KÜLTÜR SANAT
Çanakkale Kara Savaşları’nda dünya harp tarihinde elektronik harbinde ilk örneklerinden birisi olan jamming kullanıldı 24 Nisan 2026 Cuma - 09:47:44 Çanakkale’de 111 yıl önce düşman askerine denizde ve karada geçit vermeyerek ‘Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Çanakkale Kara Savaşları sırasında dünyanın ilk elektronik harp karıştırması yapılarak, itilaf devletlerine ait zırhlılarının ışıklı Mors ve telgraflı haberleşmesini alt üst eden Goncusuyu Telsiz istasyonunda dünya harp tarihinde elektronik harbinde ilk örneklerinden birisi olan Jamming kullanıldı. Doç. Dr. Barış Borlat, "Çanakkale muharebeleri esnasında enteresan bir örnek yaşanacak. HMS Queen Elizabeth gemisinin kaptanı daha sonra hatıralarında bu olayı anlattığında Selahattin Adil Bey’e şunu söylüyor, diyor ki; ‘Biz boğaza girdiğimizde atış yaptığımızda gemilerimizle karaya isabetli atışlar yapmıştık, ancak bir süre sonra fark ettik ki, uçağımız yere inmiş olmasına rağmen bozuk bir Fransızcayla hala bize yer yön tayini yapıldığını gördük. Fark ettik ki Türkler bizim telsizimize girmişler ve bizim telsizimizi karıştırmışlardı. İşte bu Jamming yöntemi Dünya harp tarihinin ilk örneklerinden birisidir ve o da Çanakkale harbi esnasında telsiz, telgraf zabiti Tevfik beyinde görev yaptığı ve şu anda bulunmuş olduğumuz gonca suyu telsiz istasyonunda yaşanmış olduğunu söyleyebiliriz" dedi. Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan ve dünya harp tarihine geçen ‘Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadasında, Goncusuyu Telsiz istasyonunda Çanakkale Kara Savaşları sırasında dünya harp tarihinde elektronik harbinde ilk örneklerinden birisi olan Jamming kullanıldı. Türkler Gonca Suyu Telsiz İstasyonundan İtilaf Donanmasının Çanakkale Boğazı içerisine girdiğinde uçaklarla ve gemiler arasında sağlanan haberleşme sırasında düşman askerlerinin telsizlerine girerek Dünya harp tarihinde elektronik harbinde ilk örneklerinden birisi olan Jammingin yöntemiyle yer yön tayini sırasında karıştırma yapıldı. Çanakkale Kara Harbi esnasında taraflar arasındaki güç dengesinin farklı olmasından kaynaklı olarak özellikle Türk tarafınca birçok savaş hilesini denenmiş olduğunu göreceğiz ki bunlardan özellikle ilk akla gelenler sahte siperlerin oluşturulması aynı zamanda sahte bataryaların teşkil edilmesi ki bir tanesi haberleşme alanında yapılacaktı. Bu da her iki taraf için aslında ilginç bir örnek olacaktı. Hatta Dünya harp tarihinde elektronik harbinde ilk örneklerinden birisi yani Jammingin ilk yapıldığı yerlerden birisi. Şu anda Çanakkale Kara Savaşları esnasında özellikle Çanakkale Boğazı içerisindeki topçu atış tanzim esnasında İtilaf Donanmasının bu tanzimleri yaparken kullandığı yöntemlerden bir tanesi de uçaklarla, gemiler arasında sağlanan haberleşmeydi. Bu yöntem aslında gayet basitti. Uçak havalandığında aşağıdaki atış tanzimini tarif edici geminin yaptığı atış sonrasında ona tek yönlü bir telsiz yöntemiyle yani Simplex yöntemiyle haber ulaştırıyor. Bu haberi alan gemi ise flama marifetiyle haberi aldım işareti verecektir. Ancak bu haberleşme esnasında Çanakkale Kara Harbi esnasında enteresan bir örnek yaşanacak. HMS Queen Elizabeth gemisinin kaptanı daha sonra anlarında bu olayı anlattığında Selahattin Adil Bey’e şunu söylüyor, diyor ki; ‘Biz boğaza girdiğimizde atış yaptığımızda gemilerimizle karaya isabetli atışlar yapmıştık, ancak bir süre sonra fark ettik ki, uçağımız yere inmiş olmasına rağmen bozuk bir Fransızcayla hala bize yer yön tayini yapıldığını gördük. Fark ettik ki Türkler bizim telsizimize girmişler ve bizim telsizimizi karıştırmışlardı. İşte bu Jamming yöntemi Dünya harp tarihinin ilk örneklerinden birisidir ve o da Çanakkale Kara Harbi esnasında telsiz, telgraf zabiti Tevfik beyinde görev yaptığı ve şu anda bulunmuş olduğumuz gonca suyu telsiz istasyonunda yaşanmış olduğunu söyleyebiliriz" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 21:56 57. Alay Birliği, 111 yıl sonra yeniden kuruldu Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda 111 yıl önce karadan çıkarma yapan İtilaf Devletleri’ne geçit vermeyerek büyük bir destan yazan 57. Alay, 111 yıl sonra tekkrar kuruldu. Tarihe damga vuran 19. Tümen’e bağlı 57. Piyade Alayı, Gelibolu’daki 2. Kolordu Komutanlığı bünyesinde yeniden teşkil edilerek faaliyetlerine başladı. Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan ve dünya harp tarihine geçen ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadasındaki Şehitler Abidesi, Seyit Onbaşı Heykeli, 57. Piyade Alayı Şehitliği, Conkbayırı, Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi, Kilitbahir Kalesi, Bigalı Kalesi ve Seddülbahir Kalesiyle her yıl binlerce ziyaretçiye Çanakkale ruhunu yaşatmaya devam ediyor. Adım atılan her noktasında Çanakkale Savaşları’nın izlerinin görülmesi mümkün olan, açık hava müzesi niteliği taşıyan Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı hayata geçirdiği ve geçireceği yeni projelerle, Çanakkale Ruhu’nu ve Çanakkale Destanı’nı daha fazla kişiye ulaştırmayı hedefliyor. Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı, Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda kahraman Mehmetçik 111 yıl önce dünyanın en güçlü donanmalarına geçit vermeyerek ’Çanakkale Geçilmez Destanı’ yazdı. 18 Mart 1915 tarihinde Çanakkale Boğazı’nı donanmanın zorlamasıyla geçemeyen İtilaf güçleri 25 Nisan tarihinde karaya asker çıkararak kara muharebeleri başladı. Karadan çıkarma yapan İtilaf Devletleri’ne geçit vermeyerek, 57’nci Alay büyük bir destan yazdı. Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda 111 yıl önce karadan çıkarma yapan İtilaf Devletleri’ne geçit vermeyerek büyük bir destan yazan 57. Alay, 111 yıl sonra tekkrar kuruldu. Tarihe damga vuran 19. Tümen’e bağlı 57. Piyade Alayı, Gelibolu’daki 2. Kolordu Komutanlığı bünyesinde yeniden teşkil edilerek faaliyetlerine başladı. "Kahraman alay" olarak anılan 57. Piyade Alayı, bundan sonraki süreçte Tarihi Alan’da gerçekleştirilecek resmi törenlerde, saygı nöbetlerinde ve çeşitli canlandırma faaliyetlerinde aktif rol üstlenecek. Askerlerin, döneme ait tarihi kıyafetlerle görev yapacağı bu faaliyetler kapsamında ziyaretçilere de farklı bir deneyim sunulacak. Tarihi Alan’ı ziyaret eden vatandaşlar, gerçekleştirilecek canlandırmalar sayesinde 57. Piyade Alayı’nın savaş dönemindeki yaşamına yakından tanıklık etme imkanı bulacak. Bu uygulamanın, Çanakkale ruhunun gelecek nesillere aktarılmasında önemli katkı sağlaması hedefleniyor. ÇOMÜ’den Dr. Öğretim Üyesi İsmail Sabah, "57. Alay bu zamana kadar 1 Şubat 1915 tarihinde Tekirdağ’da kurulduğu zannedilmekteydi. Ancak yakın zamanda yapmış olduğumuz arşiv çalışmaları sonucunda gördük ki, 57. Alay’ın kuruluşu bilinenden çok farklı gerçekleşti. 21 Ocak 1915 tarihinde, o esnada 3. Kolordu bünyesi’nde ve 7. Tümen’den alınan bölüklerle Gelibolu’da teşkil edilmiş, 28 Ocak 1915 tarihine geldiğimizde yani İngiliz Savaş Kabinesi’nin Çanakkale’de bir cephe açma kararı aldığı gün 57. Alayın 1. Taburu’da Gelibolu’da duaların edildiği özel bir merasimle teşkil edilmiştir. Bu esnada Sofya Askeriataşe olarak bulunan Mustafa Kemal Bey kendi talebiyle de yeni kurulmakta olan Tümen Komutanlığına atanmış ve İstanbul’a geldiğinde ilk olarak İstanbul’a gelmiş ve burada atandığı tümenin nerede olduğunu aramaya çalışmıştır. Harbiye nezaretinde yapmış olduğu görüşmelerde büyük bir şaşkınlık yaşayan Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey orada tümenin nerede olduğunu bilen herhangi bir kişiye tesadüf edemez. Kendisine 1. Ordu Komutanlığına müracaat etmesi söylenir ve oraya geldiğinde Kurmay Başkanı Kazım Bey ile görüşür ve Kazım Bey ile görüşmesinde kendilerinin kuruluşlarında böyle bir tümenin olmadığını ancak Gelibolu’daki 3. Kolordunun böyle bir teşkilat çalışmasında bulunduğunu ifade ederek bir defa Gelibolu’ya gitmesini söyler. Bunun üzerine Mustafa Kemal Bey, ’yani ben komutan olduğum tümen var mıdır, yok mudur bunu anlamak için Gelibolu’ya mı gideceğim’ dediğinde evet doğrusu budur cevabını alır. Ve bunun üzerine 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Bey, 31 Ocak 1915 tarihinde Gelibolu’ya gelir. 3. Kolordu nezdinde kuruluş ve teşkilat çalışmaları başlayan 19. Tümeni ve 57. Alayı ilk defa burada görür. Ve başkomutanlık emriyle de aynı gün oradan hareket ederek, 1 Şubat 1915 tarihinde Tekirdağ’a varır. Aradan 111 yıl geçmesine rağmen tarihin ilginç bir tesadüfü sonucu olarak 57. Alay tekrardan yine Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde Gelibolu’da kurulmuş olduğunu gördük. Bu da 57. Alay’ın kahramanlığını yaşatan ve o kahramanlığı hatırlatan güzel bir tesadüf olarak tarihteki yerini almıştır" dedi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 20:28 Başkan Çerçioğlu’ndan çocuklara 23 Nisan hediyesi Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Tekstil Park Fuar Aydın’da düzenlenen 23 Nisan etkinliklerinde çocuklar, eğitici ve eğlenceli aktivitelerle bayram sevincini doyasıya yaşadı. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Aydın Tekstil Park Fuar Aydın’da gerçekleştirilen etkinliklerde çocuklar, hem öğrenmelerine katkı sağlayan hem de sosyal becerilerini geliştiren aktivitelerle buluşuyor. 23 Nisan’da da çocukları unutmayana Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, miniklere bayram hediyesi verdi. Aileleriyle birlikte etkinlik alanına gelen çocuklar, gün boyunca eğitici ve geliştirici etkinlikler ile bayram sevincini yaşadı. Fuar Aydın alanında kurulan etkinlik alanlarında çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimine katkı sunan oyunlar ve atölyeler yer alırken, şenlik kapsamında çocuklar, interaktif spor etkinlikleri, beceri geliştiren oyun alanları, atölye çalışmaları ve sahne performansları ile buluştu. Etkinliklerde yer alan gösteriler ve aktiviteler, çocukların eğlenirken öğrenmelerine katkı sağlarken, etkinlik alanında çocuklara pamuk şeker ve patlamış mısır ikramları yapıldı. Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri, 24 ve 25 Nisan tarihlerinde de 12.00 ile 20.00 saatleri arasında çocuklarla buluşacak. Etkinliklerden memnuniyet duyduklarını ifade eden aileler ve çocuklar, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’na teşekkür etti.
Bakan Bak, gençler arası ses yarışmasını izledi, sahnede şarkı söyledi
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:52 Bakan Bak, gençler arası ses yarışmasını izledi, sahnede şarkı söyledi Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gençler Arası Ses Yarışması Türkiye Finali’ni izledi. Bakan Bak sahnede şarkı söyledi. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen Gençler Arası Ses Yarışması Türkiye Finali, İstanbul’daki Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın da izlediği ses yarışmasında gençler, yeteneklerini sergileme fırsatı bulurken Bakan Bak, konuk sanatçılarla birlikte sahneye çıkarak şarkı söyledi. Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce, gençlerin geleneksel sanatımıza sahip çıkan bireyler olarak yetişmesi amacıyla 10 yıldır yapılan Gençler Arası Kültür ve Sanat Yarışmalarında bilgi, ses, şiir ve tiyatro dallarında gençlere yeteneklerini sergileme fırsatı sunuluyor. Türkiye Finalini; Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın yanı sıra Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Enes Efendioğlu ile çok sayıda öğrenci izledi. 17-25 yaş aralığındaki 7 bin 992 gencin başvuru yaptığı Ses Yarışmasında il ve bölge elemelerinin ardından finale kalanlar; ‘Türk Müziği’, ‘Popüler Müzik’ ve ‘Özgün Yorumlama’ olmak üzere 3 ayrı kategoride eserler seslendirdi. Bakan Bak sahnede sanatçılarla birlikte şarkı seslendirdi Sinan Akçıl, Ece Mumay, Aydilge, Zehra Gülüç ve Reyhan Taghan’ın konuk sanatçı olarak katıldığı finalde gençlerin performansı büyük beğeni toplarken, Bakan Bak, yarışmayı ilgiyle takip etti. Bakan Bak, program boyunca alkış ve ritim tutarak gençlerin heyecan ve coşkusuna ortak oldu. Salonda bulunan gençlerin büyük ilgi gösterdiği sanatçılar, şarkılarıyla izleyenlere keyifli anlar yaşatırken, Bakan Dr. Osman Aşkın Bak, daha sonra sahneye çıkarak ‘Bir Başkadır Benim Memleketim’ şarkısını konuk sanatçılarla birlikte seslendirdi. "Gençlerimiz güzel işler yapıyor" Gençler Arası Ses Yarışması Türkiye Finali öncesinde konuşma yapan Bakan Bak, gençlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Güzel bir ortam var. Birbirinden yetenekli genç yarışmacılar sahne alacak. Değerli jüri üyelerimiz ve konuk sanatçılarımız bizimle. Orkestramız hazır. Güzel bir akşam olacağına inanıyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlere çok kıymet verdiğini vurgulayan Bakan Bak, "Cumhurbaşkanımız gençlerle ilgili projelerimizi her zaman destekliyor. Gençlerimiz güzel işler yapıyor. Onların önünü açacak yatırımlarımız var. Ülkemizin geleceğisiniz. Sizleri seviyoruz. Sanatta, bilimde, sporda, her alanda başarılı gençlerimizle yol yürümeye devam edeceğiz. Bu organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz ekibine teşekkür ediyoruz. Tüm yarışmacılarımıza başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. Bakan Bak, yarışmada dereceye girenlere ödüllerini verdi Gençler Arası Ses Yarışması Türkiye Finalinde dereceye girenlere ödüllerini Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak takdim etti. Yarışmada, ilk üçe giren gençler, ‘Uluslararası Hareketlilik Programları’ndan birine direkt katılma hakkı elde etti. Finali izlemeye gelen izleyicilerden arasından kurayla seçilen 200 kişi, A Milli Futbol, Basketbol veya Voleybol Takımlarının maçlarından birini izlemeye hak kazandı.
Bakan Bak gençler arası ses yarışmasını izledi, sahnede şarkı söyledi
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:50 Bakan Bak gençler arası ses yarışmasını izledi, sahnede şarkı söyledi Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gençler Arası Ses Yarışması Türkiye Finali’ni izledi. Bakan Bak sahnede şarkı söyledi. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından düzenlenen Gençler Arası Ses Yarışması Türkiye Finali, İstanbul’daki Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın da izlediği ses yarışmasında gençler, yeteneklerini sergileme fırsatı bulurken Bakan Bak, konuk sanatçılarla birlikte sahneye çıkarak şarkı söyledi. Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce, gençlerin geleneksel sanatımıza sahip çıkan bireyler olarak yetişmesi amacıyla 10 yıldır yapılan Gençler Arası Kültür ve Sanat Yarışmalarında bilgi, ses, şiir ve tiyatro dallarında gençlere yeteneklerini sergileme fırsatı sunuluyor. Türkiye Finalini; Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’ın yanı sıra Gençlik Hizmetleri Genel Müdürü Enes Efendioğlu ile çok sayıda öğrenci izledi. 17-25 yaş aralığındaki 7 bin 992 gencin başvuru yaptığı Ses Yarışmasında il ve bölge elemelerinin ardından finale kalanlar; ‘Türk Müziği’, ‘Popüler Müzik’ ve ‘Özgün Yorumlama’ olmak üzere 3 ayrı kategoride eserler seslendirdi. Bakan Bak sahnede sanatçılarla birlikte şarkı seslendirdi Sinan Akçıl, Ece Mumay, Aydilge, Zehra Gülüç ve Reyhan Taghan’ın konuk sanatçı olarak katıldığı finalde gençlerin performansı büyük beğeni toplarken, Bakan Bak, yarışmayı ilgiyle takip etti. Bakan Bak, program boyunca alkış ve ritim tutarak gençlerin heyecan ve coşkusuna ortak oldu. Salonda bulunan gençlerin büyük ilgi gösterdiği sanatçılar, şarkılarıyla izleyenlere keyifli anlar yaşatırken, Bakan Dr. Osman Aşkın Bak, daha sonra sahneye çıkarak ‘Bir Başkadır Benim Memleketim’ şarkısını konuk sanatçılarla birlikte seslendirdi. "Gençlerimiz güzel işler yapıyor" Gençler Arası Ses Yarışması Türkiye Finali öncesinde konuşma yapan Bakan Bak, gençlerle bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Güzel bir ortam var. Birbirinden yetenekli genç yarışmacılar sahne alacak. Değerli jüri üyelerimiz ve konuk sanatçılarımız bizimle. Orkestramız hazır. Güzel bir akşam olacağına inanıyorum" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gençlere çok kıymet verdiğini vurgulayan Bakan Bak, "Cumhurbaşkanımız gençlerle ilgili projelerimizi her zaman destekliyor. Gençlerimiz güzel işler yapıyor. Onların önünü açacak yatırımlarımız var. Ülkemizin geleceğisiniz. Sizleri seviyoruz. Sanatta, bilimde, sporda, her alanda başarılı gençlerimizle yol yürümeye devam edeceğiz. Bu organizasyonun düzenlenmesinde emeği geçen Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüz ekibine teşekkür ediyoruz. Tüm yarışmacılarımıza başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı. Bakan Bak, yarışmada dereceye girenlere ödüllerini verdi Gençler Arası Ses Yarışması Türkiye Finalinde dereceye girenlere ödüllerini Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak takdim etti. Yarışmada, ilk üçe giren gençler, ‘Uluslararası Hareketlilik Programları’ndan birine direkt katılma hakkı elde etti. Finali izlemeye gelen izleyicilerden arasından kurayla seçilen 200 kişi, A Milli Futbol, Basketbol veya Voleybol Takımlarının maçlarından birini izlemeye hak kazandı.
Deprem yaralarını oyunla saran çocukların hikayesi Altın Portakal’da
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:49 Deprem yaralarını oyunla saran çocukların hikayesi Altın Portakal’da Altın Portakal Galaları’nda "Gondola" ve Hatay depreminden sonra hayata oyunla tutunan çocukların renklendirdiği "Hayal Gücü Oyun Parkı"nın galası yapıldı. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde çok özel iki filmin galası yapıldı. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda beyazperdeye yansıyan; kurmaca film "Gondola" ve Hatay depreminden sonra hayata oyunla tutunan çocukların "Hayal Gücü Oyun Parkı" belgeseli seyirciyle buluştu. Filmlerin gösterimleri kadar söyleşileriyle de izleyicinin ilgisini çekti. Almanya- Gürcistan yapımı "Gondola" filminin gösteriminden sonra yönetmen Veit Helmer, seyircilerin sorularını cevapladı. Seyircilerin sorularını yanıtladı Gürcistan dağlarının masalsı atmosferinde iki genç kadının aralarında kurulan bağı, diyalogsuz olarak anlatan filmin yönetmeni Veit Helmer, bu fikri Alfred Hitchcock’tan aldığını söyleyerek "Hitchcock ile ilgili bir kitapta diyalogsuz filmin nasıl yapılacağına dair bir bölüm vardı; oradan etkilendim. Ayrıca sesi ve sesin doğru kullanımını çok seviyorum. Eğer bir filmde diyalog kullanırsanız sesin çok fazla önüne geçiyor. Diyalog olmayınca ses için geniş bir alan kalıyor" dedi. "7 kişi ile filmi çektik" Gürcistan’da ve gondola’da (teleferik) geçen bir film fikrinin, önceki filmde Azerbaycan’da yaşadıkları sorunlar sebebiyle Gürcistan’a geçtiklerinde belirdiğini dile getiren Helmer, "Gürcistan’da filmi tamamladığımızda ekip, ‘lütfen tekrar gelin ve bir daha film çekin’, dedi. Yapımcılardan biri de kendi köyünde çok gondolalar olduğunu söyleyip bunları filmde kullanmamı önerdi. Gondolalar ile çalışmaksa oldukça zor; çünkü sadece bir kabin var. Görüntü yönetmeni ile çekimden önce ‘iki gondolun gidip gelişini nasıl gösterebiliriz, diye düşündük. Ekibin bir kısmı ‘asla başaramazsınız’ bile dedi. Limitli bir bütçemiz olduğu için bir kısmını görsel efekt kullanarak yaptık. Aslına bakarsanız filmin senaristi, yönetmeni, yapımcısı, ses tasarımcısı ve ekip için kamyonu kullanan kişiydim! Toplam 7 kişi ile bu filmi çektik" ifadelerini kullandı. "Hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik" 6 Şubat 2023’te yaşanan depremin ardından Nedim Buğral, bir grup gönüllüyle Hatay’ın farklı noktalarında oyun alanları kurdu. "Hayal Gücü Oyun Parkı (HOP)" adı verilen ve II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da geliştirilen "esnek oyun alanı" yaklaşımından ilham alan proje, çocukların, çevrelerinde kolayca bulabilecekleri atık malzemeleri, oyuncaklara dönüştürmeleri fikrine dayanıyor. Depremden yalnızca iki hafta sonra çadır alanlarında başlayan bu kolektif iyileşme süreci, iki yılı aşkın bir süredir, konteyner kentlerde devam ediyor. Oyun aracılığıyla hayata tutunan çocukların dünyasını, dayanışmanın önemini ve hayal kurmanın dönüştürücü etkisini anlatan filmin yönetmeni Jale İncekol ve Nedim Buğral, gösterimden sonra soruları cevapladı. Depremden iki ay sonra Nedim Buğral’ın kurduğu derneğin gönüllüsü olarak Hatay’a gittiğinde şahit oldukları üzerine belgesele karar verdiğini dile getiren İncekol; Hatay’da gördüklerini şöyle anlattı: "O dönemde çadır kentlerde yaşıyordu insanlar. Nedim’in asistanı olarak çalışmaya başladım. Çocukları HOP’a girerken ve HOP’tan çıktıktan sonra gözlemlediğimde çok büyük farklılıklar gördüm. Beş dakika önce kayıplarından bahseden birinin, beş dakika sonra çocuğuna HOP’ta yardım ederken gülümseyebildiğine şahit oldum. Nedim’le bir sene iletişimde kaldık, ben daha sonra film için geri döndüm. Nedim hâlâ Hatay’da, sahada. İnsanlar hâlâ konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor. Filmi 2024’te çekmiştik; çocuklar hâlâ o 21 metrekarenin içinde, o beton zeminde yaşamaya, büyümeye devam ediyor" dedi. Çocuklarla, özellikle de büyük bir felaketin mağduru olmuş çocuklarla, çalışırken izledikleri yolun sorulması üzerine İncekol, "Hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik" diyen Nedim Buğral ise sözlerini şöyle sürdürdü: "Filmde kurgu olarak konuştuğumuz her şeyi biz play-workerlarla / (oyun çalışmalarıyla) yaptık. Bir duygu check-list’i yaptık. Çok farklı disiplinlerden sanatçılar, gönüllüler vardı. Akşamları oturup çocukların oyununu anlama meselesi üzerine çalıştık. Bu süreçte hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik" şeklinde konuştu.
Deprem yaralarını oyunla saran çocukların hikayesi Altın Portakal’da
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:41 Deprem yaralarını oyunla saran çocukların hikayesi Altın Portakal’da Altın Portakal Galaları’nda "Gondola" ve Hatay depreminden sonra hayata oyunla tutunan çocukların renklendirdiği "Hayal Gücü Oyun Parkı"nın galası yapıldı. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde çok özel iki filmin galası yapıldı. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda beyazperdeye yansıyan; kurmaca film "Gondola" ve Hatay depreminden sonra hayata oyunla tutunan çocukların "Hayal Gücü Oyun Parkı" belgeseli seyirciyle buluştu. Filmlerin gösterimleri kadar söyleşileriyle de izleyicinin ilgisini çekti. Almanya- Gürcistan yapımı "Gondola" filminin gösteriminden sonra yönetmen Veit Helmer, seyircilerin sorularını cevapladı. Seyircilerin sorularını yanıtladı Gürcistan dağlarının masalsı atmosferinde iki genç kadının aralarında kurulan bağı, diyalogsuz olarak anlatan filmin yönetmeni Veit Helmer, bu fikri Alfred Hitchcock’tan aldığını söyleyerek "Hitchcock ile ilgili bir kitapta diyalogsuz filmin nasıl yapılacağına dair bir bölüm vardı; oradan etkilendim. Ayrıca sesi ve sesin doğru kullanımını çok seviyorum. Eğer bir filmde diyalog kullanırsanız sesin çok fazla önüne geçiyor. Diyalog olmayınca ses için geniş bir alan kalıyor" dedi. "7 kişi ile filmi çektik" Gürcistan’da ve gondola’da (teleferik) geçen bir film fikrinin, önceki filmde Azerbaycan’da yaşadıkları sorunlar sebebiyle Gürcistan’a geçtiklerinde belirdiğini dile getiren Helmer,: "Gürcistan’da filmi tamamladığımızda ekip, ‘lütfen tekrar gelin ve bir daha film çekin’, dedi. Yapımcılardan biri de kendi köyünde çok gondolalar olduğunu söyleyip bunları filmde kullanmamı önerdi. Gondolalar ile çalışmaksa oldukça zor; çünkü sadece bir kabin var. Görüntü yönetmeni ile çekimden önce ‘iki gondolun gidip gelişini nasıl gösterebiliriz, diye düşündük. Ekibin bir kısmı ‘asla başaramazsınız’ bile dedi. Limitli bir bütçemiz olduğu için bir kısmını görsel efekt kullanarak yaptık. Aslına bakarsanız filmin senaristi, yönetmeni, yapımcısı, ses tasarımcısı ve ekip için kamyonu kullanan kişiydim! Toplam 7 kişi ile bu filmi çektik" ifadelerini kullandı. "Hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik" 6 Şubat 2023’te yaşanan depremin ardından Nedim Buğral, bir grup gönüllüyle Hatay’ın farklı noktalarında oyun alanları kurdu. "Hayal Gücü Oyun Parkı (HOP)" adı verilen ve II. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’da geliştirilen "esnek oyun alanı" yaklaşımından ilham alan proje, çocukların, çevrelerinde kolayca bulabilecekleri atık malzemeleri, oyuncaklara dönüştürmeleri fikrine dayanıyor. Depremden yalnızca iki hafta sonra çadır alanlarında başlayan bu kolektif iyileşme süreci, iki yılı aşkın bir süredir, konteyner kentlerde devam ediyor. Oyun aracılığıyla hayata tutunan çocukların dünyasını, dayanışmanın önemini ve hayal kurmanın dönüştürücü etkisini anlatan filmin yönetmeni Jale İncekol ve Nedim Buğral, gösterimden sonra soruları cevapladı. Depremden iki ay sonra Nedim Buğral’ın kurduğu derneğin gönüllüsü olarak Hatay’a gittiğinde şahit oldukları üzerine belgesele karar verdiğini dile getiren İncekol; Hatay’da gördüklerini şöyle anlattı: "O dönemde çadır kentlerde yaşıyordu insanlar. Nedim’in asistanı olarak çalışmaya başladım. Çocukları HOP’a girerken ve HOP’tan çıktıktan sonra gözlemlediğimde çok büyük farklılıklar gördüm. Beş dakika önce kayıplarından bahseden birinin, beş dakika sonra çocuğuna HOP’ta yardım ederken gülümseyebildiğine şahit oldum. Nedim’le bir sene iletişimde kaldık, ben daha sonra film için geri döndüm. Nedim hâlâ Hatay’da, sahada. İnsanlar hâlâ konteyner kentlerde yaşamaya devam ediyor. Filmi 2024’te çekmiştik; çocuklar hâlâ o 21 metrekarenin içinde, o beton zeminde yaşamaya, büyümeye devam ediyor" dedi. Çocuklarla, özellikle de büyük bir felaketin mağduru olmuş çocuklarla, çalışırken izledikleri yolun sorulması üzerine İncekol, "Hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik" diyen Nedim Buğral ise sözlerini şöyle sürdürdü: "Filmde kurgu olarak konuştuğumuz her şeyi biz play-workerlarla / (oyun çalışmalarıyla) yaptık. Bir duygu check-list’i yaptık. Çok farklı disiplinlerden sanatçılar, gönüllüler vardı. Akşamları oturup çocukların oyununu anlama meselesi üzerine çalıştık. Bu süreçte hep çocukları duymayı ve anlamayı denedik" şeklinde konuştu.
İş Sanat’ın 26’ncı sezonunun Parlayan Yıldızları belirlendi
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:34 İş Sanat’ın 26’ncı sezonunun Parlayan Yıldızları belirlendi İş Sanat’ın 2002 yılından beri düzenlediği Parlayan Yıldızlar konserlerinde bu sezon yer alacak isimler belli oldu. İş Sanat’ın kariyerlerinin başındaki müzisyenlere sahne deneyimi sunarak destek olmak amacıyla 2002 yılından beri düzenlediği Parlayan Yıldızlar konserlerinde bu sezon yer alacak isimler belli oldu. Sezonun ilk konseri 24 Kasım’da İş Kuleleri Salonu’nda. Ekim ayında yapılan seçmelerin sonucundaBerat Aktaş (tar), Mustafa Anıl Aşan (piyano), Tolga Bilget (piyano), Ozan Ali Bilgili (klarnet),Bared Çağlıçubukçu (piyano), Derin Zehra Erdem (piyano), Ege Gündüz (trombon), Cahide Gür (fagot), Berin Gökçe İlhan (çello), Doğa Karahan (viyolonsel),Dilara Kaya (piyano), Öykü Kebir(fagot), Mert Köse (fagot), Evrim Aleyna Kuzucuk (keman), Eylül Ravza Madenbaş (kemençe), Defne Mecidiye (klarnet), Batu Özcan (vurmalı çalgılar), Mert Hakan Şeker (piyano), Maya Devrim Tanyılmaz (flüt), Barış Tümkaya (piyano) ve Arya Şirin Utandı (keman), Parlayan Yıldızlar konserlerinde sahneye çıkmaya hak kazandı. Genç müzisyenlerin sezon boyunca vereceği konserler İş Kuleleri Salonu’nda ücretsiz olarak takip edilebilecek. Sezonun24 Kasım Pazartesi 20.30’daki ilk konserinde Bared Çağlıçubukçu (piyano) ve Berin Gökçe İlhan (çello) yer alacak. Ücretsiz düzenlenen Parlayan Yıldızlar konserleri için Biletix’ten rezervasyon yaptırılıyor.Geçtiğimiz sezonun Parlayan Yıldızlar konserlerinde sahne alan genç müzisyenlerin performanslarından kısa videoları, İş Sanat’ın YouTube kanalında yer alıyor.
Başkan Özmeriç; "Ahilik kültürünü en iyi şekilde sürdürmeye gayret ediyoruz"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:33 Başkan Özmeriç; "Ahilik kültürünü en iyi şekilde sürdürmeye gayret ediyoruz" Aydın Şoförler Odası ve Aydın Şoför Esnaf Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Semih Özmeriç, esnaf ve sanatkarın sorunlarının çözümü için ahilik kültürünün en iyi şekilde sürdürülmesi gerektiğini belirtti. Bugün gerek esnaf ve sanatkarlar için gerekse toplumda yaşanan pek çok sıkıntının çözümünün ahilik kültürünü yaşatmaktan geçtiğini kaydeden Başkan Özmeriç, "Şoförler Odası ve Şoför Esnaf Kredi Kefalet Kooperatifi imkanları ile tüm esnaf ve sanatkarımızın hizmetindeyiz" dedi. Aydın Şoförler Odası’nda 16 yıldır Aydın Şoför Esnaf Kredi Kefalet Kooperitifi’nde ise çeyrek asırdan bu yana başkanlık görevini sürdüren Semih Özmeriç, ahilik kültürünü en iyi şekilde sürdürmeye gayret ettiklerini belirtti. Odanın bünyesinde hizmet veren çekici, düğün salonu ve kooperatife ait Kızılcaköy yakınlarında bulunan kır bahçesi ile tüm esnaf ve sanatkarın hizmetinde olduklarını belirten Başkan Özmeriç, esnaf ve sanatkarın yaşadığı sorunların çözümünün birlik ve beraberlikten geçtiğini söyledi. "Bizden başkan Dünyada böylesine köklü kurum yok" Temelleri 12. Yüzyılda Anadolu’nun merkezi Kırşehir’de Ahi Evran tarafından atılıp tüm Türkiye’ye yayılan Ahilik Kültürü’ne her geçen gün daha çok ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Başkan Özmeriç, "Bugün yıllardır geleneksel olarak Eylül Ayı’nın son hatasında kutladığımız ‘ahilik haftası’ aslında bir kültür haline gelmelidir. Aynı zamanda bir esnaf dayanışması teşkilatı olan bu kültürü öncelikle tüm meslek kuruluşları sürdürmelidir. Çalışma hayatını iyi insan meziyetlerini esas alarak düzenleyen bu teşkilatın vazifesini bugün esnaf odaları sürdürmektedir. İyi ve güzel ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzenin adı olan ahilik kültürünü topluca yaşatırsak bir çok sorunun kendiliğinden çözüleceğine inanıyoruz" dedi. Aydın Şoförler Odası olarak bu kapsamda hizmetlerini sürdürdüklerini kaydeden Başkan Özmeriç, gerek odanın gerekse koopertifin tüm imkanlarının Aydın halkına ve Aydın’ın ensaf ve sanatkarına açık olduğunu kaydetti.
Zeytini, tasarımlarıyla mücevhere dönüştürdü
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:11 Zeytini, tasarımlarıyla mücevhere dönüştürdü FestOlive Edremit etkinlikleri dahilinde Edremit’te düzenlenen "Ölmez Ağacın Peşinde: Miras" mücevher sergisi, zeytinin binlerce yıllık kültürel ve sembolik yolculuğunu sanatın diliyle anlatıyor. Sanatçı Funda Erdem tarafından tasarlanan takılardan oluşan sergi, zeytinin tarih boyunca taşıdığı anlamı mücevher sanatına dönüştürerek ziyaretçilerin beğenisine sunuyor. Sanatçı Funda Erdem sergiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu kez Kaz Dağları’nı mücevherle anlatmak istedik. Anadolu bizim vatanımız, çok özel bir coğrafya ve Kaz Dağları bu toprakların kalbi. Kaz Dağları’nın süsü ise binlerce yıldır ayakta duran zeytin. Zeytin, barışın, umudun ve üretkenliğin sembolüdür. Bu nedenle mücevherlerimde onun yeşilini, siyahını, dalını, yaprağını kullanarak anlatmak istedim" dedi. Erdem, "Ben mücevheri bir iletişim aracı olarak görüyorum. 20 yıllık Femseveni markam, kültürel mirası mücevherle nasıl tanıtabiliriz sorusu üzerine kuruldu. Gümüş, altın ve doğal taşlarla Anadolu’nun 12 bin yıllık serüvenini; Hitit’ten Göbeklitepe’ye, Troya’dan Bektaşi ve Mevlevi kültürüne kadar birçok unsuru yansıtan koleksiyonlarla anlatmaya çalışıyorum" diye konuştu. Sergi, ziyaretçilerine "ölmez ağaç" olarak bilinen zeytinin kültürel miras değerini takılabilir sanat eserleri aracılığıyla deneyimleme fırsatı sunuyor. Serginin açılışı, Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş, Havran Kaymakamı Muhammed Evlice, Havran Belediye Başkanı Emin Ersoy, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, Edremit Kent Konseyi Başkanı Prof. Dr. Abdullah Soykan ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Teymur Ağalıoğlu’nun "Tabiatın Yorulmaz Öğrencisi" Sergisi Kazlıçeşme Sanat’ta yapıldı
01 Kasım 2025 Cumartesi - 09:48 Teymur Ağalıoğlu’nun "Tabiatın Yorulmaz Öğrencisi" Sergisi Kazlıçeşme Sanat’ta yapıldı Zeytinburnu Belediyesi, Teymur Ağalıoğlu’nun "Tabiatın Yorulmaz Öğrencisi" Sergisi’nin açılışını yaptı. 15 Ocak 2026 tarihine kadar ziyarete açık sergide konuşan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy, "İstanbulluları ve Zeytinburnulu hemşerilerimizi bu güzel sergiyi görmeye davet ediyoruz. Burada Teymur Ağalıoğlu’nun ışıkla, renkle, tabiatla yaptığı eserleri görmek mümkün olacak" dedi. Zeytinburnu Belediyesi tarafından, Teymur Ağalıoğlu’nun "Tabiatın Yorulmaz Öğrencisi" Sergisi’nin açılışı, Kazlıçeşme Sanat’ta yapıldı. Açılışa Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy’un yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, İstanbul Vali Yardımcısı Mehmet Sülün, AK Parti İstanbul Milletvekili Büşra Paker, Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu ile çok sayıda sanatsever katıldı. Protokol ile beraber sergiye gelen Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy eserleri tek tek inceledi, bilgi aldı. Ardından ise protokol konuşmaları sonrasında ressam ile yaptığı eserler üzerine sohbet gerçekleştirdi. Arısoy konularında ise İstanbulluları ve Zeytinburnulu hemşerilerini sergiyi görmeye davet etti. Sergide Teymur Ağalıoğlu’nun 50 yıllık sanat birikimden oluşan 165 eser yer aldı. 15 Ocak 2026’ya kadar ziyarete açık olan serginin küratörlüğünü ise Ömer Faruk Şerifoğlu yaptı. ‘İstanbul’un son izlenimci ressamı’ tanımlamasıyla ünlenen ressam Ağaoğlu’nun doğadan ilham alarak ortaya koyduğu eserler ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördü. Açık havada resim yapma (izlenimcilik) ekolünün en son temsilcilerinden olan Teymur Ağalıoğlu, 1992 yılında Türkiye’ye yerleşti. 30 yılı aşkın süredir kendi atölyesinde dersler veren Ağalıoğlu; İstanbul, Antalya, Giresun, Ankara gibi birçok şehirde öğrencileri ve arkadaşlarından oluşan "Tabiart" grubuyla resim çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye dışında, Hollanda ve Amerika’da da sergiler açan ve ödüller kazanan sanatçının yurt içinde ve yurt dışında çeşitli kurum ve özel koleksiyonlarda eserleri bulunuyor. "İstanbulluları ve Zeytinburnulu hemşerilerimizi bu güzel sergiyi görmeye davet ediyoruz" Sergide konuşan Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy "Bugün Kazlıçeşme Sanat’ta Teymur Ağalıoğlu’nun bir retrospektif sergisini açtık. Teymur Ağalıoğlu 72 yıllık hayatının son 30 yılını İstanbul’da, Antalya’da, Giresun’da ve Ankara’da tabiatı gözlemleyerek, tabiatın renklerini tualine yansıtarak yaşamış bir ressam. Onun 50 yıllık sanat birikiminin yer aldığı koleksiyonun bir kısmının sergilendiği sergi. 15 Ocak’a kadar Zeytinburnu Kazlıçeşme Sanat’ta sanatseverlerin ziyaretine açık. İstanbulluları ve Zeytinburnulu hemşerilerimizi bu güzel sergiyi görmeye davet ediyoruz. Burada Teymur Ağalıoğlu’nun ışıkla, renkle, tabiatla yaptığı eserleri görmek mümkün olacak. Başta sanatçımız olmak üzere herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Bu resimleri zorlu şartlarda severek yaptım" İşini severek yaptığını belirten Ressam Teymur Ağalıoğlu "1991’de sınırlar açıldığında Türkiye’ye geldim. Bir kaç yıl gelip gittikten sonra yerleşmeye karar verdim. Türkiye’nin değişik bölgelerinde yaşadım. Daha sonra İstanbul’da bir sergiye katıldıktan sonra burada kalmaya karar verdim. İstanbul dahil Türkiye’nin değişik yerlerinde resimler yapıyorum. Türkiye bir cennettir. İstanbul’un ayrı bir enerjisi var. Buradaki resimlerin arkasında büyük bir emek var. Bu resimleri zorlu şartlarda severek yaptım. Şuan burada 165 eser var. İlk kez bu kadar büyük bir sergiye katıldım. Ben burada ışığı yakalamaya çalışıyorum. Manzara benim için bahanedir. Severek yapıyorsan mutlaka oraya yansır" şeklinde konuştu.
Küçük yeteneklerin, büyük eserleri sergilendi
01 Kasım 2025 Cumartesi - 09:48 Küçük yeteneklerin, büyük eserleri sergilendi Adana’nın Kozan ilçesinde küçük ve genç yeteneklerin ortaya çıkardığı eserlerin yanı sıra ünlü ressamların çalışmalarının da yeniden yorumlanmasıyla hazırlanan resimlerle açılan sergi ziyaretçilerin beğenisini kazandı. Kozan ilçesinde Ressam Kübra Bulduklu ve öğrencilerinin eserlerinden oluşan resim sergisi, Milli Mücadele Kahramanı Sehlikzade Hasan Efendi Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. 5 ile 35 yaş arasındaki ressamların 75 eseri, ziyaretçilerin büyük beğenisini topladı. Sergide, ünlü ressam Gustav Klimt’in "Öpücük" tablosunu yeniden yorumlayan 15 yaşındaki Deniz Özmen’in çalışması dikkat çekti. Minik sanatçıların Ayasofya Camii ve doğa temalı tabloları da büyük ilgi gördü. Sergilenen 75 eserin marker, kuru boya, karakalem, soft pastel, yağlı boya, yağlı pastel ve akrilik gibi farklı tekniklerle yapıldığı belirtildi. 5 yaşındaki Elif Tauna akrilik boya ile yaptığı manzara resmiyle, Almina Taş ise marker tekniğiyle oluşturduğu portre çalışmasıyla izleyicilerden tam not aldı. 5-6 yaşlarında çok iyi resim yapan çocukların olduğuna değinen Ressam Kübra Bulduklu, "Bunlar binde bir görülse de doğru teknik, doğru malzeme ve aile ilgisiyle her çocuk büyük işler başarabiliyor. Biz bunu ilçemizde başardık. Gençlerimizin kendine güvenini ve sanat sevgisini görmek gurur verici" dedi. Sergiyi ziyaret eden Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı ise, ilçede gençlerin sanat, bilim ve sporla geleceğe emin adımlarla ilerlediğini belirtti. Başkan Atlı,"Bu topraklar sadece bereketli ürünleriyle değil, sanat ve sporla da güçlü bir nesil yetiştiriyor. Şehre iyilik ve güzellik yayacak, sanata değer katan bu sergilerin artmasını diliyoruz. Olumsuzlukları sanatla ve sporla aşacağız" diye konuştu. 5 yaşındaki Almina Taş ise marker boya tekniğiyle yaptığı portreyi çok severek çizdiğini söyledi. Anne Gökse Nil Taş ise kızının resim tutkusunu fark ederek kursa yönlendirdiğini anlattı. 8 yaşındaki Erva Ateşoğlu ise yeteneğini okulda keşfettiğini ve ailesinin desteğiyle başladığı resim yolculuğunda Ayasofya Camii’ni tuvale aktardığını anlattı.
Küçük yeteneklerin, büyük eserleri sergilendi
01 Kasım 2025 Cumartesi - 09:47 Küçük yeteneklerin, büyük eserleri sergilendi Adana’nın Kozan ilçesinde küçük ve genç yeteneklerin ortaya çıkardığı eserlerin yanı sıra ünlü ressamların çalışmalarının da yeniden yorumlanmasıyla hazırlanan resimlerle açılan sergi ziyaretçilerin beğenisini kazandı. Kozan ilçesinde Ressam Kübra Bulduklu ve öğrencilerinin eserlerinden oluşan resim sergisi, Milli Mücadele Kahramanı Sehlikzade Hasan Efendi Müzesi’nde sanatseverlerle buluştu. 5 ile 35 yaş arasındaki ressamların 75 eseri, ziyaretçilerin büyük beğenisini topladı. Sergide, ünlü ressam Gustav Klimt’in "Öpücük" tablosunu yeniden yorumlayan 15 yaşındaki Deniz Özmen’in çalışması dikkat çekti. Minik sanatçıların Ayasofya Camii ve doğa temalı tabloları da büyük ilgi gördü. Sergilenen 75 eserin marker, kuru boya, karakalem, soft pastel, yağlı boya, yağlı pastel ve akrilik gibi farklı tekniklerle yapıldığı belirtildi. 5 yaşındaki Elif Tauna akrilik boya ile yaptığı manzara resmiyle, Almina Taş ise marker tekniğiyle oluşturduğu portre çalışmasıyla izleyicilerden tam not aldı. 5-6 yaşlarında çok iyi resim yapan çocukların olduğuna değinen Ressam Kübra Bulduklu,"Bunlar binde bir görülse de doğru teknik, doğru malzeme ve aile ilgisiyle her çocuk büyük işler başarabiliyor. Biz bunu ilçemizde başardık. Gençlerimizin kendine güvenini ve sanat sevgisini görmek gurur verici" dedi. Sergiyi ziyaret eden Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı ise, ilçede gençlerin sanat, bilim ve sporla geleceğe emin adımlarla ilerlediğini belirtti. Başkan Atlı,"Bu topraklar sadece bereketli ürünleriyle değil, sanat ve sporla da güçlü bir nesil yetiştiriyor. Şehre iyilik ve güzellik yayacak, sanata değer katan bu sergilerin artmasını diliyoruz. Olumsuzlukları sanatla ve sporla aşacağız" diye konuştu. 5 yaşındaki Almina Taş ise marker boya tekniğiyle yaptığı portreyi çok severek çizdiğini söyledi. Anne Gökse Nil Taş ise kızının resim tutkusunu fark ederek kursa yönlendirdiğini anlattı. 8 yaşındaki Erva Ateşoğlu ise yeteneğini okulda keşfettiğini ve ailesinin desteğiyle başladığı resim yolculuğunda Ayasofya Camii’ni tuvale aktardığını anlattı.
Yıldırım Sanat ve Zanaat Merkezi’ni Bakan Göktaş açtı
31 Ekim 2025 Cuma - 19:35 Yıldırım Sanat ve Zanaat Merkezi’ni Bakan Göktaş açtı Yıldırım Belediyesi’nin, ilçeye kazandırdığı Yıldırım Hacıseyfettin Sanat ve Zanaat Merkezi, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katıldığı törenle açıldı. Yıldırım Belediyesi’nin, ilçeye kazandırdığı Yıldırım Hacıseyfettin Sanat ve Zanaat Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın ev sahipliğinde düzenlenen törene; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Bursa milletvekilleri Emine Yavuz Gözgeç, Refik Özen ve Ayhan Salman, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Yıldırım Kaymakamı Metin Esen, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Yıldırım İlçe Başkanı İrfan Akkaya, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, muhtarlar, kursiyerler ve çok sayıda davetli katıldı. Yaklaşık 250 metrekare kapalı alana sahip merkez; atölyeleri, eğitim sınıfları, muhtarlık alanı, sosyal mekanları ve bahçesiyle bölgenin cazibe merkez olacak. Yıldırım Belediyesi Meslek Edindirme Kursları’na (YILMEK) tahsis edilen merkezde; Geleneksel Türk Sanatları’nın yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla Hüsn-i Hat, Çini, Minyatür, Tezhip ve Naht gibi alanlarda eğitimler verilecek. Öte yandan merkezde üretilen eserler, Yıldırım Belediyesi tarafından kurulan satış mağazalarında ve e-ticaret platformlarında satılarak, kursiyerlerin ekonomik açıdan desteklenmeleri sağlanacak. Bursa’nın kadim bir şehir olduğunu hatırlatan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz "Bugün; kökleri asırlara uzanan geleneksel sanatlarımızı yaşatacak kıymetli bir merkezin açılışını gerçekleştiriyoruz. Yalnızca bir eğitim mekânını değil, kültürümüzün istikbalini inşa eden; geçmişin hafızası ile geleceğin hayallerini aynı çatı altında buluşturan Hacıseyfettin Sanat ve Zanaat Merkezi’ni hizmetinize sunuyoruz. Burası; bir okul, bir atölye, bir üretim ve düşünce merkezi" dedi. 9 bin kişiye eğitim Hayat boyu öğrenmeyi desteklemek amacıyla YILMEK çatısı altında önemli işlere imza attıklarını belirten Başkan Oktay Yılmaz, "Bugüne kadar 29 merkezde, 7 alanda verdiğimiz eğitimlerle 9 bin 257 hemşehrimize mesleki beceri kazandırdık. Çünkü biz biliyoruz ki; şehir ancak insanıyla büyür, hemşehrisiyle güçlenir. İnovasyon ve girişimcilik merkezimizde teknik eğitimlerle 3 bin 822 gencimizi geleceğin meslekleriyle buluşturduk. Bilgi, emek ve üretim bir araya geldiğinde bereket ortaya çıkar. Bugün açılışını yaptığımız bu merkez; sanatla, estetikle, gelenekle yoğrulmuş bu vizyonun yeni halkasıdır. Burada hüsn-i hat, çini, minyatür, tezhip ve naht gibi kadim sanatlarımız; sadece korunmayacak, gençlerimizin ellerinde yeniden hayat bulacak ve geleceğe miras olacaktır" diye konuştu. Yıldırım Belediyesi örnek oluyor Kadın’ın hayatın her alanında güçlenmesi gerektiğine vurgu yapan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Biz biliyoruz ki kadının emeği güçtür. Kadının emeğinde alın teri var. Kadının elinde bereket var, azim var, çalışkanlık var, üretkenlik var. Bir kadın ürettiği anda hem kendini mutlu eder hem ailesini mutlu eder hem toplumu eder. Hem bir mahalleyi hem de ülkesini dönüştürür. İşte bu duygu ve düşüncelerle kadın ve aileye yönelik öncü hizmetler gerçekleştiren projeler geliştiren Yıldırım Belediye Başkanımızı ve ekibini kutluyorum" diye konuştu. Yıldırım Belediyesi’nin toplumun her kesimine dokunan hizmetler ürettiğini kaydeden AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, "AK Belediyeciliğin en güzel örneklerine imza atan, Yıldırım ve Yıldırımlılar için adeta gecesini gündüzüne katan Oktay Başkanımıza Bursalılar adına teşekkür ediyorum" dedi. Bursa Valisi Erol Ayyıldız da böyle bir merkezin Bursa’ya kazandırılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Protokol konuşmalarının ardından merkez kurdele kesilerek hizmete açıldı.