KÜLTÜR SANAT
‘Dondurmak Gaymak’ 20 yıl aradan sonra yeni bir hikâyeyle izleyicilerle buluşacak 19 Nisan 2026 Pazar - 18:37:49 Muğlalı yönetmen ve senarist Yüksel Aksu’ya ait Dondurmam Gaymak filminin 20 yıl aradan sonra devam filmi izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. ‘Dondurmam Gaymak Gapital’ adıyla çekilecek devam filminin yerel oyuncu kadrosu için okuma provaları başladı. Yönetmen ve senarist Yüksel Aksu’nun çalışmaları arasında önemli bir yere sahip olan Dondurmam Gaymak filmi, 20 yıl aradan sonra yeni bir hikâyeyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. ‘Dondurmam Gaymak Gapital’ adıyla çekilecek devam filminin yerel oyuncu kadrosu için okuma provaları başladı. Aksu’nun ‘Akdeniz yüzlü sinema’ anlayışının ilk örneklerinden biri olarak kabul edilen yapımın yeni filmi, özgün atmosferini koruyarak günümüzle bağ kurmayı hedefliyor. Senaryosu Eyüp Boz ve Melik Saraçoğlu imzası taşıyan proje, UNİK Film tarafından hayata geçirilecek. Görüntü yönetmenliği koltuğunda ise Uğur İçbak’ın yer alması bekleniyor. Filmde profesyonel oyuncuların yanı sıra bölgeden birçok yerel isim de kamera karşısına geçecek. Kadroda Gülnihal Demir, Erdinç Özal, Tünay Ürper, Metin Yıldız, Muhammet Kıyak, Nejat Altınsoy, Hülya Kocabıçak, Oğuz Aykan Uyanık, Ozan Kıyak, Nazmi Şentürk, Taylan Kaya, Oral Günüç ve Murat Özarslan gibi isimler bulunuyor. Bu tercih, ilk filmde olduğu gibi yerel dokunun ve doğal oyunculuğun ön planda tutulacağının işareti olarak değerlendiriliyor. 2006 yılında Muğla’nın Ula, Yatağan ve Akyaka gibi farklı noktalarında çekilen ilk film, kırsal yaşamın içinden beslenen anlatımı ve amatör oyuncularla kurduğu sahici dünya sayesinde Türk sinemasında kendine özgü bir yer edinmişti. Uluslararası alanda da dikkat çeken yapım, başarılarıyla adından söz ettirmişti. ‘Dondurmam Gaymak Gapital’, yalnızca nostaljik bir geri dönüş değil aynı zamanda yerel hikâyelerin evrensel anlatılarla buluşabileceğini hatırlatan bir devam projesi olarak şimdiden merak uyandırıyor. Okuma provalarıyla birlikte üretim sürecine giren film, Akdeniz’in sıcaklığını ve taşra hikâyelerinin incelikli mizahını yeniden perdeye taşımaya hazırlanıyor.
19 Nisan 2026 Pazar - 16:14 ’Sen İstanbul’dan güzelsin’ oyunu Manisalıları büyüledi Manisa’da düzenlenen Uluslararası Mesir Tiyatro Festivali’nde sahnelenen "Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin" adlı oyun, üç kuşak kadının hikayesi üzerinden izleyicilere unutulmaz ve sarsıcı anlar yaşattı. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Uluslararası Mesir Tiyatro Festivali kapsamında sahnelenen "Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin" adlı tiyatro oyunu, sanatseverlerle buluştu. Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde sahnelenen dram türündeki eser, izleyicilerden tam not aldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sahneye taşınan oyun, Manisalı tiyatroseverlerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Murat Mahmutyazıcıoğlu tarafından 2016 yılında kaleme alınan ve yönetilen eser, aynı aileden üç kuşak kadının hayatına odaklanıyor. Tek perdelik ve 80 dakika süren oyunda; Esin Umulu, Şebnem Köstem ve Yeliz Şatıroğlu sahne performanslarıyla büyük beğeni topladı. Oyuncular, anneanne, anne ve torun karakterleri üzerinden; bastırılmış duyguları, itiraf edilemeyen gerçekleri ve var olma mücadelesini etkileyici bir anlatımla sahneye taşıdı. Oyunda karakterlerin iç sesleri ve diyalogları üzerinden ilerleyen anlatımda, kuşaklar arası bağlar ve değişim süreci çarpıcı bir şekilde ele alındı. Her kadının, kendinden önceki neslin izlerini taşıyarak kendi yolunu bulma çabası, izleyicilere düşündürücü anlar yaşattı. Uğur Mumcu Sahnesi’nde gerçekleşen gösterime Manisalı sanatseverler yoğun katılım sağladı. İzleyiciler arasında Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Kubilay Penbeklioğlu da yer aldı. Festival kapsamında düzenlenen etkinliklerin, Manisa’nın kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sunmaya devam edeceği ifade edildi.
19 Nisan 2026 Pazar - 15:28 Bursa’nın mahalle kültürü kitap fuarında Bursa’nın tarihi katmanları ve mahalle kültürü Tüyap Bursa 23. Kitap Fuarı’nda konuşuldu Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen Yılmaz Akkılıç Araştırmaları Ödülü’nü kazanan araştırmacılar Gözde Kirli ve Sercan Eklemezler, Bursa’nın geçmişine ve toplumsal hafızasına ışık tutan çalışmalarını düzenlenen söyleşide paylaştı. Nilüfer Belediyesi’nin kentin akademik birikimine katkı sunmak amacıyla düzenlediği "Yılmaz Akkılıç Araştırmaları Ödülü"nde başarılı olan araştırmacılar, Gözde Kirli ve Sercan Eklemezler, Tüyap Bursa 23. Kitap Fuarı’nda İznik’in katmanlı tarihini ve Hürriyet Mahallesi’nin değişen çehresini anlattı. Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Hüdavendigar Salonu’nda düzenlenen "Bursa’yı Anmak, Bursa’yı Yazmak" temalı söyleşinin moderatörlüğünü Hacı Tonak yaptı. Bu zenginliği geleceğe taşımalıyız İznik üzerine yaptığı araştırmayı anlatan Gözde Kirli, kentin sadece fiziksel yapılarından ibaret olmadığını vurguladı. İznik’in tarih öncesinden bu yana kesintisiz bir yaşam alanı olduğunu belirten Kirli, "İznik, tarih öncesinden beri varlığını sürdüren bir kent. Bugün hala bu kentte, surlarla beraber gündelik yaşantımızı hiç zorluk çekmeden sürdürmeye devam ediyoruz" diye konuştu. İznik’in stratejik, tarihi ve dini önemine de değinen Kirli, kentin neden sürekli bir mücadele alanı olduğunu şöyle açıkladı: "İznik bir ‘arzu nesnesi’ olarak tarihler boyunca ortaya çıkmış ve hep alınmak istenmiş bir yer. Bu yüzden sürekli savaşlara, tahribatlara ve depremlere maruz kalmış. Elimizdeki kent stoğu tükenmiş, yeniden yapılandırılmış. Roma’dan Bizans’a, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar her gelen kendi kültürünü getirmiş ve ciddi bir kültürel katmanlanma oluşmuş. Bugün göl altında gördüğümüz yapılar ise aslında yapıldıkları dönemde toprak üzerindeydi. Altımızda çok ciddi bir tarihi rezerv bulunuyor. Bunun için değerli madenleri de sayabiliriz. Doğru koruma politikalarıyla bu zenginliği geleceğe taşımalıyız." Mahalle kültürü zayıfladı Hürriyet Mahallesi’ndeki mekan ve gündelik yaşam ilişkisini inceleyen Sercan Eklemezler ise mahallenin hafızasını henüz tanıkları hayattayken kaydetmenin önemine dikkat çekti. Mahallenin kuruluş yıllarına dair ilginç bir anektodu paylaşan Eklemezler, "Mahalle ilk kurulduğunda tüm evler tek tip ve beyaz badanalıydı. İnsanlar gece vardiyasından geldiklerinde kendi evlerini bulamazlardı. Bu çok özel bir hatıradır. 1980’li yıllara kadar belediye başkanı ile mahallenin manavı aynı masada oturur, gündelik yaşamı paylaşırdı. Sonrasında ise sınıfsal ayrışmaları görüyoruz" dedi. Günümüzdeki toplumsal değişime de parmak basan Eklemezler, mahalle kültüründeki zayıflamaya dikkat çekerek, "Eskiden çocuklar sokakta büyür, annelerimiz ekmeklerimize reçel sürerdi ve hayat böyle akardı. Ancak saha çalışmam boyunca gördüm ki, artık mahallede kimse balkonlara bile çıkmıyor. Herkes kendi özel yaşantısına çekilmiş durumda. Biz sosyologlar olarak sadece tabloyu ortaya koyuyoruz. ‘Gündelik hayatın o eski canlılığına ve sokağın aktifliğine nasıl dönebiliriz?’ bunu sorgulamaya çalışıyoruz" diye konuştu.
Geçmiş zamana götüren müzenin ziyaretçisi eksik olmuyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 10:48 Geçmiş zamana götüren müzenin ziyaretçisi eksik olmuyor Konya’nın tarihi mahallesi Sille’de bulunan Zaman Müzesi, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait eserler ile Roma dönemine kadar uzanan zaman kavramıyla ilgili birçok eserle geçmişi günümüze taşımaya devam ediyor. Ziyaretçiler ise müzeyi ilgiyle geziyor. Konya’da binlerce yıllık tarihi geçmişe sahip olan Sille Mahallesi’nde bulunan Türkiye’nin ilk Zaman Müzesi, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Müze, Roma döneminden Cumhuriyet dönemine kadar uzanan zaman kavramıyla ilgili birçok eser ile ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor. Selçuklu Belediyesi tarafından ’Tarihe vefa projesi’ çerçevesinde turizmin geliştirilmesi, tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkılması amacıyla 2012 yılında restorasyonu tamamlanan ve Sille Şapeli’nde kurulan müzede, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ait yüzlerce yıl kullanılan zamanı gösteren araçlar sergileniyor. "Zamanın en büyük kanıtlı içinde bulunduğumuz yapı teşkil ediyor" Zaman Müzesi’nin 2012 yılında yapılan restorasyonla birlikte müze haline getirildiğini anlatan Selçuklu Belediyesi Sille Müze Sorumlusu Uzman Arkeolog Sercan Yayla, "Zamanın en büyük kanıtı içinde bulunduğumuz yapı. Hristiyan Türkler 1924 yılında Sille’den göç ettikten sonra kapılarına kilit vuruluyor ve böylelikle burası kendi haline terk edilmiş oluyor. Selçuklu Belediyemiz ’Tarihe vefa projesi’ çerçevesinde restore ederek kültürel mirasımızı kazandırdı. Tabii restore ettikten sonra ’ne yapacağız’ diye çok düşündük. Bir mezarlık alanının içerisinde yer almasından ve işlevsel hale getirmemizde bazı problemler yaşıyorduk. Çok düşündük ve burayı Zaman Müzesi yapma kararını aldık. İnsanlar Osmanlı Dönemi’nden kalma bir mezarlık alanının içerisinden geçerken de zamanın ne kadar hızlı aktığını tefekkür etmeye başlıyorlar. Zaten müzeye gelmeden müzenin amacını yerine getirmiş oluyoruz" dedi. "Saat müzesi var ama zaman konseptli bir müze yok" Müzeye gelenlerin birçok eserle karşılaşacaklarını anlatan Uzman Arkeolog Sercan Yayla, "Müzeye gelenler Roma ve Osmanlı Dönemi’ne ait güneş saatlerini, eski takvimleri, köstekli saatleri görecekler. Ama bu eserlerin içerisinde en önemli eserimiz ’Usturlap’. Usturlap kelime itibariyle yıldız yakalar anlamına gelmektedir. Mısırlı İslam alimleri tarafından geliştirilmiş bir alettir. Burada bulunan usturlap yaklaşık 200 yıllık. Bunlarla yaklaşık bine yakın ölçümü yapabiliyorlar. Gemiciler yönlerini bulabiliyorlar, insanlar mevsimleri, ayların insanlar üzerindeki etkilerini belirliyorlar. Namaz vakitlerini, oruç vakitlerinin ne zaman başlayacağının tahminlerini yapabiliyorlar. Matematiksel hesaplamalar, sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant gibi matematiksel hesaplamaları bu usturlaplar üzerinde yapabiliyorlar. Türkiye’de birçok saat müzesi var ama zaman konseptli bir müze yok. Bundan yola çıkarak Türkiye’nin ilk ve tek zaman müzesini Sille’ye kazandırdık. İlk önce zamanın ne kadar hızlı aktığını, zaman ölçüm maliyetlerinin eskiden olmadığı dönemlerde zaman tayinini nasıl yaptıklarını öğrenmek için vatandaşlarımız buraya geliyor. Aslında zamansal bir yolculuğa çıkmak için buraya gelmeleri gerekmektedir" diye konuştu. Müzeye ilk defa gezmeye gelen Bilal Kağnıcı, "Zaman Müzesi’ne ilk defa geldim. Buradaki saatler çok dikkatimi çekti ve inceleme fırsatı buldum. Oldukça hoşuma gitti. Emeği geçenlere teşekkür ederim" şeklinde konuştu. Ziyaretçi Hasan Pekin ise, "Zaman Müzesi’ne ilk defa geldim. Buradaki bütün saatler dikkatimi çekti. O zamanki insanların saati anlamak için yaptıkları cihazlar çok karmaşık geldi. İlgimi çekti bunları tekrar deneyimlemek çok güzel" dedi.
Roma ve Bizans’ın izlerini taşıyan Manastır Vadisi ziyaretçilerin ilgi odağı
03 Kasım 2025 Pazartesi - 10:45 Roma ve Bizans’ın izlerini taşıyan Manastır Vadisi ziyaretçilerin ilgi odağı Aksaray’da Roma ve Bizans döneminin derin izlerini taşıyan Manastır Vadisi, 28 kilise, 2 yeraltı şehri ve yüzlerce kaya oyma mağara ile ziyaretçilerini ağırlıyor. Kapadokya’ya açılan kapı Aksaray’ın Güzelyurt ilçesinde bulunan Manastır Vadisi, birçok özelliğiyle birlikte doğal güzelliğiyle de yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oluyor. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Aksaray’da özellikle Roma ve Bizans döneminin derin izlerini taşıyan Manastır Vadisi, içerisinde 28 kilise, 2 yeraltı şehri ve yüzlerce kaya oyma mağara barındırıyor. Dünyanın en büyük kanyon vadilerinden biri olan Ihlara Vadisinden sonra bölgenin önemli bir tarihi yaşam alanı olan Manastır Vadisi, 5,5 kilometre uzunluğunda Niğde istikametine yöneliyor. Manastır Vadisinde öne çıkan tarihi yapılar arasında Kilise Cami, Sivişli Kilise, Koç Kilise, Çömlekçi Kilise, Kalburlu Kilise ve Kömürlü Kilise yer alırken, bunların dışında da vadi boyunca çok sayıda kilise, şapel, kaya oyma mağara ve dini yapılar bulunuyor. Tarihi özelliklerinin yanı sıra doğal güzelliğiyle de dikkat çeken Manastır Vadisi aynı zamanda trekking alanı olarak da ilgi görüyor. Bölgeye gelen yabancı turistler hemen her mağara ve kiliseyi ziyaret ederek geçmişe yönelik önemli bulguları gözlemlerken, Aksaray’da bulunmaktan ve tarihi mekanları gezmekten büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi.
Mersin’in ’Eyvah Nadir’ oyunu İstanbul’da beğeni topladı
03 Kasım 2025 Pazartesi - 10:40 Mersin’in ’Eyvah Nadir’ oyunu İstanbul’da beğeni topladı Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, bu sezon repertuvarına aldığı ‘Eyvah Nadir’ isimli oyunu İstanbul’da tiyatro severlerle buluştu, izleyicilerden beğeni aldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde sanat çalışmalarını sürdüren Şehir Tiyatrosu, birbirinden değerli kalemlerin eserlerini sahnelemeyi sürdürdüğü bildirildi. Ahmet Önel’in yazdığı, Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Ozan Erdönmez’in yönettiği ve Şehir Tiyatrosu’nun dev sanat ekibiyle hazırlanan ‘Eyvah Nadir’ isimli oyun, geleneksel Türk Tiyatrosu’nun en önemli unsurlarından biri olan meddahlık geleneğini çağdaş bir üslupla ele alırken, pek çok farklı figürün tek oyuncu tarafından canlandırıldığı, günümüz insanı ile görünmez bir bağ kurabilmeyi başaran unutulmaz bir tiyatro deneyimi vaat ediyor. Şehir Tiyatrosu sanatçılarından Mehmet Naci İdişçi, oyunda meddah üzerinden tüm karakterlere can veriyor. ‘Eyvah Nadir’ 7. Uluslararası Maltepe Tiyatro Festivali kapsamında İstanbul’da, Prof. Dr. Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde de tiyatro severlerle buluştu. Mersinli sanatseverler tarafından büyük beğeni alan oyun, İstanbul’da da seyircilerin de beğenisini topladı ve dakikalarca ayakta alkışlandı. Mersin Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Ozan Erdönmez’e, Maltepe Belediyesi Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Kubilay Erdelikaya tarafından plaket takdim edildi.
Bu çarşıda sadece kadınların el emekleri satılıyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 10:29 Bu çarşıda sadece kadınların el emekleri satılıyor Gaziantep’te haftanın bir günü kurulan çarşıda el emeğiyle üretilen gıda ve çeyizlik eşyalar satışa sunuluyor. Gaziantep’te Üreten Kadınlar Çarşısı’nda kadınların evlerinde bin bir emek ve zahmetle yaptığı pasta ve kekten turşuya, reçelden el örgüsü çantalara ve kıyafetlere ile çeyizlik eşyalara kadar pek çok ürün yer alıyor. Çarşıda ürünlerini satan kadınlar, kendi imkanlarıyla yaptıkları el emeklerini çarşı sayesinde hem daha çok kişiye ulaştırıyor hem de ev bütçelerine katkıda bulunuyor. Kadınların ekonomik hayatın içinde aktif rol almasını sağlamak amacıyla her cumartesi Emek Uzay Çatılı Pazar Yeri’nde açılan çarşıda, yüzlerce kadın üretici el emeği göz nuru ürünlerini tüketicilerle buluşturuyor. Çarşıda el işi ürünlerden geleneksel el sanatlarına ve ev yapımı yiyeceklerden hediyelik eşyalara kadar birçok ürünün satışa sunulduğu çarşıda, kadınlar hem kendi yeteneklerini sergiliyor hem de aile ekonomisine katkı sunuyor. Şehitkamil Belediyesi’nin de destek verdiği çarşıda tezgah açmak isteyen kadın üretici sayısı her geçen gün artarken, el emeği ürünlerini çarşıda açtıkları stantlarda satışa sunan kadınların ürünleri ise büyük ilgi görüyor. Her hafta cumartesi günü Emek Uzay Çatılı Pazar Yeri’ni kullandıklarını ve kadın üreticilerin bu çarşıda tezgah açtığını söyleyen Özlem Şenel, "Bu çarşıda kadınlar her hafta cumartesi günü evde tertemiz hijyen ortamında yaptıkları ürünleriyle stant kuruyorlar. Kadınların bu desteğe ihtiyacı var. Bende ilk günden beri kadınların hep yanındayım ve onlara destek olmaya çalışıyorum. Burada kendi ekibim ve ürünlerimiz var. Bu ürünlerimizi kadınlar kendi el emekleriyle yapıyor. Aynı zamanda ben nar diyarı Oğuzeli’nden geldiğim için nar ekşilerimizi burada insanlara ulaştırıyoruz. Bütün Gaziantep halkını de çarşımıza bekliyoruz. Bu çarşıdaki kadınlara destek olalım" dedi. Birçok kadının çarşıda sattıkları ürünler sayesinde ev ekonomisine katkı sunduğunu belirten Besime Yetkinşekerci ise, "Özellikle boş durmayı sevmeyen, üretmeyi seven, üreten kadınların evde yaptığı el emeği, çantalar, örgüler, turşular, naneler ve pastaları hepsini bu pazarda isteyenlere sunuyoruz. Her cumartesi bu çarşıda yer alıyoruz. Bu çarşının bizim için açılması çok iyi oldu. Üreten kadınlar için çok güzel oldu. El emeklerimizi paylaşabiliyoruz, satış yapabiliyoruz ve tanınıyoruz" şeklinde konuştu. Takıdan örgüye, yiyeceklerden içeceklere kadar büyük bir emekle hazırladıkları ürünlerini cumartesi günleri kurulan çarşıda sergilediklerini belirten Nimet Dinler de, "Arkadaşımın yanına ziyarete geldim. Çarşı çok güzel, çok hoşuma gitti. Herkes çarşıya kendi emeğiyle yaptıkları ürünler getiriyor. Kadınlar destek anlamında bu çarşı ziyadesiyle çok güzel bir çarşı, bu çarşı kadın girişimciler çarşısı. Bu çarşıda kadınlar hem sosyal aktivite içinde oluyorlar hem çocukları da bu arada çok gelişmiş oluyor ve önemli şeyler öğrenmiş oluyorlar. Ben çok sevdim, çok memnunum. Her şey çok lezzetli, çok güzel. Bence çok güzel bir aktivite ve kadınlarda çok mutlular, ‘evde oturacağıma çarşıda zaman geçiririm’ diyor. Aynı zamanda ev bütçesine de katkıda bulunuyorlar. Özgüven ve sosyal aktivite açısından çok iyi oldu" diye konuştu. Vatandaşların çarşıya yoğun ilgi göstererek stantlarından alışveriş yaptığını belirten Nilgün Tohum da kadınların alın teriyle ürettiği ürünlerin düzenli olarak tüketicilerle buluşmasının önemli olduğunu ve böyle bir projenin hem kadınlara hem de tüketicilere büyük fayda sağladığını dile getirdi.
Salihli’de binlerce kişinin katıldığı yağmur duası ve hayır yemeği
03 Kasım 2025 Pazartesi - 10:16 Salihli’de binlerce kişinin katıldığı yağmur duası ve hayır yemeği Manisa’nın Salihli’ne bağlı Kemerdamları Mahallesi’nde, geleneksel hale gelen yağmur duası ve hayır yemeği etkinliği bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Mahalle sosyal etkinlik alanında düzenlenen programa vatandaşların yanı sıra protokol üyeleri de büyük ilgi gösterdi. Etkinlikte yapılan yağmur duasına binlerce kişi "amin" dedi. Yağmur duasının ardından, mahalle halkı tarafından hazırlanan yöresel yemekler katılımcılara ikram edildi. Bu yıl 4. kez düzenlenen hayır yemeği ve yağmur duasına; Salihli Kaymakamı Ali Güldoğan, Salihli Belediye Başkan Yardımcısı A. Yavuz Özdem, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Doğukan Karaaslan, AK Parti Manisa İl Başkanı Süleyman Turgut, AK Parti Salihli İlçe Başkanı Nejat Can Uygun, CHP Salihli İlçe Başkanı Mustafa Özer, MHP İlçe Başkanı Halil Tüfek, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ali Demir, Salihli Müftüsü Ali Çebi, Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç ile çok sayıda muhtar, din görevlisi, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve vatandaş katıldı. Kemerdamları Mahalle Muhtarı Ahmet Ayyıldız, birlik ve beraberliğin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Geleneksel yağmur duamızın dördüncüsünü Allah’ın izniyle gerçekleştirdik. Bu etkinliği birlik, beraberlik ve dostluk içinde bir araya gelmek için düzenliyoruz. Uzak yakın demeden gelen tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum. İnşallah dualarımız kabul olur, bereketli yağmurlar yağar ve kuraklık sona erer." Mahalle halkı, önümüzdeki yıllarda da geleneği sürdürmeyi hedeflediklerini belirtti.
Mukaddes emanetler sergisi yoğun ilgi gördü
03 Kasım 2025 Pazartesi - 10:08 Mukaddes emanetler sergisi yoğun ilgi gördü ı Şerif’in de yer aldığı ‘Mukaddes Emanetler’ sergisi, vatandaşlara hem tarihi hem de manevi bir yolculuk yaşattı. Denizli Valiliği himayesinde Denizli İl Müftülüğü ve Hacı Ahmet Pakel Vakfının katkılarıyla düzenlenen "Mukaddes Emanetler" sergisi, Denizli’de büyük ilgiyle karşılandı. Denizli Dini Yüksek İhtisas Merkezi Ana Konferans Salonu’nun fuaye alanında gerçekleştirilen açılış töreninin ardından, binlerce vatandaş kutsal emanetleri görmek için sergi alanına akın etti. Dualarla açılan sergide, ziyaretçiler duygu dolu anlar yaşadı. Sergide Hz. Peygamber Efendimize ait Sakal-ı Şerif, kutsal beldelerden getirilen toprak örnekleri, Osmanlı dönemine ait el yazması Kur’an-ı Kerimler, kutsal örtü parçaları ve İslam tarihine ışık tutan çok sayıda nadide eser yer aldı. Denizlililer, 4 gün boyunca açık kalan sergide, bu kıymetli emanetleri yakından görme ve yetkililerden detaylı bilgi alma fırsatı buldu. Ziyaretçiler serginin manevi atmosferinde hem tarihi hem de ruhani bir yolculuğa çıktıklarını ifade etti. Ziyarette duygusal yaşadığını ifade eden Ayşe Karaca, "Sakal-ı Şerif’i görmek bizler için büyük bir onur. Sanki asırlık bir zaman tünelinden geçtik. Bu duyguyu anlatmak mümkün değil" sözleriyle duygularını dile getirdi. Sergi hakkında bilgi veren Denizli İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, "Bu emanetler, asırlardır ümmetin kalbinde taşıdığı bir mirasın sembolüdür. Onlara bakarken sadece tarihi değil, aynı zamanda inancımızın köklerini de görüyoruz. Bu vesileyle, geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kuruyoruz" dedi.
Diyarbakır’da 5 bin yıl önce depremin yıktığı yapının enkazı ortaya çıkartıldı
03 Kasım 2025 Pazartesi - 09:32 Diyarbakır’da 5 bin yıl önce depremin yıktığı yapının enkazı ortaya çıkartıldı Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü Tepesi yerleşkesinde 5 bin yıl önce meydana gelen depremde yıkılan boş yapının enkazı ortaya çıkartıldı. Çayönü Tepesi, Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Diyarbakır’ın Ergani ilçesinin 7 kilometre güneybatısında, Ergani ovası kuzeyinde yer alıyor. İnsanlık tarihinin yerleşik yaşama geçiş sürecini temsil eden Neolitik Dönemin çağın ilk aşamalarından dönemlerinden itibaren, yaklaşık 12 bin yıl önce ilk defa iskan edildiği yer. Bu yerleşim yeri, sadece Anadolu değil, aynı zamanda Yakındoğu ve Levant coğrafyasında Neolitik Dönem kültür tarihini en iyi yansıtan yerleşimlerden birisi olması nedeniyle dünya kültür tarihi için anahtar niteliğinde bir yerleşim yeri olarak biliniyor. 1964 yılında başlatılan kazı, günümüzde de devam ediyor. Kazılar, 6’ncı ayında da devam ederken, alanda yaklaşık 5 bin yıl önce depremden etkilenerek yıkılan boş bir yapının kerpiç duvar enkazı ortaya çıkartıldı. Kazı Başkanı Çanakkale Uygulamalı Bilimler Fakültesi Müzecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, bu sene Neolitik Dönemle ilgili birçok çalışma yapmakla beraber, İlk Tunç Çağ yani MÖ. 3000’lere ait bir dönemde de yoğun bir şekilde kazı alanını genişlettiklerini söyledi. Genişletince farklı alanlarda mimari verilerin ve alan kullanımıyla ilgili birçok veri elde ettiklerini belirten Sarıaltun, şu anda üzerinde çalıştıkları konu da bir kerpiç duvarın yıkımı olduğunu kaydetti. İlk Tunç Çağda 2800’lerden sonra yerleşimin kısmen terk edildiği, ya da burada yaşayan ahalinin bu alanı kullanmadığı dönemden sonraki yakın bir zamanda bir deprem oluştuğunu aktaran Sarıaltun, "Bunu nereden biliyoruz. Arkamızdaki dikdörtgen yapının güney duvarında taş temelli kerpiç bir duvar olduğunu biliyoruz. Bu kerpiç duvarın 12-13 sırası kuzeye doğru blok halinde kuzeye (mekanın içine) devrilmiş. Uzunluğu yaklaşık 5 metre 20 santim civarında. Yükseklik ya da genişliği diyebileceğimiz alan da 1 metre 25 santim. Blok halinde mekanın zemini üzerinde devrilmiş düşmüş. Bunu niye yerleşim terk edildikten sonra olduğunu söylüyoruz. Çünkü mekanın içerisinde bir moloz yığını ya da yerleşmenin yaşam alanın kullanımı sırasında yıkıldığını gösteren veri yok, aksine oluşan deprem sırasında önce bu yapı terkedilmiş gibi. Ön incelemelerimiz sonucuna göre muhtemelen yapı depremin oluşumundan kısa bir süre önce bir terk edilme söz konusu. Doğal olarak yapı, zaman içerisinde insanlar gittikten sonra tahribata uğramış. Sanırım 50 yıllık zaman diliminde bina tamamen yok olmadan depremle beraber taş temeller üzerindeki kerpiç duvar blok halinde kuzeye doğru düşmüş. Bu bloklar arasında harçlar var. Kırmızı renkli bir kerpiç. Bu da, bölgedeki topraktan kaynaklı hematit bir renk alışımınım göstergesi. Çevredeki kırmızı toprak kerpiç blok arasında çamur olarak kullanılmış. Yanma değil. Çünkü mekan içerisinde herhangi bir yanma izi bulmadık. Kerpicin kendi yapım tekniğinden kaynaklı kırmızımsı bir renge sahip. Kerpiç duvarın blok halinde düşüş yönü ve şekli, bize bir depremle bu yapının duvarlarının yıkıldığını gösteriyor" dedi. 5 bin yıl önceki yapı depreme maruz kalmış Sarıaltun, geçen sene alanda jeolojik bir çalışma yaptıklarını aktararak, "Jeolog ekip üyeleriyle birlikte fay hatlarına baktık, çünkü daha önce böyle varsayımlar vardı. Aslında bizim için bir ön çalışmaydı. Çayönü’nün yakın çevresinde belirgin bir fay hattı yok. Ama biliyoruz ki son 5 yıldır Çayönü’nün kuzeyinde Elazığ-Sivrice bölgesinde ciddi deprem hareketlilikleri var. Muhtemelen de yine aynı bölgede kuzeydeki bir depremin dolaylı bir etkisi olarak bir yıkım gerçekleşmiş. Çok yakında veya çok şiddetli bir deprem değil. Çünkü duvarları çok ciddi bir şekilde bozmamış" şeklinde konuştu. Bunun bir benzerini de yukarı Dicle havzasında Bismil civarındaki bir yerleşim olan Orta Tunç Çağında Salat Tepe yerleşmesinde en az 4-5 defa deprem yaşandığını, bu depremlerinde MÖ. 2300-2200’lerde başlayıp 1600’lere kadar devam ettiğini bildiklerini dile getiren Sarıaltun, "Bu binanın içerisinde ve kültür dolgusunda dönemin temsil eden buluntularımız var. Çanak çömlekler, tüme yakın kaplar var. Bunlar bir yıkıntının sonucu değil, doğal bir süreçle kalan arkeolojik malzeme. Bu anlamıyla iyi bir veriye sahip. En azından hem kronolojik açıdan hem de mekanı anlamamız açısından değerli buluntular bu sene tespit ettik. Son bulduğumuz kerpiç verileri de bizim bu verilerimizi daha nitelikli hale getirdi. Yerleşmenin sürecine, yapının duvarlarının yıkımına ya da bu yaşam alanının terk edilmesinden sonra neler yaşandığına dair bilgiler dışında; deprem veya sel gibi doğal olayla ilgili bir kalıntıları bulmuş olduk. Arkamızda görmüş olduğumuz yapı, günümüzden yaklaşık 5 bin yıl önceki bu yapı depreme maruz kalmış. Dolayısıyla, Diyarbakır’da 5 bin yıl önce bir deprem izini daha bulmuş olduk" ifadelerinde bulundu.
Buldan’ın tarihi 3 sokağı daha turizme kazandırılacak
03 Kasım 2025 Pazartesi - 09:22 Buldan’ın tarihi 3 sokağı daha turizme kazandırılacak DENİZLİ (İHA) – Tarihi evleriyle gün geçtikçe daha da ünlenen Buldan’da yeni üç sokakta daha restorasyon çalışması başlayacak. Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 25 Şubat tarihli kararıyla onaylanan "Sokak Sağlıklaştırma Restorasyon" projesi kapsamında Buldan ilçe merkezinde bulunan Düzalan, Tarakçı ve Terzilerkaşı sokaklarının sağlıklaştırması ve restorasyon uygulamasına başlama kararı alındı. Buldan Belediye Meclisinin 30 Ekim 2025 tarihinde yaptığı olağanüstü toplantıda, Düzalan, Tarakçı ve Terzilerkaşı sokaklarının ‘Sokak Sağlıklaştırması Restorasyonu’ işinin Denizli Büyükşehir Belediyesi ile Buldan Belediyesi tarafından ortaklaşa yapılması, bu kapsamda ortak hizmet protokolü akdedilmesine, protokol şartlarının belirlenmesine ve protokolün imzalanması hususunda başkana yetki verilmesine karar verildi. Buldan Belediye Meclisi ayrıca uygulama alanında kalan taşınmazların yapı sahipleri, mirasçılar veya kiracılardan alınması gereken izinlerin temini ve bu kapsamda yürütülecek iş ve işlemlerin etkin şekilde yürütülmesi için söz konusu izinlerin alınması, proje uygulamalarının yürütülmesi hususunda, 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca de belediye başkanına yetki verilmesine de onay verdi. Alınan kararların ardından Düzalan, Tarakçı ve Terzilerkaşı sokaklarındaki restorasyon çalışmalarına en kısa zamanda başlanması bekleniyor.
Milli Mücadele Müzesi Gaziantep tarihini anlatıyor
02 Kasım 2025 Pazar - 15:31 Milli Mücadele Müzesi Gaziantep tarihini anlatıyor Şahinbey Belediyesi, Kurtuluş Savaşı döneminde "Ölürsem şehit, kalırsam gazi olurum" düsturuyla dönemin işgalci güçlerine karşı direnen ve topraklarını işgalcilerden kurtaran Gazianteplilerin destansı mücadelesini Şahinbey Milli Mücadele Müzesi’nde yaşatıyor. Kurtuluş Savaşı’nda Gazianteplilerin kahramanca yürüttüğü destansı mücadelenin gelecek nesillere aktarılması amacıyla Şahinbey Belediyesi tarafından restore edilerek müzeye dönüştürülen Şahinbey Milli Mücadele Müzesi’nde Gaziantep’in 11 ay boyunca işgalcilere karşı verdiği mücadele tüm ayrıntılarıyla ziyaretçilerine tekrar yaşatılıyor. Zor şartlar ve imkansızlıklara rağmen kadın, erkek, genç, yaşlı 7’den 70’e Antep halkının işgalci Fransızlara karşı kazandığı zaferin üzerinden bir asır geçse de Gaziantepliler, ecdadının verdiği destansı mücadeleyi unutmamak için çocuklarıyla birlikte Antep savunmasının anlatıldığı Şahinbey Milli Mücadele Müzesi’ni ziyaret ediyor. Yoğun ilgi görüyor Kurtuluş Savaşı’nda Fransızlara ve İngilizlere karşı tek yumruk olarak dünyaya örnek gösterilecek bir mücadele ortaya koyan Gazianteplilerin, örnek kurtuluş destanının anlatıldığı müzede ziyaretçilere; destansı mücadele, bal mumu heykeller, ses efektleri ve profesyonel rehberlerin anlatımıyla gelecek nesillere aktarılıyor. O döneme ait yaşantının sergilendiği mağarada halkın kullandığı tabanca, tüfek, kılıç, kama, et satırı, kazma, kürek ve nacak gibi birçok tarihi eşya da müzede yer alıyor. Büyük bir ilgi gören ve ziyaretçileri hiç eksik olmayan Şahinbey Milli Mücadele Müzesi, hafta sonları yoğun ilgi görüyor. Açıldığı günden bu yana ziyaretçi akınına uğrayan ve ziyaretçilerine Antep Savunması’nda verilen destansı mücadeleyi tekrar yaşatan müze, Gaziantep halkının yanı sıra Türkiye’nin birçok ilinden kente gelen ziyaretçilerin de yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Tarihin ruhu Şahinbey Milli Mücadele Müzesi’nde yaşıyor Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şahinbey Milli Mücadele Müzesi’nin geçmişin yansıması olduğunu belirterek, "Burası Gaziantep’in kuruluşunda Heyeti Merkeziye’nin kullandığı bir mekân. Kurtuluş Savaşı’nda baskınlar olduğu zaman bu tünelleri kullanarak, farklı mekânlardan çıkmak suretiyle savaşı buradan yönetmişler. Gaziantep’in kurtuluş savaşında birçok olayları içinde barındırmış çok önemli mekânlardan birisi. Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen Şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.’ dediği yerdeyiz. Kurtuluş Savaşı’nın en çetin geçtiği mekânlardan birisi olan bu mekân, gençlerin tarihlerini daha net bir şekilde görüp, geleceklerine yön verecekleri bir müzedir. Tarihin, ruh kazandığı Şahinbey Milli Mücadele Müzesi’nde ‘imkanın değil imanın galip geldiği’ çok net bir şekilde anlatılmaktadır" dedi.
Miraç Çağrı Aktaş Mardian MALL’da okurlarıyla buluştu
02 Kasım 2025 Pazar - 15:19 Miraç Çağrı Aktaş Mardian MALL’da okurlarıyla buluştu Mardin’in yaşam merkezi Mardian Mall, kültür ve sanat etkinliklerine bir yenisini daha ekledi. Genç yazar Miraç Çağrı Aktaş, son kitabı "Kalbi İyi Olanın Yolu Zordur" için düzenlenen imza gününde okurlarıyla bir araya geldi. Etkinlikte yüzlerce kitapsever uzun kuyruk oluşturdu. Aktaş, okuyucularıyla sohbet ederek yeni kitabının teması, iyilik kavramı ve insan ruhuna dair mesajlarını paylaştı. Yazar, "Kalbi iyi olan insanların yolu her zaman zordur, fakat bu zorluk insanı büyütür" şeklinde konuştu. Mardian Mall Pazarlama Müdürü Dilber Ecevit, etkinlikle ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Miraç Çağrı Aktaş, genç kuşağın duygularına dokunabilen önemli bir yazar. ’Kalbi İyi Olanın Yolu Zordur’ eseriyle, iyiliğin kıymetini ve insan olmanın sorumluluğunu hatırlatıyor. Mardian MALL olarak biz, yalnızca alışverişin değil kültür, sanat ve edebiyatın da merkezi olmayı önemsiyoruz. Bu tür etkinliklerle, kentimizin kültürel yaşamına katkı sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz." Mardian Mall, düzenlediği imza günleri, sergiler, konserler ve kültür-sanat etkinlikleriyle Mardin’de sanatın nabzını tutmaya devam ediyor. Her yaştan ziyaretçisini edebiyatla buluşturan merkez, "kitaba, sanata ve insana değer katma" misyonuyla bölgedeki en güçlü kültürel platformlardan biri haline geliyor.
Malatya Anadolu Kitap ve Kültür Fuarı’na yoğun ilgi
02 Kasım 2025 Pazar - 14:55 Malatya Anadolu Kitap ve Kültür Fuarı’na yoğun ilgi Malatya Büyükşehir Belediyesi ve Malatya Valiliği iş birliğinde bu yıl 11’incisi düzenlenen Malatya Anadolu Kitap ve Kültür Fuarı, yazarlar, öğrenciler ve kitapseverlerden yoğun ilgi görüyor. Fuarın kente önemli bir kültürel değer kattığına dikkat çeken katılımcılar, organizasyonun her geçen yıl daha da geliştiğini ifade etti. Fuara büyük bir merakla katıldığını belirten İnönü Üniversitesi öğrencisi Hatice Bozdoğan, "Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da büyük bir ilgiyle kitapları inceliyorum. Çok güzel olmuş, Büyükşehir Belediyesine de çok teşekkür ediyorum" dedi. Öğretmenler Ortaokulu öğrencilerinden Ayşegül Çetin ise özellikle macera türü kitaplara ilgi duyduğunu dile getirerek, "Çok güzel kitaplar var, özellikle macera kitaplarını çok seviyorum. Bizlere bu imkânı sağlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Yazarlar için önemli bir buluşma noktası" Gaziantep’ten fuara katılan yazar Tuba İşlekoğlu, Malatya’daki kitap fuarının yazarlar için önemli bir buluşma noktası haline geldiğini söyledi. İşlekoğlu, "Geçen yıl düzenlenen fuara da katılmıştım. O fuar havasını soluduktan sonra bu yıl Antep’te durmak imkânsızlaştı. Açılışa yetişemedim ama bugün geldim. Bu büyük ve güzel organizasyondan dolayı Büyükşehir Belediyesine çok teşekkür ediyorum. Kitap fuarları, okuyucularımız ile buluşma adına büyük avantajlar sağlıyor" dedi. "Anadolu’daki en başarılı organizasyonlardan biri" Fuarın müdavimlerinden yazar Şeref Yılmaz ise Malatya Kitap Fuarı’nın Anadolu’daki en başarılı organizasyonlardan biri olduğunu vurguladı. Yılmaz, "Malatya Kitap Fuarı’na birincisinden itibaren katılıyorum. Malatya, Anadolu’da en güzel fuarı yapan yerlerden birisi. Geçen yıl deprem nedeniyle gelemedim. Bu yıl yaralar sarılıyor, binalar yükseliyor ve ben de tekrar geldim. Malatya’nın gönüllü bir neferiyim. Organizasyonu yapanlara çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.