KÜLTÜR SANAT
Küresel müzik endüstrisinde yeni dönem 27 Nisan 2026 Pazartesi - 22:15:26 İstanbul’da MESAM, MSG ve MÜ-YAP iş birliğiyle "Türkiye’nin Yeni Yol Haritası" toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüştüğü ve telif haklarının bu dönüşümün en kritik başlıklardan biri haline geldiği vurgulandı. Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM), Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) ve Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (MÜ-YAP) iş birliğiyle düzenlenen "Türkiye’nin Yeni Yol Haritası" başlıklı toplantıya MESAM Başkanı Recep Ergül, MSG Başkanı Ferhat Göçer, MÜ-YAP Başkanı Bülent Seyhan, MÜ-YAP yöneticisi Bülent Forta ve çok sayıda sanatçı katıldı. Programda küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüştüğü ve telif haklarının bu dönüşümün en kritik başlıklardan biri haline geldiği vurgulandı. Toplantıda konuşan MESAM Başkanı Recep Ergül, "Global telif gelirleri açısından baktığımızda çatı kuruluşumuz CISAC, yani Uluslararası Söz Yazarları ve Besteciler Konfederasyonu verilerine göre sadece eser sahipleri itibarıyla 13.97 milyar euro gibi bir telife ulaşılmış 2025 yılı itibarıyla. Bunun yüzde 51,2’sini Avrupa payı olarak düşündüğümüzde biz neresindeyiz? Değerli arkadaşlar özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yayınladığı bir genelgeyle tüm otellerin toplu lisansa tabi tutulması ve herkesin telif bedelini ödüyor olması neticesinde ve bu dijital platformlarla yapılan anlaşmalar neticesinde eser sahipleri meslek birlikleri olarak yani MESAM ve MSG olarak 2025 verileri itibarıyla 2.5 milyar rakamına ulaşıldı. Her iki meslek birliğinin toplam 27 bin 327 üyesi var. Bunu böldüğümüzde belki çok dişe dokunur bir şey çıkmayacaktır ancak 5 yıl önceki yerimiz itibarıyla baktığımızda da epey mesafe katetmiş görünüyoruz" ifadelerini kullandı. MSG Başkanı Ferhat Göçer de, "Beş ana mecramız var aslında bütün mücadelemizi verdiğimiz. Bu beş mecra; başta UMK’lar, yani bildiğiniz aslında restoranlardan tutun da taksilere, otobüslere kadar, berberler, güzellik salonları, restoranlar, kafelere kadar. Türkiye’de yaklaşık 500 bine yakın mekandan bahsediyoruz. Bunlar içinde otobüsleri, taksileri saymıyorum. 500 bin UMK dediğimiz mecra var" dedi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 22:07 Küresel müzik endüstrisinde yeni dönem İstanbul’da MESAM, MSG ve MÜYAP iş birliğiyle "Türkiye’nin Yeni Yol Haritası’ toplantısı gerçekleştirdi. Programda, küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüşmesi ve telif haklarının bu dönüşümünün en kritik başlıklardan biri haline gelmesi vurgulandı. Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği, Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) ve MÜ-YAP iş birliğiyle düzenlenen etkinliğe, MESAM Başkanı Recep Ergül, MSG Başkanı Ferhat Göçer, MÜ-YAP Başkanı Bülent Seyhan, MÜ-YAP yöneticisi Bülent Forta ve çok sayıda sanatçı katıldı. Programda, küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüşmesi ve telif haklarının bu dönüşümünün en kritik başlıklardan biri haline gelmesi vurgulandı. Toplantıda konuşan MESAM Recep Ergül, "Global telif gelirleri açısından baktığımızda çatı kuruluşumuz CISAC yani Uluslararası Söz Yazarları ve Besteciler Konfederasyonu verilerine göre sadece eser sahipleri itibarıyla 13.97 milyar Euro gibi bir telife ulaşılmış 2025 yılı itibarıyla. Bunun yüzde 51,2’sini Avrupa payı olarak düşündüğümüzde biz neresindeyiz? Değerli arkadaşlar özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yayınladığı bir genelgeyle tüm otellerin toplu lisansa tabi tutulması ve herkesin telif bedelini ödüyor olması neticesinde ve bu dijital platformlarla yapılan anlaşmalar neticesinde eser sahipleri meslek birlikleri olarak yani MESAM ve MSG olarak 2025 verileri itibarıyla 2.5 milyar rakamına ulaşıldı. Her iki meslek birliğinin toplam 27.327 üyesi var. Bunu böldüğümüzde belki çok dişe dokunur bir şey çıkmayacaktır ancak 5 yıl önceki yerimiz itibarıyla baktığımızda da epey mesafe kat etmiş görünüyoruz" ifadelerini kullandı. MSG Başkanı Ferhat Göçer de, "5 ana mecramız var aslında bütün mücadelemizi verdiğimiz. Bu beş mecra; başta UMK’lar, yani bildiğiniz aslında restoranlardan tutun da taksilere, otobüslere kadar aklınıza berberler, güzellik salonları, restoranlar, kafelere Türkiye’de yaklaşık 500 bine yakın mekandan bahsediyoruz bunlara otobüsleri, taksileri saymıyorum. 500 bin UMK dediğimiz mecra var" dedi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 19:29 Tarihi ilçe Göynük’te ’sürdürülebilir turizm’ dönemi başlıyor Enerjisa Enerji, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğiyle hayata geçirilen SENTRUM projesinin üçüncü durağı Bolu’nun tarihi ilçesi Göynük oldu. İlçeyi "yeşil destinasyona" dönüştürecek sürdürülebilir ve doğa dostu turizm protokolü için imzalar atıldı. Balıkesir’in Ayvalık ilçesine bağlı Küçükköy ve İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı tarihi Birgi köyünün ardından rotasını Bolu’ya çeviren Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi (SENTRUM) projesi için Göynük’te imza töreni düzenlendi. Çarşamba günü gerçekleştirilen törene Göynük Kaymakamı Talha Battal, Göynük Belediye Başkanı Ali Oral, Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ve çok sayıda davetli katıldı. Turizm dört mevsime yayılacak Atılan imzalarla birlikte tarihi Göynük ilçesinin Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC) kriterlerine uygun bir ’yeşil destinasyona’ dönüştürülmesi hedefleniyor. Çalışmalar kapsamında kamu binalarında enerji etütleri yapılacak, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılacak ve yerel paydaşlara eğitimler verilecek. Kadınlar ve gençlerin istihdamını da destekleyecek projeyle ilçedeki turizm hareketliliğinin belirli dönemlerle sınırlı kalmayıp dört mevsime yayılması planlanıyor. Öte yandan 2025 yılı analizlerine göre projeye yapılan her 1 TL’lik yatırımın bölgeye 2,34 TL sosyal fayda olarak geri döndüğü vurgulandı. "Tecrübemizi Göynük’e taşımanın heyecanını yaşıyoruz" Törende konuşan Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, "‘Daha iyi bir gelecek’ vizyonumuzla enerji dönüşümünü sosyal sorumluluk ve yerel kalkınma ile birleştirmeye devam ediyoruz. SENTRUM projemiz ile Ayvalık Küçükköy ve İzmir Birgi’de elde ettiğimiz somut başarıları ve edindiğimiz tecrübeyi şimdi üçüncü destinasyonumuz olan Göynük’e taşımanın heyecanını yaşıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada bin 500’den fazla katılımcı, 30’dan fazla eğitim ve yüzlerce gönüllüyle büyüyen SENTRUM’un yerelde somut bir dönüşüm modeline dönüştüğünü görüyoruz. Bu birikimi Göynük’e taşıyarak etkimizi daha da büyütmeyi, mevcut kazanımlarımızın üzerine çıkmayı ve yerel paydaşlarla birlikte sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyoruz" dedi. "Daha yeşil ve kapsayıcı bir destinasyon modelini yaygınlaştırmak için çalışıyoruz" UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic ise, "Göynük’te SENTRUM projesinin üçüncü destinasyonunda faaliyetlere başlamaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Güçlü paydaşlık anlayışıyla ulusal kalkınma önceliklerini destekleyen, küresel sürdürülebilir turizm gündemi ve sürdürülebilir kalkınma amaçları ile uyumlu, yerel değerleri merkeze alan daha yeşil ve kapsayıcı bir destinasyon modelini yaygınlaştırmak için çalışıyoruz. Göynük’ün güçlü kültürel kimliği, zengin mirası ve yerel paydaşlar arasındaki yakın iş birliği sayesinde bu ortak yolculuğumuzda sürdürülebilir destinasyon oluşturma alanında ilham verecek bir örnek ortaya koyacağımıza inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 19:08 Makineleşen insan eleştirisi tuvale yansıdı: "Transhüman-izm" Samsun’da açıldı Teknolojinin insanı dönüştüren değil, dönüştürülmüş bir varlığa indirgeyen yönüne dikkat çeken çarpıcı bir sergi Samsun’da sanatseverlerle buluştu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Engin Güney’in "Transhüman-izm" adlı resim sergisi açıldı. Sergi, teknolojinin kendisinden çok, kullanım amacı ve arkasındaki ideolojik yönelimlerin insanı nasıl makineleştirdiğini eleştirel bir bakışla sorguluyor. Kontrolsüz dijitalleşme ve popüler kültürün, insan kimliğini adeta programlanmış bir robota dönüştürdüğüne vurgu yapılan sergide toplam 29 eser yer alıyor. Serginin 10 gün boyunca açık olacağını belirten Doç. Dr. Engin Güney, günümüzdeki teknolojik dönüşümün paradoksal bir noktaya ulaştığını ifade ederek, "Makine insansılaştırılırken insan makineleşiyor. Sanal olan gerçekmiş gibi sunulurken, gerçek olan da giderek sanallaştırılıyor. Doğal olanın tahrip edildiği bu süreçte insan, vicdan ve merhamet gibi öz değerlerinden uzaklaştırılıyor" dedi. "Transhüman-izm" başlığındaki ‘izm’ ifadesinin bilinçli olarak ayrıldığını dile getiren Güney, bu tercihle değişimin ideolojik boyutuna dikkat çekmek istediğini söyledi. Teknolojinin faydalarının yanı sıra bağımlılık üretme ve çıkar odaklı kullanım risklerine de işaret eden Güney, dijital oyunlar, sosyal medya, yapay zeka ve sanal gerçeklik uygulamalarının yanlış kullanımının insan üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Serginin iki bölümden oluştuğunu belirten Güney, ilk bölümde "dijitopik" yaşam modelinin eleştirildiğini, ikinci bölümde ise renk ve doku üzerinden geleceğe dair alternatif bir yaşam önerisi sunduğunu ifade etti. İnsan davranışlarına dair karamsar bir tablo gördüğünü söyleyen Güney, bu tablonun ancak ortak bir bilinçle değiştirilebileceğini vurguladı. Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Galerisi’nde düzenlenen serginin açılışına OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, OMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, OMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Seylan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
Birgi’de umut dolu etkinlik: SENTRUM genç gönüllü buluşması düzenlendi
21 Ekim 2025 Salı - 09:33 Birgi’de umut dolu etkinlik: SENTRUM genç gönüllü buluşması düzenlendi  İzmir'in Ödemiş ilçesine bağlı tarihi Birgi köyü, genç gönüllülerin enerjisiyle sürdürülebilir turizme örnek olacak unutulmaz bir buluşmaya sahne oldu. SENTRUM Projesi kapsamında lise ve üniversitelerden gelen 250'den fazla genç, "Genç Gönüllü Buluşması" ile doğa, kültür ve topluma katkı sağlayan etkinliklerde bir araya geldi.Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün açıkladığı ‘'2022 Dünya'nın En İyi Köyleri'' listesine giren ve sürdürülebilir turizmin önde gelen destinasyonlarından biri olan Birgi'de, Enerjisa Enerji, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğiyle düzenlenen "Genç Gönüllü Buluşması" gençlerin çevre ve topluma değer kattığı faaliyetlere ev sahipliği yaptı. Etkinliğe, Enerjisa Enerji CEO'su Murat Pınar, UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, Ödemiş Kaymakamı Hakan Yavuz Erdoğan, İzmir İl Kültür Turizm Müdürü Sadık Doğruer, Ödemiş Belediye Başkan Yardımcısı M. Cumhur Şener ve Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) Ege Bölge Koordinatörü ve Destinasyon Müdürü Elif Köseoğlu ile çok sayıda genç gönüllü katıldı.Proje kapsamında 16-22 yaş aralığındaki lise ve üniversitelilerden oluşan 250'den fazla genç, Enerjisa gönüllüleri ve Birgi halkı, SENTRUM (Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi) Projesi ev sahipliğinde bir araya gelerek doğaya, tarihe ve topluma değer katacak etkinliklere katıldı. Buluşmada genç gönüllüler; fidan dikimi, çevre temizliği, ihtiyaç sahibi çocuklar için bisiklet yapım atölyesi, okul duvarı ve çocuk parkı boyama gibi etkinliklerle çevresel ve toplumsal katkı sağladı. Tarihi sokaklar ve doğal güzellikler arasında gerçekleşen bu çalışmalar, gençlerin dayanışma ruhunu ve gönüllülük bilincini gözler önüne serdi. Etkinlikler kapsamında yapılan çalışmalar ile sosyal sorumluluk becerilerini geliştiren gençler, projeye dahil olarak hem topluma katkı sağladı hem de Birgi'nin tarihine iz bıraktı.Pınar: "Geleceğin dönüşümü gençlerin elinde şekilleniyor" Genç gönüllü buluşmasında konuşan Enerjisa Enerji CEO'su Murat Pınar, "Enerjisa Enerji olarak ‘Daha İyi Bir Gelecek' vizyonumuzu yalnızca enerji yatırımlarıyla değil, toplumun her kesimine yayılan sürdürülebilirlik projeleriyle güçlendiriyoruz. Bugün de gerçekleştirdiğimiz genç gönüllü buluşmasıyla önemli bir etkinliğe imza attık. Genç gönüllülerimizin kıymetli emekleri ve bitmez tükenmez enerjileriyle Birgi'nin doğasına ve tarihine kattıkları değer, birlikte inşa ettiğimiz en önemli eser oldu. Bu eser sayesinde yalnızca sürdürülebilir bir turizm modeli geliştirmediğimizi, aynı zamanda gönüllülük ruhunu destekleyerek toplumsal faydayı büyüttüğümüzü gördük. SENTRUM Projemiz ile daha önce Ayvalık Küçükköy'de ektiğimiz tohumun, İzmir'in tarihi Birgi köyünde gönüllülerimizin çabalarıyla filizlendiğini görmek büyük bir gurur kaynağımız oldu. Enerjisa Enerji olarak gönüllülerle birlikte attığımız her adımda sadece bugünü değil, geleceğimizi de dönüştürmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki geleceğin dönüşümü gençlerin ellerinde şekilleniyor" dedi.Dragisic: "Gerçek değişim insanlarla başlar, özellikle de amaç odaklı gençlerle" UNDP Türkiye Mukim Temsilci Yardımcısı Miodrag Dragisic, "UNDP olarak biliyoruz ki gerçek değişim insanlarla başlar, özellikle de amaç odaklı gençlerle. Bugün Birgi'de gönüllülerimizin çevreyi koruyan, topluma değer katan ve kültürel mirası sahiplenen çalışmaları, sürdürülebilir turizmin sahada nasıl inşa edildiğini gösterdi. Enerjisa, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TGA ve yerel yönetimler ile yürüttüğümüz SENTRUM Projesi sayesinde Birgi, sürdürülebilir turizm için ilham verici bir örnek haline geliyor" ifadelerini kullandı.Sürdürülebilir Enerji Temelli Turizm Uygulama Merkezi (SENTRUM) hakkında bilgi için: www.sentrum.com.tr Abdurrahman Derici - Sinan Yeniçeri
Profesörle doçent, Yörük kıyafetiyle köy düğünü yaptı
21 Ekim 2025 Salı - 09:33 Profesörle doçent, Yörük kıyafetiyle köy düğünü yaptı Bursa Uludağ Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Durmuş ve Doç. Dr. Gülçin Tezcan, Orhaneli ilçesine bağlı Dağgüney köyünde düzenlenen geleneksel Türkmen düğünüyle hayatlarını birleştirdi. Yüzlerce davetlinin katıldığı düğün, akademik camia ile köy halkını aynı çatı altında buluşturdu. Yörük-Türkmen kültürünün yaşatıldığı düğünde gelin ve damat, geleneksel kıyafetler giydi. Köy meydanına kurulan Yörük çadırında, yerel sanatçı Mehtap Takmalı’nın türküleri eşliğinde kına gecesi düzenlendi. Gelinin ellerine kına yakılırken duygusal anlar yaşandı. Düğün boyunca yöresel gelenekler tek tek uygulandı. Damat tıraşı, köy meydanında davetlilerin tezahüratları eşliğinde yapılırken, gelin alma töreninde ise gelin ata bindirilip davul-zurna eşliğinde köyde gezdirildi. Gelinin beline babası tarafından kırmızı kuşak bağlandı. Yöresel yemeklerin ikram edildiği düğünde, kazanlarda pişen yemekler tüm konuklara sunuldu. Akademik camiadan çok sayıda öğretim üyesi ve bilim insanının katıldığı düğünde, geleneksel kıyafetli akademisyenlerin köy halkıyla birlikte halay çekmesi dikkat çekti. Düğün, bilimle geleneğin uyumunu yansıtan bir kültürel şölen havasında geçti. Çift, köy düğününün ardından Bursa’daki 5 yıldızlı bir otelde ikinci bir düğün daha gerçekleştirdi. Nikah, Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın tarafından kıyıldı. Törene Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, eski bakan Turhan Tayan ile akademik ve siyasi camiadan birçok isim katıldı. Genç çiftin nikah şahitliğini ise yakın arkadaşları ve akademisyen dostları yaptı. İki farklı konsepte sahip düğünleriyle dikkat çeken çift, hem geleneksel kültürü yaşattı hem de modern bir nikah töreniyle mutluluklarını taçlandırdı.
İletişim ve Medya Okuryazarlığı Dersini iletişimin merkezinde işlediler
20 Ekim 2025 Pazartesi - 18:35 İletişim ve Medya Okuryazarlığı Dersini iletişimin merkezinde işlediler Bursa Yıldırım Fatih Sultan Mehmed Ortaokulu öğrencileri, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürlüğünü ziyaret etti. Ziyaret kapsamında, ortaokul 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Müfredatında yer alan "İletişim ve Medya Okuryazarlığı" ünitesi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürü Ali Fuad Gölbaşı tarafından gerçekleştirilen bir sunum ekseninde öğrencilerle birlikte etkileşimli bir ortamda işlendi. Gölbaşı, sunumunda medya okuryazarlığı ana başlığı altında dezenformasyonla mücadele, yapay zekâ, sosyal medya ve sosyal medyanın doğru kullanımı konularına değindi. Sunumun amacının, öğrencilerde dijital farkındalığı artırmak, doğru bilgiye ulaşma yollarını öğretmek, internet ve sosyal medyayı bilinçli kullanma alışkanlığı kazandırmak olduğunu belirten Gölbaşı, "İletişim Başkanlığı olarak dezenformasyona karşı farkındalık ve bilincin gelişmesi için yediden yetmişe toplumun tüm bireylerine ulaşmayı hedefliyoruz. Daha önce lise ve üniversite öğrencileri, genç gazeteci adayları, kamu çalışanları ve kent konseyi gençlik meclisi gibi farklı platformlarda ‘Dezenformasyonla Mücadele Bağlamında Dijital Medya Okuryazarlığı’ eğitimleri ve seminerleri düzenledik. Bugün de ortaokul öğrencilerimizle bu konuları paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz." ifadelerini kullandı. Sunumun son bölümünde CİMER hakkında öğrencilerle bilgi paylaşan Gölbaşı, bu kapsamda yürütülen iş ve işlemlere değindi. Konuşmasında CİMER’in kamu politikalarına yön verdiğine işaret eden Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürü Ali Fuad Gölbaşı sözlerini şöyle sürdürdü: "Vatandaşların taleplerini, önerilerini ve şikâyetlerini doğrudan alarak toplumun nabzını tutan önemli bir iletişim platformu olarak CİMER, kamu yönetimine yalnızca geri bildirim sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda sosyolojik bir veri kaynağı olarak toplumsal eğilimleri, ihtiyaçları ve beklentileri analiz etme imkânı da sunuyor." Gölbaşı ayrıca, okullar ve eğitim kurumlarıyla iş birliklerinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini vurguladı. Fatih Sultan Mehmed Ortaokulu Sosyal Bilgiler Öğretmeni Lokman Aydın, eğitim-öğretim dönemi içerisinde ünite konularına göre kurum ziyaretleri gerçekleştirdiklerini, İletişim ve Medya Okuryazarlığı konulu ilk ünite kapsamında İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürlüğünü ziyaret ettiklerini; bu vesileyle gerçekleştirilen sunum ve paylaşımdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ayrıca İletişim Başkanlığı Bursa Bölge Müdürlüğünde kamu faaliyetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesinin yanı sıra eğitim odaklı farkındalık çalışmalarına mesai harcandığına tanıklık etmekten bir öğretmen olarak gurur duyduğunu belirtti. Program; öğrencilerden gelen soruların cevaplanmasının ardından tüm katılımcılara Dezenformasyonla Mücadele El Kitapçığı ile 50 Soruda CİMER kitapçığının hediye edilmesi, öğrencilerin yazılarından oluşan Çınaraltı Hikâyeleri adlı kitabın takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
"Cam Sehpa" Filmi Sinema Anadolu’da gösterildi
20 Ekim 2025 Pazartesi - 16:04 "Cam Sehpa" Filmi Sinema Anadolu’da gösterildi İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen Filmekimi kapsamında, "Cam Sehpa" filmi Anadolu Üniversitesi Sinema Anadolu’da izleyiciyle buluştu. Film gösteriminin ardından yönetmen Can Evrenol ve filmin reji ekibinin katılımıyla gerçekleştirilen söyleşiye sinemaseverler katılım gösterdi. Yönetmen Evrenol: "Film, gerginlik ve komedinin enteresan bir melezi" Filmin bir İspanyol filminden uyarlandığını ve uyarlama senaryosunun da kendisine ait olduğunu belirten yönetmen Can Evrenol, filmin gerginlik ve komedinin ilginç bir melezi olarak ortaya çıktığını belirtti. Evrenol, eserin, günümüzün karmaşık ve şizofrenik ruh hâlini yansıttığını vurguladı. Yönetmen; filmde yaşanan gerçeklikten kopuşla birlikte devam eden "günlük mutluluğun" bu hissiyatı beslediğini ifade etti. Sanat ile sanatçıyı ayırmayı savunduğunu dile getiren yönetmen, filmin perde arkası ve izleyiciye bıraktığı etkiyle ilgilenmeyi tercih ettiğini, bu yüzden yorumlarda mesafeli durduğunu belirtti. Evrenol bu kapsamda Metin Erksan’ın "Yönetmenin, film hakkında konuşması seyirciye saygısızlıktır" sözünü örnek vererek bu görüşünü destekledi. Oyuncuların, filmin tonunu tam olarak süreçte fark edemediklerini söyleyen Evrenol, kurguda bile bazı anlamları yeniden keşfettiğini anlattı. Evrenol son olarak, genelde daha az tanınan oyuncularla çalışmayı tercih ettiğini, ancak bu filmde ünlü isimlerle başarılı bir iş birliği yakaladıklarını söyledi. Söyleşi, soru-cevap kısmı ile sona erdi.
Ege Üniversitesinin kültür ve sanat etkinlikleri göz doldurdu
20 Ekim 2025 Pazartesi - 15:55 Ege Üniversitesinin kültür ve sanat etkinlikleri göz doldurdu Cumhuriyetin ilanının 102. yıl dönümü, İzmir Valiliği koordinesinde, bir dizi etkinlik ile kutlanmaya başlandı. Programın ilk günü, Konak Atatürk Meydanı’nda Ege Üniversitesi tarafından Hanri Benazus Ege Üniversitesi Koleksiyonu - Cumhuriyet ve Atatürk Fotoğraf Sergisi, Türk Halk Dansları Topluluğu (TÜHAD) Ege Zeybeği Dans Gösterisi ve Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Cumhuriyet Konseri gerçekleştirildi. Ege Üniversitesinin kültür ve sanat etkinlikleri ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördü. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Ege Üniversitesi olarak Cumhuriyetimizin 102. Yılını büyük bir coşkuyla kutluyoruz. Hem Üniversitemiz tarafından düzenlenen Cumhuriyet ve Atatürk Günleri ile hem de İzmir Valiliği koordinesinde yapılan Cumhuriyetimizin 102. Yılı Programı kapsamında bir dizi etkinlik yapıyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesinde, Cumhuriyetimizin 102. yılı etkinlikleri kapsamında İzmir Valiliğimiz tarafından Konak Meydanı’nda düzenlenen etkinliklerde Ege Üniversitesi olarak yer aldık. Konak Meydanında Hanri Benazus Ege Üniversitesi Koleksiyonu - Cumhuriyet ve Atatürk Fotoğraf Sergisinin açılışını yaptık. Türk Halk Dansları Topluluğumuz Ege Zeybeği Dans Gösterisi ve Devlet Türk Musikisi Konservatuvarımızın Cumhuriyet Konseri, vatandaşlarımız tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. 14 Kasım 2025 tarihlerine kadar hem ilimizin farklı noktalarında hem ana kampüsümüzde hem de ilçelerimizdeki yerleşkelerimizde sergiler, paneller, söyleşiler ve kutlamalar yapacağız. Milli Mücadele’nin kahramanlarını anacak, Cumhuriyetimizin kazanımlarını anlatacağız" dedi.
Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş, Vefatının 13. yıl dönümünde türkülerle anıldı
20 Ekim 2025 Pazartesi - 15:38 Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş, Vefatının 13. yıl dönümünde türkülerle anıldı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ev sahipliğinde, Türk halk müziğinin efsanevi ismi, gönüllerde taht kurmuş halk ozanı Neşet Ertaş, vefatının 13. yıl dönümünde özel bir konserle anıldı. 27 Eylül Neşet Ertaş’ın ebedi âleme göç ettiği gün münasebetiyle düzenlenmesi planlanan "Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş’ı Anma Konseri", 25 Eylül 2025’te Türkiye Taşkömürü Kurumu Karadon Müessesesi Kilimli İşletmesi’nde yaşanan elim kazada görevi başında şehit olan maden emekçisi nedeniyle 19 Ekim 2025 Pazar akşamı gerçekleştirildi. Farabi Kampüsü Sezai Karakoç Kültür Merkezinde düzenlenen konsere; Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Kapağan ve eşi Buket Kapağan Hanımefendi, BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ve eşi Seran Özölçer Hanımefendi, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Servet Karasu, Genel Sekreter Prof. Dr. Zehra Safi Öz, il protokolü, senato üyeleri, siyasi parti temsilcileri, akademik ve idari personel, huzurevi sakinleri, öğrenciler ve çok sayıda sanatsever katılarak yoğun ilgi gösterildi. Konserde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu ses sanatçıları Nilgün Kızılcı ve Sıtkı Akın, usta sanatçının unutulmaz türkülerini seslendirerek dinleyicilere duygusal anlar yaşattı. "Yolcu", "Neredesin Sen", "Gönül Dağı", "Bahça Duvarından Aştım", "Kaşların Kara Kara", "Zahidem" ve "Yazımı Kışa Çevirdim" gibi eserlerle salonda Anadolu’nun sesi yankılandı. Konser sonunda açıklamada bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, büyük ustayı rahmet ve minnetle andıklarını belirterek şu sözleri dile getirdi: "Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş’ı, aramızdan ayrılışının 13. yılında sevgi, saygı ve rahmetle yâd ediyoruz. Onun türküleri; sadece bir ezgi değil, Anadolu’nun sesi, milletimizin hafızası, gönüllerimizin tercümanıdır. Vefatından sonra da türküleriyle yaşamaya devam eden bu büyük halk ozanımızı anmak bizler için hem bir vefa borcu hem de kadim geleneğimizin kültürel zenginliğini tüm dünyaya duyurma sorumluluğudur. Bu vesileyle böylesine anlamlı etkinliğe katılan tüm sanatseverlere, bizlere unutulmaz bir gece yaşatılmasında büyük katkı sunan başta Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy olmak üzere kıymetli Kültür ve Turizm Bakanlığı ailesine, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosuna, bugün burada bizlerle olan değerli sanatçılarımıza ve emeği geçen herkese gönülden şükranlarımı sunuyorum." Rektör Prof. Dr. Özölçer ayrıca, 2025 yılının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle "Aile Yılı" ilan edilmesi vesilesiyle Neşet Ertaş’ın eserlerinin bu yıl içerisinde ayrı bir anlam taşıdığına dikkat çekerek şu duyguları ifade etti: "Sazıyla gönüllere dokunan, Anadolu’nun yiğit evladı Neşet Ertaş’ın türküleri; sevdayı, hüznü, hasreti anlatırken en çok da aileyi, birlikteliği, ana-baba sevgisini ve insan olmanın zarafetini işler. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesi vesilesiyle, abdallık geleneğinin en güçlü temsilcilerinden ve UNESCO’nun ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ilan ettiği Neşet Ertaş’ı; üniversitemiz çatısı altında, kıymetli Zonguldaklı hemşehrilerimiz, Huzurevi sakinlerimiz başta olmak üzere, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüzün değerli birimleriyle birlikte anmaktan büyük bir kıvanç duyduk. Bu anlamlı buluşma, sadece büyük bir sanatçıyı anmakla kalmadı; aynı zamanda bizi biz yapan değerleri, aile kavramının kıymetini ve kültürel köklerimizi yeniden hatırlamamıza vesile oldu. Bu vesileyle, Türkülerin Babası Neşet Ertaş’ın aziz hatırası etrafında bir araya gelerek programımıza katılan tüm misafirlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak; sanata, kültüre ve bu değerlerin yaşatılmasına büyük önem veriyor; bu tür anlamlı etkinliklerle kadim kültürel mirasımıza sahip çıkmayı kararlılıkla sürdürüyoruz." Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş’ı Anma Konseri, teşekkür belgeleri ve çiçek takdimi ile günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
Büyükşehirden tarihe sahip çıkan adım: Kültepe’de geleceğe ışık tutuluyor
20 Ekim 2025 Pazartesi - 15:23 Büyükşehirden tarihe sahip çıkan adım: Kültepe’de geleceğe ışık tutuluyor Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle, Kayseri Kent Konseyi üyeleri Kültepe Kaniş-Karum’da yürütülen kazı, müze ve tanıtım projelerini yerinde inceledi. Büyükşehir’in kültürel mirasa sahip çıkan vizyonu, yaklaşık 7 bin yıllık geçmişi geleceğe taşıyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, kadim şehrin binlerce yıllık tarihini gün yüzüne çıkarmaya ve gelecek nesillere aktarmaya yönelik çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Kayseri Kent Konseyi, UNESCO’nun Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Kültepe Kaniş-Karum’da önemli bir gezi ve inceleme programı gerçekleştirdi. Ev sahipliği yaptığı medeniyetlerle Anadolu’nun en önemli arkeolojik merkezlerinden biri olan Kültepe Kaniş-Karum’da devam eden kazı ve müze projelerini yerinde inceleyen heyet, bölgenin tarihi mirasına tanıklık etti. Kent Konseyi üyeleri, Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu’ndan bilgi alırken, modern donanımlarla hazırlanan ve bölgeyi ziyaretçilere tanıtmayı amaçlayan Kültepe Ziyaretçi Merkezi büyük beğeni topladı. Heyet ayrıca, yapımında sona gelinen ve tamamlandığında bölgedeki eserleri sergileyecek olan Kayadan Oyma Kültepe Müzesi’nde de incelemelerde bulundu. Müzenin, Kayseri’nin kültürel turizmine büyük katkı sağlaması bekleniyor. Yaklaşık 6 bin yıllık geçmişe sahip Kültepe’de, Anadolu’nun ilk yazılı belgelerinin bulunduğu höyük alanındaki aralıksız süren kazı çalışmaları hakkında da bilgiler alan heyet, 75 yılı aşkın süredir devam eden kazıların, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle yeni projelerle zenginleştiğine şahit oldular. Gezi kapsamında "Asurlu Tüccarlar Sokağı" projesi de ziyaret edildi. 14 evden oluşan ve dönemin ticaret hayatını canlandıracak şekilde tasarlanan sokakta gelinen son aşama hakkında bilgiler alındı. Proje, ziyaretçilere adeta milattan önceki dönemi deneyimleme fırsatı sunacak. "Bu tip gezilerle şehrimizdeki önemli tarihi ve turistik yerlere dikkat çekmek istiyoruz" Ziyarette konuşan Kayseri Kent Konseyi Başkanı Ahmet Serdar Altuntuğ, Kültepe Kaniş-Karum’un yıllardır kazı çalışması yapıldığı bir alan olduğunu dile getirdi ve yeni kurulan müzenin de insanlar tarafından bilinip, tanınması gerektiğine işaret ederek, Kültepe Kaniş-Karum’un doğru bir şekilde tanınmasını istediklerini belirtti. Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu’ndan bilgi aldıklarını da vurgulayan Altuntuğ, "Bu tip gezileri devam ettirerek, şehrimizdeki önemli tarihi ve turistik yerlere dikkat çekmek istiyoruz. Önümüzdeki dönemde buralar çok daha önemli hale gelecek. Turizmin, kültürel birikimimizin yaşadığı, anlatıldığı alanlar olacak" diyerek, bütün şehrin buraya ilgi göstermesi gerektiğine işaret etti. "Hep birlikte Kültepe’yi gerçekten hak ettiği noktaya taşımamız lazım" Altuntuğ ayrıca Kültepe Kaniş-Karum’un UNESCO’nun Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer aldığını da hatırlatarak, "Kısa zaman içerisinde kalıcı listeye girmesini istiyoruz. Bunun için de ilgili bütün yetkililerin, kanaat önderlerinin, bakanlıklar ve yurt dışı anlamında etkili olabilecek herkesin seferber olmasını istiyoruz. Hep birlikte Kültepe’yi gerçekten hak ettiği noktaya taşımamız lazım. Şu anda Kayseri’deki insanların çoğu farkında değil ama burada inanılmaz bir kültürel miras var ve hocam bunu çok iyi bir şekilde değerlendiriyor. Bunun için buradayız" dedi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla ciddi bir hamle yapıldı Kültepe Kaniş-Karum Höyüğü Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu da Kayseri Kent Konseyi üyesi olarak, Kültepe’yi tanıtmaya çalıştığını belirterek, "Kültepe, bilimsel ölçeklerde kendi yerini almış bilimsel bir yerdir. Özellikle Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla ciddi bir hamle yaptık. Ziyaretçi Merkezi açıldı, Kültepe Müzesi son aşamaya geldi, alanda Tüccarlar Mahallesi çalışması sürüyor" diye konuştu. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın talimatlarıyla yeniden yapılandırılan Kayseri Kent Konseyi, 22 farklı alanda yaklaşık 333 temsilciyle aktif çalışmalarını sürdürüyor. Tarihi mirasın korunması ve tanıtılması amacıyla yapılan bu tür etkinlikler, Kayseri’nin kültürel değerlerinin geleceğe taşınmasında önemli bir rol oynuyor.
Nilüfer’de pancarın öyküsü müzik, ritüel ve lezzetle buluştu
20 Ekim 2025 Pazartesi - 15:20 Nilüfer’de pancarın öyküsü müzik, ritüel ve lezzetle buluştu Nilüfer Belediyesi’nin yeni söyleşi serisi "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" başladı. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı ve Doç. Dr. Erhan Akarçay’ın katıldığı ilk etkinlikte, pancarın tarladan sofraya yolculuğu, kültürel ve sosyolojik boyutlarıyla ele alındı. Nilüfer Belediyesi, yemek, müzik ve kültürü bir araya getiren yeni bir söyleşi serisine başladı. "Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar" adıyla düzenlenen serinin ilk buluşmasında, pancarın tarladan fabrikaya uzanan öyküsü, müzik ve yemek kültürüyle harmanlanan zengin bir anlatımla sunuldu. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırlayıp sunduğu "Pancar Pezik Değil Mi?" başlıklı söyleşide, Doç. Dr. Erhan Akarçay konuk olarak yer aldı. Pancar Deposu’nda gerçekleşen etkinliğe Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de katıldı. Etkinlik boyunca katılımcılar hem pancarla ilgili şarkılar dinledi hem de çeşitli pancar yemeklerini tatma fırsatı buldu. Şeker pancarı, pancar pekmezi, pezik turşusu, pezik turşusu yemeği ve pancar kvassı gibi farklı lezzetler sunulurken, her tadımda farklı bir ezgi ve hikaye paylaşıldı. Yemek ve müziğin kültürel hafızadaki yeri Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, gastroetnomüzikoloji kavramını açıklarken, yemek ve müzik ilişkisine getirdiği yeni bakış açısını anlattı. Varlı, gastronomi uzmanlarının şölen yemeklerinden bahsederken şölenin içeriğine derinlemediğini, etnomüzikologların ise hasat ritüellerinden söz ederken hasatın kendisine odaklanmadığını belirtti. Bir yemeğin, bir ürünün varoluş sürecinde sesin, müziğin ve dansın nasıl iç içe olduğunu göstermek istediklerini belirten Varlı, "Cenaze, düğün gibi ritüellerimizde müzik vardır ama bu genelde unutuluyor. Biz bunları hatırlatmak ve Türkiye’ye özgü anlatılar üzerinden bir veri tabanı oluşturmak istiyoruz" dedi. Varlı, etkinliklerin ilkine, mekanın geçmişine atıfla pancardan başladıklarını, ekim-kasım aylarının da pancar hasadı dönemi olduğunu ekledi. Üretimden kopuşun toplumsal yansımaları Doç. Dr. Erhan Akarçay ise modern kentlerde yaşayan bireylerin üretimden kopuşuna dikkat çekti. Bursa gibi hızla dönüşen kentlerde yaşayanların tarımsal üretim şartlarından ve emek süreçlerinden tamamen uzaklaştığını vurgulayan Akarçay, bunun büyük bir yabancılaşmayı beraberinde getirdiğini söyledi. "Şekerin fiyatı arttığında nihai tüketici olarak hissediyoruz ama şekerin üretim şartlarına, çiftçilerin tarımsal üretim ilişkilerinde nasıl dönüşüm geçirdiklerine dair düşüncelerden uzaklaşmış durumdayız" diyen Akarçay, etkinliğin yapıldığı Pancar Deposu’nun da eskiden üretim ilişkileriyle tanımlanan bir mekandan, kültürel üretime dönüştüğünü belirtti. Şekerin tarihi yolculuğu ve cumhuriyet sanayisi Akarçay, şekerin tarihi süreçte aristokratların erişebildiği değerli bir üründen, günümüzde alt sınıfların kalori ihtiyacını karşılayan temel besin maddesine dönüşümünü anlattı. Türkiye’de şeker pancarından şeker üretiminin Cumhuriyet’in sanayi politikalarıyla yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Akarçay, Alman teknolojisiyle kurulan fabrikaların sadece üretim merkezi değil, okuluyla, hastanesiyle bütün bir yaşam kompleksi oluşturduğunu söyledi. "Eskişehir’de Şeker Mahallesi var. Bu, şeker fabrikasının bir kentin mahallesine adını verebilecek kadar kurumsal kültür ve dayanışma oluşturduğunu gösteriyor" diyen Akarçay, pandemi döneminde kolonya üretimi için şeker fabrikalarının etil alkol sağlamasının, bu tesislerin ne kadar hayati olduğunu kanıtladığını belirtti. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında "üç beyaz" olarak un, şeker ve dokumanın sanayileşme politikalarının temelini oluşturduğunu hatırlatan Akarçay, günümüzde nüfusun yüzde 85’inin kentlerde yaşamasına rağmen tarımın hala ülkenin en önemli meselelerinden biri olduğunu vurguladı. Söyleşinin sonunda katılımcıların da sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Erhan Akarçay’a, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir günün anısına hediye verdi.
NEU PRESS, Dünyanın en büyük kitap fuarı ‘Frankfurter Buchmesse 2025’te yerini aldı
20 Ekim 2025 Pazartesi - 15:05 NEU PRESS, Dünyanın en büyük kitap fuarı ‘Frankfurter Buchmesse 2025’te yerini aldı Necmettin Erbakan Üniversitesi Yayınları (NEU PRESS), dünyanın en büyük ve en prestijli kitap fuarı olan Frankfurter Buchmesse’nin 77. etkinliğinde yer aldı. Bu yıl 100’ü aşkın ülkeden yaklaşık 4 bin yayınevinin katıldığı fuarda NEU PRESS, Türkiye’yi akademik yayıncılık alanında temsil etti. Almanya’nın Frankfurt kentinde gerçekleştirilen etkinliğe, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, NEÜ Yayınlardan Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birekul, NEU PRESS Direktörü Dr. Öğr. Üyesi Fatih Kaleci ve NEU PRESS Direktör Yardımcısı Muammer Köroğlu katıldı. Yayıncılık sektörünün buluşma noktası olarak telif, çeviri ve uluslararası iş birliklerinin geliştirildiği en önemli küresel platformlardan biri olan fuarda, Rektör Prof. Dr. Cem Zorlu ve beraberindeki heyet, fuar boyunca farklı ülkelerden yayınevleri, veritabanı sağlayıcıları, dağıtımcılar ve dijital yayıncılık firmalarıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Bu görüşmelerde akademik görünürlük, veri analitiği ve uluslararası endeksleme alanlarında önemli iş birliklerine imza atıldı. Standı ziyaret eden Türkiye Frankfurt Başkonsolosu N. İlknur Akdevelioğlu, NEU PRESS ekibini tebrik ederek yayınevinin uluslararası yayıncılık alanındaki başarılarının devamını diledi. Dünyanın önde gelen akademik yayıncılık ve veri kuruluşlarıyla yeni iş birlikleri NEU PRESS’in dünyanın en büyük kitap fuarı olan Frankfurter Buchmesse 2025’te yer almasının önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Fatih Kaleci, "NEU PRESS’in fuardaki varlığı, Türkiye’nin akademik yayıncılık alanındaki temsil gücünü artıran ve üniversitenin uluslararası bilimsel etki alanını genişleten önemli bir adım. Bu katılım, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin bilimsel üretim kapasitesini küresel düzeyde tanıtma vizyonuna katkı sağlayacak büyük bir gelişme. NEU PRESS olarak bu yıl Clarivate Analytics (Web of Science), ProQuest, Wiley, Taylor & Francis ve Texas University Press gibi dünyanın önde gelen akademik yayıncılık ve veri kuruluşlarıyla yeni iş birlikleri başlattık. Bu stratejik ortaklıklar, Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin yayınlarının uluslararası görünürlüğünü artıracak ve küresel bilimsel iletişim ağında daha güçlü bir konum edinmemizi sağlayacaktır. Bu önemli süreçte desteklerini esirgemeyen başta Rektörümüz Prof. Dr. Cem Zorlu olmak üzere tüm yöneticilerimize, Kültür ve Turizm Bakanlığımıza ve Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği’ne teşekkür ediyorum" dedi.