KÜLTÜR SANAT
Mersin’de kazada hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol unutulmadı 06 Şubat 2026 Cuma - 22:45:49 Mersin’de 18 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol, ‘Müziğin Sonsuzluğunda Yarım Kalan Bir Beste’ adlı anma konserinde, eserlerin kemanla icra edilmesiyle anıldı. Anma konseri, Mersin Kültür Merkezi Şeref Salonunda yapıldı. Konserde, genç yaşta hayatını kaybeden Akyol’un anısına sanatçılar tarafından eserler icra edildi. Programda Johann Sebastian Bach’tan ’Marcello Adagio’, ’Air ve Erbarme Dich’, Heinrich Baermann’dan ’Adagio Re Maj’, Tomaso Albinoni’den ’Adagio 2’, Sergei Rachmaninoff’tan ’Vocalize’ ile Azerbaycan Halk Şarkısı ’Laçin’ kemanla çalındı. Eserler, solistler Ezgi Arman, Helin Can, Kayahan Karaca, Nilay Karakaş, Marina Kvlividze ve Çiğdem Manolya Arslan tarafından icra edildi. Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrasının da eşlik ettiği anma konseri, vatandaşlar tarafından ilgiyle takip edildi. "Onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" Programda konuşan Laçin’in Babası Mahmut Akyol, üzerlerindeki yükün ağırlığını taşımakta zorlandıklarını ifade ederek, "Bugün bu tarz bir sanatla kızımızın anılması, buruk bir sevinç oluyor. Aslında kızımızı kaybedeli bir yıl oldu. Camiamız, dostlarımız her zaman yanımızda oldular. Tüm Türkiye, hatta tüm dünya kan ağlıyor. O kanayan yara durmayacak tabii ama Laçin’i anarak, konserlerle, böyle anma geceleriyle ve yarışma düzenledikten sonra onu anacağız ve onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" dedi. Olayın geçmişi Kaza, 25 Ocak 2025 tarihinde Mersin’in Yenişehir ilçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan 18 yaşındaki keman sanatçısı Laçin Akyol, İ.H.Ç. (27) yönetimindeki otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Akyol, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak 6 Şubat’ta hayatını kaybetti. Genç sanatçının organları ailesinin kararıyla bağışlandı. Kazanın ardından tutuklanan sürücü İ.H.Ç., Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme heyeti, sanığı ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi.
06 Şubat 2026 Cuma - 22:37 Mersin’de kazada hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol unutulmadı Mersin’de 18 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden keman sanatçısı Laçin Akyol, ‘Müziğin Sonsuzluğunda Yarım Kalan Bir Beste’ adlı anma konserinde, eserlerin kemanla icra edilmesiyle anıldı. Anma konseri, Mersin Kültür Merkezi Şeref Salonunda yapıldı. Konserde, genç yaşta hayatını kaybeden Akyol’un anısına sanatçılar tarafından eserler icra edildi. Programda Johann Sebastian Bach’tan ’Marcello Adagio’, ’Air ve Erbarme Dich’, Heinrich Baermann’dan ’Adagio Re Maj’, Tomaso Albinoni’den ’Adagio 2’, Sergei Rachmaninoff’tan ’Vocalize’ ile Azerbaycan Halk Şarkısı ’Laçin’ kemanla çalındı. Eserler, solistler Ezgi Arman, Helin Can, Kayahan Karaca, Nilay Karakaş, Marina Kvlividze ve Çiğdem Manolya Arslan tarafından icra edildi. Mersin Devlet Opera ve Balesi Orkestrasının da eşlik ettiği anma konseri, vatandaşlar tarafından ilgiyle takip edildi. "Onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" Programda konuşan Laçin’in Babası Mahmut Akyol, üzerlerindeki yükün ağırlığını taşımakta zorlandıklarını ifade ederek, "Bugün bu tarz bir sanatla kızımızın anılması, buruk bir sevinç oluyor. Aslında kızımızı kaybedeli bir yıl oldu. Camiamız, dostlarımız her zaman yanımızda oldular. Tüm Türkiye, hatta tüm dünya kan ağlıyor. O kanayan yara durmayacak tabii ama Laçin’i anarak, konserlerle, böyle anma geceleriyle ve yarışma düzenledikten sonra onu anacağız ve onun bıraktığı mirası taşımaya devam edeceğiz" dedi. Olayın geçmişi Kaza, 25 Ocak 2025 tarihinde Mersin’in Yenişehir ilçesi Adnan Menderes Bulvarı’nda meydana geldi. Arkadaşıyla birlikte yolun karşısına geçmeye çalışan 18 yaşındaki keman sanatçısı Laçin Akyol, İ.H.Ç. (27) yönetimindeki otomobilin çarpması sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan Akyol, yoğun bakımda tedavi altına alındı ancak 6 Şubat’ta hayatını kaybetti. Genç sanatçının organları ailesinin kararıyla bağışlandı. Kazanın ardından tutuklanan sürücü İ.H.Ç., Mersin 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme heyeti, sanığı ‘bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırarak tutukluluk halinin devamına karar verdi. (FVZ-HSK-
06 Şubat 2026 Cuma - 19:46 Konya Büyükşehir’in şehre kazandıracağı Mevlevi Dergahı’nın temeli atıldı Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Karatay Belediyesi ile birlikte yürüttüğü "Mevlana Türbesi Arkası Kentsel Yenileme Projesi" kapsamında, Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilecek Mevlevi Dergahı’nın temeli düzenlenen törenle atıldı. Mevlana Türbesi arkasında düzenlenen temel atma programında konuşan Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Mevlana’nın hemen doğusunda bulunan alanda kentsel dönüşüm çalışmalarının bir parçasının daha bugün temel atma töreni ile hayata geçmiş olacağını dile getirdi. "İleride belki kitaplara geçecek bir dönüşüme imza atıyoruz" Konya Modeli Belediyecilik anlayışına şahitlik ettiklerini kaydeden Başkan Kılca, 100 bin metrekarelik alanda birçok tarihi dönüşüm yaşandığına dikkat çekerek, "Konya’nın eskiyen bölgelerinin turizme kazandırılması noktasında ciddi adımlar atılıyor. Mevlana bölgesini bir nokta olarak kabul edersek etrafındaki yenileşme, kentsel dönüşüm çalışmaları hakikaten gıpta ile izlenecek ve ileride tarihi olarak belki kitaplara geçecek bir dönüşüme imza atıyoruz burada. Ben bu yatırımda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Büyükşehir Belediye Başkanımıza, ekibine, bakanlarımıza, teşkilatlarımıza teşekkür ediyorum. Bu birlik ve beraberlik içerisinde Konya’mıza ne kadar hizmet etsek azdır. Bu hizmetlerimizin Konya’mıza, ülkemize hayırlar getirmesini temenni ediyorum" diye konuştu. "Konya’mızın darülmülklüğüne vurgu yapacak işleri birlikte gerçekleştiriyoruz" Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, tarihi bir ana hep birlikte şahitlik ettiklerini belirterek, "Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmaların ismini darülmülk olarak koymuştuk. Selçuklular başkentlerini darülmülk olarak ifade ediyormuş. Biz de Konya’mızın darülmülklüğüne vurgu yapacak işleri Karatay, Meram ve Selçuklu Belediyemizle birlikte gerçekleştiriyoruz. 20 farklı noktada yapmış olduğumuz ihya projeleriyle adeta şehrimizi, yeniden geçmişinde olduğu kadar güçlü bir şekilde geleceğe taşımak için adımlar atıyoruz. Bu yaptığımız işlerin son halkası" ifadelerini kullandı. Darülmülk Projesi ile hayata geçen ve devam eden projelerden bahsetti Darülmülk Projesi’ne Türbeönü Çarşıları ile başladıklarını, sonrasında Taş Bina, Depo No: 4’le devam ettiklerini hatırlatan Başkan Altay, şöyle devam etti: "Şehir Kütüphanemiz şu anda devam ediyor. İnşallah tamamlandığında Türkiye’nin en güzel kütüphanelerinden birisi olacak. Meydan Evleri’nde yapmış olduğumuz düzenlemeler var. Bu işe son halka olarak eklenen, artık 21, 22, 23. projeleri görüşüyoruz. Vali Konağı’nın Büyükşehir Belediyemize, Bakanımız Ali Yerlikaya’nın Konya’mıza hediyesi olarak devredilmesiyle orada bir çalışma yürütüyoruz. Hemen Balıkçılar Oteli’nin bulunduğu alanda Büyükşehir Belediyesi olarak bir çalışmaya başladık; projeleri inşallah tamamlanıyor. Yıl sonu itibariyle orada da bir çalışma yapmayı planlıyoruz. Eski Buğday Pazarı ve Kadınlar Pazarı arasında bulunan Peynir Pazarı’nda artık 1 Nisan itibariyle dükkanlar boşalacak, yıkım çalışmalarına başlayacağız. Kuruldan projelerimiz tamamlandı. O bölge de yine Mevlana Çarşısı, Altın Çarşı, Türbeönü Çarşılarına benzer bir nitelik kazanmış olacak." Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un talimatlarıyla; Çevre Şehircilik Bakanlığı, Emlak Konut, Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesi ile birlikte Akçeşme bölgesiyle ilgili bir proje yürüttüklerini kaydeden Başkan Altay, çarşılarıyla, konutlarıyla, kültür merkezleriyle çok güzel bir iş olduğunu, onun da inşasına da bu yıl itibariyle başlamayı arzu ettiklerini söyledi. Larende sur duvarları; Konya tarihinin en önemli projelerinden Larende Caddesi’ndeki sur kazılarından da bahseden Başkan Altay, "Belki de Konya tarihinin en önemli işlerinden birisi; sur duvarları artık açığa çıktı, önündeki hendekle ilgili buluntular ortaya çıktı. Elhamdülillah ki düşündüğümüzden çok daha ileri, kalıntıların temiz bir şekilde yerinde bugüne kadar korunduğuna şahitlik etmiş olduk. Bir rekonstrüksiyon ve restorasyon projesi de hazırlıyor arkadaşlarımız. İnşallah o bölgede de çalışmalarımızı yapmayı, Sırçalı etrafında Meram Belediyemizle yapmış olduğumuz çalışmaları da neticelendirmeyi arzu ediyoruz" açıklamasını yaptı. Konya’ya gelenlere Hazreti Mevlana’nın, Selçuklu Darülmülkünün anlatabileceği yeni mekanlar oluşturulacak Başkan Altay söz konusu projelerin tamamlanmasıyla Mevlana Türbesi merkeze aldığında bölgedeki bütün riskli binaların ortadan kaldırıldığı, tescilli olmayan yapıların yıkıldığı, tescilli olanların yeniden ihya edildiği ve ilave kültür-sanat alanları, müzeler, oteller, alışveriş alanlarıyla birlikte Konya’ya gelenlere Hazreti Mevlana’yı, Selçuklu’nun Darülmülkünü anlatabileceği yeni mekanlar oluşturulacağını vurguladı. Şu anda Türbe Arkası’nda çalışmalara devam ettiklerine değinen Başkan Altay şunları kaydetti: "Bugün de bir temel atmayı birlikte gerçekleştireceğiz. Hemen arkanızda Mevlevi Dergâhı’mızın inşaatı devam ediyor; inşallah en kısa sürede tamamlanarak hizmete açılır. Onun sağ tarafında tescilli yapıların taşınmasıyla ilgili süreci Karatay Belediyemiz devam ettiriyor. Yine sağ tarafta Arasta Çarşısı tamamlandı, artık içinde esnafı almakla ilgili süreç yürütülüyor. Müze ile ilgili dün Strateji Bütçe Başkanımızla görüştük, inşallah onunla ilgili süreci Kültür Bakanlığımızla birlikte yürütüyoruz. Yine Darü’z-Ziyafe başta olmak üzere projemizde olan alanların ihyasıyla ilgili çalışmalar yürütüyoruz." "Konya’nın hayallerini bir bir gerçekleştiriyoruz" Bütün bunların "Konya Modeli Belediyecilik" diye ifade ettikleri yapının en güzel göstergeleri olduğunu belirten Başkan Altay, "Burada kamulaştırma çalışmalarını Karatay Belediyemiz yürüttü. Binaların yapımını Karatay Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi olarak birlikte yürütüyoruz. Yine Kültür ve Turizm Bakanlığımızın müze yapımı ve diğer işlerle ilgili desteği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımızın desteğiyle birlikte; merkezi hükümet, yerel idare el ele verdik, Konya’nın hayallerini bir bir gerçekleştiriyoruz. İnşallah bu temel atma töreni de şehrimiz için tarihi anlardan birisi olacak. Binamızın bir an önce tamamlanmasını, hizmete açılmasını ve bölgedeki çalışmalarımızın tamamlanmasını temenni ediyorum" dedi. "Türbenin yanı başında böyle güzel işleri yapmak herkese nasip olmaz" Emeği geçen başta Karatay Belediye Başkanı Kılca olmak üzere herkese teşekkür eden Başkan Altay, "Projenin mimarından mühendisine, işçisinden müteahhidine kadar herkese şunu tekrar ifade ediyorum: Konya’ya hizmet etmek herkese nasip olmaz. Hele hemen türbenin yanı başında böyle güzel işleri yapmak herkese nasip olmaz. Bu işler bize nasip olduğu için ne kadar şükretsek, ne kadar hamdetsek azdır. Çalışmalarımızdan inşallah bu titizlikle yürüterek süreci tamamlayacağız" dedi. Mevlana Caddesi’nde yeni bir düzenleme hayata geçecek Mevlana Caddesi’nde hayata geçirecekleri yeni düzenlemeden de bahseden Başkan Altay, "İnşallah gidiş-geliş tek şerit olmak üzere; özellikle yayaların daha aktif kullanabileceği, toplu ulaşım araçlarının daha aktif kullanabileceği; aydınlatmasıyla, çevre düzenlemesiyle Alaaddin Tepesi’nden başlayıp Mevlana’ya kadar yeni bir yürüyüş aksı oluşturacağımız işle ilgili işlemleri de yıl sonuna kadar tamamlamayı arzu ediyoruz. Bunlar tamamlandığında Konya adeta sokaklarında 13. yüzyıl esintilerinin olduğu bir şehre dönüşmüş olacak" değerlendirmesini yaptı. "İnşallah şehrimiz çok daha güzel olacak" Başkan Altay son olarak bu işleri yaparken Konyalıların çok büyük destek verdiğine vurgu yaparak, "Tüm Konyalı hemşehrilerime teşekkür ediyorum. Kamulaştırma çalışmalarından proje çalışmalarına kadar kimin kapısını çalsak, elhamdülillah yerel yönetimlerimize büyük bir güven var. Biz de onların güvenini boşa çıkarmamak adına elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İnşallah tamamlandığında şehrimiz çok daha güzel olacak. Mevlevi Dergahı’mızın hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. AK Parti Konya Milletvekilleri Latif Selvi ve Mehmet Baykan da, AK Parti iktidarları döneminde tarihi eserlerin ihyası, tarihi eserlerinin etrafının açılmasıyla alakalı büyük bir bayındırlık ve imar faaliyetinin yürütülmeye başlandığını belirterek, projede emeği geçenlere teşekkür etti. Vali Yardımcısı Mustafa Sait Arcaklıoğlu, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Tatlısu Belediye Başkanı Ahmet Hayri Orçan’ın da katıldığı programda konuşmaların ardından "Mevlana Türbesi Arkası Kentsel Yenileme Projesi" kapsamında, Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılacak Mevlevi Dergahı’nın temeli İl Müfütüsü Ali Öge’nin yaptığı duayla atıldı. Mevlevi Dergahı Toplam 3 bin 158 metrekare inşaat alanı ve 5 bin 950 metrekare peyzaj düzenlemesi ile Konya’ya yakışan bir bütünlükte planlanan yapının içerisinde bin 680 metrekare bodrum, bin 375 metrekare zemin kat ve semahane bölümünde 103 metrekare asma kat bulunuyor. Radye temel üzerine, betonarme çerçeve taşıyıcı sistemle inşa edilecek yapı geleneksel üslubun incelikleriyle inşa edilecek. Mukarnas işlemeli havuzlardan kündekari kapılara, revzen uygulamalarından ahşap kemerlere, işlemeli tavanlardan lokmalı demir parmaklıklar yer alacak projede geniş yeşil alanlar, süs havuzları, suyolu ve bahçe köşkü bulunuyor.
06 Şubat 2026 Cuma - 18:58 30 ülkeden 350 sanatçı posta sanatıyla "asrın felaketi"ni anlattı Kastamonu Üniversitesi’nin küratörlüğünde 30 ülkeden 350 sanatçının katılımıyla 6 Şubat depremlerinde yıkıma uğrayan illerin anlatıldığı "Sarsılmaz Bellek: Antakya" adlı posta sanatı sergisi düzenlendi. Kastamonu Üniversitesi’nin 20. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında ve 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi (GSTF) tarafından hazırlanan "Sarsılmaz Bellek: Antakya" uluslararası posta sanatı sergisi sanatseverlerle buluştu. Kastamonu Üniversitesi GSTF Grafik Tasarımı Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sofia Cihan Canbolat’ın küratörlüğünde gerçekleştirilen sergiye 30 ülkeden 350 sanatçı 400’den fazla eser gönderdi. Serginin açılışına dekanlar, akademik personel, öğrenciler ve davetliler katıldı. Sergi, davetliler tarafından büyük beğeni topladı. Davetliler, sergide sergilenen ürünleri yakından inceleyerek bilgiler aldı. "Sarsılmaz bellek Antakya’nın ve tüm deprem bölgelerinin acıları belleğimizde duruyor" Serginin açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi (GSTF) Dekanı Prof. Erol Yıldır, 6 Şubat depremlerinin toplumda derin izler bıraktığını belirterek, yaşanan acıların yalnızca rakamlarla değil, ortak bellekle ve tanıklıkla anlam kazandığını ifade etti. Yaşanılan acıların maddi olarak telafisinin yapıldığını fakat manevi olarak gönüllerdeki yaraların hiçbir zaman kapanmayacağını belirten Yıldır, "Bizlerde 30 ülkenin katılımıyla posta sanatı sergisi hazırladık. Umut ediyorum ki güzel ve amacına uygun bir sergi olur. Sarsılmaz belleğimizde Antakya’nın acısı duruyor ama tüm deprem bölgelerinin acısı duruyor" dedi. Sanatın, bu tür toplumsal hafıza süreçlerinde önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Yıldır, serginin bu yönüyle anlamlı bir buluşma alanı sunduğunu dile getirdi. "Antakya ve 11 il sarsıldı ancak belleğimiz sarsılmadı" Serginin küratörü GSTF Grafik Tasarımı Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Sofia Cihan Canbolat ise serginin Kastamonu Üniversitesi’nin 20. kuruluş yıl dönümü kapsamında ve 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde hazırlandığını belirtti. Serginin, hatırlamanın, unutmamanın ve tanıklık etmenin bir ifadesi olarak kurgulandığını ifade eden Canbolat, Antakya merkezli olarak hazırlanan çalışmanın, depremlerden etkilenen 11 ilin yaşadığı yıkımı, kayıpları ve dayanışmayı sanat yoluyla görünür kıldığını söyledi. Canbolat, sergiye 30 ülkeden 350 sanatçının katılım gösterdiğini, 60’ı yurt dışından olmak üzere 400’ün üzerinde eserin sergiye ulaştığını belirttti. Sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünü gösterdiğini ifade eden Canbolat, "6’ıncısını düzenlediğimiz bu serginin serisinin küratörlüğünü gerçekleştirmek benim için hem bireysel olarak hem akademik anlamda onur vericidir" diye konuştu . Sergide yer alan her eserin bir iz, bir pul ve bir tanıklık taşıdığını vurgulayan Canbolat, "Antakya ve 11 il sarsıldı ancak belleğimiz sarsılmadı" diye konuştu. Sarsılmaz Bellek: Antakya Uluslararası Posta Sanatı Sergisi, 13 Şubat tarihine kadar Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar Galerisi sergi alanında ziyaret edilebilecek.
Bir zamanlar isimleri, sanatları ile anılıyordu
21 Eylül 2025 Pazar - 09:08 Bir zamanlar isimleri, sanatları ile anılıyordu Trabzon’un en işlek caddeleri olan ve isimlerini de yıllar önce burada yapılan mesleklerden alan Semerciler ve Kunduracılar Caddesinde artık bu mesleklerden pek eser kalmadı. Tarihi hanlarıyla geçmişin izlerini taşıyan bu bölge, İpek Yolu’nun son kalıntılarına ev sahipliği yapıyor. Eskiden kervanlarla gelen sipahiler, askerleri, atları ve develeriyle bu bölgeye uğrardı. Yıllarca at nallatıp semer yaptırmaları nedeniyle bölgeye "Semerciler Caddesi" adı verilirken günümüzde, artık at kullanımının yok denecek kadar azalmasıyla semercilik mesleği bitmiş durumda. Yine bölgedeki bir diğer önemli cadde olan "Kunduracılar Caddesi", ismini geçmişte yoğun şekilde yapılan ayakkabı ve çarık üretiminden alırken adeta üretimin kalbiydi. Ayakkabıcılığın merkezi olan bu cadde, artık bu özelliğini büyük ölçüde kaybederken son yıllarda artan fabrikasyon üretiminin yaygınlaşmasıyla birlikte hem kunduracılık hem de ayakkabıcılık zanaatları neredeyse yok olmaya yüz tuttu. Şehrin farklı yerlerinde az sayıda ayakkabı üretim atölyeleri yer alırken, Ortahisar Halk Eğitim Merkezi’nde açılan kurslar sayesinde ayakkabıcılık mesleği yaşatılmaya çalışılıyor. Çevre esnaflarından Kamil Aydın, buralarda çocukluk yıllarında semer yapıldığını belirterek "Eskiden, çocukluk yıllarımızda burada semer ve eyer yapılırdı. Ancak artık bunların hiçbiri yok. ’Semerciler’ ismi, burada semer yapıldığından dolayı buradan geliyor. Devir değişti, artık eyer üretilmiyor. Caddemizin üst tarafı ise Kunduracılar Caddesi olarak bilinir. Ancak artık burada ayakkabı üzerine faaliyet gösteren pek mağaza kalmadı. Yine de bu yerler, geçmişteki meslek gruplarından dolayı hâlâ eski isimleriyle anılır; yani Semerciler ve Kunduracılar Caddesi olarak. Ben de çocukken sayaç işiyle uğraşırdım, şimdi ise çaycılık yapıyorum" dedi. Çevre sakinlerinden Coşkun Öztürk, Kervan yolunu kullanan sipahiler, askerler, atları ve develeriyle buraya geldiğini kaydederek, "Buralar, İpek Yolu’nun son kalıntılarından olan hanların bulunduğu yerler. Peki, buraya kimler gelirdi? Kervan yolunu kullanan sipahiler, askerler, atları ve develeriyle buraya gelirlerdi. Yıllar boyunca nallarını, semerlerini burada yaptırdıkları için bu caddeye Semerciler Caddesi denmiş. Günümüzde artık hem ihtiyaç hem de askeri anlamda ata gerek kalmadığı için burada semercilik yapılmıyor. Kunduracılar Caddesi ise ismini burada yapılan ayakkabıcılık ve çarık üretiminden alır. Çocukluğumda buralar hep ayakkabıcılarla doluydu. Ancak buradaki ustaların çoğu il dışına giderek mesleklerini başka yerlerde sürdürmeye başladı. Zamanla fabrikasyon ayakkabı üretimine geçilince, el yapımı ayakkabı sanatı da büyük ölçüde azaldı" diye konuştu.
Bursa’da "Arkeoloji Festivali" her yaştan tarih meraklısını buluşturdu
20 Eylül 2025 Cumartesi - 17:52 Bursa’da "Arkeoloji Festivali" her yaştan tarih meraklısını buluşturdu Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Arkeoloji Festivali (Arkeofest’25), her yaştan tarih meraklısını 8500 yıllık geçmişi bulunan Aktopraklık Höyük Arkeopark’ta buluşturuyor. Bursa’nın tarihi ve kültürel mirasını tüm Türkiye’ye ve dünyaya en iyi şekilde tanıtmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Büyükşehir Belediyesi, 8500 yıllık geçmişe sahip olan Aktopraklık Höyük Arkeopark’ta 4. Arkeoloji Festivali’ni (Arkeofest’25) düzenliyor. Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan festival, 20-21 Eylül tarihlerinde her yaştan arkeoloji meraklısını bir araya getiriyor. Açık Hava Müzesi’nde kurulan 40’tan fazla atölye çalışması, katılımcıları tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Sıfır atık hedefi ve düşük karbon ayak izi anlayışıyla gerçekleştirilecek olan etkinlikler, katılımcılara çağlar öncesinin yaşamlarını gözlemleme imkanı sunuyor. Başkan Bozbey, atölye çalışmalarına katıldı Arkeoloji Festivali’ni ziyaret eden Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, stantları gezerek tarih meraklılarıyla bir araya geldi. Festival kapsamında hazırlanan kilden çömlek, fosil kolye, yontma taştan alet yapımı, kilden takı, deri bileklik tasarımı, neolitik ve kalkolitik ev tasarımı, tarih öncesi el matkabı deneyimleme, deri dövme, tarih öncesi seramik restorasyonu, çarkta çömlek yapımı, Hitit çivi yazısı, tarih öncesi müzik aleti, at arabası tasarımı ve antik yemek yapımı atölyelerini ziyaret eden Başkan Bozbey, çocukların yaptığı çalışmalara eşlik etti. Buğday öğütme ve ekmek yapımı atölyesinde çocukların hazırladığı ekmeği de fırına veren Başkan Bozbey, sikke basımı atölyesinde ise çekici eline alarak para bastı. Festivale katılan kadın kooperatiflerinin stantlarını da gezen Başkan Bozbey, Bursa’nın yöresel lezzetlerinin tadına baktı. "Arkeopark’ın Türkiye’ye örnek olması için çalışıyoruz" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de 4. Arkeoloji Festivali’ni ziyaret ederek tarih meraklılarıyla bir araya geldi. Atölyeleri tek tek gezerek vatandaşlarla sohbet eden Başkan Bozbey, 8500 yıl önce yaşamın olduğu Aktopraklık Höyük Arkeopark’ta önemli bir festivale ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Alanda kazı çalışmalarını sürdürenlere ve festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Başkan Bozbey, "Arkeopark’ın daha fazla tanınması ve Türkiye’ye örnek olması için gerekli çalışmaları ve düzenlemeleri yapıyoruz. Arkeofest de bu alanın daha geniş kitleler tarafından tanınmasını sağlayacaktır" dedi. "40’ın üzerinde farklı atölye var" Aktopraklık Höyük Arkeopark’ı gelecek kuşaklara en iyi şekilde aktarmak istediklerini dile getiren Başkan Bozbey, bu alanlara sahip çıkmak zorunda olduklarını ifade etti. 8500 yıl önce yaşamın olduğu alanın ancak 15 yıl önce fark edilebildiğini anlatan Başkan Bozbey, "Necmi Hocamızın önderliğinde başlayan bu proje, Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemimde desteklendi. Daha sonra Bursa Büyükşehir Belediyesi destek verdi. Şimdi bizler tekrar sahiplenerek hem konaklama üniteleri hem de müzesiyle birlikte daha kullanılabilir hale getiriyoruz. Türkiye’de ilk defa yapılan Arkeofest ile de alanın tanıtımını yapıyoruz. Burada 40’ın üzerinde farklı atölye var. Aileler çocuklarıyla birlikte alanda güzel vakit geçiriyor. Turizme de katkısı olacak olan bu alanı yaşatmak zorundayız. Bu alanları koruyup kollamak hepimizin sorumluluğudur" diye konuştu.
Mezopotamya’nın altın üçgeninde bulunan Mardin, dizilerin çekim merkezi olmasıyla turizme katkı sağlıyor
20 Eylül 2025 Cumartesi - 16:01 Mezopotamya’nın altın üçgeninde bulunan Mardin, dizilerin çekim merkezi olmasıyla turizme katkı sağlıyor Mezopotamya’nın "altın üçgeni" olarak nitelendirilen Güneydoğu Anadolu Bölgesi illeri arasında yer alan Mardin, birçok medeniyetin izini taşımasıyla dikkat çekiyor. Yeşilli ilçesinin Bülbül köyünde çekimlerine başlanan "Zerhun" dizisiyle bu dikkatle, kent turizmine katkı sunmasıyla turist çekmesi bekleniyor. Başrollerini Tolga Yüce, Cansu Kanlıkaya ve Burak Sarımola’nın paylaştığı dizinin yönetmen koltuğunda ise Ali Ayyıldız ve Ali Aslan oturuyor. Çekimlerin başlamasıyla birlikte Mardin, bir kez daha dizi ve sinema sektörünün gözdesi haline gelirken, yapımın bölge turizmine de önemli katkı sunması bekleniyor. Dizinin yapımcısı Zeki Sincar, Zerhun’un sadece bir televizyon projesi değil, aynı zamanda Mardin’i dünyaya tanıtma girişimi olduğunu söyledi. Şimdiye kadar birçok dizi Mardin’de çekildiğine değinen Sincar, "Ama ilk defa Mardinli bir yapımcı burada bir dizi çekiyor. Mardin’i temsil edeceğimizi düşünüyorum. Çünkü buranın örf ve adetlerini çok iyi biliyoruz. Hep dış yapımlar geldi, Mardin’imizi yanlış tanıttılar. Tepkiler aldılar ve birçok dizi Mardin’i terk etmek zorunda kaldı. Bu dizinin en büyük amacı da zaten 60 ülkede yayınlanması. Biz bu projeyle Mardin’imizi Türkiye’nin dışına taşımak istedik. Yurt dışındaki insanların da Mardin’i tanıması ve bölgemize gelebilmeleri için bu işe girdik. İzleneceğimize inanıyoruz. Ama biz bu işi maddi kazanç için yapmıyoruz. Dizinin amacı buradaki gençlerin sinemaya, oyunculuğa yönetmenliğe yönelmesi, teşvik amaçlı" dedi. Dizinin senaristi Ali Ayyıldız, Mardin’in dizi için ilham kaynağı olduğunu ifade ederek, "Mardin’in tabii ki özel dokusu, tarihi konakları, insanlarının iyi özellikleri ve çok kültürlü bir yer olması. Tabii ki de tarihi dokuyu halen barındırıyor olması özel kılıyor Mardin’i. Bu yüzden Mardin’de çekmek istedik" diye konuştu. Dizinin başrol oyuncularından Zerhun karakterini canlandıran Cansu Kanlıkaya, proje için çok heyecanlı olduğunu kaydetti. Ekip olarak da çok heyecanlı olduklarını aktaran Kanlıkaya, "Çok güzel bir hikayemiz var, ters köşeli bir hikayemiz var. Ekibimiz, yönetmenimiz ve oyuncu kadromuz da çok iyi. Bugün setimizin ilk günü ve aynı zamanda teaser çekimlerimiz de devam ediyor. Şimdilik bu iş bizde, yayınlandıktan sonra da sizlere emanet olacak. Seyirciyi acı, dram, sürprizler, hırs ve intikam bekliyor. Geçmişe ait sırlar bekliyor. Çok sürprizli. Her karakterimizin çok farklı bir hikayesi olduğunu var, metinler çok iyi yazılmış. O yüzden bizler bu projedeyiz. Herkes kendinden bir şeyler bulacak. Her karakter izleyicide ‘evet ya benim de başıma böyle bir şey gelmişti’ dedirtecek. O yüzden de reytingimizin çok yüksek olacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Mardin’in hissiyatı diziye yansıyacak" Dizinin diğer başrol oyuncusu Burak Sarımola ise Mardin’i çok sevdiğini belirterek, "Mardin’e ikinci gelişim. Çok çabuk adapte oluyorum böyle yerlere. Daha önce bir günlüğüne film festivali için gelmiştim. Şimdi Eski Mardin’e gittim ve o günden kalan dostlarımla görüştüm. Çok çabuk adapte oldum ve çok seviyorum buraları. Doğasını, tabiatını, her şeyini çok seviyorum. Böyle yerlerde çalışmak ekstra bir motivasyon sağlıyor. Çünkü burada bir yaşanmışlık, bir hayat ve çok güzel hisler var. O hissiyat eminim oyuncu olarak da bize geçecek" ifadelerinde bulundu.
Gaziantep’te "Koku Çalıştayı" başladı
20 Eylül 2025 Cumartesi - 15:58 Gaziantep’te "Koku Çalıştayı" başladı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Koku Çalıştayı, şehrin tarihi, kültürel ve gastronomik mirasını kokular üzerinden ele alarak geleceğe dair vizyon ortaya koymayı amaçlıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde başlayan Koku Çalıştayı, şehrin ruhunu oluşturan kokuların farklı boyutlarıyla incelenmesi için düzenlendi. Çalıştayda, koku biliminin kültür, sanat, eğitim ve gastronomiyle ilişkisi ele alınarak, Gaziantep’in kokularını korumaya ve tanıtmaya yönelik projeler üzerinde duruluyor. "Koku, kültürel mirasın korunmasında önemli bir unsur" Programda, Gaziantep’in tarihi sokakları, mutfakları, pazar yerleri ve çarşılarında hissedilen farklı kokuların şehrin hafızasındaki yeri vurgulandı. Kokuların hatırası ve kimlikler üzerindeki etkisinin yanı sıra, kültürel mirasın korunmasında da önemli bir unsur olduğuna dikkat çekildi. Çalıştayın hedefleri arasında, yerel üreticilerden gastronomiye, sanattan eğitime kadar geniş bir alanda kokunun değer bir unsur olarak değerlendirilmesi yer alıyor. Ayrıca, Gaziantep’in geleneksel ve modern kokularının bir araya getirilerek ulusal ve uluslararası alanda tanıtımının yapılması amaçlanıyor. Etkinlik, akademisyenler, koku bilimi araştırmacıları, gastronomi temsilcileri, sanatçılar ve yerel üreticilerin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Farklı oturumlarda "Koku ve Kültürel Miras", "Gastronomi ve Koku İlişkisi", "Sanatta Kokunun Yeri" ve "Eğitimde Koku Deneyimi" başlıkları konuşuluyor. Çalıştayda ortaya çıkacak fikirlerin, Gaziantep’in kültürel kimliğini güçlendirecek yeni projelere ve vizyonlara katkı sağlayacağı ifade ediliyor. Büyükşehir Belediyesi, bu etkinliği kokuların şehri Gaziantep’i hem yerelde hem de dünya çapında öne çıkaracak bir adım olarak değerlendiriyor.
Van’ın tarihi ve doğal güzellikleri dev duvar resimlerine yansıdı
20 Eylül 2025 Cumartesi - 14:16 Van’ın tarihi ve doğal güzellikleri dev duvar resimlerine yansıdı Van’da kentin kültürel ve doğal güzelliklerini yansıtan devasa resimler, usta ressamların fırçasıyla hayat buluyor. Van’da daha önce kent meydanına büyük boyutlu duvar resimleri yapan ressam Mustafa Çalağan ve Mustafa Akbaş, şimdi de Bedesten Çarşısı’nın duvarlarını renklendiriyor. Çalışmalar kapsamında günlerdir iskelelerin üzerinde mesai harcayan sanatçılar, Van’ın tarihi değerlerini, doğasını ve kültürel mirasını büyük panolara işliyor. Çarşının dış cephesinde yükselen bu renkli figürler, hem vatandaşların ilgisini çekiyor hem de çarşıya farklı bir estetik kimlik kazandırıyor. Resimlerin sadece görsel bir şölen sunmadığını dile getiren ressamlar, aynı zamanda kente gelen turistlerin de bu sayede Van’ın gezilecek yerlerini önceden görme fırsatı yakaladığını belirtiyor. Tarihi yapılar, doğal güzellikler ve yöresel motiflerle zenginleştirilen çalışmaların, kenti ziyaret edenler için adeta bir "ön tanıtım rehberi" oluyor. "800 metrekarelik bir yapıya resim yapıyoruz" İHA muhabirine konuşan Resim Öğretmeni Mustafa Çalağan, bütün ressamların en büyük hayalinin büyük ölçekli resimler yapmak olduğunu belirtti. Van’da ilk olarak Kent Meydanı’nda çalışma fırsatı bulduklarını hatırlatan Çalağan, "Bu da diyebilirim ki bizim ikinci büyük ölçekli işimizdir. Şu an 20 metre yüksekliğinde, 25 metre eninde, yaklaşık 800 metrekarelik bir yapıya resim yapıyoruz. Bu bize büyük bir heyecan veriyor" dedi. Resim çizmenin aynı zamanda bir terapi olduğunu savunan Çalağan, "İnsanın varoluşundaki en büyük ideali, kendi varlığını belgelemek ve ispat etmektir. Biz de bir sanat eseri ortaya koyarak kendi varlığımızı belgelemiş oluyoruz. Duvar aslında bir kesimdir, bir sınırdır, bir örtü gibidir. Yani bir yere bakmak isterken önünüze geçen bir perde gibi. Bizim amacımız bu perdeyi ortadan kaldırmak, onu doğayla bütünleştirmektir. Tarihten örnek verirsek, Almanya’da Berlin Duvarı vardı ve aynı milletten olan iki topluluğu birbirinden ayırıyordu. Duvar, insanoğlunu doğadan ayıran bir etken gibidir" diye konuştu. "Ortaya güzel bir eser çıkıyor" Van’ın tarihi ve doğal güzellikleriyle doğunun incisi olduğunu dile getiren Ressam Mustafa Akbaş ise "Buraya gelenlerin mutlaka görmesi gereken Van Gölü, Van Kalesi, Hoşap Kalesi gibi değerler vardır. Van’a gelen turistlerin ve yabancı ziyaretçilerin özellikle uğradığı yerlerden biri de Bedesten Çarşısı ve Kent Meydanı’dır. Buralarda, valiliğin önerisiyle Van’ın gezilip görülmesi gereken yerlerini resmediyoruz. Gelen turistler önce resimlerde gördükleri yerin nerede olduğunu soruyorlar, ardından mutlaka gidip ziyaret ediyorlar. Bu da Van için büyük bir değer. Bedesten Çarşısı malum yeni açıldı ve bu resim çalışması da bize nasip oldu. Henüz tamamlanmamış olsa da ortaya güzel bir eser çıkıyor. Herkesin gelip görmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.
Cizre’de kursiyer kadınlar ADEM’de tescilli "Bırınczer" tatlısını öğreniyor
20 Eylül 2025 Cumartesi - 13:39 Cizre’de kursiyer kadınlar ADEM’de tescilli "Bırınczer" tatlısını öğreniyor Şırnak’ın Cizre ilçesinde Aile Destek Merkezine (ADEM) giden kursiyerler, yörenin tescilli "Bırınczer" tatlısının yapılışını öğreniyor. Cizre’ye özgü geleneksel bir tatlı olan Bırınczer, özellikle düğün, sünnet, mevlidi şerif programlarında ikramları arasında yer alıyor. Adını Kürtçe’de "pirinç" anlamına gelen "bırınc" ve "sarı" anlamındaki "zer" kelimelerinden alan bu eşsiz lezzet, "sarı pilav" anlamına geliyor. 2023 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 1509 mahreç numarasıyla tescillenen Bırınczer, artık sadece yerel mutfakta değil, ulusal gastronomi literatüründe de yerini almıştı. Hazırlanışında pirinç yıkanıp bir tencereye koyulur, üzerine su eklenerek orta kuvvetteki ateşte 15-20 dakika pişirilir. Tercihe göre ay çiçek yağı ilave edilerek karıştırılır. Ardından şeker ilave edilip 1-2 dakika pişirilir ve bu aşamada sırasıyla zerdeçal veya safran ile toz tarçın eklenerek 1-2 dakika karıştırılır ve ocaktan indirilir. Sonrasında ise kaselere dökülerek üzerine toz tarçın serpilir ve soğumaya bırakılır. Oda sıcaklığında veya buzdolabında 5-6 saat bekletildikten sonra soğuk servis yapılır. Cizre Yafes Aile Destek Merkezi, açtığı aşçılık kurslarıyla yöresel yemeklerin tanıtımını ve aktarımını amaçlıyor. Kurs kapsamında, özellikle geleneksel lezzetler hem teorik bilgiyle hem de uygulamalı eğitimle öğretiliyor. Böylece bölgeye özgü yemek kültürü yalnızca günümüzde yaşatılmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecek kuşaklara da aktarılıyor. ADEM yöneticisi Hayriye Gönül Yalazan, aşçılık kursunda yöreye ait olan patenti alınmış farklı bir lezzeti yaptıklarını söyledi. Maliyet, hafifliği ve uygunluğu açısından bırınczerin tanıtımını yaptıklarını belirten Yalazan, "Bırınczerin iç malzemeleri maliyet olarak uygun, lezzet olarakta hafif ve düğünlerimizin vazgeçilmez lezzetlerinden biri" dedi. Kursiyerlerden Nurhüda Pamukçu, bırınczeri sofralarının baş köşesine koyduklarını aktararak, "Cizre’nin yüzyıllardır süre gelen mutfak kültürünün en tatlı miraslarından bir tanesidir. Düğünlerden bayramlara, özel günlerden misafir sofralarına kadar hayatımızın en değerli anlarında yer almaktadır. Rengi, kokusu ve tadıyla Cizre’nin misafirperverliğini ve kültürel mirasını yansıtmaktadır. Daha çok özel günlerde, düğünlerde, bayramlarda, gelin merasimlerinde soframızın baş köşesinde yerini almaktadır" diye konuştu. Büşra Külter de, "Cizre yöremize ait yöresel bir tatlımızdır. Genelde düğünlerde, nişanlarda ve özel yemeklerde olmazsa olmazımızdır. Kürtçe "Bırınczer", Türkçe "zerde tatlısı" deniliyor. Çok sevdiğimiz bir tatlı, sofralarımızın baştacı diyebilirim. Akşamdan pişirip soğuk tüketilmesi için buzdolabına koyuyoruz. Dolapta bir hafta da kalsa taze olarak kalabiliyor" şeklinde konuştu.