KÜLTÜR SANAT
Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor 08 Şubat 2026 Pazar - 12:30:11 Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde, daha önce iş piyasasında yer alamamış ancak mesleki yeterliliği yüksek kadınları istihdam ederek hem kadın emeğini destekliyor hem de kentin kültürel mirasını üretime kazandırıyor. Merkezde bulunan 5 üretim atölyesinden birinde dokuma çalışmaları yapılıyor. Kenevir ve pamuk ipliklerinden üretilen organik kumaşlar, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımlarına dönüştürülüyor. Ayrıca desinatörlerin çizimleriyle eskiyle yeniyi buluşturan, kuşaklar arası kültürel aktarımı amaçlayan özgün tasarımlar ortaya çıkarılıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, amaçlarının kadınlara kalıcı istihdam alanları oluşturmak olduğunu vurgulayarak, bu sayede kadınların hem aile ekonomisine katkı sağlama hem de özgüven kazanarak toplumda daha güçlü bir yer edindiklerini belirtti. Kibar, üretilen ürünlerin Katar ve Amerika başta olmak üzere uluslararası platformlara da gönderileceğini belirtti. Kibar, Türkiye’de ilk kez bir kadın yaşam merkezinde "istihdam merkezi" adı altında bir bölüm oluşturduklarını belirterek, "Artık burada, daha önce iş piyasasıyla buluşamamış ancak mesleki yeterliliği üst düzeyde olan kadınları Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam etmeye başladık. Merkezimizde 5 üretim atölyemiz bulunuyor. Atölyelerimizin birinde dokuma çalışmaları yapıyoruz. Kenevir ve pamuk ipliklerinden organik dokumalar üretiyoruz. Daha sonra bu sağlıklı kumaşları, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımına dönüştürüyor ya da desinatörlerimizin çizimleriyle eskiyle yeniyi birleştiren, kuşaklar arası kültürel aktarımı sağlayan tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.Coğrafi tescilli kazaziyemiz alanında ise ilk kez kazaziyeden kadın temalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, yayla göçü temasıyla yapılan çalışmalar kıyafet tasarımına dönüşüyor. En büyük amacımız, Trabzon’un turistik anlamda hediyelik eşya sektörüne ürün kazandırmak ve gelecek nesillere unutulmaya yüz tutmuş sanatlar hakkında farkındalık oluşturacak, modernize edilmiş ürünler üretmek" dedi. "Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz" Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırladıklarını kaydeden Kibar, "Büyükşehir Belediyesi olarak kadın istihdamını yerel düzeyde desteklemek amacıyla ’Kadın Sesi’ anlamına gelen bir marka başvurusu da oluşturduk. Üretimlerimiz tamamen yerel. Vargit çiçeği, mavi yıldız çiçeği gibi serilerimiz ve yayla göçü temamız bulunuyor. Ulusal platformlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra ulusal düzeyde bizimle çalışan firmalar için de üretimlerimiz devam ediyor. Özellikle kurs kapsamında 5 atölyemizde eğitim vermiyoruz. Eğitimlerini tamamlamış, mesleki yeterliliği olan kişilerle çalışıyoruz. Dezavantajlı durumda olan birçok kadın üreticimiz var. Örneğin onkolojik tedavi gören bir üreticimiz, kendisine ’yat, dinlen’ dememize rağmen burada olmanın kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak amacımız, insanlara kalıcı istihdam imkânları sunmak. Böylece bireylerin hem aile ekonomisine katkı sağlamalarını hem de özgüven kazanarak toplum içinde yer almalarını destekliyoruz" diye konuştu. "Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık" Dokuma üzerine üretim yapan Hava Güner keşanı bordo mavi tonlara uyarladıklarını ifade ederek, "47 yaşındayım. Tesadüfen 2017 yılında başladığım bu macera zamanla mesleğim haline dönüştü. Burada Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışıyoruz. Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Pamuktan ürettiğimiz bordo-mavi florlar dokuyoruz. Bizim gibi olanlar evde kalmasın. Burası bize psikolojik olarak da destek sağlıyor. Günlük hayattaki dertlerimizi ve sıkıntılarımızı, arkadaş ortamında dokuma yaparken unutuyoruz. Ürettikçe de mutlu oluyoruz" dedi. "Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz" Üreticilerden Zahide Erel, ürettikleri ürünleri satışa sunduklarını belirterek,"57 yaşındayım. Kullandığımız oyalı ipek ipliklerle Trabzon’un yaylalarında yetişen çiçekleri yapıyorum. Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz. Bu işin zaten ustasıyım, dolayısıyla sevdiğim işi yapıyorum. Belgemle Kadın Yaşam Merkezi’ne başvurdum, mülakata girerek burada çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Herhangi bir objeye bakarak iş çıkarabilirim. Annem de iğne oyası yapardı; bu uğraş anneden bize geçmiş diyebiliriz" diye konuştu. "Kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım" Üreticilerden Semra Beşer ise kültürel mirasa sahip çıkmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Arkadaşımın kazaziye yaptığını görünce ’kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ dedim. O heyecanla kendi kendime, ’ben bunu yapmalıyım, başarmalıyım’ diye düşündüm. Ertesi gün Halk Eğitim Kursu’na başvurdum. Kursumu tamamladıktan sonra 9 yıl boyunca ev eksenli kazaziye yaptım. Sertifikamı aldıktan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi için internet üzerinden açtığı ilana başvurdum ve burada çalışmaya başladım. Burada çok güzel takılar yapıyoruz. Ortam çok güzel; bir araya gelerek tasarımlar üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz ve evimize keyifle gidiyoruz. Bu bizim kültürel mirasımız, bunu yaşatmalıyız. İnşallah kızlarıma da öğreteceğim ve bu kültürel mirası daha da güzel yerlere taşıyacağız" dedi.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:50 Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde, daha önce iş piyasasında yer alamamış ancak mesleki yeterliliği yüksek kadınları istihdam ederek hem kadın emeğini destekliyor hem de kentin kültürel mirasını üretime kazandırıyor. Merkezde bulunan 5 üretim atölyesinden birinde dokuma çalışmaları yapılıyor. Kenevir ve pamuk ipliklerinden üretilen organik kumaşlar, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımlarına dönüştürülüyor. Ayrıca desinatörlerin çizimleriyle eskiyle yeniyi buluşturan, kuşaklar arası kültürel aktarımı amaçlayan özgün tasarımlar ortaya çıkarılıyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, amaçlarının kadınlara kalıcı istihdam alanları oluşturmak olduğunu vurgulayarak, bu sayede kadınların hem aile ekonomisine katkı sağlama hem de özgüven kazanarak toplumda daha güçlü bir yer edindiklerini belirtti. Kibar, üretilen ürünlerin Katar ve Amerika başta olmak üzere uluslararası platformlara da gönderileceğini belirtti. Kibar, Türkiye’de ilk kez bir kadın yaşam merkezinde "istihdam merkezi" adı altında bir bölüm oluşturduklarını belirterek, "Artık burada, daha önce iş piyasasıyla buluşamamış ancak mesleki yeterliliği üst düzeyde olan kadınları Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam etmeye başladık. Merkezimizde 5 üretim atölyemiz bulunuyor. Atölyelerimizin birinde dokuma çalışmaları yapıyoruz. Kenevir ve pamuk ipliklerinden organik dokumalar üretiyoruz. Daha sonra bu sağlıklı kumaşları, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımına dönüştürüyor ya da desinatörlerimizin çizimleriyle eskiyle yeniyi birleştiren, kuşaklar arası kültürel aktarımı sağlayan tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.Coğrafi tescilli kazaziyemiz alanında ise ilk kez kazaziyeden kadın temalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, yayla göçü temasıyla yapılan çalışmalar kıyafet tasarımına dönüşüyor. En büyük amacımız, Trabzon’un turistik anlamda hediyelik eşya sektörüne ürün kazandırmak ve gelecek nesillere unutulmaya yüz tutmuş sanatlar hakkında farkındalık oluşturacak, modernize edilmiş ürünler üretmek" dedi. Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırladıklarını kaydeden Kibar, "Büyükşehir Belediyesi olarak kadın istihdamını yerel düzeyde desteklemek amacıyla ‘Kadın Sesi’ anlamına gelen bir marka başvurusu da oluşturduk. Üretimlerimiz tamamen yerel. Vargit çiçeği, mavi yıldız çiçeği gibi serilerimiz ve yayla göçü temamız bulunuyor. Ulusal platformlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra ulusal düzeyde bizimle çalışan firmalar için de üretimlerimiz devam ediyor. Özellikle kurs kapsamında 5 atölyemizde eğitim vermiyoruz. Eğitimlerini tamamlamış, mesleki yeterliliği olan kişilerle çalışıyoruz. Dezavantajlı durumda olan birçok kadın üreticimiz var. Örneğin onkolojik tedavi gören bir üreticimiz, kendisine ‘yat, dinlen’ dememize rağmen burada olmanın kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak amacımız, insanlara kalıcı istihdam imkânları sunmak. Böylece bireylerin hem aile ekonomisine katkı sağlamalarını hem de özgüven kazanarak toplum içinde yer almalarını destekliyoruz." diye konuştu. Keşanımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Dokuma üzerine üretim yapan Hava Güner keşanı bordo mavi tonlara uyarladıklarını ifade ederek, "47 yaşındayım. Tesadüfen 2017 yılında başladığım bu macera zamanla mesleğim haline dönüştü. Burada Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışıyoruz. Keşanımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Pamuktan ürettiğimiz bordo-mavi florlar dokuyoruz. Bizim gibi olanlar evde kalmasın. Burası bize psikolojik olarak da destek sağlıyor. Günlük hayattaki dertlerimizi ve sıkıntılarımızı, arkadaş ortamında dokuma yaparken unutuyoruz. Ürettikçe de mutlu oluyoruz" dedi. "Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz" Üreticilerden Zahide Erel, ürettikleri ürünleri satışa sunduklarını belirterek,"57 yaşındayım. Kullandığımız oyalı ipek ipliklerle Trabzon’un yaylalarında yetişen çiçekleri yapıyorum. Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz. Bu işin zaten ustasıyım, dolayısıyla sevdiğim işi yapıyorum. Belgemle Kadın Yaşam Merkezi’ne başvurdum, mülakata girerek burada çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Herhangi bir objeye bakarak iş çıkarabilirim. Annem de iğne oyası yapardı; bu uğraş anneden bize geçmiş diyebiliriz" diye konuştu Kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ Üreticilerden Semra Beşer ise kültürel mirasa sahip çıkmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Arkadaşımın kazaziye yaptığını görünce ‘kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ dedim. O heyecanla kendi kendime, ‘ben bunu yapmalıyım, başarmalıyım’ diye düşündüm. Ertesi gün Halk Eğitim Kursu’na başvurdum. Kursumu tamamladıktan sonra 9 yıl boyunca ev eksenli kazaziye yaptım. Sertifikamı aldıktan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi için internet üzerinden açtığı ilana başvurdum ve burada çalışmaya başladım. Burada çok güzel takılar yapıyoruz. Ortam çok güzel; bir araya gelerek tasarımlar üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz ve evimize keyifle gidiyoruz. Bu bizim kültürel mirasımız, bunu yaşatmalıyız. İnşallah kızlarıma da öğreteceğim ve bu kültürel mirası daha da güzel yerlere taşıyacağız" dedi.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:49 Kahramanmaraş’ın 106. kurtuluş yıldönümü coşkuyla kutlanacak Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi ve paydaş kurumlar iş birliğiyle 10-12 Şubat tarihleri arasında sergi, anma törenleri, konferans, kortej yürüyüşü ve mehteran konseri gibi birçok etkinlik düzenlenecek. Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü, bu yıl da büyük bir coşku ve gururla kutlanacak. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, valilik ve paydaş kurumların iş birliğiyle düzenlenecek etkinlikler, şehrin özgürlük mücadelesini bir kez daha hatırlatacak. 10 - 12 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek çeşitli programlarda; konferanslar, sergiler, kortej yürüyüşleri ve mehteran konserleriyle vatandaşlar tarihi destanı yeniden yaşayacak. Şehrin dört bir yanında düzenlenecek etkinliklerde ’Hür yaşadım, hür yaşarım’ teması, Kahramanmaraş’ın bağımsızlık ruhunu ve özgürlük kararlılığını yansıtacak. Etkinlik takvimi kapsamında 10 Şubat Salı günü saat 10.00’da Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezinde 22 gün 22 gece süren tarihi mirasın gelecek nesillere aktarılması için ’Hür yaşadım, hür yaşarım’ temalı konferans düzenlenecek. Konferansta, Doç. Dr. Mustafa Edip Çelik, Araştırmacı-Yazar Mehmet Işık ve Şevki Karabekiroğlu, Maraş halkının özgürlük ve bağımsızlık ruhunu anlatacak. 11 Şubat Çarşamba günü, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımının katılımıyla Kurtuluş Korteji Yürüyüşü Programı ve Konser etkinliği ile şehrin bağımsızlık ruhu meydanlara taşınacak. Şehir protokolünün de katlımı ile saat 20.00’de, 12 Şubat Parkından Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezine kadar kortej yürüyüşü düzenlenecek. Yürüyüş sonrası ise mehteran konseri düzenlenecek. Yürüyüş boyunca vatandaşlar ellerinde Türk bayrakları ve meşalelerle kurtuluş coşkusuna ortak olacak. Maraş’ın kurtuluş mücadelesinde simge isimlerden biri olan Senem Ayşe’nin öncülüğünde kadınların cephede ve cephe gerisinde üstlendiği görevler, 11 Şubat Çarşamba günü saat 13.00’da Piazza AVM’de düzenlenecek ’Kadın Oradaydı’ temalı sergi ile kurtuluş ruhunu kadınların cesaretiyle buluşturarak, şehrin kahramanlık mirasını yeniden yaşatacak. Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 106. yıl dönümü kutlamaları, 12 Şubat Perşembe günü gerçekleştirilecek törenlerle coşkunun doruğa çıkacağı bir final olacak. Saat 10.45’de başlayacak olan ve Trabzon Caddesi ile Valilik Meydanı arasında gerçekleştirilecek programlarda; İstiklal Madalyasının Şanlı Türk Bayrağına takılması, Kur’an-ı Kerim Tilaveti ve dua, ’Hür yaşadım, hür yaşarım’ adlı kısa film gösterisi, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımı Konseri, protokol konuşmaları, 12 Şubat Kurtuluş Destanı Tiyatro Gösterisi, Garnizon Komutanlığı Zeybek Gösterisi, Jandarma Genel Komutanlığı Tüfekli Hareketler Gösterisi ve geçit töreni ile 106 yıl önce olduğu gibi bugün de özgürlüğün ve bağımsızlığın sembolü olarak, kurtuluş destanını coşku ve gururla kutlanacak. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, düzenlenecek etkinliklere tüm vatandaşların davetli olduğu belirtildi.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:25 Kırgız aksakallıları otağ çadırında geçmişi yâd ediyor Yozgat’ın Yenifakılı ilçesinde yaşayan Kırgız Türkleri, ata yadigârı kültürlerini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla otağ çadırında bir araya geliyor. İlçede kurulan Kırgız otağında buluşan aksakallılar, geçmiş günleri yâd ederken genç kuşaklara kültürlerini anlatıyor. Yenifakılı’da yaşayan Kırgızlar, Pamir Yaylası’ndan başlayıp Pakistan üzerinden Türkiye’ye uzanan göç hikâyelerini otağ çadırında yapılan sohbetlerle paylaşıyor. Kırgız kültürünün simgelerinden biri olan otağ çadırında bir araya gelen yaşlılar, hem hatıralarını tazeliyor hem de kültürel değerleri yeni nesillere aktarıyor. "Pamir Yaylası’ndan 28 yaşında kaçtık" Kırgız aksakallılarından Abdulhakim Galip, Türkiye’ye geliş süreçlerini anlatarak yaşadıkları göç yolculuğunu şu sözlerle dile getirdi: "Biz Pamir Yaylası’ndan 28 yaşında kaçtık. Pakistan’a geldik. Pakistan’da da 2 sene kaldık. Orada da Allah’a razı olsun, Pakistan devleti de bize iyi baktı, iyi yaşadık. Ondan sonra biz Türkiye’ye bir tane dilekçe yazdık. Amerika’ya bir tane dilekçe yazdık. Bizim liderimiz Hacı Rahman Kul Han var idi. Onun liderliğinde bir gün bize haber geldi. İslamabad’a büyükelçiliğe çağırmış. Büyükelçiliğe gitmiş. Amerika’nın büyükelçiliğine gitse biz sizi kabul ettik. Alaska’ya götüreceğiz. Kabul oldunuz demiş." "Müslüman devlet ana vatanımız Türkiye’ye gidelim dedik" Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından da kabul edildiklerini ifade eden Galip, "Bize de telefon geldi. ’Siz Türkiye’ye mi Amerika’ya mı gideceksiniz’ diye sordular. Sonra aksakallar ve biz de toplandık. 5-10 kişi aksakallı vardı. Toplandık, dedik ki biz Müslüman devlet, ana vatanımız Türkiye’ye gidelim. Müslümanız, Amerika’ya gitsek çoluk çocuk ne olur ne olmaz diye biz karar verdik. Biz de o liderimize böyle haber verdik. Türkiye’yi kabul ettik. Biz de yazdırdık, çizdirdik. Allah razı olsun. Bizi de Türkiye getirdi. Biz geldiğimizde bir zahmet çekmedik. Allah razı olsun. Karagündüz dediğin yere yerleştirdi. Ondan sonra size yağ yaparız diye Erciş ilçesi Altındağ’a yerleştirdi. Orada iki kat ev yaptı. Aldı hayvan evi. Üstü de kendimiz oturacak yerimiz. Ondan sonra Allah’a çok şükür nüfusumuz çoğaldı. Bir zarar Türkiye’den görmedik. Her tarafa iş bulduk. Çocuklar, gençler her tarafa gitti İstanbul’da, Ankara’da. Allah’a şükür 4 binden fazla nüfusumuz oldu. O zaman geldiğimiz zamanda bin 780 nüfusumuz vardı" dedi. Kırgız aksakallılarından Ahmethan Timur ise otağ çadırının Kırgız kültüründeki yerini anlatarak şunları söyledi: "Buraya Kırgız otağı diyoruz. Kırgız memleketimizde aynı bu evde yaşıyorduk. Buraya geldik şimdi odalı daire yaşıyoruz. Pamir’de aynı bu otağda oturuyorduk. Kırgızca aksakallarımız vardı. Burada sohbet ettik. Burada ortada ateş yakıp burada yaşıyorduk. Şimdi de 20-30 tane Kırgız burada oturuyoruz Yenifakılı’da. Bazen toplanıp geliyoruz. Kırgız evinde oturup birbirimizle sohbet ediyoruz, istişare ediyoruz." Yenifakılı’da kurulan otağ çadırı, Kırgız Türklerinin kültürel mirasını yaşatırken, genç kuşakların tarihlerini ve geleneklerini öğrenmesine de katkı sağlıyor.
Başkan Altay: "Hatay Habib-i Neccar Camii’nin yeninden restorasyonunda sona yaklaştık"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 12:04 Başkan Altay: "Hatay Habib-i Neccar Camii’nin yeninden restorasyonunda sona yaklaştık" Konya Büyükşehir Belediyesi, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan Hatay Habib-i Neccar Camii’nin restorasyonunda son aşamaya geldi. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Türkiye’yi yasa boğan depremlerin ilk saatlerinden itibaren Konya’nın tüm imkanlarıyla Hatay’ın yanında olarak Türkiye’ye örnek bir duruş sergilediğini vurguladı. Hatay’da arama-kurtarma ekiplerinden, mobil mutfaklara, altyapı ve kanalizasyon çalışmalarından konteyner kentlere, içme suyu temininden enerjiye kadar birçok alanda çalıştıklarını hatırlatan Başkan Altay, ancak en önemli işlerden birisinin Anadolu’nun ilk camisi olarak kabul edilen Habib-i Neccar Camii’nin yeniden ihyası olduğunu kaydetti. "Hataylı kardeşlerimizle aramızda güçlü bir gönül bağı kurduk" Başkan Altay, "Konya olarak Hataylı kardeşlerimizle aramızda güçlü bir gönül bağı kurduk. Bu bağ, Habib-i Neccar Camii’nin restorasyonuyla daha da pekişti. Kültür ve Turizm Bakanlığımızla koordineli olarak, Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün kontrolünde arkadaşlarımız yoğun bir şekilde çalışıyor. Restorasyonda sona yaklaştık hamdolsun. İnşallah çok kısa bir zaman içinde bütün işlerimizi tamamlayarak Konya-Hatay kardeşliğinin nişanesi olacak Habib-i Neccar Camii’ni ibadete açmayı arzu ediyoruz. Habib-i Neccar Camii’nin ihyası iki kadim şehrin kardeşliğini sonsuza kadar pekiştirecek inşallah. Restorasyon sürecinde emeği geçen herkese canı gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Rıfat Ilgaz’ın mizahi yönü ele alındı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 12:00 Rıfat Ilgaz’ın mizahi yönü ele alındı Nilüfer Belediyesi’nin "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri kapsamında düzenlenen söyleşide akademisyen ve yazar Sıddık Akbayır ile karikatürist Emrah Ablak, usta yazarın mizaha bakışını ve ünlü eseri Hababam Sınıfı’nı konuştu. Nilüfer Belediyesi’nin "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri, Koza Kütüphane’de düzenlenen "Yılın Yazarı ve Mizah" başlıklı söyleşi ile devam etti. Sanatseverlerin yoğun ilgi gösterdiği programa konuk olarak akademisyen ve yazar Sıddık Akbayır ile karikatürist Emrah Ablak katıldı. Programda Rıfat Ilgaz’ın mizahi yönü ve "Hababam Sınıfı"nın Türk edebiyatındaki yeri masaya yatırıldı. Söyleşide konuşan Sıddık Akbayır, Rıfat Ilgaz’ın mizah yazarı olarak anılmaktan pek hoşlanmadığını söyledi. Usta yazarın 80 eserinden sadece 11’inin mizah türünde olduğunu belirten Akbayır, kalan 69’unun ise farklı türlerde yazıldığını ifade etti. O dönemde Cumhuriyet ideolojisini anlatmak için romancıların büyük gayret gösterdiğini anlatan Akbayır, Ilgaz’ın zoraki yüceltilen öğretmene bile mizahi bir açıdan bakmayı başarabildiğini vurguladı. Hababam Sınıfı’nın 70 yıldır Türk edebiyatında yazılı kitap, tiyatro, müzikal ve sinema olarak değerlendirildiğinde popülerliğini koruduğuna dikkat çeken Akbayır, "Böyle eser yok denecek kadar azdır. Çünkü Hababam Sınıfı hepimizin eseri. Tebeşir tozları, kara tahta, sıra gıcırtısı hepimizde vardır. Hababam Sınıfı’nı iki, üç kez izleyip de gerçekten etkilenmeyen yoktur" diye konuştu. Karikatürist Emrah Ablak ise Rıfat Ilgaz’ı aynı ekolün devamı meslektaşı olarak gördüğünü söyledi. Rıfat Ilgaz ile tanışmasının Hababam Sınıfı ile olduğunu anlatan Ablak, eserdeki lakaplardan etkilendiğini kaydetti. Ablak, "Bu lakapların içinde alaycılık vardır. Bu da çok sokağa yönelik bir şey. Bizim mizah dergilerinde yaptığımız da tam olarak o aslında. Sonuçta Rıfat Ilgaz’ın yaptığı iş, vatandaşı eğlendirmek. Biz de sizi eğlendirmeye çalışıyoruz" dedi. Söyleşi, katılımcıların soruları ile devam etti. Program sonunda Hababam Sınıfı kitabı dağıtıldı ve Emrah Ablak, karikatürlerini imzaladı.
Yazarlar, Nikomedia’nın sırlarını "Gizli Kabile" ile aralıyor
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:59 Yazarlar, Nikomedia’nın sırlarını "Gizli Kabile" ile aralıyor Roma İmparatorluğu’na 46 yıl boyunca başkentlik yapan ve bugünkü İzmit sınırlarında yer alan Nikomedia kenti, "Gizli Kabile" adlı eserle ilk kez bir romana konu oldu. Kitabın yazarlarından Atilla Ağırbaş, "Dan Brown’un eseri kadar çok nitelikli bir şaheser" dedi. Tarih boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği, Roma İmparatorluğu’na da başkentlik yapan "Nikomedia" yani şimdiki adıyla İzmit, ilk kez kitaba konu oldu. Yazarlar Atilla Ağırbaş ve Ece Özbaş tarafından kaleme alınan 375 sayfalık roman, 7 gizli kabileden Nikomedia’ya uzanan mistik bir yolculuğu anlatıyor. "Hiçbir veriye ulaşamıyorduk, kaynak yoktu" Atilla Ağırbaş, yaptığı açıklamada, kitabı yazmaya karar verdiklerinde kaynak sıkıntısı çektiklerini söyleyerek, "Hiçbir veriye ulaşamıyorduk, kaynak yoktu. Yazmaya başladıkça kanala girer gibi olduk. Odaklandık ve karşımıza kaynaklar, makaleler çıkmaya başladı. Onlardan beslendik. Doğu Roma İmparatorluğu dönemine ait kaynaklara ulaşmaya başladık. Ünlü tarihçilerden, yazarlardan Libanius’un, Tatianus’un kitaplarını okumaya başladım. Çeşitli yayınları ve özellikle İstanbul’daki İslam Araştırma Merkezi’nden, kütüphanelerden, İzmit’teki Nikomedia ile ilgili kaynakları bulmaya başladık. Kurgu toparlanmaya başladı" dedi. "Nikomedia bilinmiyor" Diokletianus dönemi, tetrarşi sistemi ve Konstantin’in yükselişi gibi karmaşık tarihi süreçleri romanın kurgusuna taşıdıklarını belirten Ağırbaş, "Bu kitapta ’Nikomedia görünür olsun’ dedik. Çok gizlendi çünkü. Bir şehrin 46 yıl boyunca Roma İmparatorluğu’na başkentlik yaptığı bilinmiyor" diye konuştu. "Bir şaheser" Bir İzmitli olarak bu eseri kaleme almayı sorumluluk olarak gördüğünü belirten Ağırbaş, şunları kaydetti: "Nikomedia’nın, İzmit’in üzerindeki ölü toprağını silkinip atması gerekiyor. Artık görünür olması gerekiyor. Bu kitap görünür olmanın başlangıcı. Diyoruz ki, ’Gizlenme artık, çık, görünür ol’ Ben bu kitaptan büyük bir keyif alıyorum, aldım. Herkes kitabı okusun. Bence çok büyük yüreklilikle söylüyorum, bu bir şaheser. Dan Brown’un eseri kadar çok nitelikli, çok büyük şaheser. Burada alemlerden alemlere akıyorsunuz. Bu kitapta ilk defa kurgu içerisinde Nikomedia geçiyor" "İnanılmaz bir serüvendi" Kitabın diğer yazarı Ece Özbaş, eserin kurgusunun, var olduğuna inanılan "Hin, Bin, Yim, Rim, Tin, Sin ve Min" adlı 7 gizli kabile fikrinden doğduğunu anlattı. Konunun daha önce işlenmemiş olmasının kendisini cezbettiğini söyleyen Özbaş, "O süreçte Atilla Bey de Nikomedia ile ilgili bir romanı araştırıyordu. O da farklı bir roman kaleme alıyordu. Sonra ’Bu kadar önemli bir medeniyetin içinde neden olmasın?’ diyerek serüvene bütün ağırlığıyla Nikomedia girdi. Sonra kurgu daha da zenginleşmeye başladı. İnanılmaz bir serüvendi. Atilla’nın eriştiği kaynaklar ve gidebildiği alanlar çok farklıydı" dedi. "Nikomedia’yı görünür kılmak istedik" Yazar Ece Özbaş, 7 gizli kabile temasını Nikomedia tarihine bağlamak için Atilla Ağırbaş’ın henüz yayımlanmamış "Nikomedia Kahini" adlı eserindeki bir karakteri kullandıklarını kaydetti. Kurgu için İzmit’in tarihi mekanlarında çalıştıklarını vurgulayan Özbaş, şöyle konuştu: "Çeşitli mühürleri birleştirmek için burada Kapanca Sokak’ta, Terzibayırı’nda özel arkeolojik alan oluşturduk. Tabii ki kurgu bize ait, evren bize ait. Bunun üzerinden kurguyu İstanbul-Nikomedia arasında birleştirerek tamamladık. Şunu da yaptık; Kapanca’ya gittik, alanlar belirledik, oradaki bir oteli konuşlanma merkezi olarak seçtik. Araştırmalarımızı yapıp birleştirdik. Mekanları gezerek, iç gözümüzle görerek yazdık. Sonra fark ettik ki; Nikomedia ve İstanbul zaten birleşik. Burada sadece Nikomedia var. Gizli olan bu medeniyetin görünmesini istedim. Herkes her yeri kullandı ama maalesef Nikomedia gizli kaldı, onu görünür kılmak istedik. İstanbul’da misyoner gibi Nikomedia’yı anlatıyoruz. Sadece şunu demek istiyorum; İstanbul, Nikomedia’yı bilmiyor" "Tarihi uydurmuyoruz" Romanın tarihi gerçeklere ne kadar bağlı kalındığı konusuna ise yazar Ece Özbaş, "Tarihi uydurmuyoruz. Hiçbir kitabımızda hiçbir bilgiyi kendimize göre uydurmuyoruz. Hepsi doğru bilgi, süzüyoruz. Hikaye tadında yazıyoruz. Çünkü hepimiz hikaye severiz" diye konuştu. Atilla Ağırbaş ise "Bu bir büyülü gerçeklik. Bunun içinde kurgumuzu yaparız ama içine gerçeklikleri koyarız. Kurgu içinde insanların, okuyucunun daha iyi anlayabilmesi için senaryolaştırıyoruz" şeklinde yanıt verdi. "Geri bildirim bekliyoruz" Okurlardan geri bildirim beklediklerini de ifade eden yazar Özbaş, "Takdir de etmeniz gerekmiyor. Bizi eleştirebilirsiniz. Biz eleştiriye açığız. Çünkü biz bunu size sunuyoruz, kendimizde bitirdik. Sevilmesini istiyoruz. Sevmeyebilirsiniz de. Ama bizi görün" ifadelerini kullandı.
Yozgat’ta kışlık ekmek hazırlıkları başladı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:30 Yozgat’ta kışlık ekmek hazırlıkları başladı Kış hazırlıkları çerçevesinde, Yozgat’ın vazgeçilmez lezzetlerinden olan yufka ekmek yapımı için hanımlar tandır başında bir araya geldi. Sorgun ilçesine bağlı Alcı köyünde geleneksel yöntemlerle yufka ekmek yapmaya başlayan hanımlar her yıl olduğu gibi bu yıl da imece usulüyle tandırda yufka, içli gözleme ve bazlama pişirerek kışa hazırlık yaptı. Tandırda sabahın erken saatlerinde bir araya gelen kadınlar, yoğrulan hamurları açarak ince yufkalar haline getirdi. Odun ateşinde yakılan tandırda pişirilen yufkalar, soğuduktan sonra üst üste dizilerek kış boyunca tüketilmek üzere stoklanıyor. Ayrıca aynı gün içinde iç harçlarla hazırlanan gözlemeler ve yumuşak bazlamalar da tandırda pişirilerek hem o günkü sofralara lezzet katıyor hem de kışlık olarak ayrılıyor. "Yozgat’ın adamı yufka ekmeğini de her şeyini de paylaşır" Köy sakinlerinden Mahi Atak 50 senedir yufka ekmek pişirdiğini söyledi. Eylül ayında başlayan yufka ekmek pişirme işlerinin Ekim ayı sonuna kadar sürdüğünü ifade eden Atak ilkbaharda da yapıldığını söyledi. Atak, "Bu tandırda bugün 4 aileye yufka ekmek pişiriyoruz. Haftada 1-2 defa yaparız. Aile kalabalıksa o eve 3 sefer yaparız. Yolu buradan geçen olursa ne isterlerse ikram ederiz. Gözleme, bazlama, yağlı ikramımız boldur. Bizde misafir geri çevrilmez. Yozgat’ın adamı her şeyi paylaşır. Turşu, salça, ekmek, peynir, tereyağı hepsini paylaşırız. Birbirimizle yardımlaşarak iş yapmayı çok severiz. Parasıyla yaptıran olur, konu komşu yaptırır. Tek kişiyle yufka olmaz. En az 5 kişi lazım. Biri yoğurur, ben eviririm, 3 kişi hamuru açar. Yemesi kolay ama zahmetli. Biz severek yapıyoruz. Zahmetini gözümüz görmüyor. Odun ateşinde piştiği için lezzetli oluyor" dedi. "Güle eğlene pişiriyoruz" Hacer Saygı ise 30 senedir yufka ekmek yaptığını belirtti. Sabaha karşı 03.00’te kalktığını söyleyen Saygı "Hamurumu yoğurdum, 04.30’da ekmekçilerim geldi. Güle eğlene yapıyoruz. Komşularımla birlikte yapıyoruz, yiyoruz, içiyoruz güzel geçiyor. Günlük 2 torba undan yufka ekmek pişiriyoruz. Cümlemize Allah çok versin. Biz 4 kişilik aileyiz. 2 gün pişirdik. Haziran ayına kadar bu gider" şeklinde konuştu.
Yozgat’ta kışlık ekmek hazırlıkları başladı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28 Yozgat’ta kışlık ekmek hazırlıkları başladı Kış hazırlıkları çerçevesinde, Yozgat’ın vazgeçilmez lezzetlerinden olan yufka ekmek yapımı için hanımlar tandır başında bir araya geldi. Sorgun ilçesine bağlı Alcı Köyü’nde geleneksel yöntemlerle yufka ekmek yapmaya başlayan hanımlar her yıl olduğu gibi bu yıl da imece usulüyle tandırda yufka, içli gözleme ve bazlama pişirerek kışa hazırlık yaptı. Tandırda sabahın erken saatlerinde bir araya gelen kadınlar, yoğrulan hamurları açarak ince yufkalar haline getirdi. Odun ateşinde yakılan tandırda pişirilen yufkalar, soğuduktan sonra üst üste dizilerek kış boyunca tüketilmek üzere stoklanıyor. Ayrıca aynı gün içinde iç harçlarla hazırlanan gözlemeler ve yumuşak bazlamalar da tandırda pişirilerek hem o günkü sofralara lezzet katıyor hem de kışlık olarak ayrılıyor. "Yozgat’ın adamı yufka ekmeğini de her şeyini de paylaşır" Köy sakinlerinden Mahi Atak 50 senedir yufka ekmek pişirdiğini söyledi. Eylül ayında başlayan yufka ekmek pişirme işlerinin Ekim ayı sonuna kadar sürdüğünü ifade eden Atak ilkbaharda da yapıldığını söyledi. Atak, "Bu tandırda bugün 4 aileye yufka ekmek pişiriyoruz. Haftada 1-2 defa yaparız. Aile kalabalıksa o eve 3 sefer yaparız. Yolu buradan geçen olursa ne isterlerse ikram ederiz. Gözleme, bazlama, yağlı ikramımız boldur. Bizde misafir geri çevrilmez. Yozgat’ın adamı her şeyi paylaşır. Turşu, salça, ekmek, peynir, tereyağ hepsini paylaşırız. Birbirimizle yardımlaşarak iş yapmayı çok severiz. Parasıyla yaptıran olur, konu komşu yaptırır. Tek kişiyle yufka olmaz. En az 5 kişi lazım. Biri yoğurur, ben eviririm, 3 kişi hamuru açar. Yemesi kolay ama zahmetli. Biz severek yapıyoruz. Zahmetini gözümüz görmüyor. Odun ateşinde piştiği için lezzetli oluyor" dedi. "Güle eğlene pişiriyoruz" Hacer Saygı ise 30 senedir yufka ekmek yaptığını belirtti. Sabaha karşı 03.00’te kalktığını söyleyen Saygı "Hamurumu yoğurdum, 04.30’da ekmekçilerim geldi. Güle eğlene yapıyoruz. Komşularımla birlikte yapıyoruz, yiyoruz, içiyoruz güzel geçiyor. Günlük 2 torba undan yufka ekmek pişiriyoruz. Cümlemize Allah çok versin. Biz 4 kişilik aileyiz. 2 gün pişirdik. Haziran ayına kadar bu gider" şeklinde konuştu. (EY-
Culuk Camii, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyor
17 Eylül 2025 Çarşamba - 09:58 Culuk Camii, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyor Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk köyünde bulunan tarihi Culuk Camii, Kurtuluş Savaşı yıllarında hastane olarak kullanıldı. Köylüler cami etrafındaki şehit kabirlerinin tespit edilmesini istiyor. Ankara’nın Haymana ilçesinde yer alan Culuk köyü, Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyor. Atatürk’ün konakladığı rivayeti bulunan köy, tepesindeki mevzilerla tarihe tanıklık ediyor. Köydeki tarihi Culuk Camii, Kurtuluş Savaşı döneminde önemli bir görev üstlendi. Cephe gerisinde yaralı Türk askerlerinin tedavi edildiği cami, savaş yıllarında adeta bir sahra hastanesine dönüştü. Köyün yüksek kesimlerinde o dönemde kullanılan mevziler hala ayakta dururken, Mustafa Kemal Atatürk’ün köye gelerek bir gece konakladığı ve buradan orduya yön verdiği de köylüler tarafından anlatılıyor. "Yaralanan Türk askerleri için cami hastane olarak kullanıldı" Culuk Camii’nin yapılış tarihinin yeniçeri isyanına dayandığını söyleyen Culuk Mahallesi Muhtarı İsmet Gökdemir, "Bu köye yeniçeri isyanından çok kısa süre önce Rızvanoğulları ve Aşıroğulları diye iki aile göç ediyor. Osmanlı Ankara Eyalet Valisi Abdipaşa, Konya-Ankara yolu buradan geçtiği dönemlerde köylülerle sohbet ediyor. Abdipaşa’dan köylüler cami istiyorlar. Abdipaşa da o zaman köyümüze cami yaptırıyor. Caminin yapılış tarihi 1787. Şu andaki camimiz ikinci bir cami. Eski camiden sonra yapıldı. Fakat bu cami de Kurtuluş Savaşı döneminde yaklaşık 20 kilometre ileride Yunan karargahının bulunduğu Güzelcekale köyü var. O zamanki savaş döneminde yaralanan Türk askerleri için bizim köyümüzdeki bu cami hastane olarak kullanılıyor. Tabii ki şehit olanlar da oluyor, hayatta kalanlar da oluyor. Bundan dolayı işte köyümüzün tarihi çok eski. Geçen yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Koruma Kurumu’ndan heyet getirdim köyüme. Burasını Kültür Varlıkları Koruma Kurumu’na kayıt ettirdim" dedi. "Camimizi tarihe geçirmeye uğraşıyoruz" Köyün tarihinde Culuk Camii’nin önemli bir yeri olduğunu belirten köy sakinlerinden Zafer Özyiğit ise, "Bizim bu cami hastaneymiş. Savaş zamanında yaralılar buraya geliyor, tedavi oluyorlarmış. Cami mezarlığı doluyor, şehitlerimizi gömecek yer kalmıyormuş. Biz burayı sit alanına geçirmeye uğraşıyoruz. Tarihe geçirmeye uğraşıyoruz camimizi. Bizim köyümüz vatansever bir köy. Ben bir vatandaş olarak çok bunalıyorum, sıkılıyorum. Ben buranın tarihe geçmesini istiyorum. Yetkililere buradan sesleniyorum. Gelsinler bizim burayı incelesinler. Bizim bu köyümüz son kale. Burada askerlerimiz tedavi olmuş. Dedelerimiz burada yemek vermiş askerlere. Biz buranın tarihe geçmesini bekliyoruz" diye konuştu. "Şehitlerimizin ismini yazdırmak istiyorum" Kurtuluş Savaşı’ndan kalan mevziye şehitlerin ismini yazdırmak istediğini söyleyen Özyiğit, "Şu arkada gördüğünüz yer tarihi bir kale kalıntısı. Ben orayı 3’üncü dereceden sit alanı yaptırdım. Bu tarihi yere bayrağımızı diktik. Şanlı bayrağımızı da rüzgar devamlı yırttıkça değiştiriyorum. Çanakkale’deki gibi mevziler var orada. Bu mevziler, Kurtuluş Savaşı’ndan beri duruyor. Buraya şehitlerimizin ismini yazdırmak istiyorum, burayı ışıklandırmak istiyorum. Bizim köyde 2 şehidimiz var, Selametli köyünde 1 şehidimiz var, diğer köylerde de şehitlerimiz var. Onların isimlerini en yüksek yere yazdırmak istiyorum" şeklinde konuştu.
Germencik İncir Festivali için geri sayım başladı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 09:08 Germencik İncir Festivali için geri sayım başladı Aydın’ın önemli incir üretim merkezlerinden olan Germencik ilçesinde bu yıl 21.’si gerçekleştirilecek olan Germencik İncir Festivali için geri sayım başlarken, festivalde adeta ‘yıldızlar geçidi’ yaşanacak. Dünya incir üretiminin lideri Aydın’ın incirin başkenti Germencik’te hasat sezonu, 22 - 28 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan 21. Germencik İncir Festivali ile taçlanacak. Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci; "Dünyanın incirini üreten, incirin başkenti Germencik’e yakışan, 1 hafta boyunca sürecek olan, coşku ve eğlence dolu bir festival hazırladık" dedi. 22 Eylül’de hediye çeki sürprizli balon uçurma ve festival kortejiyle başlayacak olan festival kapsamında 1 hafta boyunca panayır, alışveriş stantları, fuar, çocuk etkinlikleri köy pazarı gibi gündüz ve gece devam edecek olan etkinliklere ev sahipliği yapacak. Söyleşi, incir tadım yarışması ve Master Chef Yarışması gibi özel etkinliklere de sahne olacak festivalin son 3 gününde ünlü sanatçılar Germenciklilerle buluşacak. 26 Eylül’de Ece Seçkin, 27 Eylül’de Çakal ve 28 Eylül’de Simge Sağın sahne alacak. Festivalin moderatörlüğünü ise ünlü sunucu Alp Kırşan yapacak. Festivalin sürprizi traktör çekilişi Bu yıl 21.’si düzenlenecek olan festivalin geçmiş tüm festivallerden daha kapsamlı ve farklı olacağının altını çizen Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci festival çerçevesinde traktör çekilişi yapılacağını söyledi. Başkan Zencirci; "Milli Piyango İdaresi izniyle bu festivalimizin adına ve maksadına yakışan bir çekiliş planladık. Her şeyden önce bu bir tarım festivali ve bu festivale en uygun olacak şekilde traktör verelim dedik. Çekiliş çerçevesinde bir şanslı vatandaşımıza traktör hediye edeceğiz" dedi. Germencik Belediye Başkanı Burak Zencirci incir festivali ile ilgili olarak "Amacımız elbette halkımızın eğlenmesi ama öncelikli hedefimiz incirin katma değerinin, öneminin, kıymetinin arttırılmasıdır. Bir festival insanların eğlenmesi, güzel ve coşku dolu vakit geçirmesi için tertiplenir. Bizler de bunun hedefliyoruz ancak amaç burada konser verdik, etkinlik düzenledik, güldük, eğlendik evlere dağıldık değil. Elbette halkımızın keyifli vakit geçirip eğlenmesi bir nebze de olsa hayatın stresinden, derdinden uzaklaşması bizim için en büyük mutluluk. Ama hepsinden önce varlığıyla bize bu festivali yapma şansı veren, halkın birincil geçim kaynağı olarak düğününü derneğini yapan, çocuklarını yetiştiren okutan, hayatlarını idame ettiren o eşsiz ürünün yani incirin katma değerini arttırmaktır. Tüm vatandaşlarımızı davet ediyor, şimdiden keyif ve eğlence dolu bir festival olmasını diliyorum" dedi.