KÜLTÜR SANAT
01 Şubat 2026 Pazar - 17:48 Doğal taşın sanatla buluşması BŞEÜ kampüsünde hayat buldu Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesinde (BŞEÜ) doğal taşın sanatla buluşması, merkez kampüsünde sergilenen heykellerle hayat buldu. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi merkez kampüsü, çağdaş heykel sanatının seçkin örneklerine ev sahipliği yaparak açık hava müzesi kimliği kazandı. Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nin girişimleri ile İstanbul Maden İhracatçıları Birliği’nin katkılarıyla hayata geçirilen çalışma kapsamında, ulusal ve uluslararası platformlarda sergilenmiş sanatsal değeri yüksek eserler kampüsün farklı noktalarına yerleştirildi. Heykeltıraş Tuba İnal tarafından 2010 yılında 7. Natural Stone Fuarı’nda sergilenen heykeller, doğal taşın yalın gücünü çağdaş formlarla buluşturarak kampüsün açık alanlarında sanatseverlerle buluştu. Eserler, taşın doğallığını korurken mekânla kurduğu güçlü ilişkiyle izleyiciyi düşünmeye ve farklı açılardan deneyimlemeye davet ediyor. Kampüste yer alan bir diğer dikkat çekici eser grubu ise 2008 Milano Fuarı’nda heykeltıraş ve tasarımcı Matali Crasset ile Defne Koz tarafından sergilenen çalışmalar oldu. Uluslararası tasarım dünyasında önemli bir yere sahip olan bu eserler, fonksiyon, form ve malzeme arasındaki sınırları sorgulayan yaklaşımlarıyla öne çıkıyor. Sanat yolculuğu, 2013 yılında düzenlenen ‘Taşı yaşatan tasarımlar’ yarışmasında üçüncülük ödülü alan heykeltıraş Gözde Nalçacı imzalı eserle devam etti. Nalçacı’nın çalışması, taşın kültürel hafızasını çağdaş bir yorumla ele alarak kampüsün farklı bir noktasında konumlandırıldı. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, "Bu eserlerin üniversitemiz merkez kampüsüne yerleştirilmesiyle birlikte üniversitemiz yalnızca bir eğitim alanı olmanın ötesine geçerek sanatın gündelik yaşamla iç içe geçtiği bir kültür ortamı sunuyor. Akademisyenlerimiz, idari personelimiz ve öğrencilerimiz kampüs içinde bu heykellerle karşılaşarak sanatla doğal bir etkileşim kurma imkânı buluyor. Sergilenen bu seçkin eserler, üniversitemizin sanata ve kültüre verdiği önemi somut bir şekilde ortaya koyuyor" dedi.
Ankara’nın ilk camisi Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:46 Ankara’nın ilk camisi Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor Ankara Kalesi’nin 1073’te fethedilmesinden sonra şehirde yapılan ilk cami olan Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden kalan tarihi minberi ve külliyesi ile hizmet vermeye devam ediyor. Ankara Kalesi’nde bulunan ve ilk fetih camisi olarak bilinen Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden günümüze kalan minberi ve külliye yapısıyla tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Camide yaklaşık 16 yıldır görev yapan imam Mustafa Kavlak, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, "Burası Ankara’mızın ilk fetih camisi. 1070’te Malazgirt’te Muhammed Alparslan, Anadolu’ya Türklerin kapısını açınca 2 sene sonra Sivas, Ankara ve İzmir kalelerini fethetmiş. İlk fetih camisinin mihrabı da bahçemizde. Daha sonra da Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan’ın oğlu Mesud burayı ulu camiye çevirmiş. 7-8 bin kapasiteli bir cami hizmet vermiş. Zaten Selçuklu’da yapılan camiler genelde çok amaçlı yapılmış, külliye şeklinde. Bu sac ayağı üzerinde Müslümanların birliğini ve beraberliğini sağlama hususunda ulu cami yapılmış. Normalde bu cami 7-8 bin kapasiteli bir camiymiş. Esas caminin temelleri zindan kapısının yanından başlıyor geriye kadar. Geriden de surlara kadar uzanan 7-8 bin kişinin rahatça cuma günü burada namazlarını eda ettiği ve bir araya geldiği, meşveret yeri olarak kullanıldığı bir alan olarak, bir cami olarak burada asırlarca hizmet vermiş" dedi. Kavlak, "2010 yılında geldiğimde buraya gelen ziyaretçiler vardı. O zamanki ziyaretçilerden halveti dervişleri vardı. Onlarla sohbet ettiğimde ’Hocam, biz de senin gibi merak ediyorduk bu zatı’ dediler. Arşivlerden araştırdık, Vakıflar Genel Müdürlüğünden, Bölge Müdürlüğünden, Kültür Bakanlığından çıkmadı ismi. Bu zatın görevi şöyle; Selçuklu ordularının başında gelen komutanların manevi rehberi, hocası, yol göstericisi, yani ilim erbabı mübarek Allah dostu bir zat olduğu düşünülüyor. Ulu caminin aynı zamanda şifahanesi, misafirhanesi, aşevi, kütüphanesi, han, hamam, medresesi olan bir külliye şeklinde yapılmış bir eser burası. Bunlar ne olmuş? 1200’lerde Moğol istilasına uğramış burası. Taş üzerinde taş bırakmamışlar Moğollar, binlerce şehit vermişiz. O şehit kabirleri, şu surların arkasında park var. Olduğu gibi oralar hep şehitlik. Bir tane mezar taşı dahi yok" diye konuştu. Kavlak, cami içerisindeki minberin Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu II. Mesud tarafından yaptırıldığını ifade ederek, üzerindeki kitabede "Selçuklu Devleti Sultanı, Rum ve Yunan mülkünün efendisi, İslam dininin ihyacısı Kılıç Arslanoğlu Muhyiddin Mesud döneminde, Arabi aylardan Safer ayında’ bilgisinin yer aldığını belirtti. Kavlak ayrıca, saldırı sırasında minberde meydana gelen top atışına ait yanık izlerinin hala görülebildiğini aktardı.
Ankara’nın ilk fetih camii Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 11:44 Ankara’nın ilk fetih camii Sultan Alaaddin’de Selçuklu mirası yaşıyor Ankara’nın ilk fetih camii Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden kalan tarihi minberi ve külliyesi ile hizmet vermeye devam ediyor. Ankara Kalesi’nde bulunan ve ilk fetih camisi olarak bilinen Sultan Alaaddin Camii, Selçuklu döneminden günümüze kalan minberi ve külliye yapısıyla tarih meraklılarının ilgisini çekiyor. Asırlar boyunca ibadet ve toplumsal buluşma merkezi olarak hizmet veren camiyi, Cami İmamı Mustafa Kavlak İhlas Haber Ajansı muhabirine anlattı. Yaklaşık 16 yıldır Sultan Alaaddin Camii İmamı Mustafa Kavlak, "Burası Ankara’mızın ilk fetih camisi. 1070’te Malazgirt, Muhammed Alparslan, Anadolu’ya Türklerin kapısını açınca aradan 2 sene sonra Sivas, Ankara ve İzmir kalelerini fethetmiş. İlk fetih caminin mihrabı da bahçemizde. Daha sonra da Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan’ın oğlu Mesud burayı ulu camiye çevirmiş. 7-8 bin kapasiteli bir cami hizmete vermiş burayı. Zaten Selçuklu’da yapılan camiler genelde çok amaçlı yapılmış, külliye şeklinde. Bu sac ayağı üzerinde Müslümanların birliğini ve beraberliğini sağlama hususunda ulu cami yapılmış. Normalde bu cami 7-8 bin kapasiteli bir camiymiş. Esas caminin temelleri zindan kapısının yanından başlıyor geriye kadar. Geriden de surlara kadar uzanan 7-8 bin kişinin rahatça cuma günü burada namazlarını eda ettiği ve bir araya geldiği meşveret yeri olarak kullanıldığı bir alan olarak, bir cami olarak burada asırlarca hizmet vermiş" dedi. "Ben buraya 2010 yılında geldiğimde buraya gelen ziyaretçiler vardı. O ziyaretçilerde şöyle caminin o zamanki işte buraya ziyaretçilerden halveti dervişleri vardı. Onlarla sohbet ettiğimde hocam dediler biz de senin gibi merak ediyorduk bu zatı dediler. Arşivlerden biz araştırdık, Vakıflar Genel müdürlüğünden, Bölge Müdürlüğünden, Kültür Bakanlığından çıkmadı ismi. Bu zat görevi şöyle. Selçuklu ordularının başında gelen komutanların manevi rehberi, hocası, yol göstericisi, yani ilim erbabı mübarek Allah dostu bir zat olduğu düşünülüyor. Ulu Cami’nin aynı zamanda şifahanesi, misafirhanesi, aşevi, kütüphanesi, han, hamam, medresesi olan bir külliye şeklinde yapılmış bir eser burası. Bunlar ne olmuş? 1200’lerde Moğol istilasına uğramış burası. Taş üzerinde taş bırakmamışlar Moğollar, binlerce şehit vermişiz. O şehit kabirleri, şu surların arkasında park var. Olduğu gibi oralar hep şehitlik. Bir tane mezar taşı dahi yok." Kavlak, cami içerisindeki minberin Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu II. Mesud tarafından yaptırıldığını ifade ederek, üzerindeki kitabede minberin ‘Selçuklu Devleti Sultanı, Rum ve Yunan mülkünün efendisi, İslam dininin ihyacısı Kılıç Arslanoğlu Muhyiddin Mesud döneminde, Arabi aylardan Safer ayında’ bilgisinin yer aldığını belirtti. Kavlak ayrıca, saldırı sırasında minberde meydana gelen top atışına ait yanık izlerinin hala görülebildiğini aktardı.
‘Ankara Ahi Cumhuriyeti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne’ kitabı Ankara’nın geçmişine ışık tutuyor
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:59 ‘Ankara Ahi Cumhuriyeti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne’ kitabı Ankara’nın geçmişine ışık tutuyor Ankara’da 3 dönem milletvekilliği yapan Nevzat Ceylan’ın editörlüğünü üstlendiği ‘Ankara Ahi Cumhuriyeti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne’ isimli kitap, Ankara’nın tarihini okuyucularla buluşturuyor. Akademisyenler ve tarihçiler tarafından kaleme alınan ‘Ankara Ahi Cumhuriyeti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne’ isimli kitap, Ankara’nın tarihini anlatıyor. Ankara’dan 3 dönem milletvekilliği yapan Nevzat Ceylan’ın editörlüğünü üstlendiği kitap, başkentin geçmişini, bugününü ve geleceğini içeriyor. Ankara’nın geçmiş dönemlerde farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptığını anlatan Ceylan, "Ankara, Anadolu’nun en büyük şehirlerinden bir tanesi ve bu şehrin tanıtılması gerekirdi. En önemli tanıtılması gereken konulardan bir tanesi de Ahi Cumhuriyeti’ydi. Ankara aslında Türklerin eline geçmeden önce üç kez başkentlik yapmış bir şehir. Ahi Cumhuriyeti’ne başkentlik yapmış. Anadolu Selçuklu Devleti parçalandıktan sonra Anadolu’nun her tarafında beylikler kurulmuş. Bir tek beylik kurulmayan yer var: Ankara. Ankara’da da çok güçlü bir Ahi teşkilatı var ve bu Ahi teşkilatlarının başında bulunan Ahi şeyhi Ankara’nın yönetimini üstlenmiş ve bu yönetim şekli yaklaşık 70 yıl sürmüş. Dolayısıyla Ankara ciddi manada bir Ahi şehridir. Yani Ahiliğin merkezi Kırşehir olarak bilinir. Asıl yaygınlaştığı, büyüdüğü, geliştiği, en çok eserin bırakıldığı yer Ankara" şeklinde konuştu. "Bu kitabı okuyan insanlar Ankara’yla ilgili her şeyi öğrenebilir" Kitabın Ankara’yı en iyi anlatan kitap olduğunu belirten Ceylan, "Ama ben de bu kitabın editörü olarak, aynı zamanda Ankara’nın tarihten günümüze bütün sorunlarını ve bütün yaşadığı süreçleri anlattım. Ve şunu iddia ediyorum; Ankara’nın tarihini, geçmişini, günümüzü ve yarınını en iyi anlatan bir kitap haline geldi. Yani bu kitabı okuyan insanlar Ankara’yla ilgili her şeyi öğrenebilir" dedi. "Ankara aynı zamanda bir tutku" Ankara’ya tutkuyla bağlı olduğunu ifade eden Ceylan, "Ankara aynı zamanda bir tutku. Ankara’ya gelip Ankaralı olmayan o kadar insanımız var gönülden bağlı. Çok sayıda insanlarımız var. Bizim derdimiz onların sayısını arttırmak. Yani kendine sahiplik duygusunu arttırmak, Ankara’nın sorunlarını gerçek manada sahiplenerek, bunun çözülmesi konusunda çaba sarf etmek son derece önemli. Yani insanın ilk önce yaşadığı yerdeki sokağı, caddeyi, mahalleyi iyileştirme konusunda çaba sarf etmesi lazım. O konuda projeler üretmesi lazım. Bunlara kafa yorması lazım insanların" açıklamasında bulundu.
Başkan Yazıcıoğlu: "Ahilik üretkenliğin adıdır"
25 Eylül 2025 Perşembe - 10:11 Başkan Yazıcıoğlu: "Ahilik üretkenliğin adıdır" Tokat’ta 38’inci Ahilik Haftası kutlamaları Hıdırlık Meydanı’nda halk oyunları, şed kuşanma ve plaket töreniyle gerçekleştirildi. Ticaret Bakanlığı ve Tokat Belediyesi iş birliğiyle Hıdırlık Meydanı’nda 38. Ahilik Haftası kutlama programı gerçekleştirildi. Program kapsamında halk oyunları ekibi gösterisi yer alırken, şed kuşanma ve plaket töreni yer aldı. Düzenlenen programda ev sahibi olarak konuşma yapan Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu; ahilik geleneğinin, Türk töresinin, İslam ahlakının ve milli dayanışma ruhunun yoğrulmuş hali olduğunu belirtti. "Ahilik kültürünü gelecek kuşaklara aktarmak için buradayız" Üretken belediyecilik anlayışının köklü ahilik geleneğinin günümüzdeki yansıması olduğunu söyleyen Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu; "Bugün burada, köklü tarihimizin, kültürümüzün ve medeniyetimizin en güçlü dayanaklarından biri olan Ahilik kültürünü yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için bir aradayız. Hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Ahilik, sadece bir esnaf teşkilatı değildir. Ahilik, Türk töresinin, İslam ahlakının ve milli dayanışma ruhunun yoğrulmuş halidir. Ahilik, dürüstlüğün, kardeşliğin, üretkenliğin ve helal kazancın adıdır. Bu büyük geleneğin mimarı Ahi Evran-ı Veli bizlere "Hak için halka hizmeti" düstur olarak bırakmıştır. Hak için halka hizmet anlayışı hem milletimizin hem de devletimizin bekasının teminatıdır. Rahmetli babam Recep Yazıcıoğlu’ndan öğrenmiş olduğum bu düsturu bugün Tokat’ımızda yaşatmaya gayret ediyorum. Tokat, yüzyıllar boyunca Anadolu’nun en önemli ticaret ve kültür merkezlerinden biri olmuştur. Bu şehir, alın teriyle, emeğiyle, el becerisiyle öne çıkan esnafların diyarıdır. Tokat’ın tarihi sokaklarında, hanlarında ve çarşılarında Ahiliğin izlerini görmek mümkündür. Tokatlı esnaflarımız, her zaman dürüstlüğün, samimiyetin ve üretkenliğin en büyük timsali olmuştur. Üretken Belediyecilik anlayışımız da işte bu köklü geleneğin günümüzdeki yansımasıdır. Bizler, Ahi Evran’ın "Eline, beline, diline sahip ol" nasihatini rehber ediniyor, Tokat’ımızda birlik, beraberlik ve kardeşlik ruhunu yaşatmaya çalışıyoruz. Belediyecilikte hizmet anlayışımızı, sadece beton ve asfaltla değil; aynı zamanda kültürümüzü, değerlerimizi ve kardeşliğimizi güçlendirerek ortaya koyuyoruz. Sizler, bu şehrin can damarı, sokaklarımızın, çarşılarımızın bereket kapısı, milletimizin en büyük destekçisisiniz. Ahilik kültürünün bugünkü temsilcileri sizlersiniz. Sizin alın teriniz, bu kentin bereketidir. Siz ürettikçe, Tokat gelişiyor; siz ayakta durdukça, Türkiye güçleniyor. Bizim yolumuz, Türk milletinin yoludur. Bizim yolumuz, Ahi Evran’ın yoludur. Bizim yolumuz, kardeşlikten, üretimden, alın terinden yana olanların yoludur. Bu vesileyle, Ahilik kültürünü yaşatmak adına düzenlediğimiz bu kutlu programda emeği geçen tüm kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. Başta kıymetli esnaflarımız olmak üzere, tüm Tokatlı hemşerilerimi saygıyla, muhabbetle selamlıyor, Ahilik Haftanızı tebrik ediyorum" dedi. Şed kuşanma töreninde ise yılın ustası seçilen Sadettin İmer, yılın Kalfası seçilen Burak Göçer ve yılın Çırak’ı seçilen Mustafa Mert Yıldırım şedlerini kuşandılar. Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, yılın ustası, yılın kalfası ve yılın çırağı seçilen esnaflara teşekkür ederek, plaketlerini takdim etti. Programın ardından katılımcılara Ahilik Pilavı ve yemeği ikram edildi.
Bakan Ersoy, İsmail Bey Gaspıralı Anma Programı’na katıldı: "İsmail Bey Gaspıralı, ‘Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ şiarını gerçekleştirmiş bir insandır"
24 Eylül 2025 Çarşamba - 18:51 Bakan Ersoy, İsmail Bey Gaspıralı Anma Programı’na katıldı: "İsmail Bey Gaspıralı, ‘Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ şiarını gerçekleştirmiş bir insandır" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İsmail Bey Gaspıralı Anma ve Belgesel İlk Gösterimi Programı’na katıldı. Türk dünyasının önde gelen aydınlarından, ’Dilde, İşte, Fikirde Birlik’ sözüyle Türk topluluklarının birleşebileceği fikrinin öncülerinden, Kırım Tatar düşünce adamı ve yazar İsmail Bey Gaspıralı, vefatının 111’inci yılında Ankara’da düzenlenen programla anıldı. Türk milletine yaptığı katkılar ve özellikle eğitim alanındaki yenilikçi düşünceleriyle tanınan Gaspıralı, bu yıl da düzenlenen etkinliklerle hatırası yaşatıldı. Bu kapsamda Ankara ATO Congresium’da İsmail Bey Gaspıralı Anma ve Belgesel İlk Gösterimi Programı yapıldı. Düzenlenen programa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Dünyası Parlamenter Vakfı Başkanı Abdullah Çalışkan, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran ve protokol katıldı. "İsmail Bey Gaspıralı, ‘Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ şiarını gerçekleştirmiş bir insandır" Bakan Ersoy, İsmail Bey Gaspıralı’nın Türk Dünyasının önemli bir karakteri olduğunu belirterek, "İsmail Bey Gaspıralı, kendine belirlediği nihai amaç olan‘Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ şiarını gerçekleştirmiş bir insandır. Bunu da çarlık rejiminin, dünyada eşine az rastlanır baskı ve zulüm yönetimi altında gerçekleştirmiştir. Zira bu yönetime aykırı milli ve manevi fikirleri dile getirmenin en iyi ihtimalle Sibirya sürgünüyle ama çoğunlukla doğrudan ölümle sonuçlandığı o yıllarda bırakın söylemeyi, söz konusu fikirleri eyleme, esere ve hizmete dönüştürebilmiştir" diye konuştu. "Onun en büyük, en önemli ve öncelikli mücadele sahası Türk dilidir" Bakan Ersoy, yaptığı konuşmada Türk dünyasının fikir ve mücadele hayatına damga vuran Gaspıralı’nın yalnızca bir yayıncı değil, aynı zamanda eğitim, siyaset ve düşünce alanında büyük bir öncü olduğunu vurgulayarak, "Onun en büyük, en önemli ve öncelikli mücadele sahası Türk dilidir. Türk dünyasının kendisine vurulan fikri zincirlerden, cahil bırakılma çabalarından ortak bir dil aracılığıyla; genel olarak dünyada ve özelde de Türk dünyasında olan bitenlerden doğru şekilde haberdar olursa kurtulabileceğine inanmıştı. Bu sayede Türkler, coğrafi mesafeleri ortadan kaldıran muazzam bir köprü ile birbirlerine kenetlenmiş olacaktı. İşte Tercüman Gazetesi ya da tam adıyla ‘Tercüman-ı Ahval-i Zaman’ bu inanmışlığın benzersiz sonucudur. Anadolu Türkçesi, İsmail Bey’in Türk dünyasının ortak dili ne olmalı sorusuna verdiği cevaptı. Buna ek olarak dilimizdeki Arapça ve Farsça etkisini en aza indirmek için onların yerine Tercüman Gazetesi’nde Türk lehçelerinden uygun kelimeler kullanmaya da özen göstermiştir" dedi. "Ana dilimizin en büyük hizmetkarı İsmail Bey Gaspıralı’dır" Gaspıralı’nın, Türkçe’yi güzelleştirmek ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla birçok çalışmalar yaptığını açıklayan Bakan Ersoy, "Ana dilimizin bugün yaşamakta olan en büyük hizmetkarını göstermek gerekirse, hiç şüphe yoktur ki bu kişi Tercüman gazetesi yazarı İsmail Bey Gaspıralı’dır. Herkesin anlayacağı şekilde, açık ifadeli ve ruhlu kısa cümlelerin, güzel ve edebî ifadelerin usulünü o ortaya koymuştur. Onun anlatımında garip kelimeler, çıkışı olmayan cümleler, bir anlam için birden fazla eşanlamlı ifadeler olmaz. Türk dilinin 1’inci ıslahçısı Ali Şir Nevai ise, 2’ncisi hiç şüphesiz İsmail Bey’dir" ifadelerini kullandı. Programın sonunda belgesele katkı verenlere plaket takdim edildi. Bakan Ersoy, programın ardından Fresh Ankara Çağdaş Sanat Sergisi’ni gezdi ve sergideki ressamlarla sohbet etti.
Siirt’te DicleFest heyecanı başladı
24 Eylül 2025 Çarşamba - 18:32 Siirt’te DicleFest heyecanı başladı Siirt’te Dicle Elektrik tarafından hayata geçirilen DicleFest’in 3.’sü başladı. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle çalışmalarını sürdüren Dicle Elektrik, hizmet verdiği illerde enerji bilincini artırmak ve gerçekleştirdiği teknoloji yatırımlarını halkla buluşturmak amacıyla hayata geçirdiği DicleFest’in 3.’sü Siirt’te gerçekleştiriyor. Açılış nedeniyle düzenlenen törene Siirt Valisi Dr. Kemal Kızılkaya, Eksim Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ebubekir Tivnikli, Dicle Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Memet Atalay ve Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas’ın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı. Bugün Siirt Park AVM Açık Otoparkında başlayan festivalde, planetaryum, deney istasyonları, teknoloji tanıtım alanları, çocuklara ve gençlere yönelik yarışmalar ve konser etkinlikleri yer alıyor. DicleFest’te enerjinin yolculuğu anlatılacak Festivalin en dikkat çeken bölümü olan planetaryumda, "Elektriğin Yolculuğu" adlı özel bir film de gösteriliyor. Film, elektriğin üretimden dağıtıma kadar olan sürecini ve Dicle Elektrik’in bu süreçte geliştirdiği dijital ve altyapı yatırımlarını anlatıyor. Katılımcılar filmi, 360 görüntülü video olarak izleyebiliyorken, festival alanında planetaryumun yanı sıra enerji deney alanlarında Van de Graff jeneratörü ve plazma küresi gibi uygulamalı istasyonlar da yer alıyor. Söz konusu alanlar, özellikle çocukların elektriği eğlenceli biçimde deneyimlemesini sağlıyor. Festival boyunca bilgi yarışmaları, çocuklara yönelik interaktif etkinlikler ve konserler ziyaretçilere sunuluyor. Festivalin ilk gününde, Ferat Üngür sahne alarak Siirtlilere unutulmaz bir müzik ziyafeti sunacak. Etkinlikler kapsamında, 25 Eylül’de Amida Eyvan Ekibi ve Mithat Körler, 27 Eylül’de ise Deniz Toprak sahne alacak. Ayrıca 26 Eylül’de çocuklara özel hazırlanmış eğitici ve interaktif bir tiyatro oyunu olan; enerji tasarrufu, su ve gıda israfı gibi çevresel konulara dikkat çeken "Dicle’nin Rüyası" da festival alanında sahnelenecek.
Bilecik’te Ahilik Haftası kutlandı
24 Eylül 2025 Çarşamba - 17:32 Bilecik’te Ahilik Haftası kutlandı Bilecik’te düzenlenen Ahilik Haftası kutlamalarında konuşan Vali Faik Oktay Sözer, "Ahilik teşkilatı; Anadolu’nun sosyal, kültürel ve ekonomik yapısının şekillenmesinde büyük rol oynamış, esnaf ve sanatkârlarımız arasında ahlaki ve ticari düzeni tesis ederek devlet teşkilatlanmasına da örnek olmuştur" dedi. Şeyh Edebali Külliyesinde bu yıl 38’inci düzenlenen Ahilik Haftası kutlamaları saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Açılış konuşması yapan Bilecik Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Halit Gölcan, "Ahilik özünde birliği, beraberliği, sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü ve kardeşliği ön planda tutarak toplumsal yaşamın ortak paydaşı olan insanı esas alır. Ahilik ya da Ahi teşkilatı Anadolu’da 13. yüzyılda görülmeye başlandı. Selçuklu ve Osmanlı devleti döneminde günümüzde kooperatif sendika ve bankaların fonksiyonlarına yüklenmiş bulunan ahilik İslam iş ahlakı yayan ve benimseyen bir kuruluş olarak mesleğinde ehli olan insanlar yetiştirmiştir. Ahilik teşkilatında günümüzde yaşandığı gibi bir dükkân açıp eline bir alet alan usta olamıyordu. Çıraklıktan ustalığa kadar yükselmesi için çok çalışıp imtihandan geçmesi gerekir. Ahilik sadece kişiye bir meslek öğretmek değil meslek ahlakını ve toplum kurallarını öğretmek onu iyi insan olarak yetiştirmektedir" dedi. "Ahilik yaklaşık 1000 yıllık geçmişi olan bir kültür ve medeniyet hazinesidir" Ticaret İl Müdürü Şinasi Balta ise Şeyh Edebali’yi Anma ve Ahilik Haftası kapsamında bir araya geldiklerini anlatarak, "Ahilik yaklaşık 1000 yıllık geçmişi olan kardeşlik birlik beraberlik gibi değerleri özünde toplayan para odaklı değil insan odaklı çalışan ticaret ile ahlakı buluşturan bir hayat felsefesi dünyada benzeri bulunmayan bir kültür ve medeniyet hazinesidir. İnsana yaşat ki devlet yaşasın düsturuyla kökleşen bu anlayış Anadolu’dan atılmış Sevgi tohumlarını 7 iklime yaymıştır. Ahiliğin kurucusu Ahi Evran Veli uzun yıllar değişik medreselerden fıkıh ve tasavvuf dersleri almış 1206 yılında Anadolu’ya gelerek Kayseri’ye yerleşmiş ve ahiliğin temellerini burada atmıştır. Ahi Evran ilerleyen yıllarda Konya’da Mevlana Celaleddin Rumi daha sonra Kırşehir’de Hacı Bektaşi Veli ile dostluklar kurmuş Ahi Evran Anadolu’da Kayseri’de Konya’da Kırşehir’de farklı şehirlerde ve oralarda Mevlana ile ve Hacı Bektaşi Veli gibi zamanın kanaat önderleri ile gönül birliği kurarak Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında oldukça rol üstlenmiştir" dedi. "Ahilik teşkilatı; Anadolu’nun sosyal, kültürel ve ekonomik yapısının şekillenmesinde büyük rol oynamış" Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, "Bugün burada, milletimizin asırlardır sahip olduğu yüksek ahlaki değerleri temsil eden Ahilik kültürünü yaşatmak ve anmak üzere bir aradayız. Ahilik, yalnızca bir meslek teşkilatlanması değil; dürüstlüğün, kardeşliğin, yardımlaşmanın ve dayanışmanın üzerine inşa edilmiş köklü bir hayat felsefesidir. 13. yüzyılda Ahi Evran-ı Veli tarafından temelleri atılan Ahilik teşkilatı; Anadolu’nun sosyal, kültürel ve ekonomik yapısının şekillenmesinde büyük rol oynamış, esnaf ve sanatkârlarımız arasında ahlaki ve ticari düzeni tesis ederek devlet teşkilatlanmasına da örnek olmuştur. Bugün bizlere düşen görev; Ahiliğin özünde var olan bu değerleri günümüz şartlarına uyarlayarak yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak ve ticari hayatımızda rehber edinmektir. Bu vesileyle, Ahilik kültürünün mimarı Ahi Evran-ı Veli’yi rahmet ve minnetle yâd ediyor; alın teriyle helal kazanç sağlayan tüm esnaf ve sanatkârlarımızın Ahilik Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum" dedi. Konuşmaların ardından ödüllerin verildiği program Ahi pilavı ikramıyla sona erdi. Programa Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, Bilecik Belediye Başkan Yardımcısı Sabri Çobanoğlu, Bilecik Cumhuriyet Başsavcısı Burak Olgun Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı ve kurum müdürleri katıldı.
Aras’ın Öte Yanı programına Kars’ta yoğun ilgi
24 Eylül 2025 Çarşamba - 17:21 Aras’ın Öte Yanı programına Kars’ta yoğun ilgi Yönetmenliğini Ali Parim’in üstlendiği "Aras’ın Öte Yanı" belgeseli, Aras üzerine yazılmış eserlerden oluşan bir konserle taçlandırılarak izleyicilerin beğenisine sunuldu. Azerbaycan Kars Başkonsolosluğu, Kars Belediyesi ve Üniversite işbirliğiyle düzenlenen programda günümüzde Türkiye-Ermenistan sınırında yer alan Aras Nehri kıyısındaki Halıkışlak ve Bagaran’ın ayrılık ve özlemle yoğrulmuş tarihine ışık tutuldu. Aynalı Köşk Sergi ve Tiyatro Salonu’nda düzenlenen Mehmet Duman’ın moderatörlüğünde düzenlenen programa, Kars Belediye Başkanı Prof. Dr. Ötüken Senger, Azerbaycan Kars Başkonsolosu Zamin Aliyev, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Engin Kılıç, il protokol üyeleri, basın temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Türkiye ile Azerbaycan’ın milli marşlarının seslendirilmesiyle başlayan program, protokol konuşmalarıyla devam etti. Programda konuşan Belediye Başkanı Senger, kendisinin de bir Batı Azerbaycan Türkü olduğunu ve ailesinin oradan göç ettiğini anımsatarak Aras’ın iki yakasının ortak tarihi, kültürel bağlarına ve ortak hafızasına dikkat çekti. Azerbaycan Başkonsolosu Aliyev ise Türkiye-Azerbaycan dostluğuna vurgu yaparak bu dostluğun bu tür programlarla daha da pekişeceğini dile getirdi. Gösterim öncesinde belgesel üzerine bir sunum yapan yönetmen Öğr. Gör. Ali Parim, "Su medeniyettir. Bizim medeniyetimizin cansuyu Aras Nehri’dir. Biz de Aras’ın toplumumuz için tarihsel ve kültürel önemine vurgu yapmak için böyle bir program hayata geçirmeyi arzuladık. Aras coğrafyasında yıllardır konuşulmayan, yok sayılan bir hafızayı kayıt altına almayı amaçladık. Aras Nehri’nin karşı kıyısına bakarken bir zamanlar aynı toprağı paylaşmış insanların sessizliğini duyuyorsunuz. Bu sessizlik, sınırların çizdiği coğrafi ayrılıktan çok daha derin bir kopuşu anlatıyor. Belgeselde anlatılan Hacı Bayram - bugünkü adıyla Bagaran - kaybolmuş bir belleğin, zorla silinmiş bir kültürel hafızanın simgesi. O topraklarda yaşamış insanların torunlarıyla konuşmak, onların hafızalarındaki köprüleri bulmak bizim için çok kıymetliydi. Programda emeği geçen Azerbaycan Kars Balkonsolosumuz Zamin Aliyev’e be tüm paydaş kurumlarımıza şükranlarımı sunuyorum" dedi. Parim, "Belgeselimizin görüntü yönetmenliğini Dr. Recep Altay üstlendi. Kamera ve kurguda Kıyasettin Eren büyük bir iş çıkardı. Tolgahan Tiktaş ise müzikleriyle çalışmamıza büyük bir anlam kattı. Müziklerin aranjesi ise Durmuş Ali Öztürk imzası taşıyor. Hem belgesel ekibine hem de bu programı hayata geçirmede emeği geçen tüm dostlarıma teşekkürlerimi iletiyorum" diye konuştu. Belgesel gösteriminin ardından Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesinden Tolgahan Tiktaş ile Durmuş Ali Öztürk, Kültür Bakanlığı Ses Sanatçısı Barış Alçay ve Aşık Atacan Eprüzoğlu tarafından bölge ve Aras Nehrine yazılmış türkülerden oluşan bir konser verildi. Program, Özel Çelik Başarı Koleji tarafından sunulan plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
Samsun’da yılın ahisi 55 yılık demir döküm ustası oldu
24 Eylül 2025 Çarşamba - 16:42 Samsun’da yılın ahisi 55 yılık demir döküm ustası oldu Samsun’da düzenlenen "38. Ahilik Kültür Haftası" etkinlikleri kapsamında, 73 yaşındaki Emin Akyüz "yılın ahisi" ünvanına layık görüldü. 55 yıldır demir döküm ustalığı yapan Akyüz törende yaptığı konuşmada, Ahilik kültürünü zanaatında yaşattığı için gurur duyduğunu söyledi. Ahilik Kültür Haftası töreni Samsun Saathane Meydanı’nda yapıldı. Tören, saygı duruşu yapılması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. İlkadım ve Atakum Belediyelerinin halk oyunları gösterileri sonrası şed kuşatma tiyatrosu sahnelendi. Etkinlikte yılın ahisi Emin Akyüz, yılın kalfası Beyzanur Çayönü ve yılın çırağı Emrullah Orhan kaftanlarını giydi. "Ahilik kültürünü yaşatmaya çalıştım" Yılın ahisi seçilen Emin Akyüz, yaptığı konuşmada duygularını paylaştı. "Ahilik kültürünü elimden geldiği kadar zanaatımda yaşattım" diyen Akyüz, yanında çalışan kimseyi ezmediğini ve onların da helal kazançla kendi dükkanlarını açtığını belirtti. Akyüz, gençleri zanaatkar olmaya teşvik ederek, "Bugünkü gençlerimizin zanaatkar olmasını isterim. Hiçbir kimsenin çalışıp zanaatkar olmama şansı yok" ifadelerini kullandı. "Ahilik, tüm insanlığa örnek olacak ticari ve ahlaki öğretileri içinde barındırıyor" Yılın ahisine plaketini veren Samsun Valisi Orhan Tavlı, "Tüm insanlığa örnek olacak ticari, ahlaki ve sosyal öğretileri içinde barındıran Ahilik geleneği; esnaf ve zanaatkârları örgütleyerek ticaret ahlakı, müşteri memnuniyeti, kalite-kontrol, standartlaşma, tüketici hakları, arabuluculuk gibi birçok kavramı asırlar öncesinden bu topraklarda hayata geçirerek asırlarca bu topraklarda ticaretin ve dayanışmanın temellerini atmıştır. Bizler esnaflarımızı sadece alan, satan ve ticaret yapan olarak görmüyoruz. Esnaflarımız aynı zamanda bulundukları muhitin gözü, kulağı, sesi ve vicdani ve yol göstericisidir" diye konuştu. "Ahilik anlayışını yaşattığımız sürece esnafımızdan güçlü olacaktır" Törende konuşan Samsun Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Hacı Eyüb Güler, "Esnaf kardeşliğini, dürüst ticareti ve toplumsal dayanışmayı yeninden canlandırmak hepimizin sorumluluğudur. Ahilik anlayışını yaşattığımız sürece esnafımızdan güçlü olacaktır" dedi. "Ahilik, bize sadece mal satmayı değil, doğru malı, doğru ölçüyle, doğru insana sunmayı öğretmiştir" Samsun Ticaret ve Sanayi Odası(TSO) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Süleyman Hızır, "Asırlar önce Anadolu topraklarında filizlenen bu gelenek; doğruluk, güven, hakkaniyet, cömertlik ve paylaşma gibi değerleri ticaretin temeline yerleştirmiştir. Ahilik, bize sadece mal satmayı değil, doğru malı, doğru ölçüyle, doğru insana sunmayı öğretmiştir. Müşterisini dost bilen, kazancını toplumla paylaşan, emeğe saygı duyan bir anlayışı nesilden nesile aktarmıştır. Bugün dünyada konuşulan kalite yönetimi, ölçü ve düzen anlayışı, iş etiği gibi kavramların özünde işte bu değerler vardır" açıklamasında bulundu. Konuşmaların sonunda katılanlara Ahilik pilavı ikram edildi. Program ayrıca CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Garnizon Komutanı Tümgeneral Davut Alâ, Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, İl Ticaret Müdürü Kürşat Turpçu, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Ağar ve vatandaşlar katıldı.