeniden inşa ettirildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Tapınak Aigai Antik Kenti açısından oldukça önemli bir yere sahip. Hemen bulunduğumuz bu noktadaki tapınak milattan önce yaklaşık 280 yıllarında inşa ediliyor. Yani Helenistik dönemde inşa edildiğini biliyoruz. Fakat sonrasında, milattan önce 1. yüzyılda tapınak yenilenmiş. Bölgede önemli bir konumda bulunan Roma valisi Publius Servilius Isauricus büyük bir yatırım yaparak tapınağı yeniden inşa ettirmiş. Şu an etrafımda gördüğünüz enkazdaki bütün sütunlar ve mimari bloklar o dönemdeki tapınağa ait" dedi. Modern yolun bulunmaması tapınağı günümüze ulaştırdı Aigai Antik Kenti’nden yaklaşık 2,5 kilometre uzaklıkta bulunan ve herhangi bir yolun bulunmadığı antik yapı tüm parçalarıyla günümüze kadar ulaştı. Tapınağın orijinal bloklarıyla yeniden restore edilebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sezgin, "Buraya ulaşan modern bir yol yok. Buraya yürüyerek gelmek zorundasınız. Oldukça kırsal bir alan günümüzde ve ulaşımı çok zor. O bakımdan bu bir avantaja dönüştürülebilir. Yani tapınağın enkazının büyük bir kısmı hala burada duruyor. İleride yapılacak bir çalışmayla bu tapınağın ayağa kaldırılması mümkün. Belki yüzde 70, yüzde 80’e kadar tapınağın orijinal bloklarıyla restorasyonu yapmak mümkün olabilecek diye düşünüyorum" diye konuştu. Antik kentte yaşamış önemli kahinlerin izlerine rastlandı Öte yandan Prof. Dr. Sezgin, antik dönemde yaşamış önemli kahinlerin isimlerine de ulaştıklarını ve bu isimlere atfedilen bir takım sıfatların da bulunduğunu belirterek "Apollon kehanetleriyle ilişkili olabileceğini düşündüğümüz çok önemli bir figür var. Aigai’da yaşamış ünlü bir kahin. Bu kahinin adını da biliyoruz; Adı Pollees. Milattan sonra 10. yüzyıla ait sözlük tarzı bir kitapta bu kahinin adı geçiyor. "Aigai’li Kahin Pollees". Helenistik dönemde yaşadığını tahmin ettiğimiz Polles çok ünlü olmuş ve çok önemli kehanetler göstermiş. Mesela kuşlarla ilişkili kehanetler üstüne bir kitabı var. İç organlarla ilgili yapılan bir takım kehanetler ile ilişkili kitabı var. Ve bu Polle’s o kadar ünlü olmuş ki döneminde "Polle’s gibi olmak" diye bir deyim oluşmuş. Bu durum antik dönemde Polles’in çok önemli bir kahin olduğunu gösteriyor. Pollés’e atfedilerek "Pollés gibi olmak" yani bir şeyi önceden tahmin eden insanlara "Pollés gibi" sıfatı yakıştırılmış. Tabii bu noktada düşününce bu kahin Pollés kehanetlerinin nereyle ilişkisi olabilir sorusu akla geliyor? Büyük ihtimalle buradaki Apollon Tapınağı’yla ilişkili olabilir diye düşünüyorum" diye konuştu. Aigai’den tapınağa ulaşılan antik yol var Aigai Antik Kentinden tapınağa ulaşan antik yol bulunduğu ve bu yolun gün yüzüne çıkarılmasının mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Kutsal alan kente 2,5 km uzakta olmasına rağmen Aigai Antik Kentinin bir tapınağı olduğu açık. Kente bu kadar uzak olmasının nedeni buradaki su kaynakları ve dere kıyısına yakın konumu nedeniyle tercih edilmiş olması. Elbette ki insanlar buraya belli dönemlerde festivaller ve törenler için geliyorlardı. Ve bunun için yapılmış muhteşem taş döşeli bir yol var. Yani Aigai Antik Kent’ini ziyarete geldiğinizde neredeyse yüzde 50, yüzde 60 açıkta olan antik dönem yolundan yürüyerek tapınağa ulaşabiliyorsunuz. Tabii ki antik dönemde insanlar da o yolu kullanarak buraya geliyorlardı ve Tanrı Apollon’a özel günlerde, bayramlarda boğa kurbanı gerçekleştiriyorlardı" dedi. Tapınak 2005 yılında saldırıya uğrayarak tahrip edildi Öte yandan tapınağın günümüze kadar ulaşan önemli bir parçası ise 2005 yılında bölgeye gelen defineciler tarafından tahrip edildi. Tapınak kapısının iki sütununun üzerinde bulunan lento defineciler tarafından kırıldığı bilgisini veren Prof. Dr. Sezgin "Tapınağın bulunduğu alanda aslına bakarsanız çok fazla kaçak kazı gerçekleşmiyor. Belki ufak tefek birtakım girişimler oluyor günümüzde. Fakat 2005 yılının kış ayında maalesef çok büyük bir felaket gerçekleşti. Arkamda gördüğünüz o iki tane dikili taş aslında bir kapının iki yanında duran söve taşları. Bunların üstünde bir de lento oluyor biliyorsunuz. Şu an lento eksik. Fakat 2005 yılından önce o lento yerindeydi. 2005 yılında bir karlı havada gelip burada kamyon krikosuyla o lento düşürülüyor yere ve parçalanıyor. Bir taşın içinde define ya da kıymetli bir şeyin olması mümkün değil tabii. Hangi gerekçeyle yapıldıklarını açıklamak belki mümkün değil ama maalesef çok kötü bir görüntü oluştu. Yani 2005 yılından önce gelseydiniz bu tapınağa giriş yapılan kapıyı sağlam olarak ayakta görecektiniz" diye konuştu. Yer altı sularıyla beraber çıkan gazlar kahinlerin bir takım görüntüler görmesini sağlıyor Bu tür tapınakların su kaynaklarına yakın bölgelerde kurulduğuna işaret eden Prof. Dr. Yusuf Sezgin, "Bu tapınağın olduğu alan kırsal bir arazi olmakla birlikte hemen yakınımızdan bir dere akıyor. Kocaçay deresi antik dönemde Titnaios ya da Pytikos isimleriyle anılmış. Bölgenin en önemli su varlıklarından biri olan Kocaçay’ın bu bölümünde, dere kenarlarında doğal su kaynakları bulunmakta. Apollo’nun kehanet merkezleri için özellikle suya yakın yerlerin tercih edildiğini biliyoruz. Çünkü yer altından çıkan bu kaynak suyuyla beraber gazlar da çıkıyor ve Apollo’nun rahibeleri kehanetleri aktarıyorlar. Yani bu gazın etkisiyle tanrıyla iletişim kurdukları ve bu iletişim sonucunda da kehanetler ve haberler getirdiklerine inanılıyor" ifadelerini kullandı. Tapınağın taşları kullanılarak değirmen inşa edilmiş Öte yandan tapınağın işlevsiz hale gelmesi sonrasında tapınağın hemen 20 metre yakınında tapınaktaki taşlar kullanılarak değirmen inşa edilmiş. Tapınak taşları ve sütunlarının değirmende kullanılmış olması ise, bölgedeki çok katmanlı kültürel mirası gözler önüne seren bir başka unsur olarak dikkat çekiyor. İnşa edilen değirmen kalıntılarının da tarihi bir öneme sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sezgin, "Günümüzden yaklaşık 150 yıl önce, tapınak işlevsiz hale gelmiş ve yıkılmış. Tapınağın enkazındaki özellikle duvar taşları alınarak hemen 20 metre yakınımızda bir değirmen inşa edilmiş. Aslında o da bir kültürel miras. Bence onun da olduğu gibi korunması gerekir" diye konuştu. Keşif rotası için güçlü bir potansiyel Bugün Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, yalnızca arkeolojik bir kalıntı olarak değil; özgün mimari dokusu, antik yol bağlantısı ve inanç tarihindeki yeriyle, Aigai Antik Kenti’ni ziyaret edenler için yeni bir keşif rotası ve kültür turizmi açısından güçlü bir potansiyel alan olarak değerlendiriliyor. Bugün büyük bölümü özgün mimari bloklarıyla ayakta kalan Apollon Khresterios Kehanet Merkezi, bilimsel kazı, belgeleme ve restorasyon çalışmalarıyla yeniden ayağa kaldırılabilecek nitelikte önemli bir arkeolojik miras olarak öne çıkıyor. Modern yapılaşmadan uzak kalması sayesinde büyük ölçüde korunmuş olan tapınağın, kontrollü bir restorasyon süreciyle hem mimari bütünlüğünün yeniden ortaya çıkarılması hem de Aigai Antik Kenti ile birlikte bütüncül bir ziyaret rotasına dönüştürülmesi mümkün görülüyor.
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:43
Yumurta kabuklarıyla başlayan sanat merakında 30 yıldır ilmik ilmik taşları mozaiğe dönüştürüyor
Hatay’da yaşayan mozaik sanatçısı Serap Akgöl, 5 yaşındayken yumurta kabuklarıyla başlayan sanat merakında 30 yıldır ilmik ilmik taşları işliyor. Depremde atölyesi yıkılan Akgöl, Hatay Valiliği tarafından kendisine tahsis edilen yeni atölyesinde mesleğini yaşatıyor. Depremin izlerinin silindiği Hatay’da Valilik tarafından Defne ilçesine inşa edilen Kültür Sanat Çarşısı’nda kentin kültürü yaşatılmaya devam ediyor. Asrın felaketinde atölyesi yıkılan ve Kültür Sanat Çarşısı’nda yeniden sanatını yaşatma imkanı bulan mozaik sanatçısı Serap Akgöl, 30 yıldır taşları ilmik ilmik işleyerek eserler yapıyor. Sanata olan ilgisinin 5 yaşında yumurta kabuklarıyla başladığını ifade eden Serap Akgöl, "Aslında sanatla buluşmam 5 yaşında yumurta kabuklarıyla gerçekleşti. Kabukları kafalara dönüştürerek şekiller, objeler yaparak sanatıma başladım ve bu yolculukta birçok sanat dalını da yaptım. Elime geçen her objeyi nasıl değerlendiririm, dönüştürürüm şeklinde düşüncelerle ve hep ileri dönüşüm çalışmaları yaparak buralara kadar geldim. Sanatımın içinde örgüden tutun da dikiş-nakış, alüminyum folyo, ahşap boyama gibi birçok sanatı icra ettim ama kendime en yakın olan en zorunu, mozaik sanatını seçtim. Bu sanatı da 30 yıldır yapıyorum ve Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Taş Mozaik Sanatçılığı unvanını da almış bulunmaktayım" dedi. Mozaik taşlarını yaşamın her alanındaki eşyalarda kullanmayı başardığını ifade eden Akgöl, "Mozaik geçmişten günümüze hep replika olarak Roma dönemi çalışılmıştı ve Antakya’nın geleneksel el sanatı olduğu için de günümüze kadar Roma tasvirleri gelmişti. Ama 30 yıl önce ben mozaikle tanıştıktan sonra hep dikkatimi ‘neden hep müze eserleri ya da Roma dönemi çalışılıyor’ konusu çekmişti. Bunu biraz değiştirmek gerektiğini düşündüğüm için mozaiği çağdaş sanatın içerisine geçirdik. Yani Roma’dan çıkartarak günümüze kadar yaşantılarımızı resmetmeye başladık. Bu yolculukta da taşların enerjisine inandığım için Türkiye’de ilk tasarımları şahsıma ait olan mozaik takıları üretmeye başladım ve çok talep gördüler. Kişiye özel olarak hazırladığım için enerjisi de çok yüksek ve size ait oluyor. Bunun yanı sıra da evlerimizde dekorasyon olarak kullandığımız objelere dönüştürdüm. Ayrıca moda sektörüne de geçirdiğimiz için çantalar, ayakkabılar, ceket ve gelinlik tasarımlarıyla da mozaiği oralara kadar taşıdık. Bu sefer de mozaiğin gidişi çok başka bir hale büründü, her yerde kullanılabilir bir sanat olmaya başladı" dedi. Depremde atölyesinin yıkıldığını anlatan Akgöl, "Depreme kadar çok güzel atölyelerimiz vardı, işimizi çok güzel icra ediyorduk ama depremde her şeyimizi yitirdikten sonra sağ olsun valimiz bize böyle bir yer kazandırdı. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum, bizi manevi olarak ayağa kaldırdı. Kendisi sayesinde tekrardan üretmeye devam ettik ve mesleğimize tutunduk. Valimiz Mustafa Masatlı’ya ve vali yardımcılarımıza bizi verdikleri destekten ve böyle bir yer kazandırdıklarından dolayı da şükranlarımı sunuyorum. Her daim var olsunlar" ifadelerini kullandı.
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:42
Bursa’nın yüzlerce yıllık simgeleri Osmangazi’de perdeye yansıdı
Yüzlerce yıllık geçmişe sahip olan gölge oyunu Karagöz’ü yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak için etkinlikler düzenleyen Osmangazi Belediyesi, "Karagöz Yolda" gölge oyunu ile çocuklara sömestr tatilinde unutulmaz anlar yaşattı. Bursa’nın geçmişten gelen kültürel mirasını kentin yarınlarına taşımak amacıyla çalışmalarını sürdüren Osmangazi Belediyesi, Panorama 1326 Fetih Müzesi’nde ‘Karagöz Yolda’ gölge oyunu gösterisi düzenledi. Sömestr tatilindeki çocukların keyifli vakit geçirmesi için düzenlenen etkinlikte Usta Hayali Nevzat Çiftçi, geleneksel gölge oyunu Karagöz’ü esprili bir dille perdeye yansıttı. Oyunun sahnelendiği salonu tıklım tıklım dolduran çocuklar oyunu kahkahalar eşliğinde keyifle izledi. Sömestr tatilinde çocukların kahkahalarıyla renklenen etkinlikte, Karagöz ve Hacivat’ın eğlenceli diyalogları büyük ilgi görürken, kültürel aktarım eğlenceli bir aktivite ile gerçekleştirildi. Ailelerin de yoğun ilgi gösterdiği program, çocukların sosyal gelişimine katkı sunarken, geleneksel sanatların yaşatılmasına da önemli bir katkı sağladı. "Osmangazi’de Karagöz Rüzgarı Devam Edecek" Osmangazi Belediyesi’nin Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ile Kukla Oyunları Uygulama ve Araştırma Merkezi arasında imzaladığı protokol kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte konuşan usta hayalî Nevzat Çiftçi, "Karagöz’ün büyüklüğü ve güzelliği burada, salonda sadece çocukların değil büyüklerin de olmasıyla görülüyor. Karagöz’ü büyük yapan, bir kesime değil her kesime hitap etmesidir. Karagöz’ün her şeyi bir araya toplayan bir yapısı var ve bunu bugün burada gördük. Oyunu sahnelerken biz de, çocuklar ve aileleri de çok eğlendi. Osmangazi’de Karagöz rüzgarı devam edecek. Karagöz bir şey söylediği zaman bunu özellikle anaokulu çocuklarında daha çok görüyoruz. Çocukların uzun zamanda öğrenemediği bir konuyu Karagöz söylediğinde, çocuk bunu bir oyunda öğreniyor ve unutmuyor. Bu oyunu izleyen çocuklara bir yıl sonra sorsanız bile burada anlatılanları size söyleyebilirler." şeklinde konuştu. Oyunu büyük bir keyifle izleyen çocuklar Sömestr tatillerinde kendilerine böyle bir imkan tanığı için Osmangazi Belediye Erkan Aydın’a teşekkür etti.
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:42
Gölcük’te öğrenciler için "Ara Tatil Tiyatro Şenliği" başladı
Gölcük Belediyesi tarafından yarıyıl tatiline giren öğrenciler için düzenlenen "Ara Tatil Tiyatro Şenliği" başladı. Gölcük Belediyesi Kongre Sarayı’nda gerçekleştirilen ilk etkinlikte, çocuklar için tiyatro oyunları sahnelendi. İnteraktif gösterilerin sunulduğu programda, öğrenciler sahne etkinliklerine katıldı. Tiyatro gösterilerinin yanı sıra yüz boyama ve balon dağıtımı gibi aktivitelerin de yer aldığı şenliğin 4 gün boyunca farklı merkezlerde süreceği belirtildi. Etkinlik takvimine göre programın; 22 Ocak’ta Kongre Sarayı, 27 Ocak’ta Değirmendere Kültür Merkezi ve 31 Ocak’ta Yazlık Kültür Merkezi’nde saat 15.00 ile 17.00 arasında devam edeceği öğrenildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Kasım 2023 Salı- 10:48
Antalya’daki 200 yıllık Ağalar Camisi’nin 2. etap restorasyon çalışması yapılacak
2
21 Ocak 2026 Çarşamba- 12:15
Burhaniye’ de Berberler ve Kuaförler Odası seçimi yapıldı
3
20 Ocak 2026 Salı- 10:12
Yapay zeka ile canlandırılan aile hikayeleri ‘Bütün Mutlu Aileler Birbirine Benzer’ sergisinde ziyaretçilerle buluşuyor
4
26 Aralık 2024 Perşembe- 22:55
Edirne’de huzurevi sakinlerine sıra gecesi: Renkli görüntüler ortaya çıktı
5
21 Ocak 2026 Çarşamba- 09:31
Tescilli ’Hatay Sarısı’nı yaşatmak için ömrünü adayan kadına "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülü
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:29
‘Muhafızlar: Gizli Proje’ dizisi Tivibu’da ekrana geliyor
Tivibu, ekim ayında Fransız yapımı yeni dizi ‘Muhafızlar: Gizli Proje’yi ekrana getiriyor. 1’inci Dünya Savaşı’nda ‘Süper askerler’ üretme çabasını konu alan ve 30’dan fazla ülkeyle beraber yayına girecek bilim kurgu dizisi, Türkçe alt yazı ve dublaj seçenekleriyle platformda yerini alıyor. Son dönemde Kod Adı: Paris, Kasparov ve Deep Blue: Rövanş, Sherlock ve Kızı, 80 Günde Devriâlem gibi başarılı yapımları dizi seçkisinde toplayan Tivibu, tarih ve bilim kurgu temalarıyla öne çıkan ‘Muhafızlar: Gizli Proje’yle izleyicilere farklı bir deneyim sunuyor. Sinema ve Süper Paket aboneleri, beğenilen yerli ve yabancı dizilere diledikleri zaman erişebiliyor. Tarihsel gerçeklik ile bilim kurguyu bir araya getiren dizi, 1’inci Dünya Savaşı döneminde geçen Fransız ordusunun gizli bir deneyle ‘süper askerler’ üretme çabasını konu alıyor. Savaşta ağır yaralanan Fransız asker Gabriel Ferraud’un gizemli bir şekilde yeniden cepheye dönmesiyle başlayan hikâye, insanlık ile canavarlık arasındaki çizgiyi sorgulatan sürükleyici bir anlatım sunuyor. 1 Ekim itibarıyla Tivibu platformunda olacak dizi, açılışını ilk iki bölümüyle yapacak. Toplam 8 bölümden oluşan ‘Muhafızlar: Gizli Proje’, takip eden haftalarda global yayının hemen ardından yeni bölümleriyle platform izleyicileriyle buluşmaya devam edecek. Dizi, Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle platform ekranlarında izlenebilecek.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:26
Türk sineması Balkanlarda: Belgrad Türk Film Günleri başlıyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve T.C. Belgrad Büyükelçiliği iş birliğiyle düzenlenen Belgrad Türk Film Günleri, 2-5 Ekim tarihleri arasında Belgrad’da gerçekleştirilecek. Güncel Türk sinemasının tematik ve estetik çeşitliliğini güçlü bir şekilde yansıtan seçkisiyle Sırbistan seyircisine hitap etmeyi amaçlayan etkinlik kapsamında dört gün boyunca "Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri", "Ölü Mevsim", "Hakkı" ve "Akıldan Kalbe" filmleri Belgrad’daki Kinoteka salonlarında ücretsiz olarak izlenebilecek. 2 Ekim’deki resepsiyonla başlayacak etkinliğin ardından Türkiye’nin 2026 Oscar adayı "Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri" gösterilecek. Yönetmen Murat Fıratoğlu film sonrası izleyiciyle buluşacak. 3 Ekim’de, yönetmen Doğuş Algün’ün imzasını taşıyan "Ölü Mevsim" filmi seyirciyle buluşacak. Gösterimin ardından filmin başrol oyuncusu Ece Yaşar ve yönetmen Doğuş Algün, filmin ortaya çıkış sürecine dair deneyimlerini seyircilerle paylaşacak. Etkinliğin üçüncü gününde, yönetmen Hikmet Kerem Özcan’ın yönettiği "Hakkı" filmi Belgradlı izleyicilerle buluşacak. Film gösteriminin ardından yönetmen Hikmet Kerem Özcan, katılımcıların sorularını yanıtlayacak. 5 Ekim’de ise Özer Feyzioğlu’nun "Akıldan Kalbe" filmiyle birlikte "Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri" yeniden gösterilecek ve etkinlik sona erecek. Belgrad Türk Film Günleri, Türk sinemasının Balkanlardaki görünürlüğünü artırmayı ve kültürel iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:06
Hatay’da 7 bin 200 yıl öncesine ait 5 insan ayak izi keşfedildi
Hatay’ın Reyhanlı ilçesi Karahüyük Mahallesi’ndeki Tell Kurdu Höyüğünde yürütülen kazılarda, günümüzden 7 bin 200 yıl öncesine ait 5 insan ayak izi gün yüzüne çıkarıldı. Kazı Başkanı Arkeolog Doçent Dr. Rana Özbal, ölçülebilir nitelikte olan ayak izlerinden birinin 38 numara olduğunu ve diğerinin daha büyük olduğunu söyledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izniyle 2022 yılında Tell Kurdu Höyüğü’nde başlatılan kazı çalışmaları Arkeolog Doçent Rana Özbal öncülüğünde devam ediyor. Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Amik Ovası’ndaki kazı çalışmalarında M.Ö. 5 bin 200 yılına uzanan tabaklarda 5 insan ayak izi gün yüzüne çıkarıldı. Radyokarbon tarihleme yöntemiyle 7 bin yıl öncesine ait olduğu tespit edilen ayak izlerinin 3 boyutlu taramaları yapıldı. 3 yıldır ekibiyle birlikte yaptıkları kazılar ardından ayak izlerini keşfeden Arkeolog Doçent Dr. Rana Özbal, ayak izlerinin çamur ve su birikintilerine maruz kalmış toprak dokusu içinde keşfedildiğini ve o tabakanın günümüzden 7 bin 200 yıl öncesine ait olduğunu tespit ettiklerini söyledi. "Ayak izleri, çamur ve su birikintilerine maruz kalmış toprak dokusu içinde keşfedildi" Bölgede yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Dr. Rana Özbal, "Tell Kurdu Höyüğünde kazı çalışmaları 2022 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle başladı. Cumhurbaşkanlığının onayıyla üçüncü nesil olarak kazı çalışmalarını yürütüyoruz. Burası daha önce 1930’lu ve 1990’yılının ortalarında kazılmıştı. Ben de üçüncü nesil olarak yapılan çalışmaların başındayım. Tarih öncesi dönemleri özelliklede M.Ö. 5 ila 6 bin yıl öncesini araştırmaktayız. Ayak izleri bu yılki kazılarımızda gün yüzüne çıktı. Bu ayak izlerinden ilk önce birini bulduk ve aynı dolgu içerisinde 5 farklı ayak izi olduğunu tespit ettik. Ayak izleri, çamur ve su birikintilerine maruz kalmış toprak dokusu içinde keşfedildi. O tabakanın günümüzden 7 bin 200 yıl öncesine ait olduğu radyokarbon tarihlemeyle tespit ettik. Bunların hepsinin 3 boyutlu taramalarını yaptık. Ayak izlerinden bir tanesi 38 numara ebadında diğeri daha büyüktü. Öğrencilik yıllarım Hatay’da geçti. Doktora tezimi de bu höyüğün üzerine yazdım. Hatay’da yıllar sonra tekrar kazı yapma imkanı buldum. Böyle bir şey bulmakta gerçekten onur ve gurur verici oldu. Burayı da dikkatli kazıyoruz ve bulmuş olmak gerçekten mutluluk vericiydi. Bu sene Temmuz ayında başlayan kazilarımız bir kaç hafta daha devam edecek. Burada ‘Geç Neolitik’ dediğimiz, insanlığın yerleşik hayata geçtiği dönemin son dönemleri ve ‘Erken Kalkolitik’ ise devletleşmeye gidilen dönemlerin ilk aşamalarını araştırmaktayız. İnşallah daha güzel şeyler de çıkacak" ifadelerini kullandı.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 10:02
Dağcılar ve tarih tutkunları bin yıllık Mor Ahron Manastırı’nda buluştu
Elazığ’ın Baskil ilçesinde, bin 400 metre rakımlı Muşar Dağı zirvesinde yer alan bin yıllık olduğu tahmin edilen Mor Ahron Manastırı, tarihe ışık tutan kalıntılarıyla dikkat çekiyor. ELDAK üyeleri, zorlu 7-8 kilometrelik bir yürüyüşle manastıra ulaştı ve çevresindeki su sarnıçları ile mezarları fotoğrafladı. Elazığ’ın Baskil ilçesinde, 10. yüzyılda Süryaniler tarafından inşa edildiği tahmin edilen Mor Ahron Manastırı, tarihe ışık tutan kalıntılarıyla dikkat çekiyor. Suyatağı Köyü Işıklar mezrası sınırlarında, bin 400 metre rakımlı Muşar Dağı’nın zirvesinde yer alan manastır, çevresindeki su sarnıçları, mezar ve kalıntılarıyla bin yıllık geçmişin izlerini koruyor. Elazığ Dağcılık ve Arama Kurtarma Spor Kulübü (ELDAK) üyeleri, düzenledikleri yürüyüşle manastıra ulaştı. Yaklaşık 8 kilometrelik ve zorlu bir parkurdan geçilerek ulaşılan manastır, hem doğa hem de tarih tutkunları için unutulmaz bir deneyim sundu. Katılımcılar, yapının görkemli kalıntılarını ve çevresindeki doğal manzarayı fotoğraflayarak belgeledi. Doğa ve tarih tutkunları, Mor Ahron Manastırı gibi tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve daha güvenli hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Tomisa Kalesi ve Teslim Abdal Türbesi’ni ziyaret eden kafile, tarihi ve dini mekan bölgelerinin bakımsız ve ulaşım noktalarında eksikliklere dikkat çekerek ilgili kurumların gerekli hassasiyeti göstermeleri gerektiğini vurguladı. "Bin 696 yıllık bu yapı, Elazığ’da ayakta kalan nadir ve dini anlamda önemli eserlerden biri" Kulüp olarak önemli ve anlamlı bir gezi gerçekleştirdiklerini ifade eden ELDAK Spor Kulübü Başkanı Murat Bahçeci, "Bugün, Elazığ Dağcılık ve Arama Kurtarma Spor Kulübü üyeleri olarak Baskil ilçesi Işıklar mezrasına, Mor Ahron Manastırı’nı ziyaret etmek için geldik. Öncesinde Kömürhan Köprüsü civarındaki Tomisa Kalesi’ni de gördük. Urartu döneminden kalma bir uç kale olduğu belirtiliyor. Tarihi yerleri görebilmek amacıyla bu geziye çıktık. Bakımsız ve yol olmamasına rağmen orayı gördük ve burayı fotoğrafladık. Daha sonra Şeyh Hasan Köyü’ndeki Teslim Abdal Türbesi’ni ziyaret ettik, bölgeyi inceledik. Ardından Işıklar mezrasında yaklaşık 2 saatlik yürüyüşle, 400 metre kadar irtifa kazanarak manastıra ulaştık. Manastırın tarihi eski süreçlerden gelmekte ve bu bölge kutsal bir dağ olarak biliniyor. Bu nedenle manastırın buraya yapıldığına dair bilgiler mevcut. Manevi atmosferi, manzarası ve Fırat Nehri’ne yakınlığıyla burası özel ve güzel bir yer. Ancak ulaşım ve işaretlemeler açısından geliştirilmesi gerekiyor. Başlangıçta tabelalar ve işaretlemeler yapılırsa daha geniş kitleler burayı rahatlıkla görebilir. Bin 696 yıllık bu yapı, Elazığ’da ayakta kalan nadir ve dini anlamda önemli eserlerden biri. Biz de kulüp olarak buraya gelip insanlara Elazığ’ın tarihi ve doğal güzelliklerini göstermeye çalışıyoruz" dedi. "Buranın varlığından çoğu kimsenin haberi yoktur" Yürüyüşe katılanlardan Murat Karakoç ise "Öncelikle Elazığ Dağcılık ve Arama Kurtarma Spor Kulübü ekibine böyle bir etkinliği gerçekleştirdiği için teşekkürlerimi sunuyorum. Bekar memurların hayatı bellidir. Dolayısıyla evde oturup reels kaydırmaktansa böyle bir etkinliğe katılmayı tercih ettim. Çünkü doğayla iç içe olmayı seviyorum. Bugün burada bin 696 yıllık mabedin içindeyiz. Buranın varlığından çoğu kimsenin haberi yoktur. Şunu da belirteyim ki burası Elazığ’ın Baskil ilçesinde bulunan bir manastır ve bin 696 yılı önce yapılmıştır. Ben bir Elazığlı olarak ve bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, gerek memleketlerim olsun gerek Türkiye Cumhuriyeti halkını gelip görmeleri için buraya davet ediyorum. Çünkü böyle tarihi eserlere bizim millet olarak sahip çıkmamız gerekiyor" şeklinde konuştu.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:30
Bölgenin en büyük müzesi Cizre’de açılıyor
Şırnak’ın Cizre ilçesinde restorasyon çalışmaları tamamlanan Hamidiye Kışlası, Cizre Müzesi olarak hizmete açılıyor. Sultan II. Abdülhamid döneminde 1890-1909 yılları arasında Dicle Nehri kenarında inşa edilen Hamidiye Kışlası, yapılan restorasyon çalışmalarının ardından müze olarak kapılarını açacak. Toplam 35 dönümlük alana yayılan müze, Şırnak’ın en büyük müzesi olacak. Şırnak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile müze yetkilileri, sahada eserlerin teşhir ve tanzim çalışmalarını sürdürüyor. Bölgede farklı zamanlarda çıkartılan, bulunan ve İstanbul, Ankara, Mardin, Diyarbakır, Batman, Şanlıurfa, Kilis müzelerinde sergilenen birçok eser de Cizre’ye getirildi. Bu eserler Cizre Müzesi’nde halka açık olarak arkeolojik, etnografik, Ebu’l-iz El Cezerî ve Mem u Zin olarak dört ayrı salonda sergilenecek. Şırnak İl Kültür ve Turizm Müdürü Celal Baz, "Hamidiye Kışlası, II. Abdülhamit döneminde yapılan tarihi bir yapı olup, bugün Cizre Müzesi binası olarak kullanılmak üzere hazırlanmıştır. Müzenin içerisinde etnografik ve arkeolojik eserler yer almakta, açılış çalışmaları ise devam etmektedir. Birkaç teknik eksikliğin kısa sürede tamamlanması planlanıp, müzenin en yakın zamanda hizmete açılması hedefleniyor. Bugüne kadar bölgemizden çıkarılan etnografik ve arkeolojik eserler Batman, Mardin, Diyarbakır, Kilis, Şanlıurfa, Ankara ve İstanbul’daki müzelerde korunuyordu. Ancak bu eserlerin büyük bölümü geri getirilerek, Cizre Müzesi’ne yerleştirildi. Şu an yaklaşık bin 800 civarında etnografik ve arkeolojik eser sergilenmeye hazır durumda bulunuyor. Tefrişat çalışmaları sona yaklaşırken, peyzaj düzenlemelerinde de son aşamaya gelindi. Müzenin çok yakında halkın ziyaretine açılması bekleniyor" dedi.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:20
ADÜ öğrencisi Sönmez’e Altın Koza’dan ödül
Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi Tuğçe Sönmez, Türkiye’nin en köklü ve prestijli sinema etkinliklerinden biri olan, uluslararası düzeyde de ilgiyle takip edilen 32. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivalinde önemli bir başarıya imza atarak birinci oldu. Sönmez’in, Doç. Dr. Alper Erçetingöz danışmanlığında, "Yapım-Yönetim" dersi kapsamında stop motion tekniğiyle hazırladığı "Aile Yemeği" adlı kısa film, Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışmasında "En İyi Canlandırma Film" ödülüne layık görüldü.
01 Ekim 2025 Çarşamba - 09:15
Son tandır ustası: "Zanaatımız ölmesin"
Bayburt’ta çamura şekil vererek tandır üreten 57 yaşındaki kentin son tandır ustası Recai Purutoğlu, yarım asra yaklaşan meslek hayatında ata mirası zanaatı ayakta tutmaya çalışıyor. Dedesinden babasına, babasından da kendisine kalan mesleği 3 kuşaktır sürdüren Purutoğlu, tandırcılık mesleğinin kaybolmaması için varını yoğunu devretmeye hazır olduğunu söyleyerek, "Yeter ki bu zanaat ölmesin" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 20:20
Kütahya Ahmet Yakupoğlu Güzel Sanatlar Lisesi’nden Gazze için duygu yüklü klip
Kütahya Ahmet Yakupoğlu Güzel Sanatlar Lisesi tarafından hazırlanan "İnsanlık Ölmesin" temalı müzik klibi, sadece Kütahya’dan değil, tüm Türkiye’den yükselen ortak bir dua haline geldi. Klipte, "İnsanlık ölmesin, çocuklar ölmesin. Gazze’de bir çocuk ölürse, insanlığın vicdanı da ölür" mesajı verildi. Öğrenciler ve öğretmenlerin katkılarıyla hazırlanan klip, Gazze’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekti. Katliamın ortasında kalan masum çocukların yaşadığı acıları konu alan klip, izleyenlerin yüreğine dokundu. İsrail’in uyguladığı zulmün yıkıcı etkileri, çocukların masumiyetiyle tezat oluşturacak şekilde işlendi. Sanatın diliyle barış ve merhamet çağrısı yapılırken, Gazze’deki çocukların ve savunmasız insanların yalnız bırakılmaması gerektiği güçlü bir şekilde vurgulandı. Okul Müdürü Ahmet İren yaptığı açıklamada, "Amacımız, öğrencilerimizi akademik olarak hayata hazırlarken aynı zamanda onları ahlaki ve evrensel değerlere sahip çıkacak şekilde yetiştirmektir. Haksızlığa karşı susmamayı, zulüm kimden gelirse gelsin karşı çıkmayı öğretmek biz eğitimcilerin asli görevidir. Bu klipte de öğrencilerimizin, dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan insanların sesi olmalarını istedik" ifadelerini kullandı. İren ayrıca, klibin hazırlanmasında emeği geçen müzik öğretmenleri Serkan Saruhan, Hakan Dağ ve öğrencilere teşekkür etti.
30 Eylül 2025 Salı - 19:42
Kadın müzik topluluğu Allegra Ensemble’den Zerzevan Kalesi’nde unutulmaz konser
Diyarbakır’ın tarihi mirasının simgelerinden Zerzevan Kalesi’nde kadın müzik topluluğu Allegra Ensemble unutulmaz bir konser verdi. DÜ ve Diyarbakır İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenecek etkinlikte, Türkiye’nin önde gelen kadın müzik topluluklarından Allegra Ensemble sahne alacak. 2005 yılından bu yana müzik dünyasında önemli bir yere sahip olan Allegra Ensemble, adını İtalyanca’da "neşeli topluluk" anlamına gelen Allegra kelimesinden alıyor. Topluluk, sekiz kadın sanatçıdan oluşuyor ve farklı enstrümanları ustalıkla icra ederek müzikte zengin bir çeşitlilik sunuyor. Dünya müziğinden gelen ezgileri yorumlayarak dinleyicilerine kültürler arası eşsiz bir deneyim yaşatıyor. Topluluk, Roman’ın doğudaki son garnizonu olan ZerzeVAN Kalesi’nde davetlilere unutulmaz konser sundu. Konsere ilişkin açıklamada bulunan Kazı Başkanı Prof. Dr. Aytaç Coşkun, Zerzevan Kalesi’nde tarihle sanatı bir araya getirdiklerini söyledi. 8 ünlü sanatçı Allegra grubunun burada dünyanın birçok farklı ezgilerini bu mistik atmosferde seslendireceğini belirten Coşkun, "Daha önce Zerzevan Kalesi’nde bale ve opera festivali yapmıştık. Bu da ikinci büyük etkinliğimiz olacak. Gerçekten tarihle sanat ve tarihle müzik bir arada olacak. Bu unutulmaz atmosferi gün batımı eşliğinde izleyeceğiz" dedi. Zerzevan Kalesi’nde sanatsal etkinliklerin devam edeceğini ifade eden Coşkun, "Zerzevan Kalesi ve Mitras kutsal alanı UNESCO Dünya Mirası Geçici listesinde ve önümüzdeki yılında UNESCO adayı. UNESCO heyeti geldi, gerekli incelemelerde bulundu. Özellikle sosyal, kültürel ve bu tip sanatsal etkinliklere UNESCO‘da son derece sıcak bakıyor, destekliyor. Biz, bu tarihi alana hiçbir zarar vermeyecek şekilde bu etkinlikleri düzenliyoruz. 2026 yılında da inşallah UNESCO listesine asıl listeye ve Türkiye’deki 23. dünya mirası olarak listeye kaydedilmesini bekliyoruz" diye konuştu.
30 Eylül 2025 Salı - 16:51
Isparta’nın gül kokusu İstanbul’a taşındı
Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, ikinci büyük İstanbul buluşmasında kentte yaşayan Ispartalılarla bir araya geldi. Isparta’nın yöresel düğün yemeğinin ikram edildiği programa İstanbul’da yaşayan Ispartalılar yoğun katılım gösterdi. Sanatçı Ertuğrul Kiraz’ın da şarkılarıyla buluşmaya renk kattığı programda konuşan Başkan Başdeğirmen, her zaman Isparta için en iyisini yapmaya çalıştıklarını belirtti. Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen öncülüğünde geçen yıl ilk kez düzenlenen büyük İstanbul buluşması bu sene ikinci kez gerçekleştirildi. İstanbul’daki Ispartalı köy, belde ve ilçe derneklerinin bir araya gelerek oluşturduğu Isparta Gönül Birliği Derneği’nin organizasyonunda Başkan Başdeğirmen, İstanbul’da yaşayan Ispartalılarla bir araya geldi. Bağcılar Belediyesi Halk Sarayı’nda pazar günü gerçekleşen buluşmada memleket hasreti çeken Ispartalılara kabune pilav ve helvanın yer aldığı yöresel düğün yemeği ikram edildi. Program öncesi kazanlar kuruldu, ateşler yakıldı ve Isparta’ya özgü düğün yemeği pişirildi. Program yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız, Senirkent Belediye Başkanı Hüseyin Baykal, Hüyüklü Belediye Başkanı Kadir Minnet, Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Başkanı Kadir Delibalta, Isparta Muhtarlar Derneği Başkanı Gökhan Büyükleblebi ve Isparta’nın mahalle muhtarları, Isparta Ziraat Odası Başkanı Mustahattin Can Selçuk, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, İstanbul’daki Ispartalılar derneklerinin yöneticileri ve üyeleri ile birlikte çok sayıda davetli katıldı. Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, program öncesi ve program sırasında İstanbul’da yaşayan hemşehrilerinin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Başkan Başdeğirmen’le bol bol fotoğraf çektiren vatandaşlar, şehre yaptığı hizmetler ve programın gerçekleştirilmesinden dolayı teşekkürlerini iletti. Delibalta: "Her gittiğimiz yerde Isparta modelini anlatıyoruz" Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Başkanı Kadir Delibalta, 45 yıldır İstanbul’da yaşadığını, 6 dönemdir muhtarlık yaptığını belirterek, gönülden Ispartalı olduğunu söyledi. Güller, gönüller ve göller şehri Isparta’yı çok sevdiğini dile getiren Delibalta, "Biz tüm Türkiye’yi geziyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleriyle muhtarlar çatısını büyütüyoruz. İllere puan veriyoruz. Her gittiğimiz yerde Isparta modelini anlatıyoruz. Isparta’da uyum var. Bu uyumun sağlanmasında en büyük pay kıymetli Belediye Başkanımız Sayın Şükrü Başdeğirmen’indir. Sayın başkanı yürekten kutluyorum. Kendi memleketim Rize ve İstanbul’da da aynısını söyledim güzel örnekler var ama Isparta örneği çok güzel. Şükrü başkanı, Isparta’yı çok seviyoruz" ifadelerinde bulundu. Yıldız: "Gitmeyenlerin bile gidip görmek istediği bir şehir" Bağcılar Belediye Başkanı Yasin Yıldız da Bağcılar’da yaklaşık 3 bin Ispartalı vatandaşın ikamet ettiğini ifade etti. Isparta’nın güllerin şehri olduğuna değinen Yıldız, "Gitmeyenlerin bile gidip görmek istediği bir şehir. Ben çok kez gittim Isparta’ya. Bu sene de geçerken Isparta’da durdum yemek yedim, oradan alışveriş yaptım. Isparta kendisine insanları çeken bir şehir. Anadolu kültürünü iliklerinize kadar hissettiren bir şehir. Ben Gümüşhaneliyim. Isparta ve o bölgeyi kendime çok yakın hissetmişimdir" şeklinde konuştu. Özdemir: "Isparta milli ve manevi değerleriyle öne çıkan bir şehrimiz" Geçen yılki Ispartalılar buluşmasına da katıldığını hatırlatan AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Isparta’nın güller diyarı olmasının yanı sıra milli ve manevi değerleriyle de öne çıkan güzide bir memleket olduğunu söyledi. Özdemir, "İstanbul’daki Ispartalı hemşehrilerimizle bu vesileyle bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Bizler de geçen sene Bağcılar Belediye Başkanı olarak karşınızda olan bir kardeşinizdik şu anda İstanbul’da AK Partimizin il başkanı olarak görevi icra ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sizlere yürekten selamı var" görüşlerinde bulundu. Başdeğirmen: "Sizlere yakışan bir şehir olsun istiyoruz" Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen de İstanbul’daki Ispartalılarla bir arada olmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade etti. Isparta’nın havasını, kokusunu, güzelliklerini taşımaya çalıştıklarına değinen Başkan Başdeğirmen, bu buluşmayla amaçlarının birlik, beraberlik ve dostlukları tazelemek olduğunu kaydetti. Başkan Başdeğirmen, "Bazı arkadaşlarımız Ispartalı olup da birbirini tanımıyor olabiliyor. Böyle programlarla tanışma fırsatı oluyorlar. Geçen yıl ilk kez bu programı yaptık. Sağ olsun Ferhat Bey, Mustafa Bey, Bora Bey ve diğer ilçe, köy derneklerimizin yöneticileri bu güzellikleri bizlere yaşatıyorlar. Birlik ve beraberlik içerisinde olmak bizim için en değerli olandır. Isparta’mız her zaman için her şeyin en iyisine layıktır düşüncesiyle hizmetlerimizi eksiksiz yapmaya çalışıyoruz. Isparta bizim Isparta’mız. Siz ne kadar İstanbul’da yaşasanız mutlaka Isparta özleminizin, Isparta’ya dönmenin gerekli olduğunu düşünen birçok dostlarımız var. Sizler buradaki vazifeler bittikten sonra memleketinize döndüğünüzde sizlere yakışan bir şehir olsun istiyoruz. Güzellikler sizleri karşılasın. Bıraktığınızdaki şehir ile geldiğinizdeki şehir arasında mutlaka fark olması lazım. Amacımız vatandaşımıza hizmet etmek, bize verilen görevi layıkıyla yerine getirebilmek" dedi. "Seneye çok daha fazla kalabalık olacağız" Bu yıl katılımın geçen yıldan daha fazla olduğuna değinen Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, "Seneye çok daha fazla kalabalık olacağız. Duymayanlar bir sonraki sene duyarak geleceklerdir. Isparta düğün yemeğini ikram ediyoruz ama burada dostluk ve sohbet şahane. Amacımız birlik ve beraberlik. Bu buluşmaya emek veren değerli dostlarımıza, dernek başkanlarımıza, gönül birliği dernek başkanımız ve yönetimine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnşallah seneye sağlıkla, mutlu bir şekilde yeniden burada buluşmak üzere hoşça kalın" diye konuştu. Vatandaşlar: "Başkanımız süper insan" Ispartalılar buluşmasına katılan vatandaşlar ise böyle bir programın düzenlenmesinden dolayı Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen’e teşekkür ettiler. Vatandaşlar, "Başkanımızı çok seviyoruz. Isparta’ya gidiyoruz çok memnun kalıyoruz. Başkanımız Isparta’nın yüz akı, Türkiye’nin yüz akı. Başkanımız Isparta’nın ve Türkiye’nin baç tacı. Başkanımız süper insan. Isparta yemeğini çok özlemiştik. Çok güzel organizasyon oldu. Ispartalılar böyle bir organizasyonu İstanbul’da 2 yıldır görüyor. Başkanımızdan Allah razı olsun" ifadelerinde bulundular. Programın sonunda Isparta Gönül Birliği Derneği’nin yöneticileri desteklerinden dolayı Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve protokol üyelerine tablo hediye etti. Sanatçı Ertuğrul Kiraz da seslendirdiği şarkılarla buluşmaya renk kattı. Programın son bölümünde Bursaspor-ISBAŞ Isparta32 Spor’un maçı ekrandan takip edildi. Maç sonunda Başkan Başdeğirmen ve buluşmaya katılanlar ISBAŞ Ispartaspor’un 1-0’lık galibiyetini büyük bir sevinçle kutladı.
30 Eylül 2025 Salı - 16:27
Manisa’nın kültürel zenginlikleri için iş birliği mesajı
Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Yılmaz, Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürü İbrahim Sudak’ı ziyaret ederek şehrin turizm potansiyeli ve kültürel değerlerinin tanıtımı konusunda iş birliği mesajı verdi. Gerçekleştirilen görüşmede, Manisa’nın kültürel ve turistik değerlerinin tanıtımı, şehrin turizm potansiyelinin geliştirilmesi ve kurumlar arasındaki iş birliği imkanları ele alındı. Başkan Yılmaz, Manisa’nın sadece ekonomik değil, kültürel anlamda da gelişmesi gerektiğini vurgulayarak, "Manisa’mızın ekonomik gelişimi kadar kültürel ve turistik değerlerinin de ön plana çıkarılması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
30 Eylül 2025 Salı - 16:01
Kültür Yolu Festivali’nde Fethi Gemuhluoğlu konuşuldu
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İstanbul’da düzenlenen Kültür Yolu Festivali etkinlikleri kapsamında Taksim Kitabevi’nde program gerçekleştirildi. Programa, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şube Başkanı Yazar Mahmut Bıyıklı konuk oldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından İstanbul’da düzenlenen Kültür Yolu Festivali etkinlikleri kapsamında Taksim Kitabevi’nde gerçekleşen programa, TYB İstanbul Şube Başkanı Yazar Mahmut Bıyıklı konuk oldu. "Şehirli Bir Entelektüel: Fethi Gemuhluoğlu" başlıklı konuşmasında Bıyıklı, Gemuhluoğlu’nun Türkiye’nin son yüzyılındaki öncü şahsiyetler arasında özgün bir yere sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bu dünyadan göçeli onlarca yıl olmasına rağmen, onu tanıyan herkesin üzerinde hâlâ hayattaymışçasına etkisi olan bir isim Fethi Gemuhluoğlu. Hatta onunla yeni tanışanları bile hayattaymışçasına etkileyen bir insan. Türkiye’ye kazandırdığı sayısız akademisyen, edebiyatçı, ilim ve bilim insanıyla siyasetçinin üzerinde öyle derin izler bırakmış ki adı anıldığında insanların ona duyduğu derin saygıyı ve sevgiyi hemen hissediyorsunuz." Gemuhluoğlu’nun hikâyesinin 1923 yılına, İstanbul’un Göztepe semtine uzandığını hatırlatan Bıyıklı, doğduğu evin Göztepe İstasyonu’na açılan cadde üzerinde, Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi’ne bakan tek katlı mütevazı bir bina olduğunu söyledi. Çocukluğunu eski İstanbul efendilerinin arasında geçirdi. Türkçesindeki sadelik ve inceliğin kaynağı da bu çevre oldu. Bugünlerin tanığı Muharrem Ergin’in yıllar sonra yaptığı şu değerlendirmeyi aktardı: "Göztepe’deki ev Fethi’yi Fethi yapan unsurlardan biridir. Bu küçük ev, bir cadde kenarındadır. Öyle ki duvarı doğrudan doğruya yola bitişiktir. Arada en küçük bir mesafe yoktur. Duvarın bir tarafında kalabalık ve gürültü, öte tarafında inanılmaz bir sükûn vardı. Bu, adeta Fethi’nin hayatının aynasıdır. Ev ile bahçe iç içeydi. Bu duvarın ve bahçenin içinde tarihi Türk ailesinin faziletlerini bütün unsurlarıyla taşıyan bir ana ve baba vardı. Gerçekten Fethi gibi bir evlat doğuracak bir anneydi Fethi’nin annesi. Babası ise Türk insanının en güzel örneklerinden birisiydi." Haydarpaşa Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuyan ancak mezun olmayan Gemuhluoğlu’nun, Gelibolu’da adliye subayı olarak askerlik yaptıktan sonra İstanbul’da öğretmenlik ve Spor-Sergi Sarayı Müdürlüğü gibi görevlerde bulunduğunu anlatan Mahmut Bıyıklı, tasavvuftan siyasete, iktisattan Türk dünyasına kadar pek çok sahada derin bilgi sahibi olduğunu İslam’ın estetik boyutunu sık sık vurguladığını belirtti. Gemuhluoğlu’nun hayatını insan yetiştirmeye adadığına dikkat çeken Bıyıklı, burslar ve sohbetlerle etrafına topladığı gençleri geleceğe hazırladığını söyledi. "Rahmetli Fethi Gemuhluoğlu’nun Türk Petrol Vakfı’nı kurmaktaki en önemli amaçlarından biri, İstanbul’a üniversiteyi okumaya gelen Anadolu irfanıyla yetişmiş gençlere maddi ve manevi destek sağlayarak, İstanbul burjuvazisine alternatif bir elit sınıf oluşturmayı amaçladığını vurguladı. Gemuhluoğlu’nun gençleri yalnızca maddi açıdan desteklemekle kalmadığını, bilgi, zekâ, cesaret ve sanat kabiliyeti taşıyanları da yetenekleri doğrultusunda yönlendirdiğini aktaran Bıyıklı, bu yönlendirmelerin yalnızca akademik hayatta değil, Türk düşünce, sanat ve kültür hayatının gelişmesinde de önemli rol oynadığını sözlerine ekledi. "Sen bakan olacaksın, sen dekan olacaksın, sen roman yazacaksın" diyerek gençlere yol gösterdiğini kaydeden Mahmut Bıyıklı, onun gençlere "Cebinizde kalan son lirayla simit alıp karnınızı doyurmayın, gidin onunla bir tiyatro yahut film seyredin" tavsiyesinde bulunduğunu ifade etti. Fethi Gemuhluoğlu’nun 23 Kasım 1975’te İstanbul Aydınlar Ocağı’nda yaptığı ve sonradan kitaplaşan ’Dostluk’ konuşmasının efsaneleştiğini dile getiren Bıyıklı, bu konuşmanın milyonlarca insana ulaştığını söyledi. Gemuhluoğlu’nun 5 Ekim 1977’de 55 yaşında vefat ettiğini, Sahra-yı Cedid Mezarlığı’nda annesinin kabrine defnedildiğini belirten Bıyıklı, onun bugünün Türkiye’sinin kültürel ve toplumsal hayatında derin izler bıraktığını vurguladı. Taksim Kitabevi’nde gerçekleşen ve yoğun ilgi gören söyleşi programı Yazar Mahmut Bıyıklı’nın TDV Yayınlarından çıkan Dostluk Rehberi isimli eserini okuyucularına imzalamasıyla sona erdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder