Son Dakika
|
Afganistan ve Pakistan'ı sel vurdu: 47 ölü
MİT ve Suriye istihbaratından ortak operasyon: Firari casus yakalandı
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Kosova Teknik Direktörü Foda: "Şansımız yüzde 50"
İsrail’de Bazan petrol rafinerisi vuruldu
Ekrem İmamoğlu, hakkında "hakaret ve tehdit" suçlarından soruşturma başlatıldı
Gemlik ve Kumla’yı lodos vurdu, çok sayıda tekne battı
Diyarbakır’da okul servisi kaza yaptı: 13’ü öğrenci 15 yaralı
Böcek’in başdanışmanı Cem Oğuz gözaltına alındı
Etimesgut Belediyesinde zimmet soruşturması: 4 şüpheli gözaltında
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Tayland Kralı, yeni hükümet kabinesini onayladı
İstanbul’da metrekareye 97 kilogram yağış düştü
Afganistan ve Pakistan'ı sel vurdu: 47 ölü
Bursa’da tarım arazileri sular altında kaldı
54 milyon değerinde uyuşturucu ele geçirildi
ABD ve İsrail saldırıları İran’da şiddetli patlamalara yol açtı
ABD basını: "Trump, Hürmüz Boğazı kapalı kalsa bile İran harekatını sona erdirmeye hazır"
KÜLTÜR SANAT
Kütüphane Haftası Niğde’de düzenlenen törenle başladı
31 Mart 2026 Salı - 13:06:46
Niğde’de 30 Mart-5 Nisan tarihleri arasında kutlanan 62. Kütüphane Haftası, Kale 100. Yıl Halk Kütüphanesi’nde düzenlenen açılış programıyla başladı. Programa Niğde Vali Yardımcısı Soner Divli, Belediye Başkan Yardımcısı Yılmaz Büyüksaraç, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Nurettin Kesler, Kültür ve Turizm İl Müdürü İsmail Tecimer STK temsilcileri, öğrenciler ve öğretmenler katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, gezici kütüphane sergisinin açılışı gerçekleştirilerek katılımcılar sergiyi gezdi. Program kapsamında ayrıca video gösterimi sunulurken, düzenlenen yarışmalarda dereceye girenlere ödülleri takdim edildi. Etkinlikte konuşan Vali Yardımcısı Soner Divli, kütüphanelerin bilgiye erişimi kolaylaştırmadaki rolüne dikkat çekerek, okuma kültürünün yaygınlaştırılmasının önemine vurgu yaptı. Yeşilay Niğde Şube Başkanı Hayri Yıldız ise öğrencilere internet bağımlılığı konusunda bilgi vererek bilinçli teknoloji kullanımı konusunda uyarılarda bulundu. Kütüphane Haftası kapsamında Niğde’de hafta boyunca çeşitli etkinliklerin düzenleneceği bildirildi.
31 Mart 2026 Salı - 12:36
Ayvalık’ta Çanakkale destanı halk danslarıyla yaşatıldı
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki öğretmenler tarafından sahnelenen "Anadolu’nun Kapısı Çanakkale" isimli müzikal halk dansları tiyatrosu yürekleri dağladı. Ayvalık İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hazırlanan, Ayvalık Belediyesi’nin ev sahipliğinde belediyeye ait Rauf Denktaş Kültür Merkezi’nde sahnelenen gecede; Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, Belediye Başkanı Mesut Ergin, İlçe Milli Eğitim Müdürü Güner Bahadır, daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve salonu adeta hıncahınç dolduran sanatseverler hazır bulundu. Ayvalık’ın sevilen simalarından Mutluköy Mahallesi Muhtarı Erdinç Tügen’in fuaye alanında kendi koleksiyonu olan gerçek objelerle hazırladığı Kurtuluş Savaşı sergisi yoğun ilgi görürken, fuaye alanında öğrencilerce sergilenen Çanakkale Savaşı anları görülmeye değer olarak nitelendirildi. Fuaye alanında konuklara üzüm hoşafının da ikram edilmesi, Çanakkale Savaşı’nın ne kadar büyük bir mücadele ile kazanıldığını adeta bir kez daha gözler önüne serdi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki Halk Dansları Eğitmenleri Şeref Sakarya ve eşi Güliz Sakarya yönetiminde gerçekleşen görkemli dans tiyatrosunda, toplam 40 öğretmen ve 30 öğrenci sahnedeki başarılı dans performanslarıyla izleyenlerden tam not aldı. Gösterim, güçlü koreografisi ve anlatım diliyle büyük beğeni topladı. Gösteri boyunca sahnede sergilenen her adım, Çanakkale ruhunun dirilişini ve milletin sarsılmaz iradesini adeta yeniden canlandırdı. Anadolu’nun yedi bölgesinden halk dansları örnekleriyle harmanlanan gösterimde sahnedeki öğretmen ve öğrenciler Çanakkale Destanı’nı yazan Mehmetçiğin ailesinden ayrılması ve uğurlanmasına ait sahnelerde izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. 15 yaşında vatan topraklarını savunmak için askere gönderilen kınalı kuzuların dramlarının da anlatıldığı gösterim öncesinde konuşan Ayvalık İlçe Milli Eğitim Müdürü Güner Bahadır, gösterimi; Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ortaya koyduğu kültürel kimlik, estetik değerler, toplumsal aidiyet ve millî bilinç ilkeleri doğrultusunda; öğretmenler arasında kültürel birlikteliği güçlendirmek ve sosyal etkileşimi artırmak amacıyla hazırladıklarını anlattı. Ayvalık İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü Öğretmen Halk Dansları Topluluğu’nun, Halk Dansları Eğitmenleri Şeref Sakarya ve Güliz Sakarya yönetiminde Aralık ayından bu yana yoğun ve özverili bir çalışma dönemi geçirdiğine işaret eden Müdür Bahadır, "Kısa sürede büyük bir emek ve inançla hazırlanan dans tiyatromuz, izleyenleri tarihin derinliklerine uzanan duygu yüklü bir yolculuğa çıkardı" dedi. Anadolu’nun yedi bölgesinden askere uğurlanan yiğitlerin hikâyesini; yöresel ezgiler, ritimler ve halk oyunları eşliğinde sahneye taşıdığını aktaran Güner Bahadır, "Yaşlısından gencine, her yöreden insanın vatan uğruna cepheye gidişini anlatan sahnelerde; hüzün, gurur, cesaret ve umut iç içe geçti. Anadolu’nun kültürel zenginliği, her bir figürde ve her bir melodide hayat bulurken, seyirciler hem geçmişin izlerini hissetti hem de milli birlik ruhunu derinden yaşadık" ifadelerini kullanarak, gösterimde emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ettiğini belirtti. Sadece bir dans gösterisi olmanın ötesine geçerek; geçmişten günümüze uzanan bir hafıza köprüsü kurmayı başaran ve izleyenlerin yüreğinde derin izler bırakan gösterim sonunda sahnedeki öğretmenler ilçe protokolü ve yüzlerce izleyici tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı. Gösterim sonunda sahneye çıkan Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, dans tiyatrosunu hazırlayan Şeref Sakarya ve Güliz Sakarya bir buket çiçekle teşekkür etti. Sahnedeki öğretmen ve öğrencileri de kutlamayı ihmal etmeyen Kaymakam Yaman, "Bu akşam hakikaten milli duygularımızı, büyük bir heyecan ve tarifsiz duygularla birlikte yaşadık. İzlerken; zaman zaman boğazımız düğümlendi, gözlerimiz yaşardı. Gerçekten de Milli Mücadele’yi tüm hücrelerimize kadar hissettik" dedi.
31 Mart 2026 Salı - 12:08
Şehzadeler’de "Kitap, kahve ve Kurabiye" buluşmasıyla başladı
Şehzadeler Belediyesi’nin Kütüphane Haftası etkinlikleri, Gençlik Evi’nde düzenlenen "Kitap, kahve, kurabiye Buluşması" ile başladı. Gençler, Stefan Zweig’ın "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" eserini kahve ve kurabiye eşliğinde münazara etti. Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde 62. Kütüphane Haftası etkinlikleri, gençleri edebiyat etrafında buluşturan ’Kitap, kahve, kurabiye buluşması’ ile başladı. Gençler, dünyaca ünlü yazarın eseri üzerine sohbet ederek hem edebiyatı hem de paylaşmanın keyfini yaşadı. Şehzadeler Belediyesi, 62. Kütüphane Haftası kapsamında düzenlediği etkinliklere anlamlı bir buluşmayla start verdi. Şehzadeler Gençlik Evi’nde gerçekleştirilen "Kitap, kahve, kurabiye buluşması", kitapsever gençleri bir araya getirdi. Etkinliğin ilk gününde Gençlik Merkezi üyeleri, Avusturyalı yazar Stefan Zweig’ın etkileyici eserlerinden Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu üzerine sohbet gerçekleştirdi. Katılımcılar, eserin temaları, karakter derinliği ve yazarın güçlü anlatımı üzerine görüşlerini paylaşarak verimli bir tartışma ortamı oluşturdu. Samimi bir atmosferde gerçekleşen etkinlikte kitap, kahve ve kurabiye eşliğinde yapılan sohbetler, gençlerin hem edebi hem de sosyal anlamda gelişimine katkı sağladı. Program sonunda etkinliğe katılan gençlere teşekkür belgeleri takdim edildi. Şehzadeler Belediyesi yetkilileri, Kütüphane Haftası kapsamında düzenlenecek farklı etkinliklerle gençleri kitapla buluşturmaya devam edeceklerini belirtti.
31 Mart 2026 Salı - 11:53
Gümüşhane’de Kütüphane Haftası kutlamaları
Gümüşhane’de 62. Kütüphane Haftası, "İyileştiren Kütüphane" temasıyla düzenlenen programla kutlandı. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü binasında gerçekleştirilen programa Gümüşhane Valisi Cevdet Atay ve il protokolü katıldı. Programda konuşan ve kütüphanelerin tarihsel önemine vurgu yapan Gümüşhane İl Halk Kütüphanesi Müdürü Sümmani Akhan, "Medeniyetimizde kütüphaneler; yerleşim yerleri kurulurken külliyeler, imaretler ve vakıfların içinde veya kıyısında, imar edici ve iyileştirici bir unsur olarak mutlaka yer almıştır. Kütüphaneler, bir yandan ilmi ve fikri gelişime katkı sunarken, öte yandan insanın gönül dünyasına da iyileştirici bir etki yapmaktadır. Çünkü kütüphanelerin doğasında, içinde bulundurdukları eserleri meydana getiren insanların dünyasına yapılan yolculuğun teskin edici, huzur verici ve psikolojik olarak iyileştirici bir özelliği vardır. Bu özellik sayesinde kitaplarımız, insanın karakterini yoğurarak içindeki iyilik cevherinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu durum, insanı menfi özelliklerinden kurtarıp iyiye, doğruya ve güzele yönlendirerek hem kendine hem de topluma faydalı olmasını sağlamıştır. Bazen bir kelime, bir söz ya da bir kitap birçok iyiliğin kıvılcımı olurken, bazen de bir kötülüğün henüz meydana çıkmadan zihinlerde yok olmasına vesile olmuştur. Kütüphaneler ve kitaplar var oldukça, bu imar edici ve ihya edici özellik varlığını sürdürecektir" dedi. Etkinlikler çerçevesinde kütüphaneden en çok kitap alan kullanıcılara ödülleri takdim edildi, yazarların katılımıyla kitap imza etkinliği düzenlendi ve katılımcılar için kütüphane gezisi gerçekleştirildi. Öte yandan 2025 yıl sonu verilerine göre Gümüşhane İl Halk Kütüphanesi’nde 57 bin 209 eser bulunurken, 10 bin 460 kayıtlı üye ile 23 bin 222 okuyucuya hizmet verildi. İl genelinde ise 9 halk kütüphanesi aracılığıyla 8 bin 945 kişiye hizmet sunulduğu bildirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
29 Mart 2026 Pazar- 19:33
Saruhanlı’da deve güreşlerine binlerce vatandaş akın etti
2
27 Mart 2026 Cuma- 17:32
Kütahya’da sanatçılardan yeni Müdür Ali Yılmaz’a ziyaret
3
30 Mart 2026 Pazartesi- 15:42
Bayburt’ta geri dönüşüm malzemeleri kadın eliyle sanata dönüştü
4
28 Mart 2026 Cumartesi- 21:13
TDED Erzurum Şubesi’nde Murat Ertaş yeniden başkan
5
27 Mart 2026 Cuma- 12:18
İznik Gölü’nün sular altındaki tarihi, Pancar Deposu’nda konuşuldu
02 Aralık 2025 Salı - 11:59
Ertaş: "Dil birliği için coğrafya, halk, ülke ayrımı yapmadan "Büyük Türk Lügati" yazılmalı"
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş Türk Devletler Teşkilatı’nın 34 harflik ortak alfabe çalışmasını desteklediğini belirterek coğrafyalardan, ülkelerden, halklardan bağımsız, büyük Türkçe lügatin tek eser olarak ortaya konması gerektiğini ifade ederek dil birliğini sadece alfabe birliği olarak ele almanın Türk birliğine beklenen faydayı sağlamayacağını söyledi. TDED Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş, açıklamalarına şöyle devam etti: "Köklü tarihiyle, İslamla ve diliyle barışık dilbilimcilerin bir an evvel, Türkçemizin büyük lügatini yazması gerekmektedir. Kuran’ın terbiye ettiği Türkçe maalesef 19. ve 20. asırda dünya siyasî tarihinde yaşanan olaylar nedeniyle bir parçalanmışlık yaşamıştır. Terminoloji kaosuna sürüklenen Türkçe dilim dilim doğranmıştır: Anadolu Türkçesi, Rumeli Türkçesi, İstanbul Türkçesi, Osmanlı Türkçesi, Türkistan Türkçesi, Türk Lehçeleri, Türk Ağızları... Türk devletlerinde ve halklarında son yüz yılda sıkça yapılan elifba/alfabe değişiklikleri ve arayışlar bu kaosu derinleştirmiştir. Kiril ve Latin alfabeleri gibi alfabeler ve harf sayıları "ses bayrağımız" dediğimiz Türkçenin seslerini eksiksiz göstermekten uzak kalmıştır. Türkün ruhuna, mana ve hikmetine güncel alfabeler dar gelmektedir. Büyük Türk milletinin zengin söz varlığı güncel sözlük, derleme sözlüğü, ağızlar sözlüğü, lehçeler sözlüğü vb gibi çalışmalarla derlenip toplanmaya çalışılırken aslında iyice parçalanmıştır" Gaspıralı İsmail Bey’in "Dilde, fikirde, işte birlik" ideali İstanbul’da 20 asrın başında çıkan başta "Sebilürreşad" olmak üzere tarihi, siyasi ve edebî mecmuaların Kuzey Afrika’dan, Balkanlara, Anadolu’dan Türkistan’a tüm Türk coğrafyasında kolayca okunabildiğini hatırlatan Ertaş, " Gaspıralı İsmail Bey’in "dilde, fikirde, işte birlik" ideali bu bütünlüğün bozulmaya başladığı dönemde bir toparlanma ve kadim medeniyeti hatırlama refleksiydi. O vakit, ne yapılmalı? Türkçemize yeni libaslar, isimler bulma arayışını kenara koyup asrın başındaki kelime ve ses varlığımızı, günümüzdeki kelimeleri ekleyerek Kaşgarlı Mahmud’un 11. asırda yaptığı gibi "BÜYÜK TÜRKÇE LÜGÂT"i bir an evvel hazırlamalıyız. Bunun için: Latin alfabemize, ses varlığımızı eksiksiz gösterecek harfler eklenmeli ve derleme/tarama sözlüklerine kovulan kelimeler bu lügate taşınmalıdır. Türkçenin Afrika, Balkanlar, Anadolu, Kafkasya, Türkistan’daki söz ve ses varlığı tek bir lügatte toplanmalıdır. Bugün bize "dünya dili, bilim dili" dayatılan ve buna inanmamızı bekleyen cahil aydınlarımıza şunu sormak isterim: İngilizce neden bölük pörçük değil! Dünyanın her yerinde İngilizce ses ve kelime varlığı büyük oranda aynı. İngilizce sözlükler aynı... İngilizce dünyada Türkçe gibi ağız, lehçe, yerel, bölgesel gibi kelimelerin prangalarına vurulmuş mudur?" şeklinde konuştu.
02 Aralık 2025 Salı - 11:53
Diyarbakır’da Dünya Engelliler Günü etkinlikleri
Diyarbakır İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından 3 Aralık Dünya Engelliler Günü kapsamında "Farklıyız, Harikayız, Engel Tanımayız" etkinliği gerçekleştirildi. Koşuyolu Parkında bulunan Özel Çocuk Yaşam Merkezinde düzenlenen programa; İl Milli Eğitim Müdürü Salih Sadoğlu, il ve ilçe yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve aileler katıldı. Etkinlik kapsamında özel gereksinimli öğrenciler için hazırlanan 15 farklı atölyede hem eğitici hem eğlenceli faaliyetler yürütüldü. Öğrencilerin keyifli vakit geçirdiği etkinliklerde, toplumsal farkındalık ve dayanışma kültürünün güçlendirilmesi amaçlandı. Program, öğrencilerin katıldığı atölyeler, ailelerin destekleyici etkinliklere dahil olması ve farkındalık çalışmalarının gerçekleştirilmesiyle tamamlandı.
02 Aralık 2025 Salı - 11:51
Başiskele’de kadınlar geleneksel sanatları öğreniyor
Başiskele Belediyesi Meslek Edindirme ve Hobi Kursları (BAŞ-MEK) bünyesinde açılan atölyede kadınlar, geleneksel el sanatlarından çini ve seramik eğitimi alıyor. Başiskele Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü ile İlçe Halk Eğitim Merkezi işbirliğinde Mahmutpaşa Mahallesi’ndeki kurs merkezinde düzenlenen eğitimler, vatandaşlardan ilgi görüyor. Uzman eğitmenler gözetiminde gerçekleştirilen atölye çalışmalarına katılan kursiyerler, çini ve seramik sanatının temel tekniklerini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buluyor. Eğitimlerde şekillendirme, boyama, motif çizimi ve sırlama gibi aşamaları tecrübe eden kadınlar, geleneksel motiflerin yanı sıra kendi özgün tasarımlarını da oluşturuyor. Kurslar sayesinde el becerilerini geliştiren kursiyerler, hem sosyalleşme imkanı buluyor hem de mesleki gelişim sağlayarak üretime katılıyor.
02 Aralık 2025 Salı - 11:19
Aydın’ın ‘Beybaba’sının mezarı 105 yıl sonra açığa çıktı
Aydın’da halk arasında ‘Beybaba’ olarak tanınan ‘Kerimi’ mahlaslı Mustafa Asım Efendi’nin mezarı, ölümünden 105 yıl sonra ortaya çıkarıldı. Aydın’da uzun yıllardır mezarının yeri tam olarak bilinmeyen ve halk arasında "Beybaba" olarak tanınan Mustafa Asım Efendi’nin mezarı, yapılan araştırmalar sonucu gün yüzüne çıktı. 1851’de İstanbul’da doğan Kerimi, Osmanlı döneminde üst düzey memur olarak görev yaptı ve yaşamının son 20 yılını Aydın’da geçirdi. Aynı zamanda şair olarak da tanınan Kerimi, çok sayıda da divan eseri bırakmıştı. Yunan işgali sırasında Aydın’daki konağı yakılan ve birçok eseri kaybolan Kerimi’nin bugüne kadar 180’e yakın eseri toplandı. Bu zamana kadar birçok araştırmacı yazarın yaptığı araştırma ve yazılarında Kerimi’nin şairliği ve eserlerine yönelik çalışmalar yaptığı bilinirken, yıllardır mezarının yerine yönelik detaylı bir çalışma yapılmadı. Bugüne kadar elde edilen bilgilere göre Kerimi’nin mezarının, yaşadığı evin bahçesindeki bir incir ağacının altında olduğu söylenirken, tam anlamında tespit çalışmaları ve evin konumu bilinmiyordu. Araştırmacı Yazar Selman Giritoğlu ve Tarihçi Dr. Hilmi Anaç, yollarının kesişmesinin ardından yaptıkları araştırmalar sonrasında Mustafa Asım Efendi’nin (Kerimi) evinin konumunu tespit ederek mezarını 105 yıl sonra ortaya çıkardı. Kerimi’nin 3. kuşaktan torununa ulaşılan Anaç ve Giritoğlu, Aydın’ın Beybabası olarak tanınan Asım Kerimi’nin mezarının tescillenmesini istiyor. "Kendi köklerimi ararken böyle bir yolculuğum başladı " Asım Kerimi’ye kadar uzanan yolculuğunu anlatan araştırmacı yazar Selman Giritoğlu; "Kendi ailemin seceresini araştırıyordum ve Denizli’deki büyük dedemizin mezarını bulduktan sonra da en büyük dedemizin kim olduğunu öğrendik. Dedemi araştırırken de tevafuk olarak Asım Kerimi Baba’yı öğrendik. Benim büyük dedemin adının da Asım Baba olduğunu öğrenince merak ettim. Büyük dedem Asım Baba 1900 yılında doğmuş, Asım Kerimi Baba da 1900 yıllarına kadar hem Denizli’de ikamet etmiş hem de hem de memuriyetini burada devam ettiriyor. Bunun üzerine ben de Asım Kerimi Baba’yı araştırmaya başladım ve mezarının Aydın’da olduğunu öğrendim. Ama mezarın da nerede olduğu tam bilinmiyor. Sadece bir evinin bahçesinde olduğundan bahsediliyordu. Aydın’da da benim tanıdığım yoktu. Bunun üzerine sosyal medyanın gücünü kullandım ve araştırırken Hilmi Hocam ile karşılaştım. Daha sonra irtibata geçerek durumu anlattım kendisine. O da sağ olsun ilgilendi ve yaptığı araştırmalar sonucunda mezarın yerini tespit etti. Aydın’ın sevilen isimlerinden olan Dr. Bedri Noyan da zamanında Asım Kerimi’nin hayatını araştırmış, birçok eserini bir araya getirmiş. Asım Kerimi’nin 180’e yakın divanı oluşturuldu. Ben de bu eserleri bir araya getirebilmek, birkaç elle tutulur belgeyi bulmak için Aydın’a geldim. Hilmi Hocamızın desteğiyle aile büyükleri ile irtibat kurduk. Kerimi babanın 3. kuşaktan torunu Nusret Özkan Anıl Amca’ya ulaştık. Onunla görüştük ve mezarı yerinde gördük. Asım Kerimi’nin vefatında Aydın, Yunan işgali altındaymış. 1920’de vefat etmiş. O dönemde buralar tam bir karmaşa içerisindeymiş ve evinin bahçesinin de müsait olması sonucunda oraya defnetmişler. Bizler de bu mirası kendimize misyon edindik. Resmi kaynaklara göre şu an orada bir mezar yok. Amacımız da Asım Kerimi Baba’nın mezarının tescillenmesi. Aydın’da da çok bilinmiyor Asım Kerimi. Bu zat Aydın’da yaşamış ve birçok kişiye yardımcı olmuş. Aydın’ın kültürünü yaşatmak için de çok yardımcı olan bir kişi. O dönemde de Aydın’da ‘Beybaba’ olarak sevilen kanaat önderi bir kişiymiş Mustafa Asım Efendi. ‘Kerimi’ ise onun mahlası. İstanbul’da 1851 yılında doğmuş ve çok genç yaşta memurluğa atanmış. Sırasıyla bir çok ilde görev yapmış. Denizli’de görev yaptığı esnada Denizli’nin önde gelen ailelerinden olan Saraçzade’lerin kızı Fitnat Hanımla evlenerek hayatını kuruyor. Son görev yeri Aydın’da da ömrünün son 20 yılını tamamlıyor. Kendi köklerimi ararken böyle bir yolculuğum başladı ve çok anlamlı bir amaca hizmet edeceğimizi düşünüyorum. Aydın’ın Beybabası’nın mezarının tescillenmesini istiyoruz" dedi. "Bizi defineci zannettiler" Mezarın bulunmasına yönelik yaptığı araştırma sürecinden bahseden Tarihçi Dr. Hilmi Anaç ise "Aydın üzerine çalışırken Selman Bey ile yollarımız kesişti ve durumu anlattı. Daha önce de Asım Kerimi’yi sormuşlardı bana fakat saha araştırması yapmamıştım. Selman Bey’in de anlatması üzerine saha araştırmasına başladım. Mahallenin kanaat önderi isimlerle görüştüm, büyüklerimizle görüştüm. Hatta ilk başlarda bizi defineci zannettiler. Ulaştığımız yaşlı bir amcamız ile konuştuk. O da mezarın bahçedeki incir ağacının altında olduğunu söyledi. Oraya gidince biz şok olduk. İki tane mezarın, yan yana ve incir ağacının altında olduğunu görünce ve eldeki verilerle de uyuşunca tespit etmiş olduk. Daha sonra Selman Bey ile irtibata geçtim. Bir ev buldum ve anlatılanlara uyuyor, gel dedim. Hocam gelene kadar ben de daha detaylı araştırdım ve Asım Kerimi Baba hakkında devasa bir geçmiş ile karşılaştım. Çünkü Aydın’da çok sevilen bir adammış. Daha detaylı araştırmalar yaparken Sicill-i Osmanî Zeyli’de kaydını buldum. Burada Osmanlı’daki memurların biyografileri bulunur. Bir baktık ki, karşımızda İstanbul beyefendisi, Fransızca bilen ve doğu-batı dillerine hakim bir insan. Böyle bir insanın Aydın’a gelip, Aydın’da tutulması bence çok önemli. Ben tabi çalışmalarıma devam ettim. Daha sonra teyit etmek amacıyla devlet yıllıklarına baktım ve 1910 yılında Devlet Salnâmesi’nde ismini buldum. Telgraf ve Posta Müdürü Mustafa Asım Efendi diye ismi Aydın Sancağı’nda geçiyor, memur listesinde. Araştırdığımda Mustafa Asım Efendi’nin ismi devlet yıllıklarında geçiyor. 1895’ten 1910 yıllarına kadar Aydın’da faal, tanınan sevilen birisiymiş. Sonra araştırmalara devam ettim. Kemal Özkaynak’ın Aydın Şairleri ve Müellifleri kitabı ile karşılaştım. Burada Asım Kerimi Baba ile ilgili bilgi var mı diye baktım ve ciddi bilgilere ulaştım. 1944 yılında basılan bu kitapta da biyografi bilgileri vardı. Benim ulaştığım bilgilerle de örtüşüyordu" dedi. "Tescillenmezse mezarın izleri sonsuza kadar yok olur" Mustafa Asım Efendi’nin Aydın’da şair olarak da olgun dönemlerini geçirdiğini ifade eden Dr. Anaç; "En güzel divanlarını Aydın’da yazıyor. Ama bu divanlarının Büyük Aydın Yangını’nda yandığı kaynaklara geçiyor. Asım Baba’nın Aydın’da çok sevildiğini, kendisinin Beybaba olarak tanındığını öğrendik. Yani taşradaki halkın, O’nu bir abi, bir kanaat önderi gibi sevip saydığını da öğrenmiş olduk. Bahsettiğimiz zat, Aydın’ın Beybabası. O kadar sevilen bir insan. Bu arada Selman Bey ile evi kontrol ettiğimizde aileye de ulaştık. Üçüncü kuşaktan torunu Nusret Beyefendi’ye de ulaştık, görüştük. Bu mezarın tescil edilmesi gerektiğini kendisine de söyledik. Çünkü bu mezar tescil edilmez ise yarın bir gün buraya bir beton dökülür, yol geçer ve bu mezarın izleri sonsuza kadar yok olur. Selman Bey ile birlikte yaptığımız bu araştırmalar neticesinde Asım Kerimi Baba’nın mezarını 105 yıl sonra net olarak ortaya çıkarmış olduk ve tescillenmesini istiyoruz" dedi.
02 Aralık 2025 Salı - 11:04
Ladik Akpınar Köy Enstitüsü Kütüphanesi’nin 10 bin kitaplık mirası bilim dünyasına kazandırıldı
Ladik Akpınar Köy Enstitüsü Kütüphanesi’nde yer alan yaklaşık 10 bin eser, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) tarafından desteklenen proje kapsamında bilimsel yöntemlerle incelenerek literatüre kazandırıldı. Proje, hem kapsamlı bir akademik kitap ortaya çıkardı hem de binlerce eserin araştırmacılara dijital erişime açılmasını sağladı. OMÜ tarafından desteklenen "Kültürel Miras Değerinde Olan Ladik Akpınar Köy Enstitüsü Kütüphanesinin Sosyal Bilimler Literatürüne ve Samsun’a Kazandırılması" başlıklı proje başarıyla tamamlanmış ve iki önemli çıktı kamuoyuyla paylaşıldı. Proje, OMÜ Bölgesel Kalkınma ve Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Ladik Akpınar Fen Lisesi Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütüldü. Projenin yürütücülüğünü Dr. Öğr. Üyesi Cuma Yıldırım üstlenmiş; Prof. Dr. Nuray Ertürk Keskin, Prof. Dr. Ahmet Mutlu, Doç. Dr. İlyas Sucu, Doç. Dr. Aslı Yönten Balaban ve Doç. Dr. Hakkı Göker Önen araştırmacı olarak görev aldı. Kataloglama çalışmalarına OMÜ Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığından Nagehan Sarıoğlu uzmanlık desteği vermiş; araştırma Ladik Akpınar Fen Lisesi’nde yürütüldü. Eser, Köy Enstitüleri’nin düşünsel mirasını günümüze taşıyan nitelikli bir kaynak Proje kapsamında Samsun Ladik Akpınar Köy Enstitüsü Kütüphanesi’nde yer alan yaklaşık 10 bin eser bilimsel yöntemlerle incelenmiş ve bu çalışma sonucunda kapsamlı bir akademik eser kitap olarak yayımlandı. Kitap, Akpınar Kütüphanesi’nin raflarından yola çıkarak Cumhuriyet’in bilgiyle kurduğu ilişkiyi, köy enstitülerinin eğitim vizyonunu ve bu vizyonun tarım, çevre, sanat, sosyoloji, siyaset bilimi, kalkınma ve modernleşme gibi alanlara uzanan çok katmanlı etkilerini ele alıyor. Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanan bu eser, köy enstitülerinin düşünsel mirasını günümüze taşıyan nitelikli bir kaynak niteliği taşıyor. 9 bin 479 eser, araştırmacıların kullanımına sunulmak üzere erişime açıldı. Projenin ikinci çıktısı olarak kütüphane koleksiyonunun ayrıntılı biçimde kataloglanması tamamlanmış ve toplam 9 bin 479 eser, araştırmacıların kullanımına sunulmak üzere Ladik Akpınar Fen Lisesi’nin web sayfası üzerinden erişime açıldı. Bu proje ile köy enstitülerinin bilgi birikiminin görünür kılınması, Samsun’un kültürel mirasına katkı sunulması ve sosyal bilimler alanında yeni araştırmalara ilham verilmesi amaçlanıyor.
02 Aralık 2025 Salı - 10:53
"Hançer Havası"na yoğun ilgi
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu "Hançer Havası" oyunu ilk gününde yoğun ilgi gördü. Mafyatik Komedi türündeki "Hançer Havası"nın yönetmeni Yakup Çağlayan oyunla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Erzurumlu delikanlı Hançer İsmail, gençliğinde uğradığı haksızlıkların gölgesinde raconuyla nam salmış bir kabadayıya dönüşür. Ta ki yıllar sonra kapısına, onu hiç tanımadan büyüyen oğlu Kıtlama Ali çıkana kadar! Bir mektubun açtığı kapı, baba-oğul kavuşmasını beklenenin çok ötesine taşır, mafya hesaplaşmaları, yanlış intikam planları ve tamamen Ali’nin saflığından doğan birbirinden komik hatalar mafyanın hesaplarını karıştırır" dedi. İsmail Hocaoğlu’nun yazdığı ve trajedinin içinden fışkıran mizahıyla, sertlikten doğan komedisiyle ve şaşırtıcı finaliyle izleyiciyi hem güldüren hem de "Bu da mı olacaktı?" dedirten bir tiyatro şöleni sunan "Hançer Havası", İbrahim Erkal Dadaş Kültür Ve Sanat Merkezi’nde sergilendiği ilk gününde seyircinin yoğun ilgisi karşılaştı, koltuklar tamamen doldu. Yakup Çağlayan, Emrah Çılgı, Yıldız Yiğit Kuzey, Sencer Torun, Yakup Abdullahoğlu Ferhan Önal ve Selçuk Ağırman’ın oynadığı oyunun müziklerini Orhan Pullu, Memet Aksakallı, Burak Maral ve Aydın Sırma yaptı. Oyunun reji asistanları: Sudenaz Aytekin, Ayçelen Özcan, dekorda Sinan Candan ve Evren Örs, koreografi/kostüm tasarımda Ferhan Önal, sahne aAmiri: Fatih Tekin, ışıkta Yusufcan Korkmaz, teknikte Rahmi Çubukçu ve Yavuz Sürmeli görev alırken, Genel Sanat Yönetmenliğini Emrah Çılgı yaptı. İbrahim Erkal Dadaş Kültür Ve Sanat Merkezi’nde sahneye konulan "Hançer Havası" sezon sonuna kadar her hafta Pazartesi ve Salı günleri tiyatro severlerle b uluşacak.
02 Aralık 2025 Salı - 10:37
Kocagöz: "Antalya’nın kültürünü, edebiyatını, hafızasını ve yarınlarını birlikte inşa edeceğiz"
Kepez Belediyesi ev sahipliğinde Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde düzenlenen "Akdeniz Kültür ve Edebiyat Başkenti Kepez Çalıştayı", Antalya’nın kültür ve edebiyat yolculuğuna yön verecek kapsamlı bir vizyon ortaya koydu. Antalya Vali Yardımcısı Tahsin Aksu, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ve gazeteci–TV programcısı Cem Seymen’in katılımıyla gerçekleştirilen çalıştay; yazarlar, akademisyenler, araştırmacılar ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Antalya’yı Akdeniz’in kültür ve edebiyat üssü hâline getirmeyi amaçlayan çalıştayda, UNESCO Dünya Kitap Başkenti hedefi doğrultusunda uygulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir politikalar belirlendi. Kültür ve edebiyat başlıkları; Gençlik, Yapay Zekâ ve Dijital Okuryazarlık, Süreç ve Organizasyon, Sponsorluk ve Tanıtım, Kent Belleği ve Antalya Koleksiyonu ile Veri ve İstatistik olmak üzere altı tematik masada detaylı biçimde ele alındı. Çalıştayda çıkan önerilerle Kepez Belediyesi; okuma kültürünü bilimsel yöntemlerle ölçen, veri temelli, herkesi kapsayıcı ve UNESCO kriterleriyle uyumlu bir kültür modeli inşa etmeye hazırlanıyor. Bu doğrultuda gençlerin, engelli ve dezavantajlı bireylerin sürece katılımını artıran projeler, dijitalleşme odaklı uygulamalar ve kent belleğini görünür kılan çalışmalar ön plana çıktı. "Antalya’nın kültür yolculuğu Kepez’den başlıyor" Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Antalya’nın kültürel hafızasını güçlendiren bu çalıştayın şehrin geleceğine ışık tuttuğunu belirterek, "Antalya’nın kültürünü, edebiyatını, hafızasını ve yarınlarını birlikte inşa edeceğiz. Kitabın ‘fuarlaşmasının’ önüne geçerek etkinlikleri tüm yıla yaymak ve şehri kültürel bir üretim merkezi hâline getirmek öncelikli hedeflerimiz arasında" dedi. Başkan Kocagöz, çalıştayın vizyonunu "Antalya’yı UNESCO Dünya Kitap Başkenti yapmak istiyoruz. Bir şehir okuyorsa değişir, düşünüyorsa büyür, üretiyorsa dünyaya açılır" sözleriyle özetledi. Çalıştaydan çıkan fikirlerin kayıt altına alınmakla kalmayacağını, uygulamaya geçirilip ölçüleceğini de vurguladı. Altı tematik masada ortak hedef: güçlü kültür politikası Çalıştayda yer alan altı masa; sponsorluktan gençliğe, yapay zekâdan kent belleğine kadar pek çok alanda detaylı öneriler sundu. Dijital kütüphanelerden yazarlık atölyelerine, antika ve sahaf pazarlarından okuma kültürü endeksine kadar birçok yenilikçi proje gündeme taşındı. Kepez Belediyesi, çalıştay sonuç raporuyla birlikte Antalya’yı "okuyan, düşünen, üreten şehir" kimliğiyle UNESCO sürecine hazırlayacak güçlü bir kültür politikası ortaya koymayı hedefliyor.
02 Aralık 2025 Salı - 10:33
Tunceli’de 621 yıllık tarihi cami ve denge sütunları görselliğiyle göz kamaştırıyor
Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde 1404 yılında yapılan Selçuklu eseri Yelmaniye Camii ve denge sütunları, sanatsal motifleriyle dikkat çekiyor. Çemişgezek ilçesi Tepebaşı Mahallesi’nde bulunan ve Timur döneminde Emir Taceddin Yelman Bin Keykubat tarafından 1404 yılında yaptırılan tarihi cami, giriş kapısının her iki yanında bulunan denge sütunlarıyla görenlerin ilgisini çekiyor. 621 yıldır ayakta kalan Yelmaniye Camisi’nin en ayrıcalıklı özelliği, giriş kapısının her iki tarafında bulunan denge sütunları. Bu sütunlar, caminin statik dengesini ve geçirdiği depremlerde herhangi bir hasar alıp almadığını gösteriyor. Yaşanan bir afet sonrasında sütunlar dönmezse, caminin temelinde veya dengesinde bir bozukluk olduğu anlaşılıyor. Halen ibadete açık olan tarihi cami, bölgeye gelen yerli ve yabancı turistlerin de uğrak noktaları arasında yer alıyor. Cami hakkında bilgiler aktaran yöre sakinlerinden İbrahim Köse, "Bu cami aslında bir medresenin mescididir. Miladi takvime göre 1404 yılında dönemin Çemişgezek Beyi Emir Taceddin Yelman Bin Keykubat tarafından yapılmış. Bu caminin en büyük özelliklerinden biri sekizgen sütunlara sahip olmasıdır. Kapının her iki yanındaki bu sekizgen sütunlar, yapının depreme olan mukavemetini anlayabilmek için yapılmış. Herhangi bir göçük veya çökme oluştuğunda varlık sebebini gösteriyor. Bu sütunlar kendi ekseni etrafında dönebilme özelliğine sahip. Cami günümüzde hala ibadete açıktır ve Çemişgezek ilçemizin çok kıymetli eserlerinden biridir. Osmanlı ve Selçuklu mimarisini yansıtmaktadır. Cami girişinde bulunan her iki sütun da çok güzel bir işçilikle yapılmış. Üzerindeki işlemeler taşa adeta bir ruh katmış. Depremin oluşturabileceği herhangi bir yapısal bozukluğu anlayabilmek için kendi ekseni etrafında dönebilen sütunlardır. Bu sütunların en önemli özelliklerinden biri de, Türkiye’de bu örneklerin çok nadir bulunmasıdır. Türkiye’deki birçok camide bu sütunlar yoktur. Tunceli’nin Çemişgezek gibi küçük bir ilçesinde bulunması buraya büyük bir önem katıyor"
02 Aralık 2025 Salı - 10:33
Üç asırlık kayıp sancak hurda çuvallarının içinden çıktı
Denizli’nin Acıpayam ilçesinde, Hacı Ömer Ağa Camisinin restorasyonu sırasında bulunup 2015 yılında kaybolan 300 yıllık Yazır Sancağı, belediyeye ait kademe binasında hurda araç plakaları aranırken çuvalların içinde bulundu. Denizli’nin Acıpayam ilçesinde 2010 yılında Hacı Ömer Ağa Camisi’nin restorasyonu sırasında ortaya çıkarılan Yazır Sancağı, yıllar önce kaybolmasının ardından yeniden bulundu. Cami duvarına gizlenmiş halde atlas kumaş bulundu. Yapılan bilirkişi incelemesinin ardından yeşil atlas kumaş üzerine el işlemesi kılıç motifi ve Arapça "La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah" yazısı bulunduğu, Yazır Türklerine ait olduğu ve 300 yıllık olduğu tespit edilmişti. Bulunan sancak, Acıpayam Kütüphanesi’nde saklanmaya alınmıştı. Sancak belediyeye alınmış ve kaybolmuştu İddiaya göre, sancak ve beraberindeki flamalar bir süre kütüphanede muhafaza edildikten sonra, dönemin Acıpayam Belediye Başkanı Hulusi Şevkan’ın talebi üzerine belediyeye götürüldü. Burada saklandığı belirtilen sancak bir süre sonra kayboldu. Şevkan’ın aramalara rağmen bulunamadığını söylemesi üzerine Yazır Mahallesi sakinleri konuyu mahkemeye taşıdı ancak dava takipsizlikle sonuçlandı. Hurda araç plakaları aranırken ortaya çıktı Kaybolduğu düşünülen tarihi sancak, Akalan Mahallesi’ndeki kademe binasında, ilçede hurdaya ayrılmış araçların plakaları aranırken eski çuvallar ve kolilerin içinde bulundu. Sancağın muhafaza edildiği ancak zaman içinde deforme olduğu görüldü. Tarihi sancağın müze müdürlüğüne teslim edeceklerini söyleyen Acıpayam Belediye Başkanı Levent Yıldırım, "Kademe binamızda temizlik yaparken bulduk. Eski belde belediyelerinden kalan ve hurdaya ayrılan araçların plakalarını arıyorduk. Kolilerin ve çuvalların içinde ortaya çıktı. Hep mi oradaydı yoksa sonradan mı konuldu bilmiyoruz. Biz onu aramıyorduk ama bulmak bize nasip oldu. Bulduğumuzda deforme olmuştu. Tutanak tuttuk, müze müdürlüğüne haber verdik. Teslim almalarını bekliyoruz" dedi. Bulunan sancağın, müze yetkililerine teslim edilerek koruma altına alınacağı bildirildi.
02 Aralık 2025 Salı - 10:29
"Yapıdan Çizgiye" başlıklı çevrim içi sergi yayında
Düzce Üniversitesi Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Resim Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Örs’e ait "Yapıdan Çizgiye" başlıklı çevrim içi kişisel sergi, Düzce Üniversitesi web sanat galerisinde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. "Çağdaş Mimaride Yapısal İzlenimlerle Çizginin Peşinde" temalı sergi, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Örs’ ün son dönem fotoğraf üzerine müdahalelerinden oluşan 15 özgün çalışmasını içeriyor. İnsan üretimi olan yapılar, doğanın insan üzerinde bıraktığı etkilerden çok daha farklı etkilere sahiptir. Üretime odaklanmış bir sanatçının gözü; insan yapımının formlarındaki etkilenimleri keşfederken, insanın var olma macerası gibi total öykülere olduğu kadar, mekanların kendi öyküleri gibi lokal bilgilere de odaklanmaktadır. Bunu Mehmet Örs’ün Yapıdan Çizgiye başlığı altında toplanan eserlerinde açıkça görmek mümkündür. Örs’ün, yapıların varlık gösterdiği formlar aracılığıyla yaşamın izlerini çizgiler aracılığıyla takip ettiği çalışmaları "Yapıdan Çizgiye" adlı sergide izleyiciyle buluşuyor. "Yapıdan Çizgiye", başlıklı kişisel sergi, 12 Aralık 2025 tarihine kadar https://sanalsergi.duzce.edu.tr/ internet adresi üzerinden ziyaretçilere açık olacak.
02 Aralık 2025 Salı - 10:27
Çocuklar geleceğin robotik hayvanlarını resimledi
Eskişehir Özel Ümit Hastaneleri tarafından her yıl düzenlenen resim yarışmasının 13’üncüsünde bu yıl ’Geleceğin Robotik Hayvan Dostları’ konulu eserler yarıştı. Resim yarışmasında dereceye girenler Özel Ümit Batıkent Hastanesi’nde gerçekleşen törenle ödüllerini aldı. Yarışmacı öğrenciler, öğretmenler ve veliler törene katılım sağladı katıldı. Program, Halkla İlişkiler Müdürü Gülay Özler’in açılış konuşması ile başladı. "Pırıl pırıl çocuklarımızdan harika eserler aldık" Yarışmaya katılan çocuklara teşekkür eden Özler, "Adı yarışma olsa da çocuklarımızı yarıştırmayı değil, onları geliştirmeyi ve onları sosyalleştirmeyi amaçlıyoruz. Pırıl pırıl çocuklarımızdan harika eserler aldık. Tüm çocuklarımızı kutluyorum" dedi. "Resimler yeni yıl takvimini süsleyecek" Hastanenin Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hakan Bozoğlu ise, "Bugün dereceye giren öğrencilerimizi tebrik ediyoruz ama şunu unutmadan söylemek istiyorum: Burada bulunan her öğrencimiz bu yarışmanın gerçek kazananıdır. Çünkü bir hayali kâğıda dökebilmek, bir fikri cesaretle paylaşabilmek her şeyin başlangıcıdır. Hem öğrencilerimize hem de organizasyonda emeği geçen tüm öğretmenlere, jüriye ve velilere teşekkür ediyorum. Bilimle, sanatla ve hayallerinizle dolu bir gelecek diliyorum" diye konuştu. Öğrencilere birbirinden güzel ödüller Yarışmada 1’inci Nil Candemir, 2’nci Nurseli Emirler, 3’üncü Elif Ada Özcan oldu. Mansiyon ödüllerinin sahipleri ise İnci Kasap, Öykü Yerlikaya ve Duru Özkardeş oldu. Törende 1’inciye tablet, 2’nciye akıllı saat, 3’üncüye ise fotoğraf makinesi hediye edildi. Mansiyon 4’üncü, 5’inci ve 6’ncı yarışmacılara ise 2 bin 500 TL değerinde alışveriş çeki verildi. Yarışmaya katılan ve sergilenmeye değer görülen tüm eserlerin 2 hafta boyunca hastanede sergilenmeye devam edeceği belirtildi. Bu resimlerin aynı zamanda Özel Ümit Hastaneleri’nin yeni yıl takviminde de yer alacağı ifade edildi.
02 Aralık 2025 Salı - 10:04
Meslek lisesi ‘Köklerden Geleceğe Öğretmen’i anlattı
Ergun Abalıoğlu Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, sahnelediği "Köklerden Geleceğe Öğretmen" adlı eseriyle beğeni topladı. Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında TÜBİTAK 4006 A Projesi, Stem Etiketli Okul Projesi, E Twinning Okulu, Erasmus Projesi gibi birçok başarılı çalışmada adını daha sık duyurmaya başlayan Necla-Ergun Abalıoğlu Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Eylül ayında elde ettiği Dünya Şampiyonluğu ile kamuoyunun dikkatini çekmişti. Güney Kore’de yapılan Dünya Genç Kızlar Dart Şampiyonasında Dünya Şampiyonu olan 15 yaşındaki 10. Sınıf öğrencisi Ayşegül Karagöz’le yeni eğitim öğretim yılına büyük bir başarı haberiyle başlayan okul, 10 Kasım’da öğretmen ve öğrencilerin katkılarıyla gerçekleştirdikleri Sembolik Anıtkabir’le çok farklı bir yaparak yaşayarak öğrenme örneğini paylaşmıştı. Necla-Ergun Abalıoğlu Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son olarak Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü himayesinde Nihat Zeybekçi Kongre ve Kültür Merkezi Özay Gönlüm Salonunda düzenlenen Öğretmenler Günü İl Kutlama Programında muhteşem bir gösteriyle ses getirdi. Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğünde görevli Meltem Aydoğmuş’un metnini hazırladığı "Köklerden Geleceğe Öğretmen" adlı eser, okulun Türk Dili ve Edebiyatı ve Müzik zümrelerinin yoğun gayretleriyle sahnelendi. Türk Dili Edebiyatı öğretmeni Gülistan Turhan Özdemir ve öğretmen arkadaşlarının destekleriyle hazırlıkları tamamlanan oyunda Okul Müdürü Şahin Taşkın ile birlikte Edebiyat Öğretmenleri Selçuk Karan, Ayşe Komşal, Elif Şentürk, Gamze Çalışkan aktif rol aldılar. Müzik öğretmenleri Ümit Öztürk ve Kerem Keleş enstrumanlarıyla oyuna eşlik ettiler. Okulun 70 kişilik korosunu ise Müzik Öğretmeni Hatice Fulya Donat yönetti. Birçok öğrencinin aktif rol aldığı oyunun görsellerini okulun Bilişim teknolojileri Alanı öğretmeni Kenan İpek hazırladı. Sahnede Selçuk Karan bir öğretmeni canlandırırken, Ayşe Komşal görevde tecrübeli bir öğretmeni Elif Şentürk ise onun yıllarca önce görev yaptığı okulda öğrencisi olan ve yıllar sonra yeni atandığı okulda karşılaştığı Elif öğretmeni dile getirdi. Gerçek hayatta Ayşe Komşal’ın yıllar önce Elif Şentürk’ün gerçekten öğretmeni olması oyundaki duygusallığı daha da artırdı. Oyunda bir öğrencisiyle "Yeşil Vatan" Temasını işleyen bir sahnede rol alan Okul Müdürü Şahin Taşkın, baba rolünde sahne aldı. Salondaki 1500 e yakın seyircinin alkışlarıyla sahneye çıkan Şahin Taşkın oğlu rolündeki öğrencisiyle sahnede birlikte çam ağacı diktiler. Köklerden geleceğe mesajını baba oğul birlikte verdiler. Oyunda zilsiz eğitim, köklerden geleceğe öğretmen, şehit öğretmenler, hatıran yeter, yeşil vatan gibi birçok mesaj farklı şekillerde dile getirirken sahnedeki performans seyirciler tarafından bol bol alkışlarla karşılık gördü. 1961 yılında Denizli Ticaret Lisesi olarak eğitim öğretime başlayan okul 2018 yılından itibaren yeni binasında Denizli Necla-Ergun Abalıoğlu Ticaret Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak eğitim öğretime devam ediyor. Adeta Köklerden Geleceğe eğitim öğretim hayatını sürdüren Denizli’nin lider meslek liselerinden biri olan okul "Hayata Bizimle Hazırlanın" vizyonuyla sadece akademik ve mesleki alanda değil müzik, spor, edebiyat, görsel sanatlar gibi hayatın birçok alanında öğrencilerini yetiştirmeye devam ediyor. Okul Müdürü Şahin Taşkın; yapılan bu çalışmaların önemiyle ilgili görüşlerini şu sözlerle belirterek; "Öğrencilerimizin, okulumuzun adının ilk harfleri olan NEA harflerini içerdiği şekilde Nitelikli, Erdemli ve Atılgan bir kişiliğe sahip olmalarını arzu ediyoruz. Ekip çalışmasına uyumlu, doğru öz güven sahibi, etkin iletişim kurabilen, zamanı doğru kullanıp yönetebilen, dürüst, güvenilir, sorumluluk sahibi gençler olmaları doğrultusunda çalışmalarımızı şekillendiriyoruz. Yaptığımız çalışmaların, öğrencilerimizin devamsızlıklarının azalmasına, doğru öz güven sahibi olmalarına, daha çok sorumluluk almalarına, akran zorbalığının gittikçe dostluğa dönüşmesine ve yaptığı çalışmalardan zevk alan ve gurur duyan bir kitlenin oluşmasına ciddi katkıları bulunmaktadır. Ülkemizde üretim sektörü kadar hizmet sektöründe de kalifiye eleman ihtiyacımız artarak devam etmektedir. Hizmet sektöründe kalitenin artması ülkemizin medeniyet seviyesini yukarıya taşıyacak bir unsurdur. Özellikle Ticaret, Turizm, Pazarlama, Büro Hizmetleri, Ulaştırma, Sigortacılık, Bankacılık gibi sektörlerde en çok karşılaştığımız sorunlardan birisi müşteri memnuniyetinin sadece sözde kalmasıdır. Bu kapsamda hizmet sektörüne kalifiye eleman yetiştiren bizim gibi okullarımızın hayata kattıkları değer zamanla anlaşılacaktır. Soru çözmeye değil sorun çözmeye odaklı meslek lisesi mezunu bireyler hayatımızda ne kadar yer bulurlarsa hayatımız o derece daha mutluluk ve huzura kavuşacaktır. Öğrencilerimizi sadece mesleki ve akademik alanlarda değil sporla, sanatla, edebiyatla sosyal ve kültürel yönden fark oluşturan bireyler olması için var gücümüzle çalışmaya sürdüreceğiz. Meslek liselerinin üzerinde var olduğu iddia edilen tüm algıları hep birlikte yok etmeye devam edeceğiz. İyi ki meslek liseliyiz" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder