Son Dakika
|
Yalova’da film gibi kuyumcu soygunu
Beşiktaş’ın anlaşmaya vardığı Amir Murillo, İstanbul’a geldi
Genç taraftarın tribünden düştüğü anlara ait görüntüler ortaya çıktı
Batman’da silahlı kuyumcu soygunu!
Yusuf Demir yeniden Rapid Wien’de
Buca Belediyesinde rüşvet soruşturması: 28 şüpheli hakkında gözaltı kararı
N’Golo Kante, resmen Fenerbahçe’de
Elon Musk net serveti 800 milyar doları aşan tarihteki ilk insan oldu
Nevşehir'de kayıp genç kızdan acı haber!
Uyuşturucu soruşturması kapsamında Dilek İmamoğlu’nun kardeşi gözaltına alındı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kouhu Township and the Legacy of Li Wan-ju
Beşiktaş’ın anlaşmaya vardığı Amir Murillo, İstanbul’a geldi
Kahramanmaraş’ta 52 bin kalıcı konut teslim edildi
Zehirlenen 8 güvenlik görevlisi hastaneye kaldırıldı
ABD’nin Los Angeles şehrinde binek araç markete daldı: 3 ölü 6 yaralı
Sele kapılan otomobil sürücü, 3 saatlik çalışmanın sonunda ölü olarak bulundu
Trump, 19 Mart'ta Japonya Başbakanı Takaichi’yi Beyaz Saray’da ağırlayacak
Ufuk Özkan’dan yoğun bakım sonrası ilk açıklama
KÜLTÜR SANAT
Atatürk’ün Balıkesir’e gelişinin 103. yılı kutlandı
06 Şubat 2026 Cuma - 17:02:26
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Balıkesir’e gelişinin 103’üncü yıl dönümü törenle kutlandı. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Balıkesir arasında koparılmaz bir bağ olduğunu söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Balıkesir, düşman işgalinin tüm ağır şartları altında milli emellerin ve milli iradenin ortaya konulduğu vatanperver ve milliyetperver bir şehirdir" dedi. Cumhuriyet’in kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Balıkesir’imize gelişinin Kuvayımilliyeciler için çok büyük bir anlam taşıdığını söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Ulu Önder’imiz tam 103 yıl önce bugün, Balıkesir’imizi ilk kez ziyaret etti. Ali Hikmet Paşa, Mehmet Vehbi Bolak gibi 50 binden fazla Kuvayımilliyeci, onu burada, büyük bir coşkuyla karşılamıştı. Bizler de anma töreni vesilesiyle bu anlamlı günü ölümsüzleştiriyor, Ata’mıza ve onun değerlerine sonsuz saygımızı sunuyoruz. Hem İstiklal Madalyalı bir dedenin torunu hem de Balıkesir’imin öz evladı olarak şunu gururla ifade etmek istiyorum: Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Balıkesir arasında koparılmaz bağlar vardır. Çünkü Balıkesir’imiz; İzmir’in işgalinin hemen ardından Alaca Mescit’te ve Okuma Yurdu’nda toplanan Kuvayımilliyecilerle Anadolu’daki ilk örgütlü direnişi başlatan şehirdir. Balıkesir’imiz, Milli Mücadelemizin beş büyük kongresine ev sahipliği yapmıştır. Düşmana karşı ilk kurşun da son kurşun da bu topraklarda atıldı. İşte bu yüzden dün olduğu gibi bugün de, kalbi Kuvayımilliye diye atan her bir Balıkesirli, Ulu Önder’imiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izindedir ve onun yolunda ilerlemektedir" diye konuştu. "Balıkesir, Vatansever ve milliyetsever bir şehirdi" Akın, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Zağnos Paşa Camii’nde verdiği hutbede söylediği "Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil; millet fertlerinin tamamının arzularının, emellerinin birleşmesinden ibarettir" sözünü hatırlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü; "Milli birlik ve beraberlik ruhu taşıyan bu sözlerin, Kuvayımilliye’nin başkenti Balıkesir’imizde söylenmesi bir tesadüf değildir. Çünkü Balıkesir, düşman işgalinin tüm ağır şartları altında milli emellerin ve milli iradenin ortaya konulduğu vatanperver ve milliyetperver bir şehirdir. Balıkesir’imiz Atatürk’ümüz için değerliydi, bu nedenle Ulu Önder’imiz şehrimizi tam yedi kez ziyaret etti. Ulu Önder’imiz, mücadelenin yalnızca topla, tüfekle sona ermediğini de çok iyi biliyordu. Bu bakımdan onun, Balıkesir’i de kapsayan yurt gezileri; Cumhuriyet’in, halk egemenliğinin ve Anadolu aydınlanmasının bir parçasıydı. Balıkesir’imiz de bu amaçların hayata geçirildiği en önde gelen şehirlerdendir. Bizler bugün, Ata’mızın o günlerde işaret ettiği Anadolu aydınlanmasının ve Türkiye Cumhuriyet’in neferleriyiz. Bizler Kuvayımilliye’nin devamı olan Balıkesir Takımı’nın birer ferdiyiz. Şehrimizin insanları için, doğası için kaygı duyan; Balıkesir ruhuyla Balıkesir’in güçlenmesi için çalışan ve tabii ki Kuvayımilliyeci olmaktan gurur duyan herkese bu takımda yer vardır. En önemli sorumluluklarımızın başında bu birliği ve beraberliği, büyütmek ve güçlendirmek geliyor. Bugünkü birlikteliğimiz de bunun çok değerli bir ifadesidir. Kuvayımilliye ittifakımızı güçlendiren her bir Kuvayımilliyeciye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Başta Ulu Önder’imiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kuvayımilliyeci atalarımızı ve vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Kuvayımilliye ruhu!"
06 Şubat 2026 Cuma - 16:36
Pursaklar’da 4. Kitap Günleri başladı
Pursaklar’da 4’üncü Kitap Günleri başladı. Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Çocuklarımızı ekran sürelerini azaltıp, ekran bağımlılığından uzaklaştırıp, kitapların sayfaları arasına alabilirsek bu bize yetiyor" dedi. Ankara’nın Pursaklar ilçesinde 4’üncü Kitap Günleri’nin açılışı, Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin’in katılımıyla gerçekleştirildi. Yaşam Merkezi’nde düzenlenen etkinliğin ilk gününde ziyaretçi yoğunluğu yaşandı. Öğrencilere servisle ulaşım imkanı sağlanan etkinlikte, kitap almaları için de hediye kuponu verildi. Yaşam Merkezi önünde ayrıca ziyaretçilere sıcak çorba ikramı yapıldı. Kurdele kesimiyle açılışı yapılan etkinlikte konuşan Çetin, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenlere başsağlığı diledi. Çetin, "Biz okullarımızdaki bütün öğrencileri bir şekilde buraya davet ederek, servis imkanı sağlayıp buraya getirerek ve birer de kitap alabilecekleri hediye kuponu çeki vererek, kitapların etkileyici dünyasına inmelerini arzu ediyoruz" diye konuştu. "Çocuklarımızı kitapların o sayfaları arasına alabilirsek bu bize yetiyor" Etkinlikte yazarların ve şairlerin imza günü ve söyleşi gerçekleştireceklerini belirten Çetin, ayrıca kurulan stantlara kitapseverleri davet etti. Çetin, "192 tane yayın evi var, 64 tane stant var. Bir miktar çocuklarımızı bu ekran sürelerini azaltıp, ekran bağımlılığından uzaklaştırıp, kitapların o sayfaları arasına alabilirsek bu bize yetiyor. Tabi artık gelenek oluştu Pursaklar’da" ifadelerini kullandı. Etkinliğe gelen öğrencilerden Zeynep Kara, kitap okumayı çok sevdiğini belirterek, "4 senedir buraya geliyorum. Çok seviyorum kitap okumayı, kitaplara aşık bir insanım" şeklinde konuştu. "Biz bu ülkede satılabilecek en zor şeyi satıyoruz" Stant görevlisi İbrahim Öksüz ise, yaklaşık 25 senedir kitap emekçisi olduğunu anlatarak, "Geçen seneki okurlarımızın ziyareti var. Çocuklarımız geliyor. Onları iyi kitaplarla keyifli kitaplarla buluşturmayı seviyoruz. Biz bu ülkede satılabilecek en zor şeyi satıyoruz, kitap satıyoruz. Belediyemiz sağ olsun bizi iyi okurlarla iyi insanlarla tanıştırdı. Geldik, okurlarımızı bekliyoruz" dedi.
06 Şubat 2026 Cuma - 14:58
Samsunspor’un gençleri stres attı
Samsunspor A.Ş. Futbol Akademisi yerleşkesinde konaklayan akademi futbolcuları, sosyal ve kültürel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. Akademi sporcuları, Samsun Devlet Opera ve Balesi Gösteri Merkezi’nde sahnelenen opera gösterisini izleyerek yoğun antrenman temposunun ardından keyifli bir akşam geçirdi ve zihinsel olarak yenilenme fırsatı buldu. Gerçekleştirilen organizasyonla sporcuların kültürel ve sanatsal farkındalıklarının artırılması, yoğun antrenman süreci içerisinde zihinsel olarak yenilenmeleri ve takım içi iletişimin güçlendirilmesi hedeflendi. Etkinliğe Akademi Teknik Direktörü Cedric Cattenoy, Akademi Teknik Direktör Asistanı Ahmet Furkan Can, U19 Teknik Sorumlusu Ahmet Çil, U17 Teknik Sorumlusu Hakan Keskin, Akademi Spor Psikoloğu Eftelya Minuz, Akademi Diyetisyenleri Yağmur Yiğit ve Ece Toraman ile futbolcular katılım sağladı.
06 Şubat 2026 Cuma - 13:20
Örenşehir’in ’ören yeri’ ilan edilmesi için çalışma başlatıldı
Kayseri’nin İncesu ilçesi Örenşehir Mahallesi’nde kazı çalışmaları devam ederken İç Anadolu’nun en büyük mozaik yapısının yer aldığı bölgenin ören yeri olarak ilan edilmesi için çalışma başlatıldı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, "İnşallah bu yıl hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin gelip görebileceği önemli bir destinasyon noktası olacak" dedi. İncesu’ya bağlı Örenşehir Mahallesi Köy İçi mevkiinde büyükşehir belediyesinin desteğiyle Kayseri Müze Müdürlüğü’nün denetiminde arkeolojik kazılar sürerken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca bölgenin ören yeri olarak ilan edilmesi için çalışmaların başlatıldığı bildirildi. Kazı çalışmaları hakkında bilgi veren İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, alanda 600 metrekareyi geçen bir mozaik tabanının bulunduğunu belirterek, "İncesu ilçemizdeki Örenşehir’de yapılan kazı çalışmaları; Müze Müdürlüğümüz başkanlığında devam ediyor. Devam eden kazılarda çok önemli bir aşamaya gelmiş durumdayız. İlk başladığımızda mozaiklerin bir kısmı biliniyordu. Her yıl yapılan yeni çalışmalarla, bu mozaiklerin ne kadar daha geniş bir alana yayıldığını görmüş olduk. Burada 600 metrekareyi geçen bir mozaik tabanından bahsediyoruz. Özellikle baktığımızda, buradaki mozaiklerin Geç Roma-Erken Bizans Dönemi’ne tarihlendirildiğini görüyoruz. Döneminin çok ilerisinde bir sunumu yansıtıyor. Oldukça nitelikli ve çoğu sağlam şekilde açığa çıkarıldı. Kazı çalışmaları yapılırken, bir yandan da bulunan mozaiklerin restorasyonu gerçekleştiriliyor. Alanında uzman kişiler tarafından temizleme çalışmaları yapılıyor. Tabii ki nihayetinde devam eden bir bilimsel kazı çalışması söz konusu. Biz burada sınırları net olarak görebilmek için bekledik. Buranın, döneminin yöneticisinin idari noktalarından biri olduğu düşünülüyor. Hatta ortaya çıkan kitabelerden, o dönemin imparatorunun burada konaklamış olabileceğine dair hocalarımızın da görüşleri mevcut" dedi. Bakanlık tarafından süreç başlatıldı Bölgenin ören yeri olarak ilan edilmesi için bakanlık tarafından gerekli sürecin başlatıldığını aktaran Dursun, "Mozaikler ilk gün yapılmış gibi görünüyor. Burayı ziyaretçilerin gelip görebilmesi için bazı düzenlemeler gerekiyordu. Bu yılki çalışmaların ardından bakanlığımız tarafından gerekli süreçler başlatıldı. Gerekli belgeleri gönderdik, şu anda buranın ören yeri olarak ilan edilmesi için çalışma başlatıldı. Bu çalışmalar tamamlandıktan ve gerekli izinler alındıktan sonra, mozaiklerin yerinde korunarak ziyaretçilere açılması planlanıyor. Şu anda proje aşamasındayız. Projelerin onaylanmasının ardından, mozaikler yerinde muhafaza edilerek bir üst örtü sistemi kurulacak ve sonrasında ziyaretçilere açılacak. Elbette alanda yürütülmesi gereken bilimsel kazı çalışmaları devam ediyor. İnşallah bu yıl hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin gelip görebileceği önemli bir destinasyon noktası olacak. Örenşehir’de tüm planlama ve çalışmalarımız bu yönde" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
05 Şubat 2026 Perşembe- 11:59
Tuğba’nın ‘Geleneksel Lokum Günleri’ başladı
2
04 Şubat 2026 Çarşamba- 11:50
Kastamonu’daki gizemli yer altı yapıları definecilerin talanına uğradı
3
30 Ocak 2026 Cuma- 14:20
Tosyalı, genç sanatçıları destekleyerek kültürel üretime katkısını sürdürüyor
4
01 Şubat 2026 Pazar- 09:53
25 yıldır camlara üfleyerek şekil veriyor
5
05 Şubat 2026 Perşembe- 14:36
Giresun’da kadınlara özel dayanışma mekanı
21 Eylül 2025 Pazar - 11:33
SANKO Sanat galerisinde anneanne-torun sergisi
Gaziantepli ressam Mizyal Karabiber Nacaroğlu ve torunu Ferit Özdeş, SANKO Sanat Galerisinde, "Biz Birlikte 2." temalı sergi açtı. Gaziantep’te yaşayan Mizyal Karabiber Nacaroğlu, sanatı yaygınlaştırmak ve topluma mal etmek için çeşitli etkinlikler düzenlediğini, kendisine ait Mizyal Sanat Evi’nde ilk ve orta yaş grubu çocuklarla resim çalışmaları yaptığını söyledi. Kentte sanatın gelişimi için çeşitli projeler gerçekleştirdiğini belirten Karabiber, sanatla ilgilenen öğrencilerin diğer öğrencilerden daha başarılı olmasının tesadüf olmadığına dikkat çekti. Sanat Merkezi Derneği, Akdeniz Ülkeleri Kadın Sanatçılar Birliği ve Uluslararası Sanatçılar Birliği üyesi olduğuna vurgu yapan Mizyal Karabiber Nacaroğlu, "Sanatı geniş perspektiften irdelemek amacıyla sanatın olduğu her yerde var olmaya özen gösteriyorum" dedi. Doğadaki hareketleri, olayları ve renkleri kendine özgü yorumlarıyla tuvaline aktararak iç mutluluğunu diğer insanlarla paylaşırken, ulusal ve uluslararası sanat etkinliklerinin yaşadığı kentte de olabilmesi için diğer sanatçılarla sürekli iletişim içerisinde olmayı amaçladığını anlatan Mizyal Karabiber Nacaroğlu, torunu Ferit Özdeş’i de aynı düşünceden hareketle küçük yaşlardan itibaren resme yönelttiğini kaydetti. SANKO Okulları 6’ncı sınıf öğrencisi olan ve resim çalışmalarını anneannesinin Mizyal Sanat Merkezinde sürdüren Özdeş ise genellikle suluboya, linolyum baskı ve karışık teknik ile resim yaptığını bildirdi. Özdeş, anneannesi ile gezdiği, gördüğü yerleri çizdiğini, birlikte geçirdikleri zamanlarda resim yapmanın kendileri için zevkli geçtiğinin altını çizdi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hakan Aslansoy da sanatı ile örnek çalışmalar yapan Mizyal Karabiber Nacaroğlu’nun, torunu ile sergi açarak farklı bir çalışmaya imza attığını ifade etti. Mizyal Karabiber Nacaroğlu’nun torununu resim sanatına yönlendirerek rol modeli olduğunu söyleyen Aslansoy, anneanne ve torunu başarılı çalışmalarından dolayı kutladığını sözlerine ekledi. Sanatı topluma taşıyan bir ruh Mizyal Karabiber Nacaroğlu’nu, "Sanatı Topluma Taşıyan Bir Ruh" olarak tanımlayan İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Mehmet Aykanat, düşüncelerini şöyle özetledi: "1992 yılından bu yana tanıdığım, tanımakla da onur duyduğum değerli sanat insanı Mizyal Karabiber Nacaroğlu, yalnızca bir ressam değil; aynı zamanda sanatın vicdanı, toplumun ruhuna dokunan bir kültür neferidir. Gıda mühendisliğinin disiplininden gelen hassasiyetle, iş dünyasındaki zarif kararlılıkla ve en önemlisi sanatın renkleriyle beslenmiş bir gönül insanıdır o. Sanat aktivisti kimliğiyle yıllardır çocukları sanatın büyülü dünyasında bir araya getiren, onların hayal gücüne rehberlik eden Mizyal Hanım; uluslararası çocuk resim yarışmalarıyla hem yerelden evrensele açılan bir pencere aralamış, hem de dünya çocuklarının duygularını çizgilere ve renklere dökme imkânı sunmuştur. Bu yarışmalarda kültür insanı kimliğimle ben de jüri üyesi olarak bulunmaktan her zaman derin bir gurur duydum. Mizyal Karabiber Nacaroğlu, sanatın yalnızca göze değil, insana hitap etmesi gerektiğine inananlardan. Gaziantep’in sanat belleğinde yer etmiş, adı saygıyla anılan bu duayen isim, kentimizin kültürel dokusuna sadece eserleriyle değil, oluşturduğu sanat iklimiyle de katkı sunmuştur. Sanat onun elinde bir ifade aracı değil, bir yaşam biçimi; toplumla kurulan en zarif iletişim şeklidir." Konuşmaların ardından Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Hakan Aslansoy ile İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Mehmet Aykanat, Mizyal Karabiber Nacaroğlu ve Ferit Özdeş’e SANKO Holding adına "Zeugma Fırat’ın Gerdanlığı" isimli yayını takdim ettiler. Toplam 125 eserin yer aldığı"Biz Birlikte 2." temalı sergi, SANKO Park AVM üçüncü katta bulunan SANKO Sanat Galerisi’nde 3 Ekim 2025’e kadar gezilebilecek.
21 Eylül 2025 Pazar - 11:19
CNC teknolojilerine inat el oymacılığını yaşatmaya çalışıyor
Sivas’ta bir caminin mihrabı, teknolojik makineler yerine tamamen el emeğiyle hazırlanıyor. CNC makineleriyle 1 ayda tamamlanabilecek minber, daha kıymetli olduğu için el oymasıyla yaklaşık 7 ayda tamamlanacak. Neolitik çağlardan bu yana yaşayan ahşap oymacılığı, gelişen CNC teknolojilerine rağmen yaşatılmaya çalışılıyor. Sivas’ta 20 yıldır ahşap oyma ustalığı yapan Süleyman Daştan’ın, CNC teknolojilerine inat mesleğini daha kıymetli olduğunu düşündüğü el işçiliğiyle sürdürüyor. CNC makineleriyle 1 ayda tamamlanacak bir iş 7 ay sürse de el işçiliğinden vazgeçmiyor. Daştan şu günlerde 3 buçuk metre yüksekliğe 2.5 metre de genişliğe bir cami mihrabı üzerinde çalışıyor. Daştan, mihrapta kullanılacak ithal çam üzerine yazdığı Kur’an harfli yazı ve desenleri tek tek elleriyle işliyor. Mihrapta işlenen her detay, geleneksel ahşap oyma sanatının inceliklerini taşıyor. "Geleneksel dokuyu korumak için özenle yaptığım bir mihrap" Süleyman Daştan, CNC ile 1 ayda tamamlanabilecek iş için 7 ay zaman harcadığını belirterek, "Sivas’ta bulunan bir caminin mihrabını yapıyorum. Şu anda ana gövdesini yapıyorum. Dünya genelinde sanat, kiliseler, katedraller ve kütüphanelerde zirve yapmıştır. Bizde de; ibadethanelerin ve camilerin dışındaki sanat pek de gelişmemiştir. Ben de ahşap oyma sanatıyla ilgili bugüne kadar edindiğim birikimimle, ibadethanelerimizde sanatı daha da zirveye ulaştırmak için çeşitli çalışmalar yapıyorum. Bu mihrapla yaklaşık 5 aydır uğraşıyorum. Şu anda birkaç ay kadar daha sürecek eksikleri var. Ben işlemlerini tamamen el oyması yapmıyorum, teknolojik lazerli CNC makineleri kullanmıyorum. Burada yapılmış bütün yazıları tek tek elimle işledim, yazdım. Teknolojik cihazlar kullanmadığımızda bitmesi zaman alıyor. Geleneksel dokuyu korumak için özenle yaptığım bir mihrap. Tamamen bitmesi yaklaşık 7 ayımızı alıyor. CNC makinelerle 1 ay kadar süren işi biz el oyması yaptığımız için 7 ay kadar sürüyor" diye konuştu. "Ahşapla duygusal bağ kuruyoruz" Daştan, son yıllarda el işi ürünlerin daha çok rağbet gördüğünü ifade ederek, "Ahşabın kendine has bir sıcaklığı var. Mermer, polyester veya döküm gibi değil. El işi yapılmasının esere kattığı daha estetik bir görüntü var. Bu el işi oyma da ahşabın üzerine koyarak yaptığımız her desen işin güzelliğini artırıyor. İnsanların ilgisi bizim yaptığımız el oyması işlere daha çok. Son yıllarda da el oyması, el işi ürünlere daha çok rağbet görüyor. Ahşapla duygusal bağ kuruyoruz. Eser, onu yapan kişiyle bağımsız değildir. Onu yapan kişi ruh halini, duygularını, hüznünü ve sevincini mutlaka esere yansıtır" dedi.
21 Eylül 2025 Pazar - 11:17
Dünyanın en büyük 2. kanyon vadisi ziyaretçilerini ağırlıyor
Dünyanın en büyük 2. kanyonu olan Ihlara Vadisi doğal güzelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Tarihi ve kültürel mirasıyla birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde bulunan Ihlara Vadisi yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Dünyanın en büyük 2. kanyonu olan Ihlara Vadisi doğa harikası güzellikleriyle yoğun ilgi görüyor. Tektonik yükselmeler ve Hasandağı volkanının püskürmesinin ardından çöküntüye uğrayan alan üzerinde ilerleyen Melendiz Çayı’nın binlerce yılık aşındırması sonucu oluşan Ihlara Vadisi ziyaretçilerine eşsiz bir doğa harikasını sergiliyor. 14 kilometre uzunluğunda olan ve 382 basamaklı merdivenle inilen Ihlara Vadisi yerli-yabancı turistlerin ilgi odağı olurken, vadi doğal güzelliğinin yanı sıra bünyesinde barındırdığı onlarca kilise ve tarihi yapısıyla da dikkat çekiyor. Vadide 105 kilise ve yaklaşık 10 bin adet mağara bulunuyor. İçerisinden geçen Melendiz Çayı ile adeta tüm doğal güzellikleri barındıran Ihlara Vadisi yerli ve yabancı turistleri cezbediyor. Ihlara Vadisini gezmeye gelen yabancı turistler Ihlara Vadisinin eşsiz bir doğa harikası olduğunu belirtirken, Denizli’den Ihlara Vadisine gelen Meryem Azra Ongun, "Ihlara Vadisi tüm doğal güzellikleri içerisinde barındıran bir yer. Ihlara Vadisini çok güzel bulduk. Biz Denizli’den geldik Aksaray’a. Burada çok fazla yeşillik yoktu ama bu vadi de hem nehir var hem de su var. Kiliseleri gezdik" dedi. Ayşen Ongun ise "Ihlara Vadisi çok güzel, gezmesi epey bir zordu ama çok güzel bir yer" diye konuştu.
21 Eylül 2025 Pazar - 11:06
Dünyanın en büyük 2. kanyon vadisi ziyaretçilerini ağırlıyor
Dünyanın en büyük 2. kanyonu olan Ihlara Vadisi doğal güzelliğiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Tarihi ve kültürel mirasıyla birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde bulunan Ihlara Vadisi yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Dünyanın en büyük 2. kanyonu olan Ihlara Vadisi doğa harikası güzellikleriyle yoğun ilgi görüyor. Tektonik yükselmeler ve Hasandağı volkanının püskürmesinin ardından çöküntüye uğrayan alan üzerinde ilerleyen Melendiz Çayı’nın binlerce yılık aşındırması sonucu oluşan Ihlara Vadisi ziyaretçilerine eşsiz bir doğa harikasını sergiliyor. 14 kilometre uzunluğunda olan ve 382 basamaklı merdivenle inilen Ihlara Vadisi yerli-yabancı turistlerin ilgi odağı olurken, vadi doğal güzelliğinin yanı sıra bünyesinde barındırdığı onlarca kilise ve tarihi yapısıyla da dikkat çekiyor. Vadide 105 kilise ve yaklaşık 10 bin adet mağara bulunuyor. İçerisinden geçen Melendiz Çayı ile adeta tüm doğal güzellikleri barındıran Ihlara Vadisi yerli ve yabancı turistleri cezbediyor. Ihlara Vadisini gezmeye gelen yabancı turistler Ihlara Vadisinin eşsiz bir doğa harikası olduğunu belirtirken, Denizli’den Ihlara Vadisine gelen Meryem Azra Ongun, "Ihlara Vadisi tüm doğal güzellikleri içerisinde barındıran bir yer. Ihlara Vadisini çok güzel bulduk. Biz Denizli’den geldik Aksaray’a. Burada çok fazla yeşillik yoktu ama bu vadi de hem nehir var hem de su var. Kiliseleri gezdik" dedi. Ayşen Ongun ise "Ihlara Vadisi çok güzel, gezmesi epey bir zordu ama çok güzel bir yer" diye konuştu.
21 Eylül 2025 Pazar - 11:01
CNC teknolojilerine inat el oymacılığını yaşatmaya çalışıyor
Sivas’ta bir caminin mihrabı, teknolojik makineler yerine tamamen el emeğiyle hazırlanıyor, CNC makinalarıyla 1 ayda tamamlanabilecek minber, daha kıymetli olduğu için el oymasıyla yaklaşık 7 ayda tamamlanacak. Neolitik çağlardan bu yana yaşayan ahşap oymacılığı, gelişen CNC teknolojilerine rağmen yaşatılmaya çalışılıyor. Sivas’ta 20 yıldır ahşap oyma ustalığı yapan Süleyman Daştan’ın CNC teknolojilerine inat mesleğini, daha kıymetli olduğunu düşündüğü el işçiliğiyle sürdürüyor. CNC makineleriyle bir ayda tamamlanacak bir iş 7 ay sürse de el işçiliğinden vazgeçmiyor. Daştan şu günlerde 3 buçuk metre yüksekliğe 2.5 metre de genişliğe bir cami mihrabı üzerinde çalışıyor. Daştan, mihrapta kullanılacak ithal çam üzerine yazdığı Kuran harfli yazı ve desenleri tek tek elleriyle işliyor. Mihrapta işlenen her detay, geleneksel ahşap oyma sanatının inceliklerini taşıyor. "Geleneksel dokuyu korumak için özenle yaptığım bir mihrap" Süleyman Daştan, CNC ile bir ayda tamamlanabilecek iş için 7 ay zaman harcadığını belirterek, "Sivas’ta bulunan bir caminin mihrabını yapıyorum. Şuanda ana gövdesini yapıyorum. Dünya genelinde sanat, kiliseler, katedraller ve kütüphanelerde zirve yapmıştır. Bizde de; ibadethanelerin ve camilerin dışındaki sanat pek de gelişmemiştir. Ben de ahşap oyma sanatıyla ilgili bugüne kadar edindiğim birikimimle, ibadethanelerimizde sanatı daha da zirveye ulaştırmak için çeşitli çalışmalar yapıyorum. Bu mihrapla yaklaşık 5 aydır uğraşıyorum. Şu anda birkaç ay kadar daha sürecek eksikleri var. Ben işlemlerini tamamen el oyması yapmıyorum, teknolojik lazerli CNC makineleri kullanmıyorum. Burada yapılmış bütün yazıları tek tek elimle işledim, yazdım. Teknolojik cihazlar kullanmadığımızda bitmesi zaman alıyor. Geleneksel dokuyu korumak için özenle yaptığım bir mihrap. Tamamen bitmesi yaklaşık 7 ayımızı alıyor. CNC makinelerle 1 ay kadar süren işi biz el oyması yaptığımız için 7 ay kadar sürüyor" diye konuştu. "Ahşapla duygusal bağ kuruyoruz" Daştan, son yıllarda el işi ürünlerin daha çok rağbet gördüğünü ifade ederek, "Ahşabın kendine has bir sıcaklığı var. Mermer, polyester veya döküm gibi değil. El işi yapılmasının esere kattığı daha estetik bir görüntü var. Bu el işi oyma da ahşabın üzerine koyarak yaptığımız her desen işin güzelliğini artırıyor. İnsanların ilgisi bizim yaptığımız el oyması işlere daha çok. Son yıllarda da el oyması, el işi ürünlere daha çok rağbet görüyor. Ahşapla duygusal bağ kuruyoruz. Eser, onu yapan kişiyle bağımsız değildir. Onu yapan kişi ruh halini, duygularını, hüznünü ve sevincini mutlaka esere yansıtır" dedi.
21 Eylül 2025 Pazar - 10:59
Gercüş’te yüzyıllardır devam eden bulgur kaynatma geleneği devam ediyor
Batman’ın Gercüş ilçesinde yüzyıllardır süregelen bulgur kaynatma geleneği, bugün de ilçe merkezinde coşkuyla devam ettirildi. Asırlardır dumanı tüten kazanlarda kaynayan bulgur, ilçenin ortak hafızasında sıcaklığını korumaya devam ediyor. Gercüş’te bulgur kaynatma geleneğinin sürmesi çok değerli bir kültürel miras. Bu tür gelenekler hem toplumsal dayanışmayı güçlendiriyor hem de yöresel mutfak kültürünü gelecek nesillere aktarıyor. Tarladan hasadın toplanması ve kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte dev buğday kazanları kaynamaya başladı. Gercüş merkez ve köylerinde vatandaşlar dev kazanlarda buğday kaynatarak kışa hazırlık yapıyor. Tarladan hasadın toplanması ve kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte dev buğday kazanları kaynamaya başladı. Bin bir güçlükle kaynatılan buğdaylar daha sonra damların üzerine serilerek kurutulmaya bırakılıyor. Değirmenlerde öğütüp kabuklarından ayırdıktan sonra bulgurları rüzgarda savurduktan sonra da eski değirmen taşıyla öğüterek ve sonra eleyerek kışlık erzaklarını hazırlıyorlar. Bulgur kaynatmayla ilgili konuşan Süleyman Öner, "Öncellikle suyumuzu dev kazanlara boşaltıp tabii bunun bir ölçeği vardır, kazana göre ayarlıyoruz ne fazla ne de az olmaması lazım. Kazanı suyla doldurduktan sonra kazanın altına ateşi veriyoruz. Ortalama 3 ila 4 saat kaynattıktan sonra süzülmesi için buğdayımızı diğer kazana boşaltıyoruz. Süzüldükten sora bizim doğal damlarda kurutup kuruduktan sonra da belirli bir aşamaya geldikten sonra 2, 3 gün kuruduktan sonra da torbalara koyup değirmene götürüyoruz. Değirmene götürdükten sonra bunu hem bulgur, kısırlık olsun, köftelik olsun bunların hammaddesi olsun bu buğdaydan çıkıyor. Yani tek olarak bulgur olmuyor. Üç dört çeşide ayırıyoruz bunu. Bize fabrikaya nazaran bu bulgurun tadı daha güzel ve daha lezzetlidir. Kaynattığımız bulguru dayılarımıza amcalarımıza hatta batı taraflarına bile gönderiyoruz. Dedelerimizden kalan geleneği sürdürüyoruz" dedi. Bulgur kaynatan kadınlar ise, "Çok zahmetli bir iştir ama lezzeti de güzeldir. Ondan sonra değirmene götürüp öğütüyoruz. Öğütülen bulgurluk buğdaydan 3 ila 4 çeşit yemeklik ürün alıyoruz. En küçük tanelere ’çiğ köftelik’ ve en iri olanına da ’Savar-bulgur’ diyoruz. Piyasada satılan hazır bulgurdan da alabiliriz fakat bu zahmete katlanmamızın nedeni köy usulü yapılan bulgurun lezzeti ve damakta bıraktığı tat hazır bulgurdan kat kat daha güzel olması" diye konuştu.
21 Eylül 2025 Pazar - 09:52
Dumlupınar’da geleneksel piknik şöleni
Dumlupınar ileçsinde, Kütahya Vakıflar Bölge Müdürlüğü koordinesinde Valide Sultan Kethüdası Yusuf Ağa ve Abdullah Paşa Bin Hasan Paşa Vakfı tarafından düzenlenen geleneksel piknik şöleni gerçekleştirildi. Kütahya, Afyonkarahisar, Eskişehir ve Uşak illerindeki bursiyerlerin katılımıyla bu yıl ikincisi düzenlenen etkinlik, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Vakıflar Bölge Müdürlüğü koordinesinde hayata geçirildi. Programda konuşan Vali Vekili Harun Kazez, "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; vatan uğrunda ölen varsa vatandır" sözleriyle şehitliklerin ve milli mücadelenin önemine dikkat çekti. Program kapsamında, Kütahya Milli Parklar Alan Kılavuzu Recep Cenik rehberliğinde, Zafer Anıtı, Şehit Sancaktar Mehmetçik Anıtı, Dumlupınar Şehitliği ve Dumlupınar Diorama Müzesi ziyaret edildi. Daha sonra katılımcılarla birlikte düzenlenen piknik programı, dostluk ve muhabbet ortamında gerçekleştirildi. Dumlupınar Şehitliği ziyaretinin ardından, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle birlikte tüm şehitlere ve vakıf kurucusu atalarımıza dualar edildi. Etkinlik süresince, çocuklara ve ailelerine yönelik çeşitli ikramlar yapıldı ve etkinlikler düzenlendi. Gençlik ve Spor Bakanlığı öncülüğünde yüz boyama ve çeşitli oyunlar ile çocuklar eğlenceli vakit geçirdi. Programa, Kütahya Vali Yardımcısı Harun Kazez, Şaphane Kaymakamı Muhammed Sefa Çelik, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Süleyman Kızıltoprak, Kütahya İl Müftü Vekili Tahsin Ekin ve Dumlupınar Merkez Camii İmam Hatibi Nurullah Yumak katılım sağladı.
21 Eylül 2025 Pazar - 09:25
Bir zamanlar isimleri, sanatlarıyla anılıyordu
Trabzon’un en işlek caddeleri olan ve isimlerini de yıllar önce burada yapılan mesleklerden alan Semerciler ve Kunduracılar Caddesi’nde artık bu mesleklerden pek eser kalmadı. Tarihi hanlarıyla geçmişin izlerini taşıyan bu bölge, İpek Yolu’nun son kalıntılarına ev sahipliği yapıyor. Eskiden kervanlarla gelen sipahiler, askerleri, atları ve develeriyle bu bölgeye uğrardı. Yıllarca at nallatıp semer yaptırmaları nedeniyle bölgeye ’Semerciler Caddesi’ adı verilirken, günümüzde artık at kullanımının yok denecek kadar azalmasıyla semercilik mesleği bitmiş durumda. Yine bölgedeki bir diğer önemli cadde olan ’Kunduracılar Caddesi’, ismini geçmişte yoğun şekilde yapılan ayakkabı ve çarık üretiminden alırken adeta üretimin kalbiydi. Ayakkabıcılığın merkezi olan bu cadde, artık bu özelliğini büyük ölçüde kaybederken son yıllarda artan fabrikasyon üretiminin yaygınlaşmasıyla birlikte hem kunduracılık hem de ayakkabıcılık zanaatları neredeyse yok olmaya yüz tuttu. Şehrin farklı yerlerinde az sayıda ayakkabı üretim atölyeleri yer alırken, Ortahisar Halk Eğitim Merkezi’nde açılan kurslar sayesinde ayakkabıcılık mesleği yaşatılmaya çalışılıyor. Çevre esnafı Kamil Aydın, buralarda çocukluk yıllarında semer yapıldığını belirterek "Eskiden, çocukluk yıllarımızda burada semer ve eyer yapılırdı. Ancak artık bunların hiçbiri yok. ’Semerciler’ ismi, burada semer yapıldığından dolayı buradan geliyor. Devir değişti, artık eyer üretilmiyor. Caddemizin üst tarafı ise Kunduracılar Caddesi olarak bilinir. Ancak artık burada ayakkabı üzerine faaliyet gösteren pek mağaza kalmadı. Yine de bu yerler, geçmişteki meslek gruplarından dolayı hâlâ eski isimleriyle anılır; yani Semerciler ve Kunduracılar Caddesi olarak. Ben de çocukken sayaç işiyle uğraşırdım, şimdi ise çaycılık yapıyorum" dedi. Çevre sakinlerinden Coşkun Öztürk, kervan yolunu kullanan sipahiler, askerlerin, atları ve develeriyle buraya geldiğini kaydederek, "Buralar, İpek Yolu’nun son kalıntılarından olan hanların bulunduğu yerler. Peki, buraya kimler gelirdi? Kervan yolunu kullanan sipahiler, askerler, atları ve develeriyle buraya gelirlerdi. Yıllar boyunca nallarını, semerlerini burada yaptırdıkları için bu caddeye Semerciler Caddesi denmiş. Günümüzde artık hem ihtiyaç hem de askeri anlamda ata gerek kalmadığı için burada semercilik yapılmıyor. Kunduracılar Caddesi ise ismini burada yapılan ayakkabıcılık ve çarık üretiminden alır. Çocukluğumda buralar hep ayakkabıcılarla doluydu. Ancak buradaki ustaların çoğu il dışına giderek mesleklerini başka yerlerde sürdürmeye başladı. Zamanla fabrikasyon ayakkabı üretimine geçilince, el yapımı ayakkabı sanatı da büyük ölçüde azaldı" diye konuştu.
21 Eylül 2025 Pazar - 09:08
Bir zamanlar isimleri, sanatları ile anılıyordu
Trabzon’un en işlek caddeleri olan ve isimlerini de yıllar önce burada yapılan mesleklerden alan Semerciler ve Kunduracılar Caddesinde artık bu mesleklerden pek eser kalmadı. Tarihi hanlarıyla geçmişin izlerini taşıyan bu bölge, İpek Yolu’nun son kalıntılarına ev sahipliği yapıyor. Eskiden kervanlarla gelen sipahiler, askerleri, atları ve develeriyle bu bölgeye uğrardı. Yıllarca at nallatıp semer yaptırmaları nedeniyle bölgeye "Semerciler Caddesi" adı verilirken günümüzde, artık at kullanımının yok denecek kadar azalmasıyla semercilik mesleği bitmiş durumda. Yine bölgedeki bir diğer önemli cadde olan "Kunduracılar Caddesi", ismini geçmişte yoğun şekilde yapılan ayakkabı ve çarık üretiminden alırken adeta üretimin kalbiydi. Ayakkabıcılığın merkezi olan bu cadde, artık bu özelliğini büyük ölçüde kaybederken son yıllarda artan fabrikasyon üretiminin yaygınlaşmasıyla birlikte hem kunduracılık hem de ayakkabıcılık zanaatları neredeyse yok olmaya yüz tuttu. Şehrin farklı yerlerinde az sayıda ayakkabı üretim atölyeleri yer alırken, Ortahisar Halk Eğitim Merkezi’nde açılan kurslar sayesinde ayakkabıcılık mesleği yaşatılmaya çalışılıyor. Çevre esnaflarından Kamil Aydın, buralarda çocukluk yıllarında semer yapıldığını belirterek "Eskiden, çocukluk yıllarımızda burada semer ve eyer yapılırdı. Ancak artık bunların hiçbiri yok. ’Semerciler’ ismi, burada semer yapıldığından dolayı buradan geliyor. Devir değişti, artık eyer üretilmiyor. Caddemizin üst tarafı ise Kunduracılar Caddesi olarak bilinir. Ancak artık burada ayakkabı üzerine faaliyet gösteren pek mağaza kalmadı. Yine de bu yerler, geçmişteki meslek gruplarından dolayı hâlâ eski isimleriyle anılır; yani Semerciler ve Kunduracılar Caddesi olarak. Ben de çocukken sayaç işiyle uğraşırdım, şimdi ise çaycılık yapıyorum" dedi. Çevre sakinlerinden Coşkun Öztürk, Kervan yolunu kullanan sipahiler, askerler, atları ve develeriyle buraya geldiğini kaydederek, "Buralar, İpek Yolu’nun son kalıntılarından olan hanların bulunduğu yerler. Peki, buraya kimler gelirdi? Kervan yolunu kullanan sipahiler, askerler, atları ve develeriyle buraya gelirlerdi. Yıllar boyunca nallarını, semerlerini burada yaptırdıkları için bu caddeye Semerciler Caddesi denmiş. Günümüzde artık hem ihtiyaç hem de askeri anlamda ata gerek kalmadığı için burada semercilik yapılmıyor. Kunduracılar Caddesi ise ismini burada yapılan ayakkabıcılık ve çarık üretiminden alır. Çocukluğumda buralar hep ayakkabıcılarla doluydu. Ancak buradaki ustaların çoğu il dışına giderek mesleklerini başka yerlerde sürdürmeye başladı. Zamanla fabrikasyon ayakkabı üretimine geçilince, el yapımı ayakkabı sanatı da büyük ölçüde azaldı" diye konuştu.
21 Eylül 2025 Pazar - 00:58
Özcan Deniz Kapadokya’da sahne aldı
Türk müziğinin romantik prensi, usta sanatçı Özcan Deniz, Kapadokya Marriott Hotel’de sahneye çıkarak hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Özcan Deniz yeni imajıyla çıktığı sahnede "yapay zekayla değil, gerçekten de şirin babadan Orhan Gencebay şarkısını dinlediniz. Elin Amerikalısı sakal bırakır karizmatik olur. Bizim yerliler bırakır Şirin Baba olur, Ahmet Hakan olur" şeklinde konuştu. Konserde ünlü sanatçı, sahnede sevilen şarkılarını seslendirirken hayranları da ona hep bir ağızdan eşlik etti. Romantik parçalar sırasında salonda duygu dolu anlar yaşanırken, hareketli şarkılarda konuklar yerinde duramadı. Özcan Deniz’in sahne şovu ve enerjisi dinleyicilere tam anlamıyla müzik ziyafeti sundu. Özellikle yıllardır dillerden düşmeyen hit şarkılarında izleyiciler telefonlarına sarılarak bu anları kayıt altına aldı. Şık dekorasyonu ve sıcak atmosferiyle Kapadokya Marriott Hotel, bu özel konsere ev sahipliği yaparak misafirlerine unutulmaz bir gece yaşattı. Konser sonunda dakikalarca ayakta alkışlanan Özcan Deniz, hayranlarına teşekkür ederek "Kapadokya’da olmak her zaman çok özel" dedi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 17:55
Japon Altes Prensesi Akiko Mikasa Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’ni gezdi
Japon Altes Prensesi Akiko Mikasa, Şanlıurfa temasları kapsamında arkeoloji müzesini gezdi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 17:52
Bursa’da "Arkeoloji Festivali" her yaştan tarih meraklısını buluşturdu
Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Arkeoloji Festivali (Arkeofest’25), her yaştan tarih meraklısını 8500 yıllık geçmişi bulunan Aktopraklık Höyük Arkeopark’ta buluşturuyor. Bursa’nın tarihi ve kültürel mirasını tüm Türkiye’ye ve dünyaya en iyi şekilde tanıtmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, 8500 yıllık geçmişe sahip olan Aktopraklık Höyük Arkeopark’ta 4. Arkeoloji Festivali’ni (Arkeofest’25) düzenliyor. Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan festival, 20-21 Eylül tarihlerinde her yaştan arkeoloji meraklısını bir araya getiriyor. Açık Hava Müzesi’nde kurulan 40’tan fazla atölye çalışması, katılımcıları tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Sıfır atık hedefi ve düşük karbon ayak izi anlayışıyla gerçekleştirilecek olan etkinlikler, katılımcılara çağlar öncesinin yaşamlarını gözlemleme imkanı sunuyor. Başkan Bozbey, atölye çalışmalarına katıldı Arkeoloji Festivali’ni ziyaret eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, stantları gezerek tarih meraklılarıyla bir araya geldi. Festival kapsamında hazırlanan kilden çömlek, fosil kolye, yontma taştan alet yapımı, kilden takı, deri bileklik tasarımı, neolitik ve kalkolitik ev tasarımı, tarih öncesi el matkabı deneyimleme, deri dövme, tarih öncesi seramik restorasyonu, çarkta çömlek yapımı, Hitit çivi yazısı, tarih öncesi müzik aleti, at arabası tasarımı ve antik yemek yapımı atölyelerini ziyaret eden Başkan Bozbey, çocukların yaptığı çalışmalara eşlik etti. Buğday öğütme ve ekmek yapımı atölyesinde çocukların hazırladığı ekmeği de fırına veren Başkan Bozbey, sikke basımı atölyesinde ise çekici eline alarak para bastı. Festivale katılan kadın kooperatiflerinin stantlarını da gezen Başkan Bozbey, Bursa’nın yöresel lezzetlerinin tadına baktı. "Arkeopark’ın Türkiye’ye örnek olması için çalışıyoruz" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de 4. Arkeoloji Festivali’ni ziyaret ederek tarih meraklılarıyla bir araya geldi. Atölyeleri tek tek gezerek vatandaşlarla sohbet eden Başkan Bozbey, 8500 yıl önce yaşamın olduğu Aktopraklık Höyük Arkeopark’ta önemli bir festivale ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Alanda kazı çalışmalarını sürdürenlere ve festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Başkan Bozbey, "Arkeopark’ın daha fazla tanınması ve Türkiye’ye örnek olması için gerekli çalışmaları ve düzenlemeleri yapıyoruz. Arkeofest de bu alanın daha geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlayacaktır" dedi. "40’ın üzerinde farklı atölye var" Aktopraklık Höyük Arkeopark’ı gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarmak istediklerini dile getiren Başkan Bozbey, bu alanlara sahip çıkmak zorunda olduklarını ifade etti. 8500 yıl önce yaşamın olduğu alanın ancak 15 yıl önce fark edilebildiğini anlatan Başkan Bozbey, "Necmi Hocamızın önderliğinde başlayan bu proje, Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemimde desteklendi. Daha sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi destek verdi. Şimdi bizler tekrar sahiplenerek hem konaklama üniteleri hem de müzesiyle birlikte daha kullanılabilir hale getiriyoruz. Türkiye’de ilk defa yapılan Arkeofest ile de alanın tanıtımını yapıyoruz. Burada 40’ın üzerinde farklı atölye var. Aileler çocuklarıyla birlikte alanda güzel vakit geçiriyor. Turizme de katkısı olacak olan bu alanı yaşatmak zorundayız. Bu alanları koruyup kollamak hepimizin sorumluluğudur" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder