KÜLTÜR SANAT
29 Ocak 2026 Perşembe - 11:33 Barış Manço, annesiyle bir dönem yaşadığı evin önünde anıldı Adana’nın Kozan ilçesinde, Barış Manço’nun annesi Rikkat Uyanık ile birlikte 3 yaşına kadar yaşadığı bilinen evin önünde düzenlenen etkinlikte, gençler usta sanatçıyı "Gülpembe" şarkısıyla andı. Barış Manço’nun vefatının 27. yıl dönümünde, Adana’nın Kozan ilçesinde Kozan Belediyesi Ebulfez Elçibey Kültür ve Sanat Merkezi kursiyerleri birlikte Barış Manço şarkıları ile anıldı. Tarihi Hamam Sokak’ta bulunan ve sanatçının annesi Rikkat Uyanık’ın yaşadığı, Barış Manço’nun da küçük yaşlarda bir süre kaldığı bilinen evin önünde düzenlenen etkinlikte usta sanatçının hafızalara kazınan Gülpembe eseri seslendirdi. Kültür ve Sanat Merkezi Müdürü Serhat Kaya, Barış Manço’yu ölüm yıl dönümünde Kozan’da anmak istediklerini belirterek, "Çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte, bir döneme damga vurmuş eserleri seslendirmek istedik. Barış Manço’nun annesinin evinin burada olduğunu biliyoruz. Kendisi de bir dönem burada yaşamış. Evrensel müzik anlayışıyla her kuşağa hitap eden bir sanatçı. Bu şekilde anmak istedik. Desteklerinden dolayı Belediye Başkanımız Mustafa Atlı’ya da teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Sanat Merkezi ritim öğretmeni Mustafa Güleç ise, "Barış Manço, Aşık Veysel ve Neşet Ertaş gibi toplumun her kesimine hitap eden çok değerli bir sanatçıydı. Annesinin yaşadığı bu binanın önünde onu anmak bizim için çok anlamlı" dedi. Öğrencilerinden Zeliha Buğlem Gültekin de, "Barış Manço’nun adının Kozan’la anılması çok güzel. Şarkılarını çok seviyoruz, onu saygıyla anıyoruz" derken Ada Zümra Kılavuz da"Onu çok seviyoruz, şarkılarıyla anıyoruz" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Fatma Nur Alptekin ise "Burada hatıralarının olması bizi çok mutlu ediyor" diye konuştu.
29 Ocak 2026 Perşembe - 11:03 Seçer: "Mersin’in değerlerini ortaya çıkarmak zorundayız" Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, bu yıl 6’ncısı düzenlenen ‘Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü’ törenine katıldı. 2026 yılı Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü, Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuarı Öğretim Üyesi Lily Tchumburidze’ye verildi. Ödülü, Başkan Seçer takdim etti. Mersin Kültür Merkezi Fuaye Alanında düzenlenen törende konuşan Başkan Seçer, Lily Tchumburidze’yi tebrik ederek, sanatçıların toplum üzerindeki dönüştürücü rolüne dikkat çekti. Seçer, "Herkes görevinde başarılı olabilir ama bu başarıyla birlikte insan olarak da sevgi ve saygı kazanmak kolay değildir. Herkes belediye başkanı, milletvekili hatta cumhurbaşkanı olabilir ama sanatçı olmak kolay değil" dedi. Laçin Akyol unutulmadı Başkan Seçer, geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren ve Tchumburidze’nin öğrencisi olan genç keman sanatçısı Laçin Akyol’u da anarak, "Onu elim bir kaza sonucu kaybettik. Sevgiyle ve saygıyla anıyoruz" ifadelerini kullandı. "Bu salonda Türkiye oturuyor" Mersin’in kozmopolit yapısının büyük bir zenginlik olduğunu vurgulayan Seçer, "Bu salonda Türkiye oturuyor. Mersin Anadolu gibi. Farklılıklar bizim zenginliğimizdir. Kentin belediye başkanı olarak gururla söylüyorum; Türkiye’de huzuru tahkim edeceksek, Türkiye’ye barış ve huzur getireceksek bunun başlatmanın yeri Mersin’dir" diye konuştu. "Mersin’in değerlerini açığa çıkarmalıyız" Kentteki potansiyelin görünür kılınması gerektiğini belirten Seçer, bu tür organizasyonların önemine işaret ederek, "Bu potansiyeli sadece Türkiye’nin değil, dünyanın önüne koymalıyız. Mersin’in değerlerini daha çok konuşmalı ve açığa çıkarmalıyız" dedi. Kültür ve tarih vurgusu Büyükşehir Belediyesinin kültür ve tarih alanında yürüttüğü çalışmalara da değinen Seçer, Mersin Bellek Ofisinin sözlü tarih çalışmalarının kent hafızası açısından çok kıymetli olduğunu ifade etti. MEDEKA ve TADEKA’nın kent yaşamına önemli katkılar sunduğunu belirten Seçer, bu yapıları demokrasinin güçlenmesi açısından önemsediklerini kaydetti. "Müzik insanı insan yapan en güçlü değerdir" Ödül sahibi Lily Tchumburidze ise konuşmasında, ödüle layık görülmekten büyük onur duyduğunu ifade ederek, "Mersin benim için sadece bir şehir değil; sanatla, gençlerle ve umutla bağ kurduğum özel bir yer. Yaklaşık 30 yıldır öğrencilerime sadece müziği değil, müziğin kalpten kalbe geçen duygusunu öğretmeye çalışıyorum. Çünkü müzik ve sanat insanı insan yapan en güçlü değerdir" şeklinde konuştu. Tchumburidze, merhum öğrencisi Laçin Akyol’u da sevgi ve özlemle andı. Tören ödül takdimiyle sona erdi Törende ayrıca Ödül Kurulu Dönem Sözcüsü Ayferi Tuğcu konuşma yaparken, Başak Keskin tarafından Şinasi Develi Mersin Kent Ödülü hakkında bilgi verildi. Tchumburidze’nin öğrencileri tarafından hazırlanan video gösteriminin ardından Başkan Seçer, ödülü ve Mersin Kadın Kooperatifi tarafından üretilen el emeği iğne oyasını Tchumburidze’ye takdim etti.
Kursiyerler çini sanatlarıyla mest ettiler
28 Eylül 2025 Pazar - 09:21 Kursiyerler çini sanatlarıyla mest ettiler Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığının yaygın kültürel eğitim planı kapsamında Altıeylül Halk Eğitimi Merkezi iş birliğiyle düzenlenen "Çini İşlemeciliği Kursu"nun sergisi açıldı. Somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve Geleneksel Türk El Sanatları Sanatçısı Hacer Çağlayan’ın öğrencilerinin eserlerinin yer aldığı sergide, kursiyerlerin el emeği göz nuru çalışmaları beğeniye sunuldu. Genç-yaşlı birçok kursiyerin yaptığı çini eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle incelendi. Eserler, ziyaretçilerden tam not aldı. Serginin açılışını Karesi Kaymakamı Metin Arslanbaş ve Balıkesir Vali Yardımcısı Dr. Mustafa İlhan ile katılımcılar yaptı. Sergiyi gezen protokol üyeleri yapılan çini sanatları hakkında kursiyerlerden bilgi aldı. Düzenlenen sergi ile ilgili bilgi veren Geleneksel Türk El Sanatları Sanatçısı Hacer Çağlayan, çini sanatının geçmişten gelen kültürü geleceğe taşımak açısından önemli bir değer olduğunu vurguladı. Çağlayan, "Burada Baba Nakkaş, Hatayiler, bahar dalları, bitkisel motifler, Selçuklu ve modern tasarımlar sergileniyor. Çini öğrenmek hem zor hem kolay. Eğer insan seviyorsa, fırçayla adım adım toprağın üzerine desen çizmek, onu sırlamak keyifli oluyor. Bir kere çiniye dokunan herkes bu sanattan kopamıyor. Çini aslında insan ruhunu yansıtan bir sanat. Mutluluğunu, huzurunu, bazen de mutsuzluğunu çini üzerinde görebiliyorsunuz" dedi. Kursiyerlerden Şükran Erkoyuncu ise hayatının dönüm noktasını bu kursla yakaladığını söyledi. İki çocuk annesi Erkoyuncu, Piri Reis’in 1513 tarihli haritasını çini üzerine işlediğini belirterek, "940 derecede fırınladık, sıraltı bir çalışma oldu. Haritayı çalışırken öğrendiğim bir detay beni çok etkiledi. Mustafa Kemal Atatürk, bu haritayı duyunca Ankara’ya getirtiyor ve bizzat inceliyor. Bu ayrıntı bana ilham verdi. Çalışmam yaklaşık bir buçuk ay sürdü" ifadelerini kullandı. Yaklaşık iki yıldır çini eğitimi aldığını belirten Şule Boncuk ise, Selçuklu çinilerinden esinlendiğini dile getirdi. Boncuk, "Kubadabad Sarayı’nın çinilerinde yer alan çeşitli hayvan figürlerini çalıştım. İki aşamalı bir süreçten geçiyor. Önce figürler hazırlanıp pişiriliyor, ardından turkuaz renkli sırla kaplanıp tekrar fırınlanıyor. Bu sanat insana büyük bir sakinlik veriyor. Hem dinlendiriyor hem de kültürel bir değer olarak yaşatılması gerekiyor" dedi.
Kursiyerlerin Çini sanat sergisi
28 Eylül 2025 Pazar - 09:17 Kursiyerlerin Çini sanat sergisi Balıkesir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığının yaygın kültürel eğitim planı kapsamında Altıeylül Halk Eğitimi Merkezi iş birliğiyle düzenlenen "Çini İşlemeciliği Kursu"nun sergisi açıldı. Somut olmayan kültürel miras taşıyıcısı ve Geleneksel Türk El Sanatları Sanatçısı Hacer Çağlayan’ın öğrencilerinin eserlerinin yer aldığı sergide, kursiyerlerin el emeği göz nuru çalışmaları beğeniye sunuldu. Genç-yaşlı birçok kursiyerin yaptığı çini eserleri, katılımcılar tarafından ilgiyle incelendi. Eserler, ziyaretçilerden tam not aldı. Serginin açılışını Karesi Kaymakamı Metin Arslanbaş ve Balıkesir Vali Yardımcısı Dr. Mustafa İlhan ile katılımcılar yaptı. Sergiyi gezen protokol üyeleri yapılan çini sanatlarının hakkında kursiyerlerden bilgi aldı. Düzenlenen sergi ile ilgili bilgi veren Geleneksel Türk El Sanatları Sanatçısı Hacer Çağlayan, çini sanatının geçmişten gelen kültürü geleceğe taşımak açısından önemli bir değer olduğunu vurguladı. Çağlayan, "Burada Baba Nakkaş, Hatayiler, bahar dalları, bitkisel motifler, Selçuklu ve modern tasarımlar sergileniyor. Çini öğrenmek hem zor hem kolay. Eğer insan seviyorsa, fırçayla adım adım toprağın üzerine desen çizmek, onu sırlamak keyifli oluyor. Bir kere çiniye dokunan herkes bu sanattan kopamıyor. Çini aslında insan ruhunu yansıtan bir sanat. Mutluluğunu, huzurunu, bazen de mutsuzluğunu çini üzerinde görebiliyorsunuz" dedi. Kursiyerlerden Şükran Erkoyuncu ise hayatının dönüm noktasını bu kursla yakaladığını söyledi. İki çocuk annesi Erkoyuncu, Piri Reis’in 1513 tarihli haritasını çini üzerine işlediğini belirterek, "940 derecede fırınladık, sıraltı bir çalışma oldu. Haritayı çalışırken öğrendiğim bir detay beni çok etkiledi. Mustafa Kemal Atatürk, bu haritayı duyunca Ankara’ya getirtiyor ve bizzat inceliyor. Bu ayrıntı bana ilham verdi. Çalışmam yaklaşık bir buçuk ay sürdü" ifadelerini kullandı. Yaklaşık iki yıldır çini eğitimi aldığını belirten Şule Boncuk ise, Selçuklu çinilerinden esinlendiğini dile getirdi. Boncuk, "Kubadabad Sarayı’nın çinilerinde yer alan çeşitli hayvan figürlerini çalıştım. İki aşamalı bir süreçten geçiyor. Önce figürler hazırlanıp pişiriliyor, ardından turkuaz renkli sırla kaplanıp tekrar fırınlanıyor. Bu sanat insana büyük bir sakinlik veriyor. Hem dinlendiriyor hem de kültürel bir değer olarak yaşatılması gerekiyor" dedi.
Kibyra Antik Kenti’nde Anjelika Akbar’ın piyano resitali
27 Eylül 2025 Cumartesi - 23:49 Kibyra Antik Kenti’nde Anjelika Akbar’ın piyano resitali Burdur’un Gölhisar ilçesindeki Kibyra Antik Kenti, tarihi atmosferinde kültür ve sanatseverleri buluşturan unutulmaz bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Burdur Valiliği koordinasyonunda ve Antalya Olgunlaşma Enstitüsü katkılarıyla düzenlenen etkinlikte, Burdur’un kadim çeyiz kültürü ve el nakışları sergilenirken, İbecik ve alaca dokumalar sergilendi. Kibyra Antik Kenti’nin Medusa mozaiğinde düzenlenen Anjelika Akbar’ın piyano resitali izleyicilerden tam not aldı. "41 farklı geleneksel kıyafeti araştırarak bu defilede sunduk" Sergi için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Antalya Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Emine Erkal, "38 yıldır Teke bölgesinin kültürel mirasını araştırıyor, ortaya çıkardığımız eserleri hem Türkiye’de hem de yurt dışında sergiliyoruz. İlk kez Burdur’da böyle bir organizasyonda yer almaktan onur duyuyoruz. Burdur yöresine ait 41 farklı geleneksel kıyafeti araştırarak bu defilede sunduk. 1800’lerin sonu ve 1900’lerin başına tarihlenen Burdur gelinliği de orijinal haliyle sergilendi. Nakış ve gümüş işleme atölyelerimizdeki ürünler, bölgenin kültürel mirasını gözler önüne seriyor" dedi. "Sanatseverleri buluşturma noktasında bir etkinlik düzenlemiş olduk" Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan ise tarih tutkunlarıyla bir araya geldiklerini belirterek, "Hem bir piyano resitali hem Gölhisar’ın bütün aynı zamanda zenginliklerini görsellerle, resimlerle, aynı zamanda defilelerle, izleyicilerle buraya gelen sanatseverlerle buluşturma noktasında bir etkinlik düzenlemiş olduk. Tabii ki yaz boyunca düzenlediğimiz pek çok etkinlik vardı. Sanatsal etkinlikler, doğa turizmine dönük etkinlikler. Gölhisar ve Kibyra bizim için ayrıca çok anlamlı. Dolayısıyla bu etkinliklerin içerisinde burayı atlamak olmazdı. Bu akşam çok güzel bir piyano resitali dinleyeceğiz. İnşallah devamı gelsin, etkinliklerimiz devam etsin. Bugün alanımız kapasite dolayısıyla belki herkesi kucaklamaya yetmedi. Gönlümüz herkese açık. İnşallah önümüzdeki sene stadyumdaki, aynı zamanda arenadaki çalışmalarla, inşallah daha çok izleyiciyi daha çok tarih severleri burada ağırlama imkanımız olacak. Bütün herkese katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
‘O Da Bir Şey Mi’ Altın Koza’ya damga vurdu: 8 ödül birden aldı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 23:34 ‘O Da Bir Şey Mi’ Altın Koza’ya damga vurdu: 8 ödül birden aldı Bu yıl 32’ncisi düzenlenen Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde ‘En İyi Film Ödülü’nü ‘O Da Bir Şey Mi’ aldı. En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü ‘Uçan Köfteci’ filmindeki performansıyla ‘Nazmi Kırık’ alırken, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü ise ‘Perde’ filmiyle ‘Tülin Özen’ ile ‘Buradayım, İyiyim’ filmiyle ‘Bige Ünal’ aldı. Pelin Esmer’in yönetmenliğini üstlendiği ‘O Da Bir Şey Mi’ filmi 32. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’ne damga vurarak 8 ödül birden aldı. 32. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nin büyük ödül töreni, Çukurova Üniversitesi Kongre Merkezi’nde yaklaşık 2 bin davetlinin katılımıyla gerçekleşti. Ödül töreni, birbirinden ünlü sanatçıların kırmızı halıdan geçerek, törenin yapılacağı salona gelmesiyle başladı. Törene, kent protokolü, sanatçılar ve çok sayıda izleyici katıldı. Sunuculuğunu Oylum Talu ve Yekta Kopan’ın yaptığı gecede Adana Altın Koza Film Festivali Yürütme Kurulu Başkanı Menderes Samancılar, açılış konuşmasını yaptı. Samancılar, "Bu yıl 32’ncisini düzenlediğimiz film festivalimiz istediğimiz güzellikte yoluna devam etti. Bu günler de geçecek, yine aydınlık yarınlara, güzel günlere birlikte yürüyeceğiz" dedi. "Aynı perdeye birlikte baktık" Adana Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer ise, "Geride bıraktığımız son 1 haftada Adana, sinemanın merkezi oldu. On binlerce insanımız filmlerle buluştu, aynı perdeye birlikte baktık. Sinemanın yüzünü yalnızca sinema salonlarında değil mahallelerde de yaşattık. Bu yıl festivalimizde ‘Barış, özgürlük ve umut’ temasıyla buluştuk. Gazze’de yaşanan insanlık dramını, orman yangınlarını görmezden gelemezdik. Büyük ödüller yalnızca bir filme değil, emekleriyle sinemaya yön verenlere verilen bir değerdir" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından tören, ödüllerin takdim edilmesiyle sürdü. 32. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde ‘En İyi Film Ödülü’nü ‘O Da Bir Şey Mi’ filmi aldı. Festivalde, ödüle layık görülen sanatçı ve eserler şöyle: En İyi Film: O Da Bir Şey Mi Yılmaz Güney Ödülü: Ev Adana İzleyici Ödülü: O Da Bir Şey Mi En İyi Yönetmen: Pelin Esmer (O Da Bir Şey Mi) Senaryo: Özcan Çelik-Cem Zeynel Kılıç (Perde) En İyi Kadın Oyuncu: Tülin Özen (Perde), Bige Ünal (Buradayım, İyiyim) En İyi Erkek Oyuncu: Nazmi Kırık (Uçan Köfteci) Müzik: Barış Diri (Gündüz Apollon Gece Athena) Görüntü Yönetmeni: Barbu Balasoıu (O Da Bir Şey Mi) Sanat Yönetmeni: Elif Taşçıoğlu (O Da Bir Şey Mi) Kurgu: Erhan Örs (Ev) Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu: Merve Asya Özgür (O Da Bir Şey Mi) Umut Veren Genç Kadın: Merve Asya Özgür (O Da Bir Şey Mi) Umut Veren Genç Erkek: Mazlum Sümer (Cinema Jazireh) FİLMYÖN En İyi Yönetmen Ödülü: Pelin Esmer (O Da Bir Şey Mi) SİYAD Cüneyt Cebenoyan Özel Ödülü: O Da Bir Şey Mi Kadir Beycioğlu Jüri Özel Ödülü: Gündüz ApollonGece Athena
2. Kabak Çekirdeği Festivali yapıldı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 21:37 2. Kabak Çekirdeği Festivali yapıldı Türkiye’nin en önemli çerezlik kabak üretim merkezi Nevşehir’de, Belediye Başkanı Rasim Arı’nın katılımıyla kabak çekirdeği hasadı yapıldı. Nevşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Kabak Çekirdeği Festivali kapsamında Nevşehir’in Acıgöl ilçesine bağlı Tepeköyü’nde kabak tarlasında hasat gerçekleştirildi. Hasat etkinliğine Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, siyasi parti temsilcileri, daire müdürleri ve vatandaşlar katıldı. Başkan Arı ve misafirler çerezlik kabak çekirdeğini Tepeköylü kadınlarla birlikte ayıklayıp, daha sonra traktörle tarladaki kabakların hasadına başladı. Belediye Başkanı Rasim Arı, "2024 yılında Türkiye geneli 70 bin 891 ton kabak çekirdeği üretimi yapılırken toplam 221 bin 350 dekar alanda 23 bin 670 ton ve yüzde 34 oranıyla Nevşehir, Türkiye’de üretimde birinci sırada yer aldı. Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz ve geleneksel hale gelen 2. Kabak Çekirdeği Festivali ile bu ürünü markalaştırma kararlılığımız her yıl devam edecek. Her yıl üretimin daha da çok arttığını görüyoruz. Kabak çekirdeği Nevşehir’in tarımsal ihracatının yüzde 2’sini oluşturuyor. Coğrafi işaret tescili alan bölgemizin en kıymetli ürünlerinden birisi olan kabak çekirdeği hasadımızın hayırlı olmasını diliyor, bütün üreticilerimize bol kazançlı günler diliyorum" diye konuştu.
Akçaşehir Sosyal Tesisleri açıldı
27 Eylül 2025 Cumartesi - 18:58 Akçaşehir Sosyal Tesisleri açıldı Düzce’nin denize kıyısı olan ilçesi Akçakoca’da Akçaşehir Sosyal Tesisleri düzenlenen programla açıldı. Denize sıfır açılan tesiste bungolov ve apart daireler vatandaşların hizmetine sunuldu. Düzce Valiliği il genelindeki turizm çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bir yandan altyapı bir yandan üstyapı çalışmalarını yapan İl Özel İdaresi kentin denize açılan kapısı olan Akçakoca’da sosyal tesis yaptı. Bungolov ve apart odaların yer aldığı Akçaşehir sosyal tesisleri düzenlenen törenle hizmete alındı. Yaz ve kış sezonunda vatandaşların kullanımında olacak tesisler denize sıfır konsepti ile dikkat çekiyor. "Güçlü bir tanıtım içerisindeyiz" Açılış programına katılan Düzce Valisi Selçuk Aslan, "Düzce her sektörde yükselen konuma geldi. 81 vilayet içerisinde sosyo ekonomik veriler içerisinde ilk 20’deyiz. Ama coğrafyasının yüzde 60’ı orman olup onlarca yaylası, onlarca şelalesi, onlarca göleti ve 30 kilometre sahil bandı bulunan bir vilayette turizmde istenilen noktada değildik. Geldiğimiz noktada artık güçlü bir tanıtma faaliyeti içerisindeyiz. Düzce artık turizm noktasında da potansiyeli duyulur hale geldi. Günden güne gelecek turistlere hizmet etme noktasında yeterli altyapı çalışmalarını yapıyoruz. Akçaşehir sosyal tesisleri şehrimize hayırlı olsun" dedi. "2 proje birden yürütüyoruz" Turizm planı hazırladıklarını dile getiren Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, "2 proje daha yürütüyoruz. Bunlardan birisi Düzce’nin turizm master planıdır. Buna başladık. İlimizin Akçakoca dahil turizm master planını yapıyoruz. İkincisi sadece Düzce’nin değil bulunduğumuz bölgenin yanı Batı Kardeniz bölgesinin master turizm planını yapıyoruz. Bizim içinde bulunduğumuz bölgenin doğal turizm sınırları Düzce, Zonguldak, Bartın, Safranbolu, Amasra, Kastamonu ve Bolu’dan oluşuyor. Dolayısıyla bu 6 ilimizi kapsayan bölgenin turizm master planını yapıyoruz. Biliyorsunuz bir birlik var Batı Karadeniz Kalkınma Birliği o birliğin başkanı benim bu birliği inşallah önümüzdeki günlerde Batı Karadeniz Turizm Birliği’ne dönüştüreceğiz ve bölgenin turizm planını yapıcağız" ifadelerini kullandı. Programda Düzce milletvekilleri Ercan Öztürk ve Ayşe Keşir ile İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Nuri Çelik ve İl Genel Meclis Başkanı Fazlı Koç’un tesislerin hayırlı olmasını dilemesinin ardından tesis açılışı gerçekleştirildi.
Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı bulundu
27 Eylül 2025 Cumartesi - 16:59 Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı bulundu Çanakkale’de, 5 bin 600 yıllık geçmişe sahip Troya Ören Yeri’nde yürütülen kazı çalışmalarında Troya’da 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı gün ışığına çıkarıldı. Troya Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, yapmış olduğu açıklamada, "Bu tipolojik buluntuyla biraz tarihlendirme sorununu da çözmüş olacağız" ifadeleri yer aldı. Çanakkale’de, 5 bin 600 yıllık geçmişe sahip Troya Ören Yeri’nde Tevfikiye köyü sınırlarında yer alan 5 bin yıllık medeniyete ev sahipliği yapan Troya Ören Yeri Kazılar 2025 yılı çalışmaları devam ediyor. Çalışmalar sırasında 4 bin 500 yıllık altın broş ve yeşim taşı gün ışığına çıkarıldı. Troya Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ve Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Reyhan Körpe buluntular hakkında açıklama yaptı. ‘Troya’da çıkması ayrı bir önem taşıyor’ Kültür ve Turizm Bakanlığının ‘Geleceğe Miras Projesi’ çerçevesinde Prof. Dr. Rüstem Aslan başkanlığında yapılan kazılarda bulunan altın broş ve yeşim taşı hakkında açıklamalarda bulanan Kazı Başkanı Arslan; "Yaklaşık M.Ö. 2500 yılına tarihlenen küçük bir hazine buluntusu keşfedildi. Bu buluntunun önemine özellikle 19’uncu yüzyıldaki Heinrich Schliemann’ın bulup yasa dışı yollarla kaçırdığı hazinelerle birlikte değerlendirmek gerekiyor. O hazine buluntularının içinde bizim bulduğumuz altın iğne broş ve diğer yeşim taşı ve diğer bronz iğne tipolojisinde buluntular da var fakat altın broş tipindeki buluntunun 2-3 örneği söz konusu. Bir kere bu birçok tartışmayı birinci açıdan özellikle eserlerin çıktığı yerde sergilenmesi ilkesinin yani Troya Müzesi’nde sergilenmesi ilkesinin en somut örneğini oluşturuyor. İkincisi, özellikle kronolojik yani 19’uncu yüzyıldan itibaren kronolojik açıdan tam tarihlenememişti bunlar yani tartışılıyordu. Burada hem bu tipolojik buluntuyla biraz tarihlendirme sorununu da çözmüş olacağız. Gerçekten ender bir buluntu. Tabi Troya’da çıkması ayrı bir önem taşıyor diğer hazine buluntularıyla beraber. Bundan sonra da zaten yapılacak kazı ve çalışmalarda bu buluntuları destekeleyecek mimari ve diğer çanak çömlek gibi arkeolojik konteksiyle beraber diğer buluntularla beraber yayına hazırlayıp Troya Müzesi’nde sergilenecektir" ifadelerine yer verdi. ‘Troya’nın dünyanın Tunç çağlarında önemli bir ticaret merkezi’ Troya Antik Kenti Kazı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Reyhan Körpe ise "Yaklaşık 160 yıldan bu yana devam eden Troya kazılarının en önemli buluntularından biri bu sene 2025 yılı kazılarında ele geçirildi. Bu sene ‘6M’ sarayının önündeki dolguda yapılan çalışmalarda bir adet altın broş, yeşim taşı ve çeşitli kemik aletler ortaya çıkartıldı. Özellikle bulunan bu altın broş, iğne, örneklerini Schliemann’ın 19’uncu yüzyılda yaptığı kazılarda bulduğu ve Troya Hazinesi olarak bilinen hazine buluntularından birine çok fazla benzemesi bu eserin Schliemann’dan sonra Troya’da bulunan en önemli buluntu olduğunu ortaya koymaktadır. Schliemann’ın bulduğu Troya Hazinesi içerisindeki altınlar uzun yıllar boyunca gerçekliği tartışılmış ama daha sonra yapılan çalışmalarda bu altınların Çanakkale bölgesindeki madenlerde çıkartılan altınlardan yapıldığı anlaşılmıştı. Bu seneki kazılarda bulunan bu broş, bu eserler içerisindeki eserler kadar kaliteli ve artistik bir yapıya, dokunuşa sahip. Ayrıca bu hazinenin gerçekten Troya’da yapılmış olduğunu gösteriyor. Diğer bulunan yeşim taşı ise Troya’ya yaklaşık binlerce kilometre doğudan, Çin’den, Afganistan’dan gelmiş bir taş. Bu da Troya’nın dünyanın Tunç çağlarında önemli bir ticaret merkezi olduğunu gösteriyor. Troya kazıları 2014yılından bu yana Prof. Dr. Rüstem Aslan başkanlığında ve benim onun yardımcılığımda devam etmekte. Bu kazılarda bu sene bulduğumuz bu broş, yeşim taşı ve çeşitli kemik aletler, Troya’nın hala sırlarını sakladığını, verecek şeylerinin hâlâ olduğunu bize göstermesi bakımından oldukça önemlidir" şeklinde konuştu.
Tokat gastronomi haritasındaki yerini güçlendiriyor
27 Eylül 2025 Cumartesi - 16:28 Tokat gastronomi haritasındaki yerini güçlendiriyor Tokat’ta başlayan "Tarladan sofraya insan" paneli, kentin tarımsal üretim gücü ile gastronomi mirasını buluşturarak sürdürülebilir vizyonunu öne çıkarıyor. Tokat, gastronomi mirasını ve yerel lezzetlerini tanıtmak üzere önemli bir organizasyona ev sahipliği yapıyor. Tokat Valiliği, Tokat Belediyesi, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) iş birliğiyle düzenlenen "Tarladan sofraya insan: Tokat gastronomi paneli" etkinlikleri başladı. Etkinlik kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen gastronomi derneklerinin başkanları ve sektör temsilcileri, TOGÜ Mutfak’ta incelemelerde bulundu. Üniversite mutfağında üretim ve afet planı TOGÜ Mutfak’ta yürütülen çalışmaları inceleyen davetliler, üretilen ürünlerin tadına bakarak bilgi aldı. Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversite mutfağında öğrenci ve personelin yanı sıra hastane hasta ve yakınlarına da yemek üretildiğini, ayrıca çölyak hastaları için glutensiz ekmek üretiminin yapıldığını açıkladı. Yılmaz, muhtemel afet durumunda mutfakta günde 40-45 bin ekmek üretilebileceğini de vurguladı. Kurutma tesisi ve Karakaya kuzusu Protokol üyeleri TOGÜ Kurutma Tesisi’nde de incelemelerde bulundu. Rektör Yılmaz, günlük 1 ton kurutma kapasitesine sahip tesiste Tokat biberi, domates, patlıcan, çilek, elma ve kavun gibi ürünlerin işlendiğini belirtti. Heyet, Karakaya Kuzusu Islah Tesisi’nde de çalışmalar hakkında bilgi aldı. Katılımcılar, üniversitenin gastronomi ve tarımsal üretime yönelik projelerinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Panel 28 Eylül’de Tokat’ın tarımsal üretim potansiyelini, mutfak kültürünü ve sürdürülebilir gastronomi vizyonunu öne çıkarmayı amaçlayan etkinlikler, 28 Eylül 2025’te TOGÜ Gökmedrese Bilim ve Kültür Merkezi’nde yapılacak panelle devam edecek. Panelde gastronomi, tarım ekonomisi, sürdürülebilir üretim ve kadın emeği gibi başlıklar, alanında uzman isimler tarafından ele alınacak. Tokat, bu panel sayesinde yalnızca lezzetleriyle değil, üretimden tüketime uzanan vizyonuyla da Türkiye’nin gastronomi haritasındaki yerini güçlendirmeyi hedefliyor.
Sonsuz Desenlerde Altın İzler Hat ve Tezhip Sergisi Dolmabahçe Sarayı’nda sanatseverler ile buluştu
27 Eylül 2025 Cumartesi - 16:00 Sonsuz Desenlerde Altın İzler Hat ve Tezhip Sergisi Dolmabahçe Sarayı’nda sanatseverler ile buluştu Dört yıl boyunca 40 öğrenciyle yürütülen çalışmalarda "Sonsuz Desenlerde Altın İzler" başlıklı hat ve tezhip sergisi Dolmabahçe Sarayı Saray Koleksiyonları Müzesi’nde açıldı. 10 gün boyunca açık olacak olan sergi sanatseverler ile buluşacak. Dolmabahçe Sarayı Saray Koleksiyonları Müzesi’nde, Seyhun Sanat Stüdyosu’nun gerçekleştirdiği, hat ve tezhip sanatı sanatseverlere sunulmaya başladı. Sergide hocaların ve öğrencilerin eserlerinin bulunduğu toplamda 110’dan fazla hat ve tezhip çalışmaları yer alıyor. Gerçekleşen sergi, sanatseverler ile 10 gün buluşmaya devam edecek. Seyhun Sanat Stüdyonun Kurucusu ve Serginin kreatörü Zeynep Seyhun, gurur duydukları çocuk öğrencilerinin olduğunu belirterek, "Bugün sonsuz desenlerde altın izler sergisini açılışındayız. Seyhan Sanat Stüdyosu’nun dört hocasıyla birlikte Esra Ülter sahibi hocalarımız İlknur Karakılıç hocamız ve benim eşliğinde kırk öğrenciyle hazırladığımız birçok tekniği, birçok dönemi barındıran yüz yirmi beş eserli bugün birlikteyiz. Kırk öğrencimizin içerisinde en çok da gurur duyduğum üç tane çocuk öğrencimiz var. 10-15 yaş arasında. Bugün hep birlikte bu dört yıllık emeğimizi muhabbetle, sevgiyle burada açılışını yapacağız inşallah" dedi. Öte yandan, "Kâbe Kapı Örtüsü" eseri sanatseverler tarafından yoğun ilgi ile karşılandı. Sergiye gelen vatandaşlar, eserin önünde fotoğraf çektirdi. Yoğun ilgi gören eser, 1916 yılında Sultan V. Mehmet Reşad döneminde İstanbul’da dokunup işlenen Osmanlı dönemi son Kâbe Kapı Örtüsü olduğu belirtildi.