KÜLTÜR SANAT
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:34 Halk Oyunlarında Erzurum Gençlik Spor ve EKTUD şampiyon Erzurum GSİM’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve Türkiye Halk Oyunları Federasyonu 2026 yılı faaliyet programında yer alan Halk Oyunları Bölge Birinciliği finalleri sona erdi. Erzurum Gençlik Spor Kulübü ve EKTUD Dadaşlar diyarına şampiyonluk sevinci yaşattı. Türkiye Halk Oyunları Federasyonu (THOF) 2026 Faaliyet Programında yer alan ve Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Türkiye Halk Oyunları Federasyonu İl Temsilciliği tarafından organize edilen Halk Oyunları Bölge Finalleri, Erzurum Spor Salonu’nda yapıldı. Nefes kesen yarışlara neden olan küçükler, yıldızlar, gençler ve büyükler kategorilerinde yapılan yarışlarda ekipler düzenlemeli ve düzenlemesiz dalda şampiyonluk kürsüsüne çıkmak için mücadele ettiler. Nefes Kesen Kulüpler arası Bölge Şampiyonası finallerine Erzurum’un yanı sıra Ardahan, Kars, Erzincan ve Iğdır illerinden ekipler katıldı. Minikler düzenlemeli dalda 1. Kars Gençlik Spor Merkezi oldu. Yıldızlar düzenlemesiz dalda ise Kars Doğu Rüzgarı Spor Kulübü şampiyon oldu. Erzincan ikinci, Erzurum Gençlik Spor Kulübü üçüncü oldu. Erzurum Gençlik Spor Kulübü Zirvede Gençler düzenlemesiz dalda Bar Eğitimcisi Oktay Toktaş yönetimindeki Erzurum Gençlik Spor Kulübü şampiyon olarak Türkiye Finallerine katılma hakkı elde etti. Zülal Bayraktar yönetimindeki kız ekibi ise minikler düzenlemesiz dalda üçüncü olarak bronz kupanın sahibi oldu. Erzurum Gençlik Spor Kulübü halk oyunları bölge finallerinde iki kupa sevinci yaşadı. Ektud’dan Çifte Şampiyonluk Halk oyunları bölge finallerinde Erzurum’u temsil eden Erzurum Kültür Turizm Derneği (EKTUD) Spor Kulübü bar ekipleri ise Dadaşlar diyarına çifte şampiyonluk sevinci yaşattı. Aynı zamanda EKTUD Başkanı olan bar eğitimcisi Gökhan Kılınboz yönetiminde piste çıkan EKTUD yıldızlar ve büyükler kategorisinde düzenlemesiz dalda çifte şampiyonluk kazandı. Yıldızlar düzenlemesiz dalda Erzurum Kültür Turizm Spor Kulübü (EKTUD) birincilik kürsüsüne çıkarken, Erzincan Gençlik Spor Kulübü ikinci sırada yer aldı. Büyükler düzenlemesiz dalda Erzurum Kültür Turizm Derneği (EKTUD) şampiyon oldu. Erzincan Gençlik Spor Kulübü ikinci oldu. Büyükler Karma dalda Ardahan Gençlik Spor Kulübü bölge birincisi oldu. Büyükler Düzenlemeli dalda ise şampiyonluk kupası Erzincan Gençlik Spor Kulübü’ne gitti. Dereceye giren takımların kupalarını Türkiye Halk Oyunları Federasyonu Merkez Hakem Kurulu Başkanı Necati Yılmaz, MHK Yönetim Kurulu üyeleri Mevlüde Gül Erdem, Necip Çiçek, Erzurum İl Temsilcisi Sebahattin Kolikoğlu ile diğer davetliler verdi. Çakmur Ve Dönmez’den Erzurum Ekiplerine Kutlama Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur ile aynı zamanda Spor Hizmetleri Müdürü olan Erzurum Gençlik Spor Kulübü Başkanı Erdoğan Dönmez, hem Gençlik Spor Kulübünü hem de EKTUD’u başarılarından ötürü tebrik etti. Antrenörler Oktay Toktaş ile Zülal Bayraktar ile öğrencilerini tebrik etti. Çakmur ve Dönmez, Erzurum kültürüne hizmet veren ve takımlarını zirveye taşıyan Gökhan Kılınboz’u da kutladılar. Erzurum GSİM Müdürü Levent Çakmur, "Kültürümüzü yaşatan ve başarılı olmasını sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Erzurum Gençlik Spor Kulübümüz ile EKTUD’a Türkiye finallerinde başarılar diliyorum" dedi. Bu arada yarışmalarda halk oyunları ekiplerini yalnız bırakmayan Erzurum Gençlik Spor Kulübü Yönetim Kurulu üyeleri Yaser Taşkesenlioğlu ve Ufuk Purutçu ile Halk Oyunları Federasyonu Erzurum İl Temsilcisi Sebahattin Kolikoğlu da ekiplerin başarısına ortak olarak büyük sevinç yaşadılar.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:17 TÜRGEV standına 8. Etnospor Kültür Festivali’nde yoğun ilgi Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), İstanbul’daki 8. Etnospor Kültür Festivali’nde binlerce ziyaretçiyi ağırladı. TÜRGEV, Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali’nde gerçekleştirdiği geleneksel sanat atölyeleri, kültürel etkinlikler ve GİF müzik konserleriyle binlerce ziyaretçiyi ağırladı. Dört gün süren festival boyunca TÜRGEV standı, özellikle gençler ve uluslararası öğrencilerin katılımıyla festival alanının yoğun ilgi gören noktaları arasında yer aldı. 21-24 Mayıs tarihlerinde düzenlenen festival kapsamında kurulan TÜRGEV standında çocuklar, gençler ve ailelere yönelik çeşitli kültür ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi. Güzel İşler Fabrikası (GİF) bünyesinde hazırlanan çalışmalar ziyaretçilerin beğenisine sunulurken, uygulamalı geleneksel sanat atölyeleri gün boyunca ziyaretçileri ağırladı. "Geleneksel sanat atölyeleri ilgi odağı oldu" Festival alanında düzenlenen etkinliklerde hat sanatı, geleneksel motif çalışmaları ve etnik resim atölyeleri öne çıktı. Katılımcılar Türk kültürüne ait geleneksel sanat dallarını uygulamalı çalışmalarla yakından tanıma fırsatı buldu. Festival boyunca gerçekleştirilen atölyelerde çocuklar ve gençler geleneksel sanatlarla birebir etkileşim kurdu. TÜRGEV yurtlarında kalan uluslararası öğrenciler de festival programlarında aktif rol aldı. Kırgız ve Uygur kökenli öğrenciler tarafından gerçekleştirilen geleneksel sanat çalışmaları ve kültürel etkinlikler ziyaretçilerin ilgisini çekti. Etkinliklerde farklı coğrafyalara ait kültürel miras unsurları tanıtılırken ortak medeniyet kültürüne ilişkin örnekler paylaşıldı. GİF müzik konserleri festivale renk kattı GİF müzik konserleri festivalin öne çıkan etkinlikleri arasında yer aldı. Geleneksel ezgilerin modern yorumlarla buluştuğu performanslar renkli görüntüler oluşturdu. Festival süresince TÜRGEV standını Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan’ın yanı sıra Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Safa Koçoğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve İstanbul Milletvekili Şengül Karslı da ziyaret etti. "Gençlerin kültürel üretimin içinde olması çok kıymetli" TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Akıncı Yılmaz, festivalin ardından yaptığı değerlendirmede gençlerin kültürel mirasla bağ kurmasının önemine işaret etti. Yılmaz, "Etnospor Kültür Festivali gençlerin kendi kültürünü tanıması, geleneksel sanatlarla bağ kurması açısından çok kıymetli bir buluşma oldu. Standımızda dört gün boyunca yoğun bir ilgi vardı. Gençlerin atölyelerde üretimin içinde yer alması, farklı kültürlerden öğrencilerin kendi birikimlerini paylaşması bizim için son derece anlamlıydı" ifadelerini kullandı. Uluslararası öğrencilerin etkinliklerde aktif görev üstlenmesinin kültürel etkileşimi güçlendirdiğini belirten Yılmaz, "Kırgız ve Uygur öğrencilerimizin kendi kültürlerini ziyaretçilerle paylaşması çok kıymetliydi. Bu tür buluşmalar ortak kültürel hafızanın yeniden hatırlanmasına katkı sağlıyor" değerlendirmesinde bulundu. TÜRGEV kültür ve sanat çalışmalarını sürdürüyor Festival boyunca özellikle çocuklar ve gençlerin etkinliklere yoğun katılım gösterdiği gözlemlenirken, TÜRGEV’in kültür, sanat ve gençlik odaklı çalışmalarını yıl boyunca sürdürmesinin planlandığı belirtildi.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:44 Güvenlik görevlisi çatı katını sanat atölyesine çevirdi Bursa’nın İnegöl ilçesinde 25 yıldır resim yapan güvenlik görevlisi Yüksel Kılıçoğlu (45), resim tutkusu dolayısıyla 3 katlı evinin 3’üncü katını resim atölyesine çevirdi. 25 yıllık süre içerisinde 1000 eser resmeden Kılıçoğlu, "Kalp Heybesindeki Sözler" isimli şiir kitabını da yeni çıkardı. Kişisel sergiler de açarak vatandaşların ilgisini çeken Kılıçoğlu, çeyrek asırlık sanat hayatını devam ettirmek için çalışacağını söyledi. Sanat hayatını anlatan Yüksel Kılıçoğlu (45), "Ardahan Posof Baykent köyünde doğdum. Yedi kardeşin en büyüğüyüm. İlkokulu ve ortaokulu Posof’ta Baykent Köyü İlkokulu ve Aşık Zülali Ortaokulu’nda okuduktan sonra Ardahan Endüstri Meslek Lisesi’nden mezun oldum. Daha sonrasında ufak bir aşıklık iş hayatı, İstanbul ve askerlik Amasya Çavuş talimgahında da Çavuş olarak askerliğimi bitirdim. 26 sene önce Bursa İnegöl’e yerleştim, burada da evlendim. İki tane kız çocuğum var. Sonrasında özel bir firmada güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayım. Bunun yanı sıra da ortalama 25 yıldır bir çeyrek asır demek. Böyle yakma, yağlı boya resimler yapıyorum. Resmin her türlüsüne tutkum var. Bununla zamanımı geçiriyorum, boş zamanlarımı geçiriyorum. Ayrıca yıllardan beri yaptığım bu resme tuvale döktüğüm renkleri bir de böyle ’Kalp Heybesindeki Sesler’ diye bir şiir kitabı çıkararak duygularımı da buraya yazdım. Bu biraz yöresel, biraz da gönlümüzden kopan kalp heybesi gibi sözlerle beraber biraz aşk ile alakalı şiirlerim var. Bu şiirlerimi de zamanında böyle küçük kağıtlara yazmıştım, hatta lise dönemine ait böyle siyah kaplı bir defterim var. Ondan biriktirdiğim şiirleri bazen de kendimce duygularımı dökerek yazdığım hepsini toplayarak yaptığım böyle güzel bir kitap. Böyle inşallah sizin ilginize bırakıyorum. İnşallah beğenirsiniz" dedi. Çatı katını atölyeye çevirdi Dana öncesinde resimlerini sergilemek için atölye olarak çatı katını kullandığını belirten Kılıçoğlu, "Sonrasında da böyle güzel bir sergi açalım, bunun artık evde olmayacağını, herkesin beğenisine sunmamız gerektiğini düşündüm. Sonrasında İnegöl Kent Müzesi’nde sergi açmıştık. Devamında İnegöl AVM’de ve İstanbul, Zonguldak gibi yerlerde de sergiler açtım. 1000’e yakın eserim vardı. Eserlerim bazen de böyle derneklere bağışlar yaptım. Bunlar da güzel bir şey, hediyeler ettim. Onun yanı sıra da hala devam ediyorum. Yakma resimler, yağlı boya böyle devam ediyorum" diye konuştu. 288 şiir yazdı Yazdığı kitabında 288 şiire yer verdiğini kaydeden Kılıçoğlu, "Şiirlerimde biraz yöresel bizim memleketle alakalı biraz Bursa İnegöl ile alakalı. Şu an bulunduğum yer ile alakalı ve diğer şiirlerimde biraz kalpten gelen biraz aşkla alakalı şiirlerim böyle" şeklinde konuştu. Hedeflerinden bahseden Kılıçoğlu, "Bundan sonraki hedef projem nasip olursa Kent Müzesi’nde yine bir sergi düzenleyeceğiz. Sağ olsun müdürlerimiz bize güzel bir iyilik yaptılar. Biz de başvurumuzu yaptık, nasip olursa yedinci ayın 10’u gibi güzel bir sergi açacağız İnegöl Kent Müzesi’nde. Ondan sonraki süreçte de nasip olursa kitap tanıtımı için imza günü falan olabilir. Onu düşünüyorum İstanbul’da, sonra bizim derneğimiz sağ olsun Posoflular Derneği bunun için bir imza günü diye bize söylediler. Sağ olsun dernek başkanımızda güzel bir imza günü düzenleyeceğiz nasip olursa. Tabii ki bir eser bırakabilmek çok güzel bir şey. Biz de hem insanların gözüne hem de kalbine hitap edebildiysek ben bunun için çok mutlu oluyorum. Yani en azından kişi baktığında bir resimle, bir resme baktığında bu senin eserin demesi çok çok hoşuma gidiyor. Biraz da övgü istiyor insan ister istemez, bunun bir karşılığı olması lazım. Karşılık her zaman para değildir ama bir övgüyü, bir nezaketi, bir zarifliği istiyor insan ister istemez. Bizim düşüncemiz de böyle. En azından insanların kalbine azıcık dokunabildiysem bu çok güzel bir şey. Benim için mutluluk veren bir şey. Eserlerime devam edeceğim bundan sonraki süreçlerde de Allah fırsat verirse, nasip olursa. Devam ediyorum, nasip olursa belki ikinci kitabımda olabilir. Tabi buna zaman lazım, bu duygular hemen yeşermiyor. Zamanla olabilir, ikinci bir kitabımı düşünüyorum. Böyle devam ediyorum. İleriki zamanlarda yine başka illerde sergi projelerim var. İstanbul’da şu an bu devam ediyor. Böyle bir sergi düşünüyorum. Sonra Ankara’da devam ediyor. Orası olabilir ama bu ileriye yönelik. Şu an kitabımın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Duygularım burada, inşallah alan okuyan beğenir" dedi.
Tarihi kentte tulum sesi yükseldi
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:52 Tarihi kentte tulum sesi yükseldi Düzce Belediyesi’nin yürüttüğü kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkan Konuralp Antik Kenti, bu kez tarihin içinden yükselen tulum ezgilerine ev sahipliği yaptı. 8 yaşındaki Ahmet Semih Toraman, tarihi atmosferde tulum çaldı, geleceğe dair en büyük hayalini paylaştı. Yakın zamanda restorasyon çalışmalarının başlayacağı Konuralp Antik Kenti bir yandan yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekerken, diğer yandan da sanatla ilgilenenlerin uğrak noktası haline geldi. Konuralp İlkokulu öğrencisi 8 yaşındaki Ahmet Semih Toraman da babası ile birlikte tulum provalarını Konuralp Antik Kenti’nde yapıyor. Enstrümana ilgisinin babası sayesinde başladığını söyleyen Toraman; "Tulum çalmayı babamdan öğrendim, sonra kendi kendime geliştirdim. İleride de bu işi yapmayı düşünüyorum" dedi. Provalar; arabada, tarlada ve Konuralp sokaklarında Oğlunun müziğe olan ilgisini büyük bir gururla destekleyen baba Nedim Toraman ise tulum serüveninin küçük bir hediye ile başladığını anlattı. Tulum sanatçısı bir arkadaşının hediye ettiği küçük tulumun ardından Ahmet Semih’in kendini geliştirdiğini ifade eden Toraman, oğlunun her fırsatta prova yaptığını söyledi. Kendisi de kemençe çaldığını belirten Toraman, "Akşamları arabada çalıyoruz, Konuralp’in sokaklarında ve bazen hafta sonu tarlaya gittiğimizde prova yapıyoruz. Kültürünü yaşatıp geliştirmesi çok kıymetli. Başka enstrüman çalarsa da yardımcı olacağım" diye konuştu. Konuralp’in tarihi dokusunun kendileri için çok özel olduğunu vurgulayan Toraman, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından antik kentte oğluyla birlikte konser verme hayali kurduklarını belirterek, "Burada yürümek, burada çalmak, burayı hissetmek farklı bir duygu. İnşallah restorasyon bittikten sonra bu atmosfer içerisinde baba oğul bir konser vermek istiyoruz. Çocuğumla birlikte aynı sahneyi paylaşmayı hayal ediyoruz" ifadelerini kullandı. Düzce Belediyesi’nin çalışmalarıyla tarihi mirası yeniden ayağa kaldırılan Konuralp Antik Kenti, kültür ve sanatın buluştuğu özel anlara ev sahipliği yapmaya devam ediyor.
Türk halk müziğinin unutulmaz sesi Mükerrem Kemertaş’a memleketi Erzurum’da vefa gecesi
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:45 Türk halk müziğinin unutulmaz sesi Mükerrem Kemertaş’a memleketi Erzurum’da vefa gecesi Türk halk müziğinin unutulmaz sesi Mükerrem Kemertaş, Erzurum’da düzenlenen anlamlı bir vefa konseriyle türkülerle yâd edildi. Erzurum Büyükşehir Belediyesi ile Şehir ve Kültür Araştırmaları Derneği (ŞEHİRDER) iş birliğiyle İbrahim Erkal Dadaş Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen "Mükerrem Kemertaş Anma Konseri", sanatseverleri bir araya getirdi "Huma Kuşu" başta olmak üzere özellikle icra ettiği uzun havalarla gök kubbede derin izler bırakan usta sanatçının anısına düzenlenen gecede, Türk halk müziğinin dev isimleri Mehmet Çalmaşur, Aysun Gültekin ve Merhum sanatçının TRT sanatçısı olan oğlu Tuncay Kemertaş sahne aldı. Erzurumluların yoğun ilgi gösterdiği bu özel vefa gecesinde, Mükerrem Kemertaş’ın hafızalardan silinmeyen eserleri bir kez daha Erzurum semalarında yankılandı. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, program sonrası yaptığı konuşmada, "Kadim şehrimiz Erzurum’un kültür ve sanat dünyasında iz bırakmış kıymetli isimlerinden Mükerrem Kemertaş ağabeyimizi, düzenlenen anlamlı anma konseri programında dualarla yâd ettik. Vefa, bu kadim toprakların en güçlü hasletlerinden biridir. Şehrimizin kültürel değerlerini yaşatmayı sürdüreceğiz. Bu anlamlı programda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, merhum Mükerrem Kemertaş ağabeyimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun" dedi.
Bakır su takımı 350 bin çekiç darbesiyle hazırlanıyor
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:23 Bakır su takımı 350 bin çekiç darbesiyle hazırlanıyor Gaziantep’te geleneksel yöntemlerle özellikle büyük boy kazanlar ve özel tasarım el işlemeli tepsi, vazo ve su takımı eserleri üreten ustalar, bakır levhayı şekillendirmek ve işlemek için binlerce kez çekiç kullanıyor. Bakır işlemeciliğinin coğrafi patentini elinde bulunduran Gaziantep’te el emeği göz nuruyla üretilen bakır eşyaları, Türkiye’nin yanı sıra dünya pazarında da büyük bir ilgi görüyor. Geleneksel bakırcılık sanatında ustaların bin bir emek ve zahmetle binlerce çekiç darbesiyle şekillendirdiği bakır eşyaların hazırlanma süreçleri ürünün büyüklüğüne bazen günlerce bazen de aylarca sürüyor. Yoğun çekiç darbeleri bakırın dövülerek sertleşmesini, daha dayanıklı hale gelmesini ve üzerindeki motiflerin de derinlik kazanmasını sağlarken, genellikle el işçiliğinin üst düzey olduğu, turistik veya özel sipariş ürünlerin hazırlanma süreci için ustalar büyük emek sarf ediyor. 350 bin çekiç vurarak ortaya çıkardığı bakır su takımları beğeniliyor Tarihi Yeni Han’daki iş yerinde 43 yıldır bakıra şekil veren 51 yaşındaki Ali Aytekin, her gün binlerce çekiç darbesiyle şekil verdiği bakır ürünleri özel sipariş ve talebe göre hazırlıyor. 7 yaşında başladığı mesleğini yıllardır severek sürdüren Aytekin’in binlerce çekiç darbesiyle hazırladığı ürünler görenleri mest ediyor. En küçük bir bakır ürüne bile 3-4 bin çekiç vurarak şekil veren Aytekin’in 350 bin çekiç vurarak ortaya çıkardığı bakır su takımları oldukça beğeniliyor. 6 bardak, bir sürahi ve bir tepsiden oluşan su takımını bir ayda hazırlayan Aytekin, su takımlarını 50 bin TL’den satıyor. Aynı zamanda koleksiyonerliğiyle tanınan Aytekin, iş yerinin bir bölümünde sergilediği koleksiyonuna gözü gibi bakıyor. Mesleğe 7 yaşında başladığını belirten Aytekin, "Bir ustamızın tavsiyesiyle mesleğe başladık. çırak ve kalfalık dönemi derken usta olduk. Mesleğe halen devam ediyoruz. Mesleğimiz ve imkanlarımız eski dönemlerde daha zordu. Şu an imkanlarımız zor da olsa biraz kolaylaştı. Kendi işimizi yapıyoruz. Ağır parça içerikli çalışıyorum. 43 yıldır mesleğin içerisindeyim. Mesleğimden çok memnunum. Mesleğimi severek yapıyorum. Çok güzel parçalar çıkarıyoruz. Ustalarımızdan Allah onlardan razı olsun. Bizlere bu mesleğin inceliğini öğrettiler" dedi. Özel siparişler üzerine çalıştığını belirten Aytekin, "Kişiye özel tepsi, ayran takımı, su takımı, fincan ve sürahi takımı yapıyorum. Çekiç sesini duymayız. Akşama kadar çekiç sesi eşliğinde siparişlerimizi hazır ederiz. Çekici sesleri bir müzik gibi kulaklarımıza hoş geliyor. Sürahi takımının başlama ve bitimi bir ay sürüyor. Hemen hemen 250-300 bine yakın çekiç sallıyoruz. Biz tek tek çekiç darbelerini sayamıyoruz ama tahminen 300 binden de fazladır. Küçük bir alan yüzlerce çekiç darbesiyle oluşuyor. Bir saniyede 30 çekiç darbesini dakikalarca hesapladığımızda binlerce kez çekiç sallamışız demektir" diye konuştu.
Erzurum türküleri zengin bilgiler içeriyor
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:14 Erzurum türküleri zengin bilgiler içeriyor Alanya Alaadin Keykubat Üniversitesi’nden Adem Karaca’nın "Manzarayı Seslendirmek: Erzurum Türkülerinde Mekân Temsiline Yönelik Bir Müzik Coğrafyası Analizi" üzerine yaptığı araştırma dikkat çekici sonuçları da beraberinde getirdi. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi’nde yayınlanan araştırmada; Erzurum yöresine ait türkülerin coğrafi unsurlar açısından içeriğini kapsamlı biçimde analiz etmek ve söz konusu unsurların yöre coğrafyasının ayırt edici özelliklerini ne ölçüde yansıttığını ortaya koymayı amaçladığı belirtilerek, "Nitel araştırma modeli ve betimsel desene uygun olarak yürütülen çalışmada TRT Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisi’nde yer alan 288 Erzurum türküsü, doküman incelemesi ve içerik analizi yöntemleriyle incelenmiştir. Türkülerde tespit edilen coğrafi unsurlar; fiziki coğrafya, coğrafi astronomi, beşerî ve ekonomik coğrafya ile bölgesel coğrafya alt temalarına göre sınıflandırılmış ve frekansları betimsel olarak analiz edilmiştir. Emareler, Erzurum türkülerinin dağlar, iklim şartları, bitki örtüsü, hayvanlar, göç, yerleşim birimleri ve ekonomik faaliyetler gibi coğrafyanın çeşitli boyutlarına ilişkin zengin bilgiler içerdiğini göstermektedir" denildi. "Erzurum türküleri değerli bir sözlü kültürel arşiv" Araştırmada, fiziki coğrafya temalarının yüksek frekansı, Erzurum’un engebeli yapısı, sert karasal iklimi ve step/çayır ağırlıklı doğal ortamıyla belirgin bir paralellik sergilediği vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi, " Beşerî ve ekonomik coğrafya açısından gelenek-görenek, yemek ve giyim kültürü, nüfus, geçim kaynağı ve mimari yapıya dair temsillerin; bölgesel coğrafya açısından ise Erzurum’un tarihi rolü ve geçiş coğrafyasına ilişkin atıfların türkülere yansıdığı tespit edilmiştir. Araştırma, Erzurum türkülerinin yöre coğrafyasını ve insan yaşamını yansıtan değerli bir sözlü kültürel arşiv olduğunu sistematik verilerle ortaya koymaktadır. Emareler, müzik coğrafyası, halk bilimi, coğrafya eğitimi ve sosyal bilgiler eğitimi alanları için önemli neticler sunmakta; türkülerin zengin coğrafi ve sosyo-kültürel içeriği sayesinde bu alanlarda otantik ve etkili bir öğretim materyali olarak değerlendirilebileceğine işaret etmektedir" Erzurum türküleri geniş bir coğrafyayı kapsıyor Erzurum türkülerinde geçen şehir ve bölge adları ile konum atıfları, hem yerel çevreye ve komşu bölgelere sıkı bir bağlılığı hem de Erzurum’un tarihî rolünden kaynaklanan geniş bir coğrafi ufku ortaya koyduğunu anlatan Adem Karaca, "Türküler, Erzurum merkezli ancak başta komşu iller olmak üzere İstanbul gibi büyük merkezlere ve özellikle de Osmanlı dönemi ve öncesine ait geniş bir imparatorluk coğrafyasına uzanan zihinsel haritalar çizmektedir. Bu durum, türkülerin sadece yerel değil aynı zamanda bölgesel ve tarihî-coğrafi bağlantıları da içeren katmanlı bir mekânsal bilinci yansıttığını belgelemektedir" dedi. Coğrafya türkülerde etkili unsur Araştırmanın sonuçlarının, Erzurum türkülerinin yöre fiziki coğrafyasına dair dağlık topografya, sert karasal iklim ve step/çayır bitki örtüsü gibi belirgin özellikleri sıkça yansıttığını gösterdiği de belirtilerek, "Dağ, yamaç, ova ve kayalık gibi yeryüzü şekillerine yapılan göndermeler; kış soğuğu, kar ve ayazı öne çıkaran klimatolojik şekiller; akarsular, dereler ve çermik (kaplıca) etrafında örülen hidrografik betimlemeler, türkülerin mekâna ilişkin oldukça ayrıntılı bir çevresel bilgi hazinesi niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır. Çiçekler, çayırlar, geven gibi step bitkileri ve bülbül, turna, at gibi hayvanlar, bitki ve hayvan coğrafyasını ve bu coğrafyaya yüklenen duygusal/semantik anlamları bir arada temsil etmektedir. Ay, yıldız ve güneş gibi gök cisimlerinin yön bulma, zamanlama ve gündelik yaşam ritmiyle ilişkili pratik işlevlerde güçlü metaforik yüklere sahip olması, türkülerin fiziki çevreyi yalnızca bir fon olarak değil, anlatının ve duygulanımın merkezî bileşeni olarak kurduğunu göstermektedir. Bu durum, Erzurum’un coğrafi gerçekliğinin halkın kolektif ifadesine derinlemesine işlediğini teyit etmektedir" denildi.
Bayburt’ta gençlerin emeği sanata dönüştü
17 Mayıs 2026 Pazar - 10:04 Bayburt’ta gençlerin emeği sanata dönüştü 15-21 Mayıs Gençlik Haftası etkinlikleri kapsamında Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında kalan öğrencilerin hazırladığı resim, tablo ve el sanatları ürünleri Taşhan Sanat Galerisi’nde sergilendi. Bayburt Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan sergide, öğrencilerin yıl boyunca ortaya koyduğu çalışmalar vatandaşların beğenisine sunuldu. Sergide resim ve tablo çalışmalarının yanı sıra tel kırma, kanaviçe, amigurumi ve farklı el sanatları ürünleri yer aldı. Gençlerin sosyal, kültürel ve sanatsal çalışmalara ilgisini yansıtan sergi, vatandaşların beğenisini topladı. Öğrenciler, kurslarda öğrendikleri tekniklerle hazırladıkları eserleri sergilemenin mutluluğunu yaşadı. Sergideki el sanatları ürünleri, Halk Eğitim Merkezi ile Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğinde Sultan Fahriye Kız Yurdunda açılan kurslarda hazırlandı. Usta öğretici Rahşan Kovar rehberliğinde kursa katılan öğrenciler, yaklaşık 8 aylık süreçte ortaya çıkardıkları ürünleri sergide tanıttı. "Çok mutluyuz, çok gururluyuz" Otel Lokanta ve İkram Hizmetleri Bölümü Aşçılık Programı öğrencisi Ayşegül Doğan, kurs sayesinde farklı el sanatlarını öğrendiğini belirterek, "Dönem başında açılan el sanatları kursuna başvurdum. Tel kırma sanatıyla ilgili hiçbir şey bilmiyordum, kursta öğrendim. Kurs sayesinde tabloları daha güzel yapabiliyorum, birçok el sanatını öğrendim. Bugün burada sergimiz var. Çok mutluyuz, çok gururluyuz. Bir sürü el emeğimiz var. Hepsi için usta öğreticimiz Rahşan ablamıza teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Sosyoloji Bölümü öğrencisi Hasret Güneş ise, el emeği, göz nuru çalışmalarını insanlara tanıtmanın heyecanını yaşadığını ifade ederek, "Yurdumuzda açılan el sanatları kursunda birçok şey öğrendim. Şimdi de sergimizde kanaviçe ve amigurumi ürünler başta olmak üzere yaptığımız işleri sergiliyor, el emeği çalışmalarımızı insanlara göstermek için burada bulunuyoruz" diye konuştu. "Rahşan’ın kardelenleri" Usta öğretici Rahşan Kovar da öğrencilerin kısa sürede önemli bir gelişim gösterdiğini söyledi. Kovar, ’Rahşan’ın kardelenleri’ dediği öğrencilerine sergiyi hediye ettiğini kaydederek, "Halk Eğitim Merkezi ve Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü iş birliğiyle Sultan Fahriye Kız Yurdunda kurs düzenliyoruz. Bugüne kadar hiç el işi yapmamış kızlarımıza el sanatlarımızı öğreterek, bu sergiyi hazırladık. Eylül ayından beri kursumuz devam ediyor. 8 aylık süreçte hazırladığımız ürünleri bugün sergiliyoruz. Kurstaki kızlarımın adını ‘Rahşan’ın kardelenleri’ koydum ve bu sergiyi onlara hediye ediyorum" ifadelerini kullandı. "Kadınlar çok güçlüdür" Kovar, kurs sürecinde öğrencilerin el emeğiyle birbirinden farklı çalışmalar ortaya koyduğunu belirterek, kadınların isterse her şeyi başarabileceğini vurguladı. Kovar, "Bütün kadınlar çok güçlüdür, istersek her şeyi başarabiliriz. Ben bunu kızlarıma aşıladım" dedi.
Tarım ve tiyatro bir arada: "Son Hasat" izleyenleri mest etti
17 Mayıs 2026 Pazar - 09:46 Tarım ve tiyatro bir arada: "Son Hasat" izleyenleri mest etti Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencileri tarafından sahnelenen "Son Hasat" adlı tiyatro oyunu, izleyicilerden tam not aldı. Nene Hatun Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşan ve ayakta alkışlanan oyun, tarım alanında çalışan bir profesörün ve ailesinin hikayesini sahneye taşıdı. Atatürk Üniversitesi Öğretim Görevlisi Zübeyir Cinisli’nin uyarlayıp yönettiği oyun, "Bir Aile, Bir Sır, Bir İhanet" başlığı altında sahnelendi. Emek, bilim, umut, açgözlülük, ihanet ve pişmanlık temalarının işlendiği tiyatro gösterisinde; Necmi Burak Türkez, Sudanur Yıldırım, Melike Karasu, Miraç Güler, Mustafa Karasu, Abdullah Efe Şare, Musa Kınık ve Ayşe Horoz rol aldı. Profesyonel sanatçıları aratmadılar Oyunda "Onur Hoca" (Profesör) karakterini canlandıran Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisi Necmi Burak Türkez, sergilediği sahne performansıyla izleyicilerin büyük beğenisini topladı. Türkez ve arkadaşları adeta profesyonel oyunculara taş çıkardı. "Bir profesörün karşılaştığı engelleri dile getirdik" Oyunun ardından açıklamalarda bulunan Yönetmen Zübeyir Cinisli, toplumsal değerleri, aile bağlarını ve insan psikolojisinin derinliklerini ele alan bir eserle sanatseverlerin karşısına çıkmaktan onur duyduklarını belirtti. Cinisli, "Atatürk Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu hocamıza ve dekanımıza destekleri için çok teşekkür ediyorum. Bir profesörün çalışmasıyla ilgili engelleri dile getirmek istedik. Performanslarından dolayı tüm öğrencilerimi kutluyorum" dedi. "Hem güldürdü hem duygulandırdı" Ziraat Fakültesi ile tiyatro etkinliğinin ilk etapta birbiriyle uzak kavramlar gibi algılandığını ifade eden Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Önder Çalmaşur ise oyunun mesleki açıdan taşıdığı öneme dikkat çekti. Dekan Çalmaşur, "Konu itibarıyla tarımla, ziraatla uğraşan bir profesör ve ailesi canlandırıldı. Bu mesleğin sahneye taşınması bizi çok mutlu etti. İlk duyduğumda heyecanlanmıştım ancak bu kadar yüksek bir performans beklemiyordum. İzlerken hem güldük hem duygulandık. Zübeyir hocamıza ve emeği geçen öğrencilerimize teşekkür ediyor, projenin devamını diliyorum" şeklinde konuştu.
Midyat’ın katori taşı sarısı Togg’a önerildi
17 Mayıs 2026 Pazar - 09:35 Midyat’ın katori taşı sarısı Togg’a önerildi Mardin’in Midyat ilçesinde yaşayan Togg meraklısı ve grafik tasarımcı Osman Ersöz ile Abdurrahman Bayar, Türkiye’nin yerli otomobili Togg için ilçenin simgesi haline gelen "katori taşı sarısı" renginin Togg’un renk kataloglarına eklenmesini talep etti. Togg’a ilk üretildiği günden bu yana büyük ilgi duyduğunu belirten Osman Ersöz, daha önce hazırladığı tasarımlar nedeniyle Gemlik’teki Togg fabrikasına davet edildiğini söyledi. Fabrika ziyaretinde Togg’un üretim süreçlerini yakından inceleme fırsatı bulduğunu ifade eden Ersöz, araçların renk seçeneklerinde önemli bir eksiklik fark ettiğini dile getirdi. Midyat’ın tarihi taş yapılarında kullanılan ve bölgeyle özdeşleşen katori taşı sarısının Togg modellerinde yer almasını istediklerini belirten Ersöz, "Togg’un mevcut renk seçenekleri oldukça güçlü. Ancak Midyat’ın kültürel dokusunu yansıtan katori taşı sarısının da bu katalogda yer almasını arzu ediyoruz. Bu rengin Togg’a çok yakışacağını düşünüyoruz" dedi. Grafik tasarımcı Abdurrahman Bayar ise projeyi uzun süredir düşündüklerini belirterek, "Togg ortaya çıktığı ilk günden itibaren bu fikir aklımızdaydı. Arkadaşımızla birlikte ortak bir çalışma yürüttük. Araç tasarımından renk tonlarına, logolardan jant detaylarına kadar her aşamayı özel olarak hazırladık. Temennimiz, Gemlik fabrikasının bu çalışmayı değerlendirmesi ve projeye olumlu yaklaşmasıdır" ifadelerini kullandı. Hazırlanan tasarım çalışmasının, Midyat’ın tarihi ve kültürel kimliğini Türkiye’nin yerli otomobiliyle buluşturmayı amaçladığı belirtildi.
Atmaya kıyamadığı ahşapları sanat eserine çeviren 50 yıllık ustanın oyuncak arabaları ilgi görüyor
17 Mayıs 2026 Pazar - 08:46 Atmaya kıyamadığı ahşapları sanat eserine çeviren 50 yıllık ustanın oyuncak arabaları ilgi görüyor Hatay’da atmaya kıyamadığı ahşap parçaları değerlendirmek için oyuncak ahşap oyma arabalar yapan 50 yıllık mobilya ustası Heybet Kaya’nın ürettiği el emeği ahşap arabalar ilgi görüyor. İskenderun ilçesinde çocuk yaşlardan itibaren mobilya atölyesinde çırak olarak çalışmaya başlayan 58 yaşındaki Heybet Kaya, 50 yıldır ahşaba şekil veriyor. Mobilya atölyesinde artan ahşap parçaları çöplere atmaya kıyamayan Kaya, son 5 yıldır hobi olarak oyuncak arabalar yapmaya başladı. Atmaya kıyamadığı ahşaplardan ortaya çıkardığı ahşap arabalar yoğun ilgi gören Kaya, zamanla hobi olarak araba üretimini arttırdı. Türkiye’nin birçok ilinden kişiye özel sipariş alan Kaya’nın ürettiği el emeği ahşap arabalar talep görüyor. Mobilya atölyesinde atmaya kıyamadığı ahşapları değerlendirmek isterken ahşap oyuncak yapmaya başladığını ve ardından gelen taleplerle üretimi sürdürdüğünü ifade eden Heybet Kaya, "Burası sanayide mobilya atölyesi ve burada mobilya işi yapıyoruz, artan ahşap parçalarını değerlendireyim dedim. Atmadım, atamadım, kıyamadım atmaya. Bunlardan böyle ahşap maket arabalar yapmaya başladım. Derken böyle bazı modeller yaptım. Güzel şeyler çıkmaya başladı ortaya. Talep oldu, bazı siparişler oldu, isteyenler oldu ve hediyelik olarak yaptım. Ondan sonra böyle devam ettim. Şu anda baya bir model var elimde. İsteyen oluyor, satın alan oluyor, sipariş veren oluyor. Böyle ekstradan bu işleri de yapıyorum. Ben yaklaşık 50 yıldır bu işin içindeyim, çocukluğumdan beri mobilya işi yapıyordum. Yani 20 yıl oldu bu tarz şeyler yapıyorum, en son 5 yıl önce işte bu ahşap araba işine başladım" dedi. Hobi olarak ürettiği ahşap araçların insanlarda hayranlık uyandırdığına ve Türkiye’nin birçok noktasından özel siparişler aldığını ifade eden Kaya, "Geçenlerde sergi açtım anıt alanında çok ilgi gördü. İnsanlar bayağı ilgi gösterdi. İşte burada yapıldığına inanamadılar, Hatay İskenderun’da mı yapılıyor dediler. Böyle değişik şeyler yapınca, işçilik verince ahşaba ortaya böyle güzel şeyler çıkıyor. Sipariş verenler oluyor, işte çocuğunu almak isteyen oluyor. Doğum günü için hediye alanlar oldu. Firmasına, arabanın üzerine amblem yazdırıyoruz lazerle. Öyle siparişler oldu. İstanbul’a, Bursa’ya Karabük’e, Adana’ya siparişler oldu, yaptım ve gönderdim. İnsanlar bayağı beğendiler yani bu işleri. Ek iş olarak gidiyor. Ama ileride tamamen mobilyayı bırakıp sırf bu işi yapmak istiyorum" dedi.
Kütahya’da Tekin Uğurel için "Saygı Gecesi" düzenlendi
17 Mayıs 2026 Pazar - 06:34 Kütahya’da Tekin Uğurel için "Saygı Gecesi" düzenlendi Kütahya Belediyesi tarafından, kentin kültürel ve sanatsal hayatına uzun yıllar katkı sunan yazar, bestekâr ve musikişinas Tekin Uğurel onuruna "Saygı Gecesi" düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programda duygu dolu anlar yaşandı. Kütahya’nın kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Tekin Uğurel için düzenlenen geceye şehir protokolü, akademisyenler, sanatçılar, yakın dostları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Salonu dolduran davetliler, usta sanatçının hayatı boyunca ortaya koyduğu eserleri ve kültürel katkılarını bir kez daha yakından hatırlama fırsatı buldu. Program kapsamında ilk olarak, Tekin Uğurel’in sanat ve edebiyat hayatını anlatan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimde sanatçının yıllar boyunca kaleme aldığı eserler, bestelediği çalışmalar ve katıldığı kültürel etkinliklerden kesitlere yer verildi. Gece boyunca söz alan dostları ve meslektaşları, Uğurel’in sanatçı kimliği, mütevazı kişiliği ve Kütahya kültürüne sunduğu katkılar hakkında konuşmalar yaptı. Programda seslendirilen eserler ve besteler ise davetlilerden büyük beğeni aldı. Etkinliğe katılarak konuşma yapan Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, yaşayan değerlere sahip çıkılmasının önemli olduğunu belirterek, böyle anlamlı bir saygı gecesinin düzenlenmesinin takdire değer olduğunu ifade etti. Programın sonunda Belediye Başkan Vekili EjderhanGezer ile Belediye Başkan Yardımcısı Himmet Sarıyar tarafından, Tekin Uğurel’e hediye ve plaket takdim edildi. Duygusal anların yaşandığı gecede konuşan Tekin Uğurel ise kendisi adına böyle anlamlı bir organizasyon düzenleyen Kütahya Belediyesi yetkililerine ve geceye katılan herkese teşekkür etti.
İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yılında Edirne’de Osmanlı ruhu yaşatıldı
17 Mayıs 2026 Pazar - 00:40 İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yılında Edirne’de Osmanlı ruhu yaşatıldı Edirne’de İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü kutlamaları coşku dolu anlara sahne oldu. Programın en dikkat çeken bölümleri ise atlı birlikler ve yeniçeri kıyafetliler eşliğindeki fetih yürüyüşü ile bin dronla fetih ruhunun Selimiye’nin gölgesinde yeniden canlandırılması oldu. İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde "İstanbul’un Fethi Edirne’den Başlar" programı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kutlamalar çerçevesinde "Büyük Fetih Yürüyüşü" ve konserler düzenlendi, Edirne’den İstanbul’un fethine uzanan sürecin gökyüzünde canlandırılması bin dron ile yapıldı Tarihi atmosferin hissedildiği program, vatandaşlara unutulmaz anlar yaşattı. Etkinlikler çerçevesinde Selimiye Meydanı’nda gerçekleştirilen İHA ve SİHA gösterileri yoğun ilgi gördü. Teknoloji ile tarihin buluştuğu gösteriler vatandaşlardan büyük alkış aldı. Vatandaşlar bu anları telefonlarına kaydederek güne anı bıraktı. Akşam saatlerinde düzenlenen fetih yürüyüşü ise adeta Edirne sokaklarını tarih yolculuğuna çevirdi. Selimiye Meydanı doldu taştı, adım atacak yer kalmadı. Jandarma Genel Komutanlığı Atlı Jandarma Birliği, Mehteran Birliği, 500’e yakın yeniçeri ve akıncı kıyafetli ve vatandaşların katıldığı yürüyüşte fetih ruhu yeniden canlandı. Temsili yeniçerilerinden bazıları İstanbul’un fethinde büyük rol oynayan şahi toplarının replikalarını taşıyan tahta arabaları çekerek yürüyüşte yer aldı. Şükrüpaşa İlkokulu önünden başlayan yürüyüş, Selimiye Meydanı’na kadar büyük bir coşku eşliğinde devam etti. Selimiye Meydanı’nda bir araya gelen protokol üyeleri ve katılımcılar, Akşemsettin’i temsil eden Eski Cami İmam Hatibi Salih Tatlı’nın duasının ardından kutlama alanına geçti. 1. Ordu Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın destekleriyle gerçekleşen program yağmura rağmen geç saatlere kadar devam etti. "Bin dron ile göküzünde canlandırma yapıldı" Geçen yıl video mapping ile Selimiye üzerinde yapılan fetih canlandırması bu yıl bin dronla gökyüzünde canlandırıldı. Eski Cami önünde gerçekleştirilen fetih duası ve komando andının okunması programa duygu dolu anlar kattı. Vatandaşlar ellerindeki bayraklarla etkinliklere yoğun destek verirken, meydan marşlar ve mehter ezgileriyle yankılandı. Selimiye Meydanı’ndaki ana programda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Programda Edirne Valisi Yunus Sezer bir konuşma yaptı. Sezer, konuşmasında İstanbul’un fethinin inanç, azim ve iradenin zaferi olduğunu söyledi. Edirne’nin fetih hazırlıklarının merkezi olduğuna vurgu yapan Sezer, İstanbul’un fethinin yalnızca askeri bir başarı olmadığını, asıl büyük olanın inançla yoğrulmuş bir azmin, sağlam bir hazırlığın ve sarsılmaz bir iradenin zaferi olduğunu ifade etti. Edirne’nin fetih ruhunun şekillendiği şehirlerden biri olduğunu aktaran Sezer, "Dünyayı titretecek dev şahi topları bu ocaklarda dökülmüş, ilk kez Edirne’de yankılanmıştır. Bu kadim şehir devlet aklının şekillendiği, orduların hazırlandığı, ilmin büyüdüğü bir başkenttir" dedi. "Tükiye birçok alanda kendi hikayesini yazdı" Türkiye’nin bugün savunma sanayiinden uzay teknolojilerine kadar birçok alanda kendi hikayesini yeniden yazdığını söyleyen Sezer, "O gün dökülen şahi toplarının yerini bugün yerli ve milli teknolojilerimiz, İHA’larımız ve SİHA’larımız almaktadır. Bizler Türkiye Yüzyılı idealimizle her alanda lider bir Türkiye inşa ediyoruz" ifadelerini kullandı. Gençlerin heyecanının fetih ruhunun devamı olduğuna dikkat çeken Vali Sezer, programın hazırlanmasında destek verenlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından sahne alan bando ve mehteran ekipleri izleyenlerden büyük alkış aldı. Gecenin finalinde gerçekleştirilen Edirne’den İstanbul’a doğru yola çıkan fetih yürüyüşünün hikayesi, "Edirne’den İstanbul’a: Mühendisliğin ve Azmin Zaferi" temalı dron gösterisi ise gökyüzünde görsel şölen oluşturdu. Edirne’de düzenlenen fetih etkinlikleri, hem tarih bilincini canlı tuttu, hem de vatandaşlara birlik ve beraberlik duygusunu bir kez daha yaşattı
Kahta Belediyesi’nden "Kaybedeni Olmayan" turnuva
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 20:09 Kahta Belediyesi’nden "Kaybedeni Olmayan" turnuva Adıyaman Kahta Belediyesi’nin katkılarıyla, Gençlik Meclisi tarafından düzenlenen liseler arası 2. geleneksel "Kaybedeni Olmayan" turnuva, yoğun katılım ve büyük heyecan içerisinde tamamlandı. Gençlerin sosyal, sportif ve kişisel gelişimlerine katkı sunmayı amaçlayan organizasyon, ilçedeki lise öğrencilerini ortak bir platformda buluşturdu. Turnuva kapsamında futbol ve voleybol branşlarında müsabakalar gerçekleştirilirken, bu yıl organizasyona ilk kez münazara kategorisi de dahil edilerek etkinliğin kapsamı genişletildi. Böylece gençlerin yalnızca sportif alanlarda değil; iletişim, fikir üretme, özgüven kazanma ve kendilerini ifade etme becerilerinin de desteklenmesi hedeflendi. Turnuva programına Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, Milli Eğitim Müdürü Lütfü Başlı, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Mustafa Çiçek, Kahta Belediyesi Gençlik Meclisi Başkanı Mustafa Bozan, Belediye Başkan Yardımcıları, Öğretmenler ve Öğrenciler katıldı. Kahta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, "Kaybedeni Olmayan" anlayışıyla düzenlenen organizasyonda, turnuvaya katılım sağlayan tüm gençlerin kazandığını ifade ederek, gençlerin birlik, kardeşlik ve dayanışma ruhu içerisinde önemli bir deneyim yaşadığını belirtti. Başkan Hallaç konuşmasında, organizasyon sonunda 500 öğrencinin Mersin kamp programına dahil edildiğini belirterek, gençlerin sosyal, kültürel ve akademik gelişimlerine katkı sunmayı amaçladıklarını söyledi. Gençlerin geleceğin değil, bugünün de en önemli gücü olduğunu belirten Başkan Hallaç, "Gençlerimizin sporla, eğitimle, sanatla ve sosyal faaliyetlerle iç içe olması bizler için büyük önem taşıyor. Her gencimizin hayaline dokunan, onları geleceğe daha güçlü hazırlayan projeleri desteklemeye devam edeceğiz. Çünkü güçlü bir gelecek, bilinçli ve donanımlı gençlerle mümkündür" ifadelerini kullandı. Program, dereceye giren öğrencilere ödüllerinin verilmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.