Son Dakika
|
Balıkesir’de yine sallandı
Yalova’da film gibi kuyumcu soygunu
Beşiktaş’ın anlaşmaya vardığı Amir Murillo, İstanbul’a geldi
Genç taraftarın tribünden düştüğü anlara ait görüntüler ortaya çıktı
Batman’da silahlı kuyumcu soygunu!
Yusuf Demir yeniden Rapid Wien’de
Buca Belediyesinde rüşvet soruşturması: 28 şüpheli hakkında gözaltı kararı
N’Golo Kante, resmen Fenerbahçe’de
Elon Musk net serveti 800 milyar doları aşan tarihteki ilk insan oldu
Nevşehir'de kayıp genç kızdan acı haber!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kouhu Township and the Legacy of Li Wan-ju
İzmir’de barajlar doldu, musluklar açıldı
Fenerbahçe, 5 futbolcu transfer etti
Rusya'da Korgenaral Vladimir Alexeyev'e suikast girişimi
Galatasaray, 5 futbolcu transfer etti
Beşiktaş ile Alanyaspor 20. randevuda
Galatasaray, Çaykur Rizespor deplasmanında
Balıkesir’de yine sallandı
KÜLTÜR SANAT
EMITT’te Malatya standına yoğun ilgi
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:40:10
Türkiye’de ve dünyada turizm sektörünün en önemli buluşma noktalarından biri olan Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT) 2026, 5-7 Şubat 2026 tarihleri arasında İstanbul Yeşilköy’de bulunan İstanbul Fuar Merkezi’nde (İFM) kapılarını açtı. Bu yıl 29’uncusu düzenlenen fuara, 29 ülkeden katılımcı yer aldı. Turizm sektörünün dünyaya açılan en önemli kapılarından biri olan EMITT Fuarı’nda Malatya Büyükşehir Belediyesi de açtığı stantla yerini aldı. Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen seyahat acenteleri, tur operatörleri ve turizm profesyonellerinin yoğun ilgi gösterdiği fuarda Malatya, sahip olduğu eşsiz doğal, tarihi ve kültürel değerlerle ziyaretçilere tanıtılıyor. Malatya Büyükşehir Belediyesi standında, ziyaretçilere kenti tanıtıcı kitaplar, broşürler, afişler ve belediyeye ait bültenler dağıtılırken, Malatya’nın simgesi olan kayısı başta olmak üzere yöresel ürünler de ikram ediliyor. Standı ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlere, Malatya’nın turizm potansiyeli ve Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen turizm çalışmaları hakkında detaylı bilgiler aktarılıyor. EMITT 2026 kapsamında Malatya Büyükşehir Belediyesi, kentin turizmden aldığı payı artırmak, marka değerini güçlendirmek ve yerli-yabancı turist sayısını artırmak amacıyla yürüttüğü tanıtım faaliyetlerini uluslararası platformda sürdürmeye devam ediyor.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:22
Uludağ’da rekor yoğunluk: 47 bin araç giriş yaptı
Kış mevsiminin kalbi Uludağ’da kar kalınlığı 120 santimetreyi bulurken, sömestr tatilinde ziyaretçi akını yaşandı; Milli Park gişelerinden 47 bin 467 aracın geçiş yapmasıyla rekor kırıldı. Türkiye’nin kış turizmi merkezlerinden Uludağ’da kar kalınlığı 120 santimetreyi buldu. Hava sıcaklığı gündüz saatlerinde 2 derece olarak ölçülürken, gece saatlerinde 0’ın altına düşmesi bekleniyor. Yoğun sisin etkili olduğu kayak merkezinde ziyaretçi akını ise hız kesmiyor. Pistler gün boyu dolup taşarken, hafta sonu tatilini değerlendirmek isteyen vatandaşlar Uludağ’a akın ediyor. Bursalıların yanı sıra Türkiye’nin dört bir yanından gelen kar tutkunlarını ağırlayan Uludağ, yoğun sezonlarından birini yaşıyor. Türkiye’nin ilk ve en büyük kış, doğa sporları merkezi olan Uludağ’da sezon, otellerde 19 Aralık’ta, kayak pistlerinde ise 29 Aralık’ta açıldı. İstanbul’dan kış tatili yapmak için Uludağ’ı tercih eden Kılıç Arslan Gözelle, "Ortopedi doktoruyum İstanbul’da oturuyorum, Güzel ben daha öncesinde de geliyordum, birçok pistte kaydım ama kendim Kayseriliyim bana sorarsanız bir Erciyes etmez. İstanbul’da oturuyorum iki saatte kendi aracımla geldim, buraya gelmek isteyenler için önerim dört mevsim değil direkt kış lastiği ile gelmelerini tavsiye ediyorum çünkü jandarma kontrolleri oluyor çünkü. Normalde her sene aynı yoğunluk vardı ama bu sene bence de biraz farklı" ifadelerine yer verdi. İnsanların bir şekilde eğlenmek istediğini ve bunun için Uludağ kayak merkezini kendilerine yakın gördüklerini ifade eden Neriman Bekçi ise "İstanbul’dan geliyorum, buraya ilk kez geldim, Türkiye’nin kış cenneti Bursa’yı ziyaret etmeye geldik, umarım eğlenceli olacak. Bu yoğunluğu aslında birazcık psikolojik olarak görüyorum, çünkü insanlar bir şekilde eğlenmek istiyor, bizde eğlenmek için geldik" şeklinde konuştu. Uludağ kendi rekorunu kırdı Uludağ’da otellerin doluluk oranı yüzde 80’e ulaştı, misafirhaneler ise tam kapasite hizmet verdi. Otellerde konaklayan ziyaretçilere ek olarak günübirlik tatilcilerle birlikte bölgede yoğunluk zirve yaptı. 15 günlük sömestr tatili boyunca yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistleri de ağırladı. Sömestr döneminde toplam 230 bin tatilci Uludağ’ı ziyaret etti. Tatil süresince Milli Park gişelerinden 47 bin 467 araç geçiş yaptı. Araçların 43 bin 57’si otomobil, 2 bin 808’i minibüs, 614’ü midibüs, 912’si otobüs ve 74’ü motosiklet olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl aynı dönemde ise 35 bin 732 araç geçişi gerçekleşmişti. Bu verilerle birlikte Uludağ, sömestr döneminin en yoğun sezonlarından birini geride bıraktı.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:38
Düzce’nin özellikleri ön plana çıkartılacak
DÜZCE (İHA) – Düzce Vali Yardımcısı Dr. Ömer Yılmaz başkanlığında, Kültür ve Turizm Müdürlüğü koordinasyonunda Düzce İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulu Toplantısı düzenlendi. Toplantıda, Düzce’nin turizm potansiyelinin artırılması, ilin doğal, kültürel ve tarihi değerlerinin daha etkin tanıtılması, marka değerinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir turizm hedefleri doğrultusunda yürütülecek çalışmalar ele alındı. Ayrıca, il genelinde planlanan tanıtım faaliyetleri, turizm yatırımları, etkinlik takvimi ve kurumlar arası iş birliği konuları kapsamlı şekilde değerlendirildi. Katılımcılar tarafından, Düzce’nin sahip olduğu zengin doğal güzelliklerin, kültürel mirasın ve gastronomi değerlerinin ulusal ve uluslararası platformlarda daha görünür kılınmasına yönelik öneriler paylaşıldı. Turizm çeşitliliğinin artırılması, alternatif turizm alanlarının geliştirilmesi ve mevcut projelerin etkinliğinin yükseltilmesine yönelik fikir alışverişinde bulunuldu. Toplantı, alınan kararların ve belirlenen yol haritasının Düzce’nin tanıtımına ve turizmde sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlaması temennisiyle sona erdi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:32
Limak Filarmoni Orkestrası’ndan Ankara ve İstanbul’da iki konser
Limak Filarmoni Orkestrası, Limak Holding’in 50’nci kuruluş yılına özel olarak düzenlenen yeni yıl konserleri kapsamında Ankara ve İstanbul’da sanatseverlerle buluştu. Limak Vakfı tarafından çok sesli müziği geniş kitlelerle buluşturmak amacıyla kurulan ve dokuzuncu yaşını kutlayan Limak Filarmoni Orkestrası, 50’nci yıl konserleri kapsamında operanın en seçkin isimlerini Türkiye’de ağırladı. Ankara Congresium ve İstanbul Zorlu PSM’de gerçekleşen konserler; iş, bürokrasi, sanat ve medya dünyasından davetlilerin yanı sıra klasik müzik tutkunlarını bir araya getirdi. Opera ve senfonik repertuvardaki güçlü yorumlarıyla tanınan Mikhail Agrest yönetimindeki orkestra, iki gecede de izleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Konserlerde mühendis kızlardan anlamlı açılış Ankara ve İstanbul’da düzenlenen konserlerin açılışında, Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) programından yararlanan genç kadınlar sahneye çıkarak programın hayatlarında oluşturduğu etkiyi izleyicilerle paylaştı. İstanbul konserinde, vakıf tarafından 11 yıldır yürütülen Türkiye’nin Mühendis Kızları programının mezunlarından Gizem Feyyadoğlu açılış konuşmasını yaptı. Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği mezunu Feyyadoğlu, konuşmasında Türkiye’nin Mühendis Kızları’nın kendisi için yalnızca bir eğitim programı değil; özgüven, dayanışma ve aidiyet duygusuyla büyüyen bir yolculuk olduğunu vurgulayarak, "Bugün burada mezun bir mühendis olarak durabiliyorsam, bu bana inanan, yoluma eşlik eden bu büyük ailenin sayesinde" ifadelerini kullandı. İki şehirde ayakta alkışlandı Konserlerin ilk bölümünde opera repertuvarının klasikleşmiş eserleri öne çıktı. Murat Karahan, Puccini’nin La Fanciulla del West operasından seslendirdiği Ch’ella mi creda libero aryası ile Nino Rota’nın Parla più piano yorumunda güçlü dramatik yorumu ve sahne hâkimiyetiyle dikkat çekerken; Angela Gheorghiu, Handel’in Rinaldo operasından aryalar ve Bizet’nin Carmen’inden seçkilerdeki zarif yorumu ve vokal derinliğiyle büyük beğeni topladı. Konserin devamında repertuvar, klasik çizgiden çağdaş ve popüler eserlere uzandı. Gheorghiu’nun yorumladığı Somewhere Over the Rainbow eseri salonda sıcak ve evrensel bir etki oluştururken; Karahan, Nathalie ile Akdeniz coğrafyasının renklerini sahneye taşıdı. Programda ayrıca Rodrigo’nun Concierto de Aranjuezi orkestranın yorumu ile seslendirilerek gecenin dikkat çeken anlarından biri oldu. Gheorghiu ve Karahan’ın birlikte seslendirdiği Non ti scordar di me yorumu ise gecenin hafızalarda kalan anları arasında yer aldı. Gecenin kapanışı, Murat Karahan ve Angela Gheorghiu’nun birlikte seslendirdiği Yaralı Gönül eseriyle yapıldı. İzleyicilerin tempoyla eşlik ettiği unutulmaz performans, konserin en enerjik ve coşkulu anlarından biri olarak uzun süre ayakta alkışlandı. Konserlerin geliri mühendis kızlara Vakıf, tüm konserlerinde olduğu gibi bu yılki konserlerin de tüm gelirini Türkiye’deki en güçlü eğitime destek programlarından biri olan ve 11 yıldır aralıksız sürdürülen ‘Türkiye’nin Mühendis Kızları’ projesine aktarıyor. Sahnede başlayan etki, salonun ötesine taşınıyor Limak Filarmoni Orkestrası’nın, sanat ve toplumsal faydayı aynı zeminde buluşturduğunu vurgulayan Limak Şirketler Grubu ve Limak Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir, şu ifadeleri kullandı: "Şirket olarak yarım asırlık bir yolu geride bırakırken, bugün bizim için en büyük değer; yaptığımız her işin merkezine insanı ve toplumsal faydayı yerleştirebilmek. Limak Filarmoni Orkestrası da bu anlayışın, yıllar içinde büyüyerek güçlenen en anlamlı örneklerinden biri. Sanatın birleştirici gücüyle binlerce insanı aynı salonda buluştururken, bu buluşmayı genç kadınların eğitim yolculuğuna dokunan bir faydayla taçlandırmak bizim için hem önemli bir sorumluluk hem de büyük bir gurur kaynağı. Bu konserlerde sahnede yalnızca müzik yok; umut, emek ve dayanışma da paylaşılıyor. Konserlerin tüm gelirinin Türkiye’nin Mühendis Kızları programına aktarılması, sanat ile eğitimi aynı hedef etrafında buluşturduğumuz çok kıymetli bir birlikteliği temsil ediyor. Sahnede başlayan etki, salonun kapıları kapandıktan sonra da devam ediyor; çünkü yolculuğumuz, sahnede olanlarla birlikte salonu dolduran herkesin katkısıyla büyüyor. Bu anlamlı yolculuğun her adımında emeği olan Filarmoni Orkestrası’nın değerli sanatçılarına, orkestra şefi Mikhail Agrest’e, sahnedeki performanslarıyla unutulmaz anlar yaşatan Murat Karahan ve Angela Gheorghiu’ya ve salonları doldurarak bu hikâyeye ortak olan tüm sanatseverlere gönülden teşekkür ediyorum."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
04 Şubat 2026 Çarşamba- 11:50
Kastamonu’daki gizemli yer altı yapıları definecilerin talanına uğradı
2
05 Şubat 2026 Perşembe- 11:59
Tuğba’nın ‘Geleneksel Lokum Günleri’ başladı
3
06 Şubat 2026 Cuma- 11:55
Depremde yerle bir olan Anadolu’nun ilk camisi ihya süreciyle yeniden hayat buldu
4
05 Şubat 2026 Perşembe- 10:11
30. Uluslararası Dede Korkut Şöleni öncesi planlamalar yapıldı
5
05 Şubat 2026 Perşembe- 20:48
Ankara’da "Anadolu Ateşi" konseri
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:04
Gölbaşı Belediyesi, gazileri unutmadı
Gölbaşı Belediyesi, 19 Eylül Gaziler Günü vesilesiyle Gölbaşı’nda anma programları düzenledi. Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasının ardından 19 Eylül 1921’de TBMM tarafından Atatürk’e gazilik ünvanının verilişinin 104’üncü yıl dönümü nedeniyle tüm yurtta etkinlikler düzenleniyor. Bu sebeple Gölbaşı Belediyesi, Gölbaşı’nda gazilerle birlikte anma programları düzenledi. Düzenlenen programlara; Gölbaşı Kaymakamı Erol Rüstemoğlu, Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcısı Çetin Güzel, Gölbaşı İlçe Jandarma Komutanı Soner Ergün, Gölbaşı İlçe Emniyet Müdürü Hüseyin Ağır, Gaziler Derneği Başkanı Gaffur Ağören, gaziler ve şehit yakınları katıldı. "Gazilerimiz, şanlı tarihimizin onur nişaneleridir" Gaziler Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Yakup Odabaşı, her bir gazinin vatan sevgisini ruhunda taşıdığını belirterek, "Milletimizin bağımsızlık ve özgürlük uğruna verdiği eşsiz mücadelenin canlı timsalleri olan gazilerimiz, şanlı tarihimizin onur nişaneleridir. Vatan toprağını canı pahasına koruyan, bayrağımızın göklerde özgürce dalgalanması için gözünü kırpmadan cepheye koşan bu kahramanlar, milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Her bir gazimiz, bizlere vatan sevgisinin ne denli yüce bir değer olduğunu göstermekte; birlik ve beraberlik ruhunun ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatmaktadır. Bu topraklarda huzur içinde yaşıyorsak, bunu şehit ve gazilerimizin canları pahasına verdikleri mücadeleye borçluyuz. Onlardan aldığımız bu kutlu emaneti, aynı hassasiyet ve sorumlulukla taşımak; ülkemizi daha güçlü, daha müreffeh yarınlara taşımak boynumuzun borcudur. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyor; hayatta olan gazilerimize sağlık, huzur ve uzun ömürler diliyorum" ifadelerini kullandı. İlk olarak Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen tören, Sahil Park’tA devam etti. Ardından, ilçe protokolü Gölbaşı Şehit Yakınları ve Gaziler Derneği’ni ziyaret etti. Burada Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu ve tüm şehitler için dualar edildi. Etkinliklerin ardından gaziler ve öğrenciler protokol ile hatıra fotoğrafı çektirmesiyle program sona erdi.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 09:37
Priene’nin UNESCO yolculuğu adım adım ilerliyor
Söke Belediyesi öncülüğünde Priene Antik Kenti’nin UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesi için yürütülen çalışmalar, planlandığı şekilde titizlikle devam ediyor. Bu kapsamda Söke Belediyesi, Priene Antik Kenti Alan Başkanlığı ve Antik Kent Kazı Başkanlığı iş birliğiyle düzenlenen paydaş bilgilendirme ve arama toplantıları üç gün boyunca yoğun katılımla gerçekleştirildi. İlk gün düzenlenen toplantıya ilçede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları katılım sağladı. İkinci gün ise kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri bir araya geldi. Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürü Havva Seçer Sağınç’ın yanı sıra Afrodisias ve Tralles Antik Kenti Kazı Başkanlığı, Aydın Müze Müdürlüğü, Milet Müze Müdürlüğü, İzmir Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü, KUDEP temsilcileri de toplantının önemli konukları arasında yer aldı. Ayrıca DSİ, Doğal Hayatı Koruma ve Milli Parklar, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Karayolları Bölge Müdürlüğü, AFAD, Gençlik ve Spor Müdürlüğü, Defterdarlık, Tarım ve Orman Müdürlüğü, Söke Kaymakamlığı ve Aydın Büyükşehir Belediyesi gibi birçok kurumun temsilcisi de sürece katkı sundu. Üçüncü gün ise akademik çevreler bir araya geldi. Priene Antik Kenti Kazı Başkanlığı’nda görevli Bursa Uludağ Üniversitesi akademisyenlerinin yanı sıra UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’ndan Ömer Devrim Aksovak, Hamburg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Christof Berns, Adnan Menderes Üniversitesi ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden akademisyenler de toplantılara katılarak görüş ve önerilerini paylaştılar. Priene Antik Kenti Alan Başkanı Mimar Mine Aşçı toplantılarla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Priene’nin UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesi için tüm kurumların ve paydaşların aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi bizlere büyük güç verecek. Eylem planlarının hazırlanmasında yerel ve ulusal paydaşların katkıları, bir yandan da sivil toplum kuruluşları aracılığıyla halkın farkındalığının arttırılması, konuya tüm kent olarak sahiplenilmesi çok önemli ve değerli. Bu süreç sadece Söke için değil, Aydın ve ülkemiz için de kültürel miras adına önemli bir adım. Katkı sağlayan herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi. Söke Belediye Başkanı Dr. Mustafa İberya Arıkan ise "Priene’nin dünya mirası yolculuğunda destek veren tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bu işbirliğiyle tarihi mirasımızı geleceğe taşıyacağımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı.
20 Eylül 2025 Cumartesi - 09:17
Buharkent’te satranç kursu başlıyor
Buharkent Belediyesi tarafından ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik açılacak olan ücretsiz satranç kursu için başvurular başladı. Buharkent Belediyesi tarafından ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik ücretsiz satranç kursu açılacak. Öğrencilerin gelişimine katkı sunması hedeflenen kurs için başvurular da başlarken, son başvuru tarihi 26 Eylül olarak açıklandı. Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, gençlerin hem zihinsel gelişimine katkı sunmak hem de sosyal açıdan daha aktif hale gelmelerini sağlamak amacıyla böyle bir kurs düzenlediklerini açıkladı. Kurs, 29 Eylül 2025 Pazartesi günü başlayacak ve 24 Aralık 2025 Çarşamba günü sona erecek. Dersler, Pazartesi ve Çarşamba günleri Buharkent Gençlik Merkezi’nde yapılacak. Başvurular Belediye Sekreterliği üzerinden alınacak olup, son başvuru tarihi 26 Eylül 2025 Cuma olarak belirlendi. Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, tüm öğrencilere çağrıda bulunarak, "Satranç, çocuklarımızın stratejik düşünme, dikkat ve sabır becerilerini geliştiren çok kıymetli bir spor dalı. Kursumuza katılacak tüm evlatlarımıza şimdiden başarılar diliyorum" dedi.
19 Eylül 2025 Cuma - 21:20
Diyarbakır’ın en büyük karpuzları seçildi
Diyarbakır’da "15. Diyarbakır Karpuzu Tanıtım Etkinlikleri" düzenlendi. Karpuz ağırlık yarışmasında dereceye girenlere ödülleri takdim edildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen programa katılan Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, ilk defa şahit olduğu, bu büyüklükte karpuzları gördüklerini söyledi. Gölbaşı, "Normalde yaz aylarının sonuna geldik, karpuzun bittiğini biliyoruz ama bu geleneksel yöntemlerle yetiştirilen karpuzumuzun hasadına yeni başlanıyor. Dışarıda manavlarda gördüğünüz karpuzlardan biraz farklı bir yetiştirme tarzı var. Bu bereketli topraklar, zengin sularla beraber, hünerli eller, kadim bilgiyle beraber bu güzel meyveyi çiftçilerimiz yetiştiriyor. Hayırlı, bol, bereketli bir dönem olur inşallah" dedi. Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan ise Diyarbakır karpuzunun yalnızca bir meyve değil, Diyarbakır tarımının kültürü, emeğin ve sabrın bir ürünü olduğunu ifade etti. Alan, "Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde ve ilimizde de yaşanan kurallık, karpuzumuzu geçmiş yıllarla kıyasladığımızda en az 10 kilogramlık bir azalma söz konusudur. Çünkü küresel ısınmayla birlikte, ilimizde de 1990 ve 2020 yılı tarımsal sulama verilerine baktığımızda yüzde 42’lik bir azalma söz konusu. Yine 2024 ve 2025 yılı verilerine göre de yüzde 55’lik bir azalma söz konusu. Dolayısıyla bu bizim hububatta olduğu gibi karpuzumuza da yansıdı ve ürünlerimizde yüzde 50’lik bir rekolte kaybı söz konusu" diye konuştu. Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, oda olarak en çok çalıştıkları konulardan bir tanesi, geleneksel ve yöresel ürünleri tescil etmek ve bu tescille birlikte hem üretimini daha fazla arttırmak, hem de ticarileşmesini sağlayarak üreticinin daha fazla ekimine katkı koymak olduğunu kaydetti. Kaya, "Diyarbakır karpuzu da odamız tarafından tescil edilmiş bir ürün. Tescilli ürünlerimiz içinde en çok bilinen, en çok söylenen ve Diyarbakır olarak tescilli ürünlerimizin fazla olduğunu ifade ettiğimizde bize ilk sorulan karpuz da tescil edildi mi? Demek ki bu, geçmişten bugüne gelen çok önemli bir değerimiz. Bir meyve dışında ve sayın müdürümüzün ifade ettiği gibi bir meyveyi aşan bir somut mirasımız" şeklinde konuştu. Etkinlikte, çocuklar arası karpuz yeme ve yuvarlama yarışması yapıldı. Karpuz ağırlık yarışmasında 39 kilo 300 gramlık ürünle çiftçi Veysi Sungur birinci, 38 kilo 700 gramla Adil Aydın Erimli ikinci, 37 kilo 200 gramla Ali Kaya Erimli üçüncü oldu.
19 Eylül 2025 Cuma - 21:08
Diyarbakır’ın en büyük karpuzları seçildi
Diyarbakır’da "15. Diyarbakır Karpuzu Tanıtım Etkinlikleri" yapıldı. Etkinlikte, dereceye girenlere ödüller takdim edildi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen programa katılan Vali Yardımcısı Aziz Gölbaşı, ilk defa şahit olduğu, bu büyüklükte karpuzları gördüklerini söyledi. Gölbaşı, "Normalde yaz aylarının sonuna geldik, karpuzun bittiğini biliyoruz ama bu geleneksel yöntemlerle yetiştirilen karpuzumuzun hasadına yeni başlanıyor. Dışarıda manavlarda gördüğünüz karpuzlardan biraz farklı bir yetiştirme tarzı var. Bu bereketli topraklar, zengin sularla beraber, hünerli eller, kadim bilgiyle beraber bu güzel meyveyi çiftçilerimiz yetiştiriyor. Hayırlı, bol, bereketli bir dönem olur inşallah" dedi. Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan ise Diyarbakır karpuzunun yalnızca bir meyve değil, Diyarbakır tarımının kültürü, emeğin ve sabrın bir ürünü olduğunu ifade etti. Alan, "Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde ve ilimizde de yaşanan kurallık, karpuzumuzu geçmiş yıllarla kıyasladığımızda en az 10 kilogramlık bir azalma söz konusudur. Çünkü küresel ısınmayla birlikte, ilimizde de 1990 ve 2020 yılı tarımsal sulama verilerine baktığımızda yüzde 42’lik bir azalma söz konusu. Yine 2024 ve 2025 yılı verilerine göre de yüzde 55’lik bir azalma söz konusu. Dolayısıyla bu bizim hububatta olduğu gibi karpuzumuza da yansıdı ve ürünlerimizde yüzde 50’lik bir rekolte kaybı söz konusu" diye konuştu. Diyarbakır Ticaret Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, oda olarak en çok çalıştıkları konulardan bir tanesi, geleneksel ve yöresel ürünleri tescil etmek ve bu tescille birlikte hem üretimini daha fazla arttırmak, hem de ticarileşmesini sağlayarak üreticinin daha fazla ekimine katkı koymak olduğunu kaydetti. Kaya, "Diyarbakır karpuzu da odamız tarafından tescil edilmiş bir ürün. Tescilli ürünlerimiz içinde en çok bilinen, en çok söylenen ve Diyarbakır olarak tescilli ürünlerimizin fazla olduğunu ifade ettiğimizde bize ilk sorulan karpuz da tescil edildi mi? Demek ki bu, geçmişten bugüne gelen çok önemli bir değerimiz. Bir meyve dışında ve sayın müdürümüzün ifade ettiği gibi bir meyveyi aşan bir somut mirasımız" şeklinde konuştu. Etkinlikte, çocuklar arası karpuz yeme ve yuvarlama yarışması yapıldı. Karpuz ağırlık yarışmasında 39 kilo 300 gramlık ürünle çiftçi Veysi Sungur birinci, 38 kilo 700 gramla Adil Aydın Erimli ikinci, 37 kilo 200 gramla Ali Kaya Erimli üçüncü oldu. (RK-Y)
19 Eylül 2025 Cuma - 19:44
Japonya Büyükelçiliğinden kazı çalışmalarına destek
Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa ile birlikte Ayanlar Höyük’teki kazı çalışmaları açılış programına katılan Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Katsumata Takahiko, çalışmaları desteklediklerini belirtti. Japonya ile Türkiye’nin kültürel miras alanında, güven ve dostluk temelinde iş birliği ilişkisi kurduğunu söyleyen Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Katsumata Takahiko, "Bugün Ayanlar kazısına başlama törenine katılmaktan büyük onur duyuyorum. Ayanlar kazısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin izniyle, Chiba Teknoloji Enstitüsü ve Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü iş birliğinde yürütülmektedir. Bu iş birliği, on yılı aşkın bir süre önce, bugün burada olan ve o dönem Japonya Büyükelçisi olarak görev yapan Yokoı Yutaka’nın, o dönem Chiba Teknoloji Enstitüsü Müdürü olan Uzay Mühendisliği Profesörü müteveffa Matsuı Takafumi’yi, Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Müdürü müteveffa Profesör Omura Sachihiro ile tanıştırmasıyla başlamıştır. Uzay mühendisliği ve arkeoloji gibi farklı alanlarda uzman olmalarına rağmen, Profesör Matsuı ve Profesör Omura’nın mükemmel bir uyum içinde oldukları ve birbirlerinin araştırma faaliyetlerine olumlu yönde etki ettikleri biliniyordu. Böyle bir bağlantıyla Ayanlar ören yeri kazı projesi başlamış ve bugün kazı başlama töreni aşamasına gelinmiştir. Profesör Matsuı Takafumi Mart 2023’te, Profesör Omura Sachihiro ise bu yılın Mayıs ayında vefat ettiler. Ancak bugün, Altes Prenses Akiko’nun huzurunda gerçekleşen bu özel töreni, her ikisinin de yukarıdan izleyeceğine eminim. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü tarafından yürütülen Kaman - Kalehöyük kazısı örneğindeki gibi, Japonya ile Türkiye, kültürel miras alanında, güven ve dostluk temelinde iş birliği ilişkisini kurmuştur. Japonya’nın Türkiye’deki kazı çalışmaları, bölge halkının kültürel varlıkların korunması konusunda bilinçlenmesine ve istihdam oluşturulmasını destekleyerek bölgenin canlanmasına katkı sağlamaktadır. Japonya Büyükelçisi olarak, Ayanlar Ören Yerinde insanlık tarihi açısından anlamlı sonuçlar doğuracak araştırmaların yapılmasını ve bölgeye köklü katkılar sağlayacak iş birliği ve faaliyetlerin gerçekleştirilmesini, Japonya ile Türkiye arasındaki dostluk ilişkilerinin güçlenmesine büyük katkı sağlanmasını içtenlikle temenni ediyorum" dedi.
19 Eylül 2025 Cuma - 18:56
Japonya’da 3 noktaya haftada 21 uçak seferi düzenleniyor
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa ile birlikte Ayanlar Höyük’teki kazı çalışmaları açılış programına katılan Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, iki ülke arasında gelişen hava ulaşımına değinerek, "Japonya’ya halihazırda 3 noktaya haftada 21 sefer yapmaktayız. Türkiye’ye gelen Japon misafir sayısı 2018 yılından günümüze yüzde 65 artış göstererek son yılların en yüksek seviyesine çıkmıştır" dedi. Ayanlar Höyük’teki kazı çalışmaları açılış programına katılan Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, Japonya ile yapılan ortak çalışmalara değindi. Çalışmaların bağları daha da güçlendirdiğini belirten Ekşi, "Bu gün bu işbirliğinin yenir bir yansıması olarak Ayanlar kazı alanının açılışına şahitlik etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. İnanıyoruz ki bu kazı çalışmaları yalnızca arkeolojik değerleri gün yüzüne çıkarmakla kalmayacak, aynı zamanda iki ülkenin kültürel bağlarını daha da güçlendirecektir. Türk Hava Yolları olarak Japonya ve Türkiye arasında kurulan bu güçlü bağın parçası olmaktan büyük bir onur ve gurur duymaktayız. Japonya’ya halihazırda 3 noktaya haftada 21 sefer yapmaktayız. Türkiye’ye gelen Japon misafir sayısı 2018 yılından günümüze yüzde 65 artış göstererek son yılların en yüksek seviyesine çıkmıştır. Bu durum Türk Hava Yolları ailesi olarak bizler için de ayrı bir iftihar kaynağı olmuştur. Önümüzdeki yıllarda ağırlayacağımız misafir sayısını daha da arttırarak iki ülke arasındaki köprüyü güçlendirmeyi hedeflemekteyiz. Kültürel işbirliklerin ve ortak projelerin bu gelişime katkı sağlayacağına inancımız tamdır. Ayanlar kazı çalışmasının da bu çerçevede Şanlıurfa ve çevresinin cazibesinin arttırarak Japon dostlarımız için önemli bir çekim merkezine dönüşeceğine, dönüştüreceğine inanıyoruz. Japonya ile kültürel işbirliklerimizin hem mevcut dostluğumuzu pekiştirdiğini hem de gelecekteki ortak projeler için yeni imkanlar sunduğunu memnuniyetle görmekteyiz. Kültür, tarih ve turizm alanlarında atılacak her türlü adıma katkı sunmaya ve birlikte çalışmaya hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
19 Eylül 2025 Cuma - 18:48
Ayanlar Höyük’te kazı çalışmaları başladı: İlk kazmayı Japon Altes Prensesi Akiko Mikasa vurdu
En uzun iskan gören yerleşim alanı olarak bilinen Ayanlar Höyük’te kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa’nın katıldığı törenle başladı. Dünyanın şu ana kadar keşfedilen en eski ve uzun yerleşim alanı olan Ayanlar Höyük’te kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa’nın katılımıyla düzenlenen törenle başladı. Japon Milli Marşı Kimigayo ve İstiklal Marşı ile başlayan törenin ardından ilk kazmayı Japon Altes prensesi Akiko Mikasa vurdu. Muazzam arkeoloji yolunun yeni menzili Taş Tepeler projesi hakkında bilgi veren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "2021’de Şanlıurfa’da ilk adımını attığımız ve 5 yıldır durmadan, dinlenmeden yürüdüğümüz muazzam bir arkeoloji yolunun yeni menzilindeyiz. Taş Tepeler Projesinin bir parçası olarak Ayanlar Höyük kazı çalışmalarını başlatmak üzere sizlerle bir aradayız. Hoş geldiniz. Sizleri saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Varlıklarıyla bu birlikteliği çok daha değerli ve anlamlı kılan Türk-Japon dostluğunu, tarihi bağlarımızı, dünden bugüne uzanan ve çok daha güçlü şekilde geleceğe uzanacağına gönülden inandığımız iş birliğimizi bir kez daha idrak etmemize vesile olan Altes Prenses Akiko, sizi ve değerli heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Sizleri ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Dünya Neolitik Çağ araştırmalarının kalbindeyiz. İnsanlığın medeniyet yürüyüşüne dair bilinenleri değiştiren ve ortak geçmişimize yeni bir bakış açısı kazandıran topraklardayız. Arkeoloji çalışmaları kapsamında burada vurulan her kazma darbesiyle, geçmişle aramızda duran bilinmezlik duvarı biraz daha yıkılmakta; uzmanlarımızın elinde tozları silkeleyen her fırça darbesi binlerce yıllık geçmişin üstünü örten gölgeleri dağıtmaktadır. Göbeklitepe, son derece hassas ve titiz şekilde yürütülen bu yoğun mesaiyle ulaştığımız birinci menzil olmuştu. İlk çiftçi toplulukların nerede ve ne zaman ortaya çıktığını araştırmak için yola çıkan arkeologların 1963 yılında keşfettiği Göbeklitepe 1995 yılından bu yana araştırılmaktadır. Kazıların başlamasını takiben ulaşılan her kalıntı, elde edilen her bulgu tarih öncesi insana dair o zamana kadar kabul görmüş her bilgi ve algıyı adım adım değiştirmiştir. Göbeklitepe’nin eşsizliği 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine girmesini de sağlamıştır. 2019 yılında çalışmalarını başlattığımız Karahantepe ise Şanlıurfa’da Göbeklitepe’nin çağdaşı başka yerlerin de olduğunu ortaya koymuş ve 2021 yılında hayata geçirdiğimiz Taş Tepeler Projesi için esin kaynağı olmuştur" dedi. Taş Tepeler Projesinin, 12 bin yıl önce ulaştıkları teknolojik ve sanatsal düzey ile Anadolu’daki toplulukların eski dünya için bir esin kaynağı olduğunu belirten Bakan Ersoy, "Anadolu’nun bugünkü uygarlığımızın temellerinin atıldığı yerlerin başında geldiğini kanıtlamıştır. Bu topraklar; yerleşik hayatın başladığı, ilk köylerin kurulduğu, üretici yaşamın ortaya çıktığı, ilk konutların ve anıtsal kamu yapılarının inşa edildiği, artı ürünün artı değere dönüştüğü ve ilk uzak mesafeli ticaret organizasyonunun yapıldığı yer olarak insanın yazdığı medeniyet hikayesinin merkezidir. Bu muazzam mirasın, Anadolu’ya emanet edilmiş kadim bilgi ve birikimin bütün insanlığa ait olduğunu, bu bilgi ve birikimi gün yüzüne çıkarmak için farklı ülkelerden gelen bilim insanları ile birlikte çalışmanın da çok anlamlı ve değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu anlayışla yola çıktık ve bu anlayışla ilerlemekten son derece memnunuz" ifadelerine yer verdi. Taş Tepelerde kazılan alan sayısı 12’ye çıktı Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde yürütülen projede İstanbul, Çukurova, Ege ve Harran üniversiteleri ile İngiltere, Japonya, Almanya ve Çin gibi dünyanın farklı ülkelerinden gelen araştırmacıların bulunduğunu aktaran Bakan Ersoy, "2025 yılı itibari ile projede 15’i Türk, 21’i yabancı olmak üzere toplam 36 akademik kurum görev almaktadır. Çalışmalarda görev alan bilim insanı ve öğrencilerin sayısı ise bu yıl 219 kişidir. Bu yönüyle Taş Tepeler, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projesidir. Bugüne kadar Taş Tepeler Projesi kapsamındaki arkeolojik araştırmaları 11 ayrı noktada yürütmekteydik. 2025 yılı itibari ile bunlara 12’nci yerleşim yeri olarak Ayanlar eklenmiştir. Açıkçası Anadolu topraklarının medeniyet zenginliğinin ardı arkası kesilmiyor ve biz büyük bir heyecan ve gururla bu benzersiz mirasın her parçasına sahip çıkmayı sürdürüyoruz" dedi. En uzun süre sikan gören yerleşim alanı Ayanlar Höyük’ün en uzun süren yaşam alanı olduğunu tespit ettiklerini söyleyen Bakan Ersoy, "2013 yılında tespiti yapılan Ayanlar Höyük, Göbeklitepe ve Karahantepe gibi bölgenin en büyük höyüklerinden biridir. Yüzey taramaları Ayanlar’ın da yerleşik yaşamın ilk evrelerinden itibaren iskan edildiğini göstermektedir. Bununla birlikte diğerlerinden farklı olarak Ayanlar Höyük en uzun süre iskan gören yerleşim alanı olarak bilinmektedir" dedi. Bayrağı torunu devraldı Altes Prens Takahito Mikasa’nın 39 yıl önce Kaman - Kalehöyük’te başlattığı kazı çalışmalarını ilk önce oğlu Prens Tomohito’nun son olarak da bugün torunu Altes Prenses Akiko’nun devraldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Ayanlar Höyük’teki arkeolojik kazılar, Altes Prenses Akiko’nun ilk kazma darbesi ile başlayacak. Tıpkı bundan 39 yıl önce dedeleri Altes Prens Takahito Mikasa’nın, Kaman-Kalehöyük’te başlattığı kazı çalışmaları gibi. 1887’de başlayıp bugüne uzanan ilişkilerimizde, Altes Prens Mikasa’nın 1963 yılındaki ziyaretinin ülkelerimiz arasındaki güçlü kültürel temas ve ilişkiler açısından bir dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz. Zatıalilerinin ülkemizin tarihine duyduğu derin ilgi; tarihi alanlarımıza ve müzelerimize gerçekleştirdikleri ziyaretler ve en nihayetinde değerli hocalarımız merhum Prof. Dr. Tahsin Özgüç ve eşi merhume Prof. Dr. Nimet Özgüç ile tanışmaları iki ülke arasında yeni bir gönül ve kültür köprüsü kurulmasına temel olmuştur. 1986 yılında Prof. Tahsin Özgüç’ün bilimsel desteği ile Kaman-Kalehöyük’te Japon arkeologlar tarafından başlayan arkeolojik kazıların Onursal Başkanı da Altes Prens Mikasa idi. Söz konusu kazılar Dr. Sachihiro Omura başkanlığında aralıksız şekilde devem etmiştir. Arkeolojik kazı, araştırma ve eğitim çalışmalarının daha kapsamlı devam etmesini sağlamak amacıyla bir merkez kurulmasına karar verilince Altes Prens Takahito Mikasa’dan bayrağı, oğlu Altes Prens Tomohito devralmıştır. Altes Prens Tomohito, kızı Altes Prenses Akiko’nun da zaman zaman katıldığı fon toplama kampanyalarını bizzat yürütmeye başlamıştır. Yine birlikte Japonya’dan Türkiye’ye geziler düzenlemişler, iki ülke arasında bir kültür elçisi gibi çalışmışlardır. Bugün Kaman’da bulunan Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsünün örnek araştırma kampüsü ve Japonya dışındaki en büyük Japon bahçelerinden olan Mikasanomiya Anı Bahçesi, Saygıdeğer Mikasa ailesinin üç nesildir devam eden olağanüstü çabalarının ve Türkiye’ye besledikleri sevginin, dostluğun bir sonucudur. Kaman-Kalehöyük ile beraber Enstitünün 2009 yılında başladığı Büklükale ve Yassıhöyük kazı çalışmaları da aralıksız devam etmektedir. Bu kazılardan çıkan eserlerin sergilenip halkla buluşturulduğu Kaman-Kalehöyük Arkeoloji Müzesi ise Türk ve Japon hükümetlerinin iş birliğiyle 2010’da açılmıştır. Altes Prens Takahito Mikasa’yı ve Altes Prens Tomohito Mikasa’yı derin bir saygı ve minnetle yad ediyorum. Bu muazzam kültür köprüsünün bina edilmesinde öncülük eden saygıdeğer hocalarımız Prof. Dr. Tahsin Özgüç ile Prof. Dr. Nimet Özgüç’ü rahmetle, şükranla anıyorum. Yine bu vesileyle, derin bir sevgi ve çalışma azmiyle kendini bilime ve Anadolu topraklarına adamış olan Dr. Sachihiro Omura’yı da saygıyla anmak isterim. Kendisi, Ayanlar’da kazı çalışmalarının başlaması noktasında çok istekli ve heyecanlıydı. Bu yıl aramızdan ayrılan Dr. Omura, 50 yılı aşkın bir süre boyunca ülkemizin bilim ve kültürüne hizmet etmiş, Japonya ve Türkiye arasında eşsiz bir bilimsel ve kültürel köprü inşa etmiştir. Arkeoloji dünyasına kalıcı eserler bırakan Dr. Omura’nın Anadolu arkeolojisine, özellikle İç Anadolu Bölgesi’ndeki çalışmalara sunduğu katkı ve hizmetler, bu alanda çalışmaları sürdürecek olan gelecek nesillere rehber ve ilham olmaya devam edecektir. Kendisini daima minnetle, sevgi ve saygıyla yad edeceğiz" ifadelerini kullandı. İlk kazmayı vuracaklarını belirten Bakan Ersoy, "Bir kez daha altını çizmek isterim ki topraklarımızın bağrında muhafaza edilmiş farklı medeniyetlerin kadim mirasına, onların varisi, söz konusu mirasın sahibi ve koruyucusu olmanın getirdiği ağır sorumluluğa yakışır bir hassasiyet ve titizlikle sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Bu zenginliğin sunduğu bilgi ve birikimi, ortak miras anlayışıyla tüm insanlıkla paylaşmaya devam edeceğiz. Ben, Türk-Japon kültürel iş birliğine yeni bir iz bırakmak üzere birlikte ilk kazmayı vurmadan önce Altes Prenses Akiko’ya ve zatıalilerinin şahsında Japon hükümetine şükranlarımı sunuyorum. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsüne, Şanlıurfa Valiliğine, Taş Tepeler Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul’a ve kıymetli ekibine, değerli mesai arkadaşlarıma ve bizimle iş birliği yapan bütün kişi, kurum ve kuruluşlara canıgönülden teşekkür ediyorum. Ayanlar Höyük çalışmalarımızın Türk ve dünya arkeolojisi için hayırlı olmasını diliyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum" diye konuştu. Projeye küçük de olsa katkı sunduğu için çok mutlu olduğunu belirten Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa, "Bugün, başta Chiba Teknoloji Enstitüsü, Tokyo Üniversitesi ve Orta Doğu Kültür Merkezine bağlı Japon Anadolu Arkeolojisi Enstitüsü olmak üzere, Japonlardan kurulu kazı ekibi tarafından yürütülecek Ayanlar Ören Yeri Kazısı’nın başlama töreninin gerçekleştiriliyor olmasından son derece memnuniyet duyuyorum. Buradaki kazı başlama töreni birkaç yıldır planlanıyordu, ancak durumun uygun olmaması ve diğer zorluklar dolayısıyla gerçekleştirilememişti. 2023 yılında depremler meydana geldiğinde, kazı alanının durumu konusunda çok endişe duymuştuk, ancak büyük bir etkisinin olmaması içimizi rahatlatmıştı. Nihayet gerçekleşiyor olmasından memnuniyet duyduğumuz bu proje için en başından itibaren hep sabırsızlık duyan, ancak şimdi aramızda bulunmayan müteveffa Profesör Omura Sachihiro da sanırım bugün en mutlu kişi olurdu. Ayanlar, dünyanın en eski tapınağı olduğu düşünülen kalıntıların bulunduğu Göbeklitepe’ye yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta konumlanıyor ve tapınağı inşa edenlerin yerleşim yeri olabileceği belirtiliyor. Tarihi yeniden yazacak keşifler ortaya çıkarması beklenen bu ören yerinin kazısında Japon ekibinin yer almasından büyük gurur duyuyorum ve kazı başlama törenine katılarak bu projeye küçük de olsa katkıda bulunabildiğim için çok mutluyum" dedi. 1986 yılında başlayan çalışmalar 2025 yılına uzandı Kaman - Kalehöyük’teki kazı çalışmalarında yaşananları aktaran Prenses Akiko Mikasa, "30 Mayıs 1986’da Prens Takahito Mikasa, Kaman - Kalehöyük’teki kazı başlama törenine katılmıştı. Prens Takahito Mikasa, höyüğün tepesindeki kum yığınını tahta bir çapayla kazmış, tören planlandığı gibi tamamlandıktan sonra, Profesör Omura’ya gerçek bir kazı yapmak istediğini söylemişti. Prens Takahito Mikasa eline gerçek yepyeni bir kazma alarak kum yığınının hemen yanında kazıya başlamıştı. Yaklaşık beş dakika sonra, kazması bir şeye değince kazmayı durdurup oturmuştu. Topraktan bir çömleğe ait kırık parça çıkartıldığında yüksek bir şaşırma sesi duyulmuştu. Prens Takahito Mikasa elinde, avuç içi büyüklüğünde, kurşun renkli bir çömlek parçası tutuyordu. Prens, yüzünde çok sevinçli bir ifadeyle o parçayı Prof. Dr. Tahsin Özgüç’e uzattığında profesör hemen şu şekilde cevap vermiş ‘Bu, Demir Çağından kalma, yaklaşık 2700 yıl öncesine ait bir parçadır. İyi bir başlangıç’. Sonrasında pek çok kişi Profesör Omura’ya ‘Sen bir hazırlık mı yaptın yoksa’ diye sormuş, ancak bu gerçekten bizzat Prens Takahito Mikasa’nın keşfiydi ve ‘iyi bir başlangıç’ ifadesine uygun olarak, Kaman - Kalehöyük’ten önemli sonuçlar elde edildi. Ayanlar Ören Yerinin de böyle iyi bir başlangıç yapmasını dileyerek sözlerime son vermek istiyorum" diye konuştu. Programda Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar da birer konuşma yaparak Şanlıurfa’nın tarihi önemine değildi. Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Japonya Büyükelçisi Katsumata Takahiko , Tokyo Üniversitesi Müzesi Müdürü Prof. Dr. Nıshıakı Yoshihiro, Chiba Teknoloji Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Setokuma Osamu, Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Matsumura Kimiyoshi, Taş Tepeler Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul ile birlikte çok sayıda kişi katıldı. Konuşmaların ardından dünyanın insanlar için en uzun süre yaşam alanı olan Ayanlar Höyük’e ilk kazma vuruldu.
19 Eylül 2025 Cuma - 18:31
Kütahyalı Yazar Ayşe Karaca Durak’ın ’Ela’nın Hayvan Sevgisi’ isimli kitabı çıktı
Kütahyalı şair ve yazar Ayşe Karaca Durak, ikinci kitabı olan "Ela’nın Hayvan Sevgisi" isimli çocuk hikaye kitabını okurlarla buluşturdu. Durak, kitabın içeriğine dair yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Ela’nın Hayvan Sevgisi, minik Ela’nın sokakta bulduğu hasta bir kediyi sahiplenmesiyle başlayan, merhamet ve sevgi dolu bir hikâye. Ela’nın Fındık’a gösterdiği sevgiyle, çocuklara sokak hayvanlarına karşı sorumluluğun önemini anlatıyor. Bu hikâye, sevginin güçlü bağlar kurabileceğini ve iyiliğin dünyayı değiştirebileceğini gösteriyor." Yazar Durak, kitabın ilham kaynağının kızı Ela olduğunu da belirtti. İlkokul 5. sınıf öğrencisi olan Ela, kitabın başkahramanı olarak küçük okurlara hayvan sevgisini aşılamayı amaçlıyor.
19 Eylül 2025 Cuma - 18:29
Dünyanın en eski ve uzun yerleşim alanında ilk kazmayı Japon Altes Prensesi Akiko Mikasa vurdu
Dünyanın şu ana kadar keşfedilen en uzun ve eski yerleşim alanı olan Ayanlar Höyük’te kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa’nın katılımıyla düzenlenen törenle başladı. Dünyanın şu ana kadar keşfedilen en eski ve uzun yerleşim alanı olan Ayanlar Höyük’te kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa’nın katılımıyla düzenlenen törenle başladı. Japon Milli Marşı Kimigayo ve İstiklal Marşıyla başlayan törenin ardından ilk kazmayı Japon Altes prensesi Akiko Mikasa vurdu. Muazzam arkeoloji yolunun yeni menzili Taş Tepeler projesi hakkında bilgi veren Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy," 2021’de Şanlıurfa’da ilk adımını attığımız ve 5 yıldır durmadan, dinlenmeden yürüdüğümüz muazzam bir arkeoloji yolunun yeni menzilindeyiz. Taş Tepeler Projesinin bir parçası olarak Ayanlar Höyük kazı çalışmalarını başlatmak üzere sizlerle bir aradayız. Hoş geldiniz. Sizleri saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Varlıklarıyla bu birlikteliği çok daha değerli ve anlamlı kılan Türk-Japon dostluğunu, tarihi bağlarımızı, dünden bugüne uzanan ve çok daha güçlü şekilde geleceğe uzanacağına gönülden inandığımız iş birliğimizi bir kez daha idrak etmemize vesile olan Altes Prenses Akiko, sizi ve değerli heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Sizleri ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Dünya Neolitik Çağ araştırmalarının kalbindeyiz. İnsanlığın medeniyet yürüyüşüne dair bilinenleri değiştiren ve ortak geçmişimize yeni bir bakış açısı kazandıran topraklardayız. Arkeoloji çalışmaları kapsamında burada vurulan her kazma darbesiyle, geçmişle aramızda duran bilinmezlik duvarı biraz daha yıkılmakta; uzmanlarımızın elinde tozları silkeleyen her fırça darbesi binlerce yıllık geçmişin üstünü örten gölgeleri dağıtmaktadır. Göbeklitepe, son derece hassas ve titiz şekilde yürütülen bu yoğun mesaiyle ulaştığımız birinci menzil olmuştu. İlk çiftçi toplulukların nerede ve ne zaman ortaya çıktığını araştırmak için yola çıkan arkeologların 1963 yılında keşfettiği Göbeklitepe 1995 yılından bu yana araştırılmaktadır. Kazıların başlamasını takiben ulaşılan her kalıntı, elde edilen her bulgu tarih öncesi insana dair o zamana kadar kabul görmüş her bilgi ve algıyı adım adım değiştirmiştir. Göbeklitepe’nin eşsizliği 2018 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine girmesini de sağlamıştır. 2019 yılında çalışmalarını başlattığımız Karahantepe ise Şanlıurfa’da Göbeklitepe’nin çağdaşı başka yerlerin de olduğunu ortaya koymuş ve 2021 yılında hayata geçirdiğimiz Taş Tepeler Projesi için esin kaynağı olmuştur" dedi. Taş Tepeler Projesi, 12 bin yıl önce ulaştıkları teknolojik ve sanatsal düzey ile Anadolu’daki toplulukların eski dünya için bir esin kaynağı olduğunu belirten Bakan Ersoy," Anadolu’nun bugünkü uygarlığımızın temellerinin atıldığı yerlerin başında geldiğini kanıtlamıştır. Bu topraklar; yerleşik hayatın başladığı, ilk köylerin kurulduğu, üretici yaşamın ortaya çıktığı, ilk konutların ve anıtsal kamu yapılarının inşa edildiği, artı ürünün artı değere dönüştüğü ve ilk uzak mesafeli ticaret organizasyonunun yapıldığı yer olarak insanın yazdığı medeniyet hikayesinin merkezidir. Bu muazzam mirasın, Anadolu’ya emanet edilmiş kadim bilgi ve birikimin bütün insanlığa ait olduğunu, bu bilgi ve birikimi gün yüzüne çıkarmak için farklı ülkelerden gelen bilim insanları ile birlikte çalışmanın da çok anlamlı ve değerli olduğunu düşünüyoruz. Bu anlayışla yola çıktık ve bu anlayışla ilerlemekten son derece memnunuz" İfadelerine yer verdi. Taş Tepelerde kazılan alan sayısı 12’ye çıktı Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde yürütülen projede İstanbul, Çukurova, Ege ve Harran üniversiteleri ile İngiltere, Japonya, Almanya ve Çin gibi dünyanın farklı ülkelerinden gelen araştırmacıların bulunduğunu aktaran Bakan Ersoy, "2025 yılı itibari ile projede 15’i Türk, 21’i yabancı olmak üzere toplam 36 akademik kurum görev almaktadır. Çalışmalarda görev alan bilim insanı ve öğrencilerin sayısı ise bu yıl 219 kişidir. Bu yönüyle Taş Tepeler, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı arkeoloji projesidir. Bugüne kadar Taş Tepeler Projesi kapsamındaki arkeolojik araştırmaları 11 ayrı noktada yürütmekteydik. 2025 yılı itibari ile bunlara 12’nci yerleşim yeri olarak Ayanlar eklenmiştir. Açıkçası Anadolu topraklarının medeniyet zenginliğinin ardı arkası kesilmiyor ve biz büyük bir heyecan ve gururla bu benzersiz mirasın her parçasına sahip çıkmayı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. En uzun süre sikan gören yerleşim alanı Ayanlar Höyük’ün en uzun süren yaşam alanı olduğunu tespit ettiklerini söyleyen Bakan Ersoy, "2013 yılında tespiti yapılan Ayanlar Höyük, Göbeklitepe ve Karahantepe gibi bölgenin en büyük höyüklerinden biridir. Yüzey taramaları Ayanlar’ın da yerleşik yaşamın ilk evrelerinden itibaren iskan edildiğini göstermektedir. Bununla birlikte diğerlerinden farklı olarak Ayanlar Höyük en uzun süre iskan gören yerleşim alanı olarak bilinmektedir" dedi. Bayrağı torunu devraldı Altes Prens Takahito Mikasa’nın 39 yıl önce Kaman - Kalehöyük’te başlattığı kazı çalışmalarını ilk önce oğlu Prens Tomohito2nun son olarak da bu gün torunu Altes Prenses Akiko’nun devraldığını söyleyen Bakan Ersoy, "Ayanlar Höyük’teki arkeolojik kazılar, Altes Prenses Akiko’nun ilk kazma darbesi ile başlayacak. Tıpkı bundan 39 yıl önce dedeleri Altes Prens Takahito Mikasa’nın, Kaman-Kalehöyük’te başlattığı kazı çalışmaları gibi. 1887’de başlayıp bugüne uzanan ilişkilerimizde, Altes Prens Mikasa’nın 1963 yılındaki ziyaretinin ülkelerimiz arasındaki güçlü kültürel temas ve ilişkiler açısından bir dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz. Zatıalilerinin ülkemizin tarihine duyduğu derin ilgi; tarihi alanlarımıza ve müzelerimize gerçekleştirdikleri ziyaretler ve en nihayetinde değerli hocalarımız merhum Prof. Dr. Tahsin Özgüç ve eşi merhume Prof. Dr. Nimet Özgüç ile tanışmaları iki ülke arasında yeni bir gönül ve kültür köprüsü kurulmasına temel olmuştur. 1986 yılında Prof. Tahsin Özgüç’ün bilimsel desteği ile Kaman-Kalehöyük’te Japon arkeologlar tarafından başlayan arkeolojik kazıların Onursal Başkanı da Altes Prens Mikasa idi. Söz konusu kazılar Dr. Sachihiro Omura başkanlığında aralıksız şekilde devem etmiştir. Arkeolojik kazı, araştırma ve eğitim çalışmalarının daha kapsamlı devam etmesini sağlamak amacıyla bir merkez kurulmasına karar verilince Altes Prens Takahito Mikasa’dan bayrağı, oğlu Altes Prens Tomohito devralmıştır. Altes Prens Tomohito, kızı Altes Prenses Akiko’nun da zaman zaman katıldığı fon toplama kampanyalarını bizzat yürütmeye başlamıştır. Yine birlikte Japonya’dan Türkiye’ye geziler düzenlemişler, iki ülke arasında bir kültür elçisi gibi çalışmışlardır. Bugün Kaman’da bulunan Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsünün örnek araştırma kampüsü ve Japonya dışındaki en büyük Japon bahçelerinden olan Mikasanomiya Anı Bahçesi, Saygıdeğer Mikasa ailesinin üç nesildir devam eden olağanüstü çabalarının ve Türkiye’ye besledikleri sevginin, dostluğun bir sonucudur. Kaman-Kalehöyük ile beraber Enstitünün 2009 yılında başladığı Büklükale ve Yassıhöyük kazı çalışmaları da aralıksız devam etmektedir. Bu kazılardan çıkan eserlerin sergilenip halkla buluşturulduğu Kaman-Kalehöyük Arkeoloji Müzesi ise Türk ve Japon hükümetlerinin iş birliğiyle 2010’da açılmıştır. Altes Prens Takahito Mikasa’yı ve Altes Prens Tomohito Mikasa’yı derin bir saygı ve minnetle yad ediyorum. Bu muazzam kültür köprüsünün bina edilmesinde öncülük eden saygıdeğer hocalarımız Prof. Dr. Tahsin Özgüç ile Prof. Dr. Nimet Özgüç’ü rahmetle, şükranla anıyorum. Yine bu vesileyle, derin bir sevgi ve çalışma azmiyle kendini bilime ve Anadolu topraklarına adamış olan Dr. Sachihiro Omura’yı da saygıyla anmak isterim. Kendisi, Ayanlar’da kazı çalışmalarının başlaması noktasında çok istekli ve heyecanlıydı. Bu yıl aramızdan ayrılan Dr. Omura, 50 yılı aşkın bir süre boyunca ülkemizin bilim ve kültürüne hizmet etmiş, Japonya ve Türkiye arasında eşsiz bir bilimsel ve kültürel köprü inşa etmiştir. Arkeoloji dünyasına kalıcı eserler bırakan Dr. Omura’nın Anadolu arkeolojisine, özellikle İç Anadolu Bölgesi’ndeki çalışmalara sunduğu katkı ve hizmetler, bu alanda çalışmaları sürdürecek olan gelecek nesillere rehber ve ilham olmaya devam edecektir. Kendisini daima minnetle, sevgi ve saygıyla yad edeceğiz" ifadelerini kullandı. İlk kazmayı vuracaklarını belirten Bakan Ersoy, "Bir kez daha altını çizmek isterim ki topraklarımızın bağrında muhafaza edilmiş farklı medeniyetlerin kadim mirasına;, onların varisi, söz konusu mirasın sahibi ve koruyucusu olmanın getirdiği ağır sorumluluğa yakışır bir hassasiyet ve titizlikle sahip çıkmayı sürdüreceğiz. Bu zenginliğin sunduğu bilgi ve birikimi, ortak miras anlayışıyla tüm insanlıkla paylaşmaya devam edeceğiz. Ben, Türk-Japon kültürel iş birliğine yeni bir iz bırakmak üzere birlikte ilk kazmayı vurmadan önce Altes Prenses Akiko’ya ve zatıalilerinin şahsında Japon hükümetine şükranlarımı sunuyorum. Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsüne, Şanlıurfa Valiliğine, Taş Tepeler Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul’a ve kıymetli ekibine, değerli mesai arkadaşlarıma ve bizimle iş birliği yapan bütün kişi, kurum ve kuruluşlara canıgönülden teşekkür ediyorum. Ayanlar Höyük çalışmalarımızın Türk ve dünya arkeolojisi için hayırlı olmasını diliyor, sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum" diye konuştu. Projeye küçük de olsa katkı sunduğu için çok mutlu olduğunu belirten Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa, "Bugün, başta Chiba Teknoloji Enstitüsü, Tokyo Üniversitesi ve Orta Doğu Kültür Merkezine bağlı Japon Anadolu Arkeolojisi Enstitüsü olmak üzere, Japonlardan kurulu kazı ekibi tarafından yürütülecek Ayanlar Ören Yeri Kazısı’nın başlama töreninin gerçekleştiriliyor olmasından son derece memnuniyet duyuyorum. Buradaki kazı başlama töreni birkaç yıldır planlanıyordu, ancak durumun uygun olmaması ve diğer zorluklar dolayısıyla gerçekleştirilememişti. 2023 yılında depremler meydana geldiğinde, kazı alanının durumu konusunda çok endişe duymuştuk, ancak büyük bir etkisinin olmaması içimizi rahatlatmıştı. Nihayet gerçekleşiyor olmasından memnuniyet duyduğumuz bu proje için en başından itibaren hep sabırsızlık duyan, ancak şimdi aramızda bulunmayan müteveffa Profesör Omura Sachihiro da sanırım bugün en mutlu kişi olurdu. Ayanlar, dünyanın en eski tapınağı olduğu düşünülen kalıntıların bulunduğu Göbeklitepe’ye yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta konumlanıyor ve tapınağı inşa edenlerin yerleşim yeri olabileceği belirtiliyor. Tarihi yeniden yazacak keşifler ortaya çıkarması beklenen bu ören yerinin kazısında Japon ekibinin yer almasından büyük gurur duyuyorum ve kazı başlama törenine katılarak bu projeye küçük de olsa katkıda bulunabildiğim için çok mutluyum" dedi. 1986 yılında başlayan çalışmalar 2025 yılına uzandı Kaman - Kalehöyük’teki kazı çalışmalarında yaşananları aktaran Prenses Akiko Mikasa, "30 Mayıs 1986’da Prens Takahito Mikasa, Kaman - Kalehöyük’teki kazı başlama törenine katılmıştı. Prens Takahito Mikasa, höyüğün tepesindeki kum yığınını tahta bir çapayla kazmış, tören planlandığı gibi tamamlandıktan sonra, Profesör Omura’ya gerçek bir kazı yapmak istediğini söylemişti. Prens Takahito Mikasa eline gerçek yepyeni bir kazma alarak kum yığınının hemen yanında kazıya başlamıştı. Yaklaşık beş dakika sonra, kazması bir şeye değince kazmayı durdurup oturmuştu. Topraktan bir çömleğe ait kırık parça çıkartıldığında yüksek bir şaşırma sesi duyulmuştu. Prens Takahito Mikasa elinde, avuç içi büyüklüğünde, kurşun renkli bir çömlek parçası tutuyordu. Prens, yüzünde çok sevinçli bir ifadeyle o parçayı Prof. Dr. Tahsin Özgüç’e uzattığında profesör hemen şu şekilde cevap vermiş ‘Bu, Demir Çağından kalma, yaklaşık 2700 yıl öncesine ait bir parçadır. İyi bir başlangıç’. Sonrasında pek çok kişi Profesör Omura’ya ‘Sen bir hazırlık mı yaptın yoksa’ diye sormuş, ancak bu gerçekten bizzat Prens Takahito Mikasa’nın keşfiydi ve ‘iyi bir başlangıç’ ifadesine uygun olarak, Kaman - Kalehöyük’ten önemli sonuçlar elde edildi. Ayanlar Ören Yerinin de böyle iyi bir başlangıç yapmasını dileyerek sözlerime son vermek istiyorum" diye konuştu. Programda Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak ve Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar da birer konuşma yaparak Şanlıurfa’nın tarihi önemine değildi. Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Japonya Altes Prensesi Akiko Mikasa, Türk Hava Yolları Genel Müdürü Bilal Ekşi, Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Japonya Büyükelçisi Katsumata Takahiko , Tokyo Üniversitesi Müzesi Müdürü Prof. Dr. Nıshıakı Yoshihiro, Chiba Teknoloji Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Setokuma Osamu, Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Matsumura Kimiyoshi, Taş Tepeler Koordinatörü Prof. Dr. Necmi Karul ile birlikte çok sayıda kişi katıldı. Konuşmaların ardından dünyanın insanlar için en uzun süre yaşam alanı olan Ayanlar Höyük’e ilk kazma vuruldu. (Şİ
19 Eylül 2025 Cuma - 18:24
Balıkesir Burhaniye’de Gaziler Günü kutlandı
Burhaniye ilçesinde, Gaziler Günü törenle kutlandı. Cumhuriyet Meydanında anıta çelenklerin konulması ile başlayan törenlerde, günün anlam ve önemini anlatan konuşmayı Türkiye Muharip Gaziler Derneği Balıkesir Şubesi üyesi Kıbrıs Gazisi Nurettin Çınar yaptı. Cumhuriyet Meydanında Kaymakamlık, Garnizon Komutanlığı ve Belediye Başkanlığı çelengi anıta konurken, saygı duruşu yapıldı ve istiklal marşı okundu. Özel Uğur Ortaokulu 7.Sınıf öğrencisi Nil Dolgun da şiir okudu. Kıbrıs gazisi Nurettin Çınar, konuşmasında Gaziler Gününün tarihçesini anlatırken, "Türkiye Büyük Millet Meclisi, 19 Eylül 1921 tarihinde bu emsalsiz zaferin anısına Baş Komutan Mustafa Kemal Atatürk’e gazilik ve mareşallik unvanı vermiştir. Bundan dolayı bu tarih, Gaziler Günü olarak 2002 yılından itibaren kutlanmaktadır. Onun için biz bu gazilik ödülünü taşıyoruz. Gaziler Günü tüm gazilerimize kutlu olsun. Bu vatanı bizlere emanet eden şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle yad ediyorum. Hayattaki gazilerimize de sağlıklı yaşamlar diliyorum" dedi.
19 Eylül 2025 Cuma - 17:58
"Adil-i Mutlak Sergisi" Konya’da açıldı
Konya’da Kültür Yolu Festivali kapsamında "Adil-i Mutlak Sergisi" açıldı. Tantavi Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen serginin açılışı; Konya Valisi İbrahim Akın, AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka, Konya İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı ve misafirlerin katılımı ile yapıldı. Konya Valisi İbrahim Akın, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında yeni bir sergiyi daha açtıklarını belirterek, "Hem hat sanatının nadide örneklerini hem de tezhip sanatının çok seçkin eserlerini birlikte görme fırsatı bulduk" diye konuştu. AK Parti Konya Milletvekili Meryem Göka da, "Başkentler başkenti Konya’mızda bu kadar güzel bir sergiye ev sahipliği yapmak hepimiz için bir gurur vesilesi. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" dedi. Başkan Altay teşekkür etti Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay da Konya’da çok önemli bir serginin daha açılışını gerçekleştirdiklerini ifade etti. Tantavi Kültür Merkezi’nin açıldığı günden itibaren Meram Belediyesi’nin şehre kazandırdığı önemli bir kültür alanına dönüştüğünü vurgulayan Başkan Altay, "Yıl boyunca birçok etkinlik düzenleniyor. Bu yıl Kültür Yolu Festivali kapsamında açtığımız bu serginin bizim için farklılıkları var. Albayrak Grubu’na teşekkür ediyoruz. Her yıl burada çok güzel sergiler açıyorlar. Bu yıl da ‘adalet’ temalı hat ve tezhip sergisinin açılışını gerçekleştirdik" dedi. Konya’nın, geleneksel sanatlar anlamında çok önemli isimleri barındırdığına değinen Başkan Altay, "Başta Hüseyin Öksüz hocamız ve onun talebeleri olmak üzere birçok hattatımızın eserini görmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz" açıklamasını yaptı. Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, sergide sanatçıların adaletle ilgili Kur’an-ı Kerim’de geçen ayetleri ve hükümleri çalıştığını belirterek, "Kıymetli Hüseyin Öksüz hocamızın kıymetli öğrencileri var. Hem yerelde hem ulusalda hem de uluslararası alanda bizleri gururla temsil ederek bu sanatı ileriye taşıyorlar. Adil-i Mutlak temalı sergimiz çok kıymetli bir sergi. Hem bu konuyla ilgilenenleri, hem sanatseverleri muhakkak sergimize bekliyoruz" açıklamasını yaptı. Albayrak Medya Genel Müdürü Abdullah Hanönü de "Her sene farklı bir temayla sanatseverlerin karşısına çıkıyoruz. Bu seneki temamız Adil-i Mutlak. Bunun gururunu yaşıyoruz" ifadelerine yer verdi. Adalet temasını merkezine alan, hat ve tezhip sanatının eşsiz örneklerinin yer aldığı sergi, 30 Eylül’e kadar Tantavi Kültür Sanat Merkezi’nde ziyaret edilebilecek.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder